Gönderen Konu: Savunma Sanayimizin Genel Durumu  (Okunma sayısı 842 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Serdar Varol

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 34
  • 3
  • DefenceTurk.com
Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« : 02 Aralık 2021, 17:17:36 »
Bir olayın en dip ayrıntılarını bilmek için tamamen içinde olmalısınız. Fakat o olayın büyüklüğünü, onun içinde kalarak anlayamazsınız. Ona dışarıdan bakmanız gerekir. Bu bir okyanusun içinde olarak okyanusun büyüklüğünü kavrayamamaya benzetebilirsiniz. Askerlikteki taktik, operatif ve stratejik seviyede buna benzer.

İlaveten büyüklük görecelidir. Dolayısıyla bir olayın büyüklüğünü yani değerini kavrayabilmek için, önce ne ile kıyas edeceğinizi, sonrada kıyas edeceğiniz verileri bilmeniz gerekir. Yani bugün yaşadığımız savunma sanayindeki gelişmenin önemini, ancak tarihe karşılaştırmalı olarak baktığımızda anlayabiliriz. 

Savunma sanayi tartışmalarımız ile ilgili olarak genel itibarıyla gördüğüm, şey teknik veya belki taktik boyutundaki zekaların, onun niye menzili 5 değil de 3, bu niye ocakta bitmedi de aralıkta bitti gibi değerlendirmeleri. Bunun üstünde, konunun bütünü kapsamında değerlendirme yapabilenler çok az olmak kaydıyla yok değil var tabi. Onları tenzih ederim. Ben savunma sanayindeki gelişmemizi tarihteki durumumuzla anlatıyım. Böylece fındık kabuğunu doldurmayan şeyleri, sanki savunma sanayindeki gelişmeleri kendi sırtındaymış gibi mesele edenler biraz akıllanırlar belki.

3 tane kuvvetimiz var değil mi ? Kara, Deniz, Hava. Hepsini ayrı ayrı değerlendireceğim.

Kara kuvvetleri : Türkler genel olarak 16y.y.dan önce nerdeyse bütün tarih boyunca, askeri teknoloji olarak diğer herkesten çok üstündüler. Yaşadıkları coğrafyadan dolayı sayıları başkalarına kıyasla çok azdı. (Odlanikov'a göre Çinlilerin % 1'i.) Ama bu dezavantajı askeri teknolojideki üstünlükleriyle ve başka niteliklerle kapatıyorlardı, hatta üstünlük sağlıyorlardı. Fakat 16 y.y.dan itibaren görece olarak geri kalmaya başladılar. 20 y.y.a gelindiğinde o kadar geri idiler ki, kıyas kabul etmez. 1. dünya harbinde 20 kadar piyade tüfeği vardır Osmanlı ordusunda. Bir tanesi bizim değildir. Bırak silahı, topu, tüfeği askerimizi giydirecek kumaşı üretmekten aciciz, o derece. İleri olduğumuz devirlere biz bugünkü ABD'yiz hatta ondan bile çok daah etkiniz, kuvvetliyiz, rahatız askeri açıdan. Ciddi çalışan Göktürk tarihçisi Ahmet Taşağıl söylüyor. Türklerle Çinliler arasındaki 100 savaşın 90'ı nı Türkler kazanıyor. Bizim 20 y.y. başındaki geriliğimiz maalesef 2000'lerin başlarına kadar devam ediyor. Kendimize ait bir şey nerdeyse yine yok. Tuzla jeep yapmışız lisans altı. Bir lisans altı telsiz yapmışız falan. Bir elin parmağını geçmiyor. 2000'lerin başında doğuda yedek subaydım. Hatırlamaya çalışıyorum bize ait olan bir şey var mı diye bulamıyorum.    Nöbeti İç Güvenlik Harekat merkezinde tutardım. Hatırlayamıyorum ama belki bir ihtimal kriptolu telefon bizim.

Kara sitemlerinde son 20 senede geldiğimiz yer inanılmaz bir yer. Evet tarihteki üstünlüğümüze kavuşamadık. O artık tekrar olmaz zaten. Başka şeylere bağlı. Ancak her şeyiyle kendi kendimize yeten kara kuvvetlerini tamamlamak üzereyiz. Ama en öndekilerin bir arkasındayız. Önümüzdeki 10 sene içinde olacaklarla. Onları da yakalamak üzereyiz. Onların gelişme hızı, bizim gelişme hızımıza bakıldığında net görünüyor.

Deniz Kuvvetleri : Bizim denizle tanışmamız Çaka Beyle. Öncesi yok. Çünkü yaşadığımız yer kara. Çaka Beyden sonra edindiğimiz seviyeyi de, konuyu üstün körü bilenler bir şey olmadığını sanarlar. Bu konuda İdris Bostan otoritedir. Fatih sonrası gerek Tersane-i Amire'de gerekse diğer tersanelerimizde önemli bir seviyeye ulaştığımızı söyler ki doğrudur. Fakat şunu da söyler. Tersane-i Amire'de Venedikli, Genevizli esrirler ücret karşılığında çalıştırılmaktadır teknik anlamda. Yani en güçlü olduğumuz zamanlarda bile teknik yetersizliğimiz var gemi sanayinde. Yani bugün deniz sistemlerindeki seviye Türk tarihini en ileri seviyesi desek, yanlış olmaz. Birde önümüzdeki planlar denize indiğinde, deniz sistemlerindeki seviyemiz tarihimiz ile hiç kıyaslanamayacak dereceye gelecek. Dünyada 1. sınıf daki 3-5 ülkeden biri olacağız kesin. Osmanlı'nın sonu cumhuriyetin başıyla hiç kıyaslanmaz. Bırak gemi yada ona ait herhangi bir şey yapmayı, hazır gemiyi yüzdürecek personelimiz bile yok, o dönemde.   

Hava Kuvvetleri : Hava kuvvetleri bilindiği gibi 20 y.y.la başlıyor dünyada. Bizim o dönemlerde en erken adapte olduğumuz alan, geliştiğimiz alan bu alan. Fakat Atatürk'ün ölümüyle beraber, mandacı siyasetçiler bize bu konuda Osmanlı'nın akıbetini yaşatıyorlar. 1980'ledeki F-16 montajına kadar sıfır. Hiç bir şey yok. Kendi dizaynımız olan, uçağı helikopteri yeni uçuruyoruz, bilindiği gibi.

Kendi dizaynın olan, kendin ürettiğin; uçağı, füzeyi uçurmak, kendin gemini yüzdürmek, kendi araçlarını gezdirmek., kendi radarlarını, optik sistemlerini çalıştırmak ..... Bunları yapan personeli kendi üniversitelerinden yetişirmek ne demek biliyor musunuz. Çok büyük şey. Mucize mucize tabiri caizse. Öyle büyük şey ki. Bunlar olsaydı elimizde 19 y.y.da veya 20 y.y. başında bugün 50.000 dolar geliri olan bizdik biz. Hangi aya geldik, halen ürün piyasada yok söylemleri, ergen şımarıklığı sadece başka bir şey değil. Açın izleyin Kıbrıs Operasyonunun öncesinde 10 senede yaşananları, Demirel'in ağzından. 

