Uzaylılar Aramızda mı?

Başlatan SKYWOLF, 05 Ekim 2014, 01:24:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzayda, Dünya dışında yaşam olduğuna inanıyor musunuz?

Uzayda hayat yok!
4 (13.3%)
Var ama bizim kadar zeki olduklarını sanmıyorum
3 (10%)
Kutsal kitaplarda belirtilen varlıklar dışında yoktur
5 (16.7%)
Filmlerdeki gibi dünya dışı zeki yaşam formları olduğuna inanıyorum
14 (46.7%)
Uzaylılar aslında gelecekten gelen insanlar
3 (10%)
Uzaylı dediğiniz şey aslında cinler vb varlıklardan başka bir şey değil!
1 (3.3%)

Toplam Oy Verenler: 30

Uzaylılar varmı yokmu bilinmez ama varsalar ve dünyamıza gelecek kadar teknolojiye erişmiş iseler bu hiçte bizim çıkarımıza olmaz aynı atadan gelen homo sapiensin homo sapiense yaptığını görünce bizden olmayanın bize yapacağını hayal bile edemiyorum bizim tavuğa yaptığımızdan beter ederler bizi.
   
Linkback: Ynt: Uzaylılar Aramızda mı?

Bunda ne çıkarları olabilir ki?

Bir medeniyetin teknolojik gelişmişlik düzeyini, kullanabildiği enerji seviyesine göre ölçen Kardashev ölçeğine göre, insanlık hali hazırda tip 0,7 seviyesindeki bir medeniyettir. Yani henüz kendi gezegenimizin kaynaklarını bile tam ve verimli şekilde kullanamıyoruz. Buradan hareketle kendi galaksisinin tüm enerjisini kullanabilen Tip 3 seviyesindeki bir uygarlığın dünyayı ele geçirip, insanları yiyerek ya da insanlığı yok ederek eline ne geçecektir? Zaten sonsuz evrende sonsuz kaynaklara sahip oldukları için her türlü ihtiyaçları giderebilecek zihinsel ve teknolojik imkanlara sahip olmaları gerekir. Çünkü başka türlü evrene açılamaları mümkün olamayacaktır.

Ben evrenin başıboş bir yer olduğuna kesinlikle ihtimal vermiyorum. Mutlaka bir hiyerarşinin olması gerektiğini düşünüyorum. Bu hiyerarşik sistem içerisinde, negatif motivasyonlu varlık gruplarının ya harekat alanları kısıtlanmıştır ya da doğrudan müdahale etmelerine müsaade edilmemektedir. Aksi türlü dünyada var olabilmek mümkün olamazdı. Halen dünyada yaşayabiliyorsak, bu uzaylıların yokluğuna değil uzaydan gelebilecek tehditlerin bertaraf edildiğine delalettir. Hemen akıllara şöyle bir soru gelebilir; peki dünya korunuyorsa, bir göktaşının çarpmasıyla dinozorların ve hatta dünyadaki canlı popülasyonun % 90' ının yok olmasına niye müsaade edildi? bunun akla yaktın cevaplar elbette verilebilir fakat konuyu uzatmamak için şöyle bağlamış olalım;

Bana göre uzaylılar vardır, hali hazırda dünya operasyonları devam etmektedir, dünyada çeşitli devlet kurumları ile temasa geçmişlerdir ve hatta bireysel olarak değişik insanlarla da temas halindedirler. İnsanlığın yaratıcılarıdır ve dünya gezegeni onların çok özel bir projesinin deney alanıdır. O nedenle evrendeki negatif uzaylı ırkların dünyaya gelip insanları gıda maddesi olarak kullanmalarına kesinlikle izin vermeyeceklerdir. Zaten öyle bir uzaylı ırkının olabileceğine de ihtimal vermiyorum. Çünkü besin ihtiyacını karşılamaktan aciz bir uygarlığın evrende seyahat edebilmesini mümkün görmüyorum.     

Trump, UFO ve uzaylılara ait gizli belgeleri halka açacak


ABD Başkanı Donald Trump, UFO'lar ve olası dünya dışı yaşamla ilgili uzun süredir gizli tutulan devlet belgelerinin kamuoyuna açıklanması için talimat verdi. Karar, uzaylı tartışmalarını tekrar gündeme getirirken aynı zamanda büyük şaşkınlık yarattı.


https://www.milliyet.com.tr/teknoloji/trump-ufo-ve-uzaylilara-ait-gizli-belgeleri-halka-aciyor-7542106

Uzayın milyarlarca sürelik yaşam sürecinde bizim son sadece 50 yıldaki ilerleyişimizi düşündüğümüzde bizden sadece birkaç 10 bin sene önde olabilecek bir medeniyetin olması hiç şaşırtıcı olmazdı. Hele bir de yüzbinlerce yıl önde olursa? Bizim sadece 100 sene içerisinde muhtemelen yapay zeka ile bilimde binlerce kat ileri gidebileceğimiz garanti gibi bir şey.

