Gönderen Konu: STRATEJİK HAZIRLIK , ÖNCELİKLER VE TÜRKİYE  (Okunma sayısı 2832 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Subutay

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 231
  • 0
STRATEJİK HAZIRLIK , ÖNCELİKLER VE TÜRKİYE
« : 19 Mayıs 2009, 00:29:09 »
Geçmişte bütün planlarını muhtemel bir Sovyet saldırısına karşı NATO savunma anlayışına göre hazırlayan Türkiye, 1990’lara kadar kendini doğrudan ilgilendiren durum ve fırsatları bu çerçevenin getirdiği kısıtlamalar sebebiyle değerlendiremeyip çevresindeki ilgi ve yaşam alanı olarak nitelendirebilecek yerlere yeterli ilgi göstermemiş, gerektiği durumlarda da müdahale edememiştir. Bunda askeri açıdan hazırlıksızlığın yanı sıra siyasi tereddütler ve özellikle Sovyet tehdidi ve bununla ilgili dünya dengeleri de rol oynamıştı. Aynı zamanda çevremizdeki ülkelere ait istihbarat değerlendirmelerinin de yetersizliği ve hatta yanlışlıkları da söz konusu durumu etkilemiştir.

Stratejik planların doğru istihbarata dayandırılması ön şarttır. Özellikle 1990 öncesi ve sonrası Suriye ve Irak silahlı kuvvetlerinin gücünün kağıt üzerinde abartılarak ele alınması, ellerindeki binlerce tankın, zırhlı muharebe aracının ve topun, yüzlerce uçağın gereğinden çok önemsenmesi, bu ülkelerin ordularının eğitim düzeyi, savaş hazırlıkları ve motivasyonlarının gerçekçi şekilde ele alınmamış olması da birçok durumda pasif davranmamıza yol açmıştır. Bu bağlamda, Birinci Körfez Savaşı’nda Irak ordusunun gücünün abartılı bir şekilde ele alınmış olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Savaş öncesinde, ABD’nin, Türkiye’ye kuzeyden Irak’a girmesi için yeşil ışık yaktığı ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Ama girersek çıkamayız” yanıtına karşı Baba Bush’un “Biz de sizden bunu istiyoruz” dediği kulislerde konuşulmaktadır. Ama anlaşılan o günlerdeki stratejik, taktik ve istihbarata dönük hazırlık eksikliği bunu engellemiştir. O günlerde böyle bir girişime belli ölçülerde hazırlıklı olmuş olsaydık, bugün Irak’ın kuzeyindeki siyasi oluşum herhalde hiç gerçekleşmemiş olacaktı, hakkımız olan Musul petrollerinden bize düşeni alacak, Türkmenlerin kalıcı ve haklarını koruyan bir yönetim gerçekleştirmelerini sağlayacaktık. Yine PKK’nın Suriye ve Irak’ta 1990’ların sonuna kadar üslenmesini engelleyecek, birçok şehit vermeyecek, teröre karşı milyonlarca Dolar masraf da yapmayacaktık.

Sovyet Silah Gücünün Abartılmış Olması

Yine aynı şekilde, 1990 sonrası ileri sürülen tezlerden biri de, Sovyetler Birliği ordusunun konvansiyonel yönden zafiyetlerinin gizliliğidir. Pentagon’un özel stratejik araştırmalar dairesi olan Office of Net Assessment’ın (ONA) başındaki Andrew Marshall’ın (halen de bu kısmın başında olan Marshall şahinlerin en etkinlerindendir) bunu daha 1980’lerin başında çok gerçekçi bir şekilde tespit etmiş olması, ancak konunun gizli tutularak, Amerikan silah sanayisini beslemek amacıyla “Sovyet Ayısı”nın gücünün abartılarak takdim edilmesi önemlidir. Bu şekilde bir takdimle, NATO içindeki müttefiklerin Varşova Paktı’ndan korkarak, ABD’nin her istediğini kabul etmelerini sağlamak gibi bir amaç da güdülmüş olabilir. Sovyet ordusunun konvansiyonel gücünüm zafiyetleri, 1990’lar sonrası Varşova Paktı ülkelerindeki Rus silahlı kuvvetler tesislerini gezen Türk ve yabancı yetkililer tarafından da hayretle tespit edilmiştir. 90’lı yılların başında Türkiye’nin, Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgaline karşı tavır koyamaması, Azerbaycan ordusuna destek verememiş ve Nahçıvan-Azerbaycan koridorunun bu fırsatta ele geçirilememiş olması, stratejik hazırlıklarımızın yetersizliğine bir örnektir.

