Gönderen Konu: Türk - Yunan İlişkileri  (Okunma sayısı 252121 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı aliarslan

  • YASAKLI
  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 300
  • 0
  • unutulanlar unatanları,asla unutmaz.
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #90 : 30 Haziran 2010, 23:42:42 »
Arap yağı bol bulunca k.çına sürer demiş Atalar ama bunlarda yağ da yok :D

Çevrimdışı darkranger

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 102
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #91 : 01 Temmuz 2010, 19:11:22 »
bi tanesini düşürsek ne yaparlar acaba :D

Çevrimdışı skywalker

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 78
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #92 : 01 Temmuz 2010, 20:48:02 »
Adamlara kıllığına hergün 8-9 uçak kaldırıp egede dolaştıracaksın bakalım kaldırabiliyolar mı uçak.

Çevrimdışı MilliyetciVatandas

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 24
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #93 : 01 Temmuz 2010, 21:10:07 »
Tomatese, Bibere karsi Araplardan mazot alip yine kaldirirlar, korkmayin siz.  ;D ;D ;D ;D

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 42982
  • 508
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #94 : 01 Temmuz 2010, 21:15:41 »
Mazotla çalışmaz o uçaklar. Askeri konular güvenlik nedeniyle önceliklidir. Her zaman önleme görevi yaparlar.
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! ADALETİN OLMADIĞI YER YIKILMAYA MAHKUMDUR! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı MilliyetciVatandas

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 24
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #95 : 01 Temmuz 2010, 22:07:59 »
Bende biliyorum mazotla calismadigini, lafin gelisi olarak dedim Kerosinmi deseydim. :D

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 42982
  • 508
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #96 : 18 Temmuz 2010, 14:54:34 »
Bıktım bu Kardak'tan

Fatih Altaylı yazdı
18 Temmuz 2010 Pazar, 12:10:04

ERTUĞRUL Özkök, yargılanan subaylarımızdan yola çıkarak Kardak krizi günlerini yazınca sizlerden çokça mesaj geldi. “Asıl sen oradaydın. Sen yaz” diye.

14 senelik bir konuyu, üstelik de konuşmaktan, anlatmaktan bıktığım bir konuyu bir kez daha ve inşallah son kez yazayım. Yazayım da, belki birileri ibret alır.

Hürriyet Gazetesi yazı işlerinde bir sabah toplantısı.

Masa kalabalık. Başta Özkök oturuyor. Yanında Fikret Ercan, Tufan Türenç. Tam kadro herkes orada. Tabii o zamanki adıyla Hürriyet Haber Ajansı GenelMüdürü Uğur Cebeci de.

Uğur gündemi anlatırken bir Yunan televizyonunun Kardak kayalıkları denilen ve Türkiye’ye ait olduğu iddia edilen bir yere Yunan bayrağı diktiğini anlattı.

Bunun üzerine yazı işlerinde Uğur Cebeci’ye takılmaya başladık. “Bak Yunan gazetecilere. Adamlar ülkelerine toprak katıyor. Sen boş otur. Bir yere bayrak diktiğin mi var” gibi takılmalar.

Tabii Kardak’a Yunan bayrağı çekildiği haberini gazetede kullandık.

Ertesi gün yine aynı toplantı odası.

Uğur Cebeci odaya büyük bir çalımla girdi ve toplantı masasına bir grup fotoğraf fırlattı. “Alın işte size gazetecilik” diye.

Bizim takılmalarımız üzerine Uğur, yememiş içmemiş İzmir Bürosu’ndan Cesur Sert’i bir helikoptere koymuş ve Kardak kayalıklarına yollamış. Cesur da inmiş, Yunan bayrağını indirmiş, yerine Türk bayrağını dikmiş.

Güldük geçtik.

SAVAŞ ÇIKAR, YAPMAYALIM

Öğleden sonra gazeteye geldim. Yazı işleri salonuna girdim. O da ne? Uğur Cebeci’nin diktirdiği, Cesur Sert’in de diktiği bayrak, gazetede tam sayfa manşet.

Hemen Ertuğrul Özkök’ü yakaladım. “Abi, napıyoruz. Bu manşet savaş çıkarır. Bari bu kadar büyük vermesek” dedim.

Özkök, Hürriyet’in geçmişte de benzer haberler yaptığını, Hürriyet’in misyonunda böyle haberler olduğunu, Kıbrıs davasına da böyle sahip çıkıldığını falan anlattı. İkna edemedim.

Haber aynen çıktı gazetede.

Bu arada ben de Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin toplantısında bir konuşma yapmak için İzmir’e uçtum.

Ertesi gün haber çıktı ve ortalık birbirine girdi. Tam dediğim gibi, neredeyse savaş çıkacak.

Ben de İzmir’den dönüyorum. Havaalanında telefonum çaldı.

Telefonda Özkök. Hayli neşeli, “Bak olanları gördün mü?” dedi.

“Gördüm, haklı çıktım” dedim. “Haklı çıkmadın. Türkiye’nin çıkarlarını koruduk ve gündem yarattık. Bodrum’a gider misin, senin kaleminden yazalım olan biteni” dedi.

“Vallahi ben uçağa binmek üzereyim, İstanbul’a geliyorum. Kardak’a gidecek halim de yok, üzerimde takım elbise var. Ama İstanbul’a gelip üzerimi değiştireyim, hemen giderim” dedim.

MAAİLE KARDAK’A

İzmir’den İstanbul’a geldim. Eve gittim. Giyindim. Evden çıkacağım, eşim sordu “Nereye” diye. “Bodrum’a” dedim. “Ben de geliyorum” dedi. (Özkök’ün “Renkli bir şeyler giy” dediği külliyen palavra. Nereden bilecek benim bota bineceğimi de öyle bir şey diyecek.)

“Hande, eğlenmeye gitmiyorum Bodrum’a ocak ayında. Neredeyse savaş çıkıyor, ona gidiyorum” dedim.

“Olsun” dedi. Beraber çıktık yola.

O zaman Bodrum’a her dakika uçak yok. Tekrar İzmir’e gittim, havaalanından bir otomobil kiralayıp Bodrum’a doğru yola çıktım.

Yanımda Hande, foto muhabiri Ertuğrul Balıkçıoğlu ve kameraman Halil İbrahim Gürer.

Yolda askeri konvoylara rastladık ve takibe geçtik. Bizi doğrudan askerlerin hazırlık yaptığı yere götürdü bu takip.

Botlar şişiriliyor, SAT’lar yola çıkıyor.

Onlar gitti. Biz de orada bulduğumuz bir otele yerleştik. Ertesi sabah erkenden kalktık. Hava berbat. Gümüşlük’te rüzgâr, fırtına. Sulu kar yağıyor. 50-60 kadar gazeteci, büyük bir balıkçı teknesine doluşmuşlar yola çıkıyorlar.

