Gönderen Konu: Türkiye Ekonomisi  (Okunma sayısı 9304 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı metin62

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 539
  • Beğeni Puanı +77/-36
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #110 : 04 Mart 2019, 00:19:08 »
Sn Partikül ve Battlestar  ,

Bugünlerde her kesimden vatandaşın az çok kabul etmekte olduğu bir gerçek mevcut  '' Türkiye Ekonomik sıkıntı ile yüzyüze''
Burada amacım siyasal bir tartışma açmak değil ,,burası bir Savunma forumu olduğu için sorum savunma yatırımlarının sürdürebilirliği ve savunma harcamaları ile ilgili olacak.

Türk ekonomisinin mevcut durumu ve ekonominin olası kötüleşmesi halinde , ne derece özel şirketlerce yapılmakta olan savunma yatırımlarını diş ortaksız devam ettirebilir? 

Ekononomik kötüleşme ile devletin tüm kalemlerde de olduğu gibi Savunma bütçesi ve SSM tarfından yapıılmakta olan savunma yatırımları ne derece etkilenebilir?



Çevrimdışı BATTLESTAR

  • 2018 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 753
  • Beğeni Puanı +169/-25
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #111 : 04 Mart 2019, 02:10:33 »
Savunma bütçesi genel bütçenin yüzde 4'ü felan. Ayrıca yapılan yatırımlar ihracat olarakta geri dönüyor. Proje bazında sorun olmaz ama tedarik antlaşmaları konusunda biraz gecikme olabilir.

--------------------------------------------------------------------
Bizim bu ekonomi konusunda cidden acilen bir şey yapmamız lazım. Bu iş öyle ufak ufak sektörleri teşviklerle ufak ihracat artışlarıyla bu iş olmaz.
Bence ilk iş devletin ciddi bir tasarrufa gitmesi lazım. Bunu açıktan yapamayacağı malum. Gizli kapsamlı bir kurulla kritik işler dışında ciddi bir kemer sıkma politikasına girip edilecek tasarrufu yatırım fonu isimli ayrı bir fona yatırmalı.

Bizim en hızlı kazanç sağlayacağımız sektör nedir ? TARIM. Şu an ülkemiz dünyanın en büyük tarım ambarlarından biri olma potansiyelinde. Sadece ithalatı yurt içinden karşılayıp kendi kendimize yetsek tarım ihracat geliri kadar gelir kasada kalıyor.

Bunun ana sebebleri nedir ;

+ Tarım alet/araçları, mazot, gübre,tohum, ilaç ithal ve yüksek vergili olduğundan çok pahalı.
+ Tarım toprakları bölünmüş, çiftçiler modern tarım faliyetlerini gerçekleştirecek alanlara sahip değil.
+Çiftçi bilinçsiz nasıl modern tarım yapacağını ne zaman neyi nasıl dikeceğini bilmiyor.
+ Özellikle geçmişte kendilerine verilen sübvanse paraları farklı yerlere harcamaları.
vs.

Devlet ne yapabilir ;

İlk olarak bu Yatırım Fonunu şöyle güzel amaçlar için kullanabilir. İlk olarak bizim çiftçimize nerede, neyi nasıl ne kadar yapacağını söyleyecek ve kontrol edecek biri lazım. Şu an herşey çiftçinin insiyatifinde devlet bir şeylere çabalıyor ama çiftçi ne eker gerekirse talep kadarını alıyor geri kalanını ithal ediyor. O yüzden devletin büyük bir yapılanmaya ve yan yatırımlara gitmesi lazım peki bunlar nedir ?

Ana Yapılanma : Toprak Mahsülleri ofisi mi kullanılır veya yeni bir oluşum mu olur bilmem. Biz buna Toprak Mahsulleri Kurumu diyelim.Bunun görevi üstte bahsedilen fonu aşağıdaki işler için kullanmak ;

+ Türkiye'nin tarım haritasını çıkartıp tüm illerin toprak ve iklim analizi ile nerede ne verimle yetiştirilir belirlemek. Türkiye'nin senelik ortalama tarım ihtiyacının kotalarını belirlemek. Mesela atıyorum Türkiye'nin yılık domates ihtiyacı xxx ton ve bu en verimli şuralarda gelişir ve tedariği şu şu bölgelerden sağlanacak.