100 sene sonra neler yapardık? Muhtemelen 100 sene içinde enerjinin kontrolü ile istediğimiz elementi istediğimiz elemente çevirebileceğiz. Bu şu anlama geliyor aslında, her gezegeni yaşanabilir bir hale getirmek mümkün olacak. Yapay zeka ile Mars'tan dünyamıza geldiği bilinen kayalardan yapılan deneylerle hangi kontrollü kimyasal reaksiyonun oksijen üretebildiği bulunmuş durumda. Bunun için milyonlarca deney yapıyor yapay zeka ve sonunda bunu buluyor. Gelecekte ise bu işler çok daha kolay olacak.

Özetle şunu demek istiyorum. Hiç bir gelişmiş uygarlık bir diğerine sadece kaynakları için asla saldırmayacaktır. Bizim gezegenemize gelebilecek kadar teknolojileri gelişmiş ise kaynakları üretme ve enerjiyi kontrol etme anlamında da gelişmiş olacaklardır.

Yapay zeka neden bu kadar önemli? İnsan zekasının hesap yapabilme kapasitesi çok limitli ve ne kadar iyi hesap yapabilirsek yapalım yaratıcılık noktasında bir makine kadar tüm olasılıkları göremiyoruz. Satranç maçlarında hile yapıldığını nasıl anlıyorlar biliyor musunuz? Carslen mesela rakibinin hile yaptığını makine hamlesi olarak görüyor. İnsani olmayan hamleler diyor. Daha dün ChatGPT kuantum teorisi ile ilgili bilinen bir gerçeği çürüttü. Matematiksel modeli inceleyenler bugüne kadar bunun insani bir çözüm olmadığını söylüyorlar. Bilişsel gerçeklerde insan davranışı faktörü çok önemli ve o bazen bizim önümüzdeki en büyük engel oluyor.

Yapay zeka 3 sene içinde bilime çok büyük katkılar sunmaya başlayacak. Önce teorik alanda sonra da uygulamada göreceğiz. Bir motorun yanma odasındaki malzemenin daha dayanıklı olması için gereken bilimsel bilgiyi yapay zeka ile çok hızlı şekilde bulabileceğiz.

İnsanoğlunun önündeki en büyük engel kapitalist sistemdir. Bu aynı zamanda bir kontrol unsuru olarak devam ediyor ama bir yandan da daha hızlı ilerleyememenin önündeki engeldir. Örneğin silikon endüstrisindeki bilimsel ilerleme enerji alanında da olsaydı bugün enerji ile ilgili sorunumuz kalmazdı. Belki warp motorlarını konuşurduk ama kapatalist düzen buna izin vermiyor. Enerjiyi bir kontrol mekanizması olarak kullanıyor.

Bir noktada kapitalist düzen artık oyun kurucu olamayacak. Belli ki o dönem de çok hızlı yaklaşıyor. Dengelerin değiştiği noktaya geliyoruz. Ya tamamını kontrol edecekler yada yok her şey kontrolden çıkacak.

Uzaylılar kısaca varlar ama bize hiçbir ihtiyaçları olduğunu söylenemez. Bizden sadece 1000 sene önde olan bir medeniyetin bizdeki hiçbir şeye ihtiyacı olmayacaktır.

Evrende neden bu kadar yalnızız ben anlatayım size. Aslında uzaylılar çok var ama biz onları onlarda bizi ne duyabilir ne görebilir nede ulaşabilir. En olası ihtimal bizim radyo sinyallerimizi duymalarıdır yada bizim onların radyo sinyallerini duymamızdır. Ama bunada belli bir mesafeden sonra fizik izin vermiyor ürettiğimiz sinyaller evrenin kendi paraziti gürültüsü içinde kayboluyor. Bunun fizik kanunları var gelecektede duyamayacağız teknolojik bir engel değil. Bu durumda şu tablo oluşuyor akıllı canlılar için. Sadece kendi galaksisinde küçücük bir küre içinde eğer şansına bir akıllı canlı radyo sinyali yaydıysa onu görebiliriz. Ama sonra olasılıklar seyreklikler istatistik bunu engelliyor. Akıllı yaşam o kadar seyrek bir şeyki belki on galaksiye bir akıllı canlı zar zor düşüyor olasılık ile. Biz kendi galaksimizde bile bir fanusa hapsolmuşuz dışına ne sinyalimiz ulaşıyor ne dürbünümüz görüyor ne onları biz görüp duyabiliyoruz nede duyabileceğiz. Evrenin normal akılllı canlı saçılımı bizim için düzgün işlemiş etrafımızda başka akıllı canlı göremiyoruz. Kainatın başka yerlerinde illaki başka yıldızdan gelen tv yayınını gören ama oraya henüz gidememiş akıllı canlılar vardır ama biz o kadar mucize yaşamadık normal istatistiğe uyduk.

