Gönderen Konu: Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi  (Okunma sayısı 69040 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dreamlistan61

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 170
  • 0
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #10 : 17 Aralık 2009, 11:35:59 »
Rahmetli Başbuğ 500 kişilik gerilla timi yollamıştı
başarılı olmuşlardı sonrada gerilla timleri geri çekilince kötü olmuştu
hatırladığım kadarıyla
ama bence karışmalıyız

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41821
  • 467
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #11 : 29 Aralık 2009, 22:31:27 »

Azeri askerine Ermeni kurşunu

29 Aralık 2009 Salı 18:30
Azerbaycan ile Ermenistan sınırında yüksek gerilim! Azeri asker, Ermeni bir keskin nişancı tarafından öldürüldüğü idda edildi.

Azerbaycan-Ermenistan ateşkes hattında bir Azeri asker vurularak öldürüldü. Azeri ANS televizyonu, askerin keskin nişancı tarafından vurulduğunu duyurdu.

Olay Azerbaycan'ın Fuzuli şehrinde meydana geldi.

Askeri birlikte görev yapan Ramin Niftaliyev, Ermenistan ordusundan bir keskin nişancının ateşi sonucu öldü.

Olay bölge askeri komiserliği ve yerel makamlar tarafından da doğrulandı.

Bölgede 25 Ekim 2009 tarihinde de bir Azeri askeri çıkan çatışmada ölmüştü.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=224618
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41821
  • 467
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #12 : 19 Haziran 2010, 19:36:06 »
Azerbaycan Savunma Bakanlığı: Ermeniler'e ağır kayıp verdirdik
   
Nurettin ATMACA/BAKÜ, (DHA)    19 Haziran 2010
Azerbaycan Savunma Bakanlığı: Ermeniler'e ağır kayıp verdirdik

Ermenistan, Azerbaycan ile ateşkes hattında çıkan çatışmalarda 4 kayıp verdiğini bildirirken, Bakü yönetimi kayıp oranının daha yüksek olduğunu savundu.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Eldar Sabiroğlu, geceyarısı başlayan ve uzun süre devam eden çatışmada Ermeni güçlerin ağır kayıp vererek çekildiklerini söyledi. Sabiroğlu, “Dikkat çeken odur ki karşı taraf ilk defa mağlubiyetini açık şekilde itiraf etmek zorunda kaldı. Bu çok ilginçtir. Genellikle verilen kayıplarını saklamaya çalışırlar” dedi.

Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan barışçı yollardan çıkmadığı takdirde ve ya herhangi bir tahribata yönelmesi durumunda daha ağır darbeler alabileceğini söyleyen Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü, Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin bunun için yeteri kadar imkana sahip olduğunu belirtti. Sabiroğlu, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ sorunun çözümü için sürdürülen görüşmelerden ve yenilenmiş Madrid prensiplerinden kaçmak için ateşkesi bozarak kendi kendini tuzağa düşürdüğünü iddia etti.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15077450.asp?gid=373
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı wolfork

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 8
  • 0
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #13 : 21 Haziran 2010, 23:54:42 »
Vurun kandaşlar vurun.
Ya Karabağ ya ölüm.

