Gönderen Konu: Türkiye - ABD İlişkileri  (Okunma sayısı 67074 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1241
  • 134
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #440 : 05 Nisan 2019, 16:05:44 »
Her zaman söylüyorum ekonomik ve siyasi olarak kendi kendine yetebilen bir ülke olmadığın sürece her zaman bağımlı olarak hareket etmen lazım.

O yüzden Amerikanın himayesini kabul etmekten başka çaresi yok Türkiye'nin öyle burda forumlardaki gibi atıp tutarak Vatan savunmaya çalışanların veya Tv lerde A haber yıkaması ile gelenler acı gerçeği Rahip davasındaki gibi hissedicekler.

Dediğim gibi Türkiye böyle davranmaya devam ederse başına oval ofisteki beyzbol sopasını çok yer.

Bir kısmını alıntıladığım, arkadaşımızın şu görüşlerine katılmamız mümkün değildir. Özetle ne demek isteniyor; askeri, ekonomik ve siyaseten güçlü bir ülke olmadığımız için ABD himayesini kabul edelim (!)

Şayet 1920' li yıllarda bu cümleyi sarf etmiş olsalardı; direkt MANDA VE HİMAYECİ olarak damgalanmış olacaklardı. Oysaki Erzurum Kongresi' nin en önemli kararı; MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLEMEZ kararıdır. İşte Kurtuluş Savaşına bu karar üzerine girilmiştir. Şayet '' Manda ve Himayeyi kabul ediyor idiysek'' biz niye Kurtuluş Savaşı na katlandık ki? Aynen günümüzde olduğu gibi, O dönemin de -sözüm ona- aydın geçinen Amerikancıları vardı; ''Biz yapamayız, biz edemeyiz. Bizim şuyumuz yok, bizim buyumuz yok... En iyisi mi Amerikan himayesini kabul edelim de... bari kendimizi geliştirene kadar geçecek sürede himaye altında yaşayalım. Aksi taktirde bize yaşama hakkı tanımazlar''  diyorlardı. Fakat bütün bu olumsuz durumlara rağmen biz Türk Oğlu çıktı ve MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLEMEZ kararını kabul ettirdi. Kurtuluş savaşı bu şekilde kazanıldı. Fakat sonra ki süreçte ne oldu; Atatürk kadar ufku olmayan silah arkadaşları, Atatürk' ün kazandırdıklarını götürüp altın tepside Amerika' ya teslim ettiler.

Bir sorunun cevabını versinler;

Askeri, ekonomik ve Siyaseten güçlü bir devlet olabilmek için her türlü bağımlılıktan kurtulmak gerekir mi, gerekmez mi?  Yani... bağımlı bir devletin, güçlü bir devlet olması mümkün müdür, değil midir?

Aynen eroin müptelası gibi... Amerikan belasından kurtulmadığınız sürece müptelalıktan da kurtulmanız  mümkün değildir. Askeri, ekonomik ve siyaseten güçlü olmanız kesinlikle mümkün olmayacaktır. Çünkü adamlar bütün sisteminizi kontrol ediyorlar. Örneğin, eğitim seferberliği yapacak olsak diyelim; kesinlikle müsaade etmezler. İçimize o kadar girmişler ki, bir şekilde süreci sabote ederler -ki ediyorlar. Adam devşiriyorlar, ajan yetiştiriyorlar, gericiliği destekliyorlar ve bir şekilde gelişmene engel oluyorlar.

Cevap versinler;

Bağımlı bir ülke nasıl güçlenir,
Bağımlı bir ülke nasıl gelişir?   

