DefenceTURK.com

HOBİLERİNİZ, TASARIM VE DİĞER KONULAR => Genel Konular => Konuyu başlatan: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 11:55:11

Başlık: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 11:55:11
Dolar $5.97 - Euro €6.58

Brüt dış borç 445+ Milyar Dolar

İşsizlik %22+

Enflasyon %20+

Bu böyle daha nereye kadar gidecek. İthalattan vazgeçmeyen ülke ekonomisi nereye kadar dayanacak?
Bunca gereksiz israf edilen vergiler ne zaman bitecek?
İnsanımız mutsuz,umutsuz. İş bulsa çalışıyor ama hakkını alamıyor. Haftalık 50-60 saatin altında çalışan tek kişi görmedim ben. Sosyalleşme, dünyayı keşfetme sıfır.

Dövizin yüksekliği dış borcu katladıkça katlıyor. İç piyasada bu parayı ödeyebilecek kadar para varmı bilinmiyor.

OHAL yüzünden işler durdu, durmayanınki feci azaldı. İflas eden şirketler çok.
Ev kiraları, fiyatları olmasın gerekenden %400-%1000 fazla.
İnsanlar araba olarak hâlâ 1990 modellere 40+ Bin tlden fazla ödemek zorunda kalıyor.
Bu kadar işsizlik olan yere birde mülteciler dolduruluyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 06 Nisan 2018, 12:16:23
 Bu verilerin kaynağını öğrenebilir miyim ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 13:24:52
Bu verilerin kaynağını öğrenebilir miyim ?

Googledan karmaşık çektim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 13:53:14
Dış borç vs ekonomik verileri resmi İnternet sitelerinden de görebilirsiniz.

Yalnız forumumuz savunma sanayi içerikli. Tabi ki ekonomiyle savunmanın alakası var. Ancak bu tür konular, siyasi fanatizmle gözleri kör edilmiş üyelerimiz arasında kısır tartışmalara neden oluyor. Bu da forumun amacından uzaklaşmasıba beden oluyor. Sıcak bakamıyorum. Henüz toplum olarak, siyasi konularda gerçekçi tartışmalara, seviye olarak hazır değiliz!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: mavi1991 - 06 Nisan 2018, 14:16:13
Siyasi konularda sanki futbol takımı tutar gibi konuşuyoruz, birde sadece konuşarak insanların oy değiştireceğini zannetmiyorum kısacası çok faydalı değil anca birbirimizin kalbini kırarırız
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 06 Nisan 2018, 15:14:47
Kabahat sizin Skywolf.

Elementer konuları sabote edenlere yaptırım uygulayacaksınız.

Bu arada dünkü müdahaleniz için size teşekkür ediyorum.



Savunma sanayi ve işletme iktisat birbirine bağlayan çok yakın konu. Bunu sevyesel düzeyde tartışa bilirsek ne ala olur.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 06 Nisan 2018, 20:30:17
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: wazz - 06 Nisan 2018, 21:42:36
evet o dediğiniz şeyi bende görmüştüm
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 22:18:17
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 06 Nisan 2018, 22:56:08
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 23:31:27
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?

Hayır. Patronum Almanya'dan gelme. Orada edindiği bilgiyle ülkesinde iş yapıyor. Türkiye'nin sektöründe öncü olan bir firmanın sahibi!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: mavi1991 - 07 Nisan 2018, 00:11:23
figes'in sahibide alaman göçmeni
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 07 Nisan 2018, 00:28:59
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?

Hayır. Patronum Almanya'dan gelme. Orada edindiği bilgiyle ülkesinde iş yapıyor. Türkiye'nin sektöründe öncü olan bir firmanın sahibi!
Abi ben Almanın arabasının , endüstri makinasının falanının filanının teknolojisini , metalurji bilgisini alıp gelmekten bahsediyorum. Patronuna saygılar ne iş yapar bilmiyorum aslında ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsun kanımca , ben Türkiyeye gelip kaz çiftliği veya salça fabrikası kuran adamlardan bahsetmiyorum. Bunlar lazım değil mi ? İllaki lazım ama bu işleri bırakın Türkiyedeki yapsın. Almanların birçok teknoloji şirketinde Türkler var , en basitinden yahu vida yapmayı öğreninde gelin şu ülkede vida yapın vida. O basit vidayı kaliteli yapmaktan aciziz. CNC Punch hakkında bilgisi olan arkadaşlar bilirler. Onların böyle 20-30 cm uzunlugunda takımları vardır ve çok pahalılardır.Bunu yapamıyorsun Türkiyede O kıytırık metal parçasını yurt dışından getirtiyoruz ki aylarca bekliyorsun.Ben bu sanayiinin endüstrinin içindeki biriyim. Bana kimse ekonomimiz düzeliyor , Türkiyede şu üretiliyor bu üretiliyor demesin. Ben Türkiyede ne yapılabilir ne yapılamaz iyi bilirim. Devlet yerli makinaya teşvik verir ama yerli makinanın içindeki tüm teknolojik aletler ithaldir. Biz daha paslanmaz çelik yapamıyoruz. Yerli ve milli otomobil diyoruz. Okey. nesi yerli olacak ? o arabayı yapacagın fabrikadaki makinalar ithal olacak.otomobildeki tüm teknolojik ürünler ithal olacak. Otomobilin koltugu bile ithal olacak çünki biz otomobil koltugu yapabilen bir millette değiliz. Almanlar bile Japonlardan alıyor koltukları mersedesti sanırım. Herşeyi ithal olan arabayıda bize ucuza vermeyecekler. Ben burdaki herkesten cok istiyorum yerli arabayı ama içi ithal ürün dolu yerli araba istemiyorum. hele hele bana milli diye dayatılmasını hiç istemem. Bize bu bilgiler lazım. O kıytırık vidayı yapacak adam lazım bize yahu bunları alıp geleceksin Almanyadan.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 07 Nisan 2018, 00:33:56
figes'in sahibide alaman göçmeni
sen diyince baktımda e varmış neden kullanamıyoruz bu tür şirketleri o halde...Buda aynı sorunun bir parçası değil mi zaten...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 07 Nisan 2018, 09:44:04
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Dolar 3 tl değildi  2 tl altındaydı ve ihracatçı firmalar ihracatı bırakıp müteahitlige başlamıştı.Ayrica Japonya eğitime gönderdiği öğrencileri denetliyor cezalandırıyor sanayi devrimi için herşeyi yapiyor , Osmanlıdan sanayi devrimi için gidenlerse mason olup gelip ülkelerinde darbe yapıyorlar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 07 Nisan 2018, 11:18:28
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Dolar 3 tl değildi  2 tl altındaydı ve ihracatçı firmalar ihracatı bırakıp müteahitlige başlamıştı.Ayrica Japonya eğitime gönderdiği öğrencileri denetliyor cezalandırıyor sanayi devrimi için herşeyi yapiyor , Osmanlıdan sanayi devrimi için gidenlerse mason olup gelip ülkelerinde darbe yapıyorlar.

Masonu bilmemde yazar olarak döndükleri kesin :D
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: merzifonlu - 07 Nisan 2018, 14:24:14
Konudan bağımsız olarak, sığ sağ (aslında sığ islamcı) siyasetin bir ön yargısı var. Bu zevata göre batı tarzı eğitim alanlar illaki mason falan oluyor, kendi milletine düşman kesiliyor.

Yahu adama sormazlar mı: Sizin yağan yağmurda beraber ıslandığınız fetö darbe yapmadı mı? Hain işine gelen her kılığa girmeyecek mi? Madem batıda öğretilen bilim-teknoloji kötü, son dönemin moda deyimiyle "yerli ve milli" değil, o zaman alternatifi ne? Ortadoğuda bir yerlerde CERN falan var da biz mi görmedik?

Ekonomiye gelirsek, sorunun bence 2 ayağı var:

a) Türk, Türke düşman. Rekabeti karşısındakini iflas ettirmek sanıyor. Bir örnek: Çorumda çelik toptancılığı yapan bir firma vardı, ismi lazım değil. Adamlar sektör değiştirip un fabrikaları için makine üretmeye karar verdiler. Rekabet(!) edecekler ya, girdikleri ihalelerde saçma sapan şekilde fiyat kırdılar. Sonuçta iflas ettiler ve Çorum ekonomisine en az 5 yolla zarar verdiler. 1- Çorumda hacimli işlem yapabilecek çelik toptancısı kalmadı. 2-Diğer makine imalatçılarının alacakları işe de engel oldular. 3- İhalesini aldıkları işler yarım kaldığından, fabrika yatırımcısı da zarar gördü. 4- Bunlara borç veren finans kurumları da hanelerine zarar yazdı. 5- Çalışanları işini kaybetti...

b) Ekonomi en başından montaj ekonomisi olarak kurgulanmış, bu nedenle ithalat kalemleri gereğinden fazla. Bu kurgunun nedeni ise toplumun bilim üretmeyi bilmemesi. Bilim üretilemeyince teknoloji de üretilemiyor ve dışarıdan alınıyor.

Dolar, doldur boşalt misali iner çıkar, o temelde sorun değil.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 15:35:44
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 07 Nisan 2018, 15:47:25
İhracat aylık 15 milyar dolar ı aştı. Bu güne kadar 14 bile olamamıştı 11-13 arasında global krizden beri yıllardır dolaşıyordu birden bire 15 oldu 14 ü bile atlayıp. Bence durum iyi ihracat herşey dir o iyiyse kalan her şey yalandır. Birazda savaş ekonomisi var onuda atlamayalım savaşta bir ülkeyiz biz. Bankalar üzerinde ayrıca normal olarak yandaşa yağma yapma payıda her iktidarımızda var bu iktidarda aşağı kalmaz. Bakın Hürriyeti Ziraat bankasının 1 milyar dolar kredisi ile almışlar. 2 senesi geri ödemesiz 10 yıl vade ile. 1 milyar doları bu ülkeye fabrika yada rafineri kurucam desen vermezler ama gazete satın alana veriyorlar. Önceki iktidarlar bankaları kökünden veriyordu yandaşa bunlar kredi veriyor oda bir gelişme aslında. Demirel Özal Çiller filan olsa al gülüm banka senin olsun derdi içinde ne varsa al kullan. Ecevit geldi bu bankalara el koydu Kemal Derviş kanunarı ile şimdi kimse cesaret edemiyor banka imtiyazı dağıtmaya. Onun yerine kredi veriliyor. Yine yani devletin parası havuzdan kaçıyor deliklerden. Ama ihracat rakamları süper gidiyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:10:31
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.

Haklısınız. Benim şöyle bir düşüncem var bu konuda;

Türkiyede son zamanlarda artan dolar sayesinde bütçemizde yüksek artış gösterdi. Hükümet, belediyelerin, eğitim bakanlığının, diğer baknlıkların bütçelerinde ciddi artışlar yaptı. Bence bu yanlış oldu. Bu bakanlıklar bu paraları tamamen çimentoya yatırıyor. Eğitim bakanlığı bütçe artışından anladığı daha fazla okul yıkıp, yenisini yapmak. Belediyenin anladığı, sahili , parkları yıkıp, yıkıp yapmak. Ankara belediyesinin dinazor rezaletini hepimiz şahit olduk. Paraları gereksiz yerlere harcıyorlar.

2018 bütçemiz 763 milyar TL. Bütçemizin 600, 650 milyar TL olan kısmı Eğitim, sağlık gibi ihtiyaçlarımızı fazlasıyla görür. 2017 bütçemiz 645 milyar TL idi. Yıllık 100 milyar TL bütçe artışımız var.

Ben diyorum ki, bu kadar bütçe artışını betona, çimentoya yatırmadan doğrudan vatandaşın cebine yansıtsak. Şöyle, ben geçen hesap yaptım. 3000 TL altında çalışan işçi sayımız tam 12 milyon kişi. 12 milyon insanımıza her ay ilave 400 TL teşfik yapsak. Bütçeye maliyeti 55 milyar TL civarı yapıyor. Ve bu 55 milyar TL doğrudan ekonomiye giriyor. Bu para halkın en alt kesimine gidiyor. Ve zaten zor geçinen vatandaşlarımız bu parayla doğrudan alışveriş yapacak. Meselâ 2 kilo elma alacaksa 4 kilo alacak. 5 kilo portakal alacaksa 8 kilo alacak. 3 kilo süt alacaksa 5 kilo alacak vs. Bu parayı piyasada kullanacak. Ve iç piyasa canlanacak üretim artacak. Ayrıyetten vatandaşın refahıda artmış olacak yani 1 taşta birkaç kuş vurmuş olacağız.

2019 yılı için 1600 Tl askeri ücreti 400 Tl artış yaparak 2000 TL yapabiliriz ki 3 sene önce 1000 TLden 1300 TL oldu yani ne ekonomi, nede işveren batmadı. Ayrıyetten 400 TL devlet teşviği ile  düşük gelirli vatandaşımızın gelirini 2400 TL yapabiliriz. Ve bunun sadece devlete yükü 55 milyar TL çok sınırlı yükü var. Işverenlere 400 TL ek yükü olacak. Ancak zaten yıllık 200 TL artış yapılıyor ilave 200 TL daha arttıracak. Iç tüketiminde canlanması zaten işvereninde işine gelecek yani oda zararlı çıkmayacak.

Bu şekilde büyümemizide çok daha fazla artırabiliriz ve vatandaşımızın refahını da artırabiliriz. Saygılar..
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 07 Nisan 2018, 16:16:27
Mermi işte bu senin dediğin önü alınamaz enflasyon başlangıcı oluyor. Maaşa zam mala zam maaşa zam mala zam kolaycılığı Bu sorunları maaşa zama güvenmeden çözmeye çalışmak ondan sonra çalışana zararını telafi edecek maaş vermek gerek.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 16:26:04
@ Mermi

Hükumet pek konvansyonel olmayan kararlar almistir gecmiste. Sizin öneriniz tüketimci icin bir nevi rahatlayici bir tesvik.

 Görünürde.

 Nereden bileceksin 4 kilo elma yerine son model I phone 8 almayacagini? Gitti para yine disariya.

Bizim millet ayagini yorganina göre uzatmaya ilk önce ögrensinler. Temel sorunlardan biri de bu.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 16:27:08
Mermi işte bu senin dediğin önü alınamaz enflasyon başlangıcı oluyor. Maaşa zam mala zam maaşa zam mala zam kolaycılığı Bu sorunları maaşa zama güvenmeden çözmeye çalışmak ondan sonra çalışana zararını telafi edecek maaş vermek gerek.

Bir sey anlayamadim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:31:20
Serkan, maaşlara zaten ilave 200 TL artış yapılıyor. 200 Tl daha artış yapacak işveren. 400 TL'si zaten devlet teşviği olarak vatandaşın cebine girecek. Bi düşün 800 TL ilave artış olacak. Marketlerimiz , pazarlarımız müşteri kaynar. Büyümemize çok ciddi katkı sağlar. Ve bu büyüme de sağlıklı büyüme olur. Neticede düşük gelirli vatandaş, gidip son model araba alacak hali yok. Doğrudan meyve, sebze, giyim gibi ihtiyaçlarını görecek. İthalatı arttırmadan ciddi büyüme ivmesine girebiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:32:54
@ Mermi

Hükumet pek konvansyonel olmayan kararlar almistir gecmiste. Sizin öneriniz tüketimci icin bir nevi rahatlayici bir tesvik.

 Görünürde.

 Nereden bileceksin 4 kilo elma yerine son model I phone 8 almayacagini? Gitti para yine disariya.

Bizim millet ayagini yorganina göre uzatmaya ilk önce ögrensinler. Temel sorunlardan biri de bu.

Hocam, alırsada sınırlı olur. Ben genel anlamda almaz diyorum. Genele bakmak lazım. Hem zaten almak isteyen şimdi de alıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 07 Nisan 2018, 23:13:24
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.

Haklısınız. Benim şöyle bir düşüncem var bu konuda;

Türkiyede son zamanlarda artan dolar sayesinde bütçemizde yüksek artış gösterdi. Hükümet, belediyelerin, eğitim bakanlığının, diğer baknlıkların bütçelerinde ciddi artışlar yaptı. Bence bu yanlış oldu. Bu bakanlıklar bu paraları tamamen çimentoya yatırıyor. Eğitim bakanlığı bütçe artışından anladığı daha fazla okul yıkıp, yenisini yapmak. Belediyenin anladığı, sahili , parkları yıkıp, yıkıp yapmak. Ankara belediyesinin dinazor rezaletini hepimiz şahit olduk. Paraları gereksiz yerlere harcıyorlar.

2018 bütçemiz 763 milyar TL. Bütçemizin 600, 650 milyar TL olan kısmı Eğitim, sağlık gibi ihtiyaçlarımızı fazlasıyla görür. 2017 bütçemiz 645 milyar TL idi. Yıllık 100 milyar TL bütçe artışımız var.

Ben diyorum ki, bu kadar bütçe artışını betona, çimentoya yatırmadan doğrudan vatandaşın cebine yansıtsak. Şöyle, ben geçen hesap yaptım. 3000 TL altında çalışan işçi sayımız tam 12 milyon kişi. 12 milyon insanımıza her ay ilave 400 TL teşfik yapsak. Bütçeye maliyeti 55 milyar TL civarı yapıyor. Ve bu 55 milyar TL doğrudan ekonomiye giriyor. Bu para halkın en alt kesimine gidiyor. Ve zaten zor geçinen vatandaşlarımız bu parayla doğrudan alışveriş yapacak. Meselâ 2 kilo elma alacaksa 4 kilo alacak. 5 kilo portakal alacaksa 8 kilo alacak. 3 kilo süt alacaksa 5 kilo alacak vs. Bu parayı piyasada kullanacak. Ve iç piyasa canlanacak üretim artacak. Ayrıyetten vatandaşın refahıda artmış olacak yani 1 taşta birkaç kuş vurmuş olacağız.

2019 yılı için 1600 Tl askeri ücreti 400 Tl artış yaparak 2000 TL yapabiliriz ki 3 sene önce 1000 TLden 1300 TL oldu yani ne ekonomi, nede işveren batmadı. Ayrıyetten 400 TL devlet teşviği ile  düşük gelirli vatandaşımızın gelirini 2400 TL yapabiliriz. Ve bunun sadece devlete yükü 55 milyar TL çok sınırlı yükü var. Işverenlere 400 TL ek yükü olacak. Ancak zaten yıllık 200 TL artış yapılıyor ilave 200 TL daha arttıracak. Iç tüketiminde canlanması zaten işvereninde işine gelecek yani oda zararlı çıkmayacak.

Bu şekilde büyümemizide çok daha fazla artırabiliriz ve vatandaşımızın refahını da artırabiliriz. Saygılar..

+1
Mantıklı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 00:55:58
Bana göre şu anda en büyük sorun belediyelerdir resmen milletin malı yağmalanıyor yahu zabıta kimdir 6 bin tl maaş alır polis 4 bin tl alırken polis haftalık en az 60 saat çalışıyor zabıta 40 saat , zabıta maaşının ikm maaşıyla aynı olması yani 3.5bin tl olması gerekir ayrıca bir diğer örnek belediyede şoför 5 bin maas aliyor devletteyse 3 bin ... say say bitmez biran once belediyeler dizginlenmeli devlette neyse belediye en fazla o kadarini odeyebilecek cok buyuk bir israf ve ekonomik kriz engellenebilir bu sayede ...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 08 Nisan 2018, 00:58:51
Bana göre şu anda en büyük sorun belediyelerdir resmen milletin malı yağmalanıyor yahu zabıta kimdir 6 bin tl maaş alır polis 4 bin tl alırken polis haftalık en az 60 saat çalışıyor zabıta 40 saat , zabıta maaşının ikm maaşıyla aynı olması yani 3.5bin tl olması gerekir ayrıca bir diğer örnek belediyede şoför 5 bin maas aliyor devletteyse 3 bin ... say say bitmez biran once belediyeler dizginlenmeli devlette neyse belediye en fazla o kadarini odeyebilecek cok buyuk bir israf ve ekonomik kriz engellenebilir bu sayede ...

Ahhh keşke sadece çalışanların maaşı sorun olsa!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: sephiroturk - 08 Nisan 2018, 01:24:04
Türkiye ekonomisi, ekonomi yapmali ! mesela :
Enerjide, dogu ve güney doguda halen kaçak elektirik kullanimi artarak devam ediyor nerde ekonomi ?? Bunu çözmeden santral yapsan ne olur ...
Yerel yönetimler, saçma sapan işlerle ugraşiyorlar ...partili, bagimsiz fark etmiyor ,belediyeler ilçenin girişine "hoşgeldiniz" yazmak için milyarlarca para döküyor başkasi çikip kendi heykelini yaptiriyor birde bunlara açiliş tertipleyeni mi ararsiniz hepsi bizde var
Saglikta, yeşil kart örnegi vereyim, hastaydim eczaneye gidip ilaç aliyorum , eczaci "neden kuzeninin yeşil kartini getirmedin ona yazardik" diyor, bunu yapanlarin  sayisini siz düşünün
Suriyelilere harcanan para 30 milyar dolari geçti, 7 yila dagitsak 4 milyar dolar eder , Esad halkina yilda 4 milyar dolar harciyormuydu ? hiç sanmam .
Milletimiz kredi çekip Iphone aliyor , işte Türkiye ekonomisi paranin oldugu ama bazen yanlis harcandigi yerdir bana göre
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Destroyed - 08 Nisan 2018, 01:48:45
Ben bu tür konularda yorum yapmayı bıraktım çünkü konuşuyoruz konuşuyoruz fakat hep konuştuğumuzla kalıyoruz. Merkez bankası yıl sonu dolar tahmini 4.10 tl idi oda herşey yolunda gider ise. Dolar şimdiden 4.10 oldu nerdeyse. Bu gün tarih 8 nisan 2018. Not alın 8 nisan 2019 da dolar 5.10 euro 6 benzin 7 lira civarı olacak bu gidişle. Yani anlayacağınız ekonomi pert. Yüzde 10 büyümüş... gidip bunları cahil cühelaya anlatsın. Gelişen ekonominin para birimi sürekli değer kaybediyorsa  salatalığı elime alıp ona anlatırım ama aksini iddia edeni kale bile almam. Ekonominin geliştiği falan yok çarklar yüksek vergilerle uzatmaları oynuyor, kendimizi kandırmayalım. 20 yaşındaki araba en az 30.000 tl bu ülkede. Fizikçi,kimyacı,matematikçi başüstünde taşınması gerekirken işsiz işsiz geziyor. Arkadaşın dediği gibi zabıta memuru 6 bin lira maaş alıyor. 

Fizik öğretmeni ataması: 204 - 346  (http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html (http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html))


Kimya öğretmeni ataması: 237 - 395
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi  öğretmeni: 1386 - 2.128 (yanlış anlaşılmasın dine karşı değilim)
Şimdi soruyorum size Ekonominin kötüye gitmesi kadar normal bişey var mı bu durumda? Neden şaşırıyoruz? alkollü araba kullanırsan kaza yaparsın, 2+2=4, Perşembenin geleceği çarşambadan belli değil mi?
Bu konudaki son yorumumdur...

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 05:47:28
Asgari ücretin artması bu ülke için iyi birşey mi kötü birşey mi hiç anlamadım... kısa dönemde işci için iyi iken uzun  dönemde Türkiye ekonomisi için zarardır aslında...18 yaşındaki çocuk okuldan cıkıyor sanayide 1600 lira ile işe başlıyor. 4 yıldır çalışıp 2000 lira alan usta yarısı kalfalar var. hatta ve hatta cogu yerde 2000 lira alan usta var. Bu 18 yaşındaki arkadaş için 1600 lira mükemmel bir para. Sadece temizlik ve çaya bakarak bile bu parayı kazandıgı için çocuk usta olma hissiyatı taşımıyor. Zaten her yıl 200 lira zam gelecek asgari ücrete diyor ben usta olsamda olmasamda seneye 1800 lira alcam kafası yaşıyor. Bu sanayi için zarar. Zaten sanayilerde arkadan çırak yetişmiyor. Çocukta "sanayide yağın pisin içinde çalışacagıma giderim bir magazada çalışırım karı kızın içinde keyfime bakarım yine aynı parayı alırım" zihni var.. Sen sanayiyi teşvik etmemişsin. Dogru düzgün çırak yok. Genç arkadaşlar artık zora gelemiyor. Geliyor  çalışıyor aman yapamam diyor çekiyor gidiyor. Birçok sanayici çırak bulamadıgı için suriyeli ıraklı çalıştırıyor. hiçbirşey bilmeyen eleman için 1600 lira çok büyük bir para. Adamların usta olma yolunu kapatıyoruz resmen. Bu adamları usta olmaya teşvik edecek birşeyler lazım. Herhangi bir sanayi dalında ustalaşma yılı en az 5-6 yıldır. Buda en az... 2 ay tutamıyorsun veletleri nerde usta olacak bunlar zaten 1600 lira veriyoruz adamlara dururlar mı hiç bu ülkenin sanayisini suriyelilere ıraklılara bırakıyoruz yavaş yavaş.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 10:25:35
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 11:30:02
Ben bu tür konularda yorum yapmayı bıraktım çünkü konuşuyoruz konuşuyoruz fakat hep konuştuğumuzla kalıyoruz. Merkez bankası yıl sonu dolar tahmini 4.10 tl idi oda herşey yolunda gider ise. Dolar şimdiden 4.10 oldu nerdeyse. Bu gün tarih 8 nisan 2018. Not alın 8 nisan 2019 da dolar 5.10 euro 6 benzin 7 lira civarı olacak bu gidişle. Yani anlayacağınız ekonomi pert. Yüzde 10 büyümüş... gidip bunları cahil cühelaya anlatsın. Gelişen ekonominin para birimi sürekli değer kaybediyorsa  salatalığı elime alıp ona anlatırım ama aksini iddia edeni kale bile almam. Ekonominin geliştiği falan yok çarklar yüksek vergilerle uzatmaları oynuyor, kendimizi kandırmayalım. 20 yaşındaki araba en az 30.000 tl bu ülkede. Fizikçi,kimyacı,matematikçi başüstünde taşınması gerekirken işsiz işsiz geziyor. Arkadaşın dediği gibi zabıta memuru 6 bin lira maaş alıyor. 

Fizik öğretmeni ataması: 204 - 346  ([url]http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html[/url] ([url]http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html[/url]))


Kimya öğretmeni ataması: 237 - 395
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi  öğretmeni: 1386 - 2.128 (yanlış anlaşılmasın dine karşı değilim)
Şimdi soruyorum size Ekonominin kötüye gitmesi kadar normal bişey var mı bu durumda? Neden şaşırıyoruz? alkollü araba kullanırsan kaza yaparsın, 2+2=4, Perşembenin geleceği çarşambadan belli değil mi?
Bu konudaki son yorumumdur...

Doların yükselmesinden korkmayın dolar düştüğü zaman ihracatçı sanayici üretimi bırakıp mutahitlige başlamıştı doların yükselmesi uzun vadede daha faydalı olacaktır ben bunu petrol olmaması ve bu sayede sanayinin gelişmesi gibi yorumluyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 11:33:56
Asgari ücretin artması bu ülke için iyi birşey mi kötü birşey mi hiç anlamadım... kısa dönemde işci için iyi iken uzun  dönemde Türkiye ekonomisi için zarardır aslında...18 yaşındaki çocuk okuldan cıkıyor sanayide 1600 lira ile işe başlıyor. 4 yıldır çalışıp 2000 lira alan usta yarısı kalfalar var. hatta ve hatta cogu yerde 2000 lira alan usta var. Bu 18 yaşındaki arkadaş için 1600 lira mükemmel bir para. Sadece temizlik ve çaya bakarak bile bu parayı kazandıgı için çocuk usta olma hissiyatı taşımıyor. Zaten her yıl 200 lira zam gelecek asgari ücrete diyor ben usta olsamda olmasamda seneye 1800 lira alcam kafası yaşıyor. Bu sanayi için zarar. Zaten sanayilerde arkadan çırak yetişmiyor. Çocukta "sanayide yağın pisin içinde çalışacagıma giderim bir magazada çalışırım karı kızın içinde keyfime bakarım yine aynı parayı alırım" zihni var.. Sen sanayiyi teşvik etmemişsin. Dogru düzgün çırak yok. Genç arkadaşlar artık zora gelemiyor. Geliyor  çalışıyor aman yapamam diyor çekiyor gidiyor. Birçok sanayici çırak bulamadıgı için suriyeli ıraklı çalıştırıyor. hiçbirşey bilmeyen eleman için 1600 lira çok büyük bir para. Adamların usta olma yolunu kapatıyoruz resmen. Bu adamları usta olmaya teşvik edecek birşeyler lazım. Herhangi bir sanayi dalında ustalaşma yılı en az 5-6 yıldır. Buda en az... 2 ay tutamıyorsun veletleri nerde usta olacak bunlar zaten 1600 lira veriyoruz adamlara dururlar mı hiç bu ülkenin sanayisini suriyelilere ıraklılara bırakıyoruz yavaş yavaş.
Çok doğru bir tespit... buradan su sonuc cikiyor sanayici para  kazanamiyor ya da usta çok?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 11:42:04
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Birader ne demek istediğimi ya anlamadın yada anladın kafa ütülüyorsun. Ben işciye verilen parada değilim. isterse 20.000 lira alsın. patron oglu porşe sürüyorsa bunuda patrondan vergi almayan devlete sor bana değil. Yukarda altını çize çize 18 yaşındaki veletler için 1600 lira asgari ücret fazla dedim çünki bu para ustalaşmalarını engelliyor. Adam fabrikada ne iş yaparsa yapsın seneye 200+ zam alacagını biliyor. Bu rahatlık var adamda anlatabiliyor muyum ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 11:50:33
Yabgu senin gibi adamları patronlar fabrikalara personel müdürü yapıyor hep.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 12:14:12
Yabgu senin gibi adamları patronlar fabrikalara personel müdürü yapıyor hep.
Serkancım senide DEFENCETURK sayfasında özel üye yapmışlar ama bir özelliğini göremedik. Benim yazıklarımdan ne anlam çıkardında personel müdürü olabileceğim aklına geldi. Al eksi sana
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:29:45
18 yaşında adamlara asgari ücreti çok görüyorsun ondan dedim. Sen annesi hastaneye yatana izin de vermezsin 18 yaşında dediğin meslek lisesini bitirmiş işe girmiş adam asgari ücreti niye hak etmesin iki plastiği bir birine takan ilk okul mezunları alıyor o parayı
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 12:30:48
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Birader ne demek istediğimi ya anlamadın yada anladın kafa ütülüyorsun. Ben işciye verilen parada değilim. isterse 20.000 lira alsın. patron oglu porşe sürüyorsa bunuda patrondan vergi almayan devlete sor bana değil. Yukarda altını çize çize 18 yaşındaki veletler için 1600 lira asgari ücret fazla dedim çünki bu para ustalaşmalarını engelliyor. Adam fabrikada ne iş yaparsa yapsın seneye 200+ zam alacagını biliyor. Bu rahatlık var adamda anlatabiliyor muyum ?
Sen o 18 yaşında ki çocuğa az para vereceksen ona göre çalıştıracaksın. Sadece işi öğreteceksin. Tuvalet temizletmeyeceksin, çöp artırmayacaksın, yerleri temizletmeyeceksin, hem az verip hemde 30 yaşında ki işçi gibi çalıştırmayacaksın. Önce sanayici bu standartlara ulaşsın sonra 18 yaşındakine az mı, çok mu  vericez onu tartışırız. Ayrıyetten Abd örneğini orada niye olmuyor diye verdim. Orada bu dediğin uygulama yok. Artı paralarında değerli. Orada ki çocuk alacağı 2000 dolar maaşla kral gibi yaşar 2, 3 sene biriktirse parasınıa Ford Mustang alır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:33:35
Siz hangi devirde yaşıyorsunuz sanayide 18 yaşında iş öğretilecek çırak gibi adammı kaldı sizin 18 yaşında dediğiniz adamlar 1 senedir staj yapan CNC de program yazan bilgisayarda teknik resim çizen gençlar artık
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 12:35:35
Siz hangi devirde yaşıyorsunuz sanayide 18 yaşında iş öğretilecek çırak gibi adammı kaldı sizin 18 yaşında dediğiniz adamlar 1 senedir staj yapama CNC de progra myazan bilgisayarda teknik resim çizen gençlar artık
Yahu serkan bende biliyorum tabi ki. Yabgu bu şekilde konuşuyor bende ona cevap veriyorum. Yabgu çocuk diyor, bende çocuğu 30 yaşında ki işçi gibi çalıştırıyorlar diyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 12:49:23
18 yaşında adamlara asgari ücreti çok görüyorsun ondan dedim. Sen annesi hastaneye yatana izin de vermezsin 18 yaşında dediğin meslek lisesini bitirmiş işe girmiş adam asgari ücreti niye hak etmesin iki plastiği bir birine takan ilk okul mezunları alıyor o parayı
Serkan günlerden pazar diye algılarını mı kapadın ? yoksa ne var ne yok başkasına kiraya mı verdin ? Ben kimseye birşeyi çok görmediğimi 30 defa yazdım ama anlamamakta ısrar edene başka birşey demiycem. Benim burda asıl anlatmak istediğim nokta o rahatlama hissi yahu. O rahatlamaya engel olup cocugu yada genci her ne haltsa ustalıga götürebiliyorsan alkışlarım seni. Bunun asgari ücretle alakası yok diyebiliyorsan fikir sun. Yok personel müdürymüşüm falan filan amaan serkan ya cidden.

Mermi güzel kardeşim yoruyorsun beni :)) ne amerikasından bahsediyorsun ne guatemalasından dostum :)sanayide 5-10 kişilik yerler vardır ve burda çıraklar tuvalette temizler çayada bakar etrafıda temizler. Kimse çırağa usta işide yaptırmaz neyin kafasını yaşıyorsun. 30 yaşındaki kişinin işi demişsinde neyi kastettin anlamadım. Sen yaşın küçük oldugundan birde yaz aylarında çalıştıgından belki dolusundur ama sanayinin işleyişi budur. En basit kaportacıda çırağa ne yaptıracaklar. Zımpara yapar çaya bakar. Bu budur. Türkiye budur. Ben sana şuan o zımpara yapacakçırağı bulamıyorsun diyorum , bulduklarında ustalaşamıyor. Çünki asgari ücret zamlarından dolayı her yıl +200 alacagını biliyor. Bu rahatlık var. Bu rahatlık ilerlemelerini engelliyor diyorum sen hala amerika diyorsun cart diyorsun curt diyorsun. Güzle kardeşim sanayiyi iyi bilirim. Bu sorun varsa var oldugundandır çıraklara karşı husumetimden falan değil. Bunu anlatmaya çalışıyorum anla artık da.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:55:17
Bir şey bilmiyorsun konuşma fabrikalar işyerleri hakkında. Ne rahatlaması ne rehaveti herkes hayat mücadelesi veriyor kafandan uydurma bilip bilmeden yok otomatik 200 tl alırsaymış da gevşermişte. Kafandan bir dünya yaratma uydurup uydurup. Bugün sanayide yeni işe girenle emekliliği gelen arasındaki maaş farkı bir kaç yüz tl herkes asgari ücretle çalışıyor bu ülkede sen rehavetten bahsediyorsun. Sanayi dediğimde koca fabrika yani kaportacı değil. Birde çok biliyor gibi konuşuyor hayatında bir fabrika imalathane içi gördünmü acaba gözlerinle.  Çıraklar tuvalet temizlermiş. Çırak kaldımı Türkiye'de lise eğitimi mecburi oldu haberin yokmu. Türk filimlerinden aklında kalanları bize satma artık sanayide öyle minik çocuklar çalışmıyor hepsi okulda çünkü
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:11:57
Bir şey bilmiyorsun konuşma fabrikalar işyerleri hakkında. Ne rahatlaması ne rehaveti herkes hayat mücadelesi veriyor kafandan uydurma bilip bilmeden yok otomatik 200 tl alırsaymış da gevşermişte. Kafandan bir dünya yaratma uydurup uydurup. Bugün sanayide yeni işe girenle emekliliği gelen arasındaki maaş farkı bir kaç yüz tl herkes asgari ücretle çalışıyor bu ülkede sen rehavetten bahsediyorsun. Sanayi dediğimde koca fabrika yani kaportacı değil. Birde çok biliyor gibi konuşuyor hayatında bir fabrika imalathane içi gördünmü acaba gözlerinle.  Çıraklar tuvalet temizlermiş. Çırak kaldımı Türkiye'de lise eğitimi mecburi oldu haberin yokmu. Türk filimlerinden aklında kalanları bize satma artık sanayide öyle minik çocuklar çalışmıyor hepsi okulda çünkü
Sen ne tür bir oluşumsun serkan cidden. Çok biliyormuşumda la bildiğim mevzuyu konuşuyorum gevşiyoılar mı evet gevşiyolar. Fabrika görmüşmüyüm senden çok gördüğüm üstüne yemin ederim serkan. Ne iş yaptıgımı dahi bilmiyorsun boş boş konuşma. Sanayii dediğinde fabrika olurmuş kaportacı olmazmış bu bile cahilliğini ortaya cıkarıyor. Ostimde kaç tane fabrika var yada ivedikte. %90ı 5-10 kişilik küçük sanayi işletmeleridir.Daha büyük işletmelerden bahsetmiyorum burda..Büyük fabrikaların çırakla ne işi olacak. Gelmiş olmayan beyninle demogoji yapıyorsun burda. Kaç yaşındaısn ne ayaksın bilmiyorum ama gel misafirim ol Ankarada gezidiriyim san ane nedir ne değildir. Biliyorumki konuşuyorum bilmiyorsan sus boş boş laf kalabalıgı yapma adamında asabını bozma da.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 13:17:55
Çırak diye bir şey yok sen bunu bilmiyorsun daha. Lise ve orta öğrenim mecburi artık Türkiye de bir tane bile senin dediğin gibi çırak kalmadı bundan bile haberin yok bize ahkam kesiyorsun. Yazın bir iki ay eşin dostun dükkanda çalışan varsa vardır ama o bile yasak kimse yapmıyor pek. Berberde çırak görüyormusun saç kestirmeye gidince artık mesela eskiden her berberde yerleri süpüren bir çocuk olurdu varmı artık. Ağrı ya git orada da yok hiç bir yerde yok daha bunu bilmiyon bize ahkam kesiyon. İçini dolduramadığın hakaretler etme neyse diyeceğin onu de. Kim sana 90 tane beğeni attı hiç inanmıyorum benim eksilerle senin artılar kesin senin fake üyeliklerinden
Sen böyle çıraklar var zannediyon dimi hayalindeki sanayide hala.

