Gönderen Konu: Ermeni Soykırımı Yalanı  (Okunma sayısı 49055 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı inovasyon

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 52
  • -1
  • DefenceTurk.com
OBAMA soykırım demeyecekmiş
« Yanıtla #80 : 17 Nisan 2015, 22:40:01 »
Obama "soyqırım" deməyəcək
ABŞ-ın saxta "erməni soyqırımı" məsələsində siyasəti dəyişməyəcək.

Bunu brifinqdə Ağ Evin rəsmi nümayəndəsi Coş Ernest ABŞ Prezidenti Barak Obamanın 24 apreldə illik müraciətində "soyqırım" sözündən istifadəsinin mümkünlüyü barədə sualı cavablandırarkın deyib.

Onun sözlərinə görə, Prezident ənənəvi olaraq bu məsələ ilə bağlı aprelin sonunda bəyanatla çıxış edir:

"Siyasətimizin bu məsələdə dəyişəcəyini düşünmürəm"./trend/
http://milli-xeber.az/index.php?newsid=3189
Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.
İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak.
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Yalnızca kazanabiliriz. İktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. Goering bunu size anlatabilir. Başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... Kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; Akdeniz'de; İtalya, Fransa ve İngiltere arasında bir rekabet vardır; Yakındoğu'da hava gergindir... İngiltere büyük bir tehlike içerisindedir. Fransa'nın durumu da bozulmuştur. Doğumlar azalmaktadır... Yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... Romanya her zamankinden zayıf... Türkiye'yi Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. Bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. Benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. Bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız.

Çevrimdışı inovasyon

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 52
  • -1
  • DefenceTurk.com
Avusturya da soykırım mı diyecek?
« Yanıtla #81 : 17 Nisan 2015, 22:44:18 »
Avusturya’nın ciddi gazetelerinden Kurier’in 17 Nisan 2015 tarihli sayısında yayınlanan bir habere göre “Avusturya Parlamentosu ilk defa soykırım kararı alacak” denildi. Haberde Avusturya Parlamentosu’nda grubu bulunan yabancı, Türk ve Müslüman düşmanlığı ile tanınan aşırı sağcı parti Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) ve Avusturya Yeşiller Partisi’nin çağrısı üzerine iktidar partileri olan Avusturya Sosyal Demokrat Partisi ve sağcı Avusturya Halk Partisi’nin de “Sokırımı kabul edilmesi çağrısını onaylayacakaları” belirtildi. Parlamentoda verilecek kararın tarihi olarak da Ermeni “Soykırımı”nın tam 100. Yıldönümüne denk gelen güne denk geleceği ifade edildiği görüldü.

Gazete haberinde 1915 ile 1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu içinde 1,5 milyon Ermeni’nin katledildiği ve günümüz Türkiye’sinin olayı soykırım olarak kabul etmediğini, onun yerine istenmeyen acı olaylar olarak değerlendirdiklerini yazdı. Avusturya’nın Ermeni “Soykırımı”nı bugüne kadar tanıyan 21 ülkenin arasında bulunmadığını belirten Kurier, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye “Soykırımı” tanı çağrısını red ettiğini de ayrıca yazdı.

Kurier Gazetesi aynı haberde Avusturya Cumhurbaşkanı Dr. Heinz Fischer’in 24 Nisan’da resmi anma törenine başka randevuklardan dolayı katılmayacağını ve kendisini büyükelçiliğin temsil edeceğini de okuyucularına duyurdu.
http://www.ulusalkanal.com.tr/yurt/avusturya-da-soykirim-mi-diyecek-h57007.html
Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.
İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak.
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Yalnızca kazanabiliriz. İktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. Goering bunu size anlatabilir. Başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... Kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; Akdeniz'de; İtalya, Fransa ve İngiltere arasında bir rekabet vardır; Yakındoğu'da hava gergindir... İngiltere büyük bir tehlike içerisindedir. Fransa'nın durumu da bozulmuştur. Doğumlar azalmaktadır... Yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... Romanya her zamankinden zayıf... Türkiye'yi Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. Bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. Benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. Bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41728
  • 457
Ynt: Ermeni Soykırımı Yalanı
« Yanıtla #82 : 17 Nisan 2015, 23:19:00 »
Acaba bunların derdi nedir? Hepsi birden coştular. Yoksa sıra bize mi geldi!
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı inovasyon

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 52
  • -1
  • DefenceTurk.com
Ynt: Ermeni Soykırımı Yalanı
« Yanıtla #83 : 17 Nisan 2015, 23:49:40 »
Bunların en büyük derdi Türkiye'nin güçlü bir ülke olmasını engellemekTürkiye'yi karalamak! Avrupa'da çok ciddi bir kriz var Yunanistan iflas bayrağını çekti,İtalya borç içinde,Fransa ekonomisi durağan'a geçti,Türk ekonomisi ise hızla büyüyor 15-20 yıl sonra Almanya'yı bile geçebiliriz.Avrupa Türkiye'nin güçlenmesini engellemek için herşeyi yapıyor yapmaya da devam edecek Gezi parkı olaylarında kaleyi içten vurmaya çalıştılar gezi olayları tutmayınca 'Türkiye ekonomik krizi giriyor' dediler o da tutmayınca şimdi diplomasimizi çökertmeye çalışıyorlar...
« Son Düzenleme: 17 Nisan 2015, 23:50:57 Gönderen: inovasyon »
Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.
İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak.
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Yalnızca kazanabiliriz. İktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. Goering bunu size anlatabilir. Başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... Kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; Akdeniz'de; İtalya, Fransa ve İngiltere arasında bir rekabet vardır; Yakındoğu'da hava gergindir... İngiltere büyük bir tehlike içerisindedir. Fransa'nın durumu da bozulmuştur. Doğumlar azalmaktadır... Yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... Romanya her zamankinden zayıf... Türkiye'yi Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. Bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. Benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. Bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41728
  • 457
Ynt: Ermeni Soykırımı Yalanı
« Yanıtla #84 : 18 Nisan 2015, 00:17:57 »
Bizim ekonominin hızla büyüdüğü falan yok. hatta Cumhuriyet tarihi ortalamasının altına düştü. Bizim büyüme hızımız değil, Avrupa'nın büyüme hızının düşük olması faktör. Ancak bu zaten yeni bir durum değil ki!
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı inovasyon

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 52
  • -1
  • DefenceTurk.com
Ynt: Ermeni Soykırımı Yalanı
« Yanıtla #85 : 18 Nisan 2015, 13:50:16 »
Bizim ekonominin hızla büyüdüğü falan yok. hatta Cumhuriyet tarihi ortalamasının altına düştü. Bizim büyüme hızımız değil, Avrupa'nın büyüme hızının düşük olması faktör. Ancak bu zaten yeni bir durum değil ki!

Bu tabloda nüfusumuz var 84 milyonluk genç bir nüfus...

ayrıca 2050 yılında Dünyanın en büyük 7 ekonomisi içinde olacağız
2050 yılında dünyanın en büyük ekonomileri
1.ÇİN
2.HİNDİSTAN
3.BREZİLYA
4.MEKSİKA
5.RUSYA
6.ENDONEZYA
7.TÜRKİYE

bunu ne ben nede Başbakan diyor.Araştırma şirketleri diyor...güçlü bir ordu güçlü bir ekonomi
Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.
İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak.
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Yalnızca kazanabiliriz. İktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. Goering bunu size anlatabilir. Başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... Kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; Akdeniz'de; İtalya, Fransa ve İngiltere arasında bir rekabet vardır; Yakındoğu'da hava gergindir... İngiltere büyük bir tehlike içerisindedir. Fransa'nın durumu da bozulmuştur. Doğumlar azalmaktadır... Yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... Romanya her zamankinden zayıf... Türkiye'yi Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. Bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. Benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. Bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız.

Çevrimdışı inovasyon

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 52
  • -1
  • DefenceTurk.com


İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner hurriyet.com.tr için bir yazı kaleme aldı. Turner yazısında Türkiye’nin 2023 hedeflerini ve İngiltere Türkiye ilişkilerini değerlendirdi. İşte Turner’ın o yazısı…

Bugünden neredeyse 10 yıl sonrasını, 2023’ün Türkiye’sini hayal edelim:

2015’i takip eden yıllar, tüm ülkeler için olduğu gibi Türk ekonomisi için de kolay olmamış. Ama Türkiye halkı, bu sınamaya muhteşem bir şekilde göğüs germiş. Ve 2015’i takip eden sekiz yılın her birinde kaydedilen yüksek ekonomik büyüme rakamlarıyla coşan itibari GSMH’sını ikiye katlamış. Türkiye, dünya ekonomi devleri fikstürünün güç kaynağı haline gelmiş.

Türkiye’nin nüfusu da artmaya devam etmiş ve yaşam standartları yükselirken 95 milyon sınırında dengelenmeye başlamış.

