Gönderen Konu: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...  (Okunma sayısı 5326 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #10 : 02 Ocak 2015, 23:01:56 »
Reaktör ve Kazanlar



Reaktör ve kazanlar ihracatı 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde 304,1 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılının aynı döneminde bu rakam 264,6 milyon dolar seviyesindeydi. Reaktör ve kazanlar ürün grubunda gerçekleşen ihracat artışı yüzde 14,9 oldu.

Reaktör ve kazanlar ürün grubunda 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde 69,7 milyon dolarla en fazla Almanya’ya ihracat gerçekleştirildi. 2013 yılının aynı döneminde Almanya’ya gönderilen ürünlerin değeri 64,2 milyon dolar seviyesindeydi. Söz konusu ülkeye yönelik ihracat artışı yüzde 8,5 olarak kaydedildi. Listenin ikinci sırasında bulunan Çin’e 2013 yılının Ocak-Ağustos döneminde 16,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. 2014 yılının aynı döneminde bu rakam 30,8 milyon dolara yükseldi. Çin’e yönelik ihracat artışı yüzde 82 oldu. Üçüncü sırada yer alan İngiltere’ye 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihraç edilen ürünlerin değeri 27,6 milyon dolar olarak kayda geçti. Listenin dördüncü sırasında bulunan Rusya’ya 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde 27 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. 2013 yılının aynı döneminde bu rakam 19,4 milyon dolar seviyesindeydi. Rusya’ya yönelik reaktör ve kazan ihracatındaki artış yüzde 38,9 olarak kaydedildi. Listenin beşinci sırasında bulunan İspanya’ya 2013 yılının Ocak-Ağustos döneminde 12,3 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirilirken bu rakam, 2014 yılının aynı döneminde yüzde 21,3 artışla 14,9 milyon dolar seviyesine yükseldi.

2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde reaktör ve kazanlar ürün grubunda en fazla ihracat artışı yüzde 192,1 ile Polonya’da yaşandı. Bu ülkenin ardından yüzde 82 ile Çin ikinci sırada gelirken yüzde 48,6 ile Romanya üçüncü sırada yer aldı.



http://www.moment-expo.com/reaktor-ve-kazanlar
« Son Düzenleme: 02 Ocak 2015, 23:05:51 Gönderen: мคяครℓเ »

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #11 : 02 Ocak 2015, 23:04:06 »
Türbin, Turbojet, Hidrolik Silindir

Türbin, turbojet, hidrolik silindir aksam ve parçaları ihracatı 2014 yılının Ocak- Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,6 artış gösterdi. 2013 yılının Ocak-Ağustos döneminde 179,6 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştiren sektörün, 2014 yılının aynı dönemindeki ihracatı 214,8 milyon dolar olarak kaydedildi.

Türbin, turbojet, hidrolik silindir aksam ve parçaları kaleminde 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke 138,7 milyon dolarla ABD oldu. Yüzde 26,4 ihracat artışının yaşandığı ABD’ye 2013 yılının aynı döneminde 109,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti. ABD’nin ardından ikinci sırada bulunan Fransa’ya yönelik türbin, turbojet, hidrolik silindir aksam ve parçaları ihracatı 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde 10,2 milyon dolar oldu. Yüzde 12,8 ihracat artışının yaşandığı söz konusu ülkeye 2013 yılının aynı döneminde gönderilen ürünlerin değeri 9 milyon dolardı. Listenin üçüncü sırasında yer alan Suudi Arabistan’a 2013 yılının Ocak-Ağustos döneminde 3,4 milyon dolarlık ürün ihraç edilirken bu rakam 2014 yılının aynı döneminde yüzde 105,4 artarak 7 milyon dolar seviyesine yükseldi. Dördüncü sıradaki Almanya’ya 2013 yılının Ocak-Ağustos döneminde 5,6 milyon dolar değerinde türbin, turbojet, hidrolik silindir aksam ve parçaları ihraç edilirken, 2014 yılının aynı döneminde bu rakam yüzde 17,6 artışla 6,6 milyon dolar olarak kaydedildi. Beşinci sırada bulunan Belçika’ya 2014 yılının Ocak- Ağustos döneminde 6,3 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirildi. 2013 yılının aynı döneminde bu rakam 5,7 milyon dolar seviyesindeydi. Belçika’ya yönelik ihracat artışı yüzde 9,8 oldu. 2014 yılının Ocak-Ağustos döneminde türbin, turbojet, hidrolik silindir aksam ve parçaları sektöründe en fazla ihracat artışı yüzde 170,8 ile Bursa Serbest Bölgesi’nde gerçekleşti. Suudi Arabistan yüzde 105,4 ile ikinci, İran ise yüzde 76,4 ile üçüncü sırada yer aldı.


http://www.moment-expo.com/turbin-turbojet-hidrolik-silindir

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #12 : 02 Ocak 2015, 23:13:30 »
İhracattaki Başarımızla Kalitemizi Kanıtladık

Metalografik numune hazırlama cihazları ve sarf malzemeleri üretimi gerçekleştiren Metkon’un, 40 değişik ülkede kullanılan 15 binden fazla metalografi cihazı ile bu alandaki başarısını kanıtladığını söyleyen Pazarlama ve Ürün Geliştirme Yöneticisi Ceyhun Kardaş, “ABD ’de açtığımız ofis ile Amerik a kıtasındaki bayi ağımızı ve müşteri portföyümüzü genişletmeyi hedefliy oruz” dedi.