(http://galeri.fisek.org.tr/main.php?g2_view=core.DownloadItem&g2_itemId=763&g2_serialNumber=4)

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 13:21:16
Bu ülkenin sorunları bitmez. Birbirimizi kırmaya gerek yok. Herkez ülkesini sevdiği için ortaya kendince bir düşünce atıyor. Karşılıklı saygı çerçevesinde tartışalım. Yabguya katılmasamda söyledikleri neticede bir düşüncedir. Onunda kendine göre bir doğruları vardır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:29:19
Çırak diye bir şey yok sen bunu bilmiyorsun daha. Lise ve orta öğrenim mecburi artık Türkiye de bir tane bile senin dediğin gibi çırak kalmadı bundan bile haberin yok bize ahkam kesiyorsun. Yazın bir iki ay eşin dostun dükkanda çalışan varsa vardır ama o bile yasak kimse yapmıyor pek. Berberde çırak görüyormusun saç kestirmeye gidince artık mesela eskiden her berberde yerleri süpüren bir çocuk olurdu varmı artık. Ağrı ya git orada da yok hiç bir yerde yok daha bunu bilmiyon bize ahkam kesiyon. İçini dolduramadığın hakaretler etme neyse diyeceğin onu de. Kim sana 90 tane beğeni attı hiç inanmıyorum benim eksilerle senin artılar kesin senin fake üyeliklerinden
Güzel kardeşim gel Ankaraya misafirim ol. Sana nerde ne kadar kaç yaşında çırak var göstereyim.Aileden gelen kaç yıllık sanayiciyim la tabiki senden iyi bilcem Ankara sanayisinin durumunu adama bak. Fabrika görmüşmüymüşüm.. Şurda bi sorundan bahsediyoruz. Bilmiyorsan sus.Bilenin bir bildiği vardır de bir karışma herşeye maydanoz olma. Ben kendi vatanımdan insanlar dururken suriyeli görünce sinir oluyorum. Nedne benim vatandaşım çalışmıyor diye. Sebeplerinide sundum. Benim Türküm iş begenmiyor. Kendini geliştirmiyor. Ben nedeni asgari ücret diyorum sen baska şeye bagla. Neyin tribindesin. SKYWOLF şu artıları kimin attıgını gösteren bişrşey varsa su arkadaşa göster artık beni sinirt stres etmeye başladı. yeter da kendin boş boş konuşarak 38 tane almışsın zaten neyin kafasındasın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:31:52
İnternet nedense çok yavaş. Yorumlar kombo gelirse yaşadığım sorundan kaynaklı olabilir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:33:15
Ayrıca çırak diyince aklına neden ufak çocuk geliyor.30 yaşında çıraklar var yahu. Bunu bile bilmiyorsun daha
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: wazz - 08 Nisan 2018, 14:52:59
18 yaşına kadar çırak olarak çalıştım ve hala devam eden yapan sanayiler var örneğin imes sanayi sitesinde çok
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 17:10:16
Çevir kazı yanmasın 30 yaşında çırak olamazmıymış.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 17:42:59
Çevir kazı yanmasın 30 yaşında çırak olamazmıymış.
bilmem çocuk fotosu paylaşıp duyarlılık kasarken kendine sordun mu bu soruyu ? Kendi aile işletmemizde 32 yasında bir arkadaş var. Bu sene 7. yılı olacak. 7 yıl önce işe girerken düğünü olmuş pederde yeni evlendi diye normalinden fazla maaş verdi bu arkadaşa..Geldiği gibi duruyor üstüne birşey koyamadı. Birde 3 yıllık eleman var CNC kullanıyor babası trafik kazasında vefat etmiş ailesine bakıyor.. Adam sıfırdan başladı CNC operatörü oldu. Makinayı tamamen öğrendiğinde bu arkadaşa CNC operatorleri ne kadar alıyorsa o kadar vermeyi düşünüyoruz. Adam Taner dediğim kişinin önüne geçti. Benim yukarda anlatmak istediğim özetle şuydu. Biz en başta Tanere evli diye alacagı paranın bir bucuk iki katını vererek yanlış mı yaptık ? Bunun gibi bir sürü örnek var diyorum çevremde. Yaşı önemli değil. Sanayide çocuk cırak kalmadıgını bende biliyorum. Ama çıraklar sadece cocuk değilki. Ama yasları ne olursa olsun adamlarda bir rahatlık var. Ben burdan çıkarsam gittiğim yerde 1600 - 1800e yine işe girerim bir yıl sonrada 200 lira zamımı alırım kafası yaşıyolar. İş seçtikleri gibi birde en hafif zorluğa katlanamıyolar. Bu bile başlı başına bir sorundur. Arkadaş yukarda dediki. Çırak temizlik yapmaz , tuvalet temizlemez , çay demlemez birde 30 yasındaki adamın işini yapmaz. E ne yapacak bu çırak ? Ufak bir sanayi işletmesi diyelim. Adamların 3 gibi işi bitti. O çırak arkadaş ne yapacak tabiki etrafı süpürecek.Etrafı süpürmek kötü birşey mi ? Tuvalet temizlemek kötü birşey mi ? Ufak bir işletmede temizlikçi yoksa tabiki çırak temizleyecek sekreteri , muhasebeciyi veya çizimciyi mi yolluyayım temizle diye.Sanki ben kurdum bu düzeni. Bana saldırıyorsun. HAdi sizin dediğiniz gibi yapalım o halde asgari ücreti 4000 lira yapın neler olacak. Hadi asgari ücret 4000 lira oldugu takdirde sanayi senin anlayışınla nasıl olumlu yönde etkilkecek söyle bana serkan bende diyeyim evet haklılar ben düşüncemde yanlışmışım. Hadi bekliyorum
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 18:30:53
Sen barışırsan bende barışırım
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 18:43:05
Sen barışırsan bende barışırım
ben kimseyle küsmem artılarıma laf atma yeter , ileri gittim biraz özür dilerim yalnız anlatmak istediğim şey sizin anladıgınız şey değildi bunu bilin yeter.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 18:46:37
Yok yok ben abarttım ben özür dilerim
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 18:59:34
İkinizede benden birer artı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 19:01:09
Bende Yabgu ya bir artı vericem artık arkadaşız 90 dı 91 olacak
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 07 Ağustos 2018, 07:45:35
Büyük bir develüasyon var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 07:37:08
Çok fena develüasyon var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:05:58
Evet resmen bir devalüasyon. Bunların başsebeplerinden biri gereğinden fazla sürdürülen expansif finanspolitikasıdır. Uzun vadede dış yatırıma zemin kalmıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 09:26:28
Evet resmen bir devalüasyon. Bunların başsebeplerinden gereğinden fazla sürdürülen expansion finanspolitikasıdır. Uzun vadede dış yatırıma zemin kalmıyor.

Az önce gözümün önünde 6.50 tl oldu dolar hocam. Vallahi elim titriyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:28:45
Bu kur kolay toparlanmaz artık. Şpekülativlerin insafına kalmış durum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:37:22
Geçmiş olsun. Dolar altı Lirayı geçti.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 09:48:26
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Raptor44 - 10 Ağustos 2018, 14:36:59
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Peki bunu gizliden yaptılarsa amaç ne
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 14:38:50
Bir an 6,5 TL oldu ve müdahale edilmeden 5,8'e geriledi!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 15:20:02
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Peki bunu gizliden yaptılarsa amaç ne

Kırılgan piyasayı daha fazla tedirgin etmemek için. Son haftalarda yaşanan kur gerilemesi resmen devalüasyonun karekterini taşıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 15:42:14
Şuanki yapılan açıklamadan ne çıkacak yada ne kadar yararlı olacak acaba ?
Şuan 6.13 oldu :( ben sade bir vatandaşım borcum yok çok şükür maaşlı çalışanım.
Hepimiz gibi endişeleniyorum üzülüyorum tedirginim :(
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 16:24:43
$6.50 şuan.  €7.43

O kadar boş konuştular ki. Birde Trump bey twit attı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 16:40:06
6,8'e kadar çıktığı söyleniyor. İlginç!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 17:06:57
$6.50 şuan.  €7.43

O kadar boş konuştular ki. Birde Trump bey twit attı.

Asagilik herif atesin icine daha daha benzin döküyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 17:12:50
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'ye yönelik skandal paylaşımlarına bir yenisini ekleyerek, çelik ve alüminyum için gümrük verilerini vergileri iki katına çıkardığını duyurdu.
Trump, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Türk lirasının ABD doları karşısında hızla düştüğünü" ifade ederek, Türkiye'den gelen çelik ve alüminyum üzerindeki gümrük vergilerinin ikiye katlanmasına onay verdiğini duyurdu.

Trump, "Alüminyumda bu oran artık yüzde 20, çelikte de yüzde 50 olacak. Türkiye ile ilişkilerimiz bu dönemde iyi değil." ifadelerini kullandı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 17:43:07
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 18:55:37
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!

Hocam kimse söylemiyor ama biz 2015'ten beri doğrusal bir krizdeyiz. Devletin borcu 100+ Milyar Dolar olsada ödenebilir gayet rahat. Ama özel sektör 350+ Milyar Dolarlık borcunu ödeyemez. Tabii kısa dönemli değil tamamı. Sadece 100+ Milyar Doları 1 yıl içinde ödenmeli. Mümkünatı yok IMF olmadan bu paea bulunamaz. Yerel seçim sonrası IMFden para istenecek diyorum ben. Yoksa bahsedildiği gibi tümden iflas verilir. Zaten 1 yıla yakındır çoğunluk inşaat firması başta olmak üzere çoğu sektörde batmalar, konkordatolar, iflas ertlemeler verildi - veriliyor. Tabii birde kriz fırsatçıları var. Zarar etmesede zarar etmiş gibi gözüken, paralar ile kaçan ve kaçacak olanlar.

Diğer ülkelerin gündemine girdiğimizi biliyorum. Zira biz iflas edersek bunun yayılmasından korkuyorlar. Özellikle Türkiye'nin karmaşıklaştırılmış demografisi yüzünden milyonlarca karışık mültecinin AB ye akın etmesinden.

En başında şu inşaat işi cüzi kârlar ile işin ehli tarafından yapılanlarda olsaydı bugün bu hale gelinmezdi. Ne olurdu sanki bir kutu gibi evden 1'e 10 yerine 1'e 2 kazanmaya çalışsalardı... 60 bin tlye maâl et, ama 600 bin tlye satmaya kalk... Hazine garantili işler zaten felaket.

Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Türkiye borçlarını kolay çevirebilecek bir ülke, yeter ki her önüne gelenle atışmasın, yeterki alttan almasını bilsin.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 11 Ağustos 2018, 21:35:56
Şuan ortadaki iddialar;

- 15+ büyük inşaat firması battı, projeler durdu, ödenekler yapılmıyor lakin açıklanmıyor.
- IMF ile gizli şekilde görüşülüyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 12 Ağustos 2018, 04:37:04
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!



Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?Enflasyonun artması ithal mala gelen zamlarla ve bazı yapısal sorunlarla ilgilidir.Ayrica ihracaat artmakta ve ihracaatin ithalatı karşılama oranı yükselmektedir.Ekonomi yine rekor bir buyumeye imza atacak. 3. Havalimanı 2 ay sonra açılıyor ayrıca diğer projeler savunma dahil en ufak bir kesinti yok ilerliyor yani kurun yükselmesi için hiçbir sebep yok ortada tamamen ekonomik bir operasyonla kur yükseliyor yükseltiliyor inşallah başarısız olacaklar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 12 Ağustos 2018, 04:39:48
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!



Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?Enflasyonun artması ithal mala gelen zamlarla ve bazı yapısal sorunlarla ilgilidir.Ayrica ihracaat artmakta ve ihracaatin ithalatı karşılama oranı yükselmektedir.Ekonomi yine rekor bir buyumeye imza atacak. 3. Havalimanı 2 ay sonra açılıyor ayrıca diğer projeler savunma dahil en ufak bir kesinti yok ilerliyor yani kurun yükselmesi için hiçbir sebep yok ortada tamamen ekonomik bir operasyonla kur yükseliyor yükseltiliyor inşallah başarısız olacaklar.
Ek olarak turizmde rekor doluluk oranları yaşanıyor oteller yüzde yüz dolu havayolu şirketleri özellikle thy ilk defa yüzde 80 dolulugun üzerine çıkmış durumda.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 12 Ağustos 2018, 08:34:09



Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?
[/quote]

http://www.haberayyildiz.com/gundem/merkez-bankasi-para-basiyor-turkiye-ekonomisi-cokuyor-18951h.html (http://www.haberayyildiz.com/gundem/merkez-bankasi-para-basiyor-turkiye-ekonomisi-cokuyor-18951h.html)

Tedavüldeki para miktarı bir anda çok hızlı arttı. Para arzı 5 yıldır hafif hafif arttırılıyordu zaten, yalnız karşılık olarak altınımız yok.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Ağustos 2018, 13:21:25
Arkadaşlar ekonomist değilim ancak iktisat ve ekonomi tarihini çok okumuş bir insan olarak bizim ekonomik sıkıntımızın temelinde çok büyük bir felsefik sorunun yattığına inanıyorum. Sorunun ismi KAPİTALİST LİBERAL EKONOMİ. Akp başa geldikten sonra Türkiye az da olsa karma ekonomik sistemde olan konumunu nerdeyse tamamen Kapitalist Liberal Ekonomiye kaydırdı. Bunu nasıl yaptı devlete ait zarar eden veya ettirilen tüm şirket ve yapıların çoğunu özelleştirdi ki bu halk arasında " aaa ülkeyi satıyorlar olarak algılandı. "

Akp'nin Liberal Ekonomik sistemi şöyleydi; Devlet bir şirket ve yapı kurmaz . Ülkenin ihtiyacı olan alanlara teşvik yapar, paket açıklar, halk gelir şirket açar üretimi karşılar ihracat  yapar devlet vergi üzerinden payını alır.Aslında bir devlet için güzel bir sistem. Ama şunu atladılar, Türk insanının genlerinde TÜCCARLIK ,TİCARET, SANAYİCİLİK YOK.Bizim atalarımız askerlikle uğraşan hayvancılık yapan çiftçilerdi. İstisnalar dışında hiçbir zaman deniz kıyısında yaşayıp deniz ticareti yapan, yüzyıllardır şehirlerde yaşamış burdaki pazarlarda tüccarlığı genlerimize işletmiş, deve kervanlarıyla yüzyıllarca mal taşımış bir millet OLMADIK. Bilimsel olarak bir kaç nesil tarafından tekrarlanan davranışlar artık o insanların genlerine işliyor ve kalıcı oluyor. Bu fiziksel özelliklerde bile geçerli kutuplara gidin yaşayın kardan yansıyan güneş yüzünden 5 nesil boyunca gözleriniz çekikleşir sonra afrikaya gitseniz bile çocuklarınız çekik gözlü doğar. Veya beyaz tenli karıştırıyor olabilirim. Yani bu özellik bizim genlerimizde yok. Zaten osmanlı'da da , selçuklu da da ticaret ve zanaatkarlık genelde gayrimüslimler üzerinden ilerlemiş bir sektör.  Kurtuluş savaşından sonra gönderilmeleriylede elimizde kalan  bir avucu ülkenin tepe noktasını oluşturuyor zaten.


Tabi birde devlet eliyle desteklenen Sabancı ve Koç var. Yıllarca sabancı sabancı kayserili adamlar vs . denildi. Kayseriye gidin bakın şehirde ermenilerin ticari hayatta çok büyük izleri var. Çarşıya girin bir tane kuyumcu bulamazsınız hepsinin ismi Sarraf. Yani belliki sabancının geçmişinde de bir ilişki var. Koç'un geçmişinide bilmesemde cumhuriyet kadroları tarafından 100 yıldır itelene itelene bir yerlere gelmiş bir oluşum. O yüzden AKP'nin bu Teşvik sistemine bağlı LİBERAL EKONOMİ'nin işe yarayacağı bir toplum yapısına sahip değiliz. Çünkü ;

+ Bizim sanayicimiz hiçbir zaman riske girip ileri teknolojilere yatırım yapmaz
+ Parasını riske atmaz. Binbir garantiyle bir işe girer.
+ Koç gibi elaleme sıfırdan araç yapar ama o firmalar darılmasın diye milli araba yapılamaz intihardır der.
+ Arge nedir bilmez , Girişim ruhu yoktur , zaten ticari olarak ihracat ilişkilerinde bireysel olarak patronlar sıfırdır.
+ Bir sektörü tutturdumu ölümüne oradan devam eder yatırım yapmaz.

Halka dönelim ;

+ Elinde bir parası olursa asla ticarete girmez, direk ev alır kira yer kendini garantiye alır
+ Çiftci devletin verdiği teşvik kredisiyle yatırım yapmaz gider oğlanın kınasını düğününü yapar.
+ Tarladan biraz kar etsin üretimi arttırmak için iyi tohuma gübreye ilaca yatırım yapacağına gider ihtiyacı olmamasına rağmen traktörü büyütür yenisini alır çeker ilçe kahvehanesinn önüne birde ağzında sigara hava ata ata kağıt oynar.
+ Şehirde kobi kredisini çeken kobi biraz beli doğrulttumu işletmeyi büyütmez gider bmw 5.20 alır dik yaka gömlek kızlar seri köz getir tayfa olur.


O yüzden Türk insanı iyi Askerdir, Çalışkandır, Zekidir, Vicdanlıdır ama iyi Tüccar değildir, Sanayici hiç değildir. Koskoca Türkiye ekonomisi de devletin teşvikleriyle özel sektörün keyfine bırakılacak bir sektör asla OLMAMALIDIR. Bizler Abd değiliz orada MAKE MONEY yani para yapmak gibi bir kültür var. İnsanların en büyük amacı biraz para kazanıp bir şirket bir kuruluş kurup büyümek. Orda tabi devlet teşvik yapar özel sektör hemen doldurur.


O yüzden bizim ÇÖZÜMÜMÜZ = KARMA EKONOMİK MODEL, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK'dir .


Bu sistemde devlet bir alanda şirket veya ithalat fazlası gördüğünde teşvik yapmaz. Direk o alanda bir şirket kurar . Bu şirketi devlet büyütür bir seviyeye getirir bu şirket tam devletçi modelde devlet şirketi olarak devam eder, Karma sistemde ise devlet şirketin bir kısmını özel sektöre satar veya halka açar kademe kademe özel sektöre kaydırır.

Atatürk döneminde her ne kadar İzmir İktisat Kongresinde Liberal bir izlenim verilse de - Ki bunun sebebi Lozan'ın imzalanması içindir(ayrıntı isteyen özel mesaj atabilir)- o dönemdeki kurulan sanayi devletçilik sayesinde kurulmuştur. 1929 ekonomik krizinden bu ülke devletçilik sayesinde kurtulmuştur. Devam eden nato'ya giriş dönemi, amerikanlaşma ve Demokrat Parti dönemlerinde birazda demokrat parti Varlık vergisi ve Milli koruma kanunu'nun gazıyla başa geldiğinden ve bu vergilerin DEVLETÇİLİK ile bağdaştırılmasından Devletçilik biraz ötelendi zaten nato ve abd etkisi üstünden silindir gibi geçti. Bu sistem doğru uygulanırsa halkımız için en etkili ekonomik sistem gibi bunun en güzel modern örneğini SAVUNMA SANAYİSİ'nde görüyoruz. Devlet destekli kurulan şirketler devamlı ordu tarafından sübvanse edildi müsteşarlıkta şirketleri yapılanma ve arge konusunda kordine edince bir ana Savunma Sanayisi ve birde özel savunma sanayi şirketleri çeperi oluştu. Ben açıkcası TSKGV'yi bir özel sektör olarak görmüyorum.

(https://www.kocaelizirve.com/upload/images/27138_3.jpg)

Şimdi gel gelelim şu an içinde olduğumuz ekonomik duruma ne yazıkki kötü bir durum. Bizim bu durumdan kalıcı olarak çıkmamızın tek yolu ;

YURTİÇİNDE TL İLE YATIRIM YAPIP ÜRET, YURTDIŞINA DOLAR İLE SAT.

Kısaca üret,üret,üret.

Ve bunu en hızlı nasıl yapabiliriz = Devletçilik.

En hızlı hangi sektörlerde yapabiliriz = Tarım ve Hayvancılık, Tekstil, Yazılım, Enerji

Tarım ve Hayvancılık : Senelerdir Tarım ülkesi olarak nitelendirildik ama ne yazık ki şu an dışardan büyük oranda tarımsal ürün ve hayvan ithal ediyoruz. Ve çoğunda dolarlarda dışarıya gidiyor. Arkadaşlar ülkemiz cennet ama ne yazıkki en kötü çiftcisinin evinde tarımla ilgili en az 15 kitap varken bizim bunlarla şu anki sistemle mücadele etmemiz zor.  O yüzden bu işe devletin girmesi ŞART. Keza bizim miletimiz zaten aylık garanti kazancı sever.

O yüzden devlet belirli süre ekilmeyen arazilere veya devlet arazilerine üretimden yüzde pay karşılığı devlet tarım arazileri kapsamına alıp çiftcilerin garanti asgari ücret karşılığı ziraat mühendisleri tarafından yönlendirilerek tamamen modern tarım araçları ve tarım yöntemleriyle tarım yapacağı aynı sistemin hayvancılık konusunda da uygulanıp devlet çiftliklerinin kurulacağı ve hayvanların tam üretkenlikte hayvanların her şeyinden yararlanıldığı  bir sistemin kurulması ve halkın burda verimle çalışması daha mantıklı. Ayrıca devlet nerde ne yetişeceğini ne kadarın yeterli olacağı ve ne kadarın ihracata ayrılacağını belirleyeceğinden gayet verimli olacağı malum.

Ayrıca bu ofisler bir tsk vazifesi görür ise ve bir tarım sanayisi müsteşarlığı kurarsa ülkemizde Tarım sanayisinin gelişeceğini ve ülkeye dolar sağlayacağını düşünüyorum.


Tekstil : Senelerdir Tekstilde başa oynayan bir ülkeydik. Hatta tekstil pamuğu yetiştirmek için gap gibi büyük bir projeye giriştik. Ama ne oldu çin o müthiş üretim altyapısı ile özellike ucuz kuma ve tekstil ürünlerini sirkülase ettiler. Bizim burada yapmamız gereken daha kaliteli dokuma hammaddelerine yatırım yapıp bu türleri yetiştirip hali hazırdaki tekstil şirketlerini yurtdışına yaymak için devletin ya kendi şirketini kurması yada bu şirketlere ortak olması lazım.

Yazılım  = Getiri sağlaması en kolay alanlardan birisi. Devlet ortaklıklı bir kaç yazılım şirketi kurulup bu şirketlerin proje başvurusu tabanlı çalışması mantıklı olur. Değerli projeleri toplayıp bunlar üzerine çalışmak için Türkiyenin en iyi yazılım mühendislerini aselsan gibi toplayacak bir kuruluş ülkemize çok ciddi dolar girdisi sağlayacaktır. 

Enerji = Arkadaşlar ülkemizin cidden kanayan yarası ülkedeki doların yaklaşık 3 te 1'ini ıınmak ve üstünden elektrik üretmek için doğalgaz'a ve araçlarımız ve çeşitli alanlar için petrole veriyoruz. Ve evet ülkemizde Petrol ve doğalgaz yok kadar az . Biz bu iki bağımlılığımızı ne kadar azaltabilirsek o kadar bizim için iyi olacak. Çok büyük bir kazanç cebimizde kalacak.
Peki bunu nasıl yaparız ? İlk olarak başta temiz enerji yatırımları ve en önemliside ne yazıkki çabukcak nükleer enerjiye yatırımı arttırıp nükleer santral yapabilir seviyeye gelecek teknoloji transferini sağlayıp kendi santrallerimizi yaparak ülkedeki enerji üretim kabiliyetine çağ atlatmamız lazım .

Çünkü eğer böyle yaparsak milli otomobil projesinede destek olack şekilde ülkede elektrikli otomobili teşvik ederek petrole olan ihtiyacı aşırı düşürebiliriz, amerikadaki gibi klima bazlı elektrikle soğutma ve ısıtma sistemlerini ülkemizde yeni yapılarda şart koşarak doğalgazdan ve tabiki doğalgazla işleyen elektrik üretim tesiserini kpatarak doğalgazada iden parayı aşırı sınırlayarak bütçenin yüzde 20-30'una yakın bir dolar'ı ek kazanç gibi cebimizde muhafaza edebilir ve enerjide bağımsız olabiliriz.


Sanayi : Bu alanda da güney Kore'nin zamanında yaptığı gibi her alanda belirli devlet ortaklıklı ve destekli şirketler seçerek bunları bir thy gibi uluslararası arenaya çıkarmak ve bir savunma sanayisi müsteşarlığı modeli veya bu modelin evriltilmiş versiyonlarını uygulamamız lazım. Mesela buna Togg ile başlayabiliriz. Ama bu sektörde de Devletçiliğin olması itici güç olması şart. Çünkü riske girmeyi düşünen dünyayı takip eden bir sanayicimiz yok.


Tabi bunlardan ayrı bütün bu sektörlerde çalıştırmanız gereken bir nitelikli iş gücü kısmı var . Ve bu eğitimle ilgili kısım bambaşka bir konu. Belki onuda başka bir yazıda fikirlerimden bahsederim. Kısaca benim düşüncem ve fikirlerim budur. Doğru bulunur veya bulunamaz. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 12 Ağustos 2018, 21:26:24
B.Erdoğan bey'in bugünkü konuşması çok fenaydı. Yarın 10 tl civarını görürsek şaşırmam.

Dövizin yükselmesinin bence en kötü etkisi gıda zamlanması ve savunma sanayiiyi etkilemesi.
10 milyar dolar bütçe zaten çok azdı. 6 milyar dolara düşmüş. Arda mevlütoğlunun twitter hesabında gördüm.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: P4RS - 13 Ağustos 2018, 00:26:57
Ya bilerek böyle yapıyor yada ....

Diyecek bi şey yok.

Yağ kuyruğu vardı diye yuhlattığı insanların 10 1 kadar bile bir şey bildiği yok.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 13 Ağustos 2018, 03:54:39
Arkadaşlar ekonomist değilim ancak iktisat ve ekonomi tarihini çok okumuş bir insan olarak bizim ekonomik sıkıntımızın temelinde çok büyük bir felsefik sorunun yattığına inanıyorum. Sorunun ismi KAPİTALİST LİBERAL EKONOMİ. Akp başa geldikten sonra Türkiye az da olsa karma ekonomik sistemde olan konumunu nerdeyse tamamen Kapitalist Liberal Ekonomiye kaydırdı. Bunu nasıl yaptı devlete ait zarar eden veya ettirilen tüm şirket ve yapıların çoğunu özelleştirdi ki bu halk arasında " aaa ülkeyi satıyorlar olarak algılandı. "

Akp'nin Liberal Ekonomik sistemi şöyleydi; Devlet bir şirket ve yapı kurmaz . Ülkenin ihtiyacı olan alanlara teşvik yapar, paket açıklar, halk gelir şirket açar üretimi karşılar ihracat  yapar devlet vergi üzerinden payını alır.Aslında bir devlet için güzel bir sistem. Ama şunu atladılar, Türk insanının genlerinde TÜCCARLIK ,TİCARET, SANAYİCİLİK YOK.Bizim atalarımız askerlikle uğraşan hayvancılık yapan çiftçilerdi. İstisnalar dışında hiçbir zaman deniz kıyısında yaşayıp deniz ticareti yapan, yüzyıllardır şehirlerde yaşamış burdaki pazarlarda tüccarlığı genlerimize işletmiş, deve kervanlarıyla yüzyıllarca mal taşımış bir millet OLMADIK. Bilimsel olarak bir kaç nesil tarafından tekrarlanan davranışlar artık o insanların genlerine işliyor ve kalıcı oluyor. Bu fiziksel özelliklerde bile geçerli kutuplara gidin yaşayın kardan yansıyan güneş yüzünden 5 nesil boyunca gözleriniz çekikleşir sonra afrikaya gitseniz bile çocuklarınız çekik gözlü doğar. Veya beyaz tenli karıştırıyor olabilirim. Yani bu özellik bizim genlerimizde yok. Zaten osmanlı'da da , selçuklu da da ticaret ve zanaatkarlık genelde gayrimüslimler üzerinden ilerlemiş bir sektör.  Kurtuluş savaşından sonra gönderilmeleriylede elimizde kalan  bir avucu ülkenin tepe noktasını oluşturuyor zaten.


Tabi birde devlet eliyle desteklenen Sabancı ve Koç var. Yıllarca sabancı sabancı kayserili adamlar vs . denildi. Kayseriye gidin bakın şehirde ermenilerin ticari hayatta çok büyük izleri var. Çarşıya girin bir tane kuyumcu bulamazsınız hepsinin ismi Sarraf. Yani belliki sabancının geçmişinde de bir ilişki var. Koç'un geçmişinide bilmesemde cumhuriyet kadroları tarafından 100 yıldır itelene itelene bir yerlere gelmiş bir oluşum. O yüzden AKP'nin bu Teşvik sistemine bağlı LİBERAL EKONOMİ'nin işe yarayacağı bir toplum yapısına sahip değiliz. Çünkü ;

+ Bizim sanayicimiz hiçbir zaman riske girip ileri teknolojilere yatırım yapmaz
+ Parasını riske atmaz. Binbir garantiyle bir işe girer.
+ Koç gibi elaleme sıfırdan araç yapar ama o firmalar darılmasın diye milli araba yapılamaz intihardır der.
+ Arge nedir bilmez , Girişim ruhu yoktur , zaten ticari olarak ihracat ilişkilerinde bireysel olarak patronlar sıfırdır.
+ Bir sektörü tutturdumu ölümüne oradan devam eder yatırım yapmaz.

Halka dönelim ;

+ Elinde bir parası olursa asla ticarete girmez, direk ev alır kira yer kendini garantiye alır
+ Çiftci devletin verdiği teşvik kredisiyle yatırım yapmaz gider oğlanın kınasını düğününü yapar.
+ Tarladan biraz kar etsin üretimi arttırmak için iyi tohuma gübreye ilaca yatırım yapacağına gider ihtiyacı olmamasına rağmen traktörü büyütür yenisini alır çeker ilçe kahvehanesinn önüne birde ağzında sigara hava ata ata kağıt oynar.
+ Şehirde kobi kredisini çeken kobi biraz beli doğrulttumu işletmeyi büyütmez gider bmw 5.20 alır dik yaka gömlek kızlar seri köz getir tayfa olur.


O yüzden Türk insanı iyi Askerdir, Çalışkandır, Zekidir, Vicdanlıdır ama iyi Tüccar değildir, Sanayici hiç değildir. Koskoca Türkiye ekonomisi de devletin teşvikleriyle özel sektörün keyfine bırakılacak bir sektör asla OLMAMALIDIR. Bizler Abd değiliz orada MAKE MONEY yani para yapmak gibi bir kültür var. İnsanların en büyük amacı biraz para kazanıp bir şirket bir kuruluş kurup büyümek. Orda tabi devlet teşvik yapar özel sektör hemen doldurur.


O yüzden bizim ÇÖZÜMÜMÜZ = KARMA EKONOMİK MODEL, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK'dir .


Bu sistemde devlet bir alanda şirket veya ithalat fazlası gördüğünde teşvik yapmaz. Direk o alanda bir şirket kurar . Bu şirketi devlet büyütür bir seviyeye getirir bu şirket tam devletçi modelde devlet şirketi olarak devam eder, Karma sistemde ise devlet şirketin bir kısmını özel sektöre satar veya halka açar kademe kademe özel sektöre kaydırır.

Atatürk döneminde her ne kadar İzmir İktisat Kongresinde Liberal bir izlenim verilse de - Ki bunun sebebi Lozan'ın imzalanması içindir(ayrıntı isteyen özel mesaj atabilir)- o dönemdeki kurulan sanayi devletçilik sayesinde kurulmuştur. 1929 ekonomik krizinden bu ülke devletçilik sayesinde kurtulmuştur. Devam eden nato'ya giriş dönemi, amerikanlaşma ve Demokrat Parti dönemlerinde birazda demokrat parti Varlık vergisi ve Milli koruma kanunu'nun gazıyla başa geldiğinden ve bu vergilerin DEVLETÇİLİK ile bağdaştırılmasından Devletçilik biraz ötelendi zaten nato ve abd etkisi üstünden silindir gibi geçti. Bu sistem doğru uygulanırsa halkımız için en etkili ekonomik sistem gibi bunun en güzel modern örneğini SAVUNMA SANAYİSİ'nde görüyoruz. Devlet destekli kurulan şirketler devamlı ordu tarafından sübvanse edildi müsteşarlıkta şirketleri yapılanma ve arge konusunda kordine edince bir ana Savunma Sanayisi ve birde özel savunma sanayi şirketleri çeperi oluştu. Ben açıkcası TSKGV'yi bir özel sektör olarak görmüyorum.

(https://www.kocaelizirve.com/upload/images/27138_3.jpg)

Şimdi gel gelelim şu an içinde olduğumuz ekonomik duruma ne yazıkki kötü bir durum. Bizim bu durumdan kalıcı olarak çıkmamızın tek yolu ;

YURTİÇİNDE TL İLE YATIRIM YAPIP ÜRET, YURTDIŞINA DOLAR İLE SAT.

Kısaca üret,üret,üret.

Ve bunu en hızlı nasıl yapabiliriz = Devletçilik.

En hızlı hangi sektörlerde yapabiliriz = Tarım ve Hayvancılık, Tekstil, Yazılım, Enerji

Tarım ve Hayvancılık : Senelerdir Tarım ülkesi olarak nitelendirildik ama ne yazık ki şu an dışardan büyük oranda tarımsal ürün ve hayvan ithal ediyoruz. Ve çoğunda dolarlarda dışarıya gidiyor. Arkadaşlar ülkemiz cennet ama ne yazıkki en kötü çiftcisinin evinde tarımla ilgili en az 15 kitap varken bizim bunlarla şu anki sistemle mücadele etmemiz zor.  O yüzden bu işe devletin girmesi ŞART. Keza bizim miletimiz zaten aylık garanti kazancı sever.

O yüzden devlet belirli süre ekilmeyen arazilere veya devlet arazilerine üretimden yüzde pay karşılığı devlet tarım arazileri kapsamına alıp çiftcilerin garanti asgari ücret karşılığı ziraat mühendisleri tarafından yönlendirilerek tamamen modern tarım araçları ve tarım yöntemleriyle tarım yapacağı aynı sistemin hayvancılık konusunda da uygulanıp devlet çiftliklerinin kurulacağı ve hayvanların tam üretkenlikte hayvanların her şeyinden yararlanıldığı  bir sistemin kurulması ve halkın burda verimle çalışması daha mantıklı. Ayrıca devlet nerde ne yetişeceğini ne kadarın yeterli olacağı ve ne kadarın ihracata ayrılacağını belirleyeceğinden gayet verimli olacağı malum.

Ayrıca bu ofisler bir tsk vazifesi görür ise ve bir tarım sanayisi müsteşarlığı kurarsa ülkemizde Tarım sanayisinin gelişeceğini ve ülkeye dolar sağlayacağını düşünüyorum.


Tekstil : Senelerdir Tekstilde başa oynayan bir ülkeydik. Hatta tekstil pamuğu yetiştirmek için gap gibi büyük bir projeye giriştik. Ama ne oldu çin o müthiş üretim altyapısı ile özellike ucuz kuma ve tekstil ürünlerini sirkülase ettiler. Bizim burada yapmamız gereken daha kaliteli dokuma hammaddelerine yatırım yapıp bu türleri yetiştirip hali hazırdaki tekstil şirketlerini yurtdışına yaymak için devletin ya kendi şirketini kurması yada bu şirketlere ortak olması lazım.

Yazılım  = Getiri sağlaması en kolay alanlardan birisi. Devlet ortaklıklı bir kaç yazılım şirketi kurulup bu şirketlerin proje başvurusu tabanlı çalışması mantıklı olur. Değerli projeleri toplayıp bunlar üzerine çalışmak için Türkiyenin en iyi yazılım mühendislerini aselsan gibi toplayacak bir kuruluş ülkemize çok ciddi dolar girdisi sağlayacaktır. 

Enerji = Arkadaşlar ülkemizin cidden kanayan yarası ülkedeki doların yaklaşık 3 te 1'ini ıınmak ve üstünden elektrik üretmek için doğalgaz'a ve araçlarımız ve çeşitli alanlar için petrole veriyoruz. Ve evet ülkemizde Petrol ve doğalgaz yok kadar az . Biz bu iki bağımlılığımızı ne kadar azaltabilirsek o kadar bizim için iyi olacak. Çok büyük bir kazanç cebimizde kalacak.
Peki bunu nasıl yaparız ? İlk olarak başta temiz enerji yatırımları ve en önemliside ne yazıkki çabukcak nükleer enerjiye yatırımı arttırıp nükleer santral yapabilir seviyeye gelecek teknoloji transferini sağlayıp kendi santrallerimizi yaparak ülkedeki enerji üretim kabiliyetine çağ atlatmamız lazım .

Çünkü eğer böyle yaparsak milli otomobil projesinede destek olack şekilde ülkede elektrikli otomobili teşvik ederek petrole olan ihtiyacı aşırı düşürebiliriz, amerikadaki gibi klima bazlı elektrikle soğutma ve ısıtma sistemlerini ülkemizde yeni yapılarda şart koşarak doğalgazdan ve tabiki doğalgazla işleyen elektrik üretim tesiserini kpatarak doğalgazada iden parayı aşırı sınırlayarak bütçenin yüzde 20-30'una yakın bir dolar'ı ek kazanç gibi cebimizde muhafaza edebilir ve enerjide bağımsız olabiliriz.


Sanayi : Bu alanda da güney Kore'nin zamanında yaptığı gibi her alanda belirli devlet ortaklıklı ve destekli şirketler seçerek bunları bir thy gibi uluslararası arenaya çıkarmak ve bir savunma sanayisi müsteşarlığı modeli veya bu modelin evriltilmiş versiyonlarını uygulamamız lazım. Mesela buna Togg ile başlayabiliriz. Ama bu sektörde de Devletçiliğin olması itici güç olması şart. Çünkü riske girmeyi düşünen dünyayı takip eden bir sanayicimiz yok.


Tabi bunlardan ayrı bütün bu sektörlerde çalıştırmanız gereken bir nitelikli iş gücü kısmı var . Ve bu eğitimle ilgili kısım bambaşka bir konu. Belki onuda başka bir yazıda fikirlerimden bahsederim. Kısaca benim düşüncem ve fikirlerim budur. Doğru bulunur veya bulunamaz. 

Zaten salarin Ermeni mallarina coktugu, koclarinda sabetayci oldugu soylenir bazi internet sitelerinde.
Başlık: Savunma Sanayii Başkanlığı'ndan Türk Lirası hamlesi
Gönderen: SKYWOLF - 18 Ağustos 2018, 09:54:46
Savunma Sanayii Başkanlığı'ndan Türk Lirası hamlesi

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), imzalanan sözleşmeler kapsamında dolar olarak verilen teminatların Türk Lirası’na çevrileceğini ve ilk defa imzalanacak sözleşmeler kapsamında verilecek olan teminatların Türk Lirası olarak belirleneceğini açıkladı.

