Gönderen Konu: Türkiye - ABD İlişkileri  (Okunma sayısı 220178 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 44306
  • 614
Haritadaki üslerle kongre raporu birleşince... Haritadaki müthiş soru


Fatih Çekirge


1) Dün şöyle yazmıştım:

“Biden yönetimi F-16 satışını ‘kongre yokuşu’na sürünce ABD Kongresi’ne sunulan ‘Türkiye 2022 raporu’ çok daha önemli bir hale geldi...”



Buradan devam edersem...

Önümüze bir harita koyuyorum...

Sonra bu haritayı ABD Kongresi’ne sunulan “Türkiye raporu”ndaki bazı ifadelerle birleştiriyorum. Ortaya müthiş bir soru çıkıyor.

Gelin şimdi önce soruyu soralım, sonra da cevabını arayalım... İlk sorular şöyle:

- ABD son dönemde Yunanistan’da çok kapsamlı askeri üsler kurmaya başladı. Neden?

- Eğer bu üsler Rusya’ya karşı bir NATO ülkesi olan Yunanistan’da kuruluyorsa...

Aynı bölgede en kuvvetli NATO müttefiki olan Türkiye ile neden bir koordinasyon yok?

Ve en önemlisi:

- ABD, Rusya’nın Boğazlar’dan geçip Akdeniz’e inme ihtimaline karşı Dedeağaç’a askeri üs kuruyorsa Boğazlar konusunda Türkiye’ye karşı bir güvensizlik mi var?



2) DEDEAĞAǒTAN GÜNEY KIBRIS’A LİMNİ’DEN GİRİT’E KADAR...

Haritaya dikkatle bakarsak ortada bir güvensizlik olduğu açık.

İşte Dedeağaç... Oradan aşağı doğru inersek Türkiye’nin burnunun dibindeki adaların askerleştirilmesi.

Güneye doğru inerseniz, Güney Kıbrıs’taki ABD askeri üssü. Ve ardından Girit’teki ABD askeri üssü...

Bütün bunlara Suriye ve Irak’taki ABD askeri varlığını eklerseniz ulaştığımız cümle şu olur:

“Dairesel kuşatma.”

Ya da: “Çembere alma.”

İnsan ilk bakışta “Hadi canım” diyebilir.

“Bunca yıllık ABD ‘dostluğu’ ve NATO ‘müttefikliği’ var. ABD Türkiye’yi kuşatacak değil ya?”

Böyle sorabilirsiniz ama harita ve son gelişmeler bu soruları giderek kuvvetlendiriyor.

Dahası, sormamak saflık olur... Çünkü bu soruyu tetikleyen yalnızca haritadaki ABD askeri üsleri değil. Daha önemli gelişmeler var. Başlıklar halinde incelersek...



3) GÜVEN MESELESİ

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önceki hafta Washington’da ABD’li mevkidaşı Blinken’la yaptığı görüşmeden hemen sonra aynen şöyle diyor: “Suriye veya başka konularda işbirliği yapabilmek için, bugün de söylediğimiz gibi, öncelikle ABD’ye daha önceki verdiği sözleri tutmadığı için güvenin zedelendiğini söyledik.”

Bir bakan müttefiklik ilişkisi içinde kırılan güveni daha nasıl söylesin...

Resmen “artık güven kırıldı” diyor...

Türkiye ile ABD arasındaki “güven krizi” yalnızca Suriye’de ABD’nin PKK/YPG’ye verdiği destekle kırılmamış...