Bursa’da 1993 yılında üç kişilik bir ekiple faaliyete başlayan Metkon bugün 80’den fazla çalışanıyla üretimini sürdürüyor. Ürünlerini dünyanın beş kıtasındaki birçok sanayileşmiş ülkeye ihraç eden firma, pazarlama ağını genişleterek uluslararası rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Metkon şirket yapılanması hakkında bilgi verir misiniz?
Firmamız tasarım, üretim, satış, ürün geliştirme ve pazarlama, satın alma ve servis departmanlarından oluşuyor. Metkon’un yılların getirdiği tecrübe ile ürün ve üretim standardizasyonunu sağladığını, kalite kontrol sisteminin sağlıklı bir şekilde işlediğini ve servis konusunda hızlı ve kusursuz hizmet verdiğini rahatlıkla ifade edebilirim. Son dört yıldır gerek yönetim, gerek alt kadrolarında büyümenin de getirmiş olduğu sorumluluklar ile devamlı kendini yenileyen bir yapıya sahibiz. Tüm departmanlarımızın odağında yüksek müşteri ve çalışan memnuniyeti var. Bu anlamda verimliliği de üst düzeyde tutarak, müşteri ihtiyaç ve taleplerine en hızlı şekilde uygulanabilir çözümler sunuyoruz.

Üretiminizi nerede ve nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesindeki modern fabrikamızda ürettiğimiz metalografi, petrografi ve spekroskopi numune hazırlama cihazları için gereken sac-gövde parçalardan komplike mekanik gruplara, hidrolik ünitelerden mikroprosesör kontrollü elektronik kumanda sistemlerine ve PLC sistemli dokunmatik ekranlı cihazlara kadar değişik alt gruplar, yine kendi fabrikamızda ISO 9001-2000 sistem kalite standardında ve CE sertifikalı olarak üretiliyor.

Ürün çeşitleriniz ve ürünlerinizin özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

Firmamız metalografik numune hazırlama cihazları ve sarf malzemeleri üretimi gerçekleştiriyor. Manuel cihazlardan tam otomatik sofistike metalografi sistemlerine kadar geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Ana ürün grubu olarak metalografik numune hazırlama cihazları üretimi için yola çıkılmış olsa da, son 10 sene içinde spektroskopi ve petrografi numune hazırlama cihazlarında da müşterilerimize çözümler sunuyoruz. Her müşterinin kendine has bir numunesi ve uygulama ihtiyacı var. Cihaz ve sarf malzemelerine ek olarak numune hazırlama tekniği ve metodunu bilmek gerekiyor. Metkon bu noktadaki uzmanlığıyla da müşterilerinin yanında.

“Yeni Ürünümüzü 2015 Yılında Müşterilerimize Sunacağız”

Müşterilerinin gereksinimleri ve beklentilerinin değişmesi, ayrıca müşteri uygulamaları göz önüne alınarak pazardan toplanan geri bildirimler sonuncunda mevcut ürünlerde ve sarf malzemelerinde geliştirme faaliyetlerinin Metkon’un daima gündeminde yer aldığını söyleyen Metkon Pazarlama ve Ürün Geliştirme Yöneticisi Ceyhun Kardaş, “Bu bağlamda tedarikçilerimiz ve bayilerimiz ile birlikte müşterilerimiz için yaratıcı, onların işlerini kolaylaştıran ürünler ve çözümler sunuyoruz. Çelik ve demir numunelerinin analizlerindeki en bilindik yöntemlerden birisi optik emisyon spektrometrisidir (OES). Son yıllarda OES cihaz yazılımlarındaki hızlı gelişmelerden ötürü metallerin ve malzemelerin numune hazırlama işlemleri çok önemli bir hale geldi. Bu durum eser madde analizleri için saptama limitlerini hassaslaştırdı. Sonuçları etkileyecek tüm faktörleri elemek için, malzeme yüzeyi düz ve homojen olmalı ve numune ana malzemeyi tam olarak temsil etmelidir. Bu çerçevede 2015 yılı itibari ile müşterilerimize demir ve çelik numuneleri hazırlamak için hassas, seri ve robust bir otomatik frezeleme cihazı sunmayı planlıyoruz. Metkon olarak sektörümüzdeki yenilikçi ürünlerimiz ile birçok projemizi TÜBİTAK ile birlikte yürütüyoruz. Geçen sene geliştirdiğimiz tam otomasyon ve tekrarlanabilir numune kalitesi elde etmek için çift kolon üzerine dizayn edilen otomatik zımparalama ve parlatma cihazımız digiprep accura, TÜBİTAK destekli bir projedir. Bahsettiğim demir ve çelik malzemeler için otomatik frezeleme cihazı da yine TÜBİTAK desteklidir” dedi.

Çalışanlarınızın gelişimi konusunda ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?

Firmamızın hedefleri doğrultusunda, organizasyon yapımızın dinamik olmasına özen gösteriyoruz. Çalışanlarımızın eğitim ve gelişimini sağlamak amacıyla firma içi eğitimlerin yanında, yıl içinde tüm üretim, satış, pazarlama, muhasebe ve insan kaynakları personelimizin gerekli eğitimleri almasını sağlıyoruz. Oluşturulan eğitim programları ile Metkon çalışanlarının performans ve potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koyabilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri fırsatlar sunuyoruz.

Ulusal ya da uluslararası fuarlara katılıyor musunuz? Fuarların firmanız açısından önemi nedir?

Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere birçok fuara katılıyoruz. Sektörün en büyük fuarı olma özelliğine sahip Stuttgart’da düzenlenen Control Fuarına her yıl aynı stantta katılıyoruz. Ayrıca her sene Dubai’de düzenlenen Arablab, Tayland’daki Metalex Fuarına ve ABD’de düzenlenen MST Fuarına da katılmaya özen gösteriyoruz. Bu fuarlar haricinde bayilerimizin vasıtası ile katıldığımız fuarlar da oluyor. Bu çerçevede Rusya, İtalya, Japonya, Polonya gibi farklı ülkelerde düzenlenen çeşitli fuarlarda da yerimizi alıyoruz. Yurt içinde Kalite, Konmak, Ankiros Fuarları ile üniversitelerde düzenlenen çeşitli seminerler katıldığımız diğer organizasyonlar arasındadır. Katılacağımız fuarlar, pazara olan yakınlığımıza göre değişiklik gösteriyor. Firmanın ihracat potansiyelini ve marka bilinirliğini artırmak, pazarı tanımak, satıcı kanalları ile bir araya gelmek ve bayimizin yanında olmak bakımından fuarlar bizim için ayrı bir önem taşıyor. Fuarlar vasıtası ile yeni ürünlerimizi tanıtma imkanını da elde ediyoruz.

“Ciromuzun Yüzde 80’ini İhracat Oluşturuyor”

Metkon’un satış cirosunun yüzde 80’ini ihracatın oluşturduğunu ifade eden Kardaş, “Ürettiğimiz tüm ürün gruplarının ihracatını gerçekleştiriyoruz” dedi. Kardaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa, Amerika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da 40’tan fazla bayimiz ile metalografi pazarında önemli bir yere sahibiz. Bayi yapılanmamızın olduğu ülkelerde müşteri memnuniyetini artırmak ve servis ağını oluşturmak adına her sene bayilerimize teknik servis eğitimleri düzenliyoruz. Metkon olarak beş kıtada sanayileşmiş birçok ülkeye ihracatımız bulunuyor. En çok satış yaptığımız ülkelerin başında Almanya, Polonya, Tayland ve Japonya geliyor. Geçen sene itibariyle ABD’de açtığımız ofis ile Amerika kıtasındaki bayi ağımızı ve müşteri portföyümüzü genişletmeyi hedefliyoruz.”

Firmanız 2013 yılını nasıl geçirdi? 2014 yılından beklentileriniz nedir?

Oluşturduğumuz uzun dönemli hedefler ve planlar doğrultusunda son dört yılda firmamız bir önceki yıla göre yüzde 20-30 arasında bir büyüme gerçekleştirdi. Bu anlamda 2013 yılında da büyüme hedeflerimizin üzerine çıktık. 2014 senesinin ilk yarısında iç piyasada ve dış piyasalarda büyüme gerçekleştirdik. Yılın ikinci yarısındaki hedefimiz ise planlarımız doğrultusunda bir aksama yaşamadan bu büyüme trendini devam ettirmektir.

İleriye yönelik projeleriniz ve gelecek hedeflerinizden bahseder misiniz?

Yüksek kalite standardına sahip ürünlerimizle müşterilerimize her zaman en uygun ve en kaliteli çözümü sunmak öncelikli hedefimizdir. Ayrıca mevcut müşterilerimiz ile ilişkilerimizi daha ileri taşımak, sağlıklı bir satış sonrası destek sunarak müşterilerimizle aramızda marka sadakati oluşturmak istiyoruz.

“Büyüme Trendimiz Devam Edecek”

İmal ettikleri cihazların daha çok kalite

kontrol ve proses kontrol laboratuarlarında malzemelerin ve komponentlerin kontrolünde ve analizinde kullanıldığını söyleyen Kardaş, “Yurt içi pazarda üretim yapan firmaların kalite bilincinin artması ile paralel olarak sektörümüz de gelişiyor. Sanayisi gelişmekte olan ülkelerde de durum aynı şekildedir. Gerek iç pazar da, gerekse dış pazarda müşterilerin Türk makinelerine güveninin artmasıyl

a beraber büyüme trendimizin devam edeceğine hiç şüphem yok. Bu anlamda sektörün önünün açık olduğuna inanıyorum”

http://www.moment-expo.com/ihracattaki-basarimizla-kalitemizi-kanitladik

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #13 : 02 Ocak 2015, 23:16:34 »
“Yeni Ürünümüz Türkiye’de Bir İlk Olacak”

TÜBİTAK projeleri kapsamında, daha hassas ve oransal kontrollü hidrolik valfin üretim çalışmalarına başladıklarını söyleyen Ak on Hidrolik Satış Müdürü Çağlar Çelikbilek, “Bu özellik lere sahip bir valf Türkiye’de ilk kez üretilecek. İthal ettiğimiz bu tip ürünleri artık ihraç edilebilecek seviy eye ulaşmamız bizi heyecanlandırıyor” dedi.

Ilhan Tuna tarafından 1980 yılında İzmir’de küçük bir atölyede, hidrolik komponent ve hidrolik yön kontrol valfleri imalatı gerçekleştiren Akon Hidrolik, ilk zamanlar dilimli tip kumanda valfleri üretirken daha sonra monoblok valfler ve müşteri ihtiyacına yönelik çeşitli aksesuarlar da imal ederek ürün gamını genişletti.

Akon Hidrolik şirket yapılanması hakkında bilgi verir misiniz?