Savunma Sanayii Başkanlığından yapılan açıklamada, “Başkanlığımız tarafından, imzalanmış olan sözleşmeler kapsamında dolar olarak verilmiş teminatların Türk Lirası'na çevrilmesi ve ilk defa imzalanacak sözleşmeler kapsamında verilecek olan teminatların Türk Lirası olarak belirlenmesi kararlaştırıldı” denildi.

http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-savunma-sanayii-ekonomi-2726837/ (http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-savunma-sanayii-ekonomi-2726837/)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 06 Ekim 2018, 22:04:46
Ne ise hafta içerisinde sayın cumhur başkanımızın açıklaması ile bir nebze rahatladım.

''Ekonomideki durumun,  Rahip Brunson ile alakası yok . Sorun yakında aşılacak''


Ben bu açıklamadan önce gerçekten kara kara düşünmekte idim .
 ''Rahip tutuklanınca ekonomimiz böyle olursa , Allah etmesin Piskopos veya kardinali tutuklarsak  memleket ekonomimiz ne olur'' ;D

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 13:57:56
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 15:12:04
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 15:16:31
Şu anda yapılması gereken Merkezin en az 300 baz puan faiz indirimine gitmesidir 6.8 lik kur faiziyle gidiyoruz dolar olmuş 5.23 eğer hemen indirim gelirse çok kısa sürede neticesini  enflasyonda görebileceğiz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 15:18:56
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 27 Kasım 2018, 15:30:18
Dış çeper olarak kastettiğin nedir? Atmosferin dış katmanlarından mı?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 15:36:18
Dış çeper olarak kastettiğin nedir? Atmosferin dış katmanlarından mı?

Kaynakların en sağlam olduğu yer marsla jüpiter arasındaki asteroid kuşağı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 18:02:40
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Bormatik ı duydun mu ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 18:05:50
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Bormatik ı duydun mu ?

Deterjan olanını söylüyorsaız lisansta çalıştığım internet mağzasından hr gün ucuz diye kutu kutu satardık kalitesizliğinden dolayıda yarısına yakını iadeye dönerdi.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 21:40:31
Bormatik kalitesiz değil parasıyla bile bulunamıyor yok piyasada ayrıca satiliyorsa hangi markette var söyle bende alayım  mesele  bormatik değil  senin bildigin gibi kullanım alanı sınırlı değil çok geniş.Bormatik in özelliğine gelince içinde glikoz yok anlayabildiğini sanıyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: fatihvskamil - 23 Ocak 2019, 19:07:17
https://www.instagram.com/p/Bs-On8WA3uc/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=oh50xj7yx7vr (https://www.instagram.com/p/Bs-On8WA3uc/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=oh50xj7yx7vr)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 30 Ocak 2019, 15:33:57
Türkiye'de bir ilk...
Motorin fiyatı benzin fiyatını geçti!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: fırtına06 - 30 Ocak 2019, 23:45:08
Türkiye'de bir ilk...
Motorin fiyatı benzin fiyatını geçti!

Tamam vergi vermek vatandaşlık görevidir de o kadar ağır vergi yüküyle karşı karşıyayız ki yakında alıp verdiğimiz nefes sayısı kadar vergi alırlar diye korkmaya başladım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 31 Ocak 2019, 12:48:39

Tamam vergi vermek vatandaşlık görevidir de o kadar ağır vergi yüküyle karşı karşıyayız ki yakında alıp verdiğimiz nefes sayısı kadar vergi alırlar diye korkmaya başladım.

Resmi kurumların çoğu özelleşti. Para basan yollar, köprüler vs. Devletin giderleri sürekli artarken gelirleri ise neredeyse sadece halktan alınan vergiler olarak kaldı!

Ülkemizin ekonomisi genel olarak inşaat sektörü sayesinde ayakta duruyordu. Pek çok konut yapıldı. Şu meşhur faiz lobisinden alınan uzun vadeli krediler sayesinde bu çark belli bir süre döndü. Uzun vadeli, düşük faizli kredilerle vatandaşlar ev, araba vs aldılar. Tabi o uzun vade süresince gelirlerini bağlamış oldular. Alabilen aldı. Piyasa doyuma ulaştı ve sonunda tıkandı. Artık alan neredeyse yok. Çünkü herkes borçlu! Daha ne alabilecekler! Senelerini borç ödemeye adamışlar!

Ekonominin bugünkü kötü durumunun nedenlerinden biri bu sadece!

Güçlü ekonomi için  üretmek ve ürettiğini dışarıya satmak gerekir. Biz ise tam tersini yapıyoruz. Önceden ürettiklerimizi geliştirmek yerine artık üretmiyor, neredeyse her şeyi dışarıdan alıyoruz! Vahim hata!

Nefes konusunda sana katılıyorum. Diyorum bu aralar zaten, yakında hepimize birer gaz maskesi takacaklar. O maskede bir de sayaç olacak. Aldığımız nefesi metreküp olarak faturalandıracaklar! Ödemedin mi nefesini kesecekler! Gidişat onu gösteriyor!  ::)

Azla yetinen, kolay yönlendirilebilen, basit teknolojilerle uyutulabilen, düşük eğitimli kalabalık nüfus yerine; sürekli gelişmeyi, daha iyisini yapmayı hedefleyen, başarmaya çalışan, uzman seviyesinde çok iyi eğitimli, yüksek bilinçli, kalabalık olmayan nüfus ve yüksek teknoloji...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 31 Ocak 2019, 13:25:31
Sn Skywolf yapmış olduğunuz yorum malesef ve malesef gerçeğin taa kendisi olmakle birlikte bazı arkadaşlar yorumunuz hakkında pek mutabık kalmayacakları kesin .Her durumda doğruyu söyleyebilmek irade ister benden size +1

Beyler eksilernizi Skywolf değil bana verin ben kolleksiyonculuğu severim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 28 Şubat 2019, 23:22:19
https://www.youtube.com/watch?v=73mKUu38MsM&t=7s (https://www.youtube.com/watch?v=73mKUu38MsM&t=7s)

Bir çoğunuz görmüştür ancak şu videoyu bir kez daha gözlerinizi kapatıp dinleyin. Bu anın şöyle bir önemi vardır. Türkler tarihin her döneminde ilk 3-5'de olmuş bir millettir. Ancak bir kaç zaman vardır ki Türklük işte o zaman tüm dünyaya aleni olarak ALEM BUYSA KRAL BENİM  demiştir. Bu durum sadece 2 anda olmuştur . Birisi Atilla'nın avrupa seferi diğeride işte bu kanuni dönemidir. İstanbulun fethi ve 2. ve sonrası haçlı seferlerinde haçlıları ezdikten sonraki dönemler daha düşük yoğunluklu olarak söylenebilir.

Peki biz bunu defalarca nasıl başardık ?

Osmanlı bunu öyle ruhani evliyalarla felan değil bir zahati Eğitim, bilim, üretim ile başardı. Osmanlının başarısı dünyanın en iyi eğitimli ve en gelişmiş ve teknolojik silahlarını üretip kullanan ordusuna sahip olup, tımar gibi dönemin en etkili tarımsal üretim ve vergilendirme sisteminden , sefer ganimetinden, ipek yolu gelirlerinden ve tekstil üretiminde Hindistanla dünyanın en büyük üreticisi olması (dönemin en büyük sanayi kolu otomotiv, bilişim vs gibi düşünün) sayesinde dünyanın en büyük ekonomisi olması ve eğitimde ve bilimde günümüzün üniversitesini karşılayan gelişmiş bir medrese ağına sahipti ve gerçekten bilim yapılan yerlerdi. Anadoluda bir sürü tıp , uzay gözlem fizik ve matematik medreseleri vs. vardı. (Kanuni dönemine kadar ) ve burdan gelen bilgi üretimini askeri ve üretim alanlarında kullandığından dolayı buralara geldi.

Biz bunu böyle başardık.

Yani şu an Ordumuzu milli silahlarla ve dünyanın en iyi eğitim talimatnameleri vs. ile donatmak ve eğitmeliyiz. Ama onun için ülkemizin sağlam bir ekonomisi olması lazım . Tabi ki bunun içinde iyi bir eğitim sistemi lazım.

Ekonomi konusunda ;

Bu iş şu anki gibi şu sektöre teşvik bu sektöre teşvik , gıdım gıdım ihracatı her alanda arttırmaya çabalayalım. Böyle olmaz. Bunun bazı sebebleri var. Daha sonra açıklarız. Artık devletin devletçi yüzünü gösterip kollarını sıvayıp tüm imkanlarıyla bazı sektörlerde sübvanse devlet kuruluşları kurmalıdır. Tıpkı savunma sanayisi gibi .

Savunma sanayisi nasıl parlamıştır ?

Alım garantisi, Ordu isterleri ve standartları ve o standartlara çıkmak için gerekli teknolojiyi transfer, arge vs . yöntemiyle elde etme planlamasını yapan bir ssm.

Bu mekanizmayı ev elektroniği, otomotiv, elektronik vb. sektörlere uygularsak verim alırız. Tabi herşeyden önce tarım ve haycancılığı canlandırmak lazımdır ki .  Burada birazda tarım ve hayvancılık bakanlığının tekrar silbaştan yapıp , Tarımda ve Hayvancılıkta şirketleşmeyi desteklemesi gerekirse devletleştirip devlet çiftlikleri kurup toplu olarak arazileri kiralayıp çiftcileri burda sabit düşük ücretle çalıştırması ve modern ve makineleşmiş tarımı devlet eliyle uygulaması lazımdır. Yoksa bizim çiftçimizden ne bilinçli tarım yapar, nede verim alır . Buna güvenirsek işimiz yaş.


O yüzden ya devlet başa ya kuzgun leşe. Ne bizim sanayimiz avrupalı sanayici gibi eğitimli risk seven vizyoner ve edepli ki sübvanse ve teşviği kullanabilecek birileri değildir. Nede çiftçimiz Avrupa çiftçisi gibidir. O yüzden devletin kollarını sıvaması lazım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 01:37:44
Yukarıdaki alıntıya eleştiri olarak; Kanuni döneminin öyle pek de methedilecek bir dönem olduğu kanaatinde değilim -ki tarihçiler; Kanuni dönemini, gerilemenin başlangıcı olarak kabul ederler. Dönemin şa' şası, geçmişin mirasından gelmektedir. Kaldı ki Osmanlı Devletinin en parlak dönemi olarak Fatih dönemi gösterilir. Kanuni dönemiyse, bağnazlık sürecinin iyice devlete egemen olduğu dönem olarak tarihe geçmiştir. Örneğin Osmalı' da çokça meşhur olan Kadızadeliler Hareketi vardır. Bu adamlar o kadar bağnaz insanlardı ki, Padişahı kışkırtmaları sonucu; döneminin en meşhur matematikçisi olan Takiyüddin Raşid' in kurmuş olduğu rasathaneyi, denizden top atışlarıyla yıktırmayı başarmışlardır. Zaten sonraki dönemde bu bağnazlık hareketleri, Osmanlı' nın başını yiyen en büyük belalardan birisi olmuştur. Günümüzde etkileri halen devam ediyor.

Kanuni' nin bir diğer yanlışı, ilk defa kapitülasyonları uygulayan padişah olmasıdır. İlk kapitülasyonlar bilindiği üzere Fransızlara verilmişti. Diğer ülkeler, kapitülasyonlarla elde ettiği ayrıcalıklar sonucunda Osmanlı pazarına egemen olmuşlar ve Osmanlı' nın geleneksel ticaret hayatını yok etmişlerdir. Öyle ki bu beladan kalıcı olarak kurtulmak Mustafa Kemal Atatürk' e nasip olmuştur. Bakınız, etkileri kaç yüzyıl devam etmiş!

Kısacası Kanuni Sultan Süleyman; öyle engin görüşlü, çağının ilerisinde bir insan değildi. Orta çağın diğer krallarından pek bir farkı yoktu. Büyüklüğü, devletin köklü geleneklerinden gelmektedir. Yani geçmişin mirasını yemiştir. Zaten akabinde çöküş başlamıştır.


Ekonomi politikalarına gelince de...

Tarım politikalarında şirketleşmeden daha çok kooperatifleşmeyi teşvik etmek lazım. Niye diyecek olursak; ne yazık ki Türkiye' deki şirketlerin %95' i ismen şirkettir. Şirket olmak demek; tüzel kişilik hukuki yapısının ''Limited şirketi'' veya ''Anonim Şirketi'' olması demek değildir. Şirketleşmenin beraberinde ''Kurumsal Kültür'' yada ''Kurumsallaşma'' getirmesi beklenirken; bir de bakıyorsunuz ki, şirketlerin %95' i adeta mahalle bakkalı veya ''adi şirket'' gibi yönetilmektedir. Bu anlayış devlet kademesinde de aynen mevcuttur. Örneğin diyorlar ya, devleti şirket gibi yöneteceğiz diye; oysaki devleti aile şirketi gibi yönetiyorlar. Aynı anlayış, en dipten en tepeye kadar aynı şekilde devam edip gitmektedir. Kısacası anlayışta bir ''taşralık anlayışı'' söz konusudur. Böyle şirketlerin uzun süre devam etmesi zaten beklenemez. Kaldı ki Türkiye' deki şirketlerin ortalama ömrü 15-20 senedir. Sonrasında ya tasfiyeye girerler ya da iflas edip batarlar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 01:51:19
Fakat buna benzer eleştirileri sıralamakla birlikte ekonomik hayatın canlanmasında DEVLETÇİLİK olmazsa olmaz koşuldur. Bu kısma katılıyorum yani... Bir icraatın yapılması icap ediyorsa,  falanca müteşebbisin keyfini bekleyecek lüksümüz yoktur. Bu işler;  yok efendim teşviklerle, şunla bunla olacak iş değildir. Bizzat elini taşın altına sokman icap ediyor.

Türkiye' nin kullanılamayan büyük bir potansiyeli var. şu kadar tarım arazisi, şu kadar meralar falan... Örneğin Doğu Anadolu' nun imkanlarını kullanamıyoruz. Müthiş potansiyeller var. Müteşebbise deniliyor ki, falanca bölgede yatırım yaparsan; şu kadar kredi, şu kadar arazi, şu kadar makine parkı, şu kadar teşvik paketinden yararlanabilirsin deniliyor. Gelinen noktaya bakıyorsun, büyük ümitlerle hayata geçirilen teşvik paketlerinden faydalanabilenler vaya faydalanmak isteyenlerin sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Demek ki, müteşebbisin çekindiği alanları devletin doldurması lazımdır.

Bir diğer yanlış ise devletin yapmış olduğu büyük yanlışlardır. Zamanında diğer ülkelere peşkeş çekilen alanlar nedeniyle Türk köylüsünün, Türk çiftçisinin belini kırdılar. Örneğin tohumculuk konusu! Milleti İsrail' den tohum almaya mecbur ettiler. Köylüye kendi yerli tohumunu satmayı yasakladılar. Ondan sonra da ağla dur!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 01 Mart 2019, 09:22:34
Güzel bir analiz Sn Partikül
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 01 Mart 2019, 20:11:27
Yukarıdaki alıntıya eleştiri olarak; Kanuni döneminin öyle pek de methedilecek bir dönem olduğu kanaatinde değilim -ki tarihçiler; Kanuni dönemini, gerilemenin başlangıcı olarak kabul ederler. Dönemin şa' şası, geçmişin mirasından gelmektedir. Kaldı ki Osmanlı Devletinin en parlak dönemi olarak Fatih dönemi gösterilir. Kanuni dönemiyse, bağnazlık sürecinin iyice devlete egemen olduğu dönem olarak tarihe geçmiştir. Örneğin Osmalı' da çokça meşhur olan Kadızadeliler Hareketi vardır. Bu adamlar o kadar bağnaz insanlardı ki, Padişahı kışkırtmaları sonucu; döneminin en meşhur matematikçisi olan Takiyüddin Raşid' in kurmuş olduğu rasathaneyi, denizden top atışlarıyla yıktırmayı başarmışlardır. Zaten sonraki dönemde bu bağnazlık hareketleri, Osmanlı' nın başını yiyen en büyük belalardan birisi olmuştur. Günümüzde etkileri halen devam ediyor.

Kanuni' nin bir diğer yanlışı, ilk defa kapitülasyonları uygulayan padişah olmasıdır. İlk kapitülasyonlar bilindiği üzere Fransızlara verilmişti. Diğer ülkeler, kapitülasyonlarla elde ettiği ayrıcalıklar sonucunda Osmanlı pazarına egemen olmuşlar ve Osmanlı' nın geleneksel ticaret hayatını yok etmişlerdir. Öyle ki bu beladan kalıcı olarak kurtulmak Mustafa Kemal Atatürk' e nasip olmuştur. Bakınız, etkileri kaç yüzyıl devam etmiş!

Kısacası Kanuni Sultan Süleyman; öyle engin görüşlü, çağının ilerisinde bir insan değildi. Orta çağın diğer krallarından pek bir farkı yoktu. Büyüklüğü, devletin köklü geleneklerinden gelmektedir. Yani geçmişin mirasını yemiştir. Zaten akabinde çöküş başlamıştır.


Tarihle ilgili kısmı alıntıladım hocam. O kısma bir cevap vereyim.Partikül hocam iktisat tarihine ilgili bir Askeri Tarihçi olarak size şunu diyebilirim ki Lisansa ve yüksek lisansa gittiğinizde bilinçli bir insansanız o klasik tarih kitaplarında yazanların ve halk arasında bilinen ortak anlayışların aslında yanlış olduğunu veya yanlış anlaşıldırıldıklarını anlıyorsunuz.

1-) İlk olarak ben o iletide kanuniyi değil kanuni dönemindeki gelinmiş olan seviyeyi birazda övmüştüm. Kanuniyi değil. Bu arada bende yönetim anlamında zirveyi Fatih görürüm. Çok severim ama emin olun halkı bizim kadar sevmezdi. O ayrı bir durum. Kanuniye dönersek kesinlikle başarısız bir padişah değil . Her ne kadar babasından dünyanın en güçlü ordusunu ve en dolu hazinesini devralmışsa da öyle 100-150.000 kişilik ordularla macaristanı işgal etmek Almanların saip olduğu toprakların içlerine girmek, habsburg ordusuyla  kedi fare oyunu oynamak akdenizi bir Türk gölü haline getirmek her babayiğitin harcı değil keza eğer devlet mirasından gelen bir şey olsa oğlu ve torunu zamanında da buna yakın bazı durumlar görürdük.

2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.Ha dersen ki çöküş değil gerileme . Tamam ama o zamanda şunu atlarsın. Kanuni'den sonra gerileme başlamış olabilir. Ama şunu'da unutma gerilemeye ilk başladığın an zaten çıktığın en yüksek noktadır. Yani kanuni eğer çıkılabilen en yüksek noktaysa (sınır olarak değil kudret olarak) mantıken ondan sonraki dönemde gerilemenin başlangıcıdır.

3-) Gelelim kapitülasyon meselesine şimdi sizin yorumunuza göre burada büyük bir anakronizm var. Şimdinin açısından geçmişe baktığımızda bize kapitülasyon olayı hata gibi geliyor. Ama bunu diyen adam Osmanlı'nın iktisat anlayışını bilmiyordur. Şimdi Osmanlı ekonomisi üç ana anlayışa dayanır. İaşecilik fiskalizm ve gelenekselcilik. Bizim işimize yarayacak iaşeciliği ele alırsak ; adamdaki anlayış şu ben çok büyük bir devletim (OSMANLI) zaten her şeyimi üretiyorum, ama o sene hasatta üretimde bir sorun olursa tüm ürünlerde ihracatı değil ithalatı teşvik edeyim ki piyasada bol bol mal olsun fiyatlar düşük olsun ve halkım aç kalmasın ucuza mal alsın.

O kapitülasyonun çıktığı kafa böyle bir kafa ama asıl sebebi o değil tabi. Avrupa için romalılardan sonra papalık ve total bir roma germen imparatorluğu egemenliği ve akabinde habsburg hakimiyeti vardı. Bu hakimiyetten ilk kurtulmak isteyen Fransızlar oldu. Kanuni'de yaptığı siyasi, askeri ve ekonomik işbirliği ve teşvikleri ile fransayı bu birlikten ayırmaktı . Başarılı da oldu. Hem avrupayı karıştırdı hem habsburgların güçlü bir birlik kurmasını engelledi. Birleşik fransız osmanlı donanmaları nice'de kışlayıp italya yarım adasını topa tutup yağmaladı kaç kere. Bu büyük bir şey yani. Kaldı ki bu olmasa siz avrupayı 1683'den çok daha önce fransanında dahil olduğu çok daha büyük bir birlikle karşınızda bulurdunuz.

BONUS-) Bu gerileme geri kalma olayı hakkında da bir kaç laf etmek daha istedim. Bu işi hakkıyla yapan hocalara ve kaynaklara baktığınızda şunu anlıyorsunuz. Osmanlının gerilemesi veya varolan seviyesinden gerilemesi gibi bir durum söz konusu değil. Osmanlı en iyi zamanındaki durum gibi devam ediyor. Ama bu batılı gavurlar aşırı bir ilerleme kaydediyorlar. Bizi üstün yapan şeyleri bizden çok daha iyi şekilde yaptılar ve birden bir fırlama yaşandı. Yani adam senin talimli merkez orduna karşı çok daha büyük ve az maliyetli talimatnameye dayalı tüfekli ordu kuruyor, topu standartizeleştiriyor kurmaylık makamını buluyor, gidiyor hint deniz yolunu keşfedip senin gümrük gelirlerini yok ediyor. Manifaktürüleri kurup senden tekstilde daha üste çıkıyor. Ve sen bu trende bir çıkış yaparak cevap veremiyorsun. Bununda farklı sebepleri var . Oralara girip uzatmaya gerek yok .

Ama bu takuyiddin olayı falan sembolik olaylar böyle şeyler gırla var. öncesinde de. Ki bu olay Kanuni dönemi değil oğlu dönemi zamanında olmuştur. Kağıt üstünde geleceği görmenin günah olduğu felan ama siz bir inceleyin o dönem kimin çıkarını zedelemiş o olay.  Mesela neymiş isyan olmuş matbaa'yı kapatmışlar. Yalan. Adamlar ellemiyor matbaa kendiliğinden satış yapamadığından kapanıyor. Bununda kendinde iç nedenleri var. Neymiş namussuz yeniçeriler yeni teknoloji silahlara geçmek istemiyormuş. Lan adam karşıdan sana tüfek yağdırıyor sen enayimisinde kılıçla okla savaşmaya devam edeceksin. Osmanlı her dönem askeri teknolojiyi istisnalar dışında devamlı takip etmiş. Ama işin teknolojiyi benimsemek , sistematik ve taktiksel kullanımı ve kitlesel üretimi ve kullanımı konusunda bazı sorunları var.

Velhasıl kelam gerilemeden çok ilerleyememe vardı.Bana göre.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 22:02:37
2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.

Elbette tarihin her dönemi hakkında değişik değişik fikirler ileri sürülebilir. Farklı ekollere bağlı, farklı farklı bakış açıları olabilir... Diğer konuları, her zaman için tartışabileceğimizi ifade ederken; ben de şu kısım için düşüncemi paylaşmış olayım.

Osmanlı' da ekonomik hayatın çöküşü belli başlı olgulara bağlanır. Bazılarına göre evveliyatı, İstanbul' un fethine kadar dayandırılır. Akabinde dünya ticaret yollarının değişmesi, Avrupa' daki Reform ve Rönesans hareketleri, coğrafi keşifler ve buna bağlı olarak zenginleşme... akabinde aydınlanma devrimi ve sonrasında sanayi devrimi... falan.Osmanlı bunların hiçbirisine ayak uyduramamıştır. Peki niye ayak uyduramamıştır? Yaşadığı çağı çözümlemesine, genel gidişatı öngörmesine engel olan şeyler nelerdi? 

Elbette ki çöküşün sorumluluğunu tek bir kişinin sırtına yıkacak değiliz. Osmanlı doğal sınırlarına ulaşmıştı, artık ilerleyebileceği yer kalmamıştı, coğrafi kısıtlamaları vardı -diyenler de var. Yani Kanuni, ülkeyi batırmış yok etmiş bir insan değildir. Benim eleştiri noktam; Kanuni' yi zirve noktası olarak görme çabasıdır. Kendi tabiriyle '' Ben ki Allah' ın yeryüzünde ki gölgesi, üç denizin, yedi iklimin, yirmi sekiz ülkenin, seksen sekiz milletin, yüzseksekiz halkın padişahı; atası Sultan Beyazıt han oğlu, Sultan Yavuz han oğlu, Sultan Süleyman hanım. Sen ki Fransuasın...'' gibi... Bu gibi ifadeler hepimizin hoşuna gider gitmesine de... zaten bu ifade tarzı, orta çağın genel geçer ifade tarzıdır. Bu ifade tarzını Yavuzda' da görürsün, Timur' da da görürsün, Cengiz Han' da da görürsün... alayında vardır. Dönemin anlayışına göre yalan da değildir.

Osmanlı dönemi üretim araçlarını, yaşam tarzını, ekonomik hayatını analiz eden çok güzel kitaplar vardır. Gerilemeyi enine boyuna analiz eden, nedenlerini sıralayan; hatta farklı bakış açılarıyla olaya derinlik katan düşünürler var. Örneğin ''Toynbee'' diyor ki;

''Osmanlı Türkleri, tabiatın ve iklimin baskısıyla stepleri bırakıp harikulade bir cüretle başka uygarlıklara bağlı milletleri idareleri altına aldıkları zaman; çok büyük , başarılması güç ve o ölçüde tehlikeli bir işe girişmiş oluyorlardı. Onların bu hareketleri, tıpkı aşılması olanaksız sarp bir kayalığa tırmanmak isteyen cüretkar, cesur, kudretli, yetenekli fakat işinin ehli olmayan bir dağcının tecrübesine benzer. Başkalarının cesaret edemeyeceği kayalığa tırmanmak isteyen Türkler; akıllara durgunluk veren şekilde dağın bir bölümüne kadar çıkmayı başarmışlardır. Fakat dağı aşıp öteki tarafa geçmeye güçleri yetmemiştir. Geri kalan güçlerini de çıkabildikleri yerde tutunmak için harcamışlardır. Gel gör ki, diğer göçebe kavimleri bu kadarını bile başaramamıştır.''

-diyerek, sorumluluğu biraz da göçebe kültürüne yüklüyor.

Kısacası, konu çok derin bir konudur. üzerine ciltler dolusu kitap yazılmıştır. Benim vurgulamak istediğim şeyse; öyle aliyül alâ bir durum olmadığını ifade etmeye çalışmaktan ibarettir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 01 Mart 2019, 22:44:40
Sn Partikül ve Battlestar tebrikler güzel analizler.

Görüşleriniz örtüşmese de her iki taraf formda çoğu arkadaşın yaptığı gibi işin kolayına gidip  ''kafadan beğenmedim tıklamaktansa '' görüşlerinizi daha da açmak sureti ile karşı taraf ile makulu bulmaya çalışmanız güzel. ''

o kadar da olmalı birisi 2017 diğeri 2018 bir numarası ;)

Tesekkürler
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 01 Mart 2019, 23:10:47
2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.

Elbette tarihin her dönemi hakkında değişik değişik fikirler ileri sürülebilir. Farklı ekollere bağlı, farklı farklı bakış açıları olabilir... Diğer konuları, her zaman için tartışabileceğimizi ifade ederken; ben de şu kısım için düşüncemi paylaşmış olayım.

Osmanlı' da ekonomik hayatın çöküşü belli başlı olgulara bağlanır. Bazılarına göre evveliyatı, İstanbul' un fethine kadar dayandırılır. Akabinde dünya ticaret yollarının değişmesi, Avrupa' daki Reform ve Rönesans hareketleri, coğrafi keşifler ve buna bağlı olarak zenginleşme... akabinde aydınlanma devrimi ve sonrasında sanayi devrimi... falan.Osmanlı bunların hiçbirisine ayak uyduramamıştır. Peki niye ayak uyduramamıştır? Yaşadığı çağı çözümlemesine, genel gidişatı öngörmesine engel olan şeyler nelerdi? 

Elbette ki çöküşün sorumluluğunu tek bir kişinin sırtına yıkacak değiliz. Osmanlı doğal sınırlarına ulaşmıştı, artık ilerleyebileceği yer kalmamıştı, coğrafi kısıtlamaları vardı -diyenler de var. Yani Kanuni, ülkeyi batırmış yok etmiş bir insan değildir. Benim eleştiri noktam; Kanuni' yi zirve noktası olarak görme çabasıdır. Kendi tabiriyle '' Ben ki Allah' ın yeryüzünde ki gölgesi, üç denizin, yedi iklimin, yirmi sekiz ülkenin, seksen sekiz milletin, yüzseksekiz halkın padişahı; atası Sultan Beyazıt han oğlu, Sultan Yavuz han oğlu, Sultan Süleyman hanım. Sen ki Fransuasın...'' gibi... Bu gibi ifadeler hepimizin hoşuna gider gitmesine de... zaten bu ifade tarzı, orta çağın genel geçer ifade tarzıdır. Bu ifade tarzını Yavuzda' da görürsün, Timur' da da görürsün, Cengiz Han' da da görürsün... alayında vardır. Dönemin anlayışına göre yalan da değildir.

Osmanlı dönemi üretim araçlarını, yaşam tarzını, ekonomik hayatını analiz eden çok güzel kitaplar vardır. Gerilemeyi enine boyuna analiz eden, nedenlerini sıralayan; hatta farklı bakış açılarıyla olaya derinlik katan düşünürler var. Örneğin ''Toynbee'' diyor ki;

''Osmanlı Türkleri, tabiatın ve iklimin baskısıyla stepleri bırakıp harikulade bir cüretle başka uygarlıklara bağlı milletleri idareleri altına aldıkları zaman; çok büyük , başarılması güç ve o ölçüde tehlikeli bir işe girişmiş oluyorlardı. Onların bu hareketleri, tıpkı aşılması olanaksız sarp bir kayalığa tırmanmak isteyen cüretkar, cesur, kudretli, yetenekli fakat işinin ehli olmayan bir dağcının tecrübesine benzer. Başkalarının cesaret edemeyeceği kayalığa tırmanmak isteyen Türkler; akıllara durgunluk veren şekilde dağın bir bölümüne kadar çıkmayı başarmışlardır. Fakat dağı aşıp öteki tarafa geçmeye güçleri yetmemiştir. Geri kalan güçlerini de çıkabildikleri yerde tutunmak için harcamışlardır. Gel gör ki, diğer göçebe kavimleri bu kadarını bile başaramamıştır.''

-diyerek, sorumluluğu biraz da göçebe kültürüne yüklüyor.

Kısacası, konu çok derin bir konudur. üzerine ciltler dolusu kitap yazılmıştır. Benim vurgulamak istediğim şeyse; öyle aliyül alâ bir durum olmadığını ifade etmeye çalışmaktan ibarettir.

Partikül hocam biz ister isteyelim ister istemeyelim Osmanlıların avrupa tarihini en çok etkilediği korku yarattığı ve saygı kazandığı dönem bu kanuni dönemi. Ancak kanuni aşırı süper bir padişah olduğundan değil Osmanlının sınırları artık avrupanın içlerine ilerlediğinden, yavuzun hazineyi doldurduğundan ve ordunun altın dönemini yaşadığından dolayı.O yüzden bu dönem bayağı ikonik o yüzden döneme avrupalılar bile Muhteşem Yüzyıl diyor. Bunu mesela şöyle düşün. Osmanlıyı Abd, habsburguda Rusya olarak düşünün abd gelip Rus topraklarını ukraynayı vs en yakın müttefikleri işgal edip devamlı Rusya topraklarına girip devamlı savaşmaya çalıştığı ama Putin'in devamlı kaçak dövüştüğünü düşünün. Böyle bir dönem. Ama bu Trump süper bir başkan diyemidir hayır. Abd gücünün zirvesinde diyedir. Hani biz diyoruz Fatih önemli iyi felan. Fatih'in yenilgileri var. Kıl payı kurtulduğu zamanlar var. İstanbulu biz büyük bir fetih olarak görsekte o orduyla bizans muhafız alayını yense değil yenemese zaten olay olurdu.vs. vs.


Tonybee'ye gelince o biraz şarkiyatçı bakıyor . Yani sana orada demek istiyor ki bunlar zaten göçebe (alt metinde barbar) kavim medeniyet bunların işi değil, Osmanlı yine iyi yaptı diyor yani. Biz ne yapalım şimdi avrupalıları vizigotlukları, ostrogotluklarıyla mı değerlendirelim aralarında hiç bir benzerlik kalmamış. Bir insan Osmanlı'da çalışa bazen böyle fikirleri olabiliyor. Hammer'inde Osmanlı Tarihi ünlüdür ama Hammer'in söylemleri tasvib edilmez.

Şimdi gelelim ilk başta bahsettiğiniz çöküş konusuna hocam benim fikrim şu; bu adamların seni yakalaması hatta fark atmasına neden olan şeyler olan Amerika'nın keşfi, Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform, donanma teknolojisinin gelişimi , çakmaktaşlı tüfekli merkezi orduların kurulması vb. süreçler gerçekleşirken ve adamlar bunlarla uğraşırken sen zaten gücünün en tepesindeydin. Tek geliyordu yeniyordun, toplaşıp geliyorlardı yeniyordun, para akıyordu . Yani bir tanzime gerek yoktu. Tabi bu geri kalış fark edildiğinde aradaki fark çok ciddiydi. Ve bizim o farkı kapatmak için onlardan daha hızlı olmamız lazımdı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 02 Mart 2019, 00:31:24
Türk ekonomisinin tarihsel gelişimi ve Türkiye' ye olan etkileri benim de ilgi alanıma giriyor. Bu itibarla zamanında temin ettiğim kaynaklar ve tarih okumalarımdan çıkarttığım sonuçlar vardır. Bunları yeri geldikçe paylaşmaya çalışırım. Bizim aradığımız cevap şudur;

-Bir zamanlar dünya' ya hükmeden büyük Türk milleti, ne olmuştur da batı medeniyetinin gerisinde kalmıştır?

İşte bu sorunun cevabını arıyoruz. Bizler gibi tarihte bu sorunun cevabını arayan yaklaşımlar olmuştur. Bu anlayışlar, bilimsel olabileceği gibi ideolojik anlayışları da bünyesinde barındırıyordu. Bir anlayışa göre; batının tekniği almakta geç kaldığımız vurgulanırken, diğer bir anlayışa göre; kültürel yozlaşma sonucunda özümüzden uzaklaştık- din elden gidince de geri kaldık...! Asr-ı Saadete geri dönersek tekrar dünyaya hükmedebiliriz (!) gibi...


Bilimsel yaklaşım ise; coğrafi keşifler ve ticaret yollarının değişmesiyle birlikte; dünya ticaret hayatının Akdeniz çanağından çıkarak okyanuslar bölgesine açılması olarak gösteriliyor. İlginçtir, bu gerçeği tee 16. yy da gören devlet adamları olmuştur. mesela notlarıma bakıyorum şimdi; Lütfi paşa diye bir zat, zamanında Asâfname diye bir yazı kaleme alarak padişahları uyarmıştır. Sultan Selim ve Kanuni' ye ithafen; İstanbul' un velinimetinin deniz olduğu; gemiler gelmezse İstanbul' un batacağı, kafirlerin deniz savaşlarında Osmanlıdan ileri gittiği, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini'' vurgulayarak ifade etmeye çalışmış. Başka bir Osmanlı denizcisi 1580' de 3. Murat' a ithafen hazırladığı bir raporda; Avrupalıların Amerika, Hindistan ve Basra Körfezine yerleşmelerinin sakıncaları anlatılış; tedbir olarak Süveyş kanalının açılması ve Hint Okyanusunun kafirlerden temizlenmesi zarureti olduğu'' ifade edilmiş... Düşünebiliyor musunuz, daha o tarihlerde tehlikenin farkına varanlar olmuş ve bir takım tedbirler önerilmiş. Gelin görün ki bu kapsamda yapılan mücadeleden Portekiz galip gelmiştir. Hatta ve hatta bu mağlubiyet; koca Piri Reis' in kellesine mal olmuştur.

Kısacası o kadar çok neden var ki.... bir kısmı Osmanlı' nın yetersizliğinden bir kısmı ise müdahil olamadığı dış etkenlerden kaynaklanıyordu. Akabinde tımar sistemi de bozulmuş; iç ayaklanmalar, isyanlar derken kötü gidişata Islahat çalışmaları da engel olamamıştır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 03 Mart 2019, 17:14:26
Türk ekonomisi ile ilgili savunma forumları gibi forumlar var mı ?

Yoksa kurulması faydalı olmaz mı ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 03 Mart 2019, 17:22:35
O muhabbetler döner dolanır borsa forumuna dönüşür Akbank şöyle Lassa böyle Borsa şunu gördü, FED açıklaması filan anlamayız biz bir şey
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 03 Mart 2019, 20:16:01
Türk ekonomisi niye gelişemedi soruna cevap aramaya devam ediyoruz… Şöyle ki, diğer milletler peşi sıra gelişirken; ne olmuştu da Türk milleti ticaret hayatında geri kalmıştı? Bu konu niye önemli, çünkü geri kalmak demek aynı zamanda sömürülmek anlamına geliyordu.

Daha önce de bahsettiğimiz üzere bunun tarihsel veya coğrafi nedenleri olduğu gibi, yapılan büyük yanlışlar yanında engelleyemediğimiz dış etkenler bacağı da bulunuyordu.

Tarihsel nedenler olarak; Coğrafi keşifler, buna bağlı olarak ticaret yollarının değişmesi, okyanuslara açılamamak gibi nedenler sayılabilir. Buna mukabil, şayet kendi haline bırakılabilseydi gelişme imkanları olan ancak bir şekilde engellenmiş bulunan milli sanayi alt yapısı bulunuyordu.  Bakınız Büyük Atatürk bu konuyu nasıl analiz etmiş; 1 Mart 1922 tarihli Millet Meclisinin 3. Toplantı Yılı Açılış Konuşmasından;

‘’ ....Malumunuzdur ki, memleketimiz iktisadi teşkilat ve muhit itibariyle kuvvetli bir halde bulunmuyordu. Ferdi iktisat kıymetleri de serbest rekabete mukavemet edecek dereceye varmamıştı. Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri, Avrupa rekabetine karşı kendini müdafaa edemeyen iktisadiyatımızı bir de iktisadi kapitülasyon zinciriyle bağladı (1838 İngiliz Ticaret Antlaşmasından bahsediyor) Teşkilat ve ferdi kıymet bakımından iktisat sahasında bizden çok kuvvetli olanlar, memleketimizde bir de fazladan olarak imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Temettü vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman istedikleri eşyayı, istedikleri şartlar altında memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisadi şubelerimize de bu sayede hâkim olmuşlardı.
Efendiler, bize karşı yapılan rekabet hakikaten; çok gayri meşru, hakikaten çok kahrediciydi. Rakiplerimiz bu sayede müsait sanayimizi de mahvettiler. Zira atimizi de yaraladılar. İktisadi ve mali gelişme ve olgunlaşmamızın önüne geçtiler.’’