Ben Ertuğrul ile Halil İbo’ya, “Çocuklar o tekne Kardak’a iki saatte anca gider. Biz başka bir şey yapalım” dedim ve kıyıda bağlı duran bir sürat motorunu işaret ettim.

Oradaki bakkala girdim, “Şu motor kimin?” diye sordum.

Bakkalın sahibininmiş ama adam evde uyuyor.

BAKKALIN MOTORU

Evi 100 metre ötede. Gittim kapıyı çaldım. Epey bir çaldıktan sonra don paça birisi kapıyı açtı. Uykulu gözlerle.

“Senin tekneyi kiralamak istiyorum” dedim. “Napıcan” dedi.

“Kardak’a gideceğim” dedim. “Olmaz” dedi.

“Sat o zaman” dedim.

Ters ters baktı. “Sen götür” dedim.

Bir fiyat söyledi. “Tamam” dedim.

Pantolonunu giydi, çıktık.

Tekneye bindik. 10 dakikaya kalmadan Kardak kayalıklarına vardık.

Adalardan birinde askerleri gördüm yeşil yeşil.

Askerlerin hepsi birbirine benziyor aslında. Anlamadık hangi milletten. Bizimkilerdir deyip kıyıya yanaştık.

Birden üzerimize silahlar döndü. Yunanlılarmış. Hemen topukladık. Kaçıyoruz. O sırada bir Yunan savaş gemisinden indirilen bir bot peşimize düştü. Biz hemen diğer Kardak’a yanaştık.

Bizim askerler orada. (Şimdi terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla yargılananlar.) Yanaştık kıyıya.

Kayalık berbat bir yer.

“Hiç gelmeyin Fatih Bey” dedi biri, “Biz de adadan ayrılıyoruz.” “Ben de sizinle geleyim” dedim. “Olmaz” dedi. Kestirip attı.

Biz de iki askeri botun yanında adadan ayrıldık.

EMİR GELDİ: BOTA ATLA

Aklım botta.Ama hava fırtına. Tekne kalkıp iniyor. Bota atlamak niyetindeyim. Denize atacak halleri yok ya beni. Kameraman İbo, “Aman abi atlama, düşersin. Bu kaz tüyü ceketle taş gibi dibe gidersin” diyor, Hande “Atla” diyor.

Hande “Atla” deyince Genelkurmay Başkanı’ndan emir almış er gibi kendimi fırlattım bota doğru. Ellerim botu, daha doğrusu yanındaki ipleri tuttu ama ayaklarım suda.

Çekip aldılar beni bota. Biraz kızgın. Sonra muhabbet başladı. Kardak’ta neler yaşadıklarını anlattılar. Silahlarını tanıttılar.

Sonra sohbet ede ede kıyıya geldik.

Zaten o gün taraflar anlaştı. Kriz bitti.

Olay bundan ibarettir.

Üzüntüm, o kahramanların şimdi terörist muamelesi görüyor olmasına.

Bazıları nutuk atarken, onlar canlarını vermeye hazırdı bu ülke için.

Yargılanacaklarsa yargılansınlar. Adalete söz söyleyecek halimiz yok.

Ama “terör örgütü” demeleri benim bile ağırıma gidiyor.

“Darbe yapacaklardı” deyin, deliliniz var ise. O da suç. Teröristle aynı kefeye koymayın. Lütfen.

http://www.haberturk.com/yasam/haber/533531-biktim-bu-kardaktan
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! ADALETİN OLMADIĞI YER YIKILMAYA MAHKUMDUR! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı paukaf

  • YASAKLI
  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 36
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #97 : 14 Ağustos 2010, 21:41:42 »


Yunanistan silahlanmaya devam ediyor
12 Ağu, 2010

Almanya‘nın saygın ve yüksek tirajlı günlük gazetelerinden Die Welt, geçtiğimiz hafta sonu yayınlanan özel (Welt am Sonntag) Pazar sayısında Yunanistan‘ın silahlanmaya devam etmesi ile ilgili büyük bir habere imza attı.

Bu yazımın vesilesi bu mevzu olmakla birlikte, söz konusu habere de zaman zaman odaklanmakta yarar vardır. Buna göre haberde Yunanistan‘ın son 10 yılda aldığı Avrupa Birliği (AB) ekonomik yardımlarının büyük bir bölümünü ‘çar çur’ ederek savunmaya yatırdığı ve sadece on yıllık bu zaman zarfında silahlanmaya 50 milyar avro harcadığı vurgulanırken, Almanya‘nın da elindeki ihtiyaç fazlası silahları ikinci el olarak Yunanistan‘a satmaya çabalama yaklaşımı da dolaylı olarak eleştirildi.

Yunanistan‘ın en büyük ulusal ekonomik krizinde 19 milyar avroluk bütçe açığına ve 300 milyar avro borcuna rağmen devlet olarak iflasın eşiğindeyken, eline maddi kaynak geçer geçmez yeniden silahlanmayı sürdürmesi aslında sürpriz bir tutum değil.

Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a vaat ettiği astronomik boyuttaki tarihi ekonomik yardım paketinin içerdiği 110 milyar avronun ilk dilimini teşkil eden 14.5 milyar avro, 18 Mayıs 2010 tarihi itibariyle Yunanistan’a havale edilmiş bulunmakta.

Söz konusu ekonomik yardımlarla Yunanistan’ın devlet olarak iflas etmesi ve krizin diğer bazı AB ülkelerine sıçraması da önlenmeye çalışılmakta. Yunanistan bu para ile eski silah alımlarından kalan borçlarını ödeyeceği gibi Fransa ve Almanya’dan tekrar yeni silahlar almaya hazırlanmakta.

Aslında bu krizle bağlantılı olarak Yunanistan ile Almanya/Fransa önderliğindeki AB müzakerelerinin kamoyuna yönelik bir nevi sembolik şov olduğunu ve Yunanistan‘ın eninde sonunda AB’den krize karşı yüklü bir yardım kopararak bu badireyi de şimdilik atlatacağını, dolayısıyla silahlanma temposunun hız kesmeyeceğini, çok daha öncesinden SSNet üzerinden sizlere duyurmuştuk (Bkz. 12 Şubat 2010 tarihli: “Yunanistan‘a Almanlı AB dopingi” haberimiz).