Çalışmasına başlanmış, hatta parça üretilmesine başlanmış, hatta kullanacağın bazı alt sistemleri geliştirilmiş TFX'i envanterde uçurduğumuz , TF 2000'i yüzdürdüğümüz gün. Öyle büyük bir gün ki yüzlerce yıllık geriliği geride bırakmış olacaksınız. Bunun altyapısı tabi ki ilk üniversiteyi açtığımız güne kadar gider azalarak. Tabi ki bunlar sadece 20 senenin eseri değil. Fakat son iktidar döneminde, özellikle de gerek devletten Batı sömürgeciliğine çalışan vatan hainlerinin temizlenmesi, gerekse iktidardan aynı misyona sahip mandacı siyaset esnafının uzaklaşmasıyla (2014 milattır) gelişmenin hızı çok değişti, odaklanma da arttı, ilgi arttı, motivasyon arttı, ihracat artıyor, geri dönen bir kısım paranın yaratacağı etki var. Atatürk'ten sonra ilk kez, kalkınmada onun metodunu uyguluyoruz (sektörün devlet eliyle merkezden yapılandırılması, mililiğin yerliliğin önemi) savunma sanayinde. Türkiye'nin içine eden, açalım rekabeti sonuna kadar, rekabet her şeyi yapmaya yeter diyen liboş kafa yok artık. En tepede cumhurbaşkanından, en altta parça tedarikçisi küçük işletmelere kadar kurulan piramit sistemi muazzam. Bir şeyler yapmaya çalışan olanağı kısıtlı insanların veya işletmelerin, var olmak için piramitin üst katmanlarına yalvardıkları değil, piramitin tepesinin piramitin altındakileri bulmaya, organize etmeye, yönlendirmeye çalıştıklarını görmek gelecek adına en sevindiğim şey.

Güvenmek mi doğrudur, sorgulamak mı derseniz. Ben bilimciyim. Sorgulamak derim ama bir şartla. Sorgulayacak bilgiye sahip olacaksınız. Yoksa sizin sorgunuz ahmaklıktan başka bir şey değil. Ne gibi ? Misal ben eğitimim gereği insan fizyolojisi biliyorum. Birisi yanlış bir şey yaptığında veya söylediğinde, başka bir şeye gerek duymadan. Bu yanlış derim. Ama bilmediğim bir konuda bir şey söyleyen insanı değerlendirme imkanım olmadığı için, onu ancak başkalarının onun hakkındaki görüşleriyle ona verilen yetkilerle, veya onun daha önceden söylediklerinin gerçekleşme oranlarıyla ölçebilirim. Mesela Mahmut Akşit diyor ki, biz MMU'nun motorunu yapabiliriz. Ben TEİ'de çalışanların mühendislik kapasitelerini biliyor muyum. Yok. Kimlerle nasıl teknik ilişkiler içinde olduklarını biliyor muyum. Yok. Ekonomik durumu biliyor muyum. Yok. Bilmem gereken şeyler daha çoğalır da çoğalır. Hiçbirini biliyorum. Sadece ben değil, savunma sanayi ile dışarıdan ilgilenen kimse bilmiyor. Sen bildiğini düşünüyorsan, dışarda olmazdın zaten. :) Yani projeler üzerinde çalışan mühendislerin birbirlerini teknik sorgulamalarının değeri var. Seninkinin yok. Sonuç olarak neye bakarsın. Sözü söyleyen siyasetçi olur, yönetici olur, teknik kişi olur. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Şu kadarını. Başarılı. Ona güvenirim. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Fiyasko. Ona ise asla.


Ülkeyi son 20 senede yönetenlerin sosyal kültürel yapıları bana 180 derece zıt. Ben gençliğimi en popüler klüplerde dans ederek geçirdim. Adamlar namaz kılarak. Fakat vaka ortada. Adamlar yapıyor. Adamlar uçuruyor Türkleri yeniden harp sanayinde. Hedefler doğru. Planlar doğru. Kavramsal tasarımlar doğru. Çıkan ürünlerin nitelikleri genel olarak iyi. Test ediyoruz. Öttürüyoruz düşmanı. Ülkede her şey savunma sanayindeki gibi olsa ah keşke. Muazzam, muazzam.
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2021, 02:43:15 Gönderen: Serdar Varol »

Çevrimdışı Gökbörü

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 602
  • 50
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #1 : 02 Aralık 2021, 17:33:10 »
Bir olayın en dip ayrıntılarını bilmek için tamamen içinde olmalısınız. Fakat o olayın büyüklüğünü, onun içinde kalarak anlayamazsınız. Ona dışarıdan bakmanız gerekir. Bu bir okyanusun içinde olarak okyanusun büyüklüğünü kavrayamamaya benzetebilirsiniz. Askerlikteki taktik, operatif ve stratejik seviyede buna benzer.

İlaveten büyüklük görecelidir. Dolayısıyla bir olayın büyüklüğünü yani değerini kavrayabilmek için, önce ne ile kıyas edeceğinizi, sonrada kıyas edeceğiniz verileri bilmeniz gerekir. Yani bugün yaşadığımız savunma sanayindeki gelişmenin önemini, ancak tarihe karşılaştırmalı olarak baktığımızda anlayabiliriz. 

Savunma sanayi tartışmalarımız ile ilgili olarak genel itibarıyla gördüğüm, şey teknik veya belki taktik boyutundaki zekaların, onun niye menzili 5 değil de 3, bu niye ocakta bitmedi de aralıkta bitti gibi değerlendirmeleri. Bunun üstünde, konunun bütünü kapsamında değerlendirme yapabilenler çok az olmak kaydıyla yok değil var tabi. Onları tenzih ederim. Ben savunma sanayindeki gelişmemizi tarihteki durumumuzla anlatıyım. Böylece fındık kabuğunu doldurmayan şeyleri, sanki savunma sanayindeki gelişmeleri kendi sırtındaymış gibi mesele edenler biraz akıllanırlar belki.

3 tane kuvvetimiz var değil mi ? Kara, Deniz, Hava. Hepsini ayrı ayrı değerlendireceğim.

