live draw macau

slot777

slot gacor

slot777

slot777

slot777

slot gacor

slot deposit 5000

slot777

linkgacor

slot88

slot gacor

slot deposit 5000

slot depo 5k

slot gacor

slot resmi

slot rtp

slot88

slot777

slot1000

slot

slot777

slot777

iblbet

iblbet

slot777

slot1000

polototo

slot

 
avatar_putty

ZENGZUR KORİDORU HAKKINDA GELİŞMELER

Başlatan putty, 06 Eylül 2024, 20:49:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayın Mehmet05,
Herkesin dilediği gibi yaşantısını sürdürmesi konusuna katılıyorum. Sonuçta Azerbaycan bağımsız bir ülke. Dilediği gibi hareket eder ve ediyor da. Lakin bazen yaptıkları küçük kardeşin yaptığı şımarıklıklara benziyor. Atarı, gideri bize yapıyor. Lider Aliyev'in mesajı da bu yönde. Evet, Karabağ tam bir zafer ve onlara analarının ak sütü gibi helal. Bizler de onlarla gurur duyduk. Ama Türkiye'nin kesin siyasi duruşu olmasa acaba bu zaferi ne derece elde edebilirlerdi. Uzun yıllar orduları bizim eğitimimizden geçti. Başlarındaki Genelkurmay başkanına kalsalardı bu savaşa ya giremezlerdi, yahut çok büyük zarara uğrarlardı. Üstelik özellikle Fransa gibi ülkeler Ermenistan'dan yana daha net duruş gösterirler, daha fazla yardım ederlerdi.
Önceki yazıda da belirttim, Aliyev Başkanın mesajının ilk bölümü haklı. Ama sonrası en hafif tabirle ayıp. Daha önce de benzeri davranışları oldu. Azıcık farklı düşünsek hemen böyle sert tavırlar alıyor, herşey kendi istedikleri doğrultusunda olsun istiyorlar.
Aslında denecek şey basit. Kardeş, canın nasıl istiyorsa öyle olsun, deyip hayatta başarılar dilemek gerekiyor. Ama kardeş sonuçta, sineye çekmek gerekiyor. Keşke arka kapılarda görüşüp de iş bu noktaya gelmeseydi.
Linkback: Ynt: ZENGZUR KORİDORU HAKKINDA GELİŞMELER

#21
Sayın Şahin,  genel olarak size hak veriyorum. Ancak, yine de, karşımızdakilerin tepkisine sebep verebilecek nitelikte  biz ne yapmış olabiliriz sorusunu da sormak gerekebiliyor. Hamas gibi konularda sosyal medyada Azerbaycan'a, çoğu zaman orantısız ve yersiz yüklenildiğini, asıl olarak da bu eleştirilerin milli çıkarlarımızı boş verir, geriye koyar nitelikte olduğunu düşünüyorum. Bizim için genel kültür ve geçmişten gelen alışkanlıklarımızda, bu demokratik hak olarak da değerlendirilebilir. Ancak Azerbaycan kültüründe demokratik eleştiri hakkı bu derecede gelişmiş değil. Kaldı ki ABD'nin İsrail'i eleştirenlere vize vermeme kararına bakıldığında, ABD'nin çıkarını gördüğü noktada demokrasiyi nasıl askıya aldığını da görüyoruz. Bu bakımdan Azerbaycan'a yapılan bazı eleştiriler demokratik hak olarak görülebilse de, milli çıkarları ve en önemli müttefiklerimizden, kardeşimizi öteliyebilecek eleştirileri de yerinde göremiyorum.

Mısır ve Suudiler biz Hamas saldırısını daha önceden haber verdik diye açıklamalar yapıyor. Saldırı günü, Hamas saldırısı yolu üzerinde düzenlenen, barış konseri dolayısıyla, İsrailli barış aktivistlerinin bu saldırının hedefi olmasının ötesinde, sağ kalan birçok aktivistin de İsrail komuta kademesinin emri ile "Hannibal Protokolü" gereği öldürülmesi, İsrailli faşistlerin nefret ettikleri bir gurubun bu arada katlinin sağlanması, sonrasında İran'a uzanan acele, ABD'ye zorla yaptırılan  operasyonlar ve Türkiye'ye size de sıra gelecek açıklamaları, devam eden ABD ambargoları, işin içinde işler ve çoklu tarafların hesaplarının olduğunu ortaya koyuyor.