+ Toprak Mahsülleri Kurumu Sözleşmeli Üreticilik sistemine geçecek. Bu kapsamda anlaşılan her üreticiye Kurum Tarım Kart diye kredi kartı gibi bir kart sağlayacak. Anlaşmayı yapan Çiftçi devlet ondan ne yetiştirmesini hangi ilaç ve gübreyi kullanması ve ne zaman ondan isterse ekim, sürüm, biçim zamanlarına uyarak üretim sağlayacak. Kurumda kişinin tarlasına ilk başta kapasitesini belirlemek amaçlı ekspertiz yollayıp onla belirli bir hasada alım garantisi vererek anlaşacak.

+ Eğer Çiftçi beklenen şartlardan cayarsa devletin yıl içinde kontrol ve tavsiye vermek için yollayacağı ziraat mühendislerine karşı çıkarsa devletin sağlayacağı tüm imkanlardan devletin zararını ödeyecek. Peki bu sözleşmeyi ödeyip kartı alan üretici nelerden faydalanacak ;

+ Yatırım Fonundan karşılanmak üzere ; Vergisiz veya düşük vergili Mazot, Vergisiz veya düşük vergili tohum, Vergisiz veya düşük vergili gübre, Vergisiz veya düşük vergili ilaç, Vergisiz veya düşük vergili tarım alet ve araçları.

+ Buna ek devletin benzer bir formülle anlaşıp Vergisiz veya düşük vergili mazot sayesinde daha makul dekar başı ücretlerle çalışan İlaçlama, Döver-Biçer vs. hizmetleri. Devamlı gelip arsaları kontrol eden ve geçici nem, iklim ölçüm aletleriyle hasadın ne zaman en verimli olacağını söyleyen aletlerle hasad/ekim yöntem tarihi belirtme.

+ Çiftçinin üretimini bilmediği ürün tipleri için geçici yetiştirme kursları.

Yan Yatırımlar ;

+ Yeni veya herhangi bir üniversiteyi, TARIM ÜNİVERSİTESİ'ne çevirme . Buraya Türkiyenin bu alandaki en iyi hocalarını doldurma , hocalar ve öğrencilerle enstitüler'de yerli tohum, yerli ilaç, gübre tarzı yeni karışımlar, yerli tarım aletleri vb. alanlarda araştırma yapmalarını sağlama.
+ Eğer üretici istek açarsa o köydeki uzun süredir üretim yapılmamış arazileri hasadın cüzi bir kısmı karşılığı sahiplerinden kiralayıp çiftciye sunma.
+Modern tarım aletleriyle modern tarım yapan çiftçileri premium çiftçiler gibi bir klasmana alıp yüksek fiyattan alım garantisiyle halkı bu yöne teşvik etmek.
+ Üretilen ürünleri bizden alıp avrupaya daha pahalıdan satan ülkelere mani olup onlarla benzer fiyatlardan Avrupaya satmayı amaçlıyacak bir şirket yapılanma kurmak.
+ Benzer bir formulü hayvancılığa uyarlamak.



Böylece devlet her ne kadar topraklar kendine ait olmasa da kendininmiş gibi çiftçileri kontrol edilmesi sağlanacak. Devlet Tarımda yarı dışa bağımlılığı aşıp ekstradan da ciddi paralar kazanabiliriz.

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 712
  • Beğeni Puanı +165/-116
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #112 : 04 Mart 2019, 02:44:39 »
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur. 
« Son Düzenleme: 04 Mart 2019, 02:48:36 Gönderen: Partikül »

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 712
  • Beğeni Puanı +165/-116
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #113 : 04 Mart 2019, 02:49:40 »
Biz fikirler üretmeye devam edelim ama bunun böyle olduğunu da bilelim.

Çevrimdışı BATTLESTAR

  • 2018 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 753
  • Beğeni Puanı +169/-25
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #114 : 04 Mart 2019, 03:00:55 »
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur.