-diyerek son derece güzel bir saptama yapmıştı. Gerçekten de İktisat tarihi derslerinden öğrendiğimize göre Osmanlı’ nın idam fermanı 1838 Antlaşmasıdır. İngilizlerle yapılan bu anlaşmanın akabinde diğer milletlerle de benzer içerikli anlaşmalar yapılmıştır. Bunun sonucunda, tarihsel olarak gelişme imkanlarına/alt yapısına sahip olan Türk ticaret hayatı bitirilmiş-yok edilmiştir.  Oysa ki Almanya, Amerika, Japonya gibi ülkeler milli iktisatlarını korumak suretiyle sanayileşme imkanını elde etmişlerdi. Kısacası milli iktisatın gelişebilmesinin ön koşulu bağımsızlıktır. Saydığımız devletler ilk önce milli birliklerini kurmuşlar, bağımsızlıklarını kazanmışlar ve milli sanayileri gelişene kadar geçen sürede; korumacı iktisat politikalarıyla gelişmiş ülkelerin (O dönem için İngiltere ) yıkıcı etkisinden kendilerini korumuşlardır. Negatif örnek olarak ise bizim dışımızda İrlanda örneği de verilir. İngiltere’ den bir türlü paçayı kurtaramayan İrlanda; her türlü sanayi alt yapısı ve imkanlarına sahip olduğu halde İngiltere etkisiyle milli sanayisinin gelişmesini sağlayamamış ve hatta zaman içerisinde sanayi alt yapısını kaybetmiştir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 04 Mart 2019, 00:19:08
Sn Partikül ve Battlestar  ,

Bugünlerde her kesimden vatandaşın az çok kabul etmekte olduğu bir gerçek mevcut  '' Türkiye Ekonomik sıkıntı ile yüzyüze''
Burada amacım siyasal bir tartışma açmak değil ,,burası bir Savunma forumu olduğu için sorum savunma yatırımlarının sürdürebilirliği ve savunma harcamaları ile ilgili olacak.

Türk ekonomisinin mevcut durumu ve ekonominin olası kötüleşmesi halinde , ne derece özel şirketlerce yapılmakta olan savunma yatırımlarını diş ortaksız devam ettirebilir? 

Ekononomik kötüleşme ile devletin tüm kalemlerde de olduğu gibi Savunma bütçesi ve SSM tarfından yapıılmakta olan savunma yatırımları ne derece etkilenebilir?


Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 04 Mart 2019, 02:10:33
Savunma bütçesi genel bütçenin yüzde 4'ü felan. Ayrıca yapılan yatırımlar ihracat olarakta geri dönüyor. Proje bazında sorun olmaz ama tedarik antlaşmaları konusunda biraz gecikme olabilir.

--------------------------------------------------------------------
Bizim bu ekonomi konusunda cidden acilen bir şey yapmamız lazım. Bu iş öyle ufak ufak sektörleri teşviklerle ufak ihracat artışlarıyla bu iş olmaz.
Bence ilk iş devletin ciddi bir tasarrufa gitmesi lazım. Bunu açıktan yapamayacağı malum. Gizli kapsamlı bir kurulla kritik işler dışında ciddi bir kemer sıkma politikasına girip edilecek tasarrufu yatırım fonu isimli ayrı bir fona yatırmalı.

Bizim en hızlı kazanç sağlayacağımız sektör nedir ? TARIM. Şu an ülkemiz dünyanın en büyük tarım ambarlarından biri olma potansiyelinde. Sadece ithalatı yurt içinden karşılayıp kendi kendimize yetsek tarım ihracat geliri kadar gelir kasada kalıyor.

Bunun ana sebebleri nedir ;

+ Tarım alet/araçları, mazot, gübre,tohum, ilaç ithal ve yüksek vergili olduğundan çok pahalı.
+ Tarım toprakları bölünmüş, çiftçiler modern tarım faliyetlerini gerçekleştirecek alanlara sahip değil.
+Çiftçi bilinçsiz nasıl modern tarım yapacağını ne zaman neyi nasıl dikeceğini bilmiyor.
+ Özellikle geçmişte kendilerine verilen sübvanse paraları farklı yerlere harcamaları.
vs.

Devlet ne yapabilir ;

İlk olarak bu Yatırım Fonunu şöyle güzel amaçlar için kullanabilir. İlk olarak bizim çiftçimize nerede, neyi nasıl ne kadar yapacağını söyleyecek ve kontrol edecek biri lazım. Şu an herşey çiftçinin insiyatifinde devlet bir şeylere çabalıyor ama çiftçi ne eker gerekirse talep kadarını alıyor geri kalanını ithal ediyor. O yüzden devletin büyük bir yapılanmaya ve yan yatırımlara gitmesi lazım peki bunlar nedir ?

Ana Yapılanma : Toprak Mahsülleri ofisi mi kullanılır veya yeni bir oluşum mu olur bilmem. Biz buna Toprak Mahsulleri Kurumu diyelim.Bunun görevi üstte bahsedilen fonu aşağıdaki işler için kullanmak ;

+ Türkiye'nin tarım haritasını çıkartıp tüm illerin toprak ve iklim analizi ile nerede ne verimle yetiştirilir belirlemek. Türkiye'nin senelik ortalama tarım ihtiyacının kotalarını belirlemek. Mesela atıyorum Türkiye'nin yılık domates ihtiyacı xxx ton ve bu en verimli şuralarda gelişir ve tedariği şu şu bölgelerden sağlanacak.

+ Toprak Mahsülleri Kurumu Sözleşmeli Üreticilik sistemine geçecek. Bu kapsamda anlaşılan her üreticiye Kurum Tarım Kart diye kredi kartı gibi bir kart sağlayacak. Anlaşmayı yapan Çiftçi devlet ondan ne yetiştirmesini hangi ilaç ve gübreyi kullanması ve ne zaman ondan isterse ekim, sürüm, biçim zamanlarına uyarak üretim sağlayacak. Kurumda kişinin tarlasına ilk başta kapasitesini belirlemek amaçlı ekspertiz yollayıp onla belirli bir hasada alım garantisi vererek anlaşacak.

+ Eğer Çiftçi beklenen şartlardan cayarsa devletin yıl içinde kontrol ve tavsiye vermek için yollayacağı ziraat mühendislerine karşı çıkarsa devletin sağlayacağı tüm imkanlardan devletin zararını ödeyecek. Peki bu sözleşmeyi ödeyip kartı alan üretici nelerden faydalanacak ;

+ Yatırım Fonundan karşılanmak üzere ; Vergisiz veya düşük vergili Mazot, Vergisiz veya düşük vergili tohum, Vergisiz veya düşük vergili gübre, Vergisiz veya düşük vergili ilaç, Vergisiz veya düşük vergili tarım alet ve araçları.

+ Buna ek devletin benzer bir formülle anlaşıp Vergisiz veya düşük vergili mazot sayesinde daha makul dekar başı ücretlerle çalışan İlaçlama, Döver-Biçer vs. hizmetleri. Devamlı gelip arsaları kontrol eden ve geçici nem, iklim ölçüm aletleriyle hasadın ne zaman en verimli olacağını söyleyen aletlerle hasad/ekim yöntem tarihi belirtme.

+ Çiftçinin üretimini bilmediği ürün tipleri için geçici yetiştirme kursları.

Yan Yatırımlar ;

+ Yeni veya herhangi bir üniversiteyi, TARIM ÜNİVERSİTESİ'ne çevirme . Buraya Türkiyenin bu alandaki en iyi hocalarını doldurma , hocalar ve öğrencilerle enstitüler'de yerli tohum, yerli ilaç, gübre tarzı yeni karışımlar, yerli tarım aletleri vb. alanlarda araştırma yapmalarını sağlama.
+ Eğer üretici istek açarsa o köydeki uzun süredir üretim yapılmamış arazileri hasadın cüzi bir kısmı karşılığı sahiplerinden kiralayıp çiftciye sunma.
+Modern tarım aletleriyle modern tarım yapan çiftçileri premium çiftçiler gibi bir klasmana alıp yüksek fiyattan alım garantisiyle halkı bu yöne teşvik etmek.
+ Üretilen ürünleri bizden alıp avrupaya daha pahalıdan satan ülkelere mani olup onlarla benzer fiyatlardan Avrupaya satmayı amaçlıyacak bir şirket yapılanma kurmak.
+ Benzer bir formulü hayvancılığa uyarlamak.



Böylece devlet her ne kadar topraklar kendine ait olmasa da kendininmiş gibi çiftçileri kontrol edilmesi sağlanacak. Devlet Tarımda yarı dışa bağımlılığı aşıp ekstradan da ciddi paralar kazanabiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 02:44:39
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 02:49:40
Biz fikirler üretmeye devam edelim ama bunun böyle olduğunu da bilelim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 04 Mart 2019, 03:00:55
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur.

Hocam bazende devletler cidden akıl tutulması yaşayabiliyor. Koskoca imparatorluklar içinde akıllı adamlarda olsa senelerce bize benzer taktiklere yeniliyorlar, Keza Osmanlı deli petronun tek hayatta yaptığı yenilikleri 200 sene de yapamıyor vs. vs.

Akıl tutulmasının nedeni de bazı yapısal ve genetik sorunlar. Bizim ekonomimizin en büyük sorunu biri full liberal bir ekonomi olmak istemesi ve bunun bizim genetik yapımızla uyuşmaması. Yok abi biz bir malı üretmeyi pazarlamayı,girişimciliği yatırım yapmayı bilmiyoruz, sabretmiyoruz Tüccar millet değiliz. Çiftçimiz desen liberal bir tarım için güvenilmeyecek seviyede. Onda da girişim vs. sıfır. Herkes garantici . Sen böyle bir ortamda sübvansiyonla, teşvikle iş yapamazsın.

E Atatürk İzmir iktisat Kongresin'de modelimiz liberal ekonomi dedi. Yav adam onu neden dedi. Antlaşmada yabancılar kapitülasyonları kaldırmak istemedi de söyledi.  Türkiye sizin o cumhuriyet kurumları dediğiniz çoğu yolu devletçilikle kurdu. 2. dünya savaşı ve ekonomik krizleri bu şekilde halletti. Ancak abd sevgimiz depreştiğinden beri mecburen normalsiniz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 03:22:38
Durumun farkında olduğumuzu bilmeleri açısından bunları yazdıktan sonra, kısaca yapılması gerekenleri arkadaşım gibi bende sıralamak isterim. Hocam, aslında tek bir sıralama var; o da FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMEK.

Benim bir usulüm vardır; başım dara düştüğü zaman ya açar NUTUK okurum, ya Mustafa Kemal' in konuya ilişkin düşüncelerini analiz ederim ya da benzer durumlarda yapılan doğruları mevcut durumla karşılaştırırım. Peki geçmişte yapılanların doğru sonuçlar doğurduğunu nereden bileceğiz? dersek; orada da doğruyla yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt edebilme yetisinden bahsetmek gerekir. Örneğin şu devirde halen adamın biri çıkıp da '' harf inkılabı yaptılar, bir gecede milleti cahil bıraktılar'' diyebiliyorsa; bu adamcağız ya doğru ile yanlışı ayırt edebilecek yeterlilikte değildir ya da dış istihbarat servislerinin bilinçli veya bilinçsiz gönüllü etki ajanlığını yapmaktadır.

Ekonomi de aynı şekilde; defalarca yaşanmış ve tecrübe edilmiş örnekler var. Bunlar zamanında mecliste konuşulmuş, özel çalışma grupları oluşturulmuş, uygulamaları yapılmış, olumlu sonuçları görülmüş... fakat ne hikmetse bir şekilde doğru yapılan işlerden vazgeçilmiştir. Mesela bir örnek verelim;

Yine Atatürk' ün 1 Mart 1922 tarihli Meclis konuşma tutanaklarından;

''Efendiler! mazinin ve düşmanın memleket ve milletimizi bütün medeniyet dünyasıyla birlikte ileriye yürümekten men etmiş olan zincirleri, bugün bizi az zamanda fevkalade teşebbüslerde ve icraatta bulunmaya mecbur ediyor. Ancak bu mecburiyetin tatmini ve zayiatın telafisi bugünkü mali kudretimizin üzerindedir. Bundan dolayı hükumetimizin her medeni devlet gibi harici borçlanmalar yapmasına lüzum vardır. Şu kadar ki, borç alınan yabancı paralarını, şimd,ye kadar Babıâli' nin yaptığı tarzda ödemeye mecbur değilmişiz gibi, maksatsız israf ve harcamayla borç yükümüzü arttırarak mali bağımsızlığımızı tehlikeye düşürmeye kat'iyen karşıyım''    

Yahu, şu kadarcık cümleden bile ne kadar güzel sonuçlar çıkartılabiliyor. kaldı ki Atatürk' ün sırf bu konuşması 15-20 sayfa! Bakınız ne kadar güzel özetlemiş. İlerleyen bölümlerde diyor ki, Osmanlı borç paraları aldı aldı gereksiz yerlere harcayarak alınan borcu mantıksızca israf etti. Üretime yatırmadı. Borç ödeme günü geldiğinde de çuvalladı diyor. Allah aşkına şimdi ki durumda da aynı şeyleri yaşamıyor muyuz? Borcu döndürmek için hemen 50 Milyar dolara, kısa vadede ise 250 milyar dolara ihtiyaç var. Şu durumda devlet yönetenlere ne diyeceksin. Bunlara akılsız denebilir mi?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 09 Mart 2019, 12:22:28
silindi
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 18 Mart 2019, 12:07:16
Bu aralar SDE think tank kuruluşu yazarlarından öğretim üyesi Erkin Ekrem hocamızla bol bol istişare şansımız oluyor. Kalkınmada ve stratejide çin modelini vs. inceliyoruz.

Ülke ekonomimizin gerçekten doğru bir yöntemde ve strateji'de tekrar planlamamız gerekiyor. https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/tur/ bu site çok güzel bir site ülkelerin bütün ticaret verilerini her alanda bulabilirsiniz. Ordaki veriler 2017 verileri ancak 2018 ithalatımız 223 milyar, ihracatımız ise 168 milyar dolar 30 milyar da turizmi eklersek 198 milyar dolarda genel ihracat diyebiliriz. Dış ticaret açığımız 25 milyar dolar. Yani biz şu an Türk turizminin tüm yıllık gelirinin 2 katı getirecek bir iştirakte bulunsak bile ve ithalatımızı ihracat oranımızdan arttırmadan yaşasak ve dış ticaret fazlasıyla borçlarımızı kapatsak dahi bizim 466 milyar dolarlık dış borcu kapatmamız kafadan 20 SENE sürüyor.

Yani buradan anlıyoruz ki bu sağı solu eşeleyim, gram teşviklerle sektörlerde milim milim ilerleyim günü kurtarayımlarla bu YANGIN sönmez. Ve müdahale edemediğimiz her an bu dahada artar.

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her kalkınmanın başı TASARRUF'dan geçer. Hükümetimizin şapkayı önüne koyup bir Tasarruf Fonu kurup Eğitim, Sağlık ve Savunma bakanlıkları dışındaki tüm bütçelerden tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Kusura bakılmasın ama o audilerden mercedeslerden inilecek. Yoksa domates, sütün, pirinç'in fiyatı DÜŞMEZ.

Oluşturulacak tasarruf fonu şu kritik alanlarda kullanılmalı ;

1-) Tarım ve Hayvancılıkta Şirketleşme ve Sanayileşme ;

Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi . Benzetmek gerekirse Venezuella kadar petrol rezervimiz var ama biz batman petrolleri kadar kazanç sağlıyoruz.Ve bütün büyük güçler tarımda iyi yerlere gelebildikten sonra sanayide ciddi bir güç olmuştur. Bunun bazı sebepleri var ;

+ Çiftçi bilinçsiz.
+ Gerekli tarım devrimi yapılamamış. Devrim dediğimiz traktörle ekim dikim ve biçerdövere batı 50 sene önce geçti.
+ Geniş havzada kazançlı tarım yapılamıyor.
+ Yapılan hasatta katma değerle değerlendirilemiyor.
+ Hatta ve hatta avrupalılar bizden aldıkları mahsulleri, mahsul halleriyle avrupaya bizden daha pahalıya satıyorlar. Örn: Hiç portakal üretmeyen Hollanda portakalı bizden alıp bizim avrupaya sattığımızdan 2.5-3 katına avrupaya satıyor.

Devletimizin şunu görmesi lazım. Artık dünyada tarım eski usul köylü üretsin , bana satsın ben alayım ülkelere satayım gibi saf duygularla ilerlemiyor. Dünyada bazı çatı gıda şirketleri var. Bunlar dev şirketler. Bunların kendi tarım alanları, yaylakları vs.leri var. Burada dünyanın en modern tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Bu mahsulü toplatıyor. Tabi bu mahsulü ekerken biçerken kendine bağlı tarım enstitüleri ve üniversitelerinde geliştirilen ve yine şirkete bağlı  tohum,ilaç şirketlerinde satılan ürünleri kullanıyor. Mahsulü yine kendine bağlı şirketlerde ürün yapıyor ve bunuda kendine bağlı reklam şirketleri ve fuar organizasyonlarıyla tanıtım satıyor.

Çözüm :

I-Bizim devletin tasarruf fonundan çatı bir kit yani kamu iktisadi teşkilatı şirketi kurması, bu şirketin hasadın maddi değerinin belirli bir kısmına belirlediğim verimli tarım bölgelerinde özellikle de uzun süre dikim ekim yapılmayan arazileri kiralamalı. Çiftçileri ise traktör ve tarım aletleriyle birlikte sözleşmeli olarak işe almalı. Devlet ülkenin tarım ihtiyacını belirleyip (örn. senelik şu kadar patates şu kadar ton narenciye vs.) ülke topraklarında en verimli nereden alınabilirse bunu belirleyip bu çiftçileri bu arazilerde devamlı ziraat mühendisleri eşliğinde modern yöntemlerle, modern ilaç ve gübrelerle , modern aletlerle , toprağın ve hava şartlarının durumunu dikkate alıp ekim dikim yapılacak ve hasat zamanını belirleyen makinelerin eşliğinde en yüksek verimle ülke ne kadar neye ihtiyacı varsa mahsul almalıyız.

II- Yine aynı şekilde bu Kit şirkete bağlı havza ve otlaklarda ihtiyaca yönelik büyükbaş ve küçükbaş üretimi yapılıp bunların doğumu, gelişimi ve verimi izlenip kaliteli aşılama yem ile fabrika tipi üretim yapılmalı.

III-Kendi ihtiyacımız ve üstünü aldıktan sonra bu yüksek standartta mahsulü bu çatı KİT şirkete bağlı kurulacak yüksek kalite gıda şirketlerinde katma değerle üretilip yine kit şirkete bağlı reklam şirketleriyle tüm dünyaya tanıtılıp satılmalı.

IV- Tabi bu şirkete bağlı bir üniversite ki bu alanda ülkenin tüm parlak öğretim üyelerinin toplandığı bir yer olmalı. Bu üniversite tarım yöntemleri , hayvan ırk ıslahı, tarım ve hayvancılık ilaçları ve gübre üzerine ar-ge yapmalı. Yine bu kit şirketinin kendi bünyesinde yerli ilaç ve gübre,tohum şirketleri olmalı.

V- Bu kit hisseleri hakim hisse devlette kalacak şekilde borsaya da açılabilir. Böylece hem yeni yatırım çıkar hemde şirketin ekstra devletleşmesi önlenir. Onun dışında tabi bu iştiraki yönetecek kişilerin alanında ekstra yetenekli kişiler olması çalışan profilinin liyakatli ve kadrosuz , sözleşmeli olması verimliliği arttıracaktır.


Kısaca toparlarsak devlet tasarruf fonunun kuracağı çatı şirket ülkede kiralayacağı üretim arazilerinde o arazide en verimli ne yetişiyorsa ülke genel ihtiyacına ve ihracata yönelik sözleşmeli işe alacağı bölge ahalisine modern ve milli tarım ilaç, gübre, tohumlar ve tarım ölçüm ve teşhis aletleriyle ve ziraat mühendisleri gözetiminde havza tipi tarım yaparak elde edeceği mahsulü kendine bağlı veya işbirlikli gıda şirketlerinde ürettirip bunu tüm dünyaya kendine bağlı reklam ve pazarlama organizasyonlarıyla tüm dünya pazarlarında (örneğin çin mesela dünyanın 5 te 1'i) düşük karla satarak piyasa sağlamak ve buralarda kalıcı olmak . İşte bu size kazandırır.


NOT: Şu an sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili yazabildim. Diğer sektörleri devamında yazacağım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 18 Mart 2019, 16:34:10
Sayın BATTLESTAR,

Devlet sürekli seçim ekonomisi uyguladığı için hayatta tasarruf edemez. Tasarruftan anladığıda anca vergi arttırımı olur. Bu yıl vergi gelirleri bütçeye hiç tutmayacak. 2013 te hatta daha öncesinde bir sürü önlem alınmalıydı. Sıcak paranın biteceği biliniyordu. Bizse akılsız gibi dövizle borçlana borçlana aşırı verimsiz ekonomide bizi aşan borç yaptık. Şuan bu borç paraların çoğu inşaat şirketlerinin kasasında, çakal patronların yurtdışı bankalarında, karadeniz kurnazının cebinde...

Bu para onlardan zorla geri alınmadan borç ödeyemez ülke.

Cari açık ile gelinecek son noktaya gelindi. 10 yılda 10 milyon mülteci eklendi ülkeye. Bunlarda kaldırılamıyor. İşsizliği %20+ olan ülkede işler düzelmez.

Demem o ki. Bu ülkeyi isterse fed yönetsin düzeltemez. Boşuna çabalamayalım. Bırakın batsın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ムゲン - 18 Mart 2019, 21:25:46
9 milyon nüfuslu Hollanda tarımda harikalar yaratıp yıllık 100+ milyar avro tarım ürünü ihracatı yapıyor ,  8 milyonluk İsrailin tarım tohumları tüm dünyada dolaşırken artık biraz kendimize gelmemiz gerekiyor. Geçen günlerde internette geziyordu. 2018 yılında Fransaya gelen yabancı turist sayısı 88 milyon. Onu 86 milyonla İspanya izliyor. Allah aşkına Eiffel kulesinden başka neyi var Fransanın ? İspanyanın bazı sahilleri güzel desekte en büyük turisti Barcelona şehri çekiyor. Ne var Barcelonada ? Futbol takımından başka bir haltı yok. Ama bizim ülkemize gelen turistin toplamından daha cok turist çekiyor. Bizde herşey var , deniz isteyene deniz , tarih isteyene tarih , doğa isteyene doğa. Yalnız halk olarak sakin değiliz. Az biraz sakin olabilsek bu ülke yıllık 100 milyon turisti gözü kapalı çeker. Yemin ediyorum. Hong Kong'da ne var ? Singapurun çatısında havuz bulunan otelinden başka neyi var ? Hiçbirşeyleri yok. Bizde ne var ? Kapadokyaya gelen Japona tecavüz edip öldürürsen Japonlar gelmez. Tüm Almanlara pkklı damgası vurursan Alman gelmez. 100 yıl öncesinin kafasını yaşayıp her İngilize Osmanlıyı bunlar yıktı kafası yaşarsan ingiliz gelmez. Allahu ekber tekbirleriyle 8 kişi 3 Koreli kızı kovalarsanız Koreliler gelmez. İtalyan kadın bisikletle tüm avrupayı geçti Türkiyede tecavüze ugradı öldürüldü. Şort giyene tekme at , alkol içeni döv gelir mi turist ? gelmez. Sahillere bakıyorum nerde kıro keko var dolmuş. Kadın görünce gözleri yerinden dönüyor bu kitlenin. Biz bu turiste muhtacız. Muhtac olmak istemiyorsan farklı sektörlerde gelişeceksin. Kıytırık Yunanistan deniz ticaret filosu bakımından dünyada ilk sırada. yıllık 90-95 milyar avro gelirleri var ve sadece gemilerden geliyor bu rakam.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 19 Mart 2019, 00:56:54
Bu aralar SDE think tank kuruluşu yazarlarından öğretim üyesi Erkin Ekrem hocamızla bol bol istişare şansımız oluyor. Kalkınmada ve stratejide çin modelini vs. inceliyoruz.

Ülke ekonomimizin gerçekten doğru bir yöntemde ve strateji'de tekrar planlamamız gerekiyor. https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/tur/ bu site çok güzel bir site ülkelerin bütün ticaret verilerini her alanda bulabilirsiniz. Ordaki veriler 2017 verileri ancak 2018 ithalatımız 223 milyar, ihracatımız ise 168 milyar dolar 30 milyar da turizmi eklersek 198 milyar dolarda genel ihracat diyebiliriz. Dış ticaret açığımız 25 milyar dolar. Yani biz şu an Türk turizminin tüm yıllık gelirinin 2 katı getirecek bir iştirakte bulunsak bile ve ithalatımızı ihracat oranımızdan arttırmadan yaşasak ve dış ticaret fazlasıyla borçlarımızı kapatsak dahi bizim 466 milyar dolarlık dış borcu kapatmamız kafadan 20 SENE sürüyor.

Yani buradan anlıyoruz ki bu sağı solu eşeleyim, gram teşviklerle sektörlerde milim milim ilerleyim günü kurtarayımlarla bu YANGIN sönmez. Ve müdahale edemediğimiz her an bu dahada artar.

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her kalkınmanın başı TASARRUF'dan geçer. Hükümetimizin şapkayı önüne koyup bir Tasarruf Fonu kurup Eğitim, Sağlık ve Savunma bakanlıkları dışındaki tüm bütçelerden tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Kusura bakılmasın ama o audilerden mercedeslerden inilecek. Yoksa domates, sütün, pirinç'in fiyatı DÜŞMEZ.

Oluşturulacak tasarruf fonu şu kritik alanlarda kullanılmalı ;

1-) Tarım ve Hayvancılıkta Şirketleşme ve Sanayileşme ;

Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi . Benzetmek gerekirse Venezuella kadar petrol rezervimiz var ama biz batman petrolleri kadar kazanç sağlıyoruz.Ve bütün büyük güçler tarımda iyi yerlere gelebildikten sonra sanayide ciddi bir güç olmuştur. Bunun bazı sebepleri var ;

+ Çiftçi bilinçsiz.
+ Gerekli tarım devrimi yapılamamış. Devrim dediğimiz traktörle ekim dikim ve biçerdövere batı 50 sene önce geçti.
+ Geniş havzada kazançlı tarım yapılamıyor.
+ Yapılan hasatta katma değerle değerlendirilemiyor.
+ Hatta ve hatta avrupalılar bizden aldıkları mahsulleri, mahsul halleriyle avrupaya bizden daha pahalıya satıyorlar. Örn: Hiç portakal üretmeyen Hollanda portakalı bizden alıp bizim avrupaya sattığımızdan 2.5-3 katına avrupaya satıyor.

Devletimizin şunu görmesi lazım. Artık dünyada tarım eski usul köylü üretsin , bana satsın ben alayım ülkelere satayım gibi saf duygularla ilerlemiyor. Dünyada bazı çatı gıda şirketleri var. Bunlar dev şirketler. Bunların kendi tarım alanları, yaylakları vs.leri var. Burada dünyanın en modern tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Bu mahsulü toplatıyor. Tabi bu mahsulü ekerken biçerken kendine bağlı tarım enstitüleri ve üniversitelerinde geliştirilen ve yine şirkete bağlı  tohum,ilaç şirketlerinde satılan ürünleri kullanıyor. Mahsulü yine kendine bağlı şirketlerde ürün yapıyor ve bunuda kendine bağlı reklam şirketleri ve fuar organizasyonlarıyla tanıtım satıyor.

Çözüm :

I-Bizim devletin tasarruf fonundan çatı bir kit yani kamu iktisadi teşkilatı şirketi kurması, bu şirketin hasadın maddi değerinin belirli bir kısmına belirlediğim verimli tarım bölgelerinde özellikle de uzun süre dikim ekim yapılmayan arazileri kiralamalı. Çiftçileri ise traktör ve tarım aletleriyle birlikte sözleşmeli olarak işe almalı. Devlet ülkenin tarım ihtiyacını belirleyip (örn. senelik şu kadar patates şu kadar ton narenciye vs.) ülke topraklarında en verimli nereden alınabilirse bunu belirleyip bu çiftçileri bu arazilerde devamlı ziraat mühendisleri eşliğinde modern yöntemlerle, modern ilaç ve gübrelerle , modern aletlerle , toprağın ve hava şartlarının durumunu dikkate alıp ekim dikim yapılacak ve hasat zamanını belirleyen makinelerin eşliğinde en yüksek verimle ülke ne kadar neye ihtiyacı varsa mahsul almalıyız.

II- Yine aynı şekilde bu Kit şirkete bağlı havza ve otlaklarda ihtiyaca yönelik büyükbaş ve küçükbaş üretimi yapılıp bunların doğumu, gelişimi ve verimi izlenip kaliteli aşılama yem ile fabrika tipi üretim yapılmalı.

III-Kendi ihtiyacımız ve üstünü aldıktan sonra bu yüksek standartta mahsulü bu çatı KİT şirkete bağlı kurulacak yüksek kalite gıda şirketlerinde katma değerle üretilip yine kit şirkete bağlı reklam şirketleriyle tüm dünyaya tanıtılıp satılmalı.

IV- Tabi bu şirkete bağlı bir üniversite ki bu alanda ülkenin tüm parlak öğretim üyelerinin toplandığı bir yer olmalı. Bu üniversite tarım yöntemleri , hayvan ırk ıslahı, tarım ve hayvancılık ilaçları ve gübre üzerine ar-ge yapmalı. Yine bu kit şirketinin kendi bünyesinde yerli ilaç ve gübre,tohum şirketleri olmalı.

V- Bu kit hisseleri hakim hisse devlette kalacak şekilde borsaya da açılabilir. Böylece hem yeni yatırım çıkar hemde şirketin ekstra devletleşmesi önlenir. Onun dışında tabi bu iştiraki yönetecek kişilerin alanında ekstra yetenekli kişiler olması çalışan profilinin liyakatli ve kadrosuz , sözleşmeli olması verimliliği arttıracaktır.


Kısaca toparlarsak devlet tasarruf fonunun kuracağı çatı şirket ülkede kiralayacağı üretim arazilerinde o arazide en verimli ne yetişiyorsa ülke genel ihtiyacına ve ihracata yönelik sözleşmeli işe alacağı bölge ahalisine modern ve milli tarım ilaç, gübre, tohumlar ve tarım ölçüm ve teşhis aletleriyle ve ziraat mühendisleri gözetiminde havza tipi tarım yaparak elde edeceği mahsulü kendine bağlı veya işbirlikli gıda şirketlerinde ürettirip bunu tüm dünyaya kendine bağlı reklam ve pazarlama organizasyonlarıyla tüm dünya pazarlarında (örneğin çin mesela dünyanın 5 te 1'i) düşük karla satarak piyasa sağlamak ve buralarda kalıcı olmak . İşte bu size kazandırır.


NOT: Şu an sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili yazabildim. Diğer sektörleri devamında yazacağım.

ENERJİ POLİTİKASI ;

Türkiye senelik 40+ milyar dolar parasını enerji ithalatına veriyor. Bunun büyük bölümü doğalgaz ve petrole gidiyor. Petrol malum , doğalgazın bu kadar geniş yer tutmasının nedeni ise elektrik üretim altyapımızın ciddi bir kısmının doğalgazla çalışan elektrik üretim santrallerinden karşılanıyor olması. Akıllı hamleler ile bu ithalata bağımlı altyapımızı yarı yarıya düşürebiliriz. Eğer akdeniz'den de gaz çıkarsa daha da rahatlarız. Peki bu hamleler nedir ;

+ Ülkede çok hızlı bir şekilde elektrik dolum altyapısını yaygınlaştırarak kurmak ve bunda arge yapmak . Ülkede elektrikli araç alımını desteklemek vergi muafiyeti sağlamak ve evre evre senelere yayarak benzin,dizel ve tüplü arabaları yasaklamak. Çünkü biz bir şekilde üretim altyapımızı güncelleyerek elektrik üretiriz ama olmayan petrol veya gazı çıkartamayız. Bu petrol ithalatını minimize edebilir.

+Milli otomobil markasını elektrikli/hybrid modeller üzerine inşa edip avantajlı fiyatlardan vermek.

+ Ev ısınma sistemlerinde doğalgazdan çok yeni yapılacak yapılarda Amerika'daki gibi ısınma, soğuma ve pişirmede elektrik temelli klima sistemini kullandırmak standart kılmak.(Eğer verimliyse). Yine üstteki sebepten dolayı.

+ Yerli rüzgar tribünü , güneş enerjisi, dalga enerjisi vb. alanlardaki teknolojileri yerlileştirmek ve bu enerjileri had safhada kullanmak .

+ Tabi bu yetmeyeceğinden Nükleer santral programına tam gaz devam edip, yerli olarak bu tesisleri kurma altyapısına uğraşmak . Reaktör tasarımı inşasıvb. konularda uzmanlaşmak .


Bence böylece bütçedeki gediği yamarız. Kesinlikle yapmak gerekir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 19 Mart 2019, 00:57:40
Üretimden anladığımız sadece konut inşaatı olunca sonu bu olacağı ortadaydı. Ülke ne yazık ki Belediye Başkanı kafasıyla yönetiliyor. Devlet-Müteahhit sarmalı kırılmalı. Dış politikamıza bile kötü şekilde sirayet etmiş.

Suriye ile ilgili politikamız ve beklentilerimize dair yurtdışında demeç verilirken yetkililerimiz şunu diyordu “Suriyenin yeniden inşaasında rol almak istiyoruz”

Ben bunu duyduğumda Suriyenin demografik yapısı, kültürü, yasama,yürütme,yargı veya demokratik diğer konular ele alınıyor sanmıştım. Meğerse bizimkiler cidden orada gidip bina yapmaktan bahsediyormuş. “Toki ev yapsın hastane yapsın vs” Detayları görünce şok oldum utandım.

Dünya ortadoğuda enerji ve tabi kaynaklar üzerine çatışıyor. Demografik yapı üzerine oynuyor; kendi dil ve kültürünü hakim kılmaya çalışıyor. biz hala ev yapalım derdindeyiz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 19 Mart 2019, 02:04:09
Ben bunu duyduğumda Suriyenin demografik yapısı, kültürü, yasama,yürütme,yargı veya demokratik diğer konular ele alınıyor sanmıştım. Meğerse bizimkiler cidden orada gidip bina yapmaktan bahsediyormuş. “Toki ev yapsın hastane yapsın vs” Detayları görünce şok oldum utandım.

Suriye' ye ev yapabilmek için, tabii olarak ilk önce istikrarın sağlanması gerekiyor. O açıdan henüz resmi kanaldan Suriye devletiyle müzakerelere başlamış değiller. Ne diyorlar; şayet öyle yaparsak Esad Rejimini meşrulaştırır mışız (!)  Yahu, adam zaten Suriye' nin hem meşru lideri hem de meşru lideriydi. BM' de Suriye devletini El Kaide mi temsil ediyor zannediyorlar?

Bütün bunlar olurken -iki hafta önce olması lazım- Çin devlet ikici başkanı Suriye' ye resmi ziyarette bulundu. Esad' la da görüştü. Bunlar basına yansıdı yani... Özetle diyorlar ki: Suriye' yle ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek ve Suriye' nin yeniden inşasında görev almak istiyoruz -diyorlar. Bir de bizim yaptığımıza bakın! Üstüne 3-5 milyon Suriyeliyi besliyoruz. Maliyeti 45-50 Milyar dolar olmuştur herhalde...!

Şu memleketin aklı başında birkaç düzine devlet adamı olmuş olsaydı, memleket iş bu hale gelmezdi! Mevcutlarında üstüne çullanarak, gerçek devlet adamlarını görev yapamaz hale getirdiler. Bir kısmını Ergenekon-Balyoz gibi operasyonlarla etkisiz hale getirirken; bir kısmı da lanet olsun diyerek, devlet işlerinden deyip elini eteğini çekmiştir.

Şimdi bu işin iki yolu var

1- Ya gelirlerinizi arttıracaksınız
2- Ya da giderlerinizi azaltacaksınız.

Gelirleri artırmak bugünden yarına olacak iş değildir. O halde ilk iş olarak giderleri azaltacaksınız. O nedenle ekonominin başı tasarruftur derler. Yemden, içmeden, eğitimden, sağlıktan tasarruf olmayacağına göre; ilk başta israfı önleyerek işe başlamak lazım. Fakat mevcut hükumetin bunları yapacağından hiç ümidim yok. Bunca yılın tecrübesine dayanarak söyleyebilirim ki, mevcut kaynakları da tüketeceklerdir. Allah vermesin belki de dereleri, gölleri, dağları, tepeleri sayacaklar! Zaten 4 yıl daha seçim yok... bindirecekler dolaylı vergiyi, milletin yastık altındakini de elinden alacaklar. Vergi müfettişleri seçim sonunu iple gözlüyormuş. Aldığımız duyumlara göre, aynen sahaya girmek için sabırsızlıkla bekleyen forvet oyuncusu gibiler miş. Bakalım kimlere gol artacaklar? Milletin a' sına küfreden Cengiz İnşaata gol atabileceklerini hiç zannetmiyorum! Güçleri anca bize yeter.   
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 19 Mart 2019, 08:31:43
Bir ülkenin ekonomisi sadece halktan alınan vergilerle sağlanıyorsa ve o ülkenin ithalatı ihracatından çok fazlaysa fazla bir şey konuşmaya gerek yok aslında...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 10:42:53
+80 Milyonluk ülkemizde elbette aklıbaşında beş on adam bulunur. Ama öncelikle o insanları dinleyip anlamaya çalışan  olurmu ondan şüpheliyim. Çünkü gözlerimiz ve kulaklarımız  ve hali ile beyinizimizi uzunca bir zamandan beri pek kullandığımız pek söylenemez . Millet olarak bu durumda ilken aklı başında olan insanlar ne derece ülkemizdeki düzeysiz siyasetin parçası olmasını ister o başka konu.

Ölüm hariç herşeyin bir çözümü olduğuna göre Türk ekonomisinin nasıl sağlığına kavuşturulabileceği konusununda bir çözümü elbette vardır. Ama öncelikle her hastalıkta olduğu gibi hastanın önce hasta olduğunu idrak etmesi gerekir  bizler daha hasta olduğumuzu dahi kabullenmekte zorlanıyoruz. Daha sonrası  sizlerinde bahsetmiş olduğunuz gibi gelirleri artırmak, gereksiz harcamlara son vermek yani tassarufa  ve benzeri uygulamakle tedavi yapılabilir. Sadece ekonomik uygulamalar ile de mevcut durumun altından kalkmak kanımca imkansız bu nedenle yapısal değişikliklerin de uygulanması gerekecek.