Örnek vereceğiz size dünya kainat olsun yani büyük patlama ile oluşan genişleyen kainat. Akıllı canlıların bir birine uzaklığı yaklaşık 10 km olsun istatistik olarak. Bunların fiziğin izin verdiği radyo sinyali ulaşma mesafesi ise bir karış filandır mesela. Şansın varsa 10 km uzakta bir uzaylı medeniyet var ama telsizin bir karışa gidebiliyor ona nasıl sinyal ulaştıracaksın. Onunki de sana 1 karış ulaşabiliyor.  Uzayda gemiyle yol alarak gitme imkanları ise fiziğin sınırları içinde 2 mm filandır oda 2 mm mesafeye 100 yılda gidilebiliyordur mesela. Ölçekleri böyle hayal edin aslında kainat akıllı canlı dolu ama ne iletişim ne ulaşım ne dürbün hiç bir yolu yok bir birinden haberdar olmanın istatistik olarak. Ama kainatta çok şanslı medeniyetler var yan yana bir yıldız ötede bir birlerini duyuyorlar. Biz o kadar mucize yaşamadık normal halde bir gezegeniz. İlginiz yok ölçekleri algılayamıyorsunuz bu yüzden uzaylı gelir sanıyorsunuz fizik her yerde aynı fizik varlar ama gelemezler asla ve bizden haberdarda olamazlar bizde olamayacağız.
Rusya Ukrayna savaşının çözümü bağımsız Kırım devletidir.

Bilim dünyasında tartışma yaratan iddia: Uzaylılar mesaj gönderiyor ama biz duymuyoruz! Onlarca yıllık arayışta büyük hata mı var?



Bilim insanları yıllardır uzaydan gelebilecek olası mesajların peşinde. Ancak yeni bir araştırma, bu arayışta temel bir hataya düşülmüş olabileceğini öne sürüyor. Uzaylılardan gönderilen sinyaller aslında var ama fark edilmiyor olabilir. Peki ama nasıl? İşte detaylar...

Dünya dışı yaşam arayışında yıllardır gökyüzüne çevrilen teleskoplar, belki de en kritik ayrıntılardan birini gözden kaçırıyor olabilir. Yeni bir araştırmaya göre, uzaylı medeniyetlerden gelebilecek radyo sinyalleri aslında yola çıktıkları anda bozuluyor ve bu yüzden bugüne kadar kullanılan arama yöntemleri tarafından fark edilmiyor olabilir.

Bugüne kadar yürütülen birçok çalışmada, yapay kaynaklı olabileceği düşünülen son derece dar ve keskin radyo frekans sıçramaları hedef alındı. Çünkü bu tür sinyallerin doğal kozmik süreçlerle oluşma ihtimali düşük görülüyor.

Ancak araştırmacılar, bu yaklaşımın önemli bir sınırlaması olabileceğini söylüyor. Buna göre, bir uygarlık kusursuz derecede dar bir radyo sinyali üretse bile, bu sinyal kendi yıldızının çevresinden geçerken bozulabiliyor. Böylece dünyaya ulaştığında artık aranan 'ince çizgi' görünümünde olmuyor.

SETI Enstitüsü'nden astronom Dr. Vishal Gajjar liderliğindeki ekip, bunun teknolojik iz arayışlarında gözden kaçan büyük bir sorun olabileceğini belirtiyor. Araştırmacılara göre sinyal, kaynağından çıktıktan hemen sonra yıldız çevresindeki türbülanslı plazma nedeniyle frekans olarak yayılıyor, başka bir deyişle bulanıklaşıyor. Bu da mevcut dedektörlerin, aslında var olan bir sinyali eşik değerin altında kaldığı için kaçırmasına yol açabiliyor.

YILDIZ ÇEVRESİ ETKİSİ
Araştırma kapsamında ekip, önce kendi Güneş Sistemi'ndeki uzay araçlarından gelen radyo iletimlerini inceledi. Sondalardan alınan ölçümler kullanılarak yıldızların, özellikle de Güneş benzeri sistemlerin saldığı plazmanın radyo sinyallerini nasıl etkilediği hesaplandı. Daha sonra bu veriler, farklı yıldız ortamlarında olabilecek bozulmaları modellemek için kullanıldı.