Hocam bazende devletler cidden akıl tutulması yaşayabiliyor. Koskoca imparatorluklar içinde akıllı adamlarda olsa senelerce bize benzer taktiklere yeniliyorlar, Keza Osmanlı deli petronun tek hayatta yaptığı yenilikleri 200 sene de yapamıyor vs. vs.

Akıl tutulmasının nedeni de bazı yapısal ve genetik sorunlar. Bizim ekonomimizin en büyük sorunu biri full liberal bir ekonomi olmak istemesi ve bunun bizim genetik yapımızla uyuşmaması. Yok abi biz bir malı üretmeyi pazarlamayı,girişimciliği yatırım yapmayı bilmiyoruz, sabretmiyoruz Tüccar millet değiliz. Çiftçimiz desen liberal bir tarım için güvenilmeyecek seviyede. Onda da girişim vs. sıfır. Herkes garantici . Sen böyle bir ortamda sübvansiyonla, teşvikle iş yapamazsın.

E Atatürk İzmir iktisat Kongresin'de modelimiz liberal ekonomi dedi. Yav adam onu neden dedi. Antlaşmada yabancılar kapitülasyonları kaldırmak istemedi de söyledi.  Türkiye sizin o cumhuriyet kurumları dediğiniz çoğu yolu devletçilikle kurdu. 2. dünya savaşı ve ekonomik krizleri bu şekilde halletti. Ancak abd sevgimiz depreştiğinden beri mecburen normalsiniz.

Çevrimdışı Partikül

  • 2017 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 712
  • Beğeni Puanı +165/-116
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #115 : 04 Mart 2019, 03:22:38 »
Durumun farkında olduğumuzu bilmeleri açısından bunları yazdıktan sonra, kısaca yapılması gerekenleri arkadaşım gibi bende sıralamak isterim. Hocam, aslında tek bir sıralama var; o da FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMEK.

Benim bir usulüm vardır; başım dara düştüğü zaman ya açar NUTUK okurum, ya Mustafa Kemal' in konuya ilişkin düşüncelerini analiz ederim ya da benzer durumlarda yapılan doğruları mevcut durumla karşılaştırırım. Peki geçmişte yapılanların doğru sonuçlar doğurduğunu nereden bileceğiz? dersek; orada da doğruyla yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt edebilme yetisinden bahsetmek gerekir. Örneğin şu devirde halen adamın biri çıkıp da '' harf inkılabı yaptılar, bir gecede milleti cahil bıraktılar'' diyebiliyorsa; bu adamcağız ya doğru ile yanlışı ayırt edebilecek yeterlilikte değildir ya da dış istihbarat servislerinin bilinçli veya bilinçsiz gönüllü etki ajanlığını yapmaktadır.

Ekonomi de aynı şekilde; defalarca yaşanmış ve tecrübe edilmiş örnekler var. Bunlar zamanında mecliste konuşulmuş, özel çalışma grupları oluşturulmuş, uygulamaları yapılmış, olumlu sonuçları görülmüş... fakat ne hikmetse bir şekilde doğru yapılan işlerden vazgeçilmiştir. Mesela bir örnek verelim;

Yine Atatürk' ün 1 Mart 1922 tarihli Meclis konuşma tutanaklarından;

''Efendiler! mazinin ve düşmanın memleket ve milletimizi bütün medeniyet dünyasıyla birlikte ileriye yürümekten men etmiş olan zincirleri, bugün bizi az zamanda fevkalade teşebbüslerde ve icraatta bulunmaya mecbur ediyor. Ancak bu mecburiyetin tatmini ve zayiatın telafisi bugünkü mali kudretimizin üzerindedir. Bundan dolayı hükumetimizin her medeni devlet gibi harici borçlanmalar yapmasına lüzum vardır. Şu kadar ki, borç alınan yabancı paralarını, şimd,ye kadar Babıâli' nin yaptığı tarzda ödemeye mecbur değilmişiz gibi, maksatsız israf ve harcamayla borç yükümüzü arttırarak mali bağımsızlığımızı tehlikeye düşürmeye kat'iyen karşıyım''    

