Gönderen Konu: Türkiye - ABD İlişkileri  (Okunma sayısı 70756 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ムゲン

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 211
  • -46
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #460 : 06 Nisan 2019, 15:47:21 »
Simdi 15 temmuz'da itirafcilarin ifadelerini gorduk. Yurtdisina "yeter ki bizi taniyin ne isterseniz yapacagiz" diyenlere ne demokrasisi verebilirsin ki?

Herif kendini buraya ait gormuyor, gözü yukseklerde kifayetsiz muhterisin. Bir de acentecilik kapti mi al sana otopark mafyasi.

Etnik ve ideolojik olarak homojen degiliz bir kere. Mesele o!
İlk başta bu şoparları sırf cemaatten diye orduya alırken yeteneklerine zekasına vatan - millet mantalitesine bakmadan alırsan yarın 15 temmuz gibi olaylarda seni satmasına şaşırmayacaksın. Çünki bu şoparların dini cemaatlerde kafaları o denli yıkanıyorki ya adam annesini babasını reddediyor yinede cemaatten vazgecmiyor. Bu kitlenin bana - devletime - milletime hiçbir katkısı olmaz. katkısı olacak tek yer köpeği oldugu yerdir. O yüzden bugün fetö temizlenir yerlerini yarın diğer cemaatler kapar. hükümet fetöden az bir ders almış olsa bugün bu ülkede cemaat saçmalıklarından eser kalmazdı. Bugün kendi tekelindeki cematleri orduya sokacakki yarın seçimi kaybettiğinde kontrol edebileceği bir kitle olsun elinin altında.
ムゲン (mugen) - Japonca bir kelime olup ,  Türkçede "sonsuz" anlamına gelir.

Çevrimdışı UYVAR

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1989
  • -118
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #461 : 06 Nisan 2019, 17:59:48 »
Simdi 15 temmuz'da itirafcilarin ifadelerini gorduk. Yurtdisina "yeter ki bizi taniyin ne isterseniz yapacagiz" diyenlere ne demokrasisi verebilirsin ki?

Herif kendini buraya ait gormuyor, gözü yukseklerde kifayetsiz muhterisin. Bir de acentecilik kapti mi al sana otopark mafyasi.

Etnik ve ideolojik olarak homojen degiliz bir kere. Mesele o!
İlk başta bu şoparları sırf cemaatten diye orduya alırken yeteneklerine zekasına vatan - millet mantalitesine bakmadan alırsan yarın 15 temmuz gibi olaylarda seni satmasına şaşırmayacaksın. Çünki bu şoparların dini cemaatlerde kafaları o denli yıkanıyorki ya adam annesini babasını reddediyor yinede cemaatten vazgecmiyor. Bu kitlenin bana - devletime - milletime hiçbir katkısı olmaz. katkısı olacak tek yer köpeği oldugu yerdir. O yüzden bugün fetö temizlenir yerlerini yarın diğer cemaatler kapar. hükümet fetöden az bir ders almış olsa bugün bu ülkede cemaat saçmalıklarından eser kalmazdı. Bugün kendi tekelindeki cematleri orduya sokacakki yarın seçimi kaybettiğinde kontrol edebileceği bir kitle olsun elinin altında.

Abdulhamit'in hassa ordusu, irak cumhuriyet muhafizlari, esadin sebbihalari...

Sonunu biliyorsun hocam.
''Başarının sırrı amaca sadakattir.''

Çevrimdışı Tigerfish

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1240
  • 114
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #462 : 06 Nisan 2019, 19:54:31 »
Bazı yazılanları okuyorum da... şaşırmamak elde değil. Efendim neymiş; Putin şöyle tehkile bir adammış, yok efendim Rusya şöyle lanet bir ülkeymiş! ... Zamanında şunları, şunları, şunları yapmışlar da bu nedenlerle şöyle böyle şeyler olmuş!

Yahu şu Amerika sevdası, şu F-35 sevgisi nelere kâdir miş!