Kara kuvvetleri : Türkler genel olarak 16y.y.dan önce nerdeyse bütün tarih boyunca, askeri teknoloji olarak diğer herkesten çok üstündüler. Yaşadıkları coğrafyadan dolayı sayıları başkalarına kıyasla çok azdı. (Odlanikov'a göre Çinlilerin % 1'i.) Ama bu dezavantajı askeri teknolojideki üstünlükleriyle ve başka niteliklerle kapatıyorlardı, hatta üstünlük sağlıyorlardı. Fakat 16 y.y.dan itibaren görece olarak geri kalmaya başladılar. 20 y.y.a gelindiğinde o kadar geri idiler ki, kıyas kabul etmez. 1. dünya harbinde 20 kadar piyade tüfeği vardır Osmanlı ordusunda. Bir tanesi bizim değildir. Bırak silahı, topu, tüfeği askerimizi giydirecek kumaşı üretmekten aciciz, o derece. İleri olduğumuz devirlere biz bugünkü ABD'yiz hatta ondan bile çok daah etkiniz, kuvvetliyiz, rahatız askeri açıdan. Ciddi çalışan Göktürk tarihçisi Ahmet Taşağıl söylüyor. Türklerle Çinliler arasındaki 100 savaşın 90'ı nı Türkler kazanıyor. Bizim 20 y.y. başındaki geriliğimiz maalesef 2000'lerin başlarına kadar devam ediyor. Kendimize ait bir şey nerdeyse yine yok. Tuzla jeep yapmışız lisans altı. Bir lisans altı telsiz yapmışız falan. Bir elin parmağını geçmiyor. 2000'lerin başında doğuda yedek subaydım. Hatırlamaya çalışıyorum bize ait olan bir şey var mı diye bulamıyorum.    Nöbeti İç Güvenlik Harekat merkezinde tutardım. Hatırlayamıyorum ama belki bir ihtimal kriptolu telefon bizim.

Kara sitemlerinde son 20 senede geldiğimiz yer inanılmaz bir yer. Evet tarihteki üstünlüğümüze kavuşamadık. O artık tekrar olmaz zaten. Başka şeylere bağlı. Ancak her şeyiyle kendi kendimize yeten kara kuvvetlerini tamamlamak üzereyiz. Ama en öndekilerin bir arkasındayız. Önümüzdeki 10 sene içinde olacaklarla. Onları da yakalamak üzereyiz. Onların gelişme hızı, bizim gelişme hızımıza bakıldığında net görünüyor.

Deniz Kuvvetleri : Bizim denizle tanışmamız Çaka Beyle. Öncesi yok. Çünkü yaşadığımız yer kara. Çaka Beyden sonra edindiğimiz seviyeyi de, konuyu üstün körü bilenler bir şey olmadığını sanarlar. Bu konuda İdris Bostan otoritedir. Fatih sonrası gerek Tersane-i Amire'de gerekse diğer tersanelerimizde önemli bir seviyeye ulaştığımızı söyler ki doğrudur. Fakat şunu da söyler. Tersane-i Amire'de Venedikli, Genevizli esrirler ücret karşılığında çalıştırılmaktadır teknik anlamda. Yani en güçlü olduğumuz zamanlarda bile teknik yetersizliğimiz var gemi sanayinde. Yani bugün deniz sistemlerindeki seviye Türk tarihini en ileri seviyesi desek, yanlış olmaz. Birde önümüzdeki planlar denize indiğinde, deniz sistemlerindeki seviyemiz tarihimiz ile hiç kıyaslanamayacak dereceye gelecek. Dünyada 1. sınıf daki 3-5 ülkeden biri olacağız kesin. Osmanlı'nın sonu cumhuriyetin başıyla hiç kıyaslanmaz. Bırak gemi yada ona ait herhangi bir şey yapmayı, hazır gemiyi yüzdürecek personelimiz bile yok, o dönemde.   

Hava Kuvvetleri : Hava kuvvetleri bilindiği gibi 20 y.y.la başlıyor dünyada. Bizim o dönemlerde en erken adapte olduğumuz alan, geliştiğimiz alan bu alan. Fakat Atatürk'ün ölümüyle beraber, mandacı siyasetçiler bize bu konuda Osmanlı'nın akıbetini yaşatıyorlar. 1980'ledeki F-16 montajına kadar sıfır. Hiç bir şey yok. Kendi dizaynımız olan, uçağı helikopteri yeni uçuruyoruz, bilindiği gibi.

Kendi dizaynın olan, kendin ürettiğin; uçağı, füzeyi uçurmak, kendin gemini yüzdürmek, kendi araçlarını gezdirmek., kendi radarlarını, optik sistemlerini çalıştırmak ..... Bunları yapan personeli kendi üniversitelerinden yetişirmek ne demek biliyor musunuz. Çok büyük şey. Mucize mucize tabiri caizse. Öyle büyük şey ki. Bunlar olsaydı elimizde 19 y.y.da veya 20 y.y. başında bugün 50.000 dolar geliri olan bizdik biz. Hangi aya geldik, halen ürün piyasada yok söylemleri, ergen şımarıklığı sadece başka bir şey değil. Açın izleyin Kıbrıs Operasyonunun öncesinde 10 senede yaşananları, Demirel'in ağzından. 

Güvenmek mi doğrudur, sorgulamak mı derseniz. Ben bilimciyim. Sorgulamak derim ama bir şartla. Sorgulayacak bilgiye sahip olacaksınız. Yoksa sizin sorgunuz ahmaklıktan başka bir şey değil. Ne gibi ? Misal ben eğitimim gereği insan fizyolojisi biliyorum. Birisi yanlış bir şey yaptığında veya söylediğinde, başka bir şeye gerek duymadan. Bu yanlış derim. Ama bilmediğim bir konuda bir şey söyleyen insanı değerlendirme imkanım olmadığı için, onu ancak başkalarının onun hakkındaki görüşleriyle ona verilen yetkilerle, veya onun daha önceden söylediklerinin gerçekleşme oranlarıyla ölçebilirim. Mesela Mahmut Akşit diyor ki, biz MMU'nun motorunu yapabiliriz. Ben TEİ'de çalışanların mühendislik kapasitelerini biliyor muyum. Yok. Kimlerle nasıl teknik ilişkiler içinde olduklarını biliyor muyum. Yok. Ekonomik durumu biliyor muyum. Yok. Bilmem gereken şeyler daha çoğalır da çoğalır. Hiçbirini biliyorum. Sadece ben değil, savunma sanayi ile dışarıdan ilgilenen kimse bilmiyor. Sen bildiğini düşünüyorsan, dışarda olmazdın zaten. :) Yani projeler üzerinde çalışan mühendislerin birbirlerini teknik sorgulamalarının değeri var. Seninkinin yok. Sonuç olarak neye bakarsın. Sözü söyleyen siyasetçi olur, yönetici olur, teknik kişi olur. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Şu kadarını. Başarılı. Ona güvenirim. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Fiyasko. Ona ise asla.


Ülkeyi son 20 senede yönetenlerin sosyal kültürel yapıları bana 180 derece zıt. Ben gençliğimi en popüler klüplerde dans ederek geçirdim. Adamlar namaz kılarak. Fakat vaka ortada. Adamlar yapıyor. Adamlar uçuruyor Türkleri yeniden harp sanayinde. Hedefler doğru. Planlar doğru. Kavramsal tasarımlar doğru. Çıkan ürünlerin nitelikleri genel olarak iyi. Test ediyoruz. Öttürüyoruz düşmanı. Ülkede her şey savunma sanayindeki gibi olsa ah keşke. Muazzam, muazzam.

Savunma sanayi alanindaki gelismelerin (bazi projelerdeki yanlis yonetime ragmen, ornek Altay) cok umit verici oldugu konusunda hemfikiriz.

