Gönderen Konu: Türk - Yunan İlişkileri  (Okunma sayısı 251619 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ice

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 165
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #150 : 06 Ağustos 2011, 19:55:29 »
Yukardaki akıl dağıtırken bunlar pazar şemsiyesinin altına mı sığınıyordu 21. yüzyılda hendek ne yahu

Çevrimdışı KingWarrior

  • KingWarrior
  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 162
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #151 : 11 Ağustos 2011, 20:22:16 »
Bölükbaşı'nın kitabı Yunanistan'ı karıştırdı

Atatürk'e jöle - rakı!
Kim, neden imal etti, akıbeti ne oldu? Hepsi ve daha fazlası Deniz Bölükbaşı'nın "Dışişleri İskelesi" kitabında...
11 Ağustos 2011 Perşembe, 16:35:37


KÜRŞAD OĞUZ / HABERTURK.COM
koguz@haberturk.com

 

Batı'da artık gelenek haline gelen, devletin üst kademelerinde görev yapmış isimlerin anılarını yayımlaması, yavaş yavaş bizim topraklarda da kendini gösteriyor. Öyle ki, önceden çoğunlukla "ardından" yapılan bu girişimler, şimdi 'yaşarken' gerçekleştiriliyor. Bu da, anı sahiplerine bazı sorular sormamıza ve 'gerçeklikleri' sorgulamamıza imkân tanıyor. Deniz Bölükbaşı'nın Doğan Kitap'tan yayımlanan "Dışişleri İskelesi" adlı kitabı da bunlardan biri.

Bölükbaşı kitabında, 1973'te adım attığı Dışişleri'ndeki 34 yılını anlatıyor. Zira kendisi, 2007 yılında istifa ederek politikaya atıldı. TBMM 23. Dönem MHP Ankara Milletvekili oldu. MHP'yi sarsan kaset skandalında milletvekilliği adaylığından ve genel bakan yardımcılığı görevinden istifa etti. Deniz Bölükbaşı, Türk siyasi tarihinde Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi çizgisinin iz bırakan siyasetçisi Osman Bölükbaşı'nın oğlu.

 

1 MART TEZKERESİNİN KİLİT İSMİ
Bulunduğu görevler bakımından çok şey bilmesi mümkün bir isim Deniz Bölükbaşı. Dışişleri Bakanlığı'nın merkez teşkilatında çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra, Atina ve Bonn Büyükelçilikleri'nde çalıştı. Lizbon Büyükelçisi olarak görev yaptı. Dışişleri Bakanlığı Birinci Hukuk Müşaviri oldu. Başbakan Yardımcısı Dış Politika Başdanışmanlığı'na atandı. Cenevre Dünya Ticaret Örgütü nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi oldu. Asıl önemlisi, 1 Mart Tezkeresi günlerinde ABD'yle yapılan görüşmeleri birinci elden yürüttü.

"Dışişlerindeki görev yıllarında hasbelkader önemli süreçlerin ve müzakerelerin içinde bulundum" diyor Bölükbaşı. Ama mütevazı davranıyor.

Yunanistan'la ilişkiler, Ege gizli müzakere süreci, Batı Trakya Türk azınlığı, Kıbrıs, Ermenistan'la ilişkiler; kara sınırının kapanması süreci, diplomatik ilişki kurulması gizli müzakereleri, "soykırım" meselesi, uluslararası hukuk yolları, Avrupa Birliği yolculuğu, azınlık tartışmaları, Fener Rum Patriği'nin statüsü ve talepleri, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, Irak, 1 Mart Tezkeresi ve ABD'nin Irak'ı işgali, PKK terörü onun resmen ilgilendiği pekçok konu arasında.

Ancak bir sorun var. Bölükbaşı, her ne kadar "Anlatılan ve aktarılanlar Dışişleri'nde görev yapmış bir meurun naçiz hikâyesidir. Bu hikâyede yansız kalmaya, samimi olmaya ve dürüstlükten ayrılmamaya gayret ettim. Kişisel görüşleri ve subjektif değerlendirmeleri kabul edilebilir asgari düzeyde tutmaya çalıştım. Bu bakımdan kitap geçmişe dönük şahsi bir hesaplaşma, bir dönemin yargılanması amacı ve niyeti taşımamaktadır" dese de AK Parti hükümetiyle ilgili eleştirileri, bir kısmı çok kabul edilebilir olsa da, objektiflik savını ortadan kaldırıyor.