Yine bu bağlamda, Sovyet parçalanmasına hazırlıksız bir şekilde yakalanmamız; askeri, ekonomik, siyasi ve kültürel refleksleri gereğince göstermememiz ve gösterdiklerimizde devamlılık sağlayamamış olmamız çok önemli zafiyetlerdir.

Diğer Hazırlıksızlık Örnekleri

1964’te Kıbrıs’ta Rumların başlattıkları katliamlara, askeri müdahale açısından hazırlıksız yakalanmış olmamız, elimizde çıkarma gemilerinin ve deniz piyade gücünün olmaması, eksiklik ve hazırlıksızlıklarımızın acı örnekleridir. Ama 1967’de de bu konuda tam bir hazırlığa erişememiş olmamız, 1974’te bile özellikle muharebe sistemlerimizi ve kara-hava-deniz müşterek harekat yeteneklerimizi geliştirememiş olmamız durumu daha da düşündürücü hale getirmiştir. NATO sistemlerine ve savunma konseptine fazla bağlı kalarak NATO dışı güçlerimizi araç, gereç ve taarruza dönük harekat alanında tam olarak geliştirememiş olmamız zafiyet olarak nitelendirilmelidir.

Kıbrıs’a müdahalede siyasi planlamanın eksikliği ve adanın tamamının ele geçirilmesine neden yeşil ışık yakılmadığı da önemlidir. ABD’nin o günlerde Yunan cuntasına karşı tavır koymuş olmasından, Yunanistan’daki siyasi çalkantılardan, seferberlik konusundaki fiyaskolarından, askeri uyuşmazlıklarından ve Yunan halkının genelinin sisteme karşı olmasından niye yararlanmadığımız ve elimize daha büyük bir koz geçirememiş olduğumuz da sorgulanmalıdır.

Bosna Katliamı ve İkinci Irak Savaşı

Bize her fırsatta insan hakları dersleri verme küstahlığında bulunan sözde uygar Avrupa ülkelerinin sınırlarından birkaç yüz kilometre uzakta cereyan etmiş olan soykırıma, 260.000 Müslüman Bosnalının katledilmesine, göz yummalarına yeterli tavır koymamamız da bir eksikliktir. Bir kısmı Türk asıllı ve Osmanlı’nın egemenliğinde Müslümanlığı seçmiş olan bu tarihi, kültürel ve dini mirasımızı yalnız bırakmış olmamız, Avrupalılara bir şekilde ders vermemiş olmamız bu tür konularda da hazırlıksız olduğumuzu gösterir. O günlerde deniz piyade güçlerimiz tümen seviyesinde olsaydı ve bunları, Bosna’nın denize açılan iki dar noktasından çıkarıp, bu katliamı engelleyebilseydik, Balkanlar’da her girişimizi geleneksel olarak engelleme çizgisindeki Yunanistan dahil hiçbir Batı ülkesi herhalde ses çıkarmayacaktı.

Yine, İkinci Körfez Harekatı’na kuzeyden katılmamış olmamızı da önümüzdeki yıllarda daha fazla yargılayıp, yanlış mı doğru mu yapıldığını, hükümetin bu konuda TBMM’de daha kararlı bir tavır koymamasını herhalde ayrıntılarıyla ülkemizin çıkarları açısından irdeleyeceğiz. Ama bizi Orta Asya’ya fiziken ulaştırabilecek Azerbaycan politikası(zlığımız) örneğinde olduğu gibi, birkaç aşiret liderine hediye ettiğimiz Irak’ın kuzeyi ve yıllardır yalnız bıraktığımız Türkmen kardeşlerimizle ilgili konularda hiç hazırlıklı olmadığımız rahatlıkla söylenebilir.