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 19 Mart 2019, 16:13:49
Bir ülkenin ekonomisi sadece halktan alınan vergilerle sağlanıyorsa ve o ülkenin ithalatı ihracatından çok fazlaysa fazla bir şey konuşmaya gerek yok aslında...

Hocam zaten bütçenin %85' i vergi gelirlerinden oluşuyor. Diğer gelirler ise; para cezaları, faiz gelirleri, sermaye gelirleri, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri, alınan bağış ve yardımlar, özel bütçe gelirleri gibi adlar altında toplanıyor. Bu diğer gelirler kaleminin %45' i sadece para cezası ve faiz gelirlerinden oluşmaktadır. Bu rakamlar 2017 rakamlarıdır. Henüz 2018 resmi rakamları netleşmedi.

Tabii olarak, önemli olan asıl kısım; bu toplanan gelirlerin nasıl ve nerelere harcandığı konusudur. Verimli şekilde kullanılabiliyor mu? Kısa vadede toplanan gelirleri arttırmanın pek bir imkanı yok gibi görünüyor. Vergi dilimlerini arttırmaya çalışmak, milletin cebine göz dikmek gibi olacağından; asıl yapılması gereken iş devletin kemer sıkmasıdır. Hırsızlık, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, devlet malını yağmalama ... gibi hususların var olmadığını, hiç bir şekilde yaşanmadığını varsayarak, işbu kısımları es geçiyorum! 

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 19 Mart 2019, 16:46:11
Bütçenin büyük oranda vergiden oluşması normal. Ancak o vergiye bakmak gerek! Ekonomisi üretime dayalı bir ülkeye mükemmel derim. Ama ekonominiz ranta dayalıysa vay halinize!

Çalışma, üretme, üreteni de kapat, hep dışarıdan al, sürekli tüket, gelirleri savur vs...
Peki sonra....

Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 17:06:14

Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.

İyi organize olunabidiği taktirde kendi kendine yeterli tarımı olan ,ekonomik olarak gelişmiş ,turizim alanında doğal güzelliğinin ve mevcut tarihi potansiyelini etkin şekilde kulanabilen bir ülke olabilme şansımız her zaman mevcut yeterki bizler isteyelim ,inanalım ve bunu yapmak için elbirliğince çalışalım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 19 Mart 2019, 17:26:14
Bütçenin büyük oranda vergiden oluşması normal. Ancak o vergiye bakmak gerek! Ekonomisi üretime dayalı bir ülkeye mükemmel derim. Ama ekonominiz ranta dayalıysa vay halinize!


Vergi liberal kapitalizm'in hüküm sürdüğü yerlerde devletlerin maaşıdır hocam. Amerika gibi iyi çalışan yerlerde var. Bizim gibi zıvanadan çıkmış örnekleri de var. Eğer senin ülken sanayileşmiş bir ülkeyse ülkende yerli mallar ağırlıkta kullanılıyorsan kendi şirketinden ihracat vergisi alırsın, hammaddeden ithalat vergisi alırsın, gelirinden gelir vergisi alırsın, işçilerine verdikleri maaştan vergi alırsın , işçilerin alıp kullandıkları herşeyden vergi alırsın. Alırsında alırsın yani.  Ama senin ülkende genelde ithal mallar egemense yabancı firmadan bir gümrük vergisi alırsın ki oda oranı çok düştü, bir kaç ufak vergi alırsın onun dışında dayarsın vergiyi kdv'ye dayarsın vergiyi lüks tüketime , dayarsın vergiyi gelire halkın maaş 10 ken 5 olur aldığı ürün 1 ken 3 paraya olur. Sonuç günümüz.


Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.

Şu an tarım'da ve turizm'de avrupa seviyesinde olsak bütçe açığını çok rahat kapatır ve borçları ödeyecek parayı kenara koymaya başlardık. Bir kaç ana sanayi sektöründe bir kaç şirketi sübvanse etsek şu an gümbür gümbür bölgesel güçlüğe aday oluruz. Ancak şu anki klasik tarım anlayışıyla tarım ve hayvancılığı, insanlardaki şu anki bilinç ve suça yatkınlıkla ile hukuk sistemi ve komşularla olan ilişkiler (özellikle yunanistan) bu seviyede olursa bu coğrafya turizm ve tarıma uygun bir yer olmaz.

Tabi böyle şeyler durduk yere değişmez. Bizim Stratejik teşhis ve tenkid, Stratejik Planlama ve Stratejik Uygulama dediğimiz üç aşamalı bir plan vardır.  Bu 3 aşamalı planın en az 2 aşamasının yapılacağı yer yıllardır DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI idi. Bu kurum 2004'te Kalkınma bakanlığına lagvedildi. Kalkınma bakanlığıda geçen sene Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na lagvedildi. Bu kadar önemli bir kurum lagvedile lagvedile bir  hal oldu. Duyduguma göre öncedende çeşitli tarikatların ilk ve en çok yapılandığı yermiş DPT ve Kalkınma bakanlığı , e yani çoğu yurtdışı işbirlikli olan bu yapıların ilk böyle en kritik yerlere yuvalanması normaldir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 17:57:11
Ekonomik planlama basit ifade ile neticede bir planlama ve projeksiyon dayalı bir iş. Her hükümet de kendi planını veya bir daha önceki plan üzerinde modifikasyonlar yapmak sureti ile kendi planını uygular. İyi veya kötü neticede ülkemizde tüm demokratik hükümetler seçim ile iktidara gelmekte. Yani kendi planlarını uygulamaktalar. O zama sorun bizler seçmenlerde diye düşünüyorum . Neticede icraat yapan kimlerse ve başarısız olduğuna kanaat getirmişsek o zaman yaptığından veya yapamadığından sorumlu .  Bizler de demokrasinin bir parçası denetleyicisi  seçmen olarak şayet yapılan içraatlardan hoşnut değilsek o zaman iktidarda bulunan her kimlerse onalardan hesap sorabilmeliyiz .
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 20 Mart 2019, 20:16:48
10 milyon mülteci abi. Ve kalıcı konut yapımı başlıyormuş. Adamlar gitmeyecek. Yanlarında beş kuruş getirmedi çoğu. Tr deki ekmeği 10 milyon kişiyle daha bölüşmek demek. Daha önce yetmiyordu şimdi hiç yetmeyecek.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 21 Mart 2019, 13:54:12
10 milyon mülteci abi. Ve kalıcı konut yapımı başlıyormuş. Adamlar gitmeyecek. Yanlarında beş kuruş getirmedi çoğu. Tr deki ekmeği 10 milyon kişiyle daha bölüşmek demek. Daha önce yetmiyordu şimdi hiç yetmeyecek.

+1

Bizim kırılgan ekonomimizi sağlam bir ekonomiye dönüştürebilmek için üretimi ve ihracatı artırmamız lazım diyoruz. Yani kısa ve uzun vadede ülkeye kar sağlayacak şeylere yatırım yapmamız gerekiyor. Ama biz nelere yatırım yapıyoruz basit bir örnek! >> https://www.yeniasir.com.tr/galeri/sayfalama/denizlide-dunyanin-en-buyuk-horoz-heykeli-icin-guinnesse-basvuru-yapilacak/4 (https://www.yeniasir.com.tr/galeri/sayfalama/denizlide-dunyanin-en-buyuk-horoz-heykeli-icin-guinnesse-basvuru-yapilacak/4)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: カメせ - 25 Temmuz 2019, 16:26:42
TCMB faiz indirimi kararı: 425 baz puan.

TCMB bir hafta vadeli repo faiz oranını 425 baz puan indirdi, %19,75 (Beklenti %21,50, önceki %24,00)

Böylece faiz politikası 20 puanın altına inmiş oldu
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Hilal-i Ahmer - 26 Temmuz 2019, 11:39:29
10 milyon mülteci abi. Ve kalıcı konut yapımı başlıyormuş. Adamlar gitmeyecek. Yanlarında beş kuruş getirmedi çoğu. Tr deki ekmeği 10 milyon kişiyle daha bölüşmek demek. Daha önce yetmiyordu şimdi hiç yetmeyecek.

Ülkede şu an gayri resmi rakamlara göre 5.700.000 Suriyeli mevcut.
Doğum oranlarına baktığımızda 3.2 ortalamaya sahipler.Bu yüzde 4 lik büyüme oranına sahipler.
Bu da her sene 288.000 Türkiye doğumlu Suriye Uyruklu vatandaş anlamına geliyor.
Gelecek 10 senede toplam Suriye kökenli vatandaş sayımız 2.280.000 civarı artarak 7.980.000 e geleceği tahmin ediliyor.
Tabi bu sadece yüzde 4 sabit kalır ise.Yükselirse toplamda 10 milyon civarı olacaklar ve ekonomiye çok ciddi yük getiricekleri aşikar.

Tabi siyasi haklarını ve özerklik talep etme noktalarını ayrı tutuyorum.

Ne dersiniz bir Suriyeİstan isterlermi :)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 07 Eylül 2019, 16:58:38
Kendi insanımız için en uygun ekonomik tip hakkındaki düşüncelerim ;

Devletçiliğin biraz daha sosyalizme kayan ama ateist değil dini değerlerini muhafaza eden modern bir yorumudur. Muhafazakar Milliyetçi ama Demokrat ve modern bir insan olsamda bana göre bu böyledir. Türkiye'nin yükselişe geçmesinin de asıl anahtarı budur. 

Neden ?

Çünkü mevcut neo liberal sistem Sanayiden hizmet sektörüne oradan tarım sektörüne ülkemiz vatandaşının genlerine uymamaktadır. Ve bu ülkemize adeta yerinde saydırmaktadır.

Sebep ?

Bizim insanımız genel olarak temelinde çiftci/hayvancı savaşçı bir toplumdur. Bu toplumun genlerinde denizcilik yoktur, tüccarlık yoktur, girişimcilik ve risk alma yoktur. Ha avrupalı da buna anasının karnından sahip olmuyor . Mesela oda denizci balıkçı olsada çoban bir toplum değil. Ama o eğitim ile bunu aşıyor. O istediği zaman en iyi şekilde hayvancılığı araştırıp en iyi şekilde yapacak donanıma sahip oluyor. Bizim gibi enişteeee yazın 5 inek alıp köye gidek diye gidip o 5 ineğide batırıp dönmüyor.

Bu yüzden eğitilmiş, gelişmiş ve okumuş bir topluma da sahip değiliz. Önemli ileri gelenlerimiz okumuş insanlarımız var ama halkımız bünye açısından standart osmanlı toplumunun modern bir versiyonudur.  Bu tarz toplumlar kurulu sistemler içinde örneğin almanyadaki türkler çarkları müthiş çevirir ama o çarkı kuramaz. Biat etme , bir aileye , tarikata, partiye ait olma eğilimi ve isteği fazladır. Ve her zaman garanticidir. Kafasındaki konfor standartını sağlar ve riske girmez.


Size bir kaç örnekle Türk insanının şu an neden liberal sisteme uygun olmadığını anlatayım ;

Tarım :

Devletimiz liberal bir devlet olarak kendi çiftliğini açıp hayvan beslemez tarım yaptırmaz. Ne yapar hangi alanda üretimi arttırmak istiyorsa sübvansiyon kredi verir, hibe yapar , vergi affı ve indirimi yapar , şu an yapamıyor ama mazotu ucuzlatır vs.
Çiftciden de bu yardımı alıp kendiside sermaye koyup atıyorum mısır üretimini arttırması bunu modern yöntemlere yapmasını ve o sene veya dönem devlete em kendini kurtaracak hemde ihracat yapacak kadar mısır üretmesi beklenir.

Ama bizim çiftcimiz ne yapar . Gider parayı alır. Toprağın gerektirdiğinden daha güçlü ve modern traktörü alır . İlçede kahvehane önüne çekip ağzında cugara kağıt oynar. Mısır'dan verim almayı bilmediğinden ve arazisi az olduğundan profitable yani kazançlı bir üretim yapamaz veya malı da zayi eder.  E zaten elindeki tohum ve ilaçlar takviyeler genetiği ile oynanmıştır. Oda devletin ayıbı . Velhasıl parayı batırır veya zar zor kurtarır.  Kısaca teşvikte yalan olur verimde.

Devlet dışarıdan tarımsal ürün alır. Koskoca devlet bu çağda hala senin tarımsal nüfusunun yarısını oluşturan omuzunda dirgen , tırpan tin tin tarlaya giden dedeyi bekleyemez abi. Hayvancılıkta yine aynı . Kitlesel hayvancılık yerine ahırda tarım yapıyor. Mera hayvancılığı yapıyor. Eyvallah kardeşim . Mera hayvanı daha lezzetli ama koca ülke senin ahırında yetişecek bakımsız, süt verimi düşük, üremesi allaha emanet  hayvanları bekleyemez.

Dünyada bu iş şöyle yapılıyor. Büyük tarım ve Hayvancılık şirketlerine kendilerine ait büyük arazilerde, yüksek bilgi , yüksek teçhizat ve büyük topraklarda , milli ve ucuz araç ve mazot, genetiğiyle oynanmamış tohum ve ilaçlarla ve verimliliği yüksek hayvan türleriyle bu işi yapan yerel üreticilerle oluyor.  Ama işte biz şu an bu sistemi kuramayız. Neden ? Çünkü yukarıda bahsettiğimiz garantici ve eğitimsiz köylü toplumdan dolayı neden böyle bir sisteme sakat burjuvamızı ikna ederiz.

Çözüm ;

Bunun şu anlık çözümü basit. Halk tamamiyle eğitilene ve aydınlanana kadar(ki bu uzun bir süreçtir. Bu süreci dinsizleşmek olarak algılamayalım. Bilinçli ve eğitimli islam rönesansındaki müslüman olana kadar diyelim) devletin bil fiil bizzat bu üretim odaklarına çobanlık yapması gerekmektedir.

Devletin bu yolda ilk başta şu üç çatı oluşumu kurup başına Tarım ve Hayvancılık bakanlıklarını oturtması lazımdır. Bunlar ;

+Tarım ve Hayvancılık Üniversiteleri ; Bir kaç adet uygulamaya uygun şehirlerde normal değil araştırma üniversitesi olarak görev yapacak üniversitelerdir. Bünyesinde bu alanda Türkiyedeki ve dünyadan bulunabilecek en iyi hocaların getirileceği Yerli ve verimli tohum, hayvan türlerinin verimlileştirilmesi ve geliştirilmesi, tarım alet ve makinelerinin geliştirilmesi ve tarımsal ilaçların geliştirilmesi  arge'sini geliştirmek ve gelişmiş yurtdışında yükseklisans doktora yaptırılmış ziraat mühendisliği ve baytarları yetiştirmek. Sonuçta üniversite devletin ar&ge birimidir.

+Tarım Alet Ve Gereçleri Müsteşarlığı/ Başkanlığı ; Bu kurum tamamiyle bir şirketler gurubu veya holding görevi görecek.  Görevide şudur ; 

- Tarım üretiminin ihtiyaç duyduğu Tarım aleti, Tohum, gübre, ilaç  gibi gereçleri üreten yerli veya yoksa yenisini kurup şirketleri kendi altında toplamak.

- Tıpkı zamanın Savunma Sanayi Müsteşarlığı gibi; ihtiyaç duyulan yerli ve milli verimli tarım alet ve gereçleri hakkında ihale açmak bu ihalede altındaki ilgili şirketi ana yüklenici yapmak o alanda araştırma yapan Tarım Ve Hayvancılık üniversitesini ve kobiyide alt yüklenici yapmak.  Mesela Milli elektrikli traktör projesi olacak.  Üretimi yapacak Tümosan'ı ana yüklenici yapacak.  Arge birimleri Konya Tarım Ve Hayvancılık Üniversitesini ve Aselsanı  teknoloji alt yüklenici yapacak atıyorum Dma yıda alt parça alt yüklenicisi yapacak ve aşağıda bahsettiğim yapılanma için alım veya kiralama yapacak.

- Buna atıyorum Modern şeftali tohumu projesi , modern ve yerli bilmem ne ilacı projesi vs . gibi varyasyonları olacak. Ama model yukarıdaki gibi olacak.

+ Tarım & Hayvancılık Kamu İktisadi Teşebbüsü Şirketi ; Belkide en önemlisi . Başında bu tarz dünyanın büyük tarım şirketlerinden birinde Ceo'luk yapmış veya bu konuma haiz bir ceo olacak (Togg'daki Tuncay Karakaş gibi) ve diğer çalışanlarda kamu şirketi olmasına rağmen kadrolu değil sözleşmeli çalışan olacak ve iş performansına göre
 sözleşme yenilenecek böylece o meşhur Kit ve kamu uyuşukluğu giderilecek.Bu kurulacak kamu şirketinin görevleri  ;

- Tarım ve Hayvancılık  bakanlığının belirlediği ülkenin gelecek senelerdeki Tarımsal ve Hayvansal ihtiyaçları ve İhracat hedeflerinin gereğince ihtiyaç duyacağı ürünleri ülkenin hangi bölgesinde iklim ve toprak yapısına bağlı olarak  Ülke coğrafyasına ayırmak.

- Yıllık veya 5 yıllık hedeflenen üretim için gereken Modern Tarım Aletini ilk başta halktan kiralama yöntemiyle alacak. Evet basbaya mehmet emmi motorun köyde yatacağına ver bana sana şu kadar üründen pay diyecek.  Eğer yeterli olmazsa Tarım Alet Ve Gereçleri Müsteşarlığı/ Başkanlığı 'ndan ihaleyle üreticilerden tarım aleti satın alacak veya kiralayacak . (Tabi bunlar illaki yerli ve milli araçlar olacak bir süre sonra)

- Tohum, ilaç, gübre vb. diğer tüm gereçler Tarım Alet Ve Gereçleri Müsteşarlığı/ Başkanlığınca bağlı yerli şirketlere yerli, milli ve verimli olarak Üniversite Ar&ge'si ile ürettirdiğini her yıl toplu alımdan ve vergi muafiyetinden dolayı ucuza ve verimli olarak sağlayacak.

- Üretim için gerekli boş ve verimli devlet arazileri ve köylü arazilerini kira yoluyla alacak. Ve bunları birleştirip bu alanları devasa Tarım Şantiyelerine çevirecek.

- En önemlisi de Bünyesine bu devasa tarım şantiyelerinde çalışacak işçiyi de bizzat köylüden temin edecek. Yani kendi tarlanda bilinçsizce debeleneceğine gel bende bilinçli tarım yap al sanada garanti asgari ücret diyecek (Halkımızın bam teli garanti maaş) Önceden nasıl karnını doyuracağını hesaplayan çiftçi buna direkt atlamazsa ben hiçbir şey bilmiyorum.

-  Buranın farkı bu devasa şantiye alanlarında çiftçinin nasıl inşaatta usta başı ve mimar varsa veya şantiyede mühendis başlarındaysa ; burda da ziraat mühendisi veya baytar  o bölgeye ne zaman ne ne şekilde ekilip ne şekilde biçilecek hangi yöntemle verim alınacak bunu modern yöntemlerle belirleyip bunlara sadece emirle uygulatacak. Hem iş üstünde eğitim görecekler hemde verimli tarım olacak .

-  Bu şirket ayrıca yerel kabzımalları ve şirketlerin direkt çiftciyi dolandırmasını önleyecek çünkü ürünün pazarlara marketlere ve ferro, çaykur, torku , ülker vb. yapılara satılmasında otorite olacağından burada da zarar edilmeyecek ve hem tüketiciye de ucuz ve kaliteli ürün sağlanacak.

- Ayrıca önemli limanlara devlet tarafından kurulacak soğuk hava depolarıyla planlı ve devlet elli üretim olacağından stoklanacak ürünler dünyaya ihraç edilecek ve önemli Tarım ve hayvancılık devlerinden biri olmanın önü açılacak.


Böylece Ulusal ekonomik gelişmenin Tarım ayağı halledilecek. Keza en sanayici ülke bile Tarım'ı halletmeden o noktalara gelemez. Amerika bile sanayisini Tarımsal sanayi temellerinden geliştirmiş bir ülkedir. Bahsettiğim sistemin özel şirket ve kamu destekli sadece ufak bir uygulamasından alınan verim işte aşağıdadır; 

http://www.seragroup.info/kabali/proje.html?fbclid=IwAR1ShHA0Ln-WuLdzggnoz9HAFkSNq6NErehGyqs-nmRKJvXFhcRN5c8146w (http://www.seragroup.info/kabali/proje.html?fbclid=IwAR1ShHA0Ln-WuLdzggnoz9HAFkSNq6NErehGyqs-nmRKJvXFhcRN5c8146w)


SANAYİ ;

Türkiyede şu sistemde sanayi gelişmez. Gelişemez . Çünkü kodu bozuk bir alt sistemin üzerine inşa edilmeye çalışıyor. Sanayi devriminin temelinde icatlar ve burjuva vardır. Burjuva adamı demek elindeki sermayeyi yeni alanlarda kullanana değerlendiren ve para kazanan insandır.

Ama bizim insanımız Burjuva insanı değildir. Çünkü bu genlerinde ve kodlarında yoktur.

Neden ?

Toplumumuz hala Standart Çiftci-Çoban Osmanlı halkı ekonomik kimliğini genlerinde taşıdığından Ticaret yapma kabiliyeti çoğumuzun genlerinde yoktur. Risk almayı asla sevmeyiz. Elimizde biraz para mı var . Asla iş kurmayız gider direkt faize atarız muhafazakarsak ev alır kiraya veririz. Çünkü o güvenli kapıdır. Ha bu korkunun nedeni de yine eğitimsizliktendir. Bir şirket ve oluşumu hakkında çok bilgi sahibi olmadan o sektörde emek vermeden açmaya çalıştığımızdan batarız.

Hadi bir üst halk seviyesine geçelim. Diyelimki şirketi açtık elimiz azıcık para gördü. Dİrekt lüks araba, lüks ev , villa , tatil , karı-kız , nargile kafede köz çevirmece. Elindeki işi tutmaya çalışmaca çünkü para kazandıran bir güvenli iş buldu mu yeter güvenli liman. Daha büyüteyim vs. yok .

Hadi en üst seviyeye çıkalım Sanayici dedğimiz kişiler. Çoğu fason üretici. Hiçbiri devlet tarafından binbir garanti verilmeden bir işe asla girmez. Devlet binbir teşvik gel bak bu işe gir kazancın garanti demeden atılım girişimcilik sıfırdır.  O yüzden bu adamlardan sen microsoft , tesla vs. bekleyemezsin. Çünkü eğitimsizlikten kaynaklı para kaybetme korkusu genlerinde vardır. Evet bir holding sahibi tüm atılım alanlarında gerekli bilgiye sahip olamayabilir ama bu bilgiye sahip yönetici kadrosuna sahip olup bunları muhafaza etmeyi bilmelidir. Oda tabi yine bizde yoktur.

Çözüm ;

Çözüm basittir.  Bu seferde devlet aklı sanayicilere çobanlık yapacaktır. Bu alanda en önemli silah gümrük vergisi  olacaktır.

Neden ?

Çünkü şirketlerimiz verilen sübvansiyonu cebe indirme ve devleti ve halkı nasıl en kolay sağarım cebimi doldururum kafasında olduğundan bu şirketlere ve vizyonlarına güvenilemez.

Nasıl Olacak ?

+ Şöyle ki Devlet ilk başta hedef sektörler belirleyecek . Bu sektörlerde çalışacak Kamu İktisadi Teşebbüsü başında o alanda tecrübeli bir Ceo olan ve çalışanları kadrolu değil sözleşmeli olan bir şirket kuracak. Bu şirketlerle kendi alanlarında devletin seçeceği şirketler veya birden fazlası Şirket gurupları kuracak.

+ Bu şirket gruplarında  yönetim %51 Kamu %49 özel şirket adına olacak. Oluşturulacak ortaklık eğer yeterli seviyedeyse işbirliği yapılan özel şirketin markasını veya satın alınacak yabancı bir şirketin markasını veya yeni oluşturulacak bir şirketin ismini kullanabilecek.

+ Mesela bir örnek devlet Ev Teknolojileri Üretim Aş isimli bir Kit kuracak. Ve bu şirket Vestel ve Beko ile bir Ortaklık Gurubu kuracak. Evet bu şirketler dünyada iş yapıyor . Ülkede de ama  Bu ortaklık ilk iş ortak bir isimle veya atıyorum en güçlü isim nedir dünyada Beko  bu isimle bir ortaklığa girip güç birliği yapacak.

+ Peki devlet bu şirketlere ne verecek ki bu şirketler böyle bir ortaklığa girecekler ? Devlet ilk olarak elindeki üniversitelerle bu şirketlerin arge birimlerini birleştirecek . Vatandaşa kaliteli mal ürettirecek . Ve gümrük vergisi ile bu şirketlerin karşısındaki herhangi bir yabancı şirketi iç pazarda silecek. Mesela atıyorum taksit hakkını sadece bu oluşuma verecek o alanda , devlet tvlerinde bedava reklamlarını çakacak. Kamu çalışanlarına ucuz ürün verecek. Elektrik, su , doğalgaz vergi affını saymıyorum.

+ Devlet böylece bu şirketlere kendi ülke pazarımızda müthiş bir egenemenlik verecek. Böylece ülkedeki satışları ve parayı o sektörde elinde toplayan şirket aşama aşama ilk Türki ve müslüman ve afrika coğrafyalarında yayılacak. O pazarları ele geçirince büyük bir güçle Avrupa, Amerika ve Asya ya girecek.

+ Böylece devlet kendi devlerini kendi elleriyle kendisi yaratacak. Sektörler 6 firmanın 5 milyar doları paylaştığı değilde 2 firmanın 15 milyarı paylaştığı yapılara dönecek. Ama devletin vergi kazancı 3'e katlanacak böylece.


Arkadaşlar buna benzer bir yapı savunma sanayii'nde tskgv ve müsteşarlık öncülüğünde yapıldı ve çok başarılı olduğu malum.  Onuda geçelim bahsettiğim sistem zamanında Kore'nin samsung, hyundai vb. şirketlere yaptığının benzeridir. Bir farklı fraksiyonuda Çin tarafından Huaweii, Nevs vb. şirketlere yapılmaktadır. Gelişimleri Malum.


Tabi bu atılımlar Eğitimsiz bir hiçtir ve o kısımda ele alınmalıdır ancak suser'in fazla işi vardır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 07 Eylül 2019, 20:47:16
Ülkenin kalkınması için gerekli olan şeyler.
1- Adalet
2-Kaliteli Eğitim

Adaletin ne etkisi var diyebilirsiniz ama insanların genel yaşayış şekli ve ülkenin vergiden dolayı gelirini etkiliyor. Anlatayım.

Ülkenin kalkınması için gereken şey üretim ve yurt dışına satıştır. Yurt dışına mal satan ihracatçıyı yasalarla vergilerle kollarsan ülkeye ihracatçıları uluslararası pazarda rekabet gücü yüksek hale getirir yurda giren paranın içerde sirkülasyonu ile ekonomin büyür.

Buraya kadar her şey güzel; zamanında ihracatçıların vergi iadesi alacağı hükümler alındı ama işadamı görünümlü yüzlerce dolandırıcı naylon faturalarla hayali ihracat yapmış gibi gösterip devleti dolandırdı. Eğer adalet sistemi polisinden hakimine tıkır tıkır işleseydi uygulama halen devam ederdi. Adaletsizlik devlete güvensizlik ve buna bağlı beyin göçüne bile sebep oluyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tong Yabgu - 07 Eylül 2019, 21:24:18
Sayın BATTLESTAR arkadaşımızın yazdıklarının bazılarına katılmasamda vereceğim cevaplar siyasi ve ideolojik oldugu için yazdıklarımı sildim ve konuya dahil olmamaya karar verdim...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 07 Eylül 2019, 21:45:18
Arkadaşlarımız düşünmüş, taşınmışlar ve çok güzel çözüm önerileriyle fikirlerini paylaşmışlar, teşekkür ederiz... Katkı olsun diye, ben de en temel sıkıntıya dikkat çekmiş olayım.

Şunu şöyle yapmalıyız, bunu böyle yapmalıyız; şöyle yaparsak böyle olur, böyle yaparsak şöyle olur -diyoruz ya...! Peki bunları yapmamıza engel olan şey denir? Çözüm önerilerini bildiğimiz halde, bilinen şeyleri niye yapamıyoruz?

Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti; TAM BAĞIMSIZ BİR DEVLET DEĞİLDİR.

En temel sıkıntımız bu... Malesef, kendi projelerimizi değil  bize dayatılanları yapıyoruz. Ama her alanda devran bu şekilde dönmektedir. Eğitimde, sağlıkta, sanayide, ekonomide, dış politikada, iç siyasette... her yerde bu şekilde...

Ve işin garibi, biz bu filmi daha önceden de seyretmiştik. Osmanlının son yüzyılına baksınlar... Ne olmuştu, Devlet-i Aliye resmen yabancı elçiliklerin, misyonerlerin, para babalarının, bankerlerin oyuncağı haline gelmişti. Kanuni döneminde verilmeye başlanan Kapitülasyonlar, Osmanlı devletinin sosyal düzenin iyice bozmuş ve millet fakr-u zaruriye içinde harap ve bitap düşmüştü... Memleketin zenginlikleri, memleket sahiplerine değil de bir grup soysuzun eline geçmiş ve daha beteri; devlet kaynakları emperyalist devletler tarafından sömürülmüştü...

Bütün bu rezilliklerden kurtulabilmek için İstiklâl Harbi verdik ve kurtulduk da... Manda ve Himayeyi kabul etmedik, düşmanı denize döktük, Kapitülasyonları kaldırdık, kurum ve kuruluşlarıyla egemen-üniter bir devlet kurduk... gelin görün ki en nihayetinde gidip devletin anahtarını Amerikalıya, Avrupalıya teslim ettik... Onlar da gerekeni yaptılar! İçimizde ki hazımsızlar; ağalık, beylik ve derebeylik sevdalılarıyla ittifak kurarak millete ait olanı milletin elinden aldılar. Artık köşe başları tutulmuştu... Kendi için değil, memleket adına bir iş kotarmak isteyenlere yaşama hakkı tanımayacaklardı.

Hani derler ya... Bu memlekette yapılan hiç bir iyilik cezasız kalmaz!

Doğrudur, aynen katılıyorum. memleket adına iş mi yapacaksın! mutlaka önüne bin bir türlü engel çıkartırlar. İş yapmana müsaade etmezler, bir şekilde ayağını mutlaka kaydırırlar. O nedenle yapılacak en önemli iş; MİLLETE AİT OLANI GERİ ALMAKTIR.

Bunu başarabilmek için, devrimsel bir hamleye ihtiyaç var. Bunu kim yapar, nasıl yapar, nasıl olur... orası ayrı dava olmakla birlikte en temel sıkıntımız; siyasetimizi ağaların, beylerin, din bezirganlarının, AB' ci-Amerikancı mandacıların, milli hasletleri gelişmemiş Arapçıların ve kendi milletine düşman kesilmiş soysuzların elinden kurtarmaktır.

 

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 07 Eylül 2019, 23:59:31
Tam bagimsiz olmamanin elbette bir takim konulara direk yansimasi olmakta ama ancak hepsini tam bagimsiz olmayasimiza baglamak kanimca toptancilik olur .

Kanimca konunun temelinde egitim konusu yatmakta .
Osmanlidan simdiye kadar olan tum iktidarlar kendine gore dogru gordukleri egitim sistemini yururluge koymaya calistilar.Ancak ana sorun gercek Ihtiyac duymus oldugumuz egitim sistemini  olusturmak yerine cogu zaman disardan sistem ithal etmeye calistik . Bazen de ithal sistemi yerlilestirmeye calistik.

Halbuki cozum disardaki ileri sitemleri incelyerek, kendi ulkemizin ihtiyaclarini karsilayabilecegi modern dunyaya rahatlikle ayak uydurabilecek kisilerin yetismesine olanak veren kendi "Milli Egitim Sistemimizin" yaratilmasindan gecer.

Disaridan ithal etmis oldugumuz egitim sistemleri cogu zaman ulkemizin ihtiyaclarina tam karsilik verememekte .

Ulkemizi yoneten iktidarlar genelde ihtiyac olunan egitimin tabandan tavana esit olarak yayilmasina olanak saglamak icin gerekli yatirimlari yapmayi bir yana ,daha fazla kendi siyasi goruslerinilerini yesertmek icin egitim sistemimizi bir arac olarak kullanmaktalar. 

TC sayet sosyal bir devlet ise, o zaman egitimi oncelikle tabandan tavana kadar tum halkimizin esit olarak yararlanabilecegi bir sistem olusturulmali . Okutulan mufredat bilgileri oncelikle ulkemizde ve modern dunyada gecerli olacak, zihni acik tek tip gorus sahibi olmayan ,konulari tartisabilecek arastirmaci bir nesil yetistirecek bir sistem olmali.

 "Kotu ekonomiden ,adaletin varligindan yoklugundan anlayan, verdigi oyun degerini bilen, sorgulamaya alisik ,elestiriye acik bilgili gorgulu saygili fertler yetistirebilmemiz icin temelde  ,Egitim Egitim  gerisi hikaye.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 08 Eylül 2019, 02:15:47
Tam bagimsiz olmamanin elbette bir takim konulara direk yansimasi olmakta ama ancak hepsini tam bagimsiz olmayasimiza baglamak kanimca toptancilik olur .

Bunların hepsi, bağımsızlık kavramını içinde barındıran konulardır. Peki, eğitim sistemimiz niye rezil durumdadır -diyecek olursak; çünkü eğitim sistemimizin rezil, kepaze, berbat olması isteniyor. Zeki, çalışkan, akıllı, ahlaklı, analitik düşünebilen modern insan yetiştirmek istemiyorlar. İşte asıl mesele bu. Peki niye istemiyorlar?

Şayet istemiş olsalardı... Dünyada bir sürü örneği var, örneğin Finlandiya... Her sene Finlandiya' ya inceleme kafileleri gönderilir; onlar Finlandiya' yı gezer, tozar, yer içerler, sonuç: sıfır kere sıfır, elde var sıfır! Çünkü her şey göstermelik, her şey yalan üzerine kurulmuş. Gerçek anlamda iş yapmak, problem çözmek istemiyorlar. Rezil bir sistem üzerinden; milleti kandırmak, söğüşlemek, koyun gibi gütmek üzerine bir düzen kurulmuş. Bu memlekette; yüzyıllardır kendini çoban, milleti ise davar sürüsü olarak gören bir takım sınıfsal tabakalar var. İşte ağa, bey, derebey sınıfı dediğimiz bu insanlar; milletin çocuğunun okuyup adam olmasını istemiyor. Çünkü sülük gibi, asalak gibi kan emmeye alışmışlar. Camdan köşklerinin parçalanmasını, ellerinden alınmasını istemiyorlar. Ve işbu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit etmek suretiyle  yeni bir komprador sınıfı oluşturdular... Bunlara da kısaca İŞBİRLİKÇİ diyoruz. Şahsi menfaatlerinin devamlılığı için dış güçlerin siyasi emelleriyle birlik içinde çalışıyorlar. Dış güçler ise bu tip insanlara; KULLANIŞLI AHMAKLAR diyor.

Sevgili arkadaşlar... bu konular ilk defa düşünülmüş, araştırılmış, derinlemesine analiz edilmiş konular değildir. memleketin niye bu halde olduğu anlatan çok esaslı araştırmalar var. Zaten bende bu araştırmalardan beslenerek görüş beyan ediyorum. Örneğin Doğan AVCIOĞLU' nun TÜRKİYE' NİN DÜZENİ isimli iki ciltlik çok güzel bir analiz çalışması var.. okusunlar. Türkiye niye bu halde? tarihin köklerinden alarak bu günlere kadar incelemiştir. Türkiye' deki sosyal sınıflar, Türkiye' nin ekonomik düzeni, ekonomik sistemin tarih içindeki seyri, diğer devletlerin sistemleriyle karşılaştırma, yapılan yanlışlar ve bu yanlışları sürdürmekte niye ısrar edilmektedir gibi şahane konu başlıkları altındaki bilgi havuzundan beslenebilirsiniz. Ve göreceksiniz ki, asıl mesele BAĞIMSIZLIKTIR.

Bağımsız olmak demek; FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR NESİLLER YETİŞTİRMEK demektir. Bağımsız olmayan bir irade, hür nesiller yetiştirebilir mi? Mümkün değil... O nedenle, Türk milletinin bağımsız olması istemiyor. Çünkü bağımsız hareket edebilen bir iradenin neler yapabileceğini öngöremezsiniz. Her an tepelerine çökebiliriz! İstenmiyor...

O nedenle diyoruz ki, tek kurtuluş reçetesi; daha önceden de bizi kurtaran reçetedir. Çünkü denedik, başarıya ulaştığını gördük. Bir zamanlar TÜRK MUCİZESİ diyorlardı... Fakat işbirlikçi, orta çağ kalıntılarının marifetiyle bağımsızlığımız yerle yeksan edilmiştir. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 08 Eylül 2019, 08:24:37
Dün “Kaliteli Eğitim” dedim ama açmamıştım. Bir ülkeyi düzeltmek istiyorsan çocuklarını düzeltmen gerekiyor önce. Mevcut yetişkin nesil değiştirilmesi daha zordur.

Hiç istediğim bir seçenek değildi ama çocuğumu özel okula yazdırıyorum. İlkokulda yabancı dil olayına baştan el konulacak gibi. Derslere hem sınıf öğretmeni hem de ingilizce öğretmeni aynı anda girecek birlikte işleyecekmiş. İkinci sınıftan itibaren de ikinci bir yabancı dil dersi var seçmeli (ispanyolca, almanca, çince vs) okulun kendi havuzuydu at çiftliğiydi derken bazı kursları da kendi içinde halletmiş oluyorum. En büyük dileğim ise merak edip sorgulayan ve araştıran bir çocuk olması.

Niye Devlet okuluna göndermekten korkuyorum? Çünkü eğitime yatırım anlamında yapılan tek şey İmam Hatip Okulu açmak; din içerikli müfredatı arttırmak, yabancı dil seçeneği olarak arapçayı sunmak. Eskiden (Almanca Fransızca dil dersleri olurdu şimdi hiç görmüyorum)

Din, kişinin kendi vicdanı ve psikolojisi çerçevesinde üzerine yoğunlaştığı bir şey. İnsan psikolojisine faydalı ama fazlası da obsesif yapıp vizyonunu kısabiliyor. Günün her anında din düşünmesi o kişiyi donanım olarak geliştirmiyor ve diğer kendini geliştireceği alanlardan zaman olarak alıkoyabiliyor. İnanın İslam alemi kadar gün içerisinde bu kadar din konuşulan bir yer yok. Avrupa Amerika Doğu Asya vs insanlar günlük işleriyle uğraşır; işini yapar, okulunu okur, sporunu yapar, kendini geliştireceği bir kurs, hobi, sanat veya aktiviteye gider yeni şeyler öğrenir, kitap okur. İhtiyaç duyduğunda ise ibadethanesine gider duasını eder. Bizdeki milyonlar gibi hayatı cami ve kahve arasında geçmez.