Nitekim vergi mükellefi AB halkını yatıştırmak için müzakereler çerçevesinde Yunanistan‘ın tabiri caiz ise biraz “kulağı çekildi ve Yunanlılar terletildi” fakat AB’nin Yunanistan gibi bir domino taşını, zincirleme reaksiyon rizikosundan dolayı kaybetme lüksü olmadığından, AET ve sonrasında AB’ye girdiğinden beri hazır yiyiciliğe alışan Yunanistan bile AB’den yeniden yüklü bir miktar maddi yardım alacağının net olarak farkındaydı. Söz konusu müzakerelerse aslında bu miktarın ne kadar yüksek olacağının pazarlığı üzerineydi.

Yunanistan‘ı son anda kurtaran 110 milyar avroluk dev yardım paketi elbette hibe nitelikli değil, bir nevi kredi fakat son derece düşük faizle, uygun kriterlerde, uzun vadeli ödemeli, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin arayıpta bulamadığı tarzda, uygun kondisyonlu bir astronomik kredi.

Netice itibariyile 110 milyar avro yardımın ilk taksiti olan 14.5 milyar avronun 3 ay kadar önce, 18 Mayıs tarihi itibariyle Yunanistan‘a havale edilmesini takiben Yunanistan Hükümeti bu yardımı geri ödemelerde de kullanmakta ve özellikle Alman silah şirketlerine olan kalan borçlarını ödemeye çalışmaktadır.

Haberin vesilesi olan Die Welt (Dünya) gazetesindeki ilginç içeriğe yeniden göz atmakta fayda var. Kaldıki 8 Ağustos tarihli bu haberin kırmızı renkteki büyük puntolu başlığı bile:

“Atina tasarruf etmek yerine silahlanmakmı istiyor?”

sorusu şeklinde. 

Haberde Yunanistan‘ın dünya askeri tersane devi Alman ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) firmasına olan denizaltı projelerinden kalan 806 milyon avronun geri ödemesinin bu ay sonuna kadar karara bağlanması için müzakelerin yüksek tempoyla sürdüğü de dile getiriliyor.

Yine Yunanistan‘ın nüfusunun sadece 11 milyon olmasına rağmen, Yunan ordusunun 133.000 aktif asker mevcudiyetiyle nüfus/asker oranlamasında Avrupa’nın en büyük ordusuna sahip olduğu, ayrıca Avrupa’daki hiç bir ülkenin kişi başına savunma harcamasında Yunanistan‘ı geçemediği ve Yunanistan‘ın bu kategoride de birinci olduğuna gazete tarafından dikkat çekilmeye çalışılmış. 

Haberde Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI’nin 2005-2009 verilerine de dikkat çekilmiş ve buna göre Yunanistan‘ın dünyada en çok silah ithal eden ilk beş ülke arasında yer aldığı, Yunanistan‘ın en çok silahı da ABD, Almanya ve Fransa‘dan satın aldığı dile getiriliyor.   

Haberdeki bir ilginç yorumda, Yunanistan‘ın aşırı derecede silahlanmaya başlamasının 20 Temmuz 1974 sonrası patlak veren Kıbrıs Savaşı’na dayandığı ve Türkiye‘nin burada Yunan askeri cuntasının darbesini fırsat bilerek Kıbrıs‘ı işgal ettiği iddiası üzerine.

Yine, güçlenen Türkiye‘nin artık havada, karada ve denizde daha fazla söz sahibi olmak istediği, gerekirse Ege dahil Akdeniz’deki petrol yataklarında gözü olduğu da söylenmekle birlikte, Yunanistan‘ın silahlanma motifininse on yıllardır NATO savunması yerine tamamen Türkiye odaklı olduğu Atina kaynaklı tezlerle gözler önüne seriliyor.

Yunanistan‘ın silah alımları konusundaysa özellikle Almanya‘dan alınan havadan bağımsız tahrik sistemli (AIP) Tip 214 sınıfı denizaltılara dikkat çekilmiş. Buna göre Yunanistan Almanya‘dan iki kalemde toplam dört adet Tip 214 sınıfı denizaltıyı 1.85 milyar avroya 2000-2002 yıllarında 3+1 şeklinde sipariş etmişti.

Buna paralel Mayıs 2002 itibariyle Yunanistan elindeki üç adet eski Tip 209/1200 sınıfı denizaltının modernizasyonu için de Almanlarla 985 milyon avroluk bir anlaşma daha imzlayarak 4′ü yeni, 3′ü modernizasyon olmak üzere 7 denizaltılık projelerin toplam maliyeti 2.835 milyar avroyu (güncel kurla 3.65 milyar dolar) bulmuştu.

Daha önce SSNet üzerinden de dile getirdiğimiz gibi (Bkz. 11 Temmuz 2009 tarihli “Papanikolis Müslümanmı oluyor?” haberimiz) Tip 214 sınıfı dört gemiden ilki Almanya‘nın Kiel tersanesinde, diğer üçüyse Yunanistan‘da inşa edildiler. Modernize edilecek söz konusu üç denizaltı projesinin de Alman yardımlarıyla Yunanistan‘da gerçeklestirilmesi planlanıyor.

Kalan borçlarla ilgili olarak, Alman Die Welt gazetesinin Pazar günleri çıkan ‘Welt am Sonntag’ redaksiyonun tüm ısrarlarına rağmen ne Alman üretici TKMS, nede Yunan Savunma Bakanlığı sorular üzerine sözlü ya da yazılı bir açıklama yapmış ve yorum yapmaktan şimdilik kaçınmıştır. Fakat söz konusu gazete, haberinde yukarıdaki bilgilerin diğer emin ve gizli kaynaklarından dolayı sabit ve kesin olduğunun altını çizmeyi de ihmal etmemiş.

Geniş kapsamlı bu habere göre AB merkezli Brüksel aslında Yunan hükümetlerinin sistematik olarak devlet bütçelerini manipule ettiği, bütçe açığı ve borçlar.. konusunda hile yaptıklarını ilk defa 2004 sonbaharında dünya kamuoyuna resmen duyurmuştu.

Yunanistan‘ın özellikle 1997-2003 yıllarında, AB’ye resmen bildirerek deklare ettiği silah alımlarından aslında 9 milyar avro daha fazla silahı borca aldığı halde yalan söylediği ve muhasebeleri manpipule ettiğinin de öteden beri bilindiği dile getiriliyor.

Buna rağmen Yunanistan‘ın ve buna göz yuman Almanya‘nın tehlike çanlarına rağmen Alman Krauss-Maffei Wegmann (KMW) firmasından Leopard 2 tanklarının da alınmasina göz yumulması dolaylı olarak eleştiriliyor ve 2010 yılı başı itibariyle Yunanlıların sadece Leopard 2 alımlarından Alman KMW’ye hala 180 milyon avro borcu olduğuna dikkat çekiliyor.

Haberde Fransa da pas geçilmemiş ve Fransızların ısrarla özellikle FREMM firkateynleri ve Rafale tipi savaş uçaklarını Yunanistan‘a satmak istedikleri dile getiriliyor.