Geleceğe Hazırlık

Tek kutuplu dünya ve bunun jandarmalığına kendi çıkarları doğrultusunda soyunmuş ABD’nin ileride karşılaşabileceği sorunlar, NATO-Varşova Paktı dengesinin ve o zamanki savaş tehlikesinin çok ötesinde bir görüntü verecek karmaşıklık arz etmeye başladı. Kirli Bomba veya Kitle İmha Silahları kullanımı vasıtasıyla terörizmin ulaşabileceği boyutlar, önümüzdeki yılların neler getirebileceği konusunda bizlere çok da pembe bir tablo çizdirememektedir.

Yine yanı başımızdaki İran ve Suriye’ye olası bir ABD müdahalesi, bu ülkelerin parçalanmaları, Irak’taki Kürt oluşumunun Suriye ve İran’a yayılma ihtimali söz konusudur. Ayrıca Rusya Federasyonu’nun, Putin ve onun otoriter idaresi ve artan petrol fiyatlarının sayesinde zorlukla halen dünyanın en geniş alanını kontrol etmesinin ne kadar süreceği de bir soru işaretidir. Rusya’daki siyasi ve ekonomik dengelerin değişmesi bu ülkeyi tekrar parçalayabilir. Yeni devletlerin de tekrar ortaya çıkması böylelikle söz konusu olabilir. Suriye, İran ve Rusya Federasyonu’nda ortaya çıkabilecek bu gelişmelere, artık geçmişten de ders alarak siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel bakımdan hazırlıklı olmayı öğrenmiş olmalıyız.

Meşguliyeti Artabilecek ABD ve Stratejik Hazırlıklar

Yukarıda değinilen hususların yanı sıra dünyada gerçekleşebilecek daha değişik boyutlardaki terör olayları, buna paralel artacak asimetrik ve düşük yoğunluklu savaş ihtimallerinin yanı sıra, şimdilik sakin bir kaplan gibi bekleyen Çin olgusunu da ele almak gerekir.

Yıllık 60 milyar Dolar civarındaki askeri harcamalarını boşu boşuna yaptığı düşünülmemesi gereken Çin Halk Cumhuriyeti, ekonomik siyasi ve askeri yönden giderek güç toplamaktadır. ABD’ye de son günlerdeki gibi çıkışlarını arttıran Çin, Şangay İşbirliği Örgütü sayesinde kuzey sınırlarını güvenlik altına almış durumda. Ancak Tayvan üzerindeki iddiasından da hiç vazgeçmeye niyeti yok gibi. Ciddi bir balistik füze ve nükleer güç envanterine sahip olan Çin, güney sahillerine şimdiden 700’ün üzerinde balistik füze yerleştirdi. Bir yıl sonra bir trilyon Dolarlık bir döviz rezervi olacak. Bu kadar gücü, kabına sığmayan Çinlilerin bir gün gelip kullanmayacağını düşünmek saflık olur. Bu nedenle dünyanın bu hızlı gelişen yöresinin yakın gelecekte ciddi sorunlara gebe olduğu açık. Dünya jandarması ABD, Irak ve Afganistan dışında topyekun veya düşük yoğunluklu yeni savaşlara kapasite olarak hazır değil. Eğer Çin’in ilgi ve yaşam alanlarına bir şekilde müdahale ederse veya Çin’in belli askeri girişimlerine karşı çıkarsa bunun sonu nükleer savaşa kadar varabilir. Bu da ABD’yi en azından Irak’tan asker çekme durumunda bırakabilir. Böyle bir durum Irak’ta otorite boşluğu doğuracağı gibi, çevremizde başka otoriter boşlukları da doğuracaktır. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin eski yanlış deneyimlerinden de ders alarak yeni koşulları çıkarlarına uygun şekilde değerlendirmesi gerekebilecektir.

