Gönderen Konu: Atatürk ve Kalkınma Tarihimiz  (Okunma sayısı 246 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Serdar Varol

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 34
  • 3
  • DefenceTurk.com
Atatürk ve Kalkınma Tarihimiz
« : 04 Aralık 2021, 08:41:46 »
Not : Buraya konuyu bir akademik makale gibi değil, forum yazısı gibi yazacağım. Ancak gerek vereceğim rakamlara TUİK'ten, gerekse bilgilere Metin Aydoğan'ın eserlerinden ulaşabilirsiniz. Rahmetli Metin Aydoğan çok büyük insandı. Kimse tanımaz. Bizde zaten şarlatanlar meşhurdur, gerçek değerlilerden kimsenin haberi yoktur.

Hep Atatürk, Atatürk, Atatürk diyorum. Bundan sıkılanda olabilir. Veya bugünkü sorunlarımızda 100 yıl önce vatanı kurtarmış bir askerin ne faydası olacak, neden geçmişle yaşıyorsunuz diyenlerde olabilir. Oluyor da. Neden oluyor. Bilgisizlikten. Ne bilinmiyor. Atatürk'ün diğer yaptıkları.

Atatürk cumhuriyetin kuruluşundan sonra 15 sene Cumhurbaşkanlığı yapılıyor. Tamamen onun öngördüğü ve mecliste onaylatabildiği politikalar uygulanıyor her alanda. Denizcilik, dış politika, sanayileşme, maliye ....

Önce bilmemiz gereken ilk şey Atatürk'ün diğer ülkeyi yönetmiş kişilere göre, en namüsait şartlarda görev yapan kişi olması. Fabrika yok, sermaye yok, altyapı yok vesaire vesaire de teknik yetişmiş personelde yok. Mesela merkez bankası kurulacak, Almanya'dan bir uzman getirtiyorlar. Uzman diyor ki, evet merkez bankasına her ülkenin ihtiyacı var. Ama siz bunu kuramazsınız. Bu Atatürk'ü durduruyor mu. Tabi ki hayır. Kuruyorlar. Nasıl ? Çünkü "Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır" Mustafa Kemal Atatürk

Bir tane bile üniversitemiz yok. İstanbul üniversitesi var. Sadece adı üniversite. Üniversite gibi olan tek bölümü büyük bilginimiz Köprülünün Türkolojisi. Bir vaka örnek vereyim siz anlayın durumu.

Denizde ağır bir yenilgi almışız. Mühendishane (İstanbul Teknik) kurulması için Macar asıllı Fransız Baron De Todd getiriliyor. Baron De Todd incelemelerde bulunduktan sonra önce bir Hendesehane (Geometri) kuralım diyor. Buraya alınacak hocalar içinde bir sınav yapılıyor. Soruda şu. Üçgenin iç açıları toplamı kaç derecedir. Sınava giren onca kişiden sadece bir kişi cevap verebiliyor. Oda üçgenine göre değişir diyor. İşe bizim durumumuz bu. 19 y.y. başında. 19 y.y.da sadece bazı alanlarda (Tıbbiye, Baytariye, Harbiye ) başlamışız çağın öğretimine.

Tekniği geçtik çalışacak, kendi işini görecek sağlıklı yetişkin insan yok. Zaten nüfusumuz yokmuş. 1. harp kırmış bizi. Ölü, esir, sakat, hastalıktan iş göremeyecek ... durumda olan toplam 3 milyon insan. Toplamda zaten 10-12 milyonuz. Benim 2 tarafım dan da yetişkin erkek hiç kimse yok. Bir tarafta 1 yaşlı kadın ve 2 kızı. Diğer tarafta teyzenin baktığı 3 yetim. Vatan satmayan Türklerin durumu aşağı yukarı durumu böyle. Diğer etnisitelerin durumu bambaşka.

Buna rağmen şimdi verileri yazarsam.

1. Atatürk dönemi Türkiye ortalama % 8,5 büyüyor.  Bütün cumhuriyet ortalaması % 4-4,5 seviyesinde. Atatürk'ü çıkarsak biraz düşüyor. En kötü performans Ecevit ve İnönü'de. % 2 ve altı. Onları çıkarsak biraz artar ortalama.

Fakat Atatürk döneminde büyük buhran var. Bu büyük Buhran 2. dünya harbinden bile çok daha fazla küçültmüştür dünya ekonomisini. % 9 civarında. Bu olmasa Atatürk tahminen % 20 büyütecek ülkeyi. Zaten bazı yıllar öyle büyümüşüz. Büyük Buhran da büyüyememişiz o ortalamayı düşürüyor. Kriz 80'lerde oldu, 90'larda oldu diye duyarsanız. Bilin onların etkisi % 0,3, 0,5. Büyük buhranın yanında onların esamesi okunmaz.