Firmamız halihazırda kurumsal yapılanmasını sürdüren bir aile şirketidir. Menfaat sahipleri olarak hisse sahipleri, çalışanlar ve müşterilerimizden oluşan bir yapı içinde hareket ediyoruz. Hisse sahiplerimiz aktif çalışanlar olarak görevlerini yerine getiriyor ayrıca yönetime katılıyor. Çalışanlarımız, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde karar alma mekanizmalarına dahil ediliyor. Çalışanların talep, öneri ve görüşlerini paylaşabilecekleri “öneri ve ödül sistemi” benzeri platformlar firmamızın işleyişine katkıda bulunuyor. Müşterilerimiz ise; ziyaretler, karşılıklı görüşmeler ve düzenli müşteri memnuniyeti anketi çalışmaları ile gelen talep ve görüşler doğrultusunda bu yapıdaki varlığını sürdürüyor. Firmamızın strateji ve planları da bu doğrultuda sürekli güncelleniyor. Şirket yapılanmasının hedeflerimize ulaşmakta kritik bir rol oynadığını düşünüyoruz. Akon Hidrolik 2003 yılından bu yana ISO-9001 Kalite Yönetim Sistemi esas alınarak faaliyetlerini sürdürüyor. 2014 yılı başından bu yana, daha verimli ve etkin çalışma hedefi ile başlamış olduğumuz yalın üretim sistemi eğitim ve uygulamalarımız da devam ediyor.

Üretiminizi nerede ve nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Üretimimizi İzmir Çiğli AOSB’de toplam 7 bin 500 metrekare alan üzerine kurulu 5 bin 500 metrekarelik iki ayrı tesisimizde sürdürüyoruz. Burada döküm ile başlayan ve montaj sonrası komple edilmiş ürünlerin sevkiyatıyla sonlanan entegre bir üretim faaliyeti gerçekleştiriyoruz. Ana üretim süreçlerimiz döküm, talaşlı imalat, taşlama, honlama ve montajdan oluşuyor. Ürünlerimiz, mobil hidrolik araçların kontrol kumandaları işlevi görmesi ve dolayısıyla araçlarda gerçekleştirdikleri kritik fonksiyonlar sebebiyle oldukça hassas bir üretim sürecinden geçiyor.

Ürün çeşitleriniz ve bunların özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

Akon Hidrolik olarak 35lt/dk’dan 150lt/dk’ya kadar farklı geçirgenliğe sahip üç ana ürün grubunda ve 10 ürün ailesinde, farklı uygulama ihtiyaçlarına yönelik hidrolik valfler üretiyoruz. Ayrıca ürünlerimize uygulanabilen çok çeşitli aksesuarla sayısız ürün konfigürasyonu sunuyoruz. Bildiğiniz gibi rekabet koşulları her geçen gün giderek zorlaşıyor Bu çerçevede rekabet avantajını elde etmenin yolu, özel ürünler sunarak müşterilerinizin çözüm ortağı olmaktan geçiyor. Güçlü mühendislik altyapımız, Ar-Ge’ye verdiğimiz önem, yatırım ve bilgi birikimimiz sayesinde standart katalog ürünlerimize ilaveten müşteri ve uygulamaya yönelik özel valflerimizle pazardaki rekabet gücümüzü artırıyoruz. Hidrolik yön kontrol valfleri dünyada oldukça geniş bir kullanım alanına sahip. Ürünlerimiz hemen hemen tüm mobil hidrolik araçlarda ana kumanda ve yardımcı valfler olarak kullanılıyor. Traktörler, tarım makineleri, çöp kamyonları, mobil vinçler, itfaiye araçları, iş ve inşaat makineleri sayabileceğim bu araçlardan bazıları.

“Yeni Ürünümüz Araçlarda Yakıt Tüketimini Azaltacak”

Sektör dinamiklerinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla değiştiğine ve değişime ayak uyduramayan firmalar için artık oyununu eskisinden daha zor hale geldiğine dikkat çeken Akon Hidrolik Satış Müdürü Çağlar Çelikbilek, “Bu sebeple dinamizmi şirket kültürümüzün ana unsurlarından biri olarak görüyor, şirkete sağladığı faydaları da rakamlarla takip ediyoruz. Bu kültürün doğal sonucu olarak yeni projeler firmamızı her zaman heyecanlandırıyor ve bu çerçevede yeni ürün geliştirme süreci bizim için oldukça önem arz ediyor. Bunun en iyi örneği bugüne kadar tamamladığımız iki TÜBİTAK Ar-Ge projesidir. 2008 yılında tamamladığımız ilk proje elektro-hidrolik kontrollü hidrolik valf geliştirilmesi ve üretimi konusundaydı. Bu proje sayesinde ürünlerimiz yeni ve daha nitelikli pazarlarda uygulanmaya başladı. Projenin özellikle çöp kamyonları, mobil vinç uygulamalarındaki başarısı hala bizlere tüm dünyada yeni kapılar açmaya devam ediyor. 2012 yılında tamamlanan ikinci projemiz ise traktör ön-yükleyicilerine (loader) özel bir hidrolik valfin geliştirilmesi ve üretimi alanındaydı. Bu ürünü Türkiye’de ilk defa firmamız imal etti ve dünyada da sayılı üreticisi bulunuyor. Dolayısıyla bizim açımızdan oldukça stratejik bir ürün olma özelliğine sahip. Firmamıza yeni pazarların kapısını açacak üçüncü TÜBİTAK projemiz olan daha hassas ve oransal kontrollü bir hidrolik valfin üretim çalışmalarına başlamış durumdayız. Bu proje sayesinde ürünlerimiz daha sofistike makine ve uygulamalarda kullanılabilecek ve dolayısıyla katma değeri yüksek işlere yönelmemizi sağlayacaktır. Ürünün kullanıcıyı ilgilendiren bir başka özelliği de araçlarda enerji tasarrufu sağlayarak yakıt tüketimini azaltacak olmasıdır. Bu özelliklere sahip bir valf Türkiye’de ilk kez üretilecek. İthal ettiğimiz bu tip ürünleri artık ihraç edilebilecek seviyeye ulaşmamız bizi heyecanlandırıyor. Yeni ürünümüz tamamlandığında özellikle mobil vinçler, sepetli platformlar, delme makineleri ve itfaiye araçlarında uygulama imkanı bulacaktır. Burada gurur kaynağı olan bir konu da başarıyla tamamlanan TÜBİTAK projelerimiz sonucunda Türkiye’de ilk defa sektörel anlamda Ar-Ge Yatırım Teşvik Belgesini almaya hak kazanmış olmamızdır” dedi.