Çevrimdışı Falcon

  • Site Yetkilisi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1560
  • 0
  • Akıl herşeyindir-Falcon
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #14 : 19 Ocak 2011, 07:55:18 »
Azerbaycan halkının tarihine Kanlı Yanvar Faciası (Kanlı Ocak Faciası) gibi dahil olmuş 20 Ocak 1990 tarihli olayların üzerinden yirmi yıl geçiyor. Yirmi yıl önce Azerbaycan halkının kaderinde kötü ve korkulu günler yaşanıyordu. Halk saldırıya uğramış, suçsuz insanlar kurşuna dizilmiş, tankların altında ezilmişti.
Ama 20 Ocak, Azerbaycan halkının tarihinde, sadece ağıt ve acı ile hatırlanacak gün değil. 20 Ocak hem de halkımızın şan ve şeref günüdür. O gün caddeleri boyamış al şehit kanları bir anlamda milli ülkümüzün uyanan güneşinin kırmızı şafakını simgeliyordu. Halkımız o gün üstüne saldıran dehşet verici kabusa, Sovyet harbiyesinin korkunç güruhuna karşı göğsünü vermeyi, kendi kimliğini ve metanetini nümayiş ettirmeği başardı. 1990 yılının 20 Ocağı Azerbaycan'ın istiklal yolunun ilk şehitlik zirvesiydi. Sovyet Ordusu'nun çok sayılı birliklerinin, özel harekat birliklerinin ve içişleri bakanlığına bağlı birliklerin Bakü'ye saldırısı hususi gaddarlık ve görülmemiş vahşetle takip edildi. Komünist diktatörlüğü Macaristan'a, Afganistan'a Çekoslovakya'ya yönelik yaptığı askeri müdahaleyi o zaman Sovyetler Birliği'nin müttefik cumhuriyetlerinden biri olan Azerbaycan'da da tekrarlamaktan çekinmedi. Azerbaycan'ın komşu Ermenistan'ın saldırısına maruz kaldığı ortamda, Sovyet yönetimi, münakaşayı önlemek için kesin önlemler almak yerine, Azerbaycan'a gönderilen ordu birliklerinin terkibine Stavropol, Krasnodar ve Rostov'dan seferberliğe alınan Ermeni asker ve subayları, Sovyet harbi birliklerinde hizmet eden Ermenileri ve Askeri okulların Ermeni öğrencilerini dahil ederek, Ermeni tarafında yer almıştır. Bakü'ye saldıran askeri birlikler (bazı bilgilere göre 60.000 kişi) "dövüş görevi"ni yerine getirmek için iyi bir psikolojik hazırlıktan geçirilmişlerdi: "Siz Bakü'ye Rusları savunmak için getirilmişsiniz, yerli ahali onları vahşicesine öldürüyor; ekstremistler Salyan Kazarmaları'nın (Bakü'de esas garnizonun yerleşmiş olduğu kışla) çevresindeki evlerin çatılarına keskin nişancılar yerleştirmişlerdir, sadece bu arazide 110 ateş noktası var; apartmanlar, daireler Azerbaycan Halk Cephesi'nin silahlılarıyla doludur, onlar sizi kurşun yağmuruna tutacaklar" ("Şit" Örgütü'nün bağımsız askeri eksperlerinin raporlarından). Mihail Gorbaçov başta olmakla Sovyet yönetimi Bakü'de "Rus ve Ermeni" kozunu maharetle kullandı. Sanki askeri birlikler Bakü'ye Rus ve Ermenileri, asker ailelerini korumak, "aşırı milliyetçiler" tarafından iktidarın zorla ele geçirilmesini önlemek amacıyla gönderilmişlerdi. Aslında ise bu açık riya ve ak yalandı. Çünkü Sovyet yönetiminin delilleri gerçeğe yakın olsaydı bile, Bakü'ye tepeden tırnağa silahlandırılmış askeri birlikler göndermeye ihtiyaç yoktu. Çünkü o zaman Bakü'de içişleri bakanlığına bağlı 11.500 asker, savunma bakanlığına bağlı Bakü Garnizonu'nun askeri birlikleri, hava saldırısından savunma kuvvetleri vardı. 4. Ordu Komutanlığı da Bakü'de konuşlandırılmıştı. Bunlara rağmen 1990 yılı 19 Ocak'ta Mihail Gorbaçov SSCB Anayasası'nın 199. ve Azerbaycan SSC Anayasası'nın 71. maddesini kabaca ihlal ederek, 20 Ocak'tan itibaren olağanüstü hal ilan edilmesi hakkında ferman imzaladı. Lakin KGB'nin "Alfa" grubu 19 Ocak saat 19.27'de Azerbaycan Televizyonu'nun enerji bloğunu bombaladı ve Azerbaycan Televizyonu'nun yayınını imkansız hale getirdi. Gece ise askeri birlikler olağanüstü halden habersiz olan şehre girdi ve ahaliye karşı saldırıya geçti. Gorbaçov'un fermanı geçerli olacağı saate kadar (20 Ocak 1990, Saat 00.00) 9 kişi öldürülmüştür. Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmesi hakkındaki bilgi ise halka 20 Ocak sabahı saat 07.00 da Azerbaycan Radyosu aracılığıyla bildirilmiştir. Bu saate kadar öldürülen kişi sayısı 100 civarındaydı. Oysa Gorbaçov'un Azerbaycan'a görevlendirerek gönderdiği yüksek makamlı emisarlar utanmadan Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmeyeceğini beyan etmişlerdir. Tanklar, zırhlı araçlar Bakü caddelerinde önlerine çıkan her şeyi ezmiş, askerler her yanı kurşun yağmuruna tutmuşlardır. İnsanlar sadece caddelerde değil otobüslerde hatta evlerinde otururken bile mermilere hedef olmuşlardır. Yaralılar için gelen ambulanslar ve ilkyardım ekiplerine de ateş açılmıştır. Birkaç gün içinde 137 kişi öldürülmüş, 700 kişi yaralanmış ve 800'den fazla kişi gözaltına alınmıştır. "Şit" ("Kalkan") Örgütü Eksperlerinin raporlarından: " İnsanları özel gaddarlıkla ve yakın mesafeden kurşunlamışlardır. Mesela Y. Meyeroviç'e 21, V. Hanmemmedov'a 10'dan fazla, R. Rüstemov'a 23 mermi isabet etmiştir; " Hastaneler, ambulanslar kurşunlanmış, hekimler öldürülmüştür; " Kalaşnikof tüfeklerinin ağırlık merkezi değişen 5,54 çaplı mermileri kullanılmıştır. Helak olanlar arasında yetişkin olmayanlar, kadınlar, ihtiyarlar ve engelliler de vardı. 1990 yılının Ocak olayları ayın 19'dan 20'sine geçen gecenin kanlı kıyımları ile bitmedi. Sovyet Ordusunun özel eğitilmiş birlikleri bölgelerde halen facialar türetiyorlardı. 20 Ocak'ta tüm dünya Bakü'de yapılan kıyımdan haberdar oldu. 18 yıl önce "demokratik dünya" Bakü'deki kanlı terör hadiselerini "Sovyetler Birliği'nin iç meselesi" adlandırdı. Sonra da bu "demokratik dünya" eli kanlı Gorbaçov'a Nobel Barış Ödülü verdi.
20 Ocak ve Azerbaycan tarihinde bundan önceki feci olaylar XX. yüzyıl boyunca halkımıza karşı yürütülen düşünülmüş siyasetin tezahürüydü. Azerbaycan Halkına karşı soykırım, Sovyet hakimiyeti yıllarında Azerbaycan topraklarının yavaş yavaş ilhak edilmesi, neticede ülke topraklarının 125.000 km2 - den 87.000 km2 - ye düşmesi, Sovyet yönetiminin Ermenilere arka çıkmasıyla başlayan Dağlık Karabağ olayları, Azerbaycan Türklerinin Ermenistan arazisindeki ezeli topraklarından kovulması bu siyasetin aşamalarıdır.