Urunlerden, projelerden kendimizi biraz uzaklasitirip bakarsak..

Bence sunun menzili bunun motoru gibi detaylarin asagidaki yazdigim sorunun yaninda pek onemi yok

Genel anlamda, taktik basarilari stratejik zaferlere donusturemedigimizi dusunuyorum..en tehlikeli durum bu...

Soyle bir bakarsak, onumuzdeki sorunlari, en azindan simdilik, bizim lehimize olacak sekilde cozemedik..

Birkac ornek

1. Suriye: 50bin kisilik YPG ordusu halen orada, multeciler halen burada
2. D. Akdeniz: Mavi Vatani kabul ettirebilmis degiliz, herkesi karsimiza almis durumdayiz
3. Karabag : Ermenistanin koridor vs verdigi sozleri tuttugunu sanmiyorum. Alinan butun bolgelere Rus askerleri yerlesmis durumda.

Sunzi'nin bir lafi var, meali uc asagi bes yukari soyle..

Basarili kumandan, savasi onceden kazanip, sonra savas meydanina cikar.

Basarisiz kumandan, once savas meydanina cikar, sonra savasi kazanmaya calisir..

Su hikayeyi herkesin bildigini saniyorum ama, yukardakine guzel bir ornek teskil ediyor diye bir daha gundeme getirmekte fayda var..

İsmet İnönü tarafından yönetilen Eskişehir ve Kütahya muhabereleri kaybedilir. Bunun üzerine Atatürk’e haber verilir.

Atatürk cepheye gider. Karargahta İsmet Paşa’nın morali yıkılmış bir haldedir. Atatürk’ü karşısında görünce “Her şey bitti” der

Atatürk gülümseyerek bakar ve “Deja kazandın!”der. “Deja” Fransızca “şimdiden” demektir. Atatürk, İnönü’ye “Şimdiden kazandın” der.

Inönü ise şaşırarak bakar. Harp kaybedilmiştir sonuçta. Atatürk “hemen haritaları açın” talimatı verir.

Sonrasında Atatürk İnönü’ye “İsmet, Orduyu Sakarya’nın gerisine çekin” der. Bu ise orduyu 100 km geriye çekmek demektir. İnönü ise şaşırarak sorar “Aradaki halkı kime bırakacağız?”

Atatürk bunun üstüne “Peki İsmet n’apalım?” diye sorar ve ekler “Bak İsmet kafanı kullan. Ben 100 km kendi vatanımın içine çekiliyorum. Yunanlılar 100 km peşimizden gelecek…”

“Nereye gelecek peki? Halkımızın içinden geçerek gelecek. Moralleri bozulacak, ikmal yolları uzayacak. Bizim memlekette yol mu var? Yunanlılar neyle nakledecek silahlarını?.”

“Bırak gelsinler İsmet, ben onları vatanın harib-i İsmet’inde boğacağım…






« Son Düzenleme: 02 Aralık 2021, 17:50:24 Gönderen: Gökbörü »
What is steel compared to the hand that wields it?

Çevrimdışı serkan1976

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 3884
  • 256
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #2 : 02 Aralık 2021, 17:37:29 »
Eğer Ruslar bu koridoru oluşturmamıza karşı gelirse , sözlerini yutarlarsa tarihlerinin en büyük stratejik hatasını yaparlar...

Çevrimdışı ACE

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 558
  • 99
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #3 : 02 Aralık 2021, 21:03:19 »
...Ülkeyi son 20 senede yönetenlerin sosyal kültürel yapıları bana 180 derece zıt. Ben gençliğimi en popüler klüplerde dans ederek geçirdim. Adamlar namaz kılarak. Fakat vaka ortada. Adamlar yapıyor. Adamlar uçuruyor Türkleri yeniden harp sanayinde. Hedefler doğru. Planlar doğru. Kavramsal tasarımlar doğru. Çıkan ürünlerin nitelikleri genel olarak iyi. Test ediyoruz. Öttürüyoruz düşmanı. Ülkede her şey savunma sanayindeki gibi olsa ah keşke. Muazzam, muazzam.

Sona doğru propaganda gibi bitti diyebilirim :) Son 20 yılda yapılıyor dediğiniz çoğu şeyin altyapısı daha önceden atılmıştı. Ben doğuda sizinle aynı dönemlerde askerken aselsan ürünü gece görüş dürbünü ve kriptolu sayısal telsizini kullanıyordum. Arkadaşım stinger füzeleri ile ilgili staj yapıyordu. Aselsan Fırtına Obüsü için atış sistemi üretiyordu vs.

Farkettiyseniz son günlerde forum sessizleşti. İnsanların morali bozuk. Niye? Ekonomi adeta çakıldı ve ben dahil çoğu arkadaş bunu öngörüyorduk. Yunanistanın ekonomik durumuyla dalga geçiyorken ders oldu adeta.

Hani diyoruz ya “güç çarpanı” diye. İşte asıl güç çarpanı paradır. Rusya tehditine karşı Alman, İngiliz ve Fransızlar neden 150 uçak 300 tank ile sakin sakin oturuyor?! Maddi güçleri var ve büyük bir baskı unsuru.

Son 20 yılda bir şeyler oldu evet ama sizin 180 derece farklı dediğiniz siyasetçiler veya imamlar değil yine sorgulayan, zeki, donanımlı çocuklar bu işin mutfağındaydı. Savunma sanayi dışındaki alanlarda da üst düzey teknolojik ürünlere arge desteği verilmesini beklerdik ama ne yazık ki lokomotif sektör olarak inşaatı seçti büyüklerimiz. Sonuç ortada. Bir kaç mercedesli Audili müteahhitin mutluluğu baz alındı. Ekonomi bu hale geldi. Şimdi herkes mutsuz.

Çevrimdışı metin62

  • 2020 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1935
  • 145
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2021, 21:27:50 »

Sona doğru propaganda gibi bitti diyebilirim :) Son 20 yılda yapılıyor dediğiniz çoğu şeyin altyapısı daha önceden atılmıştı. Ben doğuda sizinle aynı dönemlerde askerken aselsan ürünü gece görüş dürbünü ve kriptolu sayısal telsizini kullanıyordum. Arkadaşım stinger füzeleri ile ilgili staj yapıyordu. Aselsan Fırtına Obüsü için atış sistemi üretiyordu vs.

Farkettiyseniz son günlerde forum sessizleşti. İnsanların morali bozuk. Niye? Ekonomi adeta çakıldı ve ben dahil çoğu arkadaş bunu öngörüyorduk. Yunanistanın ekonomik durumuyla dalga geçiyorken ders oldu adeta.

Hani diyoruz ya “güç çarpanı” diye. İşte asıl güç çarpanı paradır. Rusya tehditine karşı Alman, İngiliz ve Fransızlar neden 150 uçak 300 tank ile sakin sakin oturuyor?! Maddi güçleri var ve büyük bir baskı unsuru.