Yahu, şu kadarcık cümleden bile ne kadar güzel sonuçlar çıkartılabiliyor. kaldı ki Atatürk' ün sırf bu konuşması 15-20 sayfa! Bakınız ne kadar güzel özetlemiş. İlerleyen bölümlerde diyor ki, Osmanlı borç paraları aldı aldı gereksiz yerlere harcayarak alınan borcu mantıksızca israf etti. Üretime yatırmadı. Borç ödeme günü geldiğinde de çuvalladı diyor. Allah aşkına şimdi ki durumda da aynı şeyleri yaşamıyor muyuz? Borcu döndürmek için hemen 50 Milyar dolara, kısa vadede ise 250 milyar dolara ihtiyaç var. Şu durumda devlet yönetenlere ne diyeceksin. Bunlara akılsız denebilir mi?

Çevrimdışı Tigerfish

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 721
  • Beğeni Puanı +121/-43
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #116 : 09 Mart 2019, 12:22:28 »
silindi
« Son Düzenleme: 09 Mart 2019, 12:22:59 Gönderen: Tigerfish »

Çevrimdışı BATTLESTAR

  • 2018 Yılın Üyesi
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 753
  • Beğeni Puanı +169/-25
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #117 : 18 Mart 2019, 12:07:16 »
Bu aralar SDE think tank kuruluşu yazarlarından öğretim üyesi Erkin Ekrem hocamızla bol bol istişare şansımız oluyor. Kalkınmada ve stratejide çin modelini vs. inceliyoruz.

Ülke ekonomimizin gerçekten doğru bir yöntemde ve strateji'de tekrar planlamamız gerekiyor. https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/tur/ bu site çok güzel bir site ülkelerin bütün ticaret verilerini her alanda bulabilirsiniz. Ordaki veriler 2017 verileri ancak 2018 ithalatımız 223 milyar, ihracatımız ise 168 milyar dolar 30 milyar da turizmi eklersek 198 milyar dolarda genel ihracat diyebiliriz. Dış ticaret açığımız 25 milyar dolar. Yani biz şu an Türk turizminin tüm yıllık gelirinin 2 katı getirecek bir iştirakte bulunsak bile ve ithalatımızı ihracat oranımızdan arttırmadan yaşasak ve dış ticaret fazlasıyla borçlarımızı kapatsak dahi bizim 466 milyar dolarlık dış borcu kapatmamız kafadan 20 SENE sürüyor.

Yani buradan anlıyoruz ki bu sağı solu eşeleyim, gram teşviklerle sektörlerde milim milim ilerleyim günü kurtarayımlarla bu YANGIN sönmez. Ve müdahale edemediğimiz her an bu dahada artar.

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her kalkınmanın başı TASARRUF'dan geçer. Hükümetimizin şapkayı önüne koyup bir Tasarruf Fonu kurup Eğitim, Sağlık ve Savunma bakanlıkları dışındaki tüm bütçelerden tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Kusura bakılmasın ama o audilerden mercedeslerden inilecek. Yoksa domates, sütün, pirinç'in fiyatı DÜŞMEZ.

Oluşturulacak tasarruf fonu şu kritik alanlarda kullanılmalı ;

1-) Tarım ve Hayvancılıkta Şirketleşme ve Sanayileşme ;

Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi . Benzetmek gerekirse Venezuella kadar petrol rezervimiz var ama biz batman petrolleri kadar kazanç sağlıyoruz.Ve bütün büyük güçler tarımda iyi yerlere gelebildikten sonra sanayide ciddi bir güç olmuştur. Bunun bazı sebepleri var ;

+ Çiftçi bilinçsiz.
+ Gerekli tarım devrimi yapılamamış. Devrim dediğimiz traktörle ekim dikim ve biçerdövere batı 50 sene önce geçti.
+ Geniş havzada kazançlı tarım yapılamıyor.
+ Yapılan hasatta katma değerle değerlendirilemiyor.
+ Hatta ve hatta avrupalılar bizden aldıkları mahsulleri, mahsul halleriyle avrupaya bizden daha pahalıya satıyorlar. Örn: Hiç portakal üretmeyen Hollanda portakalı bizden alıp bizim avrupaya sattığımızdan 2.5-3 katına avrupaya satıyor.

Devletimizin şunu görmesi lazım. Artık dünyada tarım eski usul köylü üretsin , bana satsın ben alayım ülkelere satayım gibi saf duygularla ilerlemiyor. Dünyada bazı çatı gıda şirketleri var. Bunlar dev şirketler. Bunların kendi tarım alanları, yaylakları vs.leri var. Burada dünyanın en modern tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Bu mahsulü toplatıyor. Tabi bu mahsulü ekerken biçerken kendine bağlı tarım enstitüleri ve üniversitelerinde geliştirilen ve yine şirkete bağlı  tohum,ilaç şirketlerinde satılan ürünleri kullanıyor. Mahsulü yine kendine bağlı şirketlerde ürün yapıyor ve bunuda kendine bağlı reklam şirketleri ve fuar organizasyonlarıyla tanıtım satıyor.

Çözüm :

I-Bizim devletin tasarruf fonundan çatı bir kit yani kamu iktisadi teşkilatı şirketi kurması, bu şirketin hasadın maddi değerinin belirli bir kısmına belirlediğim verimli tarım bölgelerinde özellikle de uzun süre dikim ekim yapılmayan arazileri kiralamalı. Çiftçileri ise traktör ve tarım aletleriyle birlikte sözleşmeli olarak işe almalı. Devlet ülkenin tarım ihtiyacını belirleyip (örn. senelik şu kadar patates şu kadar ton narenciye vs.) ülke topraklarında en verimli nereden alınabilirse bunu belirleyip bu çiftçileri bu arazilerde devamlı ziraat mühendisleri eşliğinde modern yöntemlerle, modern ilaç ve gübrelerle , modern aletlerle , toprağın ve hava şartlarının durumunu dikkate alıp ekim dikim yapılacak ve hasat zamanını belirleyen makinelerin eşliğinde en yüksek verimle ülke ne kadar neye ihtiyacı varsa mahsul almalıyız.

II- Yine aynı şekilde bu Kit şirkete bağlı havza ve otlaklarda ihtiyaca yönelik büyükbaş ve küçükbaş üretimi yapılıp bunların doğumu, gelişimi ve verimi izlenip kaliteli aşılama yem ile fabrika tipi üretim yapılmalı.

III-Kendi ihtiyacımız ve üstünü aldıktan sonra bu yüksek standartta mahsulü bu çatı KİT şirkete bağlı kurulacak yüksek kalite gıda şirketlerinde katma değerle üretilip yine kit şirkete bağlı reklam şirketleriyle tüm dünyaya tanıtılıp satılmalı.

IV- Tabi bu şirkete bağlı bir üniversite ki bu alanda ülkenin tüm parlak öğretim üyelerinin toplandığı bir yer olmalı. Bu üniversite tarım yöntemleri , hayvan ırk ıslahı, tarım ve hayvancılık ilaçları ve gübre üzerine ar-ge yapmalı. Yine bu kit şirketinin kendi bünyesinde yerli ilaç ve gübre,tohum şirketleri olmalı.

V- Bu kit hisseleri hakim hisse devlette kalacak şekilde borsaya da açılabilir. Böylece hem yeni yatırım çıkar hemde şirketin ekstra devletleşmesi önlenir. Onun dışında tabi bu iştiraki yönetecek kişilerin alanında ekstra yetenekli kişiler olması çalışan profilinin liyakatli ve kadrosuz , sözleşmeli olması verimliliği arttıracaktır.


Kısaca toparlarsak devlet tasarruf fonunun kuracağı çatı şirket ülkede kiralayacağı üretim arazilerinde o arazide en verimli ne yetişiyorsa ülke genel ihtiyacına ve ihracata yönelik sözleşmeli işe alacağı bölge ahalisine modern ve milli tarım ilaç, gübre, tohumlar ve tarım ölçüm ve teşhis aletleriyle ve ziraat mühendisleri gözetiminde havza tipi tarım yaparak elde edeceği mahsulü kendine bağlı veya işbirlikli gıda şirketlerinde ürettirip bunu tüm dünyaya kendine bağlı reklam ve pazarlama organizasyonlarıyla tüm dünya pazarlarında (örneğin çin mesela dünyanın 5 te 1'i) düşük karla satarak piyasa sağlamak ve buralarda kalıcı olmak . İşte bu size kazandırır.