Gerçekten de çoktandır dile getirilen Yunan donanması için yeni nesil genel maksat firkateynleri tedariği konusunda Yunanistan‘ın FREMM niyeti çok daha detaylı somut bir hal almış durumda ve buna göre Yunanistan geçtiğimiz ay itibariyle Fransa‘ya FREMM firkateynlerinin konfigürasyon istek bildirisini de sunmuş durumda. Yunanistan‘a bu yeni nesil 6 firkateyn 2.5 milyar avroya mal olacak. 

Yunanistan‘ın iflasın eşiğinde olduğu ve halen Almanlara ait Atina yakınlarindaki Skaragma’daki Yunan Hellenic Shipyards tersanesinin hisselerinin de Araplara (Abu Dhabi Dar) dörtte üç oranında satıldığı ve Yunanistan‘ın gelecekte firkateyn, korvet, hücümbot ve denizaltılarını burada inşa etmeye devam edecekleri de dile getirilen hususlar arasında.   

Haberin başında da dile getirildiği gibi, Yunanistan‘ın Almanya‘dan aldığı ikinci el kullanım dışı silahlar da burada önemli rol oynuyor. Hatırlanacağı gibi, Yunanistan‘ın Almanya‘dan M109A3 serisi (M109A3 GE A2), Almanya‘da iki defa modernize edilmiş kundağı motorlu obüsleri satın aldığını SSNet üzerinden sizlere 15 ay önce, 18 Mayıs 2009 tarihinde duyurmuştuk (Bkz. ‘Yunanistan‘a tehlikeli Alman lokumu’).

27’si yedek parça maksatlı olmak üzere toplamda 223 adet M109A3 tipi kundağı motorlu obüsün (KMO) Yunanistan‘a transferi, 15 ay önce ilk defa buradan duyurulduğu şeklinde geçtiğimiz Mart ayında kesinlik kazanmıştır. Söz konusu KMO‘lar hibe değil, Almanya tarafından hesaplı fiyata da olsa Yunanistan‘a satılmıştır.

Yunanistan bugüne dek Almanya‘dan 170′i yeni üretim son model A6 (HEL) tipi olmak üzere, toplamda 353 adet Leopard 2 tipi ana muherebe tankı da almış bulunmaktadır.

Sadece 170 adet Leopard 2HEL tankının Yunanistan‘a maliyeti 12 adet Leopard 2 şasili Büffel tipi tank kurtarıcı, 8 adet Leopard 1 şasili Leguan tipi köprücü tankı ve bir adet sürücü simülasyon modeliyle birlikte 1.7 milyar avroya patladı.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Yunanistan, Türkiye‘nin sayı bakımından tank üstünlüğünü de göz önünde bulundurarak Almanya veya ABD‘den daha fazla ikinci el tank ve zırhlı araç satın almayı ciddi anlamda düşünmektedir.

Buna göre Berlin merkezli Alman Federal Hükümeti Yunanistan‘a 160 adet ilave Leopard 2A4 tankı (İsveç kodlaması Stridsvagn 121) daha satmaya hazırlanıyor. Söz konusu Strv 121 tanklarını Almanya İsveç’e 90′lı yıllarda 15 yıllığına kiralamıştı ve şimdi bu “leasing” süresi dolmak üzere. İsveç, 1993 yılındaki kapsamlı bir ihal süreci sonucunda 1994 yılının başında M1A2 ve Leclerc gibi tankların arasından Leopard 2A5 konseptini seçmişti ve bu tankın modifiye edilmiş, muharebe değeri artırılmış, MEXAS-heavy zırhlı (MEXAS Evoulution konseptini de geliştiren zırh üretcisi Alman IBD firmasınındır) ve GALIX sis bombaatar/perdeleme sistemli versiyonu Stridsvagn 122 (Leopard 2A5+) halen İsveç’in yegane ana muharebe tankıdır.

Dolayısıyla İsveç, Alman stoklarından kiralanan ikinci el Leopard 2A4 (Strv 121) tanklarını Almanya‘ya 15 yıllık kira anlaşması gereği iade etmek üzeredir ve Yunanistan bu tankları da istemektedir. Yunanistan böylelikle, tank envanterinde bulunan Leopard 2 mevcudiyetini 500′ün üzerine çıkarmak niyetindedir.

Bu bağlamda ABD de boş durmamakta ve Yunanistan‘a ikinci el 1200 kadar M1A1 Abrams tipi tank ve yüzlerce M2A1/A2 Bradley tipi zırhlı muharebe aracı (ZMA) satmak istemektedir.

Yunanistan‘ın geleneksel ve memnun bir Leopard 2 tankı kullanıcısı olduğunu bilen Almanya ise M1 Abrams alımından endişe etmemektedir fakat Yunanistan‘ın ABD‘den Bradley ZMA alması yerine bu ülkeye Marder 1 modelini sunmak istemektedir.

Burada Almanya derken, Alman ordusunun kullanım dışına çıkardıktan sonra, Alman Savunma Bakanlığı’ndan bu zırhlı araçlardan 422 tanesini çok ucuza satın alan Alman zırhlı araç devi üreticilerinden Rheinmetall firmasından bahsediyoruz.

Rheinmetall yetkilileri Yunanistan ile Marder 1 ZMA görüşmelerinin sürdüğünü ve söz konusu zırhlı araçların, Yunanistan‘ın sıcak yaz iklimi şartları da göz önünde bulundurularak zırhlı araç içine klima entegrasyonu da dahil olmak üzere modernizasyon maliyetinin sadece 200 milyon avro olduğunu fakat Atina ile henüz bir anlaşma şağlanamadığını dile getirmekteler.   

Kesin olan Yunan denizaltı porjelerinin akibetidir:

Kesin olan bir şey varsa o da Yunan donanması için düşünülen ve büyük bir kısmı hayata geçirilen üç Yunan denizaltı projesidir.

1.) Dört adet Tip 214 sınıfı denizaltılardan başlayalım. Yunanistan bu denizaltıları:

“alacak, almayacak, sadece son üçünü alacak, ilk gemi Papanikolis‘i almayacak” veya kendisine Türk basınının amirali yakıştırması yapan bir gazetede de geçtiğimiz yıl son derece yakışıksız bir biçimde kamuoyuna sunulan yanlış ve eksik bir haberin başlığında olduğu gibi: “Yunanistan atıyor, Türkiye alıyor (Tip 214 kastediliyor)”

.. derken en sonunda somut gelişmeler yaşanıyor ve bu husus karara bağlanıyor. Buna göre Yunanistan Almanya‘dan 2000-2002 yıllarında sipariş ettiği ve ilki Alman Kiel, son üçü Yunan Skaramanga tersanesinde inşa edilen toplam dört adet Tip 214 sınıfı denizaltının tamamını kuvvetle muhtemel yakında devralacakmış. Bunlar sırasıyla Papanikolis (S 120), Pipinos (S 121), Matrozos (S 122) ve Katsonis ( S 123) denizaltılarıdır.