Adalar da askerleştiriliyor

4) RUM KESİMİ LEHİNE DEĞİŞEN DENGE

Dahası var ve Çavuşoğlu yine ABD’nin başkentinde bu krizi açıktan söylüyor: “Rum Kesimi ABD’den silah alabilecek. Kime karşı alacak? Kıbrıs Türklerine karşı, Türkiye’ye karşı. Neymiş kara para aklama konusunda Rum Kesimi daha iyi işbirliği yapmış. Öyleyse Rum Kesimi’ne yönelik başka teşvikler verilebilir, kredi açılabilir. Madem konu kara parayla ilgili, temiz parayla ilgili destek verilebilir. Sonuçta bunun karşılığı Kıbrıs Rum Kesimi’ne silah vermek değil. Bu dengeyi bozmak demektir. Yani ABD’nin denge politikasının bozulduğunu gösteriyor. Aynı şekilde Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde her ne kadar son zamanlarda bazı açıklamalarıyla bunu dengelemeye çalışsalar da fiiliyatta bu dengenin bozulduğunu görüyoruz.”

5) YUNANİSTAN’A F-35’LER TÜRKİYE’YE KONGRE YOKUŞU

Çavuşoğlu’nun şu sözünün altını çiziyorum: “ABD dengeyi Yunanistan lehine değiştiriyor.”  Yani...

- Yunanistan’a F-35’ler...

- Türkiye’ye “Kongre yokuşu”...

- Güney Kıbrıs’a son model silahlar...

- KKTC’ye ambargo...



6) GÜVENSİZLİK TARİHÇESİ

Washington ve Ankara arasındaki “güven çizelgesi” öyle sıkıntılı bir hal almış ki...

F-16’ların Türkiye’yi satışı için oy kullanacak kongre üyelerine sunulan raporda, geçmişte Türkiye ile yaşanan güven krizleri de sıralanmış...

Şöyle diyor: “Hem ABD’nin Türkiye’den askeri varlıkları çekmesi hem de Türkiye’nin ABD’nin topraklarını veya hava sahasını kullanmasını kısıtlaması için tarihi emsaller var:

- 1962, Küba Füze Krizi. Amerika Birleşik Devletleri bu krizin ardından nükleer uçlu Jüpiter füzelerini geri çekti.

- 1975, Kıbrıs. Türkiye, Kongre’nin Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalesine yanıt olarak uyguladığı ABD silah ambargosu sırasında Türkiye’deki ABD savunma ve istihbarat tesislerinin çoğunu kapattı.

- 2003, Irak. Türkiye Parlamentosu’nda yapılan bir oylama, ABD’nin Irak Savaşı’nda Türkiye’den ikinci bir cephe açmasına izin vermedi.”

Şimdi soralım. F-16 satış paketinin oylama öncesinde Kongre üyelerine sunulan raporda 1962’lere kadar uzanan “güven sorunları” neden hatırlatılır acaba?

Devamı da var.

Raporda bir de Kongre üyelerine güvenle ilgili sorular soruluyor:

“Türkiye’deki bir ABD/NATO varlığının maliyet ve faydalarını ve ABD/NATO duruşundaki askeri ödeneklerden veya Kongre gözetiminden etkilenebilecek olası değişiklikleri değerlendiren ABD’li yetkililer ve milletvekilleri, aşağıdaki soruyu dikkate alacaktır:

ABD’nin çıkarlarını güvence altına almak ve korumak için Türkiye topraklarının veya hava sahasının doğrudan kullanımına ne ölçüde güvendiği?

Türkiye’nin dış savunması ve iç istikrarı için ABD/NATO desteğinin ne kadar önemli olduğu ve bu desteğin ABD çıkarlarına ne ölçüde hizmet ettiği?”

ABD Akdeniz ve Doğu Akdeniz Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a yepyeni dev askeri üsler kurarken...

Kongre üyelerine Türkiye’deki Amerikan askeri varlığıyla ilgili bu soruların sorulması rastlantı olabilir mi?Daha bitmedi.

Aynı raporda ABD üsleriyle ilgili şu ifadeler de var: “Bazı raporlar, Yunanistan, Kıbrıs ve Ürdün gibi yerlerdeki potansiyel olarak genişletilmiş ABD askeri varlığının Türkiye ile ilgili endişelerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.”