Son 20 yılda bir şeyler oldu evet ama sizin 180 derece farklı dediğiniz siyasetçiler veya imamlar değil yine sorgulayan, zeki, donanımlı çocuklar bu işin mutfağındaydı. Savunma sanayi dışındaki alanlarda da üst düzey teknolojik ürünlere arge desteği verilmesini beklerdik ama ne yazık ki lokomotif sektör olarak inşaatı seçti büyüklerimiz. Sonuç ortada. Bir kaç mercedesli Audili müteahhitin mutluluğu baz alındı. Ekonomi bu hale geldi. Şimdi herkes mutsuz.

+1

Malesef dogru.

Çevrimdışı Serdar Varol

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 34
  • 3
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #5 : 03 Aralık 2021, 03:28:19 »
Bir olayın en dip ayrıntılarını bilmek için tamamen içinde olmalısınız. Fakat o olayın büyüklüğünü, onun içinde kalarak anlayamazsınız. Ona dışarıdan bakmanız gerekir. Bu bir okyanusun içinde olarak okyanusun büyüklüğünü kavrayamamaya benzetebilirsiniz. Askerlikteki taktik, operatif ve stratejik seviyede buna benzer.

İlaveten büyüklük görecelidir. Dolayısıyla bir olayın büyüklüğünü yani değerini kavrayabilmek için, önce ne ile kıyas edeceğinizi, sonrada kıyas edeceğiniz verileri bilmeniz gerekir. Yani bugün yaşadığımız savunma sanayindeki gelişmenin önemini, ancak tarihe karşılaştırmalı olarak baktığımızda anlayabiliriz. 

Savunma sanayi tartışmalarımız ile ilgili olarak genel itibarıyla gördüğüm, şey teknik veya belki taktik boyutundaki zekaların, onun niye menzili 5 değil de 3, bu niye ocakta bitmedi de aralıkta bitti gibi değerlendirmeleri. Bunun üstünde, konunun bütünü kapsamında değerlendirme yapabilenler çok az olmak kaydıyla yok değil var tabi. Onları tenzih ederim. Ben savunma sanayindeki gelişmemizi tarihteki durumumuzla anlatıyım. Böylece fındık kabuğunu doldurmayan şeyleri, sanki savunma sanayindeki gelişmeleri kendi sırtındaymış gibi mesele edenler biraz akıllanırlar belki.

3 tane kuvvetimiz var değil mi ? Kara, Deniz, Hava. Hepsini ayrı ayrı değerlendireceğim.

Kara kuvvetleri : Türkler genel olarak 16y.y.dan önce nerdeyse bütün tarih boyunca, askeri teknoloji olarak diğer herkesten çok üstündüler. Yaşadıkları coğrafyadan dolayı sayıları başkalarına kıyasla çok azdı. (Odlanikov'a göre Çinlilerin % 1'i.) Ama bu dezavantajı askeri teknolojideki üstünlükleriyle ve başka niteliklerle kapatıyorlardı, hatta üstünlük sağlıyorlardı. Fakat 16 y.y.dan itibaren görece olarak geri kalmaya başladılar. 20 y.y.a gelindiğinde o kadar geri idiler ki, kıyas kabul etmez. 1. dünya harbinde 20 kadar piyade tüfeği vardır Osmanlı ordusunda. Bir tanesi bizim değildir. Bırak silahı, topu, tüfeği askerimizi giydirecek kumaşı üretmekten aciciz, o derece. İleri olduğumuz devirlere biz bugünkü ABD'yiz hatta ondan bile çok daah etkiniz, kuvvetliyiz, rahatız askeri açıdan. Ciddi çalışan Göktürk tarihçisi Ahmet Taşağıl söylüyor. Türklerle Çinliler arasındaki 100 savaşın 90'ı nı Türkler kazanıyor. Bizim 20 y.y. başındaki geriliğimiz maalesef 2000'lerin başlarına kadar devam ediyor. Kendimize ait bir şey nerdeyse yine yok. Tuzla jeep yapmışız lisans altı. Bir lisans altı telsiz yapmışız falan. Bir elin parmağını geçmiyor. 2000'lerin başında doğuda yedek subaydım. Hatırlamaya çalışıyorum bize ait olan bir şey var mı diye bulamıyorum.    Nöbeti İç Güvenlik Harekat merkezinde tutardım. Hatırlayamıyorum ama belki bir ihtimal kriptolu telefon bizim.

Kara sitemlerinde son 20 senede geldiğimiz yer inanılmaz bir yer. Evet tarihteki üstünlüğümüze kavuşamadık. O artık tekrar olmaz zaten. Başka şeylere bağlı. Ancak her şeyiyle kendi kendimize yeten kara kuvvetlerini tamamlamak üzereyiz. Ama en öndekilerin bir arkasındayız. Önümüzdeki 10 sene içinde olacaklarla. Onları da yakalamak üzereyiz. Onların gelişme hızı, bizim gelişme hızımıza bakıldığında net görünüyor.

Deniz Kuvvetleri : Bizim denizle tanışmamız Çaka Beyle. Öncesi yok. Çünkü yaşadığımız yer kara. Çaka Beyden sonra edindiğimiz seviyeyi de, konuyu üstün körü bilenler bir şey olmadığını sanarlar. Bu konuda İdris Bostan otoritedir. Fatih sonrası gerek Tersane-i Amire'de gerekse diğer tersanelerimizde önemli bir seviyeye ulaştığımızı söyler ki doğrudur. Fakat şunu da söyler. Tersane-i Amire'de Venedikli, Genevizli esrirler ücret karşılığında çalıştırılmaktadır teknik anlamda. Yani en güçlü olduğumuz zamanlarda bile teknik yetersizliğimiz var gemi sanayinde. Yani bugün deniz sistemlerindeki seviye Türk tarihini en ileri seviyesi desek, yanlış olmaz. Birde önümüzdeki planlar denize indiğinde, deniz sistemlerindeki seviyemiz tarihimiz ile hiç kıyaslanamayacak dereceye gelecek. Dünyada 1. sınıf daki 3-5 ülkeden biri olacağız kesin. Osmanlı'nın sonu cumhuriyetin başıyla hiç kıyaslanmaz. Bırak gemi yada ona ait herhangi bir şey yapmayı, hazır gemiyi yüzdürecek personelimiz bile yok, o dönemde.   

Hava Kuvvetleri : Hava kuvvetleri bilindiği gibi 20 y.y.la başlıyor dünyada. Bizim o dönemlerde en erken adapte olduğumuz alan, geliştiğimiz alan bu alan. Fakat Atatürk'ün ölümüyle beraber, mandacı siyasetçiler bize bu konuda Osmanlı'nın akıbetini yaşatıyorlar. 1980'ledeki F-16 montajına kadar sıfır. Hiç bir şey yok. Kendi dizaynımız olan, uçağı helikopteri yeni uçuruyoruz, bilindiği gibi.