Çevrimdışı ムゲン

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 211
  • -46
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #441 : 05 Nisan 2019, 16:34:04 »
Bağımlı olmaktan vazgeçmenin en temel kuralı üretimdir. Biz ne üretiyoruz ? Hep gördüğüm bir laf var "Savunma sanayisi gelişmiş ülkelerin sanayiside gelişmiştir." Bu lafın ne kadar realitesi var tartışılır. Mesela Rusya savunma sanayi ve uzayda kendini ispatlamış bir ülke. Sormak lazım evinizde - çevrenizde -işyerinizde Lada otomobilden baska (ki oda 90 küsür modeller) Rus malı ne kullanıyoruz. ? Rusya Savunma sanayiisindeki teknolojisini sanayiye evirememiş.  Biz ne yapıyoruz ? Daha savunma sanayiisinde emekleyen bir ülke olarak kendimizi en uçta görme kafası yaşıyoruz. Rusyada devletin teşvik etmediği yada daha açık söylemle yaptıgı ürünü devlete satmayan hiçbir şirket gelişmemiş. Aynısı şuan bizim ülkemizde var.  Birde gelişmiş ülke sanayilerini savunma sanayine entegre eden Kore - Japonya - İsveç gibi ülkeler varki bana göre içlerinde en kafası rahat olanlar bunlar. Hindistan gibi bir örnek var elimizde... Geçenlerde Kendisinden hızlı giden bir uyduyu HSS ile vurdular. Türkiyede bile bir grup Hindistan başkanının propagandası oldugunu Hindistanın bunu yapamayacagını yazdı. Yahu Nasa çalışanlarının %35i Hindli. Nasıl yapamaz ? Yapıyor adamlar. yazılımda mühendislikte gerçekten çok ilerdeler. Biz bağımsızlık dediğimiz dünyanın neresindeyiz ? Tamam bagımsızlık falan çok güzelde , bunu istemek için ne yaptık. Bugün dolar düştüğünde bu ülkedeki halk aç kalıyorsa bagımlısın kardeşim. İstesende istemesende bagımlısın.
« Son Düzenleme: 05 Nisan 2019, 16:36:00 Gönderen: ムゲン »
ムゲン (mugen) - Japonca bir kelime olup ,  Türkçede "sonsuz" anlamına gelir.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41102
  • 414
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #442 : 05 Nisan 2019, 16:43:27 »
+ 1 Partikül

Güce itaat kavramını bu ülkenin kuruluşunda ortadan kaldırmıştık. Bize güçlerini dayatmaya çalışanları perişan etmiştik. Mecburduk bunu yapmaya. Başarması zordu ama başardık.

Sonrasındaki süreçte kimsenin himayesini istemedik aslında. Sadece şartlar bizi birileriyle müttefik olmaya zorladı. Müttefik kelimesinin Türkçe karşılığı bağlaşık kelimesidir ve anlamı da "Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk)" demektir. Biz de anlaşarak birileriyle müttefik olduk. Bir  tehdite karşı bir amaçla...

Ülkenin mevcut durumu, yatırımların yapılması gereken diğer alanlara aktarılması gibi nedenlerle...
Ancak süreç ilerledikçe,  ülke hep çeşitli ideolojilerle kutuplaştırıldıkça, o ilk günlerdeki mükemmel hava ortadan kalktı. Ülkeyi kalkındırmak, halkın refah seviyesini artırmak, güç ve barışın teminatı olmak gibi amaçlar yerine, karşı ideolojinin devleti ele geçirmesine karşı koymak, birbirlerinin kuyusunu kazmak vs gibi olumsuz davranışlarla büyük zaman ve kaynak tükettik.

Bu süre sonunda biz yerimizde sayarken müttefiklik ilişkisi gün geçtikçe tek taraflı bir sömürüye, en sonunda da dayatmaya dönüşmüş gibi görünüyor. Bugün özellikle savunma sistemlerimizin genel olarak müttefikimiz diye nitelendirdiğimiz ABD'ye bağlı olması, bu bağı koparmaya henüz yeterli gücümüzün olmaması bizim için bir handikap. Senin belirttiğin benzetme durumu net şekilde özetliyor. Maalesef bu konuda müptela durumdayız.

Peki müptela olanlar nasıl bu durumdan kurtuluyorlar? Ya aynen devam ediyorlar, ya da bıçak gibi iradeleriyle kesip atıyorlar, hayatlarından çıkartıyorlar.

Ülke olarak bu noktadayız ya da varmak üzereyiz!