Bakü'nün en yüksek noktalarından birinde her bir Azerbaycanlı için mukaddes ant yerine çevrilmiş bir mekan var. Bu, 20 Ocak kurbanlarının ve Ermenistan'ın askeri saldırısına karşı savaşlarda helak olanların defnedildiği Şehitler Hıyabanı'dır. Her yıl 20 Ocak'ta binlerce insan burayı ziyaret eder, vatanın özgürlüğü ve istiklali uğrunda canlarından geçmiş Azerbaycan evlatlarının aziz hatırasını ihtiramla yad eder. Yıllar geçecek, nesiller değişecek, lakin vatan evlatlarının hatırası yüreklerde ebediyen yaşayacaktır.
ALINTI:Kars Azerbaycan Başkonsoloslugu
« Son Düzenleme: 11 Şubat 2013, 16:11:35 Gönderen: SKYWOLF »

Çevrimdışı seyyah

  • seyyah
  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 569
  • 0
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #15 : 27 Haziran 2011, 23:14:03 »
Bakü, Karabağ ihtilafının barışçıl yoldan çözüme kavuşturulması için geçtiğimiz günlerde Rusya arabuluculuğunda yapılan Azerbaycan-Ermenistan-Rusya liderleri üçlü zirvesinden olumlu sonuç alınamamasının hemen ardından gövde gösterisi yaptı.