 Daha önce de yazmıştım. Erasmus, öğrencilerin vizyonuna çok faydalı geliyor; keşke lise seviyesine alınabilse. Dünyayı tanıdıkça hedefleri şekilleniyor ve kendilerine güven geliyor. Müfredatımız ve öğretmenlerimiz, öğrencileri bilgiyi sorgulayan araştıran bir şekle sokmadıkça işimiz zor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Denizci - 08 Eylül 2019, 15:58:22
Ülkenin kalkınması için gerekli olan şeyler.
1- Adalet
2-Kaliteli Eğitim

Adaletin ne etkisi var diyebilirsiniz ama insanların genel yaşayış şekli ve ülkenin vergiden dolayı gelirini etkiliyor. Anlatayım.

Ülkenin kalkınması için gereken şey üretim ve yurt dışına satıştır. Yurt dışına mal satan ihracatçıyı yasalarla vergilerle kollarsan ülkeye ihracatçıları uluslararası pazarda rekabet gücü yüksek hale getirir yurda giren paranın içerde sirkülasyonu ile ekonomin büyür.

Buraya kadar her şey güzel; zamanında ihracatçıların vergi iadesi alacağı hükümler alındı ama işadamı görünümlü yüzlerce dolandırıcı naylon faturalarla hayali ihracat yapmış gibi gösterip devleti dolandırdı. Eğer adalet sistemi polisinden hakimine tıkır tıkır işleseydi uygulama halen devam ederdi. Adaletsizlik devlete güvensizlik ve buna bağlı beyin göçüne bile sebep oluyor.

Sayin ACE ben "Kaliteli Egitim" i en ön siraya koymak istiyorum. Gerisi kendinden gelir
Hepimizin Egitim ve Kalite  kelimeri ile ilgili birbirinden farkli dünceleri, gürüsleri, anlayislari, hatta kirmizi cizgileri var.
En kisa zamanda millet olarak bu hususta ortak paydada birlesmemiz sart. söylemenin kolay ve icrata koymanin çok zor oldugunu biliyorum.
Orta ve Lise egitimimde ki en büyük kazancim sorgulamayi, soru sormayi az çok ögrenmis olmam. Ancak  "Uygulama" , önyargili ve sorgulamayi bilmiyen, belkide istemiyen, çevre yüzünden Türkiyede çok zor,  yurtdisinda  daha kolay ve imkanli oldu.
 

   
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Kasım 2019, 01:38:13
Arkadaşlar bir konuda fikrinizi alacağım.

Düzenli bir Konsorsiyumlaştırma Türk sanayisini düzgün bir yola sokabilir mi ? Konsorsiyumlaştırmadan kastım nedir ?

Bizim firmalarımızın sorunu nedir. Doğru pazara doğru ürünü yeterli reklam ile pazarlayamaması. Pazar yaratamaması. Bununda ana sebebi arge ve reklam bütçelerinin az olması.Bütçe az olunca da çalıştıkları reklam, pazarlama şirketleri de küresel olmuyor. İç pazarda çırpınıyorlar. Devlet ne yaptı yerli otomobil projesinde ? Birden fazla şirketi birleştirdi. Bir planlama yaptı altyapı yatırımı yaptı ciddi de bir ceo getirdi. Projede çok güzel ilerliyor.

Ben diyorum ki devlet ağırlıklı yurtışından aldığımız veya yurtdışına satamadığımız alanlarda ülke içindeki bir kaç şirketi birleşik bir konsorsiyum (volkswagen group gibi) kurulmaya teşvik edemez mi ?

Örneğin Cep telefonu ;

Ülkede 3 ana üretici var Vestel, Casper, General Mobile iç pazara genelde çinden makyajlı ürün satıyorlar. Ama tabi bir arge bölümleri var. Ama anca iç pazara küçük bir pazar payıyla satıyorlar. Samsung'u yıkabiliyorlar mı iç pazarda ? Hayır. Apple ? Hayır.

Peki.

Devlet 3 şirkete dese ki gelin ortak bir konsorsiyum kuralım ismi ister yeni bir isim olsun. İster aranızda pazar güvenilirliği en yüksek olanı koyalım. Konsorsiyum sadece iç pazarı veya dış pazarı veya her iki pazarı kapsayabilir.

Şimdi bu iş şirketin arge + reklam + pazarlama bütçeleri , arge + reklam + pazarlama ekipleri  ve üretim altyapıları birleştiğinde TÜRKİYE pazarının hepsini olmasada ciddi bir kısmını ele geçirmeleri içten bile olmayacaktır.

Bunlar tek iken ülkedeki tüm teknoloji eleştirmenlerini, Youtuberları, Reklam yüzlerini satın alamayacakken birlikte olurlarlarsa yapabilirler ve birazda sağlam bir telefon ve satış sonrası destek sağlarlarsa tada pazar paylarını arttırırlar. Tabi devlette bir süre bu konsorsiyumları sübvanse edecek.

Daha sonra bu konsorsiyumlar ilk Türki Cumhuriyetler sonra Müslüman devletler sonra güney Amerika, sonra Doğu Avrupa ve mümkünse kuzey avrupa ve Amerika pazarlarında seviye seviye pazar kazana kazana devam edecekler.

Hatta mesela Aselsanla iş birliği yapıp optik tecrübesini kullanıp kamera veya yerli işlemci çakılın telefon versiyonu felan yapabilirler. İlk başlarda ucuz modellere koyarlar gelişince de iyi modellere
----------------------------------------

Bu tarz konsorsiyumlar her alanda olabilir. Yerli tohum üreticisi, yerli tarım ilacı üreticisi, yerli gübre üreticisi, yerli traktör ve tarım aletleri üreticisini birleştirip tarım a.ş. kurabilir veya Tümosan, hattat, erkunt gibi firmalara konsorsiyum kurup daha marka yüzü düzgün güvenilir ve reklam vs. oranı yüksek bir konsorsiyum  kurulabilir.

--------------------------------------------

Örnekler çoğalabilir. Bu konsorsiyum usulü Almanlarda daha çok sanırım özellikle otomotiv sektöründe. Japon ve Koreliler özellikle belirli alanlarda belirli şirketleri tekkeleştirip sübvanse edip büyütüyorlar . Biz bunu bmc'de deniyoruz mesela . Ancak seçilen şirketin bu işe uygunluğu tartışmalı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 12 Kasım 2019, 02:18:36
Alman, Japon, Koreli bunlar milletlesmeyi tamamlamis ulkeler. Bizim gibi yamali bohca degil. Kadro, kontenjan, asiretcilik dertleri yok. Oralardaki sistem bizde calismaz.

Konsorsiyum isi eyyamciliktir bizde. Herkes bilir tr'de ic dengeler geregi bir kesimin, cenahin guclenmesine izin verilmez. Guclenirse budanir. Konsorsiyum olusturulursa da feto gibi yapilarin sizmasi kolaylasir.

Dolayisiyla once biz gitmesi gerekenleri bir budayalim. Konsorsiyuma gerek kalmayacak zaten!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Kasım 2019, 02:35:36
Alman, Japon, Koreli bunlar milletlesmeyi tamamlamis ulkeler. Bizim gibi yamali bohca degil. Kadro, kontenjan, asiretcilik dertleri yok. Oralardaki sistem bizde calismaz.

Konsorsiyum isi eyyamciliktir bizde. Herkes bilir tr'de ic dengeler geregi bir kesimin, cenahin guclenmesine izin verilmez. Guclenirse budanir. Konsorsiyum olusturulursa da feto gibi yapilarin sizmasi kolaylasir.

Dolayisiyla once biz gitmesi gerekenleri bir budayalim. Konsorsiyuma gerek kalmayacak zaten!

Gitmesi gerekenden kasıt ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 12 Kasım 2019, 02:39:23
Asalak, rusvetci, korumaci, illegal, sovenist sermaye yapisi ve etnisitiler.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 12 Kasım 2019, 02:46:34
Mesele konsorsiyum kurmak değil ki, mesele tamamen politik. Gümrükleri sonuna kadar açmışsın. En niteliksiz ürünler bile elini kolunu sallaya sallaya pazara girebiliyor. Ayrıca ithal etmenin maliyeti, üretmenin maliyetinden daha düşüktür. Bir ithalatçıyı düşünelim; 20-30 personelle çarkı döndürebilirken, üretim yapacak firmanın beklide binlerce insanı istihdam etmesi gerekecek. İnsanla uğraşmak kolay değildir. Bunların sosyal güvenlik primlerini, tazminatlarını, yolluklarını, ikramiyelerini, sendikal haklarını falan da hesaba katarsanız... istihdam yaratmak ciddi efor isteyen, motivasyon gerektiren ve getirisinin götürüsünden fazla olması gerektiren işlerdir.

Bir diğer mesele, AR-GE ve İnovasyon meselesi... rekabetçi piyasalara açılacaksınız, sürekli kendinizi güncellemeniz gerekiyor. Eskiden olduğu şekliyle bir Murat 131 veya Renault Toros' u; on beş-yirmi yıl bir millete kakalayamazsınız. Arka planda üniversite desteği, tasarım büroları-enstitüleri, teknoloji merkezleri ve geniş devlet desteğiyle başarabileceğiniz işlerdir. Özelikle teknoloji odaklı işlerde rekabetçi olabilmek son derece zor iştir.

Düşünebiliyor musunuz, memlekette bir tane ciddi tasarım okulu yok! Örneğin tekstil sektörünü ele alalım; tasarım okulları olmadan veya arka planda güzel sanat birikimi olmadan; hangi tasarımla hangi modayı yaratacaksınız?

Dünya çapında bir tane markamız yok diyoruz, peki niye yok? Onlarca İşletme-İktisat-Ekonomi fakültesi var. Buralarda sabahtan akşama kadar pazarlama ve diğer yardımcı dersleri okutulur. O kadar profesör, o kadar doçent var; bir tanecik marka niye yaratmamışlar! O kadar CEO var, üstelik bunlar yurt dışında okumuş insanlar... Bugüne kadar niye başaramamışlar?

Bu işler milletçe, devletçe seferberlik gerektiren işlerdir. Arkasında politik kararlılık ve siyasal irade gerektirir. Örneğin bir işe şevkle başlıyorsun; hoppala iktidar değişiyor, yaptığın bütün emekler biranda heba oluyor. Al sana ALTAY Tankı! Bu iktidardan önce alınmış kararlar vardı. Dönemin büyük sanayicileri çağrıldı ve denildi ki; TSK bundan böyle ihtiyaçlarını yurt içinden karşılama yoluna gidecektir. İmkanları seferber edeceğiz, şu sektörlerde adım adım yerlileşmeye gidiyoruz. Sizlerden gayret ve yatırım bekliyoruz -mealen- denildi. Adamlar bu güvenceye binaen yatırımlara başladı; örneğin Vestel Savunma Sanayine dahil oldu, peki sonuç; ürettiği ''Karayel İHA'' elinde patladı. O projenin sesi soluğu çıkıyor mu? Hiç haber yok! Diğer örnek, RMK... Adamlara 4 tane Sahil Güvenlik Gemisi yaptırıldı... sonra MİLGEM İhalesini kazandığı halde iptal ettiler... Bildiğim kadarıyla RMK Tersanesi en sonunda askeri alandan çekildi. (Yanlışım varsa düzeltsinler)

Kısacası iş, sadece konsorsiyum kurma meselesi değildir. İşin en temelinde devlet politikası gerektirir. Örneğin Korelilerin Hyundai markası bu şekilde doğmuştur. Devlet yönlendirmesiyle, zorlaya zorlaya; motive ede ede... Kaldı ki Türk milleti duygusal millettir. Hemencik gaza gelir, anında demoralize oluruz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: fırtına06 - 12 Kasım 2019, 09:06:48
Arkadaşlar bir konuda fikrinizi alacağım.

Düzenli bir Konsorsiyumlaştırma Türk sanayisini düzgün bir yola sokabilir mi ? Konsorsiyumlaştırmadan kastım nedir ?

Bizim firmalarımızın sorunu nedir. Doğru pazara doğru ürünü yeterli reklam ile pazarlayamaması. Pazar yaratamaması. Bununda ana sebebi arge ve reklam bütçelerinin az olması.Bütçe az olunca da çalıştıkları reklam, pazarlama şirketleri de küresel olmuyor. İç pazarda çırpınıyorlar. Devlet ne yaptı yerli otomobil projesinde ? Birden fazla şirketi birleştirdi. Bir planlama yaptı altyapı yatırımı yaptı ciddi de bir ceo getirdi. Projede çok güzel ilerliyor.

Ben diyorum ki devlet ağırlıklı yurtışından aldığımız veya yurtdışına satamadığımız alanlarda ülke içindeki bir kaç şirketi birleşik bir konsorsiyum (volkswagen group gibi) kurulmaya teşvik edemez mi ?

Örneğin Cep telefonu ;

Ülkede 3 ana üretici var Vestel, Casper, General Mobile iç pazara genelde çinden makyajlı ürün satıyorlar. Ama tabi bir arge bölümleri var. Ama anca iç pazara küçük bir pazar payıyla satıyorlar. Samsung'u yıkabiliyorlar mı iç pazarda ? Hayır. Apple ? Hayır.

Peki.

Devlet 3 şirkete dese ki gelin ortak bir konsorsiyum kuralım ismi ister yeni bir isim olsun. İster aranızda pazar güvenilirliği en yüksek olanı koyalım. Konsorsiyum sadece iç pazarı veya dış pazarı veya her iki pazarı kapsayabilir.

Şimdi bu iş şirketin arge + reklam + pazarlama bütçeleri , arge + reklam + pazarlama ekipleri  ve üretim altyapıları birleştiğinde TÜRKİYE pazarının hepsini olmasada ciddi bir kısmını ele geçirmeleri içten bile olmayacaktır.

Bunlar tek iken ülkedeki tüm teknoloji eleştirmenlerini, Youtuberları, Reklam yüzlerini satın alamayacakken birlikte olurlarlarsa yapabilirler ve birazda sağlam bir telefon ve satış sonrası destek sağlarlarsa tada pazar paylarını arttırırlar. Tabi devlette bir süre bu konsorsiyumları sübvanse edecek.

Daha sonra bu konsorsiyumlar ilk Türki Cumhuriyetler sonra Müslüman devletler sonra güney Amerika, sonra Doğu Avrupa ve mümkünse kuzey avrupa ve Amerika pazarlarında seviye seviye pazar kazana kazana devam edecekler.

Hatta mesela Aselsanla iş birliği yapıp optik tecrübesini kullanıp kamera veya yerli işlemci çakılın telefon versiyonu felan yapabilirler. İlk başlarda ucuz modellere koyarlar gelişince de iyi modellere
----------------------------------------

Bu tarz konsorsiyumlar her alanda olabilir. Yerli tohum üreticisi, yerli tarım ilacı üreticisi, yerli gübre üreticisi, yerli traktör ve tarım aletleri üreticisini birleştirip tarım a.ş. kurabilir veya Tümosan, hattat, erkunt gibi firmalara konsorsiyum kurup daha marka yüzü düzgün güvenilir ve reklam vs. oranı yüksek bir konsorsiyum  kurulabilir.

--------------------------------------------

Örnekler çoğalabilir. Bu konsorsiyum usulü Almanlarda daha çok sanırım özellikle otomotiv sektöründe. Japon ve Koreliler özellikle belirli alanlarda belirli şirketleri tekkeleştirip sübvanse edip büyütüyorlar . Biz bunu bmc'de deniyoruz mesela . Ancak seçilen şirketin bu işe uygunluğu tartışmalı.

Hocam üretim, üretim, üretim ve ARGE teknolojileri en önemli konu. Vestel, Casper, General Mobile gibi firmalar bilgisayar, televizyon, akıllı telefon gibi birçok cihazın parçalarını yurtdışından ithal ederek birleştirip satarken, Samsung bataryasını da, işlemcisini de, raminide, ekranını da, ekran panellerini de diğer çoğu parçayı da kendisi üretiyor.

Kendimiz böyle kritik teknolojileri üretemediğimiz sürece Samsung gibi dünya çapındaki markalarla rekabet etmemiz imkansız gibi birşey. ARGE'ye yatırım yapan Vestel gibi şirketlerimiz var tabiki fakat hem yapılan yatırım yetersiz, hemde bunu ciddi şekilde yapan şirketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Birde tüketim toplumu olmaya doğru hızla yaklaştığımız gerçeği var maalesef. ABD gibi ülkelerin toplumları da tüketim toplumu olmalarına rağmen ülke içinde üretilen malı tüketip ekonomiyi canlı tutuyorlar. Biz ise ürettiğimiz çoğu ürünün hammaddesini  bile dışarıdan ithal ediyoruz. Bunun sonucunda da ihracat, ithalatı karşılamıyor ve bir türlü cari açıktan kurtulamıyoruz.

Bu böyle sürüp gider eğer bu döngüden kurtulmak istiyorsak ürettiğimiz ürünün hammaddesini kendimiz çıkarıp işlemek için tesisler, fabrikalar kurmalı bunun içinde ARGE'ye önem vermeliyiz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Kasım 2019, 11:15:31
Arkadaşlar bir konuda fikrinizi alacağım.

Düzenli bir Konsorsiyumlaştırma Türk sanayisini düzgün bir yola sokabilir mi ? Konsorsiyumlaştırmadan kastım nedir ?

Bizim firmalarımızın sorunu nedir. Doğru pazara doğru ürünü yeterli reklam ile pazarlayamaması. Pazar yaratamaması. Bununda ana sebebi arge ve reklam bütçelerinin az olması.Bütçe az olunca da çalıştıkları reklam, pazarlama şirketleri de küresel olmuyor. İç pazarda çırpınıyorlar. Devlet ne yaptı yerli otomobil projesinde ? Birden fazla şirketi birleştirdi. Bir planlama yaptı altyapı yatırımı yaptı ciddi de bir ceo getirdi. Projede çok güzel ilerliyor.

Ben diyorum ki devlet ağırlıklı yurtışından aldığımız veya yurtdışına satamadığımız alanlarda ülke içindeki bir kaç şirketi birleşik bir konsorsiyum (volkswagen group gibi) kurulmaya teşvik edemez mi ?

Örneğin Cep telefonu ;

Ülkede 3 ana üretici var Vestel, Casper, General Mobile iç pazara genelde çinden makyajlı ürün satıyorlar. Ama tabi bir arge bölümleri var. Ama anca iç pazara küçük bir pazar payıyla satıyorlar. Samsung'u yıkabiliyorlar mı iç pazarda ? Hayır. Apple ? Hayır.

Peki.

Devlet 3 şirkete dese ki gelin ortak bir konsorsiyum kuralım ismi ister yeni bir isim olsun. İster aranızda pazar güvenilirliği en yüksek olanı koyalım. Konsorsiyum sadece iç pazarı veya dış pazarı veya her iki pazarı kapsayabilir.

Şimdi bu iş şirketin arge + reklam + pazarlama bütçeleri , arge + reklam + pazarlama ekipleri  ve üretim altyapıları birleştiğinde TÜRKİYE pazarının hepsini olmasada ciddi bir kısmını ele geçirmeleri içten bile olmayacaktır.

Bunlar tek iken ülkedeki tüm teknoloji eleştirmenlerini, Youtuberları, Reklam yüzlerini satın alamayacakken birlikte olurlarlarsa yapabilirler ve birazda sağlam bir telefon ve satış sonrası destek sağlarlarsa tada pazar paylarını arttırırlar. Tabi devlette bir süre bu konsorsiyumları sübvanse edecek.

Daha sonra bu konsorsiyumlar ilk Türki Cumhuriyetler sonra Müslüman devletler sonra güney Amerika, sonra Doğu Avrupa ve mümkünse kuzey avrupa ve Amerika pazarlarında seviye seviye pazar kazana kazana devam edecekler.

Hatta mesela Aselsanla iş birliği yapıp optik tecrübesini kullanıp kamera veya yerli işlemci çakılın telefon versiyonu felan yapabilirler. İlk başlarda ucuz modellere koyarlar gelişince de iyi modellere
----------------------------------------

Bu tarz konsorsiyumlar her alanda olabilir. Yerli tohum üreticisi, yerli tarım ilacı üreticisi, yerli gübre üreticisi, yerli traktör ve tarım aletleri üreticisini birleştirip tarım a.ş. kurabilir veya Tümosan, hattat, erkunt gibi firmalara konsorsiyum kurup daha marka yüzü düzgün güvenilir ve reklam vs. oranı yüksek bir konsorsiyum  kurulabilir.

--------------------------------------------

Örnekler çoğalabilir. Bu konsorsiyum usulü Almanlarda daha çok sanırım özellikle otomotiv sektöründe. Japon ve Koreliler özellikle belirli alanlarda belirli şirketleri tekkeleştirip sübvanse edip büyütüyorlar . Biz bunu bmc'de deniyoruz mesela . Ancak seçilen şirketin bu işe uygunluğu tartışmalı.

Hocam üretim, üretim, üretim ve ARGE teknolojileri en önemli konu. Vestel, Casper, General Mobile gibi firmalar bilgisayar, televizyon, akıllı telefon gibi birçok cihazın parçalarını yurtdışından ithal ederek birleştirip satarken, Samsung bataryasını da, işlemcisini de, raminide, ekranını da, ekran panellerini de diğer çoğu parçayı da kendisi üretiyor.

Kendimiz böyle kritik teknolojileri üretemediğimiz sürece Samsung gibi dünya çapındaki markalarla rekabet etmemiz imkansız gibi birşey. ARGE'ye yatırım yapan Vestel gibi şirketlerimiz var tabiki fakat hem yapılan yatırım yetersiz, hemde bunu ciddi şekikde yapan şirketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Birde tüketim toplumu olmaya doğru hızla yaklaştığımız gerçeği var maalesef. ABD gibi ülkelerin toplumları da tüketim toplumu olmalarına rağmen ülke içinde üretilen malı tüketip ekonomiyi canlı tutuyorlar. Biz ise ürettiğimiz çoğu ürünün hammedesini  bile dışarıdan ithal ediyoruz. Bunun sonucunda da ihracat, ithalatı karşılamıyor ve bir türlü cari açıktan kurtulamıyoruz.

Bu böyle sürüp gider eğer bu döngüden kurtulmak istiyorsak ürettiğimiz ürünün hammaddesini kendimiz çıkarıp işlemek için tesisler, fabrikalar kurmalı bunun içinde ARGE'ye önem vermeliyiz.

Bende senin gibi düşünüyorum hocam. Ancak işte anlatmak istediğim Arge için para lazım, mühendis lazım, altyapı lazım. Para içinde satış lazım, satış içinde reklam ve pazarlama lazım.

Bu satış pazarlamada reklamda oynayan kişiden tut mağazalardaki standının ilgi çekici ve büyüklüğüne veya satış sonrası kusurlu malı tamir edip mi verdiğine yoksa direkt mi değiştirdiğine  bir çok şeyi etkiler.

Marka imajı yapmak güç birliği ve para varsa kolay. Yaparsın biraz sağlam bir telefon reklamda çakarsın telefonumuz şu kadar dayanıklı bu kadar suda yüzüyor vs. altada apple gibi mikronluk yazıyla bu reklam özel ekipmanla çekilmiştir yazarsın. Teknoloji eleştirmeni mağaza görevlileri öf şöyle iyi böyle iyi dedirttinmi tamam.
Onuda geçtim yine pazarı ele geçiremiyorsan gümrük vergisi diye bir silah var. Devlet almayı bırakırsa  dolar yükselir vergide artarsa bunların fiyat tavan yapar.
Sende yeterince iyiysen illaki alacaklar.

Ha sen pazarı geliştirince aselsanla sensör, optik, işlemci , vestelle batarya, ekran vs. geliştirilir. Ha yeterli gelişmişlikte değilse de ucuz modellerde kullanırsın belirli bir yaş kitlesine çakarsın.Karlılığını arttırdığında da Türki cumhuriyetlere, Müslüman Devletlere, Güney Amerikaya sırasıyla pazarları ele geçirerek girersiniz.Bu devletler zaten Türkiyeyi bir abi olarak görüyorlar Türk dizileride yaygın ordaki karakterlerle basarsın reklamı .

Ama bunları tek başına bir şirket yapabilirmi ? Hayır. Yapamazlar. Çünkü Türkiye yeterince eğitim açısından ileri ve insanlarda girişimcilik ruhu gelişmemiş. Herkes garantici. O yüzden Türkiye kendi sanayi devlerini yaratmak zorundadır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Kasım 2019, 12:52:20
biz sözde bir tarım ve hayvancılık ülkesiyiz.bu açıdan zenginiz . ancak hala 100 sene önceki tarım anlayışının traktörlüsünü yapıyoruz.

+mazotu , gübreyi, ilacı ucuzlatın tarım kurtulurcu arkadaşlar o iş onla kalmaz. bunlar ucuz bile olsa çiftcimizin eğitim seviyesi yüksek değil. çiftcimiz hangi toprak ve iklimde ne zaman ne dikileceğini hangi gübre , hangi ilacı ne şekilde nasıl kullanıcağını sulama, harman zamanlarının ne olacağını vs. hiç bilmiyor.

+ bilse bile ucuz ve yerli, kaliteli tohum firması yok, tarım ve hayvan ilacı firması yok , traktör firması var ama kaliteli ve ucuz değil , döverbiçer üreten bir irman var oda çok alt kalite ve yetersiz piyasada diğer tarım aletlerine girmiyorum.

+ ben tarım ülkesiyim diyen bir ülkenin en kötü odtü itü gibi bir tarım üniversitesi olması lazım. bu adamlar tohumları ıslah edecek, tarım ilaçları geliştirecek hatta elektrikli traktör projesinde alt yüklenici olacak vs.

+ ülkede tarımı yönetmesi gereken bir kurum ve bir merci olması lazım. evet tarım ve hayvancılık vs. var. ama teşvik vermek ve kota koymak dışında çiftciyi nasıl yönlendirebilir ? hiç bir şekilde. burada çiftcininde suçu var devletten teşvik alıyor oğlanı evlendiriyor , teşvik alıyor araba alıyor, teşvik alıyor ev yaptırıyor. abi al o teşviği arazini büyüt, al tarım aleti al , al o teşviği motoru yenile , al yatırım yap kazancın olunca al bunları .

+ o yüzden devletin bunu yönlendirmesi lazım. ilk olarak asla çiftciye teşvik olarak trink para vermeyecek. bakanlık bir şirket tarım a.ş. gibi olacak. bizim ülkemiz seneye hangi tarım ürünlerini ne kadar üretecek bu net üretim için biz ne kadar ekmeliyiz buna hangi topraklarımız en yüksek faydada müsait. bunları belirleyecek .

sonra devlet diyecekki sevgili çiftcim benim bir tarım programım var. ismi tc. çiftcim.
bundan sonra teşvik yok. ancak eğer bu programa üye olup kartını çıkartırsan. arazini kaydedeceksin ben ne istiyorsam onu ekeceksin , ben sana düzenli olarak ziraat mühendisini yollayacağım . o senin tarlanda makinelerle ölçüm yapacak şu zamanda biç şunukullan diyecek bunu harfiyen yapacaksın .bende sana o kartla ucuz mazot, ucuz veya ücretsiz döver biçer , ucuz tohum, ucuz gübreyi direk vereceğim. ve bunu da kullandığını denetleyeceğim. sonuç olarak devlet istediği kalitede istediği miktarda ziraat ve et ürününü elde etmiş olacak.

+ tabi iş böyle bitmiyor. devlet bu sistemi yerli tohum , ilaç, gübre , tarım aleti şirketleriyle besleyecek oralardan aldıracak. eğer böyle bir şirket yoksa sıfırdan kuracak veya olan ama küçük çaplı 2-3 yerli şirketi konsorsiyumla birleştirecek.
onun dışında çıkan ürünü şirketlere , marketlere ve ülkelere aracı kabzımallar değil, devlet verecek.

son aşamada devlet bu hammaddeyi işleyip dünyaya satacak ülker, eti gibi gıda sektörünün her alanında devler yaratmak. ve en önemlisi bunları üst bir konsorsiyumda birleştirip gıda devleri yaratmak . bu güzel topraklar yabancı gıda devlerinin hammadde pazarı değil . üstünde yaşayan halkı kalkındıran bir nimet olsun .
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 13 Kasım 2019, 00:33:08
Bizde şirketler, ya mamülü dışarıdan alıp ülkeye satarak ticaret yapmak için veya çeşitli yollarla Devletten ihale alıp sömürmek için kuruluyor. Arge yapıp tasarım ve yaratıcılıkla dünyada rekabet edebilir bir ürün üretip satmaya çalışan 3-5 şirket var o kadar. Kültürümüz Devletin bütçesini yağmalama veya ticaretçi adı altında birbirini dolandırma kültürü. O yüzden hatrı sayılır kalitede teknolojik yerli ürünümüz yok gibi.

Vestel Casper vs telefon yapıyor diyorsun ama bakıyorsun ki adamlar Çinden komponentleri devreleri işlemcileri alıp montaj ediyor en fazla. Devlet de onları teşvik için birsürü şey yapıyor.

Yerli araba diyorsun adamlar hep yurtdışından bir firmanın hazır projesini alıp dayanıyor biz yapacağız diye. Neymiş Hyundai ile ortakmış. Proje, motor karoser aktarması vs Koreden eeee?! Diğeri de Fiat ile giriyor. Adam gibi rekabet etmez bunlar. Çoğu yurtdışı şirketlerin buradaki distribütörlüğünden öte değildir.

Üretim ekonomisine geçmeliyiz ama inşaat sektörü lokomotif değilse  tabi...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: カメせ - 14 Kasım 2019, 17:13:39
Alıntı
(https://pbs.twimg.com/media/EJRtVK4XUAA9-4w?format=jpg&name=small)
Ostim Ossa,AKMOT firması tarafından özellikle beyin ameliyatlarında kullanılan kemik kesme motorunu geliştirildi.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 14 Kasım 2019, 17:18:56
Bu pazara girmek lazim. Secenekler cok fazla. Amputasyon ameliyatlari seker hastaligina bagli olarak artiyor.
Başlık: JCR Avrasya Yerli Ve Milli Kredi Derecelendirme Kuruluşumuz.
Gönderen: カメせ - 01 Aralık 2019, 15:03:44
Alıntı
Yerli Ve Milli Kredi Derecelendirme Kuruluşumuz, JCR Avrasya

Türkiye Japon Devi JCR Kredi Derecelendirme Kuruluşunun %85 Hisseni Satın aldi.
(https://pbs.twimg.com/media/EKpwCQJWsAAGOl-?format=jpg&name=small)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: カメせ - 04 Aralık 2019, 12:26:09
Alıntı
(https://pbs.twimg.com/media/EK6_e-qWsAAqJNP?format=jpg&name=small)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 04 Aralık 2019, 17:18:40
Şu Yemen'e sattığımız hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri dikkatimi çekti. Diğerleri hadi yeni yeni üretmeye başladığımız kalemler sayılır bunun yanında. Tarım ürünleri her zaman vardı. Peki bu kalemdeki tarım ürünlerinden ithal ettiğimiz miktar ne kadar?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 04 Aralık 2019, 23:51:40
Şu Yemen'e sattığımız hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri dikkatimi çekti. Diğerleri hadi yeni yeni üretmeye başladığımız kalemler sayılır bunun yanında. Tarım ürünleri her zaman vardı. Peki bu kalemdeki tarım ürünlerinden ithal ettiğimiz miktar ne kadar?

https://oec.world/tr/profile/country/tur/

hocam şöyle bir site var. Hangi ülke ne satıyor ne alıyor. Kim kime ne kadar ne satıyor. Hangi ürünleri kim ne kadar satıyor alıyor hepsi var. Hoşunuza gidebilir. İlgili arkadaşlar bakabilir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tong Yabgu - 24 Aralık 2019, 19:03:30
Bu köprü hatırladıgım kadarıyla 2,5-3 milyar dolara yapıldı yani en azından millete bu rakam söylendi...Lakin %51ini 660 milyon dolara satıyoruz. Neden ? Alemin malı biz miyiz yahu... 2018de Devleti yönetenlerin , Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerine verdiği garanti geçiş sayısı yakalanamadıgı için zaten özel şirketlere 1 milyar 700 milyon lira para ödenmiş senin benim vergilerimden.. 2019un son ayındayız aynı bu rakam kadar yine para ödedi devletimiz şirketlere... Madem köprünün %51'i 660 milyon dolar her yıl geçmeyen araçlar için milyarlarca lirayı köprüyü yapan şirketlere vermektense devlet olarak direk köprüyü satın alsana daha ucuza geliyor. Hem her yıl cebinden para cıkmayacak hemde vatandaşına daha ucuz belkide bedava ulaşım sağlarsın ama hayır öyle yapmamışız Çinlilere satıyormuşuz. Biz bu milleti yeterince yedik karnımız doydu birazda siz yiyin demişler resmen...


http://www.patronlardunyasi.com/haber/Yavuz-Sultan-Selim-Koprusu-nun-yuzde-51-i-660-milyon-dolara-satiliyor/229481 (http://www.patronlardunyasi.com/haber/Yavuz-Sultan-Selim-Koprusu-nun-yuzde-51-i-660-milyon-dolara-satiliyor/229481)
Başlık: Milli Elektrikli Tren Setlerini Üretmeye Başladı.
Gönderen: カメせ - 11 Şubat 2020, 22:40:06
Alıntı
Türkiye Vagon Sanayisi Anonim Şirketi (TÜVASAŞ) alüminyum gövdeli Milli Elektrikli Tren setlerini üretmeye başladı.
youtu.be/dFxFKRBtZd8 (http://youtu.be/dFxFKRBtZd8)youtu.be/dSENUMkKIKk (http://youtu.be/dSENUMkKIKk)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Mart 2020, 13:18:50
Canım sıkıldı biraz bir şeyler karalayayım dedim.

Konu "TÜRK TARIMININ SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ"

(https://www.tarimdanhaber.com/images/resize/100/656x400/haberler/2019/11/cumhurbaskanligindan_tarim_hamlesi_h13200_b240c.jpg)

Arkadaşlar Tarım bir ülkenin ekonomisinin temelidir. Bu klasik bir sözdür ancak Clive Ponting'in Dünya Tarihi ve Allan Nevins'in Amerikan Tarihi kitaplarını okursanız ; gelişmiş ülkelerin sanayi'den önce ilk başta tarım sorununu nasıl halledip daha sonra sanayide ilerlediklerini , Amerikanın dahi sanayisinin tarımsal makineleşmeden ortaya çıktığını göreceksinizdir.  Burada Türk Tarımının en büyük 5 sorununa parmak basacak bunlara çözüm önerilerine kendi fikirlerimce vereceğim.

1- Ekilecek Alan Problemi;

Ülkemizde çok büyük derecede şehirlere göç var. Göçler gerçekleşdikten sonra ebeveynlerin ölmesi sonucu ekim alanlarının parçalanması sorunu var. Daha yeni yeni önüne geçilmeye çalışılan bir sorun bu. Diğer yandan köylerde tarım yapan az sayıdaki ailenin elinde çok az ekim alanı kalıyor başkalarının arazilerini de araları iyi olan bir kaç ailenin anca ekip biçebiliyorlar. Geri kalanı da öyle boş boş yatıyor. Az alan ekilmesi ve kitlesel tarım yapılamaması çiftçinin gelirinin düşük olmasına, yeterli makinalaşamaması ve işini büyütememesine neden oluyor.

Çözüm :

Devlet isteyenin hemen istemeyenin de gönüllü olarak sahibine belli bir yüzdeden mahsül payı karşılığında tüm boş tarlaları bir sistem altında toplar. Çiftciler ise bu tarlaları ekmek ve mahsülden yüzdeyi o sistemden asıl tarla sahibine yatırmak üzere kendi çevresindeki arazileri kiralayabilecekleri bir sistem kurulması lazım. Böylece çiftciler tüm arazileri değerlendirebilip çok mahsul alıp bunları'da paraya çevirerek tarıma yatırım yapabilecekler.

2- Mazot, Gübre , Tohum, İlaç Ücretleri ;

Şimdi bu sorun büyük bir sorun. Bu sorunu aşmanın yolu ilk aşamada aslında Savunma sanayi müsteşarlığı gibi Tarım ve hayvancılık araç ve aletleri müsteşarlığı kurmak. Daha sonra 2-3 tane farklı bölgelerde Tarım üniversiteleri açmak veya halihazırdakileri buna çevirmek. Bu üniversiteleri Araştırma üniversiteleri klasmanına alıp öğrenci sayılarını düşürüp bu alanda başarılı araştırma görevlilerini ders vermek amaçlı kullanmak ve profesör ve doçentleri daha çok arge projelerinde ve bilimsel çalışmalarda kullanmak.

Diğer yandan bu müsteşarlığın bu üniversite safhasını hallettikten sonra diğer bir görevi, Traktör, Tarım Aleti, Hayvancılık Aleti, Tohum, İlaç, Gübre vb. alanlarda faliyet gösteren yerli şirketleri tek bir konsorsiyum (ana yüklenici ve alt yüklenici olarak) oluşturmak. Örneğin Traktör ve tarım makineleri alanında Tümosan, Türk Traktör, Hattat gibi firmaları üst bir konsorsiyumda birleştirecekler. Burada amaç bu firmalar kendi isimleriyle üretime devam etselerde bir şirket gibi yönetilecek.Finans, arge , yedek parça ve servis altyapıları birleştirilecek . Mesela Tümosan Lüks ve güçlü traktör segmentinde, Türktraktör orta sınıf hattat ise mesela sadece Döverbiçer'e felan odaklanabilir.

Ama tabi bunlarda ana esas elektrikli veya hybrid olması çünkü ülkemizde petrol sıkıntısı var. Diğer yandan bu çatı şirketler devlet tarafından devamlı olarak sübvanse edilecekler.  Bu müsteşarlığın en önemli görevi ise üstte bahsettiğim üniversiteler ile şirketleri birleştirerek şirketlerin üniversiteler ve kendi alanları ile ilgili bölümleri arge merkezi gibi kullanmalarını sağlamak. Böylece şirketler satış yaptıkça arge bütçeleri artıp üniversitelere verecek , verdikçede arge artıp üniversiteler kendilerini geliştirecekeler.

Böylece milli tohum , milli gübre ve milli tarım hayvancılık alet ve ilaçları üretildiğinde verimli ve ucuz olarak yine yerli şirketlerimiz bunu satacak ve fiyatlar mazot dışında düşecek. Mazot işinide elektrikli tarım aletleri sayesinde düşürmek mümkün olabilecektir.

3- Devletin Tarım Destekleri ;

Buda çok önemli bir konu çünkü devlet bazen şartsız, bazende bazı şartlar altında çiftciye kredi ve hibe veriyor. Ancak verdikten sonrası tamamen meçhul. Adam alıyor hibeyi devletten gidiyor oğlana düğün yapıyor, ihtiyacından büyük motor alıp ilçede kahvehane önünde ağzında cugara kağıt oynuyor. O yüzden devletin bu hibe ve kredileri nakdi değilde ayni yapması lazım.