Yunanistan-Gürcistan-Ermenistan

Kuzeydoğumuzda bizi Azerbaycan ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerine bağlayan Gürcistan’ın stratejik önemi ve bizim ilgi ve hatta yaşam alanımız olduğu gerçeği, bugüne değin ihmal edilmiş, kaybedilmiş imkanlar ve stratejiler göz önüne alınarak unutulmamalıdır. Gürcistan üzerinde siyasi anlaşmalardan doğan haklarımız bu güne kadar yapılmış olan yanlışlar göz önüne alındığında ve bu ülkeye yönelik olası tehditlere karşı kesin tavır almamız kaçınılmaz olacaktır. Gürcistan’ın çeşitli etnik gruplarca zaman zaman çalkantıya sürüklenmesi, buraya Rusya’nın müdahale ihtimali, Ermeni azınlığın ülke içindeki faaliyetleri, Türklere yapılan baskılar ve terörist grupların Gürcistan’ın egemenliğine zarar verebilecek faaliyetleri dikkate alınarak gerektiğinde tavır konmalı, refleksin ötesinde cevap verecek stratejik hazırlık içinde bulunulmalıdır.

Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma sevdası ve Kıbrıs dahil öteki emellerine silahlı kuvvetlerimizin kararlı bir şekilde karşı koyması, siyasi irade tarafından da desteklenmelidir. AB’ye şirin görünme uğruna Yunanistan’a verilecek tavizler milletimiz tarafından kabul görmeyecektir. Siyasal stratejilerimizin Yunanlıların bize çeşitli konularda verebilecekleri zararların misliyle yanıtlanacağı şekilde hazırlanması gerekir.

Türkiye’nin giderek artan tehdit ve isteklerine karşı da Ermenistan ve bunu destekleyenlere yönelik caydırıcı cevap seçenekleri olmalıdır. Bu bağlamda, Yunanistan-Ermenistan ittifakına karşı, Azerbaycan ve Arnavutluk ile daha derin ve sistemli bir ittifak geliştirilmesi düşünülebilir.

Stratejik Önlem ve Öneriler

Gerçekleşebilecek bir Üçüncü Dünya Savaşı, ABD, Çin ve Rusya’nın veya bunların ikisinin arasında oluşacak sürtüşmelerden çıkacaktır. Rusya’nın Baltık ülkeleri ve Avrupa’nın kuzeyinden vazgeçmeyeceği, Çin’in giderek artan nüfusu nedeniyle doğal kaynak eksikliğini Sibirya’dan karşılamak isteyebileceği ve ABD’nin Tayvan sebebiyle Çin’le karşı karşıya gelme ihtimali Türkiye’yi, bu söz konusu ülkeler böyle sorunlarla meşgulken çevresinin, bölgesinin güvenliğini sağlamaya ve çıkarlarını korumaya zorlayacaktır.

Bütün olası gelişmelere hazırlıklı olmak ve iş işten geçtikten sonra tepki göstermek yerine, olayların ortaya çıkması sürecinde hemen ciddi tavır koymak önemlidir. ABD ile bu bölgede özellikle PKK sebebiyle siyasi ve askeri anlayış açısından ters düşmemiz son günlerde söz konusu edilmektedir. Yıllardır bu bölgede çok ciddi bir misyon üstlenmiş, motivasyon, operasyonel güç ve deneyim açısından dünyanın sayılı ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile karşı karşıya gelmek isteyebileceğini düşünmek, ABD açısından talihsizlik olur. Dünyanın birçok yerinde pek çok sorunla her an baş başa kalabilecek ABD’nin, bilakis, Türk ordusu ile beraber olmak istemesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bölgenin güvenlik sigortası olarak görmek istemesi daha akılcı bir davranış olacaktır. Bu bağlamda, ABD’nin dünyanın başka bölgelerinde artabilecek meşguliyetlerinde, ordumuzun Türkiye’nin çıkarlarına sahip çıkmasını beklemek bölge istikrarı ve dünya barışı açısından daha akılcıdır.

Bunu sağlamak amacıyla, her şeyden önce siyasi irade ve dış politikamızı belirleyicilerin bu anlayışa kendilerini adapte etmeleri, kararlı ve cesur olmaları gerekir. Geçmişteki yanlış ve kararsız davranışlar Türkiye’nin gücünü tam kavrayamamış olmaktan ileri gelebilir. Gücümüze inanmakla daha sağlıklı kararlar alabileceğiz. Bununla ilgili olarak, çevre ülkelerin de askeri harcama ve öncelikleri göz önüne alınarak şimdiye kadarki eksik stratejik yaklaşımlarımızı tekrarlamamak için askeri yönden de uygun hazırlıklar yapmamızda yarar vardır.