Filizlenen bu ekonomik büyümenin arka planındaysa, silahlı kuvvetlerini güçlendirmiş ve dünyanın dört bir yanındaki 15 ülkede Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen barış koruma operasyonlarına destek vererek, kuvvetlerinin kalitesi, disiplini ve donanımı için haklı bir saygı görmeye başlamış. Ekonomik büyüme ve akıllı dış politikası sayesinde Türkiye, yardım bütçesini de arttırarak, dünyanın en ihtiyaç sahibi ülkelerinden bazılarında fakirliğin giderilmesi ve istikrarın sağlanması çalışmalarına çok ciddi katkılar sağlayan bir ülke haline gelmiş.

Türkiye’nin gücü ve istikrarı ve uluslararası camiadaki saygıdeğer konumu, pek çok ülkede anlaşmazlıkların giderilmesi çabalarına destek vermesine yardımcı olmuş. Müslüman çoğunluğa sahip, güçlü bir demokrasi olarak Türkiye, Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların çözümlenmesinde etkili olmuş ve bölgenin yeni bir istikrar seviyesine taşınmasına yardım sağlamış. Ayrıca Türkiye’nin kendi istikrarı ve gücü, komşu devletlerde refahın geliştirilmesinde her geçen gün daha da etkili bir rol oynamasını sağlayarak terörün cazibe ve etkisinin azaltılmasına ve göçün durdurulmasına yardımcı olmuş.

Birçok kıtada ARGE ve imalat firmaları kuran ve iyi tanınmış uluslararası markaları satın alıp dünyanın dört bir yanındaki evlere kendi markalarını sokmayı başaran büyük Türk firmaları, hızla artan bir sayıda uluslararası firmalar haline gelmeye başlamış. Türk ihracatları, fındıktan en yüksek kalitedeki imalatlara ve mali ve entellektüel hizmetlere kadar her şeyi kapsayacak şekilde geniş bir ürün yelpazesi geliştirmiş.

Kalabalık, inanılmaz derecede gelişmiş ve zengin Türk nüfusu, dünyanın en heyecan verici tüketici piyasalarından biri haline gelmiş. Türk turistlerin harcamaları, tüm Avrupa’da kültürel miras turizminde bir patlamaya neden olmuş. Avrupalı ve Türk öğrenciler, birbirlerinin üniversitlerine akın etmeye başlamış.

Kişi başına düşen GSMH’de AB üye devletlerinin pek çoğunu geride bıraktıkça ve demokratik itibarını güçlendirdikçe Türkiye, birliğe yaptığı net katkının kendisinden daha az başarılı üye devletlerdeki kalkınmanın finansmanı açısından inanılmaz bir değere sahip olduğu Avrupa Birliği’ne, büyük bir memnuniyetle kabul edilmiş.

Peki, hayalimizde canlandırdığımız bu 2023 yılında, Birleşik Krallık’ın güvenlik ve refah çıkarları Türkiye’nin başarı ve nüfuzundaki sıçramadan nasıl etkileniyor?

Bu soruya ulaşabilmek için, öncelikle Britanya’nın Türkiye’ye yönelik hedeflerine, örneğin Ankara’daki Büyükelçiliğimiz ve İstanbul’daki Başkonsolosluğumuz da dahil Türkiye teşkilatımızın şu anda, yani 2015’te, neleri başarmaya çalıştığına bir göz atmakta fayda var.

Bu hedefler neler?

Aslında çok açıklar. “Türkiye’nin bölge ve ötesinde barışın ve güvenliğin sağlanmasında daha da yapıcı bir rol üstlenmesi”. Bunlara, “Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ikili ticaretin arttırılması”, “Türkiye ile terörle ve suçla mücadele işbirliğinin iyileştirilmesi”, “Türkiye’deki ekonomik reformun, Türkiye’nin potansiyel bir AB üyesi olma talebini güçlendirmesi” ve buna benzer pek çok hedef de dahil.

Peki bu neden önemli?

Buradaki asıl konu şu: Birleşik Krallık’ın Türkiye ile ilgili hedeflerinin herbiri, Türkiye’nin daha güçlü ve daha başarılı olmasından besleniyor.

Eğer Türkiye zenginleşirse, Birleşik Krallık’a daha çok yatırım yapabilir ve daha fazla Britanya malı satın alabilir. Eğer Türkiye’nin silahlı kuvvetleri güçlenirse, bölgede istikrarın sağlanmasında daha önemli bir rol üstlenebilir. Eğer Türkiye, bölgede ya da dünyada aktif bir kalkınma politikası izlerse, daha fazla ülkenin refahı yüksek ve demokratik bir ülke haline gelmesine yardımcı olacak, daha fazla yatırım geliri kaynağı sağlanacak ve yerel ve küresel istikrarsızlık azalacaktır. Somali, bunun harika bir örneği aslında. Birbirleriyle ticaret yapabilecek kadar zengin ülkelerin sayısı ne kadar artarsa, tüm sistemin zenginliği ve istikrarı da o kadar artacaktır.