Nasıl ?

Mesela Çiftçi için kredi kartı gibi bir kart yapılabilir visa altyapısıyla, Çiftciye mazot al diye eline para saymaktansa, bu kartta belirli miktarda mazotu benzinciden alabileceği bir kredi koyabilir, Sadece devletin kendi seçtiği yerli tohum, gübre , ilaç ve tarım aletleri şirketlerinde geçerli kotalar karta tanımlayarak verdiği parayı sadece tarım ve hayvancılık amaçlı kullanmasını sağlayabilir.

4- Bilinçli Tarım- Tarım A.Ş.

Şimdi bizim çiftçi ve hayvancımızın en büyük sorunu eski yöntemle ve eğitimsiz yapılan bilinçsiz tarımdır. Çiftçimizinde çoğu yaşlıdır. Bu saatten sonra eğitilmesi zordur. Evinde 50 tane tarım hakkında kitap olan hollandalı bir çiftçi ile aynı performansı beklemek anlamsız. Tarım dünyada şu an bizim eski çiftçi ekip getirecek , devlet alıp satacak usulü artık kalktı. Şimdi şirketler çiftcileri bir işçi gibi kullanıyor. Ne yazık ki bu sömürü alanlarından birisi de ülkemiz. Özellikle fındık ve çay konusunda bazı yabancı firmaların hasat yeriyiz.

Şu saatten sonrada çiftcimizin kendi insiyatifi ile kitlesel anlamda büyük topraklar edinip, ekip-biçip , hasadıyla yeni tarım aletleri alıp , tarım hakkında kitaplar okuyup büyük çiftlikler kurmasını vs. bekleyemeyiz.  O yüzden bizim şu saatten sonra Tarım ve Hayvancılık bakanlığını Tarım ve Hayvancılık A.Ş. gibi kullanmaktan başka çaremiz yok.  Mecbur çiftçileri de işçi gibi kullanacağız.

Bu nasıl olacak  ;

Devlet ilk olarak senelik Türkiyenin hangi tarım ve hayvancılık ürününde ne kadar ihtiyacının olduğunun bir ortalaması alınıp ihtiyaçlar belirlenmeli. Daha sonra bu ürünler ülkemizin neresinde yetişmeye daha uygunsa o ürünler o il ve ilçelere bölünmeli. Devlet demeli ki ey halkım kim gelir tarım bakanlığına üye olur ve benim resmi üreticim olursan ben sana 3. maddede bahsettiğim teşvik kartını vereceğim , mahsülünü de alacağım. Sen ne kadar büyük arazi ekebilecek isen 1. maddedeki durumdan araziyi kirala, benim istediğim araziye istediğim ürünü benim verdiğim kartla 2. maddede belirtilen yerli şirketlerden verimli ve ucuz , yerli tohum, ilaç, gübre yi al benim istediğim gibi ek, büyüt ve biç.

Peki Nasıl Devletin İstediği Gibi ?

Devlet ilçe tarım ofislerinde görevli mühendisler , ekim, büyütme ve biçim dönemlerinde köy köy gezerek buradaki lisanslı üreticileri gezerek bu dönemlerde gerek uydudan gereksede ellerindeki aletlerle çiftçiye ne zaman ne şekilde ekim yapacağına dair çiftciyi yönlendirmeli buna uymayan çiftçilerin lisansı iptal edilmeli. Telefon uygulaması üzerinden  bunlara bildirilmeli.

Bir diğer konuda devlet sadece işçileri ve onların traktörlerini değil. İşçileri döver biçerleri ve tarım aletleri ile de kiralayabilmeli. Böylece çiftciye düşük fiyatlı bu hizmetleri otomatik olarak sağlamalı. Diğer yandan yine bu uygulamalarda çiftçiyi daha fazla üretime teşvik için mesela hedef listesi olmalı. Çiftci senelik üretim hacmini ve niteliğini arttırdıkça otomatik hibesi artmalı. Atıyorum sulu tarıma geçerse  yüzde bilmem kaçı devletten olmalı hibesi artmalı vs. gibi devamlı çiftçi teşvik edilmeli.

E arazi var , Ucuz tohum, gübre, ilaç var, en verimli üreteceğin mahsülü de seçmişsin, e nasıl yapacağın ve ne zaman yapacağın da devamlı ölçümler yapılarak sana bildiriliyor. Alım garantisi de var. E sana sadece üretmek kalıyor çiftçi ve hayvancı kardeşim.

5- Markalaştırma ve Reklam en nihayetinde İhracat

Genel olarak sektörün sorunlarından birisi de bu. Şimdi bu büyük organizasyon 1 senede yapılmaz. Mesela ilk sene devlet tanıtımı yapar ve başvuruları alır . Bu süreçte alıcı şirketler ile de devlet anlaşmalar yapar. Devlet der ki 2 sene sonra ülker atıyorum şu kadar susam alacak , x marka bu kadar elma alacak vs. bu anlaşmalar yapılır. Üretim ihtiyaçları belirlenir buna göre devlet alınan başvurulardan lisansları dağıtır ve üretim başlar.

Bir kaç dönem sonra devlet bu döngüyü sağlayıp ülkede verimli tarımı gerçekleştirdikten sonra çok büyük bir ham madde sağlayıcı olduktan sonra artık katma değer getirecek bir yapılanmaya gitmek zorundadır. Ülkemizde ilk akla gelen eti, ülker , torku gibi devler var. Ancak bunlar dünya'da isimleri ülker dışında pek olmayan devletler.  Eğer bunlar devletin içinde bulunduğu Unilever gibi bir çatı konsorsiyumda birleşir ortak finans, halkla ilişkiler, arge, insans kaynakları vb. birimlere sahip olur fazla bütçeyi de arge ve reklama ayırırlarsa ve çatı konsorsiyum dağıtıcı vasıtasıyla tüm dünyada pazarlanırlarsa devletin sağlayacağı ucuz hammadde ile birlikte de git gide dünya pazarlarında yer edinirler.  Bu sadece abur cubur değil et ve süt , yağ , bal tüm gıda alanında neden olmasın ? Tabi bu bunla da kalmayacak devlet direkt olarak meyve sebze konusunda bim a-101, migros, çağdaş gibi satıcılarla düşük fiyattan satış sözüyle bu ürünleri onlara sağlayacak ve buna ek Bu mağazalardan bir çatı konsorsiyum kurup bir marka oluşturup veya atıyorum  a-101 ismi ile her şirketten gelecek bütçe ile hedef ülkelere a-101'ler açacak. Neden bizimde bir aldi miz , wallmart'ımız , ikea'mız olmasın ? İlla bunu avrupaya değil , Türki ve müslüman ülkelere güney amerikaya kurabiliriz. Sürümden kazanabiliriz. Bu mağazalarda ne kadar kendi ürünlerimiz satılırsa bu bir katalizör olur sektör için.


Benim şu an aklıma gelen budur dostlar, bu konuda sizinde önerileriniz varsa dinlemek isterim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 27 Mart 2020, 14:38:39
Guzel bir calisma olmus Sn  BATTLESTAR. Ancak bizleri yillardan beri idare etmekte olan degisik iktidarlarin Tarim politakalarini terk edisi malesef bayagi eskiye dayaniyor."Cumhuriyetimizin ilk yillari ve bir miktar Ecevit donemini saymazsak"

Malesef yillar icerisinde milletin efendisi olan koylu ve tarim bilincli ve bilincsiz olarak iktidarlarin oncelikli planlarinda pek yer gostermedi ,secim zamanlari haric. Neticede ozellikle Ozal ve mevcut iktidar doneminde ise  su anki gorunumune gelmis oldu.  Elbette bu iktidarlarca kendilerine gore baska oncelikler mevcuttu sanayi urunleri ....vs tarim mesakatli bir sektor kar orani sanayi urunlerine gore daha dusuk .... ancak bir zamanlar tarim da ve Hayvancilikta kendi kendimize yeterli olan ulkemiz bugunlerde malesef siralamiyi birakin samana kadar ithal eden bir ulke oldu.

Elbette sanayilesmis bir ulke olmamiz hepsimizin hayali ancak tarim ve hayvanciligin onemi hic bir zaman stratejik konumunu kaybetmemesi gerek .Neticede her birey yemeden icmeden hayatta kalmasi mumkun olmadigina gore demek ki her zaman icin Tarim ve hayvancilik onemli.


Tarim ve hayvanciligimizin moderinize edilebilmesi icin once gercekci master planlar hazirlamak ve bu planlara gore tarim ve hayvancilik ile ilgilenen koylumuzun modern tarim ve hayvancilik uretimi uzerine egitilebilmeli bunun icin eski koylunun rahat ulasabilecegi uygulamali egitim yontemlerinin kullanilip kullanilamayacagi tekrardan gozden gecirilmeli gerektirirse gelistirilmeli. Universitelerimiz bu konularda on ayak olmali . Devlet kalifiye ziraat muhendisleri ve veterinerleri ogretmen kadrosu acabilmeli bu ogretmenler koylumuzun ayagina gidebilir olmali.Sn BATTLESTAR in bahsetmis oldugu gibi tohumculuk konusuna yatirim yapilip kendi ulkemizin sartlarina uygun tohumlar gelistirilmeli. Ziraat ve hayvancilikta yurdumuzda satilmakta olan ve kullanimda olan tum ilaclar tekrardan gozden gecirilip satis ve kullanimda AB istandarlarina uygunluk  getirilmeli ve etkin denetim saglanmali.Ciftci ve hayvancilarimiz olmaz sa olmaz ,elektrik akar yakit, tohum,alet avadanlik icin gerekli maddi susbansiyonlar ve krediler ozellikle devlet bankalari " Ziraat Bankasi"ve sair uygun sarlar ile bankalarca saglanmali. Tarim ve hayvancilik sektorunde olusabilecek dogal afetler ve hastaliklara karsin sigortalanabilir olmali.  Devlet oncelikli olarak kar marjini dusuk de olsa ziraat ve hayvancilik alanlarina yapilacak yatirimlarina onculuk edip yatirimcilara gerekli sartlarda kolaylik gostermeli. Zirai alanlarin sair kullanimlar icin kullanilmasinin one gecilmesi icin devlet kontrol mekanizmasi gelistirmeli ve uygulamali.


Tarim ve Hayvancilik konusunda onca yazilabilecek konu mevcut .Ancak baslangic olarak oncelikle devletimizin bu konunun onemini idrak etmesi ve gercekci adimlar atmaya karar vermesi ile baslanabilir. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Mart 2020, 15:50:09
Guzel bir calisma olmus Sn  BATTLESTAR. Ancak bizleri yillardan beri idare etmekte olan degisik iktidarlarin Tarim politakalarini terk edisi malesef bayagi eskiye dayaniyor."Cumhuriyetimizin ilk yillari ve bir miktar Ecevit donemini saymazsak"

Malesef yillar icerisinde milletin efendisi olan koylu ve tarim bilincli ve bilincsiz olarak iktidarlarin oncelikli planlarinda pek yer gostermedi ,secim zamanlari haric. Neticede ozellikle Ozal ve mevcut iktidar doneminde ise  su anki gorunumune gelmis oldu.  Elbette bu iktidarlarca kendilerine gore baska oncelikler mevcuttu sanayi urunleri ....vs tarim mesakatli bir sektor kar orani sanayi urunlerine gore daha dusuk .... ancak bir zamanlar tarim da ve Hayvancilikta kendi kendimize yeterli olan ulkemiz bugunlerde malesef siralamiyi birakin samana kadar ithal eden bir ulke oldu.

Elbette sanayilesmis bir ulke olmamiz hepsimizin hayali ancak tarim ve hayvanciligin onemi hic bir zaman stratejik konumunu kaybetmemesi gerek .Neticede her birey yemeden icmeden hayatta kalmasi mumkun olmadigina gore demek ki her zaman icin Tarim ve hayvancilik onemli.


Tarim ve hayvanciligimizin moderinize edilebilmesi icin once gercekci master planlar hazirlamak ve bu planlara gore tarim ve hayvancilik ile ilgilenen koylumuzun modern tarim ve hayvancilik uretimi uzerine egitilebilmeli bunun icin eski koylunun rahat ulasabilecegi uygulamali egitim yontemlerinin kullanilip kullanilamayacagi tekrardan gozden gecirilmeli gerektirirse gelistirilmeli. Universitelerimiz bu konularda on ayak olmali . Devlet kalifiye ziraat muhendisleri ve veterinerleri ogretmen kadrosu acabilmeli bu ogretmenler koylumuzun ayagina gidebilir olmali.Sn BATTLESTAR in bahsetmis oldugu gibi tohumculuk konusuna yatirim yapilip kendi ulkemizin sartlarina uygun tohumlar gelistirilmeli. Ziraat ve hayvancilikta yurdumuzda satilmakta olan ve kullanimda olan tum ilaclar tekrardan gozden gecirilip satis ve kullanimda AB istandarlarina uygunluk  getirilmeli ve etkin denetim saglanmali.Ciftci ve hayvancilarimiz olmaz sa olmaz ,elektrik akar yakit, tohum,alet avadanlik icin gerekli maddi susbansiyonlar ve krediler ozellikle devlet bankalari " Ziraat Bankasi"ve sair uygun sarlar ile bankalarca saglanmali. Tarim ve hayvancilik sektorunde olusabilecek dogal afetler ve hastaliklara karsin sigortalanabilir olmali.  Devlet oncelikli olarak kar marjini dusuk de olsa ziraat ve hayvancilik alanlarina yapilacak yatirimlarina onculuk edip yatirimcilara gerekli sartlarda kolaylik gostermeli. Zirai alanlarin sair kullanimlar icin kullanilmasinin one gecilmesi icin devlet kontrol mekanizmasi gelistirmeli ve uygulamali.


Tarim ve Hayvancilik konusunda onca yazilabilecek konu mevcut .Ancak baslangic olarak oncelikle devletimizin bu konunun onemini idrak etmesi ve gercekci adimlar atmaya karar vermesi ile baslanabilir.

Hocam güzel şeyler yazmışsınız çoğuna katılıyorum. Ancak eski nesilin şu saatten sonra eğitilebileceğini yeni nesilinde köylerde çiftçi olmaya ikna edilebileceğini sanmıyorum.

Bence ikimizinde bahsettiği yöntemleri bir bir yapılmalı ama gelecek nesil için şimdiden İNSANSIZ TARIM ALETLERİ üzerine şirketlerimizin kafa yorması gerekmektedir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 27 Mart 2020, 17:38:02
İnsansız tarım makinaları olmalı  ama bizler insanlısını bile ne kadar yapabiliyoruz? Traktör arkasına bağlanan makinalar vs yapılabiliyor. Ancak daha büyük araçlar, hasat yapan araçlar vs genelde Hollanda yapımı. Genelde Hasat zamanı kiralanıyorlar ve bir günde oldukça fazla alanda hasat yapıyorlar.

Bölük pörçük hale gelen ekim alanları nasıl birleştirilebilir? Aslında bu konuda her şeyi devletten beklemeye gerek yok. Mesela bir ya da bir kaç köy kendi aralarında organize edebilirler. Herkes bir traktör alacağına , herkesin ortak kullanacağı traktör ve diğer araçlar, makinalar olabilir. Bunun dışında ekim alanlarını değerlendirecek özel girişimler olabilir. Büyük alanlar birleştirilerek büyük çiftlikler kurulabilir. Bu çiftliklerde yeni mahsuller, yeni yöntemler geliştirilebilir. Verim artırma çalışmaları yapılabilir. İnsansız, güneş enerjisi ile çalışan makinalar geliştirilebilir. Yapılabilecek çok şey var.

Sadece tarım değil, tarım ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması konusunda ciddi çalışmalar yapılabilir. Üretilenlerin tazeliğini koruyacak şekilde üreticiden tüketiciye kadar uzanan yoldaki yolculuğunda yalıtımlı nakil araçları, yalıtımlı depolar, yalıtımlı lojistik merkezleri yapılabilir. Ürünlerin yurt dışına hızlı nakli konusunda ciddi çalışmalar yapılabilir.

Yapılabilecek çok şey var. Var da kim yapacak o ayrı bir mesele!

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Mart 2020, 18:00:37

Bölük pörçük hale gelen ekim alanları nasıl birleştirilebilir? Aslında bu konuda her şeyi devletten beklemeye gerek yok. Mesela bir ya da bir kaç köy kendi aralarında organize edebilirler. Herkes bir traktör alacağına , herkesin ortak kullanacağı traktör ve diğer araçlar, makinalar olabilir. Bunun dışında ekim alanlarını değerlendirecek özel girişimler olabilir. Büyük alanlar birleştirilerek büyük çiftlikler kurulabilir. Bu çiftliklerde yeni mahsuller, yeni yöntemler geliştirilebilir.

Hocam onu bizim köylüler mi yapacak ? Adam komşu akrabası 10 beygir fazlalı traktör aldı diye çatır çatır çatlıyor. Ortak mal alsa siz az kullandınız biz çok kullandık şurasını bozdunuz vs. davasından çeker çeker birbirlerini vururlar. Ayrıca bizim köylümüz bunları düşünecek kadar eğitimli değil. İşte sorunda burada. Eğitim yoksa olana kadar devlet bunları gütmeli.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 27 Mart 2020, 18:15:29

Bölük pörçük hale gelen ekim alanları nasıl birleştirilebilir? Aslında bu konuda her şeyi devletten beklemeye gerek yok. Mesela bir ya da bir kaç köy kendi aralarında organize edebilirler. Herkes bir traktör alacağına , herkesin ortak kullanacağı traktör ve diğer araçlar, makinalar olabilir. Bunun dışında ekim alanlarını değerlendirecek özel girişimler olabilir. Büyük alanlar birleştirilerek büyük çiftlikler kurulabilir. Bu çiftliklerde yeni mahsuller, yeni yöntemler geliştirilebilir.

Hocam onu bizim köylüler mi yapacak ? Adam komşu akrabası 10 beygir fazlalı traktör aldı diye çatır çatır çatlıyor. Ortak mal alsa siz az kullandınız biz çok kullandık şurasını bozdunuz vs. davasından çeker çeker birbirlerini vururlar. Ayrıca bizim köylümüz bunları düşünecek kadar eğitimli değil. İşte sorunda burada. Eğitim yoksa olana kadar devlet bunları gütmeli.

Bence bu konuda genelleme yapmayalım. :)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Mart 2020, 18:21:32

Bölük pörçük hale gelen ekim alanları nasıl birleştirilebilir? Aslında bu konuda her şeyi devletten beklemeye gerek yok. Mesela bir ya da bir kaç köy kendi aralarında organize edebilirler. Herkes bir traktör alacağına , herkesin ortak kullanacağı traktör ve diğer araçlar, makinalar olabilir. Bunun dışında ekim alanlarını değerlendirecek özel girişimler olabilir. Büyük alanlar birleştirilerek büyük çiftlikler kurulabilir. Bu çiftliklerde yeni mahsuller, yeni yöntemler geliştirilebilir.

Hocam onu bizim köylüler mi yapacak ? Adam komşu akrabası 10 beygir fazlalı traktör aldı diye çatır çatır çatlıyor. Ortak mal alsa siz az kullandınız biz çok kullandık şurasını bozdunuz vs. davasından çeker çeker birbirlerini vururlar. Ayrıca bizim köylümüz bunları düşünecek kadar eğitimli değil. İşte sorunda burada. Eğitim yoksa olana kadar devlet bunları gütmeli.

Bence bu konuda genelleme yapmayalım. :)

Doğru haklısınız bir an gaflete düşüp genelleme yaptım. Ama bence ağırlık bu yönde.

Saygılarımla...
Başlık: Türkiye Ekonomisi.
Gönderen: カメせ - 21 Mayıs 2020, 15:22:16
Alıntı
Japonya Başbakanı Abe

Türkiye 'ye malı destek sağlamayı planlıyoruz. Açıklaması yaptı.
https://mobile.twitter.com/kamerknc/status/1262663155743932417
https://mobile.twitter.com/kamerknc/status/1263421202695102464

Swap hattı kurmak için dört ülkeyle görüşen Türkiye'nin iki ülke ile anlaşma sağladığı Japonya ve İngiltere merkez bankalarından 10'ar milyar dolar karşılığı döviz sağlayacağı belirtiliyor: Habertürk
https://mobile.twitter.com/kamerknc/status/1262662703740530688

Katar merkez bankası ile TCMB swap anlaşmasını 15 milyar dolara yükseltti.
https://mobile.twitter.com/temmuz1919/status/1262992691568218113

TCMB faiz indirimi kararı: 50 baz puan.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 21 Mayıs 2020, 16:26:47
Valla 17 yaşındayım neler gördüm daha neler göreceğim acaba
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 21 Mayıs 2020, 23:27:25
İnsansız tarım makinaları olmalı  ama bizler insanlısını bile ne kadar yapabiliyoruz? Traktör arkasına bağlanan makinalar vs yapılabiliyor. Ancak daha büyük araçlar, hasat yapan araçlar vs genelde Hollanda yapımı. Genelde Hasat zamanı kiralanıyorlar ve bir günde oldukça fazla alanda hasat yapıyorlar.

Bölük pörçük hale gelen ekim alanları nasıl birleştirilebilir? Aslında bu konuda her şeyi devletten beklemeye gerek yok. Mesela bir ya da bir kaç köy kendi aralarında organize edebilirler. Herkes bir traktör alacağına , herkesin ortak kullanacağı traktör ve diğer araçlar, makinalar olabilir. Bunun dışında ekim alanlarını değerlendirecek özel girişimler olabilir. Büyük alanlar birleştirilerek büyük çiftlikler kurulabilir. Bu çiftliklerde yeni mahsuller, yeni yöntemler geliştirilebilir. Verim artırma çalışmaları yapılabilir. İnsansız, güneş enerjisi ile çalışan makinalar geliştirilebilir. Yapılabilecek çok şey var.

Sadece tarım değil, tarım ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması konusunda ciddi çalışmalar yapılabilir. Üretilenlerin tazeliğini koruyacak şekilde üreticiden tüketiciye kadar uzanan yoldaki yolculuğunda yalıtımlı nakil araçları, yalıtımlı depolar, yalıtımlı lojistik merkezleri yapılabilir. Ürünlerin yurt dışına hızlı nakli konusunda ciddi çalışmalar yapılabilir.

Yapılabilecek çok şey var. Var da kim yapacak o ayrı bir mesele!

Hocam endüstriyel tarım şirketlerinden bahsediyorsunuz biraz. Bazı ülkelerde dediğiniz gibi şirketleşmiş bir tarım var ve şirket tek başına 400-500 hektarlık bir tarlaya 10 biçerdöveri yanyana koyup giriyor.

Bölük pörçük arazilerin birleştirilmesi hususunda da konu arazi toplulaştırması adıyla anılıyor ve bu konuda Devletin müdürlükleri var. Kişiye ait farklı yerlerdeki araziler birleştiriliyor. Şekli uzun ince veya geometrik olarak sorunlu arazilerin daha fazla yakıt sarfiyatına sebep olduğu görüldüğü için mümkün olduğunca toplu ve kareye yakın formda yeniden düzenleniyor.

Tarımsal olarak bahsettiğiniz otomasyon şu an için bize gereksiz çünkü işçinin de kazanması gerekiyor yani en azından traktörü sürecek biri lazım ama mesela dümdüz olması gereken çeltik tarlaları için GPS ile ölçüm yaparak yüzey reglajı yapan otomatik makineler var. Tarla bildiğin dümdüz oluyor.

Bizim asıl sorunumuz insanımızdan kaynaklanan teoriden pratiğe inme sorunları var. İlacın bilinçsiz kullanımı, modern ve yeni fikirlere kapalılık, örneğin sera kültürünün yerleşmemesi,  sulamanın bilinçsizce olması. Çocukluğumun serüvenidir GAP projesi, barajlar kanallar sular taşındı Güneydoğu Anadoluda çok yere ama istenen tarımsal tepki alınamadı. Çünkü köylü suyu bol buldu ve vahşice şaldır şuldur suya boğdu tarlalarını. Bol bol suluyor işte ne var diyebilirsiniz. Bu tarz sulamadan dolayı su buharlaştıkça geriye sudaki tuz çözeltisi toprakta biriktiği için bir süre sonra tarlalar ölmeye başlıyor.

Genelleme yapmayalım ama köylümüz eğitimsiz işte. Sulama gibi ilaçlamada da öyle bilinçsiz ve inat davranıyorlar ki meyve sebzenin üzerinde kanserojenlerle salata yapıyoruz. Rusya bile kabul edilemez bulup geri gönderiyor. Bir çok ilçemiz var gayet tarımsal ve kendine has ürünü var ama yörede kanser vakası patlamış yıllardır çünkü ilaçlarken önce kendisi kapıyor.

Ahlaki problemler de var. Devlet destekleme yapıyor ama mesela doğuda bir ilçe duydum herkes şeker pancarı desteği alıyor ama kimsenin ektiği yok. Gidip parasını alıyor; memur da gerek rüşvet gerek tehditle sessiz. Hatta toplamda ilçenin yüzölçümünden fazla ekim alanı varmış nasıl beyan ettilerse.

Bunun dışında Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ama bomboş duran çok büyük araziler var atıl vaziyette. Bunlar kullanılabilir (en basitinden binlerce hektar bakımsız arazide badem zeytin falan diksen az biraz tutsa yine büyük bir kazançtır) Yine bir çok tarla da İstanbullu zenginlerce rant için satın alınıp bir kenarda bekletiliyor. Adam tarımı umursamıyor ki; yazlık yapıp satacağı bir zamanı bekliyor.


Tabi ayrıca üretilen ürünün asıl kazananı çiftçi değil aracı olduğu için bazı köylüler yılgınlık içinde. Sen domatese 10 lira verirken tarlada bunu 2 liraya satamıyor adam. Aracı ucuzlayan malı çöpe döküyor ki azalınca değeri artsın karı yükselsin. (Bunlar vatan hainidir bak söyleyim) Bu ülkede vatandaşın ucuz meyve sebze yemesi işine gelmeyen insanlar var.

Devlet de çiftçisini bu konuda desteklemezse işler düzelmez. Arap şeyhinin ülkemize gelip yatına litresini 1 liradan aldığı mazotu emekçiye 7 liradan satarsan olmaz tabi.

Ziraatçi değilim; Bunlar benim görebildiklerim. İşin içine besiciliği de katarsan ohooo!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: apak - 22 Mayıs 2020, 00:25:15
Bence türkiyedeki asıl sorun çiftçinin iyi bilgilendirilememesi yani yönlendirmenin iyi yapılamaması, evet tarlalardaki bölünme ve traktör adet olarak fazla ama emin olun bunlar çok büyük sorunlar değil bizi kurtaracak şey endistürüyel çiftliklerde değil,bilinçli desteklenen köydeki gariban çiftçidir, çünkü insanlar bişey ekmek ,dikmek istemiyor maliyetlerden dolayı ki haklılar özellikle anlamadığım bugün yerli deden kalma bir domates tohumunu ektiğinizde hiç bir destekleme yada yardım alamıyorsunuz ,üstüne yaptırımlar doğuyor.yani tvden her yeri ekelim verimli topraklarımızı değerlendirelim diyoruzda, icraatta hiçbirşey yok, ama rakamlara bakıyorsunuz bilmem kaç milyarlık destekleme verildi,ülkesini düşünen sözde değil ,partizanlıktan uzak,gerçekten milli bir politika üretmemiz lazım diye düşünüyorum.Çiftçiyi tüccarla baş başa bırakmamalıyız,devletin gücünü çiftçi görürse arkasında emin olun güzel işler yapar,ama aydının bir köyündeki zeytinci köyüne kamyonetle gelen hırsız kılıklı 2 tüccara malını satmak zorunda kalmamalı.devlet organize olmalı önce,yoksa vahşi hayat en kolay ne para ederse insanlar onu ekmek ister.
Başlık: Anadolu sütüne Çin yolu açıldı.
Gönderen: カメせ - 22 Mayıs 2020, 11:53:00
Alıntı
Anadolu sütüne Çin yolu açıldı.

Mevzu peynirden teyağı ve süt tozuna kadar en az 6 milyar dolarlık süt ürünleri pazarı.
(https://pbs.twimg.com/media/EYmzKAhXsAAQvOf?format=jpg&name=medium)
mp.weixin.qq.com/s/LQSvSOCoxsanQWx9-McQHA
https://mobile.twitter.com/Dragonomi/status/1263738156735750144
Başlık: Cb Erdoğan : Yurtdışından 60.000 Adet Solunum Cihazı Siparişi Aldık.
Gönderen: カメせ - 09 Haziran 2020, 13:20:36
Alıntı
(https://pbs.twimg.com/media/EZXAth2XsAAhPZM?format=jpg&name=medium)
Brezilya’ya 650 Adet Solunum Cihazı İhraç Edildi.
Biosys
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 09 Haziran 2020, 13:37:07
Tanesi 17.500 dolar çok iyi para yapıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 09 Haziran 2020, 13:40:36
Tanesi 17.500 dolar çok iyi para yapıyor.

Ben kolay begenmem. Ama 1 milyar dolar ediyor dediginiz gibiyse. Aselsan biraksin silah isini bence.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 09 Haziran 2020, 13:45:45
Aslında sağlık sistemlerine biraz kafa yorsak ki ASELSAN yapıyor. Çok iyi paralar var birde dolar bazında oh oh maşallah. Birde Cumhurbaşkanımız 60.000 adet sipariş geldiğini söyledi şimdi ki dolar kuru ile bir solunum cihazı aşağı yukarı 120.000 TL yapıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 09 Haziran 2020, 14:22:13
Aslında sağlık sistemlerine biraz kafa yorsak ki ASELSAN yapıyor. Çok iyi paralar var birde dolar bazında oh oh maşallah. Birde Cumhurbaşkanımız 60.000 adet sipariş geldiğini söyledi şimdi ki dolar kuru ile bir solunum cihazı aşağı yukarı 120.000 TL yapıyor.

Mantıklı olanda bu hocam , eğer sen her sene ülkenin en parlak beyinlerinin büyük kısmını tıp fakültelerine veriyorsan , ülkende her yere devasa şehir hastaneleri kuruyorsan , sağlık turizmin iyiyse , yapman gereken ilaç ve tıbbi araç gereç alanında milli bir altyapı kurmak ilk ithalatı sonlandırmak sonrada ihracatı tetiklemek zaten merkez bir konumda olduğumuzdan bu yolla çok para kazanacağımızdan eminim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 09 Haziran 2020, 15:07:20
"En parlak beyinler Tıp bölümüne gidiyor."

Aslında çok irdelenmesi gereken bir cümle... Savunma sanayi bu öğrencilere burs sağlayıp savunma sanayi ile ilgili mühendislik bölümlerine çekmeli.
Atıyorum Lys 'de ilk 2000 öğrenciye ayda 3000 tl burs Alanlarında mezun olunca savunma şirketlerinde 5  yıl çalışma şartıyla mesela.

Her tara doktor avukat doldu. Metalürji mühendisi lazım , malzeme mühendisi lazım sensör-optik  vb sistem mühendisi lazım vs vs...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 09 Haziran 2020, 15:13:16
"En parlak beyinler Tıp bölümüne gidiyor."

Aslında çok irdelenmesi gereken bir cümle... Savunma sanayi bu öğrencilere burs sağlayıp savunma sanayi ile ilgili mühendislik bölümlerine çekmeli.
Atıyorum Lys 'de ilk 2000 öğrenciye ayda 3000 tl burs Alanlarında mezun olunca savunma şirketlerinde 5  yıl çalışma şartıyla mesela.

Her tara doktor avukat doldu. Metalürji mühendisi lazım , malzeme mühendisi lazım sensör-optik  vb sistem mühendisi lazım vs vs...

O tür şeyler için iş garantili özelleşmiş eğitim veren üniversiteler lazım hocam ; Atıyorum , Cerrahpaşa Tıp Üniversiteis, Atıyorum İstanbul Mühendislik Üniversitesi veya Savunma Sanayi Üniversitesi, Konya Ziraat Üniversitesi gibi .
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 09 Haziran 2020, 15:22:19
"En parlak beyinler Tıp bölümüne gidiyor."

Aslında çok irdelenmesi gereken bir cümle... Savunma sanayi bu öğrencilere burs sağlayıp savunma sanayi ile ilgili mühendislik bölümlerine çekmeli.
Atıyorum Lys 'de ilk 2000 öğrenciye ayda 3000 tl burs Alanlarında mezun olunca savunma şirketlerinde 5  yıl çalışma şartıyla mesela.

Her tara doktor avukat doldu. Metalürji mühendisi lazım , malzeme mühendisi lazım sensör-optik  vb sistem mühendisi lazım vs vs...

O tür şeyler için iş garantili özelleşmiş eğitim veren üniversiteler lazım hocam ; Atıyorum , Cerrahpaşa Tıp Üniversiteis, Atıyorum İstanbul Mühendislik Üniversitesi veya Savunma Sanayi Üniversitesi, Konya Ziraat Üniversitesi gibi .

Hocam ben bunu yıllardır savunuyorum 205 üniversitemiz var. 4 tanesi de savunma sistemleri üniversitesine dönüştürmek neden kimsenin aklına gelmiyor.
Savunma sanayinde para -iş gücü ihtiyacı olduğunu da anladı herkes...Buraya talep çok olur...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 09 Haziran 2020, 15:39:21
Mantıklı olanda bu hocam , eğer sen her sene ülkenin en parlak beyinlerinin büyük kısmını tıp fakültelerine veriyorsan , ülkende her yere devasa şehir hastaneleri kuruyorsan , sağlık turizmin iyiyse , yapman gereken ilaç ve tıbbi araç gereç alanında milli bir altyapı kurmak ilk ithalatı sonlandırmak sonrada ihracatı tetiklemek zaten merkez bir konumda olduğumuzdan bu yolla çok para kazanacağımızdan eminim.

Bence fazla Ticari bir bakis oldu gibi ;)

Ulkemizdeki saglik alanindaki sorunlarimiz temelden basliyor. Tip fakultelerinin yetersizligi.Dr larimizin buyuk bir bolumunun ilk kadavra ile karsilasmalari ancak mezuniyet sonrasina denk gelebiliyor " Yani verilen egitim agirlikli olarak teoriye bagli".Saglik alaninda calisanlarimizin aldiklari maasa ozluk haklarina ve calisma sartlarina hic deginmiyorum. Hali ile butun temel sorunlarimizi alt alta koydugumuzda  saglik kalitemiz de ortaya cikar.

Vatandasina temel saglik hizmetinden ilerisini vermekte zorlanan ulkem de, koca sehir hastaneleri olmus ne yazar.

" Dr, Saglikci dedigin kitlenin zor gunlerinde yaptiklari fedakarliklarin karsiligini ancak kuru alkisla yetinildigi veya hasta yakinlari tarafindan gun asiri dayak yiyen saglik personelinin haberlerini boy boy okudugumuz, adaletin kendilerini savunmadigi saglikcilarin oldugu ulkeden bahsediyoruz .

Parali kesimin yararlandigi saglik sisteminden veya yabancinin yaralandigi saglik turiziminden degil.
Başlık: Türkiye Ekonomisi.
Gönderen: カメせ - 09 Haziran 2020, 15:49:41
Alıntı
(https://pbs.twimg.com/media/EZV6QQAWoAAKAkE?format=jpg&name=medium)
https://mobile.twitter.com/ssysfakb/status/1266756968217272322
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 09 Haziran 2020, 16:53:11
Ohooo solunum cihazları, oyun şirketleri vs, parayı bulmuşuz.  ;D ;D
Allah bereket versin.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 09 Haziran 2020, 17:41:01
Yalnız, bu solunum cihazların ambalajları biraz dandik olmuş. Düşün, O kadar para veriyorsun; cihaz karton kutu içinde geliyor! Twitter' da gördüm, cihazları teslim ederken; kutular yamulmuş, yırtılmış... Olmaz ama! Nasrettin Hoca; Ye Kürküm Ye..! demiş. Daha profesyonel olabilirdi. Bu şekilde, 17.500$ olmaz da 18.500$ olur.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 09 Haziran 2020, 21:04:38
"En parlak beyinler Tıp bölümüne gidiyor."

Aslında çok irdelenmesi gereken bir cümle... Savunma sanayi bu öğrencilere burs sağlayıp savunma sanayi ile ilgili mühendislik bölümlerine çekmeli.
Atıyorum Lys 'de ilk 2000 öğrenciye ayda 3000 tl burs Alanlarında mezun olunca savunma şirketlerinde 5  yıl çalışma şartıyla mesela.

Her tara doktor avukat doldu. Metalürji mühendisi lazım , malzeme mühendisi lazım sensör-optik  vb sistem mühendisi lazım vs vs...

O tür şeyler için iş garantili özelleşmiş eğitim veren üniversiteler lazım hocam ; Atıyorum , Cerrahpaşa Tıp Üniversiteis, Atıyorum İstanbul Mühendislik Üniversitesi veya Savunma Sanayi Üniversitesi, Konya Ziraat Üniversitesi gibi .

Hocam ben bunu yıllardır savunuyorum 205 üniversitemiz var. 4 tanesi de savunma sistemleri üniversitesine dönüştürmek neden kimsenin aklına gelmiyor.
Savunma sanayinde para -iş gücü ihtiyacı olduğunu da anladı herkes...Buraya talep çok olur...

Hocam sizin ilacınız enstitü ve araştırma merkezleri. Enstitüler belirli bir amaç doğrultusunda çalışırlar. Üniversitelerin bir parçası olabileceği gibi onlardan ayrı da olabilir.
Örnekler;
Adli Tıp Enstitüsü
Tarla bitkileri araştırma enstitüsü
Tübitakın bünyesindeki Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi

Ve sizin dike getirdiğinize uygun olarak TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (yani SAGE)
Sage sürekli kısaltma olarak anıldığı için tarafınızca unutulmuş olabilir ama esasen bizim bu konuda da çalışmak için bürokratik ve şematik altyapısı hazır bir kurumumuz var yani.

Ama daha spesifik konularda da enstitüler çoğaltılabilir. Sadece deniz veya hava için yahut malzeme üretimine dair.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 09 Haziran 2020, 22:05:58
Hocam enstitüler daha çok üniversite eğitimini bitirmiş , belirli uzmanlık dalında ilave eğitim görmüş uzmanlarla kurulan özel amaçlı kurumlar diye düşünüyorum...

Ben üniversite önerirken biz bu savunma sanayi yapısını toplumun tabanına yaymak için öneri yaptım.Örneğin üniversite sınavında ülkenin ilk 5000 kişisi içine girmiş zehir gibi gençleri bu sektöre kazandırmaktan bahsediyorum. Sadece mühendislik değil kimya , fizik alanları ile alt düzey savunma sanayi teknisyen eğitimi de aynı üniversite içinde olmalı...

Benim arkadaş ilk 1000'e girdi , elektronik mühendisi oldu , köye baz istasyonu dikmeye gidiyor. Adamın hayali neydi ne oldu...😀

Aç Ankaraya kara sistemleri üniversitesi , aç İzmire deniz sistemleri üniversitesi , aç İstanbul a hava sistemleri üniversitesi... Aç Bursa'ya motor sistemleri üniversitesi...Sanki bina yok...