Asıl önemli olan bu noktadan sonra ne yapacağımız. Öyle ki halen pek çoğumuz, bizi bu noktaya getiren zihniyetin etkisi altındayız!
« Son Düzenleme: 05 Nisan 2019, 16:44:55 Gönderen: SKYWOLF »
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1241
  • 134
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #443 : 05 Nisan 2019, 16:48:57 »
Bağımlılık sarmalına kapılmışız. Bu bir SARMAL... Bu zinciri bir yerinden kırmak gerekiyor. Aksi taktirde kıyamet gününe kadar yarı bağımlı bir ülke olarak kalmaya devam edeceğiz. Hatta bağımlı olarak yaşayabileceğimizden bile şüpheliyim! Çünkü yeni çağda, gelişememiş ülkelere yaşam hakkı tanınmayacak. Dünya yeni bir hesaplaşma dönemine giriyor. Doğu' da Çin güneşi yükseliyor. Amerika doğuda yükselen güneşi batırmaya çalışıyor. Fakat eşik aşıldı, durduramayacağı bir döneme girdik veya giriyoruz. Hesap günü yaklaşıyor. Belki, 10-15 sene sonra ki büyük hesaplaşmaya hazır olmak gerekmiyor mu?

Amerika, ''safını seç'' diyor. Ya bizdensiz ya da kara toprağın! Eğer ki bizden olmaya karar vermişsen, Kıbrıs' dan askerini çek, Doğu Akdeniz' de ki iddialarından vazgeç, Suriye' nin kuzeyinde Terör devleti kurulmasına müzaade et... ve hatta kurulacak bu devleti himaye et... kendi yönetim biçimini değiştir; federatif/ özerk sisteme geç... eeeee bende sana F-35 vereyim (!)

Arkadaşlar, yapılmak istenen anlaşma budur. Allah aşkına, bunun kabul edilebilir tarafımı var mı? 
« Son Düzenleme: 05 Nisan 2019, 16:51:54 Gönderen: Partikül »

Çevrimdışı UYVAR

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1959
  • -139
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #444 : 05 Nisan 2019, 16:54:25 »
Bismarck'in bir lafi vardir.

"Fransiz imparatoru 3. Napoleon (amcasi ile yetenek acisindan mukayese bile edilemez) bana Avusturya'daki Alman halklari uzerindeki haklarimizdan ya vazgecmemizi ya da kanli bir savasi secmemizi oneren bir not verdi. Benim cevabim ise netti: Tereddutsuz savas!"

O yuzden rahat olun.
''Başarının sırrı amaca sadakattir.''

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1241
  • 134
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #445 : 05 Nisan 2019, 17:12:12 »

...
...
...
Asıl önemli olan bu noktadan sonra ne yapacağımız. Öyle ki halen pek çoğumuz, bizi bu noktaya getiren zihniyetin etkisi altındayız!

+1

Doğu' da doğan güneş, yeni fırsatları da beraberinde müjdeliyor. Hocam, batı medeniyetinin özünde baskı ve sömürü düzeni vardır. Sömüre bildiği yere kadar sömürür, sömüremediği yerde ise denetim altında tutmaya çalışır. Şuan Amerikanın yapmak istediği şey de tam olarak budur. Yaşanan birtakım elim olaylar nedeniyle, 70 yıllık sömürü düzeni biraz olsun zafiyete uğradı. Eksen kayması olmasın, oltada ki balık kaçmasın, sömürü düzeni bozulmasın diyerekten Türkiye üzerine büyük bir baskı kurmaya çalışıyorlar. Ne yazık ki zayıf yönlerimiz çoktur. En başta ekonomi... fakat bunları aşabileceğimiz imkanlarımız da vardır. Zor ama imkansız değil.

Hocam, şu dönemde vereceğimiz karar bundan sonra ki 100-150 yıla damgasını vuracaktır. Manda düzenine tamam mı, devam mı?  Artık yeter diyebilirsek; önümüzde aynen Kurtuluş Savaşında olduğu şekliyle mücadele dönemi var. Mandacılığa devam dersek; hem geleceğimizi kaybedeceğiz hem de gelecek dönemin fırsatlarını. Ve gyeni süreçte Türkiye, varlığını ancak küçülerek devam ettirebilecektir.