Kendi dizaynın olan, kendin ürettiğin; uçağı, füzeyi uçurmak, kendin gemini yüzdürmek, kendi araçlarını gezdirmek., kendi radarlarını, optik sistemlerini çalıştırmak ..... Bunları yapan personeli kendi üniversitelerinden yetişirmek ne demek biliyor musunuz. Çok büyük şey. Mucize mucize tabiri caizse. Öyle büyük şey ki. Bunlar olsaydı elimizde 19 y.y.da veya 20 y.y. başında bugün 50.000 dolar geliri olan bizdik biz. Hangi aya geldik, halen ürün piyasada yok söylemleri, ergen şımarıklığı sadece başka bir şey değil. Açın izleyin Kıbrıs Operasyonunun öncesinde 10 senede yaşananları, Demirel'in ağzından. 

Güvenmek mi doğrudur, sorgulamak mı derseniz. Ben bilimciyim. Sorgulamak derim ama bir şartla. Sorgulayacak bilgiye sahip olacaksınız. Yoksa sizin sorgunuz ahmaklıktan başka bir şey değil. Ne gibi ? Misal ben eğitimim gereği insan fizyolojisi biliyorum. Birisi yanlış bir şey yaptığında veya söylediğinde, başka bir şeye gerek duymadan. Bu yanlış derim. Ama bilmediğim bir konuda bir şey söyleyen insanı değerlendirme imkanım olmadığı için, onu ancak başkalarının onun hakkındaki görüşleriyle ona verilen yetkilerle, veya onun daha önceden söylediklerinin gerçekleşme oranlarıyla ölçebilirim. Mesela Mahmut Akşit diyor ki, biz MMU'nun motorunu yapabiliriz. Ben TEİ'de çalışanların mühendislik kapasitelerini biliyor muyum. Yok. Kimlerle nasıl teknik ilişkiler içinde olduklarını biliyor muyum. Yok. Ekonomik durumu biliyor muyum. Yok. Bilmem gereken şeyler daha çoğalır da çoğalır. Hiçbirini biliyorum. Sadece ben değil, savunma sanayi ile dışarıdan ilgilenen kimse bilmiyor. Sen bildiğini düşünüyorsan, dışarda olmazdın zaten. :) Yani projeler üzerinde çalışan mühendislerin birbirlerini teknik sorgulamalarının değeri var. Seninkinin yok. Sonuç olarak neye bakarsın. Sözü söyleyen siyasetçi olur, yönetici olur, teknik kişi olur. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Şu kadarını. Başarılı. Ona güvenirim. Dediklerinin ne kadarını yapmış. Fiyasko. Ona ise asla.


Ülkeyi son 20 senede yönetenlerin sosyal kültürel yapıları bana 180 derece zıt. Ben gençliğimi en popüler klüplerde dans ederek geçirdim. Adamlar namaz kılarak. Fakat vaka ortada. Adamlar yapıyor. Adamlar uçuruyor Türkleri yeniden harp sanayinde. Hedefler doğru. Planlar doğru. Kavramsal tasarımlar doğru. Çıkan ürünlerin nitelikleri genel olarak iyi. Test ediyoruz. Öttürüyoruz düşmanı. Ülkede her şey savunma sanayindeki gibi olsa ah keşke. Muazzam, muazzam.

Savunma sanayi alanindaki gelismelerin (bazi projelerdeki yanlis yonetime ragmen, ornek Altay) cok umit verici oldugu konusunda hemfikiriz.

Urunlerden, projelerden kendimizi biraz uzaklasitirip bakarsak..

Bence sunun menzili bunun motoru gibi detaylarin asagidaki yazdigim sorunun yaninda pek onemi yok

Genel anlamda, taktik basarilari stratejik zaferlere donusturemedigimizi dusunuyorum..en tehlikeli durum bu...

Soyle bir bakarsak, onumuzdeki sorunlari, en azindan simdilik, bizim lehimize olacak sekilde cozemedik..

Birkac ornek

1. Suriye: 50bin kisilik YPG ordusu halen orada, multeciler halen burada
2. D. Akdeniz: Mavi Vatani kabul ettirebilmis degiliz, herkesi karsimiza almis durumdayiz
3. Karabag : Ermenistanin koridor vs verdigi sozleri tuttugunu sanmiyorum. Alinan butun bolgelere Rus askerleri yerlesmis durumda.

Sunzi'nin bir lafi var, meali uc asagi bes yukari soyle..

Basarili kumandan, savasi onceden kazanip, sonra savas meydanina cikar.

Basarisiz kumandan, once savas meydanina cikar, sonra savasi kazanmaya calisir..

Su hikayeyi herkesin bildigini saniyorum ama, yukardakine guzel bir ornek teskil ediyor diye bir daha gundeme getirmekte fayda var..

İsmet İnönü tarafından yönetilen Eskişehir ve Kütahya muhabereleri kaybedilir. Bunun üzerine Atatürk’e haber verilir.

Atatürk cepheye gider. Karargahta İsmet Paşa’nın morali yıkılmış bir haldedir. Atatürk’ü karşısında görünce “Her şey bitti” der

Atatürk gülümseyerek bakar ve “Deja kazandın!”der. “Deja” Fransızca “şimdiden” demektir. Atatürk, İnönü’ye “Şimdiden kazandın” der.

Inönü ise şaşırarak bakar. Harp kaybedilmiştir sonuçta. Atatürk “hemen haritaları açın” talimatı verir.

Sonrasında Atatürk İnönü’ye “İsmet, Orduyu Sakarya’nın gerisine çekin” der. Bu ise orduyu 100 km geriye çekmek demektir. İnönü ise şaşırarak sorar “Aradaki halkı kime bırakacağız?”

Atatürk bunun üstüne “Peki İsmet n’apalım?” diye sorar ve ekler “Bak İsmet kafanı kullan. Ben 100 km kendi vatanımın içine çekiliyorum. Yunanlılar 100 km peşimizden gelecek…”

“Nereye gelecek peki? Halkımızın içinden geçerek gelecek. Moralleri bozulacak, ikmal yolları uzayacak. Bizim memlekette yol mu var? Yunanlılar neyle nakledecek silahlarını?.”

“Bırak gelsinler İsmet, ben onları vatanın harib-i İsmet’inde boğacağım…

Yazdıklarında bena göre bazı yorum hataları var. Müsadenle onları yazacağım.

"Bence sunun menzili bunun motoru gibi detaylarin asagidaki yazdigim sorunun yaninda pek onemi yok"

Ben aslında bunların önemi yok demek istemedim. Bence yaptığımız silahlardaki en önemli şey nitelik. Bana göre zamandan da, maliyetten de önemli. Ben Türkçüyüm. Bizi tarih boyu başarıya ulaştıran şey nitelik. Fakat nitelik ararken, dünü bileceksiniz. Ekmek yoksa pasta yesinler demeyeceksiniz. Örnek Ada sınıfında dikey fırltma tabiki çok iyi olurdu. Ama bunu bugünden değerlendiremezsiniz. O güne döneceksiniz. Biz yüzyıllar sonra ilk kez gemi yapıyoruz gemi. Ve bizzat devletin ve deniz kuvvetlerinin engellemeye çalışmasına rağmen. Cem Gürdeniz anlattı yaşananları. Bende istiyorum benim her silahım başkalarından çok daha iyi olsun. Ama adam bir şeyi 100 senedir yapıyor. 500 senedir yapıyor. Bakın Baretta'nın tarihine. Sen ilkini yapıyorsun. Nasıl daha iyi olacak ?