Buradan mezunları al sage,aselsan vb.

Normal mühendisin Aselsan'a,Tai'ye girmesiyle zaten bu sistemlerin eğitimini almış bu mühendislerin girmesi-verimli aynı olmaz..

5 sene bu eğitimi alan mühendis-teknisyen daha o kuruma gitmeden kafasında projelerle yoğurulmuş olarak gider...

Cumhurbaşkanı olsam ilk işim MMU için bütçeden özel kaynak ayırmak ve 5 tane savunma sistemleri üniversitesi açmak olurdu😎😎😎

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 09 Haziran 2020, 23:19:52
Hocam enstitüler daha çok üniversite eğitimini bitirmiş , belirli uzmanlık dalında ilave eğitim görmüş uzmanlarla kurulan özel amaçlı kurumlar diye düşünüyorum...

Ben üniversite önerirken biz bu savunma sanayi yapısını toplumun tabanına yaymak için öneri yaptım.Örneğin üniversite sınavında ülkenin ilk 5000 kişisi içine girmiş zehir gibi gençleri bu sektöre kazandırmaktan bahsediyorum. Sadece mühendislik değil kimya , fizik alanları ile alt düzey savunma sanayi teknisyen eğitimi de aynı üniversite içinde olmalı...

Benim arkadaş ilk 1000'e girdi , elektronik mühendisi oldu , köye baz istasyonu dikmeye gidiyor. Adamın hayali neydi ne oldu...😀

Aç Ankaraya kara sistemleri üniversitesi , aç İzmire deniz sistemleri üniversitesi , aç İstanbul a hava sistemleri üniversitesi... Aç Bursa'ya motor sistemleri üniversitesi...Sanki bina yok...

Buradan mezunları al sage,aselsan vb.

Normal mühendisin Aselsan'a,Tai'ye girmesiyle zaten bu sistemlerin eğitimini almış bu mühendislerin girmesi-verimli aynı olmaz..

5 sene bu eğitimi alan mühendis-teknisyen daha o kuruma gitmeden kafasında projelerle yoğurulmuş olarak gider...

Cumhurbaşkanı olsam ilk işim MMU için bütçeden özel kaynak ayırmak ve 5 tane savunma sistemleri üniversitesi açmak olurdu😎😎😎

Hocam öyle çok spesifik olarak bu konuların üniversitesini kurmaya gerek yok. Sistem o şekilde işlemiyor yani tam. Bu sefer iş dalında yığılma veya boşta kalma olabilir. Zaten direkt savunma sanayi için bölüm programı yok, olmaz da. Dünyada bile.

Kuzenim var sınavda ilk 300-500 içinde kazanmıştı şimdi dediğiniz gibi bir gsm şirketinde. Asker arkadaşım vardı Aselsanda çalıştı vs ama sonra sanırım şu an yurtdışında. Neden böyle? Çünkü para ve imkanlar. Asıl önemli olan belirli bir alt temel eğitimi almış ve konuya merak salan, uzmanlaşmak isteyenlere araştırma geliştirme yapacakları ortam ve kaynak sunmak. (Bu sadece savunma sanayi olarak algılanmasın) ne yazık ki bina ile bu iş bitmiyor hocam. Yarını nasıl çıkartırım diye düşünmeyecek bu araştırmacılar. Merak ettikleri konu için Laboratuvar teçhizat vs yatırım desteği alabilmeliler. Bunlar ancak o konuda fon ayrılmış enstitü veya araştırma merkezleri ile olur (üniversiteler daha çok temel eğitim ve meslek eğitimine dönüktür) Bu konuda Tayvanı örnek gösteren arkadaşlarım oldu. Sadece elektronik üzerine yoğunlaşmış bir enstitü; Türk bile olsanız başvurduğunuzda size hayatı idame ettirecek bir burs, araştırma için talep ettiğinizde malzeme ve teçhizat için binlerce dolarlık harcama yetkisini emrine sunan bir merkez. Yurtdışında gideceğiniz seminer ve incelemeler için kişi ve mesafe kısıtlaması olmadan uçak parası, barınma ve temel harcama için ödenek temini. (Yine Türk veya başka bir ülke vatandaşı olsanız da)

Mesela metalurji enstitüsü düşünelim; kimya, seramik, metalurji, makine mühendisliği ve benzeri farklı disiplinlere açık ortam ve malzeme teminiyle bu kişiler amaçlı veya amaçsız sürekli yeni şeyler denese elbet bişeyler çıkacaktır.

Isıya dayanımlı en esnek metali de bulacak, korozyona dayanımlı en uygun alaşımı da. Belki o an işine yaramayacak ama bulunan malzemelerden elde edilen deney ve test sonuçları kütüphanesi ileride işe yaratacak. Yeni nesil motor bloğu için en uygun malzemeyi arayan bir firma enstitüye başvurup danışmanlık veya formül alacak. Yahut gaz türbin motor için gereken bıçak alaşımı buradaki çalışmalarda çoktan bulunmuş olacak.  Seramik veya cam üretimi de dahil. Konuya sadece savunma sanayi derseniz sonuçları kısıtlamış olursunuz.

Bu arada bize de Avrupa Birliğinden eğitim ve benzeri için fonlar, burslar  geliyor ama eminim bir kısmı birilerine kazanç sağlama veya büyükbaşları Avrupada seminerlerde gezdirme adına harcanıyordur.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 09 Haziran 2020, 23:26:00
O zaman sage gibi enstitüleri artırmak daha mantıklı galiba...
Tabi Dünya'da bu enstitülerin yaptıkları işi zaten dev savunma şirketlerinin arge'leri de yapıyor...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 09 Haziran 2020, 23:43:15
O zaman sage gibi enstitüleri artırmak daha mantıklı galiba...
Tabi Dünya'da bu enstitülerin yaptıkları işi zaten dev savunma şirketlerinin arge'leri de yapıyor...

Evet hocam onlar da yapıyor ama bazen sadece tek bir konuda takılı kalıp ona fon ayırıyorlar. Mesela cep telefonu firması işlemci üzerine yoğunlaşıyor ama alanı dışına çıkma misyonu yok.

Devletin bilimsel merkezleri ise araştırmanın getirisini ikinci plana atar, mutlak bir sonuç ve ürün beklemez. Bir şey bulunmadıysa en azından hangi yolun denenip de başarısızlığa ulaştığını bulmak da bir kazanç. Ayrıca bambaşka bir şey üretmek istenirken alakasız bir dala yarayacak malzeme bulunabiliyor. Şirketler bu konuda daha İsteksiz ve ketum. Hele ki ülkemizde zorlayan da yok. Dışarıdan buluşu getir burada sat.
Başlık: Brezilya’ya 650 Adet Solunum Cihazı.
Gönderen: カメせ - 13 Haziran 2020, 23:27:11
Alıntı
youtu.be/Fitaz8Zpqrs (http://youtu.be/Fitaz8Zpqrs)youtu.be/BoU9wFFuc1E (http://youtu.be/BoU9wFFuc1E)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 15 Haziran 2020, 03:12:16
Türk ekonomisine en kısa zamanda mesafe katettirecek şeyler hakkında düşünüyorum. Birşeyler yazayım dedim.

Bence en hızlı sonuç alınabilecek yöntemler ;

1- Tarım gelirlerinin arttırılması. Türkiye gerçekten müthiş bir potansiyele sahip ancak değerlendirilmiyor akıllı bir kaç senelik hamleler ve planlarla tarım geliri 60 milyardan 90 milyara çok rahat gider. Çünkü Türkiye de ki tarım modern traktörle yapılan 16.yy tarımından farksız.  Bakın tarım a.ş 'den falan bahsetmiyorum .

+ Çiftçi ne ekeceğini bilmiyor. Bir sene bir ürün iyi para verdiyse birini ekiyor onun fiyatı düşüp zarar ediyor.

+ Yine çiftçimiz cahil neyden en iyi verim nasıl alınır , tarım nasıl yapılır 1 kitap bile okumamış çoğu.

+ Kendi toprağında nelerden daha yüksek verim alacağını bilmiyor.

+ Aldığı desteği verimli değil saçma alanlarda kullanıyor .

+ tabi kullandığı mazot, ilaç, gübre, tohum pahalı yabancı ve verimsiz.

+ Yine hayvancımız da sıkıntı da ülkemizin para kazanması için ahır tipi hayvancılığa geçmesi lazım.

Şimdi ben eğer tarım ve hayvancılık bakanı olsam. Bir kere bakanlığı tarım ve hayvancılık a.ş gibi düzenlerim. Büyük bir arge departmanı , pazarlama departmanı,  lojistik departmanı , eğitim doktrin departmanı, insan kaynakları kordinasyon departmanları vb. departmanlar koyarım.

Çiftçi ve hayvancıyı halk olarak değil bu şirketin çalışanları olarak konumlandırırım ;

Tarımda ;

- Nasıl savunma sanayi her silah platformu için değişik şirketler oluşturdu ise , bende ilaç, gübre, tohum, yem ve diğer tarım malzemeleri için yerli firmalar kurarım bunu ya varolanla anlaşarak eğer birden fazla ise konsorsiyum ile birleştirerek  yoksa da sıfırdan kurarak sağlarım .

- Bu şirketlerin  Araştırma geliştirme kısımlarını , pazarlama kısımlarını kapattırırım.  Ülkede bir kaç üniversiteyi tarım ve hayvancılık üniversitesine çevirir, burada sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili bölümler açarım.  Derslere genelde araştırma görevlilerini sokup prof ve doçları proje geliştirme ve bilim yapmada kullanırım. Böylece firmaların arge giderleri üniversitelere aktıkça üniversiteler gelişir (humbolt tipi.)

- Bu üniversitelerde geliştirdiğim verimli ata tohum, ehlileştirilmiş hayvan türleri, verimli yerli tarım ve hayvan ilaçları vb. leri anlaştığım yerli fabrikalarda ürettiririm. Ardından Türkiyeyi ne nerede en yüksek verimde yetişiyorsa ilçelerini tarım havzalarına bölerim. (Türkiyenin ihtiyaçları ve tarım hedeflerine göre.) 

- Sonra da çiftciye derimki , ey çiftci bu sene hibe ve destek yok. Eğer tarım bakanlığına kayıt yaptırırsan ve benim dediğim şeyi , benim dediğim şekilde eker biçersen  sana hibe ve desteği nakit para ile değil , direkt olarak yerli ürettirdiğim ilaç, tohum, gübre vb. ile vereceğim.  Hatta hazine arazisini de tarım yap diye sana açacağım. Zaten tarlaları parçalayamıyorsunuz. 5-10 sene ekilmeyen tarlalarada sana ekme hakkı vericem. 

- Eğer çiftçi derseki ey beyim iyide ben senin ekmemi istediğin şeyi ekmeyi bilmiyorum. Sorun yok. Tarım üniversitelerinde açtığım 2 senelik tarım myo'larda  eğitim almış iş garantisi ile bünyeme kattığım teknikerleri köylere dağıtacağım. Onlar gelecek tarlalarda size gösterecek hemde tarlalarınızda ölçüm yapıp hasat zamanları ilaç zamanları eğer hastalık geliyorsa o konularda uyaracak oda 5-10 köye sorumlu ettiğim tarım mühendisine hesap verecek.  Ve sana alım garantisi de veriyorum.

- Hasatlar tamamlandığında devlet mahsülü alacak ve mağazalara gıda firmalarına vs diyecek ki gelin ürünü benden alın aracı kabzımala gerek yok.

Böylece devlet ilk olarak yerli ve verimli tohum, gübre, ilaç ile verimi arttıracak ve ülkeden az para çıkacak, çiftci parayı çar çur etmeyecek, ülkede her yerde ne verimliyse nasıl olması gerekiyorsa öyle ekilecek ve toplanacak, kabzımallar aradan çıktığından da halk daha ucuz bunlara ulaşacak. Devlette kazandığı karı pazarlama birimleriyle ürünleri yurt dışına satmak için lojistiğe ve yine alıcı makamlardan  konsorsiyumlaştırma ile gıda devleri yaratmaya yatırabilir.

Gelelim Hayvancılığa  ;

+ Devlet hayvancılığa hibe ve kredi vermek yerine  ilçelere besi çiftlikleri kurup, köylülerden hayvanlarını buraya getirmelerini isteyip hatta durumu müsait olanları burda işe alıp yine başlarına ziraat mühendisleri, baytarlar ve hayvancılık teknikerlerini adeta bir ustabaşı gibi verip modern makinalarla, yöntemlerle besi hayvancılığı yaparak burdaki verimi tavan yaptırıp , köylünün hayvanından sağlanan, et, süt, yoğurt, yün vb. kazançlardan devlet ufak bir pay alıp direk köylüye yolladığı bir sistem yapabilir. Köylüde çoban bulup para bayılmak yerine çiftliğe verir hayvanını. Satmak ve sistemden çıkarmak istediğinde  çıkarabilir.

+ Devlet buradan sağlanan ürün ve hayvanları şirketlere bakanlık çatısında pazarlama birimiyle aracısız satar.  Kazandığı kazancı Arge için ünilere, pazarlamaya, lojistiğe  ve 3. maddede açıklayacağım konsorsiyumlaşmaya aktarır.

2- Petrol ve Doğalgaz'a olan bağımlılığın azaltılması. Kısaca arkadaşlar ülkemizde petrol ve doğalgaz yok . Ancak biz göbekten bağlıyız.  Senede 30-40 milyar parada buraya cayır cayır gidiyor.  Bizim bir an önce bunlara olan bağlılığı azaltmamız lazım. Petrolü kullandığımız alanlar bariz, doğalgaz ise evlerde ve elektrik üretmek için tesislerde kullanılıyor. Bunun çözümü şu ;

+-İlk olarak alternatif enerji kaynaklarına ve tabikide nükleer enerjiye büyük bir pay ayırmak , rüzgar türbini, güneş paneli, dalga enerjisi altyapısını yerli olarak kazanmak ve kurmak diğer yandan yabancı şirketlere nükleer santralleri kurdurmak ve bir süre sonra bunu kendimiz yapabilir hale gelmek.

+- Ülkede yüksek enerji arzını sağlarken ,  doğalgaz tabanlı elektrik üretim tesislerini kapamak.

3- Ülkede elektrikli araba şarj altyapısını kurmak .

+- Yerli elektrikli araç şirketlerini teşvik edip başta kamu olmak üzere hybrid ve tam elektrikli araçlara yönelmek uzun vadede dizel ve benzinli hatta tüplüleri yasaklamak (uzun vadede)

+- Geriye kalan Doğalgaz ve petrol talebini doğu akdenizdeki hidrokarbon yataklarından karşılamaya çalışmak.


Böylece enerjiye bayıldığımız paranın büyük bölümü yurt içinde kalır.


3-  KONSORSİYUMLAŞTIRMA veya en azından İHRACAT KONSORSİYUMLARI.

Günümüzde özellikle avrupada aile şirketlerinden koca dev şirket gruplarının  oluşmasının ana nedenlerinden birisi bu durumdur. Kısaca bu şöyledir ;

Devlet ülkede çok fazla ithalat ettiği bir ürünü veya ihraç payını arttırmak istediği bir ürünü  yurt içinde üretip satmak için bununla alakalı şirketleri bir araya toplayıp çatı bir limited şirket kurması .

+ Örnek veriyorum, devlet cep telefonu ithalatını azaltmak istiyor, hatta ortadoğu , balkanlar, türki devletler ve güney amerikaya telefon satmak istiyor. Diyor ki gel bakalım vestel, general mobile, casper. Siz yerli tel üretiyorsunuz bazılarınız çinden getiriyor değiştirip satıyor, ama iyi kötü 3 farklı arge biriminiz var, 3 farklı pazarlama biriminiz, 3 farklı üretim ve yine 3 farklı teknik servis biriminiz ve bütçeniz var.

Ben devlet olarak şirketlerinizin telekomünikasyon  kısımlarının ilgili birimlerini tek bir çatı şirkette birleştiriyorum bu alanlara ayırdığınız bütçeleri bu şirkette birleştiriyoruz ve güç birliği ile çok daha yerli ve güçlü bir marka oluşturuyoruz.  Hatta geliştireceğiniz yerli telefona alt yüklenici bile veriyorum al işlemciyi aselsan yapsın vs. de diyebiliyorsunuz.

+ Bu mantığı tüm sektörlerde uygulayabiliriz. Ancak sadece Yurtdışı odaklıda yapabilirsiniz. Nasıl Koç hem bekoyu hem arçelikte aynı şeyleri ufak değişikliklerle farklı firmalarda satıyor. Sizde bu firmaları sadece Yurtdışındaki satışlarda tek bir çatı şirkette birleştirirsiniz.  Yerelde benzer ürünleri farklı fraksiyonlarda veya farklı fiyat bantlarını hedefleyerek  satış yaparlar.

+ İlla kendileride şirket kurmak zorunda değil. Bazen bir alan olurki uluslararası adı olmayan bir şirketiniz olur ,  iki üç şirketi birleştirir ve yabancı isimli bir şirket alıp onun ismini kullandırırsınız. Yine telefondan örnek vereyim , mesela bizim 3 şirket ihracat için zor durumdaki alcatel'in veya atıyorum asus'un telefon kısmını ve isim hakkını alıp onun için üretim yapması gibi. Mesela arçelik grundig'e yaptı bunu.

+ Her alanda uygulanabilir , mesela gıda da bile olur. Nasıl olur, Eti, Ülker, Torku gider ortaklığa birleştirir birimleri, herkes marka değeri ve koydukları paraya göre bir hissesi olur atıyorum yüzde 40 eti , yüzde 40 ülker yüzde 20 torku . Bunların ortak güç birliği yapmış arge, üretim ve pazarlama birimleri  3 fiyat biriminde veya sektörün farklı alanlarında ürünleri teşkil eder. Nedir mesela Eti çok pahalı ama en güzel atıştırmalıkları yapar, ülker orta kesime ve fiyata hitap eder, torku'da en ucuz ve basit sınıfta ürün üretir ama geliri yine hisselerine göre paylaşırlar.  Türkiyedeki Gıda sektörünün toplam gücünü ihracatta arge, pazarlama ve üretim reklam olarak kullanır ve unilever, fritolay vb. şirketlere dönüşür atıyorum gider sprite'ı alırlar, bakarsın lays'i alırlar.

+ Devlet bu tarz konsorsiyumlaşmaları savunma sanayisinde çok başarılı uyguluyor. En son türasaşta ve milli araba togg'da uyguladı ve şu an olması gerektiği gibi güzel gidiyor umut ediyor bu yöntemle  tüm sanayimizi ve tarımımızı ihracat pazarlarında büyük şirketlere dönüşmek konusunda fayda sağlarlar.

----------------------------------------------------

ilk iki yöntemle turizm gelirleride katılınca senede 50 milyar dolar arası ihracat fazlası çıkarıp bunu 3. maddeyi destekleme ve teşvikte kullanabilirler.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Denizci16 - 15 Haziran 2020, 04:21:00
Sadece enerji konusunda ve nükleerde şu araştırmayı yapmıştım

Günlük 100.000 yada 110 bin küsüratli megawat yada gb gigabat türünden tüketimimiz var
Bunun yarısı sanayi alanında kullanılıyor.

Akkuyu'nun kapasitesi günlük 5000 megawatt tam kurulumu dahilinde olan bir üretimi sözkonusu olacak tam kabiliyeti bu....

Biz bu santralden 8-10 adet  ürettiğimizde enerji ihtiyacımızın yüzde 40-50 lik bir kısmını karşılamış olacağız.

Laflafı açıyor ustelik bu santral için gereken elementler olan uranyum plutonyum ve toryum gibi elementlerden rezerv olarak sadece toryum konusunda dünyanın en büyük 5 ülkesinden biriyiz hintliler bile uydularından bakıp bize bu zenginliğimizi zamanında gelip bize söylemişliği var.

Durum bu olunca en ucuz kısmı ama yakıt sorunumuz yok demekte yanlış olmaz.

Bir diğer konu böylece enerjiye verceğimiz 30-50 milyar dolarlık cari açığı yarıya indirme imkanımız var.
Ayrıca sanayı cevrelerine bedava yada işletim masrafı adı altındasadece abonmanlık parası vererek sanayicimizi deyim yerinde ise bedava elektrip verip dünya devleri yada bölgedeki diğer üretici ülkeler ile yarıştırma onları geçme imkanımız olabiliyor .

Sadece cari açık azalmıyor yanında birde ihracatı arttırma imkanı ve potansiyeli oluyor böylecelikle

Tek ama tek dezavantajı ilk kurulum maliyeti akkuyu bize 20 milyar dolara malolacak en azından söylenen bu

Burda birşey belirtmek istiyorum siyasete girmeden ve konuyu siyasallaştırmadan

Bu tabiki alım garantili ve uzun yıllar ruslara işletme hakkı ile yapılıyor. Yani para gene ruslara gidiyor  30-40 yıl boyunca  bizim pek kazancımız yok gibi tabi bu durumda dün doğalgaz alıyor idik para ruslara gidiyor bugün nükleer isletiyoruz para gene ruslara gidiyor gibi durum oluşturuyor arada değişen tek şey materyaller oluyor.

Hal böyle olunca bize bir artısı olmuyor.

Sadece ruslar 20 milyar dolarlık üretme masrafını karşılıyor.

Benim önerim şu siyasetten de kastım şu chp nin iş bankasında 20 milyarlık hissesi var bizde bu alım garantisi ve yurtdışına para kaçırmak yerine chp bu hisseleri karşılığında ruslardan direk akkuyu nükleer santralini alsın.

Herkez Atatürk'ün mirası olur mu böyle birşey diye itiraz edebilir ama amaç ve kapsam başka chp böylelikle yine halka hizmet etmiş olur.

Hem Atatürk bu parayı türk tarih ve dil kurumunun kullanması için bu hisseleri verdi ve aynı şekil yapılan sayıştay denetlemeleri idi galiba chp yönetimi bu paranın bir kuruşunu dahi kendi adına kullanmadı ve kullanmamışlığı(hoş bana göre mevcut iktidarlar her başa gelince devletin tüm imkanlarını sesini duyurmak için kendi adına propaganda da kullanmak için kullanmasında sorun olmuyor iken chp'nin işbankaları hisselerini kendi adına kullanmamaları sorun olmamalı,ses çıkarılmamalı yoksa muhalefetin sesini duymuyacağız memlekette medya vesair ortamda) ama konu bu değil.

Mesele chp yi banka hissedarı bir partiden alıp bir enerji şirketi sahibi bir parti konumuna getiirmek ve bunda da kamuyararını gözetmek tabi bu durumu chp kadrolarına doğru bir biçimde aksetmek ve aksettirilmesini sağlamak doğru bir biçimde konuyu aktarmak yapacakları fedakarlık ile ben enerjideki bir ithalat kalemimi yabancı menşeeli bir firmadan yada ülkeden alarak devam ettirme yerine yerli firmayı tercih edip bir ithalat kaleminden kurtulma imkanım olmuş olur.

Rusya ya dolar bazlı nükleer den ödeme garantisi vermişken bu chp ile tl bazında yapılır hatta bazı yıllar borç ertelemesi bile yapılabilir artı yani pozitif yönleri bunlar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Denizci16 - 15 Haziran 2020, 04:40:25
Hoş devlet dediğimiz kurum laik üniter olduğu için kumarahanelerinde tekrar açılması taraftarıyım

Basit bir ülke gibi gözüken filipinliler sırf turizm geliriyle yıllık 50-60 milyar dolarlık gelir kalemi sağlıyabiliyorlar.

Tabi bir konuya açıklık getireyim kendi ülkemin insanıma değil turistler için yurtdışından gelen turistler için kumarhaneleri serbest bırakılması taratarıyım yurtdışı döviz gelirlerini arttırmak maksatlı.

Ben olsam bunu yapar turizm cenneti haline getiririm ülkeyi
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 15 Haziran 2020, 11:41:45
Hoş devlet dediğimiz kurum laik üniter olduğu için kumarahanelerinde tekrar açılması taraftarıyım

Basit bir ülke gibi gözüken filipinliler sırf turizm geliriyle yıllık 50-60 milyar dolarlık gelir kalemi sağlıyabiliyorlar.

Tabi bir konuya açıklık getireyim kendi ülkemin insanıma değil turistler için yurtdışından gelen turistler için kumarhaneleri serbest bırakılması taratarıyım yurtdışı döviz gelirlerini arttırmak maksatlı.

Ben olsam bunu yapar turizm cenneti haline getiririm ülkeyi

Yorumunuza bir miktar katkida bulunayim Sn Denizci16,

Kumarhane lerin kapatilmasi ile yok edilebilecegi mantiginin dogru olmadigina inaniyorum.Bunu yapmak ile ancak bu tur yerlerin tamami ile mafia kontrolunda yer altina inmesinin onu acilmis olunur.
Boyle bir durumda ise devletin bu sektorler uzerindeki kontrolu 0 olur.

TC kumarhaneleri kapatmak sureti ile bu alanin yurt icerisindeki kismini yer altina inmesine neden oldu, sektorun ana isleticilerini ise KKTC ye yonlendirmek sureti ile KKTC nin kumarhane ,Betoffice ler cennet "Mini Montecarlo " hedeflemistir. KKTC de bulunan butun lux otellerin hepsinde kumarhaneler mevcut her kose basi Betoffice ler turemis ,Kumarhaneleri isleten kesim kilik degistirmis mafia , musterilerinin buyuk kismi bildiginiz it kopuk maganda. Bu insanlar doldur bosalt misali adaya gelislerinde otellere limuzin karsilanan kumarini oynadiktan sonra yine mafia kontrolundeki adada bulunan sayisiz gece kulupu adi altinda batakhanelere dalan turistlerle dolu tasiyor. KKTC devleti ise mafia kontrolundeki bu sektorlerden verginin asgarisini ancak alabilmekte , guvenlik gucleri ve halk ise bu kontrol disi sektorun getirmekte oldugu yozlasma ile nasil mucade edilebilinecegini arastirmakta. " Yani uzun lafin kisasi ulke ekenomisi icin Kumarhanelere guvenmek hata cunku bu isin  Toplum dan goturusu getirisinden kat ve kat fazla" 

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 06 Ağustos 2020, 14:40:24
1 ABD Doları= 7,26 TL
1 Euro= 8,59
1 Türk Lirası= 0,14

Sıkı tutunun batıyoruz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 06 Ağustos 2020, 14:50:33
Yanıyorsun Fuat abiiiii 8) 8) 8)

1 Euro 8 lira demek ki Türk lirası 8 kat daha değerli diyen insanların ülkesi güzel ülkem...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Gökbörü - 06 Ağustos 2020, 18:59:09
Hoş devlet dediğimiz kurum laik üniter olduğu için kumarahanelerinde tekrar açılması taraftarıyım

Basit bir ülke gibi gözüken filipinliler sırf turizm geliriyle yıllık 50-60 milyar dolarlık gelir kalemi sağlıyabiliyorlar.

Tabi bir konuya açıklık getireyim kendi ülkemin insanıma değil turistler için yurtdışından gelen turistler için kumarhaneleri serbest bırakılması taratarıyım yurtdışı döviz gelirlerini arttırmak maksatlı.

Ben olsam bunu yapar turizm cenneti haline getiririm ülkeyi

Yorumunuza bir miktar katkida bulunayim Sn Denizci16,

Kumarhane lerin kapatilmasi ile yok edilebilecegi mantiginin dogru olmadigina inaniyorum.Bunu yapmak ile ancak bu tur yerlerin tamami ile mafia kontrolunda yer altina inmesinin onu acilmis olunur.
Boyle bir durumda ise devletin bu sektorler uzerindeki kontrolu 0 olur.

TC kumarhaneleri kapatmak sureti ile bu alanin yurt icerisindeki kismini yer altina inmesine neden oldu, sektorun ana isleticilerini ise KKTC ye yonlendirmek sureti ile KKTC nin kumarhane ,Betoffice ler cennet "Mini Montecarlo " hedeflemistir. KKTC de bulunan butun lux otellerin hepsinde kumarhaneler mevcut her kose basi Betoffice ler turemis ,Kumarhaneleri isleten kesim kilik degistirmis mafia , musterilerinin buyuk kismi bildiginiz it kopuk maganda. Bu insanlar doldur bosalt misali adaya gelislerinde otellere limuzin karsilanan kumarini oynadiktan sonra yine mafia kontrolundeki adada bulunan sayisiz gece kulupu adi altinda batakhanelere dalan turistlerle dolu tasiyor. KKTC devleti ise mafia kontrolundeki bu sektorlerden verginin asgarisini ancak alabilmekte , guvenlik gucleri ve halk ise bu kontrol disi sektorun getirmekte oldugu yozlasma ile nasil mucade edilebilinecegini arastirmakta. " Yani uzun lafin kisasi ulke ekenomisi icin Kumarhanelere guvenmek hata cunku bu isin  Toplum dan goturusu getirisinden kat ve kat fazla"

Millet dovizini Gurcistan, Bulgaristan, KKTC'de haracayacagina burada harcasin.

Ilavaten turist ceker ve is kapisi olur..

Denetleyemiyoruz ya da denetlemek istemiyoruz demek denetlenemez anlamina da gelmez..

Las Vegas nasil denetliyor? Vakti zamaninda orasi da mafya kayniyormus, temizlemisler...

Sirf Las Vegas senelik Turkiyeye gelen turist kadar turist cekiyor..
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 06 Ağustos 2020, 19:18:50
Valla siyasi boyutunu bilmem ama hayatımızı yaşamak hakkımız. Benim yaşımdaki gençlerin altında bmwler,mercedesler ellerinde son model telefonlar oyun konsolları rahat bir yaşam sürüyorlar ben ise buradan üniden sonra nereye gideceğimi düşünüyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Gökbörü - 06 Ağustos 2020, 19:22:31
Valla siyasi boyutunu bilmem ama hayatımızı yaşamak hakkımız. Benim yaşımdaki gençlerin altında bmwler,mercedesler ellerinde son model telefonlar oyun konsolları rahat bir yaşam sürüyorlar ben ise buradan üniden sonra nereye gideceğimi düşünüyorum.

Tabi ki hakkinizda bu soylediginiz gencler hangi ulke icin gecerli?

Dunyada gelismis ulkelerde bile en zengin kesimin disinda gencler boyle yasamiyor..hepsinin altinda BMW mercedes ya da son model telefon yok..
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 06 Ağustos 2020, 19:28:14
Tabi ki doğru hocam ama trde bir telefon en az 3-4 bin TL benim şuan elimdeki telefon 1.500 tlye almıştım şuan 3000 ABD fiyatı ise 150-200 dolar ne kadar ucuz demi. Avrupa'da adam 5-10 bin euroya 2. El araba alabiliyor eski bir bmw bile.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Gökbörü - 06 Ağustos 2020, 19:52:56
Tabi ki doğru hocam ama trde bir telefon en az 3-4 bin TL benim şuan elimdeki telefon 1.500 tlye almıştım şuan 3000 ABD fiyatı ise 150-200 dolar ne kadar ucuz demi. Avrupa'da adam 5-10 bin euroya 2. El araba alabiliyor eski bir bmw bile.

Anladim...
Teknoloji ve uretim atagi yapmadan anca boyle hocam malesef...
Senelerin, yuzyillarin birikimi..

Kendine yeten ve disariya ihrac edip rakipleriyle mucadele edebilecek, markalasmis urunlerin yok ya da sinirli sayida
Yeralti, yerustu kaynaklarini dogru kullanmiyorsun
Kendi bilimin, bulusun yok
Varsa da bunlari dogru isletecek, yonetecek, paraya donusturecek kadrolarin yok..
Birsey basarildigi anda, basaran kisinin tek derdi hemen yabanci sirkete satip tatile cikmak..
Elindeki insan kaynagini tutamiyorsun memlekette
Dunyanin en cok ciro yapan, en karli, en cok bulus yapan sirketleri arasinda adin okunmuyor..

Bugunden yarina cozulmez...

Senin durumuna cagre olmaz ama temele inip yeniden insa etmeden duzelmesi zor..

"Aydinlanmis", vatansever insanlar  nesiller yetistirmeden, bunlari memlekette tutmadan ve bu insanlari yonetici ve karar verici kadrolara getirmeden olacak is degil..

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 06 Ağustos 2020, 21:23:00
Bugün bir banka müdürü arkadaşla konuştum. Tam bir panik havasındaydı. Umarım söylediği gibi gitmiyordur.

Ülkenin yönetici kesiminde halen bir şeylerin nefret ve intikam havası hakim gibi. Ülkenin gidişatından çok yandaş fikirlilerin daha güçlü olması ön planda tutuluyor. Halen siz-biz savaşı sürüyor. Sen ise apolitik bile olsan ekonomide yanlış gittiğini düşündüğün bir şeyi burada dile getirdiğin için yargılanabilirsin.

Lokomotif sektörümüzün inşaat olması bile komedi. Neyse; susuyorum :) 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tong Yabgu - 07 Ağustos 2020, 12:56:10
Ekonomi kötü diyorsun "dimdik ayaktayız" diyorlar,  Ya sen ayaktasinda ekonomi yıkılıyor... işsizlik aldı başını gitti diyorsun "Bizi yildiramayacaksiniz" diyorlar... insanlar ac diyorsun "iphone kuyruğundan belli" diyolar. Bazı insanlar iphone aldı diye ac insanları zengin sanan zavallı beyinsizler var bu ülkede... Herşeyden önce ülkenin berbat gidişini görmeyen,  görmek istemeyen , sırf kendi ideolojisi iktidarda diye bazı şeyleri kabul etmeyen ideoloji.manyaklari var bu ülkede... Tuik'e olan güven bitmiş,  sayıştaya olan güven bitmiş,  adalete hukuka olan güven bitmiş. Yakın tarihe kadar bu ülke insanının en güvendiği kurum TSKydi. Bugün hala öyle mi ? Hiç-bir kuruma güven kalmamış. Yabancı yatırımcı parasını alan kaçıyor. Yerli iş insanına işçi çıkarmayı yasaklamışsın sonra şu kadar çalışan var diyorsun. Kaldır yasağı bal işsizlik ne boyuta geliyor
 Böyle yasaklarla,  tehditlerle ülke yönetiyoruz.  Herşey bitti birde kanal Istanbulumuz var. Ayranı yok içmeye tahtiravalliyle gider hacete... Bana özelden yazan forumdan arkadaşımızın dediği gibi sıfırdan basaksehiri yaparken para o kadar tatlı geldi ki yeni basaksehirler yapip inşaatçı yandaşlarıyla voleyi vurmaları lazım. Birileride alkışlamaya devam etsin
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 07 Ağustos 2020, 13:13:38
... Tuik'e olan güven bitmiş,  sayıştaya olan güven bitmiş,  adalete hukuka olan güven bitmiş. Yakın tarihe kadar bu ülke insanının en güvendiği kurum TSKydi. Bugün hala öyle mi ? Hiç-bir kuruma güven kalmamış...

Yenisini kurmak için eskiye olan rağbetin sıfırlanması gerekiyordu. Bu adamlar Kemalist düzeni yıkmak için geldiler. Onlara göre Tagut düzeni, Firavun düzeni..! İyide yıkmaya çalıştıkları şey TÜRKLÜK ve SON BÜYÜK TÜRK DEVLETİ' dir. Onlara göre Türklük ayaklar altına alınacak ve yerine sözüm ona ANADOLU FEDERE İSLAM CUMHURİYETİ kurulacaktı. Öyle inanıyorum ki, Tarih baba Türklüğe yapılan işbu ihaneti affetmeyecektir. Evel Allah' ın izniyle; gitmemek üzere gelmişlerdi ama gelmemek üzere gidecekler. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 07 Ağustos 2020, 15:37:17
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a piyasadaki hareketlilik soruldu. Cumhurbaşkanı corona virüsü sebebiyle dünya ekonomisinin bir süreçten geçtiğini belirterek iktidara geldiklerinden bu yana milli gelirin yükseldiğini söyledi. Erdoğan Türkiye ekonomisini buzdolabı örneği ile anlatırken, "Buzdolabı satışlarına bakıyoruz. 2002'de 1 milyon 88 bindi. 2017 itibariyle 3 milyon 107 bin, 2019'da ise 2 milyon 486 bin adede çıktı" diye konuştu. Erdoğan sosyal medyada büyük eleştirilerin odağında olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a da destek mesajı verdi.

Buzdolabı alın , yılbaşına kadar iyi prim yapacak.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Commander - 07 Ağustos 2020, 15:49:48
Neyse Silivri soğuktur.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan1976 - 07 Ağustos 2020, 16:45:58
Neyse Silivri soğuktur.

Memlekettin düştüğü duruma bak , ağzımızı açamıyoruz🤨🤨🤨
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 07 Ağustos 2020, 17:34:01
Neyse Silivri soğuktur.

Memlekettin düştüğü duruma bak , ağzımızı açamıyoruz🤨🤨🤨

Serkan1976-Partikül:
Ekonomi şöyle güzel, dış ilişkiler böyle güzel... Cenab-ı Hak Zat-ı Şahanelerini başımızdan eksik etmesin :P İhtirâz-ı ta’neden kalmakdadır âhım nihân. Bir hakîkat kalmasın âlemde Allahım nihâââââân.

Commander:
Bu mevsimde Karayipler sıcak olur! :)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 07 Ağustos 2020, 17:50:03
Neyse Silivri soğuktur.

Memlekettin düştüğü duruma bak , ağzımızı açamıyoruz🤨🤨🤨

Yok yahu. Silivri kayniyordur simdi. Ben de agzimi aciyorum. Kimse karismiyor. 😀

Konusmak isteyen konusur, susmak isteyen susar. Memlekette demokrasi var! 😁
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 07 Ağustos 2020, 18:40:06
"Buzdolabı satışlarına bakıyoruz. 2002'de 1 milyon 88 bindi. 2017 itibariyle 3 milyon 107 bin, 2019'da ise 2 milyon 486 bin adede çıktı" diye konuştu. Erdoğan sosyal medyada büyük eleştirilerin odağında olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a da destek mesajı verdi.


CB> Danismanlara " Acilen bana ekonominin tikirinda oldugunu TL nin deger kayibinin dis mihraklar tarafindan yaratildigini gosterecek ornek bulun ki millete sunalim.

Efendim Buzdolabi satislarindaki artis 2017 den beri sureklilik arzediyor sizce yeterlimi  evet ama acilen TL hakkinda da birseyler bulun bulusturun. MB kasasinda doluluktan yer kalmadigi icin acilen satis yapmamiz gerekir desek ;)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yasar - 07 Ağustos 2020, 18:55:51
Ekonomi kötü diyorsun "dimdik ayaktayız" diyorlar,  Ya sen ayaktasinda ekonomi yıkılıyor... işsizlik aldı başını gitti diyorsun "Bizi yildiramayacaksiniz" diyorlar... insanