live draw macau

slot777

slot777

slot777

slot deposit 5000

slot777

linkgacor

slot777

slot deposit 5000

slot88

slot resmi

slot rtp

slot88

slot gacor

iblbet

iblbet

slot777

slot777

slot777

slot1000

slot

 

Sohbet...

Başlatan SÜVARİ, 10 Nisan 2009, 14:57:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sunum yapan şahsın video sonunda 'Bu evrende İnsan kadar zeki ve aptal bir tür yoktur' dedi. İnsanoğlunda yaratılışından yüklü akıl ve nefs melekeleri var. Her ikisi de bize lazım.. Uçak ile seyahat ettiğimizde genel olarak gayet rahatızdır. Tek gerildiğimiz an uçağın kalkış ve iniş anıdır.

Bazı insanlar ise tüm uçuş boyu gergindirler. Birgün hava yolculuğunda yanımdaki kişi aynen böyleydi. Adam fizik dalı profesörüymüş (plazma fiziği üzerine doktora yapmış) . 8 saat ne yedi ne içti. hep gergin ve tetikteydi. Biraz rahatlasın diye konuştuk. 40.000 fit yukarıda altımız 12.000 metre boşluk nasıl rahat olabilirim diyordu. Adam bana iki saat ihtimaller hesabıyla kıyaslama yaptı. Sanki esasında gergin olmam gerektiğini bilimsel olarak ispat etti. Bazen çok zeki olup ince düşünmektense olayı akışına rahatça bırakıp aptal gibi davranmak daha iyi gibi gibi.. 
Linkback: Ynt: Sohbet...
DÜNYADA BÜTÜN GERÇEKLER 3 MERHALEDEN GEÇER.
1. iLK BAÞLARDA HAFİFE ALINIR ÖNEMSENMEZ
2. ARKASINDAN ÞİDDETLİ BİR DİRENİÞ VE BASKIYA UĞRAR.
3. EN SON TAM BİR DOĞRU OLARAK KABUL EDİLİR..

Uludağ yurdu 30 senedir hiç değişmemiş, 6 kişilik ve 1 masalı oda. Her katın korudor sonunda tuvalet vardı, duş bodrum katında. Dışarıda yaşayanlar bile yurda kayıtlı oldukları için 3 kişi kalıyorduk. 5 ayrı binadan oluşan erkek yurdu vardı, en son binanın en üst katında yaşıyorduk. Yabancılar ve güney doğudan gelenler vardı bizim katımızda, her katta ders çalışma salonu var, mekan bizim dercesine ülkücüler orada toplantı yapıyordu. Odalarımız acayip kokuyordu, artı akşam yemeğini odamızda yapıyorduk.

Cumhurbaşkanlık ve eğitim bakanlığı olmak üzere 2 farklı burs alıyordum, üniversite bedava, şehir içi toplu taşıma bedava, yurt bedava, öğle yemeği bedava ve artı yemek fişi veriliyor. 1990'ların sonunda bursumu çoğaltıp bilgisayar bile almıştım, o dönem için baya lüks alım olmuştu.

Türkiye kendi vatandaşlarına yapmadığı muameleyi bize yapmıştı. Satranç iyi oynadığım için ülkenin bir çok yerine gittim, otellerde kaldım, yemek parası ve ayrı turnuvaya katıldığım için üniversite para veriyordu. Evden maddi yardım almadan mezun oldum. Türkiye'ye borçluyum, keşke o günler tekrarlansa, acayip kokulu yurttaki odamı özledim.


Üniversiteyi 1986-1990 yıllarında Ankara Gazi Ün. İİBF'da okudum (Uluslararası İlişkiler üzerine). Bir buçuk ay kadar sıra bekledikten sonra Dikimevi'ndeki Atatürk Öğrenci Yurdu nasibime çıktı. Bilenler vardır, burası Site Yurdu olarak da bilinirdi. Yurt kapalı bir alanda 3 bloktan ibaretti. Orta alanda bağımsız bir kütüphane ve çalışma alanı vardı. Yine her binada benzeri çalışma alanları mevcuttu. Yine her blokta en alt katlarda hamam bile vardı. Odalarda ranza sistemi ile 3 ranza 6 öğrencilikti. Sadece her öğrenci için kıyafetlerini koyabileceği birer dolap da bulunuyordu. Yani çalışma masası falan yoktu. Tabi o tarihlerde internet değil Yurtta memlekette bile yoktu. Rahmetli Özal ile birlikte bizlere sabah kahvaltısı için kuponlar verilmeye başlanmıştı. Akşam yemeği de indirimli oluyordu. En çok tercih edilen yemek tabii ki ıspanaklı yumurta idi. Zira en ucuzu o idi. Sosyal aktivitemiz neredeyse yok gibi idi. Üniversitenin etrafındaki kahvehaneleri saymazsak.
Vay be, neredeyse 40 yıl geçmiş.

1990'ların başında ve ortasında Türkiye üniversite mezunu olan yabancı öğrencileri sınav ile tekrar üniversite eğitimi için alıyordu. Kazan ulusal araştırma teknik üniversitesi mezunu olduktan sonra sınavı kazandım ve tekrar üniversite eğitimi için Türkiye'ye gelmiştim. 1 sene Türkçe hazırlık okuduktan sonra eğitimim başlamıştı.

Bursa tekstil cenneti, marka giyisi ve ayakkabı alıyorduk. Memlekete 1 sene sonra yaz tatili için gelmiştim, ayağımda Nike, üzerimde adidas, o dönemde Rusya'da orijinal marka elbise almak oligarşi sınıfı için geçerli idi. Kazakistan'lı sınıf arkadaşım ile Rusça konuşuyoruz, tarih öğretmenimiz azarlamıştı, "oğlum aranızda kendi dilinizde konuşun". Konuşurken kelimelerin yaklaşık 70% anladığımız için için hemen Rusçaya geçiyorduk.

Van'daki Kırgız Ulupamir köyüne gitmiştim. Misafir ettiler, Kırgızca konuştuğum için Kırgızmısın diyenler bile olmuştu. Gençleri Kırgızca bilmiyor ve Türkleşmiş, yaşlıları biliyor. 1980'lerin başında bizim peder Afganistan'da savaşırken, onlardan kaçan Kırgızlar Pakistan'a kaçmış, sıcaklıktan bir kısmı ölmüştü ve onları kurtarmak için Kenan Evren Türkiye'ye getirmişti, ne büyük adammış.

Sofranın önünde babamın Sovyet askeri olduğunu ve Afganistan'da savaştığını anlatınca yaşlı teyze hüngür hüngür ağlamıştı, dayanamadım ve babamın adına özür dilemiştim. Şaşırdılar nereden bu kadar iyi Kırgızca bildiğimi, işte babam orada savaşırken biz bir dönem çoçukluğumda askeri bölgede Kırgızıstan ve Özbekistan'da yaşamıştık. Kırgızistan'a kız alıp veriyorlar, gelen gelinler Kırgız dilini ve kültürünü koruduğu için çok sevinmiştim.

Manzarası Kırgızistan'ı andırıyor.

#4555
Kırgızca dediğin nedirki Türkçe bilen bir ayda öğrenir

Rusya Ukrayna savaşının çözümü bağımsız Kırım devletidir.

#4556
Kırgızcayı akışkan şekilde konuşmak kolay değil. Kelimeler benziyor, ancak cümle kurmak, hızlı konuşmak, ses tonunu ayarlamak, anlamak ve yazabilmek tamamen farklıdır, hele onlar kiril alfabesi kullanıyorlar. Bana göre Orta Asya dillerinden Türkçeye en çok benzeyen dil Özbekçe, sonra Türkmence.

#4557
Hangi koldan olduğunun, ne kadar süredir "ayri" kaldığının ve başka hangi dillerin etkisi altında (seçerek ya da zorlanarak) kaldığının etkisi var..ayni koldan isen ve/veya ayni dillerin etkisi altında kaldıysan (örnek Farsça) oturup öğrenmeye gerek kalmadan karşılıklı olarak anlasilabilrilik olanı daha yüksek olur..

Oğuz (Güneybatı) kolu:Türkçe,Azerbaycan Türkçesi, Türkmence

Kıpçak (Kuzeybatı) kolu: Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkırtça ve Karakalpakça

Karluk (Güneydoğu) Grubu: Özbekçe ve Uygurca.

Sibirya (Kuzeydoğu) Grubu: Yakutça (Saha Türkçesi) ve Tuvaca.

İlgi alanım olduğu icin hepsini defalarca dinledim, o bölgelerden tanıdığım insanlar da oldu...örneğin Kazakca hızlı olarak konuşulduğunda anlamak zor gelir bana, Turkmence,Özbek göreceli daha kolay...

Sibirya grubu ancak bir kelimeleri seçebilirsiniz içinden, konuşulan konunun ne olduğunu zor anlarsınız, hatta anlayamazsınız..
What is steel compared to the hand that wields it?

#4558
Hangi devletlerin egemenliği altında kalması, din ve coğrafik konumu da önemli. Kazak, Kazan-Kırım Tatarı, Nogay Altın Ordu devletinin etkisinde kaldığı için dilleri benziyor. Kazakça ş, g, r harflerini devamlı kullandıkları için konuşurken anlaması zor.
Kırgızca Timur devleti, sonra Kokand hanlığı egemenliği içinde kaldığı için Özbekçeye yakın dil, diğer Kıpçak dillerinden uzaklaşmış. İslam dini etkisi ile bu saydıklarım dillerin arasında Arapça ve Farsçadan bir çok kelime var.
Yakutça ve Tuvaca İslam kültürünün etkisi olmamış, eski Türk Kağanlığından sonra birlikte yaşamamış diğerleri ile, onun için onların dili çok farklı. Hatta Yakutların ismi ve soy ismi bile Vladimir Petrov, Konstantin İvanov vs. Kültür, yemek vs bakımından Yunanlar Türklere daha yakındır, Yakutlar onlar tamamen farklı alem.


Paylaş whatsappPaylaş facebookPaylaş linkedinPaylaş twitterPaylaş myspacePaylaş redditPaylaş diggPaylaş stumblePaylaş technoratiPaylaş delicious
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren defenceturk.com sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.Knın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.Replikacep.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim sayfamızdan bize bildirdikten en geç 3 (üç) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.
Footer menü
Hakkımızda
Bize Ulaşın
Biz Kimiz
Hizmetlerimiz