 


Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri Günü vesilesiyle başkentteki Azatlık Meydanı’na 4 bin asker ve aralarında tankların da bulunduğu 400 askeri araç çıkarıldı. Rusya yapımı S-300 füzelerinin yanı sıra Türkiye’den satın alınmış “Kobra” marka zırhlı personel taşıyıcılar da törende boy gösterdi.
‘Karabağ için savaşırız’
Ülkesinin kuruluşundan beri yapılan bu en büyük askeri geçit töreninde konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Azatlık Meydanı’na çıkarttığımız silahlar gerçek gücümüzün küçük bir bölümünü teşkil ediyor. Karabağ gibi işgal altındaki vatan topraklar için gerekirse yeniden savaşmaya hazırız” dedi.
http://www.gazeteci.tv/baku-karabag-icin-kararli-120612h.htm
Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur.

Çevrimdışı enes38

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1421
  • 1
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #16 : 28 Haziran 2011, 09:00:57 »
bu savaş 2 ülkeyle  sınırlı kalmayacağı için kimin kazanacağı belli olmaz , rusların karabağdaki  azeri askerlerine saldıracağından eminim  , amerikanın desteğiyle türkiyede azerbaycan yanında savaşa girebilir  o yüzden böyle bir savaşı göze alamazlar.

Çevrimdışı URUG

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 57
  • 0
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #17 : 20 Aralık 2011, 21:14:48 »
Meksika Senatosu HOCALI SOYKIRIMI`nı tanıdı

Meksika Senatosunda, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili anlaşma maddelerinden oluşan karar kabul edildi.

26 Şubat 1992 tarihinde Ermenistan silahlı kuvvetleri birliklerinin Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı’nın sivil halkına karşı saldırıya geçtiği ve uluslararası insan hakları kuruluşların tereddüt etmeden Soykırım olarak adlandırdığı olay sırasında genellikle etnik kimliğine göre yüzlerce insanın ölümüne neden oldukları kararda bildiriliyor.

Kararda, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecine de değinilerek, Madrid ilkeleri açıklanıyor, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edildiği, zorunlu göçmen ve mültecilerin kendi önceki yerleşim yerlerine geri dönmelerinin gerekliliği belirtiliyor.

Kararda ayrıca Temsilciler Meclisi, Azerbaycan ve Ermenistan halklarının egemenliğine tam saygıyla yaklaşarak, mümkün sayılan formatta en kısa ve hızlandırılmış şekilde Dağlık Karabağ bölgesinde çatışmaya son verecek anlaşmanın sağlanması için Azerbaycan ve Ermenistan hükümetlerini çaba göstermeye ve AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanılarını sorunun barışçıl çözümünün sağlanması amacıyla her iki hükümete tüm gerekli desteğin gösterilmesine devam etmeye çağırıyor.

Daha sonra ise, Hocalı katliamından19 yıl geçmesine rağmen, katliama ilişkin adaletin sağlanamaması, aynı zamanda, insanlar arasında ilişkilerin yeniden kurulması ve mümkün olan en kısa zamanda her iki toplum arasında yeniden uyumun sağlanması gerektiği de kaydediliyor.

http://www.1news.com.tr/azerbaycan/siyaset/20111220074215024.html

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41821
  • 467
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #18 : 25 Aralık 2011, 12:33:04 »
Tarafsın, çekil
Zeynel LÜLE
25 Aralık 2011
Karabağ'a karışma
577 parlamenterli Fransız Meclisi’nde 50 oyla geçen sözde soykırım yasasıyla Fransa’nın tarafsızlığını kaybettiğini belirten Türkiye, bu ülkenin Minsk Grubu’ndan derhal çekilmesi için AGİT nezdinde girişim başlattı. Fransa’nın 3 eşbaşkandan biri olduğu Minsk Grubu, Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali üzerine bu ülkeyle Azerbaycan arasındaki ihtilafı çözmek üzere kurulmuştu.