"Savunma sanayi alanindaki gelismelerin (bazi projelerdeki yanlis yonetime ragmen, ornek Altay) cok umit verici oldugu konusunda hemfikiriz."

En muazzam sistemi de kursan, en muazzam kişileri de çalıştırsan. Bir kere bileceksin. Yanlışlar hep olacak. Atatürk'ün yanlışı var bir sürü. Biz kimiz yanlış yapmayacağız. Eleştiriler, tartışmalar olacak. Onlar bir kısım yanlışları düzeltecek. Am yanlışlar yine yapılacak.

Altay tankında ben  problemin % 99 yanlış yönetilmesiyle ilgili olduğunu düşünmüyorum hatta eminim. Plandığımız Altay tankının güç grubunu biz hazır alacaktık. Fakat yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde, artık bize vermedikleri nerdeyse vida bile var vida. Açıklamalardan ambargoya uğradığımız ürünleri duyunca hayret ediyorum hayret. Altay tankını iin biz son yıllardaki siyasi gelişmeleri yaşamasamıydık. 2014'ten sonraki dönüşümümüz 1000 Altay tankı eder. Tank nedir ya. Biz 2. istiklal harbinden çıktık.

"Genel anlamda, taktik basarilari stratejik zaferlere donusturemedigimizi dusunuyorum..en tehlikeli durum bu...

Soyle bir bakarsak, onumuzdeki sorunlari, en azindan simdilik, bizim lehimize olacak sekilde cozemedik..

Birkac ornek

1. Suriye: 50bin kisilik YPG ordusu halen orada, multeciler halen burada
2. D. Akdeniz: Mavi Vatani kabul ettirebilmis degiliz, herkesi karsimiza almis durumdayiz
3. Karabag : Ermenistanin koridor vs verdigi sozleri tuttugunu sanmiyorum. Alinan butun bolgelere Rus askerleri yerlesmis durumda."

Buraya ise hiç katılmıyorum onu söyleyeyim. Rusya Kafkaslara bugün yerleşmedi. Rusya 19 y.y.da yerleşti. 50.000 kişilik YPG ordusu bugün kurulmadı. 2014 öncesi kafanın marifeti o. PKK (Ayrılıkçı Kürt terörü) ise en az 100 senelik bir mesele. Mavi vatanı kabul mu ettiremedik. Bugün mavi vatanı kabul ettirmeye çalışan iktidar, 2014'ten önce seçmenlerine Kıbrıs'ta biz amma yük, bırakalım gitsin diye politika yaptırıyordu....

Böyle stratejik ve politik olayları, sadece bugüne bakarak anlayamazsın. Bir örnek vereyim. YPG duruyor mu. Duruyor. Barzani'de durdu 25 sene. Sonra ne oldu gördün mü Musul'da. ABD'nin 25 senelik emeği 3 günde mort. İlk önce bakacağın şey yönetenin kafası, eğilimi. Yapmaya çalıştığı şey doğru mu. Doğru. Bir kere % 90'ı nı halettin. Bu kadar mı. Evet bu kadar. Siyasi tarihimizi iyice bilsen. Ne denek istediğimi anlayacaksın. En karanlık günler 2014 öncesiydi. Hakikaten çok karanlıktı. En az 1919'de işgale uğramış Türkiye kadar karanlıktı. Yönetimde de o günün Damat Feritleri vardı.

Ergenekon tahliyeleri oldu. Güneş doğdu. İstikamet değişti. Tam aksine. Biz her türlü milliyetçiliği çöpe attık diyen, şimdi Turan kuruyor. :) Ama şunları şunları yapamadık. Devlet ömrü insan ömrü değildir. Yaparız. Hepsini yaparız. Yeter ki yürüdüğün yol doğru olsun yol. Hatta yapıyoruz. Bizim için en kritik süre bu 10 sene. Bu 10 sene içindeki çalışmaya başladığımız (TF 2000, MMU) planları tamamladık mı ? Daha karada, denizde, havada ölüm yok bize. Tek sorun var. Aynı mandacı, sömürge valisi kafanın iktidar olması. Başka sorun yok.

"Su hikayeyi herkesin bildigini saniyorum ama, yukardakine guzel bir ornek teskil ediyor diye bir daha gundeme getirmekte fayda var.."

Evet biliyorum. Pek sever şarlatan Celal Şengör bu olayı. Habire anlatır. Atatürk'e dair okuduğu 2-3 kitapta sadece bu ve bir kaç olay var çünkü. Bu olayın konuyla hiç ilgisi yok. Atatürk dehadır. Askerlik sanatında da dehadır. İsmet İnönü ise sadece iyi bir topçu subayı ve bir görev verdiğin zaman o görevi savsaklamayan birisi. Birde o dönemlerde Atatürk'e muhalefet etmiyor başkaları gibi. Ne dese yapıyor. Emir eri gibi. Buradaki olay iyi bir topçu subayıyla, bir askeri dehanın arasındaki farktır.   


Çevrimdışı Serdar Varol

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 34
  • 3
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #6 : 03 Aralık 2021, 03:49:12 »
...Ülkeyi son 20 senede yönetenlerin sosyal kültürel yapıları bana 180 derece zıt. Ben gençliğimi en popüler klüplerde dans ederek geçirdim. Adamlar namaz kılarak. Fakat vaka ortada. Adamlar yapıyor. Adamlar uçuruyor Türkleri yeniden harp sanayinde. Hedefler doğru. Planlar doğru. Kavramsal tasarımlar doğru. Çıkan ürünlerin nitelikleri genel olarak iyi. Test ediyoruz. Öttürüyoruz düşmanı. Ülkede her şey savunma sanayindeki gibi olsa ah keşke. Muazzam, muazzam.

Sona doğru propaganda gibi bitti diyebilirim :) Son 20 yılda yapılıyor dediğiniz çoğu şeyin altyapısı daha önceden atılmıştı. Ben doğuda sizinle aynı dönemlerde askerken aselsan ürünü gece görüş dürbünü ve kriptolu sayısal telsizini kullanıyordum. Arkadaşım stinger füzeleri ile ilgili staj yapıyordu. Aselsan Fırtına Obüsü için atış sistemi üretiyordu vs.

Farkettiyseniz son günlerde forum sessizleşti. İnsanların morali bozuk. Niye? Ekonomi adeta çakıldı ve ben dahil çoğu arkadaş bunu öngörüyorduk. Yunanistanın ekonomik durumuyla dalga geçiyorken ders oldu adeta.

Hani diyoruz ya “güç çarpanı” diye. İşte asıl güç çarpanı paradır. Rusya tehditine karşı Alman, İngiliz ve Fransızlar neden 150 uçak 300 tank ile sakin sakin oturuyor?! Maddi güçleri var ve büyük bir baskı unsuru.