Çalışanlarınızın gelişimi konusunda ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?

Kobiler, ülkemiz ekonomisinde çok önemli bir yer tutuyor olsa da çeşitli imkansızlıklar nedeniyle yatırım önceliğini başka konulara verip eğitim konusu bazen geri planda tutabiliyor. Geçmişte bu durum bizim için de çok farklı değildi ancak özellikle son yıllarda gelişen pazar olanakları sayesinde ve değişen dinamiklere bağlı olarak, eğitim, bizim için artık geri plana atılamayacak kadar önemli bir hale geldi. Bu yılın başında firmamız, yalın üretim sistemi uygulamaları alanında belirlediği hedef uyarınca ciddi bir yatırım gerçekleştirerek mavi ve beyaz yakalı tüm çalışanlarını üç aylık eğitimlere gönderdi. Bu eğitimin sonunda tüm çalışanlarımız yalın üretim sertifikası almaya hak kazandı. Böylesine önemli bir yatırımın karşılığını alıyor olmaktan oldukça memnunuz.

Ulusal ya da uluslararası fuarlara katılıyor musunuz? Fuarların firmanız açısından önemi nedir?

İhracata başladığımız dönemde, yani 2000’li yılların başında, müşteri portföyümüzün önemli bir kısmını fuarlardan edinmiştik. Ancak yıllar geçip teknoloji ilerledikçe potansiyel müşterilerin firmalara ulaşması o kadar kolay hale geldi ki profesyonel anlamda fuarlara olan eski ilgi de kalmadı. Ancak yine de fuarlar bizim açımızdan sektördeki varlığımızı, gelişimimizi gösterdiğimiz bir platform olarak önemini korumaya devam ediyor.

Firmanızın ihracat potansiyeli hakkında bilgi verir misiniz?

İlk ihracatımızı 2000 yılında gerçekleştirdik. O zamanlar sektördeki daha düşük rekabet koşulları ve ürünlere olan yoğun talep sebebiyle üç yıl içinde üretimimizin yüzde 70’ini ihraç eder hale geldik. Zamanla girdiğimiz pazarlarda markamız tanınır hale geldi ve hedef pazarlarımızda payımızı her geçen gün daha da artırıyoruz. Aralarında Çin, Güney Kore, Tayland, Vietnam gibi rekabetin yüksek, yerli ve ucuz üretimin fazla olduğu zor pazarlara ihracat gerçekleştiriyoruz. Bizim sektörümüz de dahil birçok sektörde ithalat gerçekleştirilen Çin’e ihracat yapıyor olmak bize gurur veriyor. Bugün itibariyle üretimimizin yüzde 60’ını 35’in üzerinde ülkeye ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz yurtdışında traktörler, beton pompaları, çöp kamyonları, iş makineleri gibi birçok uygulamada hem orijinal ürün üreticisi (OEM) firmalarda, hem de after- market pazarında güvenle kullanılıyor. Ayrıca müşteriye özel ürünlerimiz ve müşteriyle beraber geliştirdiğimiz ürünler de mevcut. Dünyaca tanınan çok uluslu bir şirketle yaptığımız ortak projenin ürünleri yine tüm dünyaya ihraç ediliyor. Müşterinin çözüm ortağı olarak çalışmak ve beraber proje geliştirme tecrübesi; yurt dışında birçok yeni proje ve pazarın kapısını aralıyor. Çok yakında Avrupalı bir firmayla yeni bir projeye başlayacağız.

İhracat konusunda yaşadığınız sorunlar var mı? Mevcut sorunlar sizce nasıl çözülebilir?

Düşük kaliteli ve ucuz ürünlerin yarattığı haksız rekabet birçok firmayla beraber yaşadığımız en önemli sorunlardan biridir. Özellikle ürünlerimiz tüketici ürünü değil de, teknik ürün olduğu için düşük kaliteli ürünlerin pazarda tutunması kolay değildir. Ancak ürünün müşteriyi tatmin etmediği ortaya çıkana kadar maalesef ki rekabet sadece fiyat rekabetine dönmek durumunda kalıyor ve bu noktada oldukça zorlanıyoruz. Aslında düşük fiyat kullanıcıya ürünü cazip hale getirse de sonrasında tek bir parça sebebiyle tüm sistem zarar görebiliyor böyle bir durumda astarı yüzünden pahalıya geliyor. Bizce bu problemin çözümü kullanıcıların meseleye yalnızca fiyat odaklı bakmaktan kaçınmalarıdır.

“2014 Yılına Yeni Yat ırımla Başladık”

2011 yılında modernizasyon, kalite ve kapasite artırımı alanında 1,5 milyon euroluk yatırım gerçekleştirdiklerini belirten Çelikbilek, “2012 yılında tamamlanan bu yatırımla beraber Ar- Ge çalışmalarına daha da hız vererek pazar ihtiyacı olan müşteriye ve uygulamaya özel valfler konusunda kendimizi geliştirme fırsatı bulduk. Ar-Ge çalışmalarımızın ve isabetli yatırım kararlarımızın sonuçlarını almaya başladığımızı, artan satışlar ve pazar payı ile net bir şekilde gözlemliyoruz. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda 2013, bizim açımızdan beklentilerimizin de üzerinde iyi bir yıl oldu. 2013 yıl sonu itibariyle bir önceki yıla göre satışlarımız yüzde 32, aktif büyüklüğümüz ise yüzde 17 oranında arttı. Çeşitli yeni ürün projelerimizin sonucunda ve önümüzdeki dönem ile ilgili öngörülerimiz doğrultusunda, 2014 yılı başında yeni bir yatırıma başladık. Bu bağlamda 2014 yılının da beklentilerimizi karşılayacak şekilde tamamlanacağını düşünüyoruz” dedi.