Ve bir başka cümle: “Mart 2022’de Alan Makovsky, Türkiye’nin ‘son yıllarda belirsizleşmesinin’ ABD’nin Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’da askeri tesisler inşa etmesini ve genişletmesini haklı çıkardığını söyledi.”

Makovsky’den alıntı yapılması bile ne çok şey anlatıyor...

Evet arkadaşlar...

Neresinden bakarsanız bakın. Önümüzdeki haritayı Kongre’ye sunulan Türkiye raporundaki ifadelerle birleştirince o müthiş soru ortaya çıkıyor.

Türkiye ile ABD arasında güven krizi belki de tarihin en üst seviyesinde.

Niye?

Çünkü Türkiye, bir zamanlar piyade tüfeği almak için kuyruğa giren ülke değil artık.

Şimdi 5’inci nesil savaş uçağını yapma pazarlığında.

Şimdi önümüzde bir F-16 kararı var.

Eğer Kongre’den “olumsuz bir sonuç” gelirse Türk-Amerikan ilişkileri resmen “buz keser”...

Ama zaten şu “güven krizi” öyle kolay kolay aşılır mı?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/haritadaki-uslerle-kongre-raporu-birlesince-haritadaki-muthis-soru-42207812
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! ADALETİN OLMADIĞI YER YIKILMAYA MAHKUMDUR! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı DoganTuran

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 630
  • 104
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1531 : 22 Ocak 2023, 19:36:13 »
Selamlar,
Böyle bir çatışma olasılığının en yüksek olası tarih aralığı 2023 ve 2025 arası olarak öngörülmekte. Burada yalnız Türkiye olarak değil bir çok coğrafyada çatışma ve akabinde sınır dizaynlarının olacağı bir savaşlar bütünlüğünden söz ediliyor. Rusya'nın mevcut Savaşı, bu döneme hazır bir ordu bulundurarak girme isteğinin tezahürü olarak da değerlendiriliyor.
Türkiye'nin  savunma sanayinde yaptığı atılımlarda, böyle bir olasılığa karşı hazırlık mahiyetinde değerlendiriliyor. Çok ekstrem bir bakış açısı mı derseniz; kanaatimce böyle bir olasılık  ihtimali her zamankinden daha fazla mevcut özellikle belirtilen tarihler içerisinde...
B-60 modernizasyonuna gelirsek;
Aesa radar ve bağlı sensörler ile B-60'lar modernize edildiğinde, B-70 seviyesinin Aviyonik ve farkındalık seviyesine ulaşıyor ancak, B-70 yapısal üretim olarak B-60'lardan farklılıkları da kapsıyor. Talep ettiğimiz modernizasyon kiti, bu yapısal (bazı bölgelerde ki örme ve kompozit gibi.) değişimleri de kapsıyor mu bunu görmek gerekiyor.
B-60'ların Ease radar ve bağlı sensör ve aviyonik kabiliyetiyle dahi, B-70 seviyesinde bir etkiye ulaşıyor mu dersek, evet ulaştığını düşünmekteyim. Diger yapısal farklılıklar zaten B-70 lerin sıfırdan üretim özelliğinin getirdiği farklılıklar olarak da görüle bilir.
Düşük irtifa daha etkili manevra vs gibi farklar barındıra bilir, ancak şuanda da F-16 nın bir rafale'yi yüksek irtifaya çekmesi gerektiği göz önüne alındığında, Bizdeki B-60 Modernizasyonu sonra B-70 seviyesini yapısal hariç bile olsa yakalayacak uçaklarımızın, bu nedenle bir operasyonel eksiği olmayacağı kanaatindeyim.