İstihbarat örgütlerinin proaktif, etki ve tepkileri yönlendirdikleri veya fırsat olarak gördükleri günümüz dünyasında, devletler dahil herkes ne yaptığını, yapılanların sonuçlarının neler olabileceğini ve  kimlere hizmet etmiş olabileceğini, üç beş değil, on kere düşünmelidir. Bu sebeplerle de sosyo-politik alanlarda, öyle çok çok iddialı olmanın da anlamı yok, özellikle bireysel boyutta. Dolayısıyla benim görebildiğim kadarıyla bu konudaki resim algım bu şekilde.       

Hamas, İsrail, ABD ve İran arası olaylar ile bunun sonuçları arasında Azerbaycan'la elbette belli noktalarda bağ olabilir. Lakin özellikle İsrail-Azerbaycan münasebetlerine Türkiye'nin resmi düzeyde bir eleştirisini görmedim. Türkiye'nin bu konulardaki tutumunun Azerbaycan'a bir zararı mı var ki acaba? Niye bu kadar celallendiler?
Eğer İran'a kurulan baskı ve Türkiye'nin bunu belli noktada tutabilmesinden rahatsız oldular ise bunu da çok anlayamam. Konu İran'ın bölünmesi ise bu, çok ince çalışılması, önü ardı iyice incelenmesi ve sonuçları tetkik edilmesi gereken bir konudur. Detaylı ayrı konu.

Alıntı yapılan: sahin1 - 04 Ekim 2026, 16:12:52Hamas, İsrail, ABD ve İran arası olaylar ile bunun sonuçları arasında Azerbaycan'la elbette belli noktalarda bağ olabilir. Lakin özellikle İsrail-Azerbaycan münasebetlerine Türkiye'nin resmi düzeyde bir eleştirisini görmedim. Türkiye'nin bu konulardaki tutumunun Azerbaycan'a bir zararı mı var ki acaba? Niye bu kadar celallendiler?
Eğer İran'a kurulan baskı ve Türkiye'nin bunu belli noktada tutabilmesinden rahatsız oldular ise bunu da çok anlayamam. Konu İran'ın bölünmesi ise bu, çok ince çalışılması, önü ardı iyice incelenmesi ve sonuçları tetkik edilmesi gereken bir konudur. Detaylı ayrı konu.

  Ayrıca eleştirebiliriz de uyarabiliriz de. Karnımızı ardına kadar açıyoruz, bildiğimizi, sahip olduğumuzu esirgemiyoruz. Madem kardeş diyorsun, o zaman bir zahmet ''Türkiye'yi sıraya aldık'' diyene bir tavrın olsun, yahu göstermelik de olsa olsun yani! Putin sana yürüdüğü zaman kim yumuşattı arayı? Beyannameyi İsrail ile mi imzaladın? gövdemizi koyduk rest çektik daha ne yapalım yani, fazlası olsa onu da yaparız. Para geliyor diye mi yaptık bütün bunları? Bunları söyleyince Türkiye böbürleniyor, başa kakıyor oluyor sonra. İçeriye konuştu diyen var, Türkiye'yi dünya önünde bozmak senin kamuoyunda prim yapıyorsa zaten, vah ki ne vah...

Dünyaya nereden baktığınla ve neyi öncelediğinle çok ilgili sorular ve sonuçlar.

Mesela Seküler Bir Türk milliyetçisi bile coğrafik olarak Misak-ı milli'yi bir hedef olarak görebiliyor. Ancak bir gün gerçekleşse içinde yaşayan ve Türk olmayan 20 milyon insan ile ne yapacağına dair bir fikri yok. Üniter bir Ulus devlet ile çözerim sanır veya düşünmez.

Mesela islamcı Bir Türk(!) ; müslümanlığı bir devlette ortak vatandaşlık olarak yeterli görür ve milliyetçiliği, etnisiteyi reddeder; ama hem arap yarımadasındaki hem mısırdaki hem de İrandaki Türk düşmanlığını kafaya takmaz. Hepimiz kardeşiz sanır. Onları da öyle sanır ve hep onlara yanaşır yamanır. Arkasından gülüp köle/memlük derler farkına bile varmaz.

Bunların komünist, sosyal demokrat veya faşist türevleri de vardır elbet.