-Kafadan Kıbrıs gider.
-Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde özerk statü uygulanır -ki bunun adı, orta vadede bölünmedir.
-Ekonomik ve siyasal bağımlılık devam eder.
-Ve hatta Türkiye, gelecek dönemin çatışma bölgesi haline gelebilir.

Çünkü Manda kabul edildiği anda, Türk milletinin bütün direnç noktaları, bütün kaleleri yıkılacaktır. Örneğin deseler ki, Karadeniz' i NATO güvenlik şemsiyesi altına alıyoruz demiş olsalar; Türkiye' nin hali nice olur? Çünkü Mandayı kabul ettiğiniz anda, Türkiye' nin siyasal düzeni yeniden şekillenecek demektir. Bütün vatanseverler hapse tıkılır, hapisde ki FETÖ' cüler, PKK' lılar dışarı çıkartılır. Bu güçler, iktidara getirilir. Türkiye bir yandan Rusya, diğer yandan İran' la mücadele dönemine girmeye zorlanır. Zaten FETÖ' cüler en büyük hayali Türk-İran Savaşını çıkarta bilmekti. Türkiye ele geçirildiği zaman geriye bir tek İran kalacağından; Türkiye gibi maşa varken, İran' la kendileri niye savaşsın ki? Bunlar 5-10 sene savaştırılır, birbirlerini iyice tükettikleri kertede iki ülkede işgal edilir. Ve Türkiye yarı bağımlılıktan tam sömürü dönemine geçer. Ondan sonra ki sürek 1000 sene. Belke ki bir Atatürk çıkagelsin!
« Son Düzenleme: 05 Nisan 2019, 17:16:25 Gönderen: Partikül »

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41102
  • 414
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #446 : 05 Nisan 2019, 17:40:44 »
Master,

Bence son yazılan iletileri tekrar oku.
Yine yanlış hedefe mermi atıyorsun! Gözlüklerini takıver bir zahmet!
Asarız keseriz diyen yok! Üretmekten bahseden çok!
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı ACE

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 319
  • 64
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #447 : 05 Nisan 2019, 21:17:29 »
Silah ve savaş taktiği tartışırken sonunda hep üretim teknoloji ve ekonomiye dönmek zorunda kalıyoruz çünkü biliyoruz ki teknoloji gün geçtikçe insan gücüne, insan inancına, kuru taktiklere galip geliyor. Çünkü isterseniz günde 1000 şınav çeken, amuda durup hedefi gözünden vuran bordo berelileriniz olsun. Adam 500 km uzaktan gönderdiği SİHA ile o kuvveti vurabiliyor. Bilim ve teknolojiyi yakalamak şart.

Ama bu nasıl olacak? Liyakatin olmadığı, herkesin Ailesini, hemşerisini, aşiretini, tarikatını kolladığı; her fırsatta cehalete prim tanınan ve her fırsatta ahlaken cılız ve disiplinin hor görüldüğü menfaatçi bir ortamda... Kimse kendini bu ülkenin paydaşı olarak görmüyor; çoğu bir ideolojinin, mezhebin veya ırkın çıkarını savunuyor en basitinden. Kusura bakmayın ama ekonomi-teknoloji talebinin de altında aslında eğitim,disiplin,saygı ve ahlak sorunumuz var. Yukarıda arkadaşın biri kıyaslarken dile getirdi; İsveç,Kore,Japonya...  Farkın sebebini anlamışsınızdır. Bir konu var mesela İsveçte yapılan bir işlem ve vatandaşın beyanı esas, Türk olarak hemen aklına geliyor "ya vatandaş yalan söylerse?" İsveçli adam bunu bir türlü anlamıyor. Ciddiyim. "Neden yalan söylesin ki?!?" diyor. Adamlarda bırak insanı, devlete yalan söyleme diye bir şey yok. Ama sorsan biz onlardan milliyetçiyiz asarız keseriz kanımız feda...