Bunu kavramak için çok da zeki olmaya gerek yok!

Bir de alternatifini hayal edelim. Eğer, Allah korusun, 2023’ün Türkiye’si krizden krize koşan ve bir şekilde fakirleşmiş ve istikrarsız bir ülke olacak olursa, bunun Birleşik Krallık’a ne gibi bir faydası olabilir ki? Böyle bir durum Birleşik Krallık’ın güvenlik ve refaha ilişkin çıkarları için tabii ki bir felaket olur. Birleşik Krallık açısından yaratacağı sayısız yeni sorun ve tehditler de cabası. Bu, kimsenin isteyeceği bir sonuç değil.

Bu bloğu yazma nedenime gelince...

Nedeni şu, Türkiye’deki yorumlarda, sürekli evrilip çevrilip önümüze konan ve Birleşik Krallık’ın Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olmasını nedense istemediğini, ya da en garibi, Türkiye’yi “zayıflatmak” için görünmez nedenlerden ötürü gizemli bir şekilde asla kanıtları bulunamayan gizli bir ajandamız olduğunu iddia eden, 100 yıllık komplo teorilerini gereğinden çok duyuyoruz.

Bu çarpık mantığa göre, Birleşik Krallık’ın ülkelerimiz arasındaki ticaret ve yatırımın arttırılmasını hedefleyen tüm içten çabaları, ki bunların kanıtını kolayca bulabilirsiniz, şeytani bir kılıf ve şu son iki buçuk senedir tüm çalışma hayatımı adadığım işim ise, bana yapılmış kötü ve acımasız bir şaka oluyor.

Eğer böyle bir gizli ajanda varsa bile, kimse bana bundan bahsetmedi!

Bu noktada kişisel bir görüşümü de açıklamalıyım. Türkiye’yi gerçekten seviyorum – mesela @leighturnerfco adlı twitter hesabımdan #reasonstolikeistanbul  etiketi ile yaptığım 299 adet (şimdilik) istanbul’u sevme nedenlerini anlatan yorumlara bakın. Son bir kaç yıldır buradaki varlığımı, kelimenin tam anlamıyla, ülkelerimiz arasında ticaretin arttırılmasına adadım.

Türkiye’nin başarısının Birleşik Krallık’ın yararına olacak bir gelişme olduğu o kadar aşikar bir gerçek ki herhangi bir kanıt sunamadan Birleşik Krallık’ın bunun gerçekleşmesini engellemek için gizli bir planı olduğunu iddia edenleri duyuğumda hayrete düşüyorum.

Dolayısıyla, gelin bu yersiz komplo teorilerinden kurtulalım. Ve ülkelerimizi başarılı ülkeler haline getirmek için elimizden geldiğince çalışalım. Çünkü, ülkelerimizin çıkarları açısından en iyisi kesinlikle bu. Çünkü, burada bulunma amacımız bu.

Leigh Turner kimdir?
Leigh Turner, 2012’den bu yana Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu olmanın yanı sıra Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Ajansı’nın Türkiye, Orta Asya ve Güney Kafkaslar Genel Direktörlüğü görevini de yürütüyor. Başkonsolos Leigh Turner’ın blog yazılarını http://blogs.fco.gov.uk/leighturner adresinden Türkçe ve İngilizce olarak takip edebilirsiniz.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28079223.asp
Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.
İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak.
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Yalnızca kazanabiliriz. İktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. Goering bunu size anlatabilir. Başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... Kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; Akdeniz'de; İtalya, Fransa ve İngiltere arasında bir rekabet vardır; Yakındoğu'da hava gergindir... İngiltere büyük bir tehlike içerisindedir. Fransa'nın durumu da bozulmuştur. Doğumlar azalmaktadır... Yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... Romanya her zamankinden zayıf... Türkiye'yi Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. Bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. Benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. Bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41728
  • 457
Ynt: Ermeni Soykırımı Yalanı
« Yanıtla #87 : 18 Nisan 2015, 14:28:12 »
Nüfusun büyümesi ekonomimizin büyüdüğü anlamına gelmiyor. Ekonomimizin büyümesi için nüfusa göre üretimimizin artması lazım. Üretim kapasitesi nüfus artışının ardında kalıyorsa ekonominin dışa bağlılığı artar. Bizim ekonominin büyüme hızı şu an %3 malesef.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28759923.asp
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41728
  • 457

Kremlin: Putin’in Ermenistan ziyareti Türkiye ile ilişkilere zarar vermez
Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA
20 Nisan 2015
Rusya'dan flaş 'Türkiye' açıklaması



Kremlin Sarayı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Nisan günü Ermenistan’ı ziyaret edecek olmasının Rusya ile Türkiye ilişkilerine zarar vermeyeceğini açıkladı.