Makine sektörünün en önemli problemi sizce nedir?

Türkiye’deki kullanıcıların bir kısmının yerli ürünlerle aynı özellikteki ithal ürünlere daha fazla rağbet ettiğini görüyoruz. Bu durum bence ürün seçiminde teknik özellikler, fiyat, kalite gibi somut etkenlerin dışında psikolojik etkenlerin fazlaca rol oynadığını gösteriyor. Bu durumu aşma noktasında yine de son yıllarda ciddi yol aldığımızı düşünüyorum. Güney Kore’deki, Kolombiya’daki, İngiltere’deki bir üretici bizim ürünlerimizi çekinmeden ve memnuniyetle kullanıyorsa bizim üreticilerimizin de bunu rahatlıkla kullanabiliyor olması gerekir. Tabii en az aynı teknik özellikleri ve kaliteyi onlara sunmanız şartıyla. Ben tüketicinin kafasındaki “ithal mal iyidir!” algısının en büyük problem olduğunu düşünüyorum.

“Sektöre değer katan ürünler geliştiren OEM tedarikçisi olmayı hedefliyoruz”

Aile şirketlerinin geleceğini tasarlamanın oldukça zor bir konu olduğunu söyleyen Çelikbilek, “Ancak biz aile şirketlerinin marka değerinin doğru yönetim ilkeleriyle daha sonraki kuşaklara başarıyla aktarılabileceğine inanıyor ve bu yolda yürüyoruz. Büyüme trendinde, kısa ve uzun dönem hedefleri doğrultusunda çalışan bir şirketiz. Ortak değerlerimiz çerçevesinde, teknolojik çözümlerle sektöre değer katan ürünler geliştiren ve sahip olduğu ekip ruhu ile tercih edilen OEM tedarikçisi olmayı hedefliyoruz” dedi.

http://www.moment-expo.com/yeni-urunumuz-turkiyede-bir-ilk-olacak

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #14 : 02 Ocak 2015, 23:23:33 »
BLS-F Fiber Lazer ile Zaman Kaybının Ortadan Kaldırılması Amaçlanıyor

Baykal Makine tarafından üretilen BLS -F fiber lazer kesim makinesi ile zaman kaybının ortadan kaldırılması ve yüzde 70’e varan oranlarda enerji tasarrufu sağlanması amaçlanıyor.

Sac işleme makineleri alanında Türkiye’nin önde gelen imalatçı kuruluşları arasında yer alan ve 5 kıtada 110’dan fazla ülkeye ürünlerini gönderen Baykal Makine, 2013 yılında da 44 milyon dolarlık ihracata imza attı. Baykal Makine, 2007 yılında sektörde yüksek teknolojiye sahip Alman üretici Weinbrenner GmbH’yi satın alarak know-how altyapısını daha da güçlendirdi. Stuttgart’taki fabrikasında yüksek teknolojili makineler üreten firma, alanında Avrupa’nın sayılı üreticileri arasında girmeyi hedefliyor.


“Bu Ebatta Ürettiğimiz İlk Makine”
Metal sac malzemelerin kesim, büküm ve kaynak işlerinde kullanılan abkant presler, giyotin makaslar, punch makineleri, lazer kesim sistemleri, plazma kesme makineleri ve su jeti kesme makineleri imal ettiklerinin bilgisini veren Baykal Makine Marka Yönetmeni Murat Bayazıt, BLS-F fiber lazer kesim makinesi ile dikkatleri üzerlerine çektiklerini söyledi. Ürünün birçok ilki içinde barındırdığını belirten Murat Bayazıt, “Bu ebatta ürettiğimiz ilk makinedir. 3 metreye 15 metre kesim ebadında ve toplam kapladığı alan 7’ye 35 metredir. Zaman kaybını ortadan kaldırdığı gibi yüzde 70’e varan oranlarda enerji tasarrufu sağlıyor. Üretim maliyetlerini en aza indiriyor. Bu projemizle müşteri isteklerine en optimum çözümü getirdik” ifadelerini kullandı. BLS-F fiber lazer kesim makinesinin, Tırsan Treyler firmasının Sakarya’daki fabrikasında dorse imalatında kullanıldığının bilgisini veren Murat Bayazıt, 3 metreye 14 metre uzunluğundaki fiber lazer kesim makinesinin de yakın zamanda Aksaray’daki Altuntaş Havalandırma firmasına kurulduğunu söyledi.