Ek; Şu videonun İngiltere ile yapılan eurofighter typhoon görüşmelerinde yararlı olacağını düşünüyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=PAj0rABVMTU
« Son Düzenleme: 22 Ocak 2023, 20:22:48 Gönderen: DoganTuran »

Çevrimdışı Yasar

  • 2021 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 3656
  • 360
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1532 : 22 Ocak 2023, 20:35:12 »
Alıntı
B-60 modernizasyonuna gelirsek;

Sn Dogan Turan,
Burada bir yanlışlık ve karışıklık var.
Block 60 diye adlandırılan F16 uçakları, motor ve Aesa radarı geliştirme masrafları olan yaklaşık 3 milyar doları kasasından ödeyen Birleşik Arap Emirlikleri için özel üretilmiş uçaklardır.

Block 70 uçakları ise ABD’nin kendisi ve müttefikleri için ürettiği maliyet etkin bir versiyondur.

Aslında Block 60 şu anda en üstün teknik özelliklere sahip f16 uçaklarıdır.

Ama hem ABD’nin hem de müttefiklerinin kullanmayı planladıkları ve ellerindeki düşük block uçakları da aesa radarlı ve  modern aviyonikli hale getiren kitleri içeren block , Block 70 tir.

Çevrimdışı DoganTuran

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 630
  • 104
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1533 : 22 Ocak 2023, 20:58:38 »
Yaşar hocam,
 Sanırım benim baz aldığım B-50+ olabilir. Sadece eskiden bir makalede b-70lerin yapısal farklılıklarıda olduğu vs anlatılıyordu. oRadan intiba oluşmuş diyeyim.

 Şuan yeni gelen bilgi ise şu şekilde; TSK, F-16 blok 70 alınsa bile, F-4lerin yerine eurofighter typhoon istediği yününde ve sanırım bir miktar alacağız. Bizim mühimmat kullanımı vs konuşuluyormuş.

Çevrimdışı serkan1976

  • 2022 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 7722
  • 456
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1534 : 22 Ocak 2023, 21:16:07 »
Yaşar hocam,
 Sanırım benim baz aldığım B-50+ olabilir. Sadece eskiden bir makalede b-70lerin yapısal farklılıklarıda olduğu vs anlatılıyordu. oRadan intiba oluşmuş diyeyim.

 Şuan yeni gelen bilgi ise şu şekilde; TSK, F-16 blok 70 alınsa bile, F-4lerin yerine eurofighter typhoon istediği yününde ve sanırım bir miktar alacağız. Bizim mühimmat kullanımı vs konuşuluyormuş.

DoğanTuran hocam , MMU motoru ile ilgili konuşma geçmiyor mu bu ziyaret ve alımlarda?
Ben bu  İngiltere ziyaretinin MMU motoru için  olduğunu düşünüyordum , MMU motoru konusu hiç geçmiyor çok ilginç...

Çevrimdışı DoganTuran

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 630
  • 104
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1535 : 22 Ocak 2023, 21:26:52 »
Serkan,
Bazı bilgiler daha var da onlarda bir teyit yok. Söylesek yanıltmış veya Mübalağa olur.
Benim anladığım; SSB ingiltereden motor konusunda destek istemiş ve TSK ise eurofighter typhoon istemiş ve İngilizde karşılığında envanterden çıkaracağı Ty-23 alım şartını masaya koymuş olabilir.

Hatta, ABD masasında; İngiltere seçeneği kozu, İngilterede ise ABD seçeneği kozu kullanılıyorda olabilir. Ama aldığım intiba öyle veya böyle mühimmat atım sorunu çözülmüş en az 40 adet eurofighter typhoon alınacağı yönünde. SSB şu aşamada bunu öncelik görmesede, HKK bunu elzem görüyor... İnşallah envanterde ki 1 veya blok 2 den vermezler... Bekleyip görelim bir iki haftaya netleşir ne döndüğü..
« Son Düzenleme: 22 Ocak 2023, 21:28:52 Gönderen: DoganTuran »

Çevrimdışı serkan1976

  • 2022 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 7722
  • 456
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1536 : 22 Ocak 2023, 21:42:40 »
Teşekkürler ayrıntılar özellikle MMU motoru için neler konuşuldu merak ediyoruz...