Vladimir Putin’in ziyaret programıyla ilgili açıklama yapan basın danışmanı Dmutriy Peskov, konu Ermenistan ziyaretinden açıldığında, “Rusya ile Türkiye arasında ekonomik olarak sıkı ortaklık ilişkileri var. Bu ilişki karşılıklı çıkara dayanıyor. Uluslararası alanda da görüşlerimiz birçok konuda çakışıyor. Dolayısıyla Başkan Putin’in Ermenistan’a yapacağı ziyaret Türkiye ile ikili ilişkilere zarara verecek türden değil” dedi.

Putin’in Ermenistan ziyaretiyle ilgili bilgi verirken, 1915 olayları için “soykırım” ifadesini kullanan Peskov, “Diğer taraftan Ermenistan da Rusya’ya çok yakın komşu bir ülke. Ermenistan ile Rusya arasında da çok yakın bağlar var” ifadesini kullandı.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28787125.asp
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41728
  • 457
Almanya da ‘soykırım’ diyecek
« Yanıtla #89 : 21 Nisan 2015, 00:30:46 »

Almanya da ‘soykırım’ diyecek
Celal ÖZCAN / BERLİN
20 Nisan 2015
Almanya da ‘soykırım’ diyecek



Almanya’da Cuma günü parlamentoda 1915 Olayları'nın 100’üncü yılını anma toplantısı yapılacak. Büyük koalisyon hükümetindeki Hıristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) grup yöneticileri ‘Ermenilerin kaderinin tehcir ve soykırım tarihine bir örnek teşkil ettiği’ yolunda bir metin üzerinde anlaştı. Ortak metin yarın hükümet partileri milletvekillerinin onayına sunulacak. Hükümet metni destekleyeceğini açıkladı.

Koalisyon partileri grubunun ortak açıklamasında şöyle denildi:

“Biz önergede o zamanki Jön Türk rejiminin talimatıyla 24 Nisan 1915’te Osmanlı Konstantinopolü’nde bir milyonu aşkın etnik Ermeni’nin planlı olarak tehcir ve kıyımına başlandığına dikkat çekmek istiyoruz. Onların kaderi 20’nci yüzyılda korkunç biçimde yaşanan kitlesel kıyım, etnik temizlik, tehcir ve soykırım tarihine bir örnek teşkil ediyor. Aynı zamanda Holocaust’un (Yahudi soykırımı) eşsiz olduğunun ve Almanya’nın bunun suç ve sorumluluğunu taşıdığının bilincindeyiz.”

Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert de konuyla ilgili açıklamasında karar metnini hükümet olarak desteklediklerini açıkladı. Böylece Alman hükümeti de ‘soykırım’ tanımını kabul etmiş olacak. Alman hükümeti yıllarca ‘soykırım’ demeyi reddetmişti, ancak milletvekillerinin baskısı üzerine böyle bir kararın alındığı belirtiliyor.

STEINMEIER: ANLARIM
Geçen hafta, bu sorunun soykırım kavramına indirgenmesine karşı uyaran ve katliam sözcüğünü kullanan Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, Alman Süddeutsche Zeitung Gazetesi’ne verdiği demeçte, “İsteyenler o zamanki olayları soykırım kavramı içinde toplayabilir ve ben bunun için getirilen gerekçeleri, en çok da duyguları iyi anlayabilirim” dedi. Ancak Dışişleri Bakanı Steinmeier ve Başbakan Merkel hükümeti 1915 Olayları'nın resmen soykırım olarak adlandırılması durumunda Türkiye’yle diplomatik bir kriz yaşanacağından endişeli.

CUMHURBAŞKANI AYİNE KATILACAK
Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ise perşembe akşamı Alman kiliselerinin bu konuda Berlin Katedrali’nde düzenleyeceği bir ayine katılacak. Siyasi gözlemciler Cumhurbaşkanı Gauck’un burada yapacağı kısa konuşmada ‘soykırım’ sözcüğünü dışlayacağına pek ihtimal vermiyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Martin Schaefer, Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında bu konuda görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi. Başbakan Merkel ve hükümet sözcüsü Steffen Seibert, hükümetin Türkiye ile Ermenistan arasında 2010’da kararlaştırılan tarihçiler komisyonunun yeniden çalışmaya başlamasından, Türkiye ile Ermenilerin barışmasından yana olduğunu vurguladı.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28788972.asp
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com