2. Atatürk bu büyümeye rağmen cumhuriyet tarihinde borçlanmayan tek kişi. Hatta Osmanlı'dan kalan borcun % 80'inin biz ödüyoruz. Çoğu Atatürk döneminde. Bugün geldiğimiz nokta ise 450 milyar dolar borç. İstisnasız hepsi artırdı. Borç bir şey değil. Japonya'nında var, Almanya'nında var diye düşünmeyin. Bu ülke borcu. Onlar kamu borcu. Onlar borçl değil aslında alacaklı dünyadan. Biz borçluyuz. Yunanistan borçlu. Bu belimizi büken şey asıl bu. Açın bakın var youtube da tonton nasıl borçlanmanın nasılda güzel , nasıl da iyi bir şey olduğunu anlatıyor.

3. Bu büyümeye ve borçlanmaya rağmen Atatürk hiç bir milli varlığı yabancılara satmamıştır. Hatta yabancılara ait varlıkları tamamen millileştiren tek kişidir. Son dönemde de tek tük hatırlıyorum. Ama satılanların yanında esamesi okunmaz. Satanları da söyleyim. İlk özelleştirme Özal'la başladı. Ondan sonrası herkes sattı. Hiç birinin yok birbirinden farkı. Bugün özelleştirmeden şikayet eden muhalefet anasını ağlattı 90'larda.

4. Atatürk dönemi karşılıksız para basılmamıştır. İsmet İnönü anlatır bunu. Çok zorlandığımız anlar oldu. Yalvardım kaç kere. Yine izin vermedi diyor. Çünkü karşılıksız para basmak, halkın cebindeki parayı çalmaktır. 

5. Cumhuriyet başladığında 1 lira, yaklaşık 1 dolar. Atatürk öldüğünde Atatürk paramıza yaklaşık % 80 değer kazandırmış. Ondan sonraki bütün kişiler tek istisnasız, toplamda tam 20 milyon kat düşürdüler paramızın değerini.

6. Biz Cumhuriyete büyük dış ticaret açığıyla giriyoruz. Atatürk bunu 5-6 senede kapatıyor. Sonra dış ticarete fazlaya geçiyor. Bu da Atatürk ölür ölmez bitiyor. Ondan sonra hep cari açık veriyoruz. Borçlanmamıza neden olan şeylerden biride bu. 

Buradaki veriler bir ekonominin hakiki konularıdır. Sabahtan akşama kadar para politikası konuşan liboşların süslü terimleri hiç bir şeydir ekonomide. Zurnanın son deliğidir onlar.

Ne gösteriyor bu fotoğraf. Sadece şunu. Bir elmas var parlıyor. O Atatürk. Birde lağım var kokuyor. Onlarda diğerleri. Yok hiç birinin birbinden farkı. Sadece şu far var. Birileri sanayileştirmiş Demirel gibi, birisi çok büyük altyapı yatırımı yapmış Erdoğan gibi. Çoğu onu da yapamamış.

Peki neden böyle gece ve gündüz gibi olan fark. Neden ? Tek önemli olan bu. Bunun birden çok sebebi var. Hırsızlık, yolsuzluk, vizyonsuzluk, askeri darbeler, teröre harcadığımız para. Ancak hırsız olmayanın performansları en kötüsü. Ecevit ve İnönü. Onlarında başka çapsızlıkları var çünkü. Ama asıl ve konunun % 90'ı olan tek neden var.

İsmet İnönü görevi alır almaz karşı devrimi başlatır. Kültür, eğitim, sanayileşme.... Bu alanlardan birisi de ekonomidir kalkınma politikasıdır. Aynen sözünü naklediyorum. "Devrim süreci bitmiştir. Devrim kelimesi yabancı sermayeyi ürkütüyor."

İşte biz hep Atatürk'le yönetilsek bugün Almanya'ya nal toplatacak iken, sürünüyor olmamızın tek nedeni budur. Mandacılık. Batı sömürgeciliğini safsatalarını dinlediler, etkilendiler, uyguladılar. Bugünkü rezilliğin hiçbiri imkansızlıktan olmadı. Hepsi birer tercihti. Bir kişiye tefeci para verir, ondan sonra hayatını sömürür. Aynen öyle oldu işte. Tam 20 sene dinledik Feto'den içerde olan şerefsiz Mehmet Altan'dan. Tarım da neymiş ya diye. Aynı masalları Özgür Demirtaş'dan dinliyorsunuz şimdi. O zaten yedeğiydi.   

Doğru sadece bilimle bulunur. Biliminde aracı gözlem ve deneydir. Bundan daha mükemmel bir deney olmaz, olanı biteni anlamak için. Tam 100 yıllık. Değişkenlere bakacaksınız deneyde sonuç tutarlı ise, burada hem de ne tutarlı. Bir kişi uçurmuş. Diğerlerinin tamamı süründürmüş. Demokrasi olacak, demokrasi olunca da yabancı sermaye gelecekten başka sözü olmayanları dinlemeyi bırakın. Atatürk'ü okuyun Atatürk'ü. Hiç biriniz A'sını bilmiyorsunuz. Biz uçuracaktık, imamlar ayağımızdan tutmasaydı sanıyorsunuz.
« Son Düzenleme: 04 Aralık 2021, 08:59:28 Gönderen: Serdar Varol »