Çevrimdışı mehmet05

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1476
  • 130
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1537 : 22 Ocak 2023, 22:17:49 »
Planlandığı gibi gittiği halde bile MMU iki filo olarak envantere girmesi 2031 yılını bulabilecektir. 9 senelik bir boşluk ve elde sadece uçabilir halde bir filo F-4 kaldı bildiğim kadarıyla . Onlarda da muhtemelen motorlar güven vermiyordur.

B-60 konusunda haklısınız Sayın Yaşar.

Özgür programında problemimiz var mı, yine Blok 40 ve 50ler tarafımızca izin alınmadan Blok 30daki gibi modernize edilebilir mi  bilemiyorum. Ama 79 adet modernizasyon kitinde problem varsa bunlar acaba Blok 50 mi ?

Blok 30'lar tamam da diğer blokların modernizasyonu konusu muamma. 

Sayın Doğan Turan, EF-2000 Trench 1-2 olarak gelirse, kaynak kodları ile beraber radar modernizasyonu elzem olur.   

Çevrimdışı Boykaz

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 31
  • 2
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #1538 : 23 Ocak 2023, 00:51:42 »
Türkiye MMU gelene kadar ara alım yapmak zorunda Türkiyenin hava kuvvetleri eskimeye basladi F4 phantomlar bile ihtiyac var diye emekli edilmiyor.
Önceden iranin bir hava gücü yoktu doguda rahattık rakibimiz yoktu ama simdi iran su34 aliyor israil keza 2.parti f35 ve F15 x aliyor Yunaninstan rafale aldı yani Ortadoguda herkes gucune guc katarken biz 2030 yilinda 2 filo girecek Mmuyu beklersek isimiz yas bizim

Çevrimdışı baryshx

  • DefenceTurk
  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 812
  • 58
  • DefenceTurk.com
Haritadaki üslerle kongre raporu birleşince... Haritadaki müthiş soru


Fatih Çekirge


1) Dün şöyle yazmıştım:

“Biden yönetimi F-16 satışını ‘kongre yokuşu’na sürünce ABD Kongresi’ne sunulan ‘Türkiye 2022 raporu’ çok daha önemli bir hale geldi...”



Buradan devam edersem...

Önümüze bir harita koyuyorum...

Sonra bu haritayı ABD Kongresi’ne sunulan “Türkiye raporu”ndaki bazı ifadelerle birleştiriyorum. Ortaya müthiş bir soru çıkıyor.

Gelin şimdi önce soruyu soralım, sonra da cevabını arayalım... İlk sorular şöyle:

- ABD son dönemde Yunanistan’da çok kapsamlı askeri üsler kurmaya başladı. Neden?

- Eğer bu üsler Rusya’ya karşı bir NATO ülkesi olan Yunanistan’da kuruluyorsa...

Aynı bölgede en kuvvetli NATO müttefiki olan Türkiye ile neden bir koordinasyon yok?

Ve en önemlisi:

- ABD, Rusya’nın Boğazlar’dan geçip Akdeniz’e inme ihtimaline karşı Dedeağaç’a askeri üs kuruyorsa Boğazlar konusunda Türkiye’ye karşı bir güvensizlik mi var?



2) DEDEAĞAǒTAN GÜNEY KIBRIS’A LİMNİ’DEN GİRİT’E KADAR...

Haritaya dikkatle bakarsak ortada bir güvensizlik olduğu açık.

İşte Dedeağaç... Oradan aşağı doğru inersek Türkiye’nin burnunun dibindeki adaların askerleştirilmesi.

Güneye doğru inerseniz, Güney Kıbrıs’taki ABD askeri üssü. Ve ardından Girit’teki ABD askeri üssü...

Bütün bunlara Suriye ve Irak’taki ABD askeri varlığını eklerseniz ulaştığımız cümle şu olur:

“Dairesel kuşatma.”

Ya da: “Çembere alma.”

İnsan ilk bakışta “Hadi canım” diyebilir.