Son 20 yılda bir şeyler oldu evet ama sizin 180 derece farklı dediğiniz siyasetçiler veya imamlar değil yine sorgulayan, zeki, donanımlı çocuklar bu işin mutfağındaydı. Savunma sanayi dışındaki alanlarda da üst düzey teknolojik ürünlere arge desteği verilmesini beklerdik ama ne yazık ki lokomotif sektör olarak inşaatı seçti büyüklerimiz. Sonuç ortada. Bir kaç mercedesli Audili müteahhitin mutluluğu baz alındı. Ekonomi bu hale geldi. Şimdi herkes mutsuz.

Altyapının daha eski olduğu haricinde, tamamı zırva. Oda altyapı zaten. Hazırlayıcı faktör gibi düşüneceksin.

Bir elin parmağını geçmez demiştim. Hakikaten geçmemiş. Birde şimdi saysana.

Ekonomi mi çakıldı. Vah vah vah vah. Ne oldu paramızın değerimi düştü. 1938'ten bu yana o TL kaç kat düştü biliyor musun ? 20 milyon kat.  Tekrar yazayım mı 20 milyon kat. Krizmiş. Senin yaş kaç ? 1980'leri anlatan skeçler var. Bak bakalım neymiş sorun. Ya 1990lar. Ya 2000'ler. Ülkede korkulacak tek şey aporta seçimi bekleyen vatan hainleri. 

Bir ülkede ne iyiyse siyaset, ne kötüyse yine siyaset sayesindedir. Teknik kişi bir konuda ki son kişidir. Bir orduda silahı tamir eden ordudonat assubayıdır karşılık gelir. İstiklal harbini kazandık. Atatürk kim ya. Bizim bir terzilerimiz vardı. Öyle kıyafetler dikti ki. Teknik, taktik, operatif, stratejik, politik. Stratejik yanlışları bile taktik başarılarla düzeltemezsen, politik hataların sen teknik başarıylamı kurtarılacağını sanıyorsun. Sen ilkokulundan mezun ettiler mi hakikaten ? Benim zamanında etmiyolardı senin gibileri mezun.

Al sana İmam Mahmut Akşit. Kuduri tefsirini çalışıyormuş. İmam yaptı 10 tane motoru. İmam. Sen ne yaptın ? Kordonda rakı içerek olsaydı.  Eminim sen daha fazlasını yapardın.

Bu ülkede ne yapıldıysa milli düşünenler yapmıştır. Bu yeri gelir Özden Örnek olur, yeri gelir Mahmut Akşit olur. Keban barajı için kurbağalara göl yapıyorsunuz diyen, boğaz köprüsü için zenginlerin evlerine yol yapıyorsunuz diyen ahmak takımı değil. Türkiye'nin kalkınma da en sefillerinin 1. sırada Ecevit 2. sırada İnönü olması boşuna değildir. İkiside % 2 ve altında. Ağzından demokrasi, bilim, barış, avrupa, özgürlük .... kelimelerini düşürmeyen, onların söylenişlerinden başka başkada bir şey bilmeyen vatan haininden, mandacılara rağmen.

Övüyürmuyum. Tabi ki övüyorum. Onlar yaptıkça daha da çok öveceğim. Çünkü marifet iltifata tabidir. İltifat görmeyen marifet ziyan olur. Ne sanıyordun. Sizi öveceğimi mi. Sizi Amerikalılar över, Almanlar över canım ben övmem. Benim kim olduğum, dünyaya nasıl baktığım (Kemalsit) belli.
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2021, 04:02:03 Gönderen: Serdar Varol »

Çevrimdışı Türkay

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 26
  • 2
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #7 : 03 Aralık 2021, 08:29:08 »
Forum iyice savunma sanayiinden çıktı. İş zıvanadan çıkmış gibi. Tabiki eleştiriler vb olacak. Ancak kör bir inançla bir tartışma, demogoji ve goy goyla maça gider gibi anlatımlar. Çok fazla katkım olamadı. Uzun süredir takip ederim ancak katılımım kısa süre önce. Giderek uzaklaşıyorum.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 42521
  • 485
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #8 : 03 Aralık 2021, 08:38:25 »
Forum iyice savunma sanayiinden çıktı. İş zıvanadan çıkmış gibi. Tabiki eleştiriler vb olacak. Ancak kör bir inançla bir tartışma, demogoji ve goy goyla maça gider gibi anlatımlar. Çok fazla katkım olamadı. Uzun süredir takip ederim ancak katılımım kısa süre önce. Giderek uzaklaşıyorum.

+1
Forumun içeriği savunma sanayi üzerine. Siyaset değil! Siyasete girince Kalu Bela'ya kadar şu şunu yaptı, bu bunu yaptı, bunlar şucu, şunlar bucu vs kimseye hiç bir faydası olmayan, boş muhabbetlerle herkes birbirini suçlamaya başlıyor. O nedenle forum içeriğinden uzaklaşmayalım!
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı ACE

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 558
  • 99
  • DefenceTurk.com
Ynt: Savunma Sanayimizin Genel Durumu
« Yanıtla #9 : 03 Aralık 2021, 09:31:38 »
Sayın Serdar Varol; Sosyal medyada “muhaliftim ama gördüm ki yollar müthiş” tadında dolaşan trolleri anımsatıyorsunuz. Okumaya başlıyorum iyi güzel tarihi konulara değinmiş falan derken konuyu saptırıp bambaşka yerlere çekiyorsunuz. Yazılarınızdaki hakaretlere rağmen ifademi bozmayacağım çünkü sağlıklı tepkiler verdiğinizi düşünmüyorum.

Evet ekonomimiz çakıldı, paramızın değeri düştü. 80’lerde de düşüktü ve yıllar geçmesine rağmen bir fark olmadığını hissetmek üzücü. Mevcutla övünmek o ulusu başarıya götürmez. Eleştirip sorgulamak yeni kapılar açar. Ben siyasetten çok elimize geçen fırsatları kaçırmamıza değiniyorum. 2000’li yılların başındaki devalüasyon sonrası güzel bir akım ve fırsatlar yakalamıştık. Sektöründe öncü ve teknolojisi yüksek markalar yaratmamız gerekirken yanlış yollara gidildi. İnşaat sektörü yanlış bir seçimdi. Şimdi ticari olarak herkesin tek derdi arsa alayım ev satayım. Yaratıcı üretimimiz sadece savunma sanayi. İnşaat sektörümüz de kaliteli değil söyleyim. Sadece konut ve altyapı yapıyoruz. Gerçek mühendislik yapılarını (köprü tünel santral vs) Uzakdoğululara yaptırıyoruz.

En kötüsü de önümüzü göremiyoruz. Türkiyede yatırım yapmak için fizibilite yapan bir grupla yemekteydim. Genelde hepsinin tedirgin olduğu konu satabil değiliz. Yarın ne olacağı belirsiz. Çekiniyorlar.