Bir de kendini farklı görüp Tüm Türk dünyasına tepeden abi rolü ile bakanlar var. Halbu ki yanına gelse kaba saba diye küçümser, konuşsa lehçesini anlamaz, kültürünü bilmez. Öğreten adam gibi dolanır. Aslında karşındaki senden hem farklıdır , hem de denktir.

Her konuda denge çok önemli, gönül bağı çok önemli, hukuk çok önemli, empati çok önemli, liyakat çok önemli. Saygı çok önemli. 

Bu adamların 30-35 milyon güney azerbaycanlının yaşadığı iran ve ideolojisi ile var oluşsal sorunları var. İsrail ve amerika onlar için doğal müttefik. Biz ise israil ile olan son 20 yıldır artan husumetimiz ile bazen karşı tarafta kalıyoruz.

Konuyu bilip saygı duymak ve dış telkinlere girmemek lazım. Sosyal medyada azerbaycana söylenenlerin hesaplarına bakınca hangi mahalleden oldukları ise aşikar.
 


Farklı düşünmüyoruz. Sokaktaki vatandaş işin detayını, önemini pek bilmez, umurunda değildir. Siyasi düşüncesine göre kafasında bir dünya kurar. Bu sadece bizde böyle değildir. Dünyanın hemen her yerinde de böyledir. ABD'de bile bizden çok cahil, dünyayı tanımayan insanlar vardır. Devlet işte bu noktada vardır. Ülkenin geleceğini düşünecek, kılık kırk yaracak, geleceğe yönelik politikalar belirleyecektir. bizim devlet mekanizmalarımız da boş değildir. Özellikle hariciyemiz hiç de fena değildir (bugünkü konjonktürde bile). Çok güzel arşivlerimiz vardır. Devlet kurumları bir işe girişecekse önce bu arşivlere bir el atılır, sonra gerekli adımlar atılır.

Gelelim İran'ın geleceği konusuna. Azerbaycan'ın ve hatta ülkemizdeki belli çevreler de bu konuda belli beklentiler içerisinde olabilir. Benim naçizane kanaatim, bu konuda rutin tedbirlerin de ötesinde tedbirli olunması yönündedir. Bir kere İran Azerbaycan'ı bambaşka bir dünyadır. Adları bile aynı deyip hareket etmek telafisi imkansız sonuçlara yol açabilir. Bir kere, olur da İran Azerbaycan'ı yakın gelecekte bağımsız olursa kim kimi hazmedecek? Azerbaycan mı İran Azerbaycan'ını mı? Yoksa tersi mi? Aliyev yönetimi varlığını koruyabilecek mi? Daha böyle pek çok soru var cevaplanması gereken. Dediğim gibi, elbette öyle bir noktaya gelinirse şimdiden böyle bir durumda işin nasıl yönetileceği düşünülebilir. Ama bu işin şakası yok. Bi bu işe bir el atalım dersek iş çığırından çıkabilir. Kanaatimce, Azerbaycan tek başına böyle bir işe girerse de bu şartlarda bundan zararlı çıkar.

Biz hele kendi işlerimize bir öncelik verelim. Ekonomimizi bir doğrultalım. Savunma sanayiinde bir yerlere gelelim. Sonra niyetimiz ciddiyse İran'a gelene kadar daha çok sıra var. O biraz bekleyebilir.

Öncelikle İran'daki Türkler kendilerini Türk olarak benimsiyorlar, doğru olanı da o şekildedir. Azerbaycan Türkü veya Azeri değil. Pezeşkiyan başta olmak üzere İran'ın yaklaşık 30 milyon halkı kendilerini Türk olarak tanıtıyorlar ve Türkçe konuşuyorlar. Ben de Türküm ve konuştuğun ana dilim Türkçedir. Türklük Anadolu'da yaşayan halkın tekelinde değildir ve İstanbul Türkçesi ile sınırlı değildir. 2000 sene önce gömülen Göktürklerin kemikleri ile benim DNA testi yapılsın kimin daha fazla Türk olduğu ortaya çıkar. Demek istediğim ben senden daha fazla Türküm demek değildir.