Askeri Caydırıcılık

Bu meyanda her şeyden önce stratejik bir caydırıcılık elde etmemiz hedeflenmeli ve her düzeyde dokunulmazlığımızı sağlayacak önlemler alınmalıdır. Bunların başında, nükleer güce erişmemiz ve bu gücü sevk edebilecek platformlara sahip olmamız geliyor. Bugün dünyadaki bütün bölgesel güçler nükleer ve balistik füze gücüne sahiptir. Sınırdaşımız İran ve Suriye’nin 700 civarında balistik füze platformu vardır. Türkiye, esasen çok ciddi bir hava gücüne sahip olmakla beraber, olası bir savaş durumunda bu gücünün kullanılmasında, teknolojik bazı engellemelerin olabileceği hesaba katılmalıdır. Sistemlerimizin her düzeyde sabote edilmesi söz konusu olabilir. Buna karşılık en azından bütün komşularımızın başkentlerine, teknolojik engellemelerden uçakla kıyaslandığında göreceli olarak rahatlıkla ulaşabilecek ve nitelik ve nicelik olarak tatmin edici düzeyde balistik füze sistemlerine behemehal sahip olmamız caydırıcılık ve milletimizin bekası için önemlidir. Bu platformların elde edilmesi, teknik olarak ekonomik gücümüz açısından olasıdır. Türkiye PKK terörüne karşı 100 milyar Dolar, banka hortumcularından doğan zararın karşılanması için de yine yaklaşık 100 milyar Dolar harcamıştır. Bu silah sistemleri kaybettiğimiz değerlerin yanında devede kulak kalır. Yine Türkiye ciddi bir nükleer güç konumuna gelerek, caydırıcılığı ön plana almakla beraber buna paralel olarak ikincil vuruş kapasitesine de sahip olmayı hedeflemelidir.

Son yıllarda, Somali, Bosna, Kosova, Afganistan gibi birçok barış harekatını başarıyla tamamlamış olan ordumuzdan bundan böyle de barış ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarını koruma harekatları beklenecektir. Denizaşırı harekatlarda bu tür harekatlara uygun yetiştirilmiş deniz piyade birliklerinin önemi ortadadır. Bu nedenle, Güneydoğu’da da çok başarılı deneyimler elde etmiş olan deniz piyade tugayımızın gücünün en azından tümen gücüne eriştirilmesi ve bu gücü sevk edebilecek helikopter gemilerinin envantere sokulması stratejik hedeflerimizin korunması açısından yararlı olacaktır.

Stratejik Kuvvetler Komutanlığı

Askeri güç açısından önde gelen ABD ve Rusya Federasyonu gibi ülkelerde kurulmuş bulunan Stratejik Kuvvetler Komutanlıkları gelecekteki savaşlara hazırlık açısından üzerinde durulması gereken olgulardır. Dünyanın en büyük ve modern ordularından birine sahip ülkemizde de bu tür bir kadro kurulacak şekilde hazırlık yapılmasında ve 2010’lardan sonra çevremizde meydana gelebilecek gelişmelere hazırlıklı olunmasında şüphesiz büyük yarar vardır. Çünkü bundan böyle oluşabilecek gelişmeler Türkiye’nin daha uzakları stratejik ve taktik açıdan hesaplamasını gerekli kılacaktır. Yine bu olasılıklara yanıt verebilecek şekilde ve Türk Savunma Sanayi Politikası ve Stratejisi-Vizyon 2023 Projesi’ne uygun olarak ordumuzun daha ileri seviyede bir dönüşüm geçirmesi, dünyanın değişebilecek siyasi durumuna göre önemli olacaktır. Bu bağlamda;

• Askeri güçlerimizin sürat ve görünmezlik kazanma yeteneğine kavuşması,
• Kullanılacak taktik ve stratejik silahların teknolojik minyatürleşmeye uyarlanması, görünmezlik özellikleri kazanması,
• İstihbarat paylaşımı ve geliştirilen durum muhakemesi sistemlerine kavuşturulması,
• Eldeki silah araç ve platformların dayanıklılığının ve menzil yeteneğinin arttırılması,
• Otomasyon ve simülasyon sistemlerinin etkin düzeye çıkarılması ve bu özellikler sağlanarak çağdaş ordu kavramına uygunluk önemlidir.