NOT: Şu an sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili yazabildim. Diğer sektörleri devamında yazacağım.

Çevrimdışı BlackHawk89

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 403
  • Beğeni Puanı +27/-33
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #118 : 18 Mart 2019, 16:34:10 »
Sayın BATTLESTAR,

Devlet sürekli seçim ekonomisi uyguladığı için hayatta tasarruf edemez. Tasarruftan anladığıda anca vergi arttırımı olur. Bu yıl vergi gelirleri bütçeye hiç tutmayacak. 2013 te hatta daha öncesinde bir sürü önlem alınmalıydı. Sıcak paranın biteceği biliniyordu. Bizse akılsız gibi dövizle borçlana borçlana aşırı verimsiz ekonomide bizi aşan borç yaptık. Şuan bu borç paraların çoğu inşaat şirketlerinin kasasında, çakal patronların yurtdışı bankalarında, karadeniz kurnazının cebinde...

Bu para onlardan zorla geri alınmadan borç ödeyemez ülke.

Cari açık ile gelinecek son noktaya gelindi. 10 yılda 10 milyon mülteci eklendi ülkeye. Bunlarda kaldırılamıyor. İşsizliği %20+ olan ülkede işler düzelmez.

Demem o ki. Bu ülkeyi isterse fed yönetsin düzeltemez. Boşuna çabalamayalım. Bırakın batsın.

Çevrimdışı ムゲン

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 127
  • Beğeni Puanı +13/-35
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye Ekonomisi
« Yanıtla #119 : 18 Mart 2019, 21:25:46 »
9 milyon nüfuslu Hollanda tarımda harikalar yaratıp yıllık 100+ milyar avro tarım ürünü ihracatı yapıyor ,  8 milyonluk İsrailin tarım tohumları tüm dünyada dolaşırken artık biraz kendimize gelmemiz gerekiyor. Geçen günlerde internette geziyordu. 2018 yılında Fransaya gelen yabancı turist sayısı 88 milyon. Onu 86 milyonla İspanya izliyor. Allah aşkına Eiffel kulesinden başka neyi var Fransanın ? İspanyanın bazı sahilleri güzel desekte en büyük turisti Barcelona şehri çekiyor. Ne var Barcelonada ? Futbol takımından başka bir haltı yok. Ama bizim ülkemize gelen turistin toplamından daha cok turist çekiyor. Bizde herşey var , deniz isteyene deniz , tarih isteyene tarih , doğa isteyene doğa. Yalnız halk olarak sakin değiliz. Az biraz sakin olabilsek bu ülke yıllık 100 milyon turisti gözü kapalı çeker. Yemin ediyorum. Hong Kong'da ne var ? Singapurun çatısında havuz bulunan otelinden başka neyi var ? Hiçbirşeyleri yok. Bizde ne var ? Kapadokyaya gelen Japona tecavüz edip öldürürsen Japonlar gelmez. Tüm Almanlara pkklı damgası vurursan Alman gelmez. 100 yıl öncesinin kafasını yaşayıp her İngilize Osmanlıyı bunlar yıktı kafası yaşarsan ingiliz gelmez. Allahu ekber tekbirleriyle 8 kişi 3 Koreli kızı kovalarsanız Koreliler gelmez. İtalyan kadın bisikletle tüm avrupayı geçti Türkiyede tecavüze ugradı öldürüldü. Şort giyene tekme at , alkol içeni döv gelir mi turist ? gelmez. Sahillere bakıyorum nerde kıro keko var dolmuş. Kadın görünce gözleri yerinden dönüyor bu kitlenin. Biz bu turiste muhtacız. Muhtac olmak istemiyorsan farklı sektörlerde gelişeceksin. Kıytırık Yunanistan deniz ticaret filosu bakımından dünyada ilk sırada. yıllık 90-95 milyar avro gelirleri var ve sadece gemilerden geliyor bu rakam.
ムゲン (mugen) - Japonca bir kelime olup ,  Türkçede "sonsuz" anlamına gelir.