2.) Toplamda üç adet Tip 209/1200 modernizasyon projesi, planlandığı gibi yürütülmektedir (Neptune projeleri).

3.) İlk gemi Papanikolis sorunları yüzünden, Yunanistan‘ın Tip 214 sınıfi denizaltılardan memnun olmadığı spekülasyonları yapılan Yunanistan, 1 milyar avroya ilave iki adet daha Tip 214 siparişi veriyor. Daha önceleri Yunanistan Papanikolis pazarlıklarını ve memnuniyetsizlik bölüfünü de kamufle etmek için Almanya‘dan aynı tip, çap, konfigürasyon ve özelliklerde Tip 209/1400 (AIP) istediğini belirtirken, şimdi bu gemiler için açıkca Tip 214 telaffuzu yapılıyor ki bu da zaten pratikte öteden beri belli olan bir husustu.

Yunanistan böylelikle tank yarışında olduğu gibi modern denizaltı klansmanında da Türkiye‘ye kısa ve orta vadede üstün hale gelmeye çalışıyor.

Nitekim Türkiye‘nin sipariş ettiği havadan bağımsız tahrik sistemli 6 adet Tip 214 sınıfı denizaltının donanmamız nezdinde kademeli olarak etap etap kullanıma girmesi son altıncı gemiyle birlikte tahminen 2023 yılını bulacaktır. Yunanistan ise modernize edilen denizaltılar haricinde (Neptune projeleri) en geç iki yıla kadar dört adet Tip 214 sınıfı denizaltısını birden hizmete dahil etmiş olacak, sipariş etmekte oldugu diğer Tip 214 gemileriniyse azami 2010′lu yılların ikinci yarısında devralacaktır.

Sona gelmeden, bir defa daha Alman Die Welt gazetesinin haberine geri dönelim. Söz konusu gazetede neden Yunanistan‘ın bu kadar silahlanmakta olduğuna cevap aranmış ve iki ülkenin adeta özellikle ABD ve Almanya‘dan silah satın almaya mahkum olduğuna dikkat çekmiş.

Söz konusu soruyu da Türkiye‘nin Temmuz 2009′da Almanya‘dan sipariş ettiği altı adet Tip 214 denizaltısına getirerek, Yunan stratejik araştırma kuruluşlarından ELIAMEP Direktörü Dr. Thanos Dokos’a sormuş. Ünlü Yunan “think thank” düşünürü Dr. Dokos Alman gazetesine:” Türkler denizaltı satın alırsa, elbette biz de alırız” şeklinde cevap vermiş.

Haberde Yunanistan için sağlanan 110 milyar avroluk yardım paketinin ancak bugünü kurtardığını ve Yunanistan‘ın böyle giderse 2012 yılında yine aynı ekonomik faciayla karşı karşıya kalacağına dikkat çekiliyor. Bu başlamda Alman hükümetinin tutumu da elestirilmiş, zira Yunanistan‘a sağlanan 110 milyar avroluk kredinin 25 milyarını Almanya sağlamış ve söz konusu yardım paketi bir takım ‘tavsiye’ nitelikli ‘şartlar’ da içeriyormuş. Buna göre Yunanistan‘ın 2010 yılından itibaren başlayarak aşırı silahlanmadan kaçınması ve savunmaya daha fazla harcama yapmaması opsiyonlarından bahsediliyormuş.

Fakat Yunan Savunma Bakanlığı Müsteşarı Panos Beglitis, kısa bir süre önce Fransız Le Monde gazetesi ile yaptığı mülakatta adeta meydan okurcasına: “Hayır böyle bir silah satın alma kısıtlamasi gibi bir kriter söz konusu değildir” diyerek Alman ve Fransız silah şirketlerinin ağzını sulandırdı.

Alman hükümet sözcüsünün konuyla ilgili temkinli sözleri de bunu doğrular nitelikte ve Almanya‘nın Yunanistan‘a silah alımları konusunda siyasi baskı yapmasının söz konusu olamayacağı, bu konuda Yunanistan‘ın tek taraflı olarak sağduyulu davranacağının temenni edildiği dile getiriliyor.

Sadece Almanya‘dan sipariş edilen ve anlaşması kesinleşen iki adet ilave Tip 214 sınıfı denizaltının maliyeti olan 1 milyar avronun ek harcaması, 2013 yılından başlayarak 2018 yılına kadar beş taksitle 200′er milyon avro şeklinde. Fransa‘dan alınması düşünülen 6 adet FREMM sınıfı firkateynlerin ek maliyetininse 2.5 milyar avro olduğu yukarıda dile getirilmişti.

Yunanistan‘ın uzun süre daha fazla seyirci kalamayacağı bir başka askeri husus ise Türk Hava Kuvvetleri için Müşterek Savaş Uçağı Projesi (JSF) çerçevesinde konvansiyonel (geleneksel/yatay/klasik) kalkış/iniş versiyonu (CTOL) F-35A Lightning II tedariği üzerine.

Eğer programda herhangi bir aksaklık olmazsa ilk F-35A uçağı muhtemelen 2017 yılına kadar Türkiye‘ye intikal edecektir. Yunanistan‘ın 2012 yılına kadar her ne pahasına olursa olsun yeni nesil savaş uçağı üzerinde kara kılacağına kesin gözüyle bakılırken, söz konusu savaş uçağının Eurofighter veya F-35 ya da zayıf bir ihtimalle de olsa Rafale jetleri olabileceği üzerinde duruluyor.

Yunanistan 2012 yılına kadar en az 40 adet Eurofighter, F-35 veya Rafale uçağını 4 milyar avroya alacağını açıklamaya hazırlanıyor ki bu uçak başına 100 milyon avro anlamına geldiğine göre, diğer endikatörler eşliğinde seçilecek olan yeni nesil savaş uçağının kuvvetle muhtemel AESA radarlı Eurofighter (Tranche 3) olacağı söylenebilir.

Yunanistan‘ın her ne pahasına olursa olsun en az 40 adet yeni nesil savaş uçağı, muhtemelen Eurofighter almak pahasına Fransa‘dan 6 adetlik FREMM firkateyn siparişini dahi erteleyebileceği de kulislerde tartışılan bir husus.