21. yüzyıl savaşlarında tehditlerin görünmez ve özellikle hava ve uzay platformlarına yönelik olacağının hesabı ve hazırlığı yapılmalıdır. Kurulabilecek bir Stratejik Kuvvetler Komutanlığı bu gereksinimleri büyük ölçüde ve çağdaş bir yaklaşımla karşılayabilecektir. Ne var ki, burada önemli olan husus, özellikle siyasi yönden hızla değişen dünya koşullarına uygun olarak, eksikliğimiz olan orta ve uzun vadeli devlet politikaları ve stratejilerin üretilmesi ve siyasi iradenin bunu inançla desteklemesi, değişebilecek dünya koşullarına ülkemizi hazırlamasıdır. Ülkelerin kaderinin birçok durumda coğrafyalarına bağlı olduğu unutulmamalıdır. Milletimizin kaderinin belirlenmesinde ve daha iyi bir gelecek sağlanmasında coğrafyamızın özelliklerinden yararlanmalıyız.
 
 
Alıntıdır.
Sayın , Ali KÜLEBİ - TUSAM - BAŞKANVEKİLİ


Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1872
  • 32
  • DefenceTurk.com
Stratejik Hazirliklar ve Türkiye.
« Yanıtla #1 : 21 Mayıs 2020, 12:43:19 »
Alıntı
TİKA@Tika_Turkey
 
Türkiye’den Somali’ye Ramazan yardımı

TİKA, başkent Mogadişu’da evlerini terk ederek Garas Baley bölgesindeki kamplarda yaşamak zorunda kalan Somalili 500 aileye gıda yardımı dağıttı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika%27dan_somali%27de_ramazan_yardimi-57238

TİKA'dan GüneyAfrika'da 600 aileye gıda yardımı

Temel gıda malzemelerinden oluşan yardım kolileri Johannesburg'ta başta kimsesi olmayan yetim, hasta ve bakıma muhtaç durumdaki yaşlılar ve engelliler olmak üzere ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika_

(TİKA),tamamı Güney Afrika Cumhuriyeti toprakları ile çevrili Lesotho Krallığı’nın en fakir bölgelerinde bulunan 700 aileye gıda desteğinde bulundu.



TİKA'dan #Uganda'nın sağlık çalışanlarına #Kovid-19'la mücadele desteği

Uganda'da salgınla mücadele sürecinde sağlık çalışanlarının ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla Kovid-19 Görev Gücü'ndeki sağlık çalışanları için 100 bisiklet temin edildi.



Kenya’da 1.500 aileye gıda ve hijyen malzemesi ulaşacak.

TİKA, ilk aşamada başkent #Nairobi'deki #Githogoro yerleşiminde çocuklarını tek başına büyüten annelere 150 gıda ve hijyen paketi dağıttı.

#AnnelerGünü


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika_kenya%27da_1500_aileye_gida_ve_hijyen_malzemesi_ulastiriyor-57090

Kenya’da karantina altındaki mahalleye ilk yardım TİKA’dan

TİKA, #Kovid-19 vakalarındaki artış nedeniyle başkent #Nairobi’de karantina altına alınan Eastleigh bölgesinde 200 aileye gıda paketi ve hijyen seti yardımı götürdü.


https://tika.gov.tr/tr/haber/kenya%27da_karantina_altindaki_mahalleye_ilk_yardim_tika%27dan-57389

Namibya’da engelli çocuklara destek

TİKA, elektrik, su gibi temel olanaklardan uzakta yaşayan,  özel gıdalara ve rehabilite edilmeye muhtaç 33 engelli çocuğa ve ailesine özel olarak hazırladığı gıda paketlerini dağıttı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika%