 

KARDAK KRİZİ'NDE YUNANİSTAN
Ancak geri kalan anekdotlar, yakın tarihi daha iyi anlamak için mutlaka okunmalı. Nitekim bugün Anadolu Ajansı'nın geçtiği bir haber, bu anekdotlardan Ege'yle ilgili bir bölümünün Yunanistan'ı karıştırdığını söylüyor.

Bölükbaşı'nın kitabı Yunanistan'ı karıştırdı!

O bölümü geçeceğim. Ama kitaptan, Kardak krizi sırasında Yunanistan'da yaşanan bir skandalı aktarayım.

Bölükbaşı kriz sırasında Bonn'da görevli ancak kriz geçtikten sonra Ankara'ya çağrılarak istişarelere katılıyor. Türkiye'nin, Yunanistan'ın kayalıklara asker çıkarma hamlesine karşılık olarak ikinci kayalıklara asker çıkardığı gece Yunanistan tarafında tam bir keşmekeş var. Yunanistan'ın savaş hazırlıklarını ele aldığı Hükümet Konseyi'nin, Türk askerlerinin kayalıklara çıktığından saatler sonra üstelik de ABD Dışişleri Bakanlığı'nın uyarısıyla haberdar olduğunu söylüyor Bölükbaşı.

Hatta Mihalis İgnatiou ve Athanasios Ellis isimli iki Yunan gazeteci, o gece Yunanistan Başbakanı Simitis ve Genelkurmay Başkanı Limberis arasında geçen çarpıcı bir diyaloğu şöyle aktarıyor:

Başbakan Simitis: Ulan salak, iki adacığa da koruma gönder demedim mi?
G. Başkanı Limberis: Önce iki adaya da koruma göndermem gerektiğini bana söylemediniz.
Simitis: İnanmıyorum, bu nasıl bir dağılma? Bu ne biçim devlet? Bu ne vaziyet?


 

DONNA KARAN SKANDALI!
Bölükbaşı, haliyle kitabında bürokrasinden siyasete pekçok isimden bahsediyor. Büyükelçi İnal Batu ve onunla ilgili komik bir hatırayı şöyle aktarıyor:

"İnal Batu hafif imbat ve meltem dışında rüzgârı olmayan, telaş ve gerginlik paratonerli bir büyüğümüzdü. Sosyal ilişkileri bakımından da güçlü biri olarak bilinirdi. New York'ta BM daimi temsilcisiyken bir yemekte yaşananlar bu yönü hakkında tereddütler doğmasına yol açtı.

Yanılmıyorsam Atlantik Plak şirketi sahibi merhum Ahmet Ertegün'ün bir yemek davetinde yanında oturan bayan ismini söyleyerek kendini tanıtınca, ne iş yaptığını sormuştur.

Bayanın bunun üzerine arkasını dönerek Büyükelçi Batu'yla yemek boyunca hiç konuşmadığı rivayeti yayılmıştı.

Büyükelçi Batu'nun ismini duyduktan sonra ne iş yaptığını sorduğu bayan New York'ta tanınmış modacı Donna Karan'dır."

 

ATATÜRK'E ÖZEL JÖLE RAKI!
Ama kitabın en çarpıcı detayı, bana sorarsanız Bölükbaşı'nın Bonn görevi sırasında Atatürkle ilgili öğrendiği sırlar. Ben şimdiye kadar onun anlattığı bu hikâyeyi duymadım. Siz de duyunca çok şaşıracaksınız:

"Bonn'a gelişimden kısa bir süre sonra Türk rakısı konusunda akademik bir çalışma yapan bir araştırmacı randevu istedi.

Rakıya olan mütevazı aşinalığımın neden bir araştırmacının ilgisini çekmiş olabileceğini merak ederek kendisiyle görüştüm.

Anlattığı şuydu: Atatürk'ün rahatsızlığının ağırlaştığı ilk dönemde tedavi için Berlin'e gitmesi düşünülmüş. Bu konuda randevular alınmış, seyahat hazırlıkları başlatılmış.

Bu arada Tekel İdaresi Atatürk'ten önce Berlin'e beş küçük fıçı özel jöle rakı göndermiş. Ancak, hastalığın ağırlaşmasının seyahate izin vermeyecek olması nedeniyle Berlin'e gitmesi mümkün olmamış. Bu arada Tekel'in yola çıkardığı rakı fıçıları Berlin'e ulaşmış ve Türk Büyükelçiliği'ne teslim edilmiş.