Meselenin çok yönlü politik bir mesele olduğunu bir  türlü kabul etmek istemiyorlar. Ya meseleyi teknik detaylara boğup, politik sonuçlarını hiç hesaba katmıyorlar ya da eskinin soğuk savaş dönemi mantığıyla hareket ederek anti komünist bir çizgide meseleyi irdelemeye çalışıyorlar... Ne kadar da yanlış tahliller yapıyorlar yahu. Şaşırmamak elde değil.


 

Zamaninda Ruslarin bize sunlari bunlari yaptiklarini size saymakla bitiremem. Yooo bize her daim yanlis yaptkiklari yok. Kurtulus savasindan sonra sanayinimizin temelini kim atti bir düsünün?

Ama soruyorum size. Icimizden bu gecmisi bilen kac kisi var? Cumhurriyetin kurulusunda ruslarin yardimi gözardi edilmezken ne zaman birden bire onlar tüh kaka oldu?


Buyrun. Artik Manifesto olan yasanmis gercekler tarih kitablarinda, heykelerde ve arsivlerde kayitlidir. Bunu inkar eden cumhurriyet kurulusundan zerre kadar bir bilgisi yok demektir. Bizim rahmetlik olan büyüklerimiz Ruslarin hakkini son nefeslerine kadar korumuslardir. Peki simdi hangi konsesüzü yasiyoruz ki ruslari zorla bir düsman kilifina sokalim?

Belki bu Anektot bizleri az cok aydinlatabilir.






Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Ruslar ve oynadıklari önemli rol

Belki bilmezsiniz ama Taksim Cumhuriyet Anıt’ında Atatürk’ün sağında iki Rus yer almaktadır. Bu kişiler ünlü Rus mareşal Kliment Voroşilov ile ünlü Soviyet KGB kurucusu Mihail Frunze. Bu kişiler Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşunda oynadıkları önemli rolü Atatürk’ün özel emri ile tüm gelecek nesiller için asla unutulmasınlar diye burada yer almaktadırlar. Ne yazık ki günümüzün Türk nesli bu kişilerin ne adlarını biliyor ne de ne yaptıklarını…

16 Mart 1921 yılında özel törende Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyet’i ile Türkiye arasında “Dostluk ve kardeşlik sözleşmesi” imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre henüz kurulmamış Türkiye Cumhuriyet’ine Türk milletinin yabancı istilacılardan özgürlüğünü kazanabilmesi için 1878 yılından beri Rusya sınırlarına dahil edilen Kars, Ardağan ve Artvin bölgeleri verilmiştir. Sözleşmeye göre Rusya Türk halkına 10 milyon altın ruble ile askeri mühimmat hibe edecekti

Ağustos 1921’de Rusya Mikail Frundze’yi Türkiye’ye elçi olarak atamıştır. Frundze Türkiye’de Aralık 1921 ile Ocak 1922 tarihleri arasında bulunmuştur. Türkiye’nin bulunduğu ağır ekonomik durumunu ve içinden çıkamadığı savaşı Rus halkına ve Sovyet yönetimine ileten Frundze acilen Türkiye halkı için yardımının arttırılmasını istemiştir. Rusya bulunduğu ağır ekonomik durumuna henüz yeni biten iç ve dış düşmanlara karşı verilen savaşa rağmen Frundze’ye kulak vermiş ve yardımını esirgememiştir.
S. Aralov yazdığı hatıra kitabında Türkiye’ye gitmeden önce Lenin’in kendisine söylediği sözleri şöyle vermektedir.Lenin:

“Türk halkı özgürlük savaşını vermektedir. Merkez Komitesi oraya savaş sanatını bildiğiniz için yolluyor”.
Yabancı istilacılara karşı geçilecek taaruz öncesi hazırlık aşamasında 1922 Mart-Nisan aylarında Mustafa Kemal’in davetlisi olarak elçi S. Aralov, askeri ataşe K. Zvonaryov ve Azerbaycan elçisi İbrahim Abilov’un katılımı ile tüm Türk silahlı kuvvetleri denetimden geçmiştir. Misafirler kara ve atlı birlikleri ziyaret etmiş, iki ordunun komuta merkezlerine gitmiş, Konya’da bulunan yedek ordunun denetiminde bulunmuşlardır.

Misafirlerin katılımı ile Türk Silahlı kuvvetlerin ilk yıldönümü kutlaması gerçekleşmiştir. Kutlamalardan sonra misafirler Türk askerlerine hediyeler dağıtmıştır. Hediyelerin üstünde Türkçe olarak “Sovyet Kızıl Ordusundan Türk Askerine” diye bir yazı bulunuyormuş.

16 Mart 1921’de imzalanan sözleşme çerçevesinde taarruz öncesi 1921-1922 yıllarında Rusya’nın Novorossiysk, Tuapse ve Batum limanlarından Türkiye’ye 39 bin adet tüfek, 327 adet makineli tüfek, 54 top, 63 milyon tüfek mermisi, 147 bin top mermisi, giysiler vs getirilmiştir. Bunun dışında Rus Beyaz ordusunun 1918’de doğu sınırlarda bıraktığı tüm askeri muhhimat da Türkiye’ye getirilmiştir.

1921 yılında iki savaş gemisi “Jutkiy” (Korkunç) ile “Jivoy” (Canlı) Türkiye’ye hibe edilmiştir.
Rusya Hükümeti Ankara’da hala Makine Kimya olarak bilinen mermi üretim fabrikasının kurulması için tüm gerekli donanımı hibe etmiştir. Donanım ile birlikte çok miktarda hammadde de getirilmiştir ve Türk işçilere eğitim verilmiştir.

Bunun dışında Moskova’da imzalanan sözleşmeye göre Türkiye halkına vaad edilen 200,6 kg saf altın Sovyet diplomatik misyonun başında bulunan Y. Upmal-Angarskiy tarafından Türkiye Hükümetine teslim edilmiştir.

Mikail Frundze yetim kalan Türk çocuklarının barınması için kurulacak olan yetimhaneler için 100 bin altın ruble Türkiye Hükümetine Trabzon’da teslim etmiştir. S. Aralov ise Nisan 1922’de Türk Silahlı Kuvvetlerine ayrıca tipografi ve sinema aparatları için 20 bin lira hibe etmiştir. Aynı zamanda Aralov Rusya Hükümeti tarafından vaad edilen 10 milyon altın ruble yardımının son 3.5 milyonluk kısmını da Türkiye’ye geldiğinde beraberinde getirmiştir.

İki halkın kardeşlik bağları Lozan ön görüşmelerinde ve Lozan antlaşması esnasında daha da pekileşmiştir. SSCB Hükümeti 1922-23 yıllarında Türkiye’nin boğazlar üzerindeki tek başına hakim olması gerektiğinin tezini savunarak Türkiye’ye destek çıkmıştır.

Lozan antlaşmazından sonra Türkiye bağımsızlığını kazanmış tüm yabancı istilacıların Türkiye’den çekilmesi sağlanmıştır. TBMM Mustafa Kemal Atatürk’ü ilk Cumhurbaşkanı seçmiştir. 31 Ekim 1923’te SSCB Merkez Komitesinin başkanı M. Kalinin (Dönenmiş SSCB başkanı) Atatürk’e yolladığı teleğramda şunları söyledi:

“Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerin Birliği halkları adına nihayi olarak despot monarşi rejiminin kalkması ve Türkiye Cumhuriyet’inin kurulması dolayısıyla kardeş Türk milletini ve dost Türkiye hükümetini sıcakça selamlıyorum. Sizi, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa’yi, yabancı istilacılara karşı kahramanca savaşan Türk milletinin üstün yetenekli yönetici olarak Türkiye Cumhuriyet’inin Cumhurbaşkanı seçildiğiniz için tebrik ediyorum. Eminim ki, asla bağı kopmayacak halklarımız arasındaki dostluk zaman içerisinde gittikçe pekişecektir ve iki devletin de gelişmesine vesile olacaktır.”

Ağustos 1928’de açılan Türkiye Cumhuriyet Anıtı gelecek nesiller için Türkiye Cumhuriyet’inin kurucuları yer almıştır. İşte Atatürk’ün sağında yer alan Türk halkının kahramanları, Türkiye Cumhuriyetin kurucuları arasında yer alan Kliment Voroşilov il Mikail Frundze:
Surits zamanında Voroşilov ziyareti esnasında SSBC ile Türkiye arasında dostluk ve işbirliği sözleşmesi imzalanmıştır. Bir çok kültürel ve siyasi gelişmelerde Türkiye ve SSCB birlikte hareket etmiştir.

Yeni bağımsız devletlerin gelişmesi adına, emperyalizm ve kapitalizm’den bağımsız olmak için SSCB birçok devlete elinden gelen yardımı üstlenmiştir. Sadece Türkiye’de Atatürk zamanında SSCB desteği ile birçok hafif ve ağır sanayi fabrikaları kurulmuştur.
İsmet İnönü’nün başında bulunduğu heyet 25 Nisan 1932’de SSCB’yi ziyaret eder. Kendisi burada 15 gün boyu 70 fabrikayı ziyaret ederken yanında bulunan tekstil uzmanları Şerif Onay ile Kamil İbrahim SSCB’de ta 9 Hazirana kadar kalarak SSCB’nin endüstrisini incelemişlerdir.

Heyetin Stalin’den istediği yardım kısa zamanda Türkiye’ye ulaşmıştır. SSCB kardeş Türk halkının kalkınması için gerekli çalışmaları tespit edecek heyeti göndermiştir. SSCB Devlet Gelişmesinin Planlama Enstitüsü başkanı Prof. Orlov’un başındaki heyet Türkiye’ye gelerek 22 Eylül 1932’de raporunu hazırlamıştır ve sunmuştur. Gitmeden önce İstanbul Üniversitesinde konferans veren Orlov şunları söyledi:
“Sevinçle emin oldum ki aklı ile enerjileri ile eğitimi ile Türk mühendisleri ne bizden ne de başka ülkelerdeki mühendislerden farklı değildir. Kendileri bize gayet iyi yardımcı olmuştur. Neden Avrupa’dan mühendis çağırdığınızı açıkçası anlamış değilim.”
21 Ocak1934’te imzalanan sözleşme ile SSCB Türkiye’ye verdiği 20 yıllık faizsiz kredi ile daha önce Prof.Orlov tarafından belirlenen Nazilli (Denizli) ve Kayseri mevkilerinde iki tekstil fabrikası kuruluşu kararlaştırılmıştır. Fabrikalar Sovyet mühendisler tarafından kurulmuş tüm teçhizat Rusya’dan getirilmiştir. Atatürk fabrikaların açılışını ölümünden bir ay önce yapmıştır.
Türkiye o dönemde Osmanlı’dan kalan borçların ağır yükü altında kalmıştır. SSCB halklarının yardımı ile Türkiye ekonomisi ilk defa nefes almıştır. SSCB Hükümeti yaptığı tüm yardımları para karşılığı değil barter yani değiş tokuş şeklinde yapmıştır. SSCB yaptığı yardımlar karşılığında Türkiye’nin ürettiği ürünleri almaya kabul ederek Türkiye’nin bu ürünleri dış pazarda satma zorluğundan kurtarmıştır. Türkiye eski sanayı bakanı Mehmet Turgut 1964’te yazdığı kitapta bu antlaşmayı Türkiye’de devletçiliğin başlangıcı olarak nitelendirmiştir. Fabrikalar Türkiye’deki ilk tekstil fabrikaları olmuştur. Fabrikalar kurulurken SSCB’de eğitim gören Türk işçileri ve mühendisleri kısa zamanda fabrikayı çalıştırır hale gelmişlerdir.

Aynı dönemde nihayı olarak TC Merkez bankası da Sovyetlerin yardımı ile kurulmuştur. Daha önce bu görevi üstleyen Ottoman bankası yabancıların elinde idi.
Sonraki dönemlerde SSCB benzer antlaşmalar çerçevesinde ta 1980lerin sonuna kadar Türkiye’de İskenderun, Karabük demir çelik fabrikaları dahil ilk demir çelik fabrikalarını, ilk petrol arıtım fabrikası TÜPRAŞ’ı, Mersin ve İskenderun limanları dahil bir çok liman, ilk Alüminyum fabrikasını, ziraat sanayisi, tarımcılık sanayisini ve bir çok alanda daha Türk halkının yardımına koşmuştur. Sovyetler sayısı 50 bini geçen Türk mühendisini ve işçisini eğitmiştir.


https://www.turkishnews.com/tr/content/2017/12/13/turkiye-cumhuriyetinin-kurulusunda-ruslar-ve-oynadiklari-onemli-rol/


Rus-Amerikan cakismasinin bir komik bagimliligini daha ortaya koyalim.  NASA´nin ve ticari  uydu firlatmasi Delta V roketleriyle gerceklesiyor. Bilin bakalim roket motorlari nerden temin ediliyor.
On seneden beri amerikan Roket üretici (ULA United Launch Alliance) rus üretimi RD-180 roket motoru kullaniyor.Bu kurulus Lokheed Martin ve Boeing´in bir Joint Venture kurulusudur. Komersiyel uydu firlatmanin motor temini 2021é kadar yaptirim disi antlasmayla garantilenmistir.

Ama bu arada bizim S-400 teminimiz "tüh kaka,seni yaramaz cocuk sana simdi gösteririm" kapsamina girdigini unutmayalim.


Sayin Partikülün dedigi gibi bu kadar cifte standarti kaldirmak icin ya karekter ya migde ister.
« Son Düzenleme: 06 Nisan 2019, 20:43:46 Gönderen: Tigerfish »

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41467
  • 443
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #463 : 08 Nisan 2019, 08:44:12 »
Amerikan medyasında Türkiye'ye yaptırım tehdidi



S-400 krizinin ekonomik sarsıntıya yol açabileceğini yazarak açık açık tehdit ifadeleri kullanan Amerikan medyası, Türkiye'nin kararlılığının farkında.

NATO müttfeki ABD, Türkiye'yi yıllarca istediği silahlar konusunda oyaladı. Türkiye de kendi planlanlarını yaparak Rusya ile S-400 konusunda anlaştı.

Bu anlaşmadan sonra Türkiye'ye Patriot satmak isteyen ABD, baskı ve tehditlerle Rusya ile yapılan anlaşmanın iptal edilmesini bekliyor. Ancak Türkiye her seferinde kararlılığını gösterdi.

"SONUÇLARI OLURMUŞ"
Amerikan medyası Türkiye'nin S-400 almasının 'sonuçları' olacağını söyleyerek Türkiye'yi tehdit etmeye kalkıyor. Amerika'nın Sesi adlı sitenin Türkçe servsi haberinde, "S-400 krizi: Türk ekonomisi büyük bir sarsıntı daha geçirecek" başlığını kullandı.



BRUNSON KRİZİNE BENZETTİLER
Haberde ayrıca görüşlerine yer verilen kişi, "Türkiye önümüzdeki dönemde Brunson krizi sırasındakinden daha sert yaptırımlara maru kalabilir." ifadelerini kullandı.

https://www.ensonhaber.com/amerikan-medyasinda-turkiyeye-yaptirim-tehdidi.html
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı metin62

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1442
  • 113
  • DefenceTurk.com
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #464 : 08 Nisan 2019, 09:25:19 »
VOA  Yorumu her ne kadar da tehdit görünse de bizlerin aklından geçen olasılı risk değilmi? :)

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41467
  • 443
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #465 : 10 Nisan 2019, 08:30:26 »
ABD senatörlerinden Türkiye'ye S-400 tehdidi

ABD Senatosu'nun dış ilişkiler ve savunma alanında önemli rol oynayan dört üyesi, Türkiye'yi S-400 alması halinde olası her türlü yaptırımla tehdit etti.
AA | 10.04.2019 - 03:40..



Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Parti'den Oklahoma Senatörü Jim Inhofe, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Kıdemli Üyesi Demokrat Parti'den Rhode Island Senatörü Jack Reed, Senato Dış İlişkileri Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Parti'den Idaho Senatörü Jim Risch ve Senato Dış İlişkileri Komitesi Kıdemli Üyesi Demokrat Parti'den New Jersey Senatörü Bob Menendez, New York Times gazetesinde "Türkiye, ABD ile Rusya arasında seçim yapmak zorunda" başlıklı makaleye yayımladı.



Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Parti'den Oklahoma Senatörü Jim Inhofe

"YA F-35 YA DA S-400, İKİSİ BİRDEN OLMAZ"
BBC Türkçe'nin aktardığı makalede, 'Türkiye'nin yılsonuna kadar ya F-35 yeni nesil savaş uçağına ya da Rus yapımı S-400 karadan havaya füze savunma sisteminden birine sahip olmuş olacağı ancak her ikisine birden aynı anda sahip olamayacağı' vurgulandı.


Senato Silahlı Hizmetler Komitesi Kıdemli Üyesi Demokrat Parti'den Rhode Island Senatörü Jack Reed

"TÜRKİYE'NİN DÜNYADAKİ YERİ AÇISINDAN ÇOK DERİN SONUÇLAR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yapacağı tercihin 'Türkiye'nin dünyadaki yeri, ABD ile ilişkileri ve NATO'daki konumu açısından çok derin sonuçlar' ortaya çıkartacağı savunularak şu yorumlar yapıldı:

"Türkiye'nin S-400 alması, NATO kapsamında verdiği taahhütleri ihlal edecek ve müttefikleriyle birlikte operasyon yapma kabiliyetini azaltacak."


Senato Dış İlişkileri Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Parti'den Idaho Senatörü Jim Risch

"RUS RADARI F-35'İ ÇÖZER"
"Radar sisteminin Rus ordusuna F-35'in nasıl çalıştığını anlama olanağı tanımasından dolayı S-400'ün satın alınması kabul edilemez bir risktir. Bu tehdit, Pentagon'u geçen hafta içerisinde Türkiye'nin F-35'leriyle ilgili bazı faaliyetlerini askıya almaya zorladı."


Senato Dış İlişkileri Komitesi Kıdemli Üyesi Demokrat Parti'den New Jersey Senatörü Bob Menendez

"2012'DEN BERİ PATRIOT TEKLİF EDİYORUZ"
"Türkiye'nin hava savunma konusunda meşru ihtiyaçları var. 2012 yılından beri ABD S-400'e alternatif olarak Patriot hava savunma sistemlerini öneriyor, ancak bu öneri Türkiye tarafından reddedildi."

"Türkiye'ye S-400'ün temmuz ayında, F-35'lerin ise kasım ayında teslim edilmesi planlanıyor ve bu nedenle de artık Sayın Erdoğan'ın bir tercih yapması gerekiyor. Umudumuz, S-400'den vazgeçip Türkiye'yi havadan Patriot sistemiyle koruması ve F-35 anlaşmasını kurtarması."

"S-400'Ü TERCİH EDERSE YAPTIRIMLAR BAŞLAR"
"Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tercihi bu yönde olmaz ve S-400'lerin teslimatını kabul ederse, Türkiye'ye ABD’nin Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında ABD hukuku çerçevesinde yaptırım uygulanacaktır."



"TÜRK EKONOMİSİNE AĞIR HASAR VERİR"
"Bu yaptırımlar Türkiye'nin ekonomisine ağır hasar vereceği gibi uluslararası piyasaları da olumsuz etkileyecek, doğrudan yabancı yatırımları kaçıracak ve Türkiye'nin havacılık ve savunma sanayine zarar verecektir."

"HİÇBİR F-35 TÜRKİYE TOPRAKLARINA ULAŞAMAZ"
"Dahası, hiçbir F-35 uçağı Türkiye'nin topraklarına ulaşmayacaktır ve Türkiye'nin parça üretimi, tamirat ve bakım hizmeti gibi F-35 programına katılımı da durdurularak, programın üretim ve arz zincirinden Türk şirketleri çıkartılacaktır."

"YERİ DOLDURULMAZ DEĞİL"
"Bunun olması için her türlü yasal adım atmaya kararlıyız. Türkiye, F-35 programının önemli bir ortağıdır ancak yeri doldurulamaz değildir."