Atatürk bu durumu en az 120 sene önceden görmüş; eğitime, bilime, endüstriye yatırım yapmış. Sadece iyi bir asker demek o yüzden haksızlık olur. Ancak gel gelelim ki o öldükten sonra sağ sol farketmeksizin vizyonsuz,tembel,çıkarcı,hizipçi onlarca büyüğümüz tarafından ortada hiç bir sebep yokken Amerikanın kucağına oturtulmuşuz.

Başta aile içi eğitimden tut anaokulu ve ilköğretime bakınca bu sistemde gidişat değişecek gibi durmuyor. Ahlakın ön planda tutulduğu; yarışçılıktan ziyade sorgulayıcı bir eğitimin yaratılması; her işin ehline verilmesi gerekiyor.

Almanya, İngiltere, Japonya, Kore yıkılsa da ayağa kalkıyorken biz sürekli yerlerde yuvarlanıyoruz. Çünkü sebebi insanın içinde saklı... Şimdi bakınca konuştuğumuz füze ve uçak muhabbetleri ne kadar da havada kalıyor.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41102
  • 414
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #448 : 05 Nisan 2019, 21:32:01 »
+1 ACE

Aslında ruhumuzu kaybetmişiz. Özümüze nasıl dönebiliriz onu da bilemiyorum. Mevcut sistemle imkansız. Geçmişse bakarsak genelde büyük felaketler sonrası, bıçak kemiğe dayanınca harekete geçmişiz.
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı ムゲン

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 211
  • -46
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #449 : 05 Nisan 2019, 21:35:14 »
Biz herşeyi toplumdan kaybediyoruz. Biz aklınıza gelebilecek her konuda ayrışmış bir toplumuz maşallah bunuda körükleyen siyasetcilerimiz hiç eksik olmuyor. Tüm devlet daireleri belediyeleri yozlaşmış bir ülkeyiz. Japonya , Kore , Almanya birkaç ülke daha sayabilirsiniz. Hepsi büyük bir savaştan çıktıktan sonra atılım yapıyor. O savaşın sonunda birlik sağlanıyor. Deniliyorki "bakın biz birbirimize sahip çıkmaz isek bizi mahvederler". Biz bu mücadeleyi verdik mi ? verdik. Mustafa Kemal Atatürk'ün atılımları bu ülkede sanayileşme , endüstrileşme , sanatta bilimde ilerleme üzerine kuruluydu. Biz o hedefleri taşıyan ülkeyi bilimde gelişmek isteyeni ülkeden kaçırtan , sanatı - sanatçıyı dışlayan , kendisinden olmayana ölüm kafası yaşayan bir topluma dönüştük. Bu tür toplumlarda gelişme olmaz. Bu tür toplumlarda refah - huzur - adalet olmaz. 2019 yılında bu ülkenin eğitim sistemi ilkokul cocuklarına türban taktırabilme , okullarda bilmem ne cemaatlerin seminerlerinin verilmesi bilmem ne vakfının propaganda yapabilmesine olanak saglayan saçma sapan bir sisteme dönüştü. Biz böyle mi gelişcez ? Bu kafayla mı Amerikaya kafa tutacaksın. Saçmalamanında bir limiti var. Boş laflarla kendinizi kandırıp duruyorsunuz. Bu ülkede sorun yok diyen adamın zekasından da beyninden de şüphe ederim. Bu ülkedeki sorunda hem içerde hem dışarda meyvelerini böyle veriyor. İster Amerikaya bagımsız ol ister bagımlı kendimizi yönetene ağzımızı açamaz iken gidip elalemin devletini eleştirmek bana çok boş geliyor. Hepiniz korkuyorsunuz. herkes korkuyor. Bugün sokakta yürüyen emekli amcama siyasetle ilgili soru soruluyor korkuyor. Sonra çıkıp burda ağzımızı aca aca diyecezki Amerika bizi bölmeye çalışıyor. Bizi esas bölmeye çalışana , ayrıştırana , dışlayana , ötekileştirene tek bir cümle laf yok. Süpersiniz.
ムゲン (mugen) - Japonca bir kelime olup ,  Türkçede "sonsuz" anlamına gelir.