Yunanistan‘in avro para birimine geçtiği son sekiz yılda tedarik ettiği ve şu an kullanımda olan bazı önemli silah sistemleri:

- 90 adet F-16C/D [Blok 52/52+] tipi sofistike av-bombardıman uçağı

- 34 adet SCALP EG seyir füzesi için de sertifiyeli 25 adet modern Mirage 2000-5 Mk. II tedariki ve ek Mirage 2000 modernizasyonu- 4 adet Tip 214 sınıfı havadan bağımsız tahrik sistemli [AIP] ve 2 adet Tip 209/1400 (AIP) sınıfı denizaltı- 352 adet Leopard 2 tipi üçüncü nesil ana muharebe tankı [bunlardan 170′i son konfigürasyon 3+ nesil A6EX [HEL] modeli]- 30 adet AH-64 Apache tipi ağır sınıf hücum helikopteri [bunlardan üçü Longbow tipi milimetrik radarlı olmak üzere 11’i AH-64D konfigürasyonu]- 12 adet C-27J Spartan tipi orta sınıf turboprop ulaştırma uçağı- 4 adet EMB 145 Embraer tipi Havadan Erken İkaz ve Kontrol uçağı- 31 adet MLRS tipi çok lançerli roketatar sistemi- 24 adet Panzerhaubitze 2000HEL [PzH 2000] tipi gelişmiş kundağı motorlu obüs

Kaynak:Savunma Sanayi.net

Çevrimdışı EfsaneAsker

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 992
  • 1
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #98 : 15 Ağustos 2010, 14:17:46 »
Bu adamlardan bir şey olmaz, hazır yiyiciler ve AB'ye kamburlar. Almanya da akıllı AB ülkelerinden toplanıp Yunanistan'a aktarılan paraları kendi ceplerine çeviriyorlar.

Çevrimdışı cero

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 12
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #99 : 25 Eylül 2010, 02:33:52 »
(Diplomasi) dergisi  İlias Dalumis’in haber-yorumu;

“En büyük savaş gemilerinden, firkateynlerden başlıyoruz. Firkateyn Komutanlığı toplam 14 gemiye sahip. Bu gemilerin 10 tanesi, Elli F450, Limnos F451, Adrias F459, Egeon F460, Navarinon F461, Kunturiotis F462, Bubulina F463, Kanaris F464, Themistoklis F465 ve Nikiforos Fokas F466 gemileri "S" tipi firkateynler. Bunlardan ilk altısı modernleştirme programından
geçirildi. Yıl sonunda Egeon F460 firkateyninin teslim edilmesiyle programın tamamlanması bekleniyor. Orta Yaş Modernleşmesi diyemeyeceğimiz -çünkü biraz geç yapıldı yani gemiler orta yaşlarını geçtikten sonar yapıldı- bu modernleştirme programıyla bu gemilerin savaş becerilerini koruması sağlandı. Ne zamana kadar? Operasyon hayatlarının sonuna kadar. Diğer bir deyişle bu gemilerin 2016 yılına kadar değiştirilmiş olması lazım.

Diğer dört gemi, Hydra F452, Spetsay F453, Psara F454 ve Salamis F455 gemileri ise MEKO 200HN tipi firkateynler. Hydra F452 firkateyni 17 yaşında, Skaramanga tersanelerinde inşa edilmiş olan diğerleri ise 13 ve 11 yaşında yani ilk firkateyn de Orta Yaş Modernleşme Programına girmek için uç noktadayken diğerleri de başka Deniz Kuvvetlerine ait olsalardı, bu dönemde böyle bir programa çoktan girmiş olurlardı.

Deniz Kuvvetlerinin bu dört MEKO 200HN için, 2006-2011 Orta Vadeli Kalkınma ve Modernleşme Programından bütçesi 206 milyon avro olan bir Orta Yaş Modernleşme programı hazır. Anlaşılacağı gibi önemli ve acilen yapılması gereken bir program. Bundan dolayı, her sene yapılan güncelleştirmelerde 2006-2011 Orta Vadeli Kalkınma ve Modernleşme Programında MEKO 200HN firkateynlerinin Orta Yaş Modernleşme Programının üst sıralarda olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Türkiye şu an 17 firkateyne sahip. Bunlardan dördü MEKO 200 TN I tipi (Yavuz F420, Turgut Reis F241, Fatih F242 ve Yıldırım F243), ikisi MEKO 200TN IIA tipi (Barbaros F244 ve Oruc Reis F245) iki tanesi MEKO 200TN IIB (Salih Reis F246 ve Kemal Reis F247) tipi 8 tanesi de Oliver Hazard Perry tipi (Gaziantep F490, Giresun F491, Gemlik F492, Gelibolu F493, Gökçeada F493, Gökova F496 ve Göksu F497). Son olarak bir tanede Knox tipi firkateyn var (Zafer F253).

Son firkateyn 36 yaşında ve özel eğitim için kullanılıyor. Türk MEKO tipi firkateynlerden 20-22 yaşında olan ilk dördü şimdilik bir modernleşme programına girmiş değil ve gelecekte de girmeleri beklenmiyor. Bunun aksine diğer dördünün Orta Yaş Modernleşme Programından geçeceği biliniyor. Özde ESSM mermileri kullanma yeteneğine sahip olacaklar. Yunan MEKO firkateynlerinin bu özelliği zaten var.

Oliver Hazard Perry tipi 8 firkateynin ESSM mermileri kullanma yeteneğine sahip olmaları için modernleştirme programından geçecekler. Ancak burada en önemli şey ise Türklerin bu firkateynlere savaş sistemi GENESIS'i yerleştirme niyetleri olması. Türklerin çok gurur duydukları Türk kökenli bir sistemdir. Bu, GENESIS'in üreticilerinin reklamını yaptığı yeteneklere sahip olduğu anlamına gelmiyor. Tabi ki Oliver Hazard tipi firkateynlerinin uçak gemilerinin kavalyesi olmaktan çıkacağı anlamına da gelmiyor. Eğer özerk savaş operasyonları yapma imkânları olsaydı, ABD Deniz Kuvvetleri bunları tutardı. Ancak bunun aksine kısa zamanda bu firkateynleri Arleigh Burke'ler ile değiştirdi.