Araştırmacının resmi kayıtları olduğunu söylediği bu hikâyeyi dinleyince çok heyecanlandım. Atatürk için özel olarak hazırlanan fıçı içinde jöle rakıyı ilk defa duyuyordum.

Nasıl hazırlandığını ve içildiğini sordum:

Rakı katılaştırılıyor, yosun özü gibi bağlayıcı özelliği olan bir madde ile karıştırılıp jöle haline getiriliyordu. Kullanılacağı zaman bir yemek kaşığı jöle bir kap su içinde ısıtılıyor, bir gece dinlendirildikten sonra servise hazır hale getiriliyor.

Tekel İdaresi'nin bunu kendi inisiyatifiyle mi yaptığını bilmiyorum. Ama, büyük Atatürk'ün son döneminde bile Tekel'in böyle bir sevkiyat yapmasının yine de ince bir düşünce olduğu söylenebilir.

Araştırmacı, kullanılmayan fıçı rakıların Türkiye Büyükelçiliği, İkinci Dünya Savaşı sonrası Berlin'den Bonn'a taşınırken buraya getirildiğine ilişkin bir bilgiye ulaştığını söyleyince hemen 'içki kavı'ndan sorumlu garsonu çağırdım.

Bu konuda bilgisi olup olmadığını sordum. Cevabı benim için tam bir hayalkırıklığıydı:

"Evet, fıçı rakılardan biri Bonn'a gelmiş ve ne olduğu bilinmeden uzun süre kavda bir köşede sahipsiz kalmış. Ren Nehri'nin taşması sonucu büyükelçilik kavını su basmış, parçalanan fıçı da atılmış."

Fıçı sel sonucu tahrip olup atılmamış olsaydı hiç şüphesiz el koyardım. Bir kaşık nostaljik deneme sonrası da özel olarak muhafaza ederdim.

Kısmet değilmiş!"


Bölükbaşı'nın kitabı Yunanistan'ı karıştırdı

Türkiye'nin eski Atina Büyükelçisi Deniz Bölükbaşı'nın, "Dışişleri İskelesi" adlı kitabı Yunanistan'da yankı uyandırdı
11 Ağustos 2011 Perşembe, 16:23:40

Bölükbaşı'nın kitabı Yunanistan'ı karıştırdı

Yunan medyasının konuya ilişkin geniş yer verdiği haberlerde, "Bölükbaşı'nın kitabının, Yunanistan'da milli meselelerin sevk ve idaresiyle ilgili büyük sorun olduğunu ortaya koyduğu", "Papandreu'nun, Ege'nin anahtarlarını Ankara'ya teslim ettiği" ifadeleri kullanıldı.

Elefterotipiya gazetesi, "Dalgalanmalar" başlıklı haber yorumunda, "kitapta anlatılanlara göre, iki ülkenin Yunan karasularıyla ilgili dalgalanmalar üzerinde çalıştığı" belirtilerek, şöyle denildi:

"Türkiye'nin, Yunanistan'daki eski büyükelçisi ve iki ülke arasındaki istikşafi görüşmelerde 2000 yılından bu yana müzakerecisi, hava deniz konularını çok iyi bilen Deniz Bölükbaşı, kitabında bölgeyle ilgili Türk-Yunan diyaloğundaki Türk tezlerini anlatıyor ve açıkça bunların çoğunun Atina tarafından gayriresmi olarak kabul edildiğini ima ediyor."

Bölükbaşı'nın kitabı, Atina'da muhalefet çevrelerinin hükümete karşı yeni eleştiri dalgalarına da neden oldu.

Ana muhalefetteki Yeni Demokrasi Partisi'nin (ND) dış politika sorumlusu Panos Panayotopulos, yaptığı açıklamada, kitabın yazarı Bölükbaşı'nın, Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen toplam 50 istikşafi görüşmeden 36'sında yer aldığına dikkati çekerek, "kitapta anlatılanların, iki tarafın dışişleri temsilcileri arasında sürdürülen görüşmelerin içeriğinin gerçekte ne olduğu konusunda yeni sorular yarattığını" ileri sürdü.

Yunanistan Komünist Partisi tarafından yapılan açıklamada da "Yunanistan'ın egemenlik haklarıyla ilgili tehlikenin çok büyük olduğu ve hükümet ne derse desin, halkın uyanık olması gerektiği", ayrıca "Ege'nin, NATO'laştırılması ve ortaklaşa değerlendirilmesi konusunun sürekli masada bulunduğu" belirtildi.