Sonuçlara göre özellikle Samanyolu'ndaki yıldızların yaklaşık yüzde 75'ini oluşturan M-cüce yıldızlar, sinyal bozulması açısından en riskli grubu oluşturuyor. Bu yıldızların çevresindeki hareketli ve yoğun uzay havası, olası yapay sinyalleri daha fazla yayarak tespit edilmelerini zorlaştırabiliyor.

Araştırmacılar, bu nedenle bugüne kadarki 'büyük sessizlik' tablosunun, mutlaka uzaylı uygarlıkların yokluğu anlamına gelmeyebileceğini savunuyor. Sorunun bir kısmı, gönderildiği varsayılan sinyalle Dünya'ya ulaşan gerçek sinyal arasındaki farktan kaynaklanıyor olabilir. Yani mesele sadece "kimse yayın yapmıyor" olmayabilir; "biz yanlış biçimde arıyor olabiliriz" ihtimali de masada.


ARAMA YÖNTEMİ DEĞİŞEBİLİR
Araştırmaya göre bundan sonra yapılacak teknolojik iz taramalarında, yalnızca çok dar radyo sinyallerine odaklanmak yeterli olmayabilir. Daha genişlemiş, bozulmuş ya da şekil değiştirmiş sinyalleri de hesaba katan yeni analiz yöntemleri geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Böylece bugün doğal gürültü gibi görülen bazı verilerin, aslında yapay bir kaynağa ait olup olmadığı yeniden değerlendirilebilecek.

Çalışma, dünya dışı yaşam ihtimali konusunda da ilgiyi yeniden artırmış durumda. Bilim insanları uzun süredir yaşama en uygun adayların, uzak yıldızların çevresinde dönen dünya benzeri gezegenler olduğunu düşünüyor.

Bunlar arasında TRAPPIST-1e ve K2-18b gibi isimler öne çıkıyor. Özellikle yıldızına uygun uzaklıkta bulunan, yani ne çok sıcak ne de çok soğuk olan "Goldilocks" bölgesindeki gezegenler, yaşam ihtimali açısından en güçlü adaylar arasında gösteriliyor.


Öte yandan bazı uzmanlar, evrende yaşam olma ihtimalinin yüksek olduğunu ancak bunun Dünya'nın şimdiye kadar ziyaret edildiği anlamına gelmediğini söylüyor. NASA'da uzun yıllar görev yapan Dr. Gentry Lee de başka dünyalarda yaşam bulunacağına inandığını, ancak bugüne kadar Dünya'ya uzaylı ya da uzaylı makinesi indiğini gösteren bir kanıt olmadığını belirtiyor.


Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Uzay gerçekten sessiz mi, yoksa biz yanlış frekansa mı kulak veriyoruz? Bu yeni çalışma, onlarca yıldır süren arayışta belki de en önemli düzeltmenin, gökyüzünü değil yöntemlerimizi yeniden gözden geçirmek olduğunu ortaya koyuyor.


Daily Mail'in "Aliens may have been trying to contact us for DECADES, scientists claim - as they warn we've been 'looking for the wrong thing'" başlıklı haberinden derlenmiştir.

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-bilim-dunyasinda-tartisma-yaratan-iddia-uzaylilar-mesaj-gonderiyor-ama-biz-duymuyoruz-onlarca-yillik-arayista-buyuk-hata-mi-var-43125271/1
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! ADALETİN OLMADIĞI YER YIKILMAYA MAHKUMDUR! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Aslında şu ana kadar aranan tipte bir radyo sinyali bile, bu sinyalin akıllı bir uygarlık tarafından gönderildiğini bence kanıtlamaz. Doğa öyle akıl almaz şeyler yapıyor ki, aranan tipte bir sinyal bile hiç akla hayale gelmeyen bir doğa olayıyla oluşup buralara kadar ulaşabilir. Öyle ki Gabon'da, doğal yollarla uranyum fisyonunun gerçekleştiği bir doğal nükleer reaktör oluşmuştur. Ne U-238 içindeki U-235'i ayrıştırma ne de U-235'in çekirdeğine yavaşlatılmış nötron bombardımanı gibi süreçler söz konusudur. Tüm bu bilimsel süreçler, bir uranyum yatağında kendiliğinden gerçekleşmiştir. Radyo sinyali neden oluşmasın?


Paylaş whatsappPaylaş facebookPaylaş linkedinPaylaş twitterPaylaş myspacePaylaş redditPaylaş diggPaylaş stumblePaylaş technoratiPaylaş delicious
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren defenceturk.com sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.Knın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.Replikacep.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim sayfamızdan bize bildirdikten en geç 3 (üç) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.
Footer menü
Hakkımızda
Bize Ulaşın
Biz Kimiz
Hizmetlerimiz
mekan bizim almanya chat sohbet cinsel chat sohbet mobil sohbet dini chat