"RUSYA İLE İLİŞKİLER BOZULURSA HER TÜRLÜ YARDIM EDERİZ"
Türkiye ile ABD arasında Suriye, Karadeniz, terörle mücadele ve diğer ikili meselelerde daha fazla işbirliği yapmak isteğinden söz eden, ancak F-35 programının yanı sıra Türkiye'nin de dahil olduğu NATO ittifakının yeteneklerini de korumayı amaçladıklarını dile getiren 4 senatör şöyle devam etti:

"Türkiye'nin Rusya ile Suriye, enerji, tarım, turizm ve daha birçok alanda ihtiyaçlara dayanan bir ilişkisi olduğunu anlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400'den vazgeçerse, Sayın Putin de bu alanlardan birinde karşılık verebilir.

Böylesine tatsız bir durum olması halinde, bu fırtına dinene kadar Türkiye'ye yardımcı olmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız."

"PUTİN, TÜRKİYE'NİN MÜTTEFİĞİ OLAMAZ"
"S-400 satın alarak Kremlin'e hürmet göstermek Türkiye'nin çıkarına değildir. Putin, Sovyetler Birliği ya da çarlık rejimi döneminden daha fazla Türkiye'nin müttefiki değildir. Putin, S-400'ler ile Türkiye'yi Batı'dan ayırmaya çalışıyor."

"Eğer bunda başarılı olursa, Türkiye'nin çıkarına attığı adımlar daha da azalacaktır. Türkiye müttefiklerinden ne kadar koparsa, Putin'in de bu ilişkide sahip olduğu güç o kadar artar. Rusya ne yapabiliyorsa yapar, Türkiye de bunun acısını çeker."

"Putin, Batı'ya stratejik bir şekilde çapalanmış olan ve NATO'ya bağlı bir Türkiye'den hem korkuyor hem de buna saygı duyuyor. Sayın Erdoğan'ın ülkesi için bu geleceği Putin'in bölücü S-400 taktiğini reddederek, hava savunma ihtiyacını Patriot sistemi ile karşılayarak ve F-35 programında önemli bir ortak olmaya devam ederek seçmesini umuyoruz."

https://www.ensonhaber.com/abd-senatorlerinden-turkiyeye-s-400-tehdidi.html
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com

Çevrimdışı Tigerfish

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 1240
  • 114
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #466 : 10 Nisan 2019, 09:00:45 »
Rusya.

Ve sizin canınız ceheneme.

Çevrimdışı UYVAR

  • Özel Üye
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 1989
  • -118
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #467 : 10 Nisan 2019, 09:39:23 »
Çin.

Devsirdiginiz kahpelerinizi de alin gidin. Bize yeterince hizmet ettiler. Artigimizla idare edin!
''Başarının sırrı amaca sadakattir.''

Çevrimdışı yahyaay

  • DefenceTurk
  • *
  • İleti: 61
  • 5
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #468 : 10 Nisan 2019, 09:59:56 »
TÜRKİYE
Dünyaya yeter.. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur....

Çevrimdışı SKYWOLF

  • SKYWOLF
  • Genel Yetkili
  • DefenceTurk
  • *****
  • İleti: 41467
  • 443
Ynt: Türkiye - ABD İlişkileri
« Yanıtla #469 : 10 Nisan 2019, 10:04:39 »
Bu senatörler sanırım ABD'nin bugüne kadar verdiği hangi sözü tuttuğu konusunda bizi aydınlatabilecek bilgiye sahip değiller. Türkiye'nin siyasetine emrivakilerle doğrudan müdahale etme cüretini nereden buluyorlar kendilerine sormak lazım! Bu tip söylemlerle, tehditlerle ilişkilerin asla düzelemeyeceğini, Türkiye'yi tamamen kaybedebileceklerini, bu durumun Türkiye kadar kendilerini de olumsuz etkileyeceğini artık anlamaları gerek! Türk milleti tehdit edilmeyi sevmez!
ADALETİN OLMADIĞI YERDE NE SAYGI KALIR, NE DE DÜZEN! DÜRÜSTLÜK BENİM KARAKTERİMDİR! BEN ŞEREFİM İÇİN YAŞAR, ŞEREFİM İÇİN ÖLÜRÜM. MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
SKYWOLF...DefenceTurk.com