Uluslararası ProjelerDE Türk Üretici İmzası

Firmalarının uluslararası birçok projeye imza attığına işaret eden Murat Bayazıt, Katar Futbol Federasyonu tarafından organize edilecek ve Ortadoğu’da düzenlenecek ilk turnuva olma niteliği taşıyan 2022 Katar Dünya Kupası için yapılacak yedi stadın inşasında kullanılacak makineleri içeren Tam Otomatik Direk Kesme ve Bükme Hattı projesini geçtiğimiz yılsonunda teslim ettiklerini aktardı. Otomatik hattın birçok açıdan sektörde ilklere öncülük ettiğini ve boyutu itibariyle dünyada bir benzerinin bulunmadığını savunan Bayazıt, 26 metreye 60 metre alan kaplayan ve 2,5’e 14 metre kesim ebadına sahip hattın yüzde 50’ye varan oranlarda zaman tasarrufu sağladığını, üretim hatalarını sıfıra indirdiğini ve işçilik maliyetini ortadan kaldırdığını belirtti.

http://www.moment-expo.com/bls-f-fiber-lazer-ile-zaman-kaybinin-ortadan-kaldirilmasi-amaclaniyor

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #15 : 02 Ocak 2015, 23:27:41 »
İlk Yerli Trambüs’ler, Malatya’da Test Sürüşüne Başladı
Türkiye’nin ilk yerli üretim Trambüs’lerinin test sürüşleri, Malatya’da kurulan özel hatta başladı. Ankara merkezli Bozankaya Otomotiv tarafından gerçekleştirilen projeyle Malatya’ya kazandırılan yeni toplu taşıma sistemi Trambüs’ler, daha önce Ankara ve Almanya testlerini başarıyla geçti.

Toplu taşımacılık sistemlerinin yerli yatırımcılarından Bozankaya Otomotiv, tasarım ve üretimini geliştirdiği özel projeler ile yerel yönetimler için çözümler sunuyor. İlk yerli Trambüs üretimini gerçekleştiren Bozankaya’nın araçları, toplam yatırımı 20 milyon euro olan proje çerçevesinde Malatya’daki özel hatta test ediliyor. Araçların, ekim ayında hizmete sunulması planlanıyor.

“Elektrik Enerjisiyle Çalışan İlk Last ik Tekerlekli Modern Top lu Taşıma Aracı”

Yoğun bir şekilde devam eden Trambüs projesi çalışmalarında, Trambüs hattını besleyen dokuz adet trafoya elektrik enerjisi veriliyor ve araçlar bu özel hatta test ediliyor. Hem elektrik, hem de akü ile çalışabilen Trambüs araçlarının kendi hatlarına alınmasıyla Türkiye’de ilk kez elektrik enerjisiyle çalışan lastik tekerlekli modern toplu taşıma aracı test edilmeye başlandı. Test sürüşlerinin büyük başarıyla devam ettiğini belirten Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır; “Trambüs’lerin verimlilik, konfor, tasarruf ve çevre faktörlerinde tüm beklentilerimizi en iyi şekilde karşılayacağına inanıyoruz. Yatırım maliyetlerimize ve aracın sağladığı avantajlara baktığımızda Malatya’ya büyük kazanç sağlayacak bir proje” dedi.

Enerji Tasarruflu, Çevre Dostu

Bozankaya Raylı Sistemler Koordinatörü ve Trambüs Proje Müdürü Halil Söyler sistemin yapısıyla ilgili şu bilgileri verdi: “Cer enerjisini 750 V DC ile beslenen çift telli katener tellerinden alan Trambüs’te elektrik motorları ve inverterleri kullanılıyor. Böylece aslında şehir trafiği ile entegre ilerleyen Trambüsler, herhangi bir ek ray sistemine ihtiyaç duyulmadığı için yatırım maliyetinde de avantaj sağlıyor. Ayrıca Trambüs, işletme maliyeti olarak da konvansiyonel araçlara göre, daha uzun bakım periyodu olduğu için düşük bakım maliyeti sunuyor. Trambüste kamera sistemi, sinyalizasyon öncelik sistemi, yolcu bilgilendirme sistemi turnike sistemi gibi elektronik sistemler içeren Trambüs Malatya projesinin gerçekleştirdiğimiz havai hat sisteminin yüzde 80’i tamamlandı. Trafo sistemleri ise tamamen bitti. Malatya Büyükşehir Belediyesinin hizmete sunacağı Trambüs’ler 250 kişi yolcu kapasitesine sahip. Dizel araçlar ile karşılaştırıldığında dörtte bir oranında yakıt tasarrufu sağlıyor. Trambüs aracının kullandığı teknoloji olan elektrikli tahrik sistemi, enerji ve çevreci çözüm planı ile farklılık yaratıyor. Toplam ağırlığı tam yolcu doluluğunda 40 tona yaklaşan konvansiyonel araçlara göre enerji tasarrufunda yaklaşık olarak yüzde 75’e varan avantaj sağlanıyor. Trambüs’ün yakıt tüketimi ise konvansiyonel dizel araçların yakıt maliyeti ile karşılaştırıldığında 4 veya 5’te biri (yüzde 20-25’i kadar) oranındadır. Araç sayısının artması, trafik problemleri ve çevre kirliliği, büyüyen şehirlerde ancak toplu taşıma seçenekleri artırılarak çözülebiliyor. Çevreci özelliği olan Trambüs sistemleri, elektrikli olduğu için sıfır emisyon ilkesiyle çalışarak çevreye duyarlılık gösteriyor. Günümüzde kullanılan diğer toplu taşıma araçlarına ile karşılaştırıldığında Trambüs; yolcu kapasitesi, enerji tüketimi, çevreye duyarlılık ve modern yüzü ile bir adım öne çıkıyor.”

http://www.moment-expo.com/ilk-yerli-trambusler-malatyada-test-surusune-basladi

Çevrimdışı мคяครℓเ

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1656
  • 24
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Sanayii Ve Üniversitelerin Ortak Calismalari...
« Yanıtla #16 : 02 Ocak 2015, 23:29:56 »
Türk Makine Sektörünün Geleceğini Şekillendireceğiz
Bölgesel sanayi kuruluşları ile güçlü işbirlikleri kuran, eğitim dilinin İngilizce olduğu genç ve dinamik bir üniversitede mühendislik eğitimi alacaklarını ifade eden Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri, Türk makine sektörünün geleceğini şekillendireceklerine inanıyor.



Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri, meslek hayatları için yeterli donanıma, deneyimli ve idealist akademisyenler vasıtasıyla ulaşacaklarını düşünüyor. Öğrenciler geleceğe yönelik önemli kaygılar da taşımıyor.

Ali Yıldız
Makine Mühendisliği Bölümü
Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

“Türk Makine Sektö rünün Gelişimi Sürüyor”

“Küçüklüğümden beri makinelere özel ilgi duydum ve bunun üzerine yoğunlaşmak istedim. Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünün eğitim dilini İngilizce olarak belirlemesi bu üniversiteyi tercih etmemdeki en önemli nedendi. İlk izlenim olarak akademisyenlerimizin niteliğini ve okulun teknik alt yapısını beğendiğimi söyleyebilirim. Bölümün beklentilerimi karşılayacağına inanıyorum. Türk makine sektörünün yapısıyla ilgili yeterli bilgiye sahip değilim. Makine üretimi yapan Türk firmalarının her yıl daha iyiye gittiklerini düşünüyorum. Türk makine sektörünün gelişimi sürüyor. Son dönemde gerek üretim, gerekse ihracat konusunda ciddi mesafe kat edildiği kanaatindeyim. Mezuniyet sonrası yurt dışında akademik kariyerime devam etmek istiyorum. Akademik kariyerimi yurt dışında sürdürürken sanayi projeleri içinde de görev alabilirim.”

Burçak Zehir
Makine Mühendisliği Bölümü
Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

“Mühendisler Birden Faz la Yabancı Dile Hakim Olmalı”

“Adana’da yaşadığım için Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ilk tercihlerim arasındaydı. Mühendislik eğitimi almayı hedefliyordum. Makine mühendisliği ise her yönden ilgimi çekiyordu. Mühendislik eğitimi dışında bölümümüzün İngilizce eğitim verecek olmasını büyük şans olarak görüyorum. Küreselleşen dünyada mühendis adaylarının birkaç yabancı dile hakim olması gerektiğine inanıyorum. Eğitimimi tamamladığımda nitelikli bir mühendis olacağım kanaatindeyim. Saygın akademisyenleri bir araya getiren bölümün, beklentilerimi karşılayacağını düşünüyorum. Türk makine sektörünün yapısıyla ilgili yeterli bilgiye sahip değilim. Zaman içinde bilgi düzeyim arttıkça kendime en uygun alanı bulacağım. Geleceğe yönelik bir kaygı taşımıyorum. Mezun olduktan sonra yurt dışına gitmek istiyorum. Yüksek lisans sonrası babamın da görev aldığı şirkette çalışmayı hedefliyorum. Mesleki deneyim açısından yurt dışında çalışmanın bana çok şey katacağını düşünüyorum.”

Ethem Özgür
Makine Mühendisliği Bölümü
Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

“Türk Makine Sektö rü İleri Adımlar Atıyor”

“Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesini eğitim dilinin tamamen İngilizce olması ve makine mühendisliğinde sunduğu altyapı olanaklarından etkilendiğim için seçtim. Makine mühendisliği eğitiminin zorlukları konusunda bilgi sahibiyim. Bu zorluğu, genç ve dinamik akademisyenleri bünyesinde buluşturan, az sayıda öğrenci kabul eden bir bölümde aşacağımı düşünüyorum. Bölüm teknik altyapısı ve sunduğu olanaklarla beklentimi karşılayacaktır. Bunu hissettiren en önemli sebep üniversitenin bana vaat ettikleridir. Türkiye son yıllarda her alanda gelişiyor. Bu süreçte Türk makine sektöründe de ileri adımlar attığını düşünüyorum. Bu bölümü severek ve isteyerek seçtim. Severek ve isteyerek yapılan tüm işlerin verimli sonuçlar doğuracaktır. Gelecekle ilgili herhangi bir kaygı taşımıyorum. Eğitimim süresince alanımla ilgili kendimi geliştirmek istiyorum. Yurt dışına çıkmanın da bana bir şeyler katacağına inanıyorum. Diğer ülkelerdeki gelişmeleri yerinde gözlemlemek mesleki tecrübemi oldukça artıracaktır.”

Mehmet Akif Angay
Makine Mühendisliği Bölümü
Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

“Diplomalı İşsizlerden Olmayacağım”

“Üniversite tercihimi yaparken mezuniyet sonrası rahat iş bulabileceğimi ve okulun bu anlamda bana fayda sağlayacağını düşünmem etkili oldu. Diplomalı işsizlerden olmayacağım. Makine mühendisliği hakkında yüzeysel bilgiye sahibim. Bu nedenle bölümden herhangi bir beklentim yok. Türkiye’nin kendine has bir yapısı var. Her an her şey değişebiliyor. Üretim açısından gelişimimizi aralıksız sürdürüyoruz. Özellikle makine ve teknoloji temelli sektörlerde bu gelişimin daha hızlı gerçekleştiğini düşünüyorum. Lisans eğitiminin sonunda yurt dışına gitmek alternatiflerim arasında. Yabancı dile daha fazla hakim olup, otomotiv sektöründe çalışmak istiyorum.”


http://www.moment-expo.com/turk-makine-sektorunun-gelecegini-sekillendirecegiz

Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 931
  • 12
  • DefenceTurk.com
Alıntı
Milli sensörlü dedektörlerin yerli uydulara entegrasyonu başladı.

Bolu Abant İzzet Baysal Üniv. Nükleer Radyasyon Dedektörü Uygulama ve Araştırma Merkezince üretilen radyasyon sensörlerin, TÜBİTAK Uzay iş birliğinde yerli uydulara entegrasyonu başladı.

aa.com.tr