“Bunca yıllık ABD ‘dostluğu’ ve NATO ‘müttefikliği’ var. ABD Türkiye’yi kuşatacak değil ya?”

Böyle sorabilirsiniz ama harita ve son gelişmeler bu soruları giderek kuvvetlendiriyor.

Dahası, sormamak saflık olur... Çünkü bu soruyu tetikleyen yalnızca haritadaki ABD askeri üsleri değil. Daha önemli gelişmeler var. Başlıklar halinde incelersek...



3) GÜVEN MESELESİ

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önceki hafta Washington’da ABD’li mevkidaşı Blinken’la yaptığı görüşmeden hemen sonra aynen şöyle diyor: “Suriye veya başka konularda işbirliği yapabilmek için, bugün de söylediğimiz gibi, öncelikle ABD’ye daha önceki verdiği sözleri tutmadığı için güvenin zedelendiğini söyledik.”

Bir bakan müttefiklik ilişkisi içinde kırılan güveni daha nasıl söylesin...

Resmen “artık güven kırıldı” diyor...

Türkiye ile ABD arasındaki “güven krizi” yalnızca Suriye’de ABD’nin PKK/YPG’ye verdiği destekle kırılmamış...


Adalar da askerleştiriliyor

4) RUM KESİMİ LEHİNE DEĞİŞEN DENGE

Dahası var ve Çavuşoğlu yine ABD’nin başkentinde bu krizi açıktan söylüyor: “Rum Kesimi ABD’den silah alabilecek. Kime karşı alacak? Kıbrıs Türklerine karşı, Türkiye’ye karşı. Neymiş kara para aklama konusunda Rum Kesimi daha iyi işbirliği yapmış. Öyleyse Rum Kesimi’ne yönelik başka teşvikler verilebilir, kredi açılabilir. Madem konu kara parayla ilgili, temiz parayla ilgili destek verilebilir. Sonuçta bunun karşılığı Kıbrıs Rum Kesimi’ne silah vermek değil. Bu dengeyi bozmak demektir. Yani ABD’nin denge politikasının bozulduğunu gösteriyor. Aynı şekilde Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde her ne kadar son zamanlarda bazı açıklamalarıyla bunu dengelemeye çalışsalar da fiiliyatta bu dengenin bozulduğunu görüyoruz.”

5) YUNANİSTAN’A F-35’LER TÜRKİYE’YE KONGRE YOKUŞU

Çavuşoğlu’nun şu sözünün altını çiziyorum: “ABD dengeyi Yunanistan lehine değiştiriyor.”  Yani...

- Yunanistan’a F-35’ler...

- Türkiye’ye “Kongre yokuşu”...

- Güney Kıbrıs’a son model silahlar...

- KKTC’ye ambargo...



6) GÜVENSİZLİK TARİHÇESİ

Washington ve Ankara arasındaki “güven çizelgesi” öyle sıkıntılı bir hal almış ki...

F-16’ların Türkiye’yi satışı için oy kullanacak kongre üyelerine sunulan raporda, geçmişte Türkiye ile yaşanan güven krizleri de sıralanmış...

Şöyle diyor: “Hem ABD’nin Türkiye’den askeri varlıkları çekmesi hem de Türkiye’nin ABD’nin topraklarını veya hava sahasını kullanmasını kısıtlaması için tarihi emsaller var:

- 1962, Küba Füze Krizi. Amerika Birleşik Devletleri bu krizin ardından nükleer uçlu Jüpiter füzelerini geri çekti.

- 1975, Kıbrıs. Türkiye, Kongre’nin Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalesine yanıt olarak uyguladığı ABD silah ambargosu sırasında Türkiye’deki ABD savunma ve istihbarat tesislerinin çoğunu kapattı.

- 2003, Irak. Türkiye Parlamentosu’nda yapılan bir oylama, ABD’nin Irak Savaşı’nda Türkiye’den ikinci bir cephe açmasına izin vermedi.”