TİKA’dan #Cibuti Kızılayı'na #Kovid19 salgını ile mücadelede destek

Tıbbi maske, eldiven, dezenfektan, koruyucu gözlük, anti-bakteriyel sabun gibi koruyucu ve hijyen malzemesi Cibuti Kızılayı'na teslim edildi.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika%27dan_cibuti_kizilay%27ina_kovid19_salgini_ile_mucadelede_destek-57185

TİKA’dan #Gine’de Kovid-19’dan etkilenen 1.000 aileye gıda yardımı

#Ramazan'da salgın nedeniyle gıdaya ulaşmakta sıkıntı yaşayan engelli, yetim ve fakir ailelerden oluşan 1.000 haneye gıda yardımında bulunuldu.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika%

Türkiye Diyanet Vakfından Zimbabveli ailelere ramazan yardımı

TDV, giderek kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle zor günler geçiren Zimbabveli  ailelere gıda paketleri dağıttı.

https://tdv.org/tr-TR/turkiye-diyanet-vakfindan-zimbabveli-ailelere-ramazan-yardimi/


Kardeşlerini Unutma #BeklenenSensin

KAMERUN

Kamerun'da ihtiyaç sahibi ailelere yardımlarınızı ve selamlarınızı ulaştırdık.

Kardeşlerini Unutma #BeklenenSensin

TİKA'dan #Kamerun'da 1.250 aileye #Ramazan yardımı

Ülkenin 4 ayrı şehrinde dağıtılacak gıda yardımlarının ilki en büyük kentlerden Doulada gerçekleştirildi. 250 aileye yardım kolileri ulaştırıldı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika_

GANA

Dualarınızla ve desteklerinizle iyilik yolunda yürümeye devam ediyoruz.

Gana'da ihtiyaç sahibi ailelere yardımlarınızı ulaştırmaya devam ediyoruz.


Kardeşlerini Unutma #BeklenenSensin

Orta Afrika ülkesi #Çad'da tarıma destek

TİKA,  Çad'ın tarımsal kalkınmasına destek için başkent Encemine'de inşa edilecek uygulamalı #tarım okulunun temelini attı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika_dan_cad_da_tarimsal_egitime_destek-56971

Semih ve Elif Yürekli su kuyusu Bangladeş’te, Merhume Şahinaz Doğan su kuyusu Çad’da hizmete açıldı.



sadakatasi.org.tr/yureklere-su-serpiyoruz/

Türkiye' de TADD gönüllüleri tarafından hazırlanan gıda kolileri, Uganda, Sudan, Etiyopya ve Burkina Faso'da ihtiyaç sahibi 2 bin 500 aileye ulaştırıldı.

Türkiye’den #Tunus'ta #Afrikalı göçmenlere destek

TİKA, Tunus'taki Afrikalı 180 göçmen aileye gıda ve hijyen malzemelerinden oluşan yardım paketleri ulaştırdı.


https://tika.gov.tr/tr/haber/tika_dan_tunus_taki_afrikali_gocmenlere_gida_ve_temizlik_malzemesi_yardimi-57097

Cezayir’in #Kovid19 ile mücadelesine TİKA’dan destek

Cezayir’de #koronavirüs ile mücadele kapsamında ihtiyaç sahibi 400 aileye dağıtılmak üzere 12 ton gıda malzemesi Cezayir Kızılay’ına teslim edildi.


https://tika.gov.tr/tr/haber/cezayir%27in_kovid19_ile_mucadelesine_tika%27dan_destek-57241

TİKA’dan #Etiyopya’da yerinden edilen ailelere #Ramazan yardımı

TİKA, ülkenin #Oromiya eyaletinde #Gelan Kampı’ndaki  820 aileye temel ihtiyaç malzemelerinden oluşan gıda paketleri dağıttı.


Nijerya’dan sonra Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olan Etiyopya, gelişmekte olan sanayisi ve büyüyen ekonomisiyle Afrika Boynuzu’nun dikkati çeken ülkelerinden biri.

https://tika.gov.tr/tr/haber/tika%

Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1872
  • 32
  • DefenceTurk.com
Cezayir'le askeri ekipman görüsmeleri.
« Yanıtla #2 : 12 Temmuz 2020, 04:26:25 »
Alıntı
Algiers is reportedly interested in #Turkish-made equipment including Kirpi and Vuran model armored vehicles, products of BMC; armed drones; radars and surveillance systems; night-day vision systems; bulletproof vests; military textile and uniforms; and radios.