TÜRKİYE, Fransa’nın ‘Minsk Grubu’ndan bir an önce ayrılmasını istedi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu, Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin Karabağ sorunu için barışçıl bir çözüm bulmalarını teşvik etme amacıyla kurulmuştu. 1992’den beri faaliyette olan bu grubun üç eşbaşkanlığından birini Fransa yapıyor. Türkiye, Fransa Parlamentosu’nda onaylanan sözde soykırım yasası sonrası Paris’in artık “tarafsız konumunu yitirdiğini” ve “Azerbaycan-Ermenistan arasında yapılacak görüşmelere bundan sonra tarafsız yaklaşamayacağı” görüşünü ortaya koydu ve bunun için AGİT nezdinde girişimde bulunarak Fransa’nın Minsk Grubu’ndan bir an önce ayrılmasını istedi. AGİT’in merkezi Viyana’da başlatılan bu girişim için Türkiye’nin AGİT Daimi Temsilciliği’ne bizzat Ankara’dan talimat geldiği öğrenildi.

Gül de uyarmıştı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de önceki gün yaptığı açıklamada, Fransa’nın Kafkasya’daki istikrarsızlığı gidermek ve özellikle Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ihtilafa çözüm bulmak için kurulmuş olan Minsk Grubu’nun üç üyesinden birisi olduğunu belirterek, “Herhalde bu yasa teklifi kanunlaştıktan sonra ki böyle olmamasını ümit ederim, Fransa’nın bütün bu arabuluculuk çalışmalarından hemen çekilmesi gerekir. Çünkü Fransa, tarafsızlığını resmen ihlal eden ve taraflı olduğunu resmen ilan eden bir tavır almaktadır bu davranışıyla” demişti.

Bakü’den destek

Fransa’nın AGİT Minsk Grubu’ndaki görevini bırakmasına yönelik girişimi, Azerbaycan’dan da “dolaylı” destek gördü. İktidardaki “Yeni Azerbaycan Partisi” Genel Başkan Yardımcısı Ali Ahmedov, yasanın resmileşmesi halinde, Fransa’nın Karabağ sorununun çözümünde adaletli tavır sergilemesinin “kuşku” yaratacağını kaydetti.

3 başkandan biri

AGİT Minsk Grubu, Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin Karabağ sorunu için barışçıl bir çözüm bulmalarını teşvik etmek amacıyla, 1992 yılında AGİT tarafından kuruldu. 6 Aralık 1994 tarihinde Budapeşte’de yapılan toplantıda, Minsk Süreci için eşbaşkanlık kurumlarının oluşturulmasına ve bu eşbaşkanların ABD, Fransa ve Rusya olmasına karar verildi. Halen ABD’nin eşbaşkanlığını Robert Bradtke, Rusya’nınkini Igor Popov yüütüyor. Fransa’nın ise Ocak ayından itibaren eşbaşkanlık görevini Jak For, Bernard Fassier’den devralacak. AGİT Minsk Grubu’nda Beyaz Rusya, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Türkiye ve sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan da yer alıyor .

http://www.hurriyet.com.tr/planet/19538335.asp
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı çiğil42

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 151
  • 1
Ynt: Azeri-Ermeni Gerilimi
« Yanıtla #19 : 28 Aralık 2011, 10:39:10 »
bu savaş 2 ülkeyle  sınırlı kalmayacağı için kimin kazanacağı belli olmaz , Rusların karabağdaki  azeri askerlerine saldıracağından eminim  , amerikanın desteğiyle türkiyede azerbaycan yanında savaşa girebilir  o yüzden böyle bir savaşı göze alamazlar.

karabağda savaş kaçınılmaz azerbaycan sadece ermenistanla göstermelik olarak yürütülen müzakerelerin sonucunu bekliyor bunuda sadece uluslararası araneda azerbaycanın savaştan başka care kalmadığı ve savasın meşru olduğunun kabul görmesi için  yürütüyor rusya böyle bir savaşa kesinlikle girmez çünki elinde savaşa gircek bir gerekçede yok türkiyenin yapacağı azerbacanı askeri olarak dahada güçlendirmek olmalı siyasi arenada her  zaman arkasında olmalı ama bizim iş işten geçtikten sonra aklımız başımıza geliyor