Şimdi soralım. F-16 satış paketinin oylama öncesinde Kongre üyelerine sunulan raporda 1962’lere kadar uzanan “güven sorunları” neden hatırlatılır acaba?

Devamı da var.

Raporda bir de Kongre üyelerine güvenle ilgili sorular soruluyor:

“Türkiye’deki bir ABD/NATO varlığının maliyet ve faydalarını ve ABD/NATO duruşundaki askeri ödeneklerden veya Kongre gözetiminden etkilenebilecek olası değişiklikleri değerlendiren ABD’li yetkililer ve milletvekilleri, aşağıdaki soruyu dikkate alacaktır:

ABD’nin çıkarlarını güvence altına almak ve korumak için Türkiye topraklarının veya hava sahasının doğrudan kullanımına ne ölçüde güvendiği?

Türkiye’nin dış savunması ve iç istikrarı için ABD/NATO desteğinin ne kadar önemli olduğu ve bu desteğin ABD çıkarlarına ne ölçüde hizmet ettiği?”

ABD Akdeniz ve Doğu Akdeniz Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a yepyeni dev askeri üsler kurarken...

Kongre üyelerine Türkiye’deki Amerikan askeri varlığıyla ilgili bu soruların sorulması rastlantı olabilir mi?Daha bitmedi.

Aynı raporda ABD üsleriyle ilgili şu ifadeler de var: “Bazı raporlar, Yunanistan, Kıbrıs ve Ürdün gibi yerlerdeki potansiyel olarak genişletilmiş ABD askeri varlığının Türkiye ile ilgili endişelerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.”

Ve bir başka cümle: “Mart 2022’de Alan Makovsky, Türkiye’nin ‘son yıllarda belirsizleşmesinin’ ABD’nin Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’da askeri tesisler inşa etmesini ve genişletmesini haklı çıkardığını söyledi.”

Makovsky’den alıntı yapılması bile ne çok şey anlatıyor...

Evet arkadaşlar...

Neresinden bakarsanız bakın. Önümüzdeki haritayı Kongre’ye sunulan Türkiye raporundaki ifadelerle birleştirince o müthiş soru ortaya çıkıyor.

Türkiye ile ABD arasında güven krizi belki de tarihin en üst seviyesinde.

Niye?

Çünkü Türkiye, bir zamanlar piyade tüfeği almak için kuyruğa giren ülke değil artık.

Şimdi 5’inci nesil savaş uçağını yapma pazarlığında.

Şimdi önümüzde bir F-16 kararı var.

Eğer Kongre’den “olumsuz bir sonuç” gelirse Türk-Amerikan ilişkileri resmen “buz keser”...

Ama zaten şu “güven krizi” öyle kolay kolay aşılır mı?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/haritadaki-uslerle-kongre-raporu-birlesince-haritadaki-muthis-soru-42207812

Türkiye'nin İran, Suriye ve Irak'taki mayınlı arazileri temizleyip, sınırları açması da buna dahil mi?

Halbuki bizim mayınlı araziler yanında, elektrikli teller ve surlar, sedler örmemiz gerekirken tüm topraklarımızı açtık. Bu mu acaba ülkemizin stratejik derinliği?

2-3 metrelik duvar örüp, Türk Seddi saçmalıkları ile milleti kandırıyorlar ancak, çocuklar bile geçer o duvarların üzerinden.

Ülkemizi Akdenizden başlayıp, tüm güneydoğu ve  doğuya ve oradan Karadeniz'e kadar devasa duvarlar veya sedler ile ile kapatmalıyız. Metrelerce yerin altına da inen sedler veya duvarlar olmalı. Duvarlardan önce son teknoloji lazerler, mayınlar ve elektrikli tellerde cabası olmalı.

Shingeki no Kyojin izleyenler, demek istediğimi anlar, o devasa duvarları.
« Son Düzenleme: 23 Ocak 2023, 00:59:19 Gönderen: baryshx »