-Yeni Firkateynler-

MILGEM'lerden söz ediyoruz. Türklerin Ege ve Doğu Akdeniz'de hâkimiyet sağlama amaçlarını açık bir şekilde ortaya koyan ihtiraslı bir program. Programda toplam 12gemi var. Bunlardan 8 tanesi 2000 ton deplasmanına sahip ve "Ada" sınıfını oluşturacak olan korvetler, diğer dördü de daha büyük ve F-100 sınıfından olacak. Bu gemilerin inşasından kazanacakları deneyimle 2020'den önce TF-2000 programı firkateynlerinin inşasına başlayacaklarına inanıyorlar. 13 ay önce denize indirilen ilk MILGEM, Heybeliada F511 korvetinin, 2011 yılında Türk Deniz kuvvetlerine katılması bekleniyor. 3 inçlik topu, 2 tane 20mm, Harpoon mermileri, RAM, torpilleri ve S-70-B2 Seahawk helikopteri olacak. Savaş sistemi GENESİS olacak ve hızı 29 knottan fazla olacak. Aksine Yunanistan henüz temmuz ayında 6 FREMM firkateyninin inşası için Fransa ile
temaslara başladı. Deniz Kuvvetleri 2015 yılına kadar firkateynlerin 16 olmasını istediğini net bir şekilde ifade etti. Bunun olması için iki şey gerekiyor: Yeni Güçler Yapılanması'nın onaylanması ve inşası yapılacak firkateyn sayısının artırılması. Bu ikisinin de olacağını umut ediyoruz.

-Denizaltılar-

Denizaltı Komutanlığının gücünde şu an 209/1100/Neptune I tipi 4 denizaltı var. Bu denizaltılar şunlardır: Glafkos S110, Nirevs S111, Triton S112, Protefs S113. Bilindiği gibi hepsi 1991-2000 yılları arasındaki Neptune I programıyla modernleştirildi. Ayrıca 209/1200 tipi, Posidon S116, Amfitriti S117 ve Pontos S119, denizaltıları da var. Bu denizaltılar eski oldukları için Neptune II programıyla modernleştirilmeyecek. Son olarak da 2004-2009 yılları arasında Neptune II programıyla modernleştirilen Okeanos S118 denizaltısı var. Şu an körfezde test ediliyor, bu testler tamamlandıktan sonra denize açılarak test edilecek.

Modernleştirilmeyecek olan Amfitritis S117 ve Pontos S119 denizaltılarının yerine 104 milyon avro ödenerek 209/1400/AIP tipi 2 denizaltı inşa edilmesi anlaşması var. Ancak, Papanikolis S120 denizaltısının teslim edilmesinde çıkan problemler, sözleşmenin iptal edilmesi ve ThysenKrupp'un Yunanistan'dan ayrıldığını açıklaması durumu iyice karıştırdı.

Bu makale yazılana kadar henüz hükûmet anlaşmazlıkları gidermek için çabalarını sürdürüyordu. Eğer sorunlar çözülürse, Papanikolis S120 teslim alınmayacak ancak önümüzdeki 2 sene içinde diğerleri (Pipinos S121, Matrozos S120 ve Katsonis S123) teslim alınacak. Eğer bu gerçekleşmezse Yunanistan denizaltı konusunda Türkiye'den bir hayli geri kalmış olacak.

Şu an Türkiye'nin 209/1200 tipi altı denizatlısı (Atılay S347, Saldıray S348, Batıray S349, Yıldıray S350, Doğanay S351 ve Dolunay S352 ) var. 20 ila 33 yaş arasında olan ve modernleşme programına alınmayan bu denizaltılar önümüzdeki 2 yıl içinde kızağa çekilmeye başlanacak. Ayrıca 209/1400 T1 tipi (Preveze S353, Sakarya S354, 18 Mart S355 ve Anafartalar S356) denizatlıları da var. Yaşları 10 ila 15 arasında olsa da bu denizaltılarda da bir modernleştirme yapılmış değil. Diğer dört 209/14500 T2 tipi (Gür S357,

Çanakkale S358, Burak Reis S359 ve Birinci İnönü S360) denizaltı ise 2 ila 6 yaşındalar ve tamamıyla modernler. Son dönemde, Türkiye'de inşa edilmek üzere 214 tipi altı denizaltı siparişi bildirildi. Bu veri, Yunanistan Skaramanga tersanelerinde olumsuz gelişme olursa Türkiye'ye denizaltı alanında üstünlük sağlamış olacak.

-Füzeatar Hücumbotlar-

Yunanistan füzeatar hücumbotlar donanması tehlikeli bir şekilde yaşlanmaya başladı. Combattante III tipi, Lakos P20, Blessas P21, Mikonios P22 ve Trupakis P23 hücumbotları için bir modernleştirme programı başlamış ancak bazı kaçınabileceğimiz nedenlerden dolayı gecikmeler var. Combattante IIIa tipi, Kavaludis P24, Deyannis P26, Ksenos P27, Simitzopulos P28, Satrakis P29 hücumbotları için modernleştirme programı olmadığından 2015 yılından sonra kızağa çekilmeye başlanacaklar. Tabii, bunlarda önce eski Alman Klasse 148 tipi, Votsis P72, Pezopulos P73, Vlahavas P74, Maridakis P75, Turnas P76 ve Sakipis P77 hücumbotları kızağa çekilecek. Super Vita tipi üç hücumbotu, Hücumbot Komutanlığının tepe noktasını oluşturuyor. Russen P67, Daniolos P68 ve Kristallidis P69 hücumbotları boylarına göre daha büyük becerileri olan modern gemilerdir. Exocet MM60 Block 3 mermilerinin katılmasıyla bu gemilerin yeteneklerinin artması bekleniyor. 2010 yılı başlarına kadar Super Vita tipi ve Grigoropulos P70 ve Ritsos P71 ismini alacak olan iki hücumbotunun -büyük gecikmelerden sonra- hizmete başlaması bekleniyor. Sipariş edilmiş diğer iki hücumbotunun teslimatı ise 2012-2013 yıllarında programlanmış.

Türkiye'de yaygın mermi tipi kullanan hücumbotu tipleri karışımı olduğunu söylersek yalan olmaz. En yenileri yaşları 1 ila 3 arası olan Kılıç II tipi 8 gemi. Yani hepsi modern. Aynı şekilde yaşları 9 ila 11 olan üç Kılıç I gemileri de modern. Bunları iki Yıldız, dört Rüzgâr ve dört Doğan takip ediyor. Hepsi Harpoon mermileri taşıyor. Kartal tipi sekiz gemi ise bir istisna. Bu gemiler iki Penguin mermisi taşıyan Alman Jaguar hücumbotlarından oluşuyor.

-Karakol Gemileri ve Devriye Gemileri-

Yunanistan'da devriye gemileri tipi karışımı var. 47 yaşında olan Thetis veya Klasse 420 tipi Doksa P63 ve Eleftherotipia P64 adında iki devriye gemisi var. 40 yaşını doldurmuş Amerikan Asheville tipi Tolmi P229 ve Ormi P230 ismini taşıyan gemiler de var. Hepsi Yunan yapımı olan diğer gemiler, Osprey 55 tipi Armatolos P18 ve Navmaxos P19 gemileri ve HSY 56 tipi Kasos P57 ve Polemistis P61 gemilerinin bazı cihazlarının modernleştirmesi gerekse de çok iyi durumdalar. Tabii ki herkes yeni HSY 56a devriye gemilerinden yani Mahitis P266, Nikiforos P267, Aittitos P268 ve Krateos P269 gemilerinden çok memnun. Eğer bu gemilerin denizaltı yetenekleri de olsaydı herkes daha da memnun olacaktı.