İran'daki 30 milyonluk Şii Türkleri kendileri kurduğu İran devletinden vazgeçecekler, ayrılacaklar ve 10 milyonluk babadan oğula geçen monarşi/otoriter Azerbaycan'da azınlık Nahçivanlı Sunni Aliyev hanedanına boyun eğecekler öyle mi. Çoğunluğu Hanefi Sunnilerden oluşan Türkiye'nin halkı kendi devletinden vazgeçecek ve İran'daki Şii Türklerin kontrolüne boyun eğecek mi, böyle bir saçmalık olabilir mi. İran'daki Türkler Azerbaycan'ı ayrılıkçı bölge sıfatında görüyorlar, başındaki yönetim monarşist Sunni rejimdir onların gözünde.

Ben bazı gelişmeleri kaçırdım galiba. Azerbaycan'ın herhangi bir tasarrufu hakkında Türkiye'den resmi bir açıklama mı yapıldı? Daha açık sorayım: Türk hükümetinden, Bakü'nün iç işleriyle veya aldığı bir kararla ilgili resmi olarak yorum yapan herhangi bir yetkili oldu mu? Olduysa kim, ne söyledi? Çünkü burada yazılanlara bakınca böyle bir açıklama yapılmış gibi anlaşılıyor ama ben hiçbir yerde görmedim.

Eğer ortada böyle bir resmi açıklama yoksa, İlham Aliyev neden sosyal medyada yorum yapan bir avuç insanın sözlerine cevap verme ihtiyacı hissediyor? Bir devlet başkanının, sosyal medyadaki birkaç kişinin yorumunu devletler arası bir mesele gibi ele almasının sebebi ne ola ki?

Bizim Cumhurbaşkanının "Karabağ'ı aldığımız gibi İsrail'e de gireriz" açıklamasından beri zaten arada bir soğukluk var. Söyledikleri bulunduğu makama yakışan sözler değildi ama artık kendisini ve üslubunu yeterince tanıyoruz. Sadece Karabağ meselesi değil, Tarık bin Ziyad'ın İber'e çıkması mevzu bahis edilse, orada da benzer şekilde "Nasıl ki orada gemileri yaktıysak, şimdi de yakarız" gibi sözler söyler. Amacım yaptığı gereksiz açıklamayı savunmak değil ama o kadar da büyütülecek bir mesele değildi. Sonuçta bir kere söylendi ve daha fazla tekrar edilmedi.

Bana göre burada asıl mesele söylenen sözlerin kendisinden ziyade, Azerbaycan'ın Türkiye-İsrail arasındaki bu gerilimde nerede durduğunu göstermek. Yani Aliyev, Türk-İsrail soğuk savaşında konumunu belirliyor gibi.

Bir de Bakü, bu şekil başörtüsü sorunu yaratırsa İran Türklüğü üzerindeki ağırlığı azalır. Eğer ajandalarının bir tarafında İran Türkleri ile alakalı bazı şeyler varsa bu örtü işlerine hiç girmemeleri lazım.

Sayın Marmara, ana hatlarıyla aynı fikirdeyiz. Kastınız bana ise benim böyle bir iddiam yok. Ola ki İran Azerbaycan'ı bağımsızlığını alırsa ve mevcut Azerbaycan'la birleşme kararı alırlarsa (her iki devletin rızası ile) bunun ilk sonucu Aliyev yönetiminin gidişi olur. Aliyev akıllı adamdır, babasının oğludur. Bunu illa ki bilir.

Gelelim önceki yazımın devamına. Dünyada meydana gelen gelişmelerin bir kısmı bize bağlı değil. Kuzeyde devam edegelen Rus-Ukrayna savaşı, ABD ve İsrail ikilisinin İran'a saldırıları bilhassa bizi derinden etkiliyor. Yani demem o ki, bizim kendi içimizi düzene sokmamız yetmiyor. Öyle bir coğrafyadayız ki sürekli dinç ve hazır olmamız gerekiyor.

Sonuçta bize zaman lazım. Sonrasına Allah kerim.


Paylaş whatsappPaylaş facebookPaylaş linkedinPaylaş twitterPaylaş myspacePaylaş redditPaylaş diggPaylaş stumblePaylaş technoratiPaylaş delicious
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren defenceturk.com sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.Knın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.Replikacep.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim sayfamızdan bize bildirdikten en geç 3 (üç) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.
Footer menü
Hakkımızda
Bize Ulaşın
Biz Kimiz
Hizmetlerimiz