Sol İttifak Sinaspizmos, "Ülke kamuoyunun, istikşafi görüşmelerin gidişatını gayriresmi Türk yayınlarından öğrenmesinin kabul edilemez olduğunu" açıklayarak, hükümetin istikşafi görüşmelerle ilgili meclise bilgi vermesini istedi.

MİLLİ SAVUNMA BAKANI BEGLİTİS'TEN YALANLAMA

Bu arada, katıldığı bir radyo programında Bölükbaşı'nın kitabıyla ilgili soruları yanıtlayan Yunanistan Milli Savunma Bakanı Panos Beglitis, ''Yunanistan'ın bazı yerlerde karasularını 12 mile genişletilmemesini kabul ettiğine dair iddiaların gerçek olmadığını'' söyledi.

Beglitis, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, kendisinin Yunan Dışişlerinin temsilcisi olarak istikşafi görüşmelerde yer aldığını belirterek, "Konuşmalar oldu, ancak hiçbir anlaşma olmadı. Atina'nın bu konudaki yegane amacı uluslararası hukukun ve ülkenin egemenlik haklarının korunmasıdır" dedi.

AA

http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/657957-ataturke-jole-raki
http://www.haberturk.com/dunya/haber/657953-bolukbasinin-kitabi-yunanistani-karistirdi

Çevrimdışı EfsaneAsker

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 992
  • 1
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #152 : 30 Ağustos 2011, 00:05:47 »
Aslında bir açıdan gerçekten koruyabilir. Piyadeler geçerken 7 metre derinlik ellini kolunu sallayarak geçilmez. Bomba atsan bile ki bence en basit ve kaba çözüm. Yine de hareket kaabiliyetini snırlar. Köprüler ile sorunun çözüleceğini zannediyorum. Amma ve lakin 21. yüzsyıldayız ve artık sorunlar karadan değil havadan çözülüyor, o yüzden karadaki engel pek de etkili olmaz

Çevrimdışı serdar43

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #153 : 31 Ağustos 2011, 16:45:09 »
adaların etrafınada duvar örerler paraları varsa tabi ;D

Çevrimdışı sephiroturk

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 310
  • -3
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #154 : 15 Eylül 2011, 23:14:54 »
Biz orya tankla gidemez isek onlarda bize tank ile gelemez
Yunan stratejisinin sadece savunmadan ibaret oldugunun ispatidir

Çevrimdışı kosavalı1989

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 302
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #155 : 16 Eylül 2011, 00:01:47 »
ayrıca samurlar birbirleriyle kenetlenerek uzayabiliyorlar o hendek bir işe yaramaz :)

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 42973
  • 508
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #156 : 16 Eylül 2011, 00:02:56 »
Yunanlıları Ka'le alan kim. :)
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! ADALETİN OLMADIĞI YER YIKILMAYA MAHKUMDUR! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı URUG

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 57
  • 0
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #157 : 16 Eylül 2011, 02:31:35 »
İkinci dünya savaşının taktikası.Çağdaş dönemimizde bu tip şeyler hemde Türkiyeye karşı bir işe yarayacağını sanmıyorum.Lazım gelse 5-6 tankını atar çukura üzerinden basıp keçer.

Çevrimdışı DedeKorkut

  • DedeKorkut
  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 93
  • 0
  • Ay gökte kaldıkça ulukocaların duası üzerine olsun
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #158 : 16 Eylül 2011, 11:29:16 »
Yanlış anlaşılmak istemem ama Yunanistan bu hendeği Türkiye'ye karşı değil, Türkiyeden ülkesine kaçak yolla giren yasa dışı göçmenlere karşı kazıyor. Zira bu aralar Shengen bölgesinden atılma tehlikesi yaşıyor ve bir şekilde kaçak göçmenleri engellemek zorunda. Tabi ölümü bile göze alarak denizleri okyanusyaları aşan göçmenleri, basit bir hendek durdurur mu onu hep beraber göreceğiz. :)

Çevrimdışı Falcon

  • Site Yetkilisi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1560
  • 0
  • Akıl herşeyindir-Falcon
Ynt: Türk - Yunan İlişkileri
« Yanıtla #159 : 16 Eylül 2011, 12:41:26 »
Ben bu adamlara hiç yorum yapmam abi.Yorumsuz bir durum :D