Cezayir 'de Bmc Kirpi, Vuran, Siha, Radar, Gece görüs sistemleri, Askeri ekipman ve kursun gecirmez uniforma, telsiz vb teccizat alimi gündemde.
https://mobile.twitter.com/JMJalel_H/status/1281898516403625984

Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1872
  • 32
  • DefenceTurk.com
Türkiye Afrika iliskileri.
« Yanıtla #3 : 21 Temmuz 2020, 14:17:23 »
Alıntı
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Afrika çıkarması;

Togo: Anlaşmalar imzalandı. Ve Büyükelçilik açılıyor.

Nijer: Tarım, madencilik, ulaşım, inşaat ve enerji alanlarında katkı.. Savunma sanayi, eğitim ve sağlıkta işbirliği.

Ekvator Ginesi: Çavuşoğlu şuan görüşmelerde bulunuyor.
https://mobile.twitter.com/oztrk_aydnTR/status/1285321489517076483
« Son Düzenleme: 22 Temmuz 2020, 00:24:19 Gönderen: カメせ »

Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1872
  • 32
  • DefenceTurk.com
Alıntı

Kardeş Azerbaycan Türk Deniz Kuvvetlerinin Akdeniz Kalkanı Harekatına katılacak.

Azerbaycan, Türkiye'nin öncülüğünde icra edilen Akdeniz Kalkanı Harekâtı'na katılmaya hazırlanıyor.

Azerbaycan donanması, Akdeniz'de ticaret ve enerji güvenliğinin sağlanmasında Türkiye'yle iş birliği yapacak. Hazar havzasında bulunmakla birlikte BTC boru hattına petrol sağlayan Azerbaycan,

Doğu Akdeniz üzerinden ticaret ve enerji nakil hatları üzerinden konunun paydaşlarından biri.
https://mobile.twitter.com/mavivatannet/status/1290201720048558081

Çevrimdışı カメせ

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1872
  • 32
  • DefenceTurk.com
Türkiye'nin Afrika Acılımı.
« Yanıtla #5 : 11 Ağustos 2020, 21:14:11 »
Alıntı
Türk Silahlı Kuvvetleri Libya’nın güneydeki komşusu Nijer’de üs kuracak.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Temmuz 2020’de resmi ziyaret için bulunduğu Nijer’de 4 kritik anlaşma imzaladı. Afrika’da Sahel bölgesinin kilit ülkesi ve aynı zamanda Libya’nın güneyden komşusu olan Nijer’le imzalanan anlaşmalar içinde “Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması” mevcut. Bahse konu anlaşma kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Nijer’de askeri üs kuracağı ve Nijer Ordusunu eğiteceği ifade edilmektedir.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun başkent Niamey’deki ziyareti sırasında iki ülke arasında “Malzeme Teslim Protokolü”, “Nakdi Yardım Uygulama Protokolü”, “Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması” ve “Gençlik ve Spor Alanında İşbirliği Anlaşması” olmak üzere dört kritik anlaşma imzalandı. Mevlüt Çavuşoğlu’nun resmi ziyaretinden birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijer Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou ile telefonda görüşmesinde iki ülke ilişkilerini geliştirmeye yönelik adımlar ve bölgesel meseleler ele alındı.

Türkiye’nin, Libya’nın bir başka güney komşusu Çad’la da benzer adımlar atmaya, üs kurmaya hazırlandığı Afrika medyasında yer almaktadır.

Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Issoufou Mahamadou tarafından kabul edilmesinin ardından basına yaptığı açıklamalarda,

“Libya’daki durumun etkisini, her alanda, her anlamda en çok komşu ülkeler, sahel bölgesindeki ülkeler ve Nijer hissediyor. Tüm bu konuları daha detaylı şekilde kardeşim (Nijer Dışişleri Bakanı) Kalla Ankourao ile biraz sonra görüşmeye devam edeceğiz.” ifadelerinde bulunmuştu.
https://www.defenceturk.net/turk-silahli-kuvvetleri-libyanin-guneydeki-komsusu-nijerde-us-kuracak