Türklerin tam anlamıyla karakol gemileri yok ancak eski Fransız D'Estienne d'Orves korvetleri var.
Denizaltılara karşı yetenekleri olan 31–33 yaşlarında olan bu gemilerin en önemli özelliği iki Exocet MM38 mermileri taşımasıdır.

Küçük devriye gemilerinde ise eski Tjeld tipi hücumbotları olan eski ahşap gemilerle yani
Andromeda P196, Kiknos P198, Pigasos P199 Toksotis P228 ve Esterel tipi Antoniou P286 ve Stamos P287 gemilerini kullanıyoruz. Özel savaş yetenekleri olmayan bu gemiler devriye görevi için kullanılıyor. Sahil Güvenlik görevini yerine getirmekte zorlandığı için kullanılıyorlar.

Türk tarafında da durum daha iyi değil. Sadece devriye gemileri çok daha fazla; 35'ten fazla gemileri var. Ancak durumu değiştirecek olan ihtiraslı inşa programları başlatmışlar.

-Amfibik Operasyon Gemileri-

Amfibik Kuvvetler Komutanlığına "İason" tipi çıkarma gemisi dâhil: Hios L173, Samos L174, İkaria L175, Lesvos L176 ve Rodos L177. Devamlı olarak tamamıyla askerî olmayan operasyonlarda da kullanıldılar ve çok güvenilir gemi oldukları kanıtlandı. Aksine Zubr tipi Hızlı Taşıma Gemiler yani Kefallinia L180, İthaki L181, Zakinthos L183 ve Kerkira L182 gemileri ise çok hassas gemiler ve sadece özel durumlarda kullanılıyor.

Türk Deniz Kuvvetleri büyük çıkarma gemilerinde geride kalıyor. Çok yaşlı ve eskimiş olan Terrebone Parish tipi iki gemi ve Türk yapımı olan Osman Gazi ve iki Saruç Bey gemisi, Yunan gemilerine göre geride kalıyor. Ancak Türklerin iki önemli avantajı var: 65 çıkarma gemileri var (LCT, LCU vs.) ve tüm dünyada olduğu gibi Deniz Piyade Tugayı Deniz Kuvvetlerine bağlı.

Aksine bizde Deniz Piyade Tugayı orduya bağlı (Dünya özgünlüğü) ve Özel Güçlerin "mirastan men edilmiş" çocuğu durumunda çünkü bazen onlara bağlı bazen "Hafif Kara Kuvvetleri" sayılıyor.

Ayrıca çok "başlılığın" bir sonucu olarak, Amfibik Saldırı Taburu Deniz Kuvvetleri ile temas etmekten kaçınıyor ve sadece şişme botlarıyla ilgileniyorlar. "Megali İdea" planlarını destekleyen Türkler iki taşıma gemisinin, bir LPD'nin ve büyük sayıda küçük hızlı çıkarma gemisinin inşası için işlemlere başladı.

-Mayın Savaşı Gemileri-

Mayın Savaşı Komutanlığının 10 gemisi var. MSC294 tipi ve 38 ila 45 yaşları arasında olan 6 mayın tarama gemisi yani Alkion M211, Avra M214, Aidon M248, Kihli M241, Kissa M2424 ve Plias M240. Ayrıca yaşları 21-23 arasında olan ve görevlerini başarıyla yerine getiren Hunt tipi 2 mayın tarama gemisi Evropi M62 ve Kalisto M63 ve 15 yaşında olmalarına karşın büyük sorunları olan ve özde kullanılmayan Osprey tipi Evniki M61 ve Kalipso M64 gemileri de var. Diğer bir deyişle, büyük sorunumuz var.

Aksine Türkiye'nin bu alanda üstünlüğü tartışılamaz. MSC268/289 tipi beş gemiyi ve 4 Cove tipi 4 gemiyi çıkartırsak, diğer gemiler yani Fransız Circe tipi 5 gemi ve yepyeni 6 Alanya gemisi modern bir mayın savaşında başarıyla görev yapabilir.

-Donanmaya Petrol Taşıma Gemileri-

Burada küçük bir Yunan üstünlüğü olduğunu söyleyebiliriz. Promithefs A374 ve Lüneberg (Klasse 701) tipi Aksios A464 ve Aliakmon A470 gemileri şimdiki ihtiyaçları karşılıyor. Ancak iki eski Alman tipi gemi 40 yaşını geçti, bu yüzden bu gemilerin yerini alacak gemi arayışları başlamalı.

Türklerin yeni diyebileceğimiz iki petrol taşıma gemisi var. Ancak arzu ettikleri donanma için bunlar yeterli değil. Bilgilere göre önümüzdeki sene içince bir geminin daha inşasına başlanacak.

-Uçaklar ve Helikopterler-

Uçaklarda skor 1-6 Türkiye'nin lehine ve kısa zaman içinde 0-10 olacak. Bunun nedeni de sadece bir P-3B'ye sahip olmamız. Bu da pratikte uçmuyor (ayda bir saatlik uçuş operasyonel sayılamaz). Aksine Türkler altı CN-235MP'ye sahip, kısa zamanda da ATR-72ASW'lerin teslim alınması başlayacak. Yeni 5+1 Deniz İş Birliği Uçakları ile ilgili ihale geçen mayıs ayında iptal edilmişti.

Helikopterle gelince 1 SA.319B Alouette III, 8 Agusta-Bell AB.212 ASW, 8 S-70B–6 Aegean Hawk ve üç Sikorsky S-70B helikopterimiz var. Diğer bir deyişle durum idare edilebilir diyebiliriz. Tabi Yönetim kullanımı için 2 helikopter, denizaltılara karşı kullanılan üç helikopter ve üç eğitim helikopteri alınması planları var. Şimdilik bunlar planda kalıyor.

Diğer yandan Türk Deniz Kuvvetlerinde üç AB.204AS, üç AB.212EW, dokuz AB.212ASW ve sekiz S-70B helikopter var. Daha 7 helikopter de teslim alınacak. Son olarak da daha 17 S-70B sipariş edilecek. Burada da Türklerin üstünlük kazanmak istedikleri anlaşılıyor.


Nerde İse Tarafsız bir yorum yapılmış.Ancak Palikaryalar biraz egolarını bastırmış diyelim.Ancak Yazıda Can Alıcı Noktalar var.Bakalım Bulabilecekmisiniz

« Son Düzenleme: 25 Eylül 2010, 10:18:07 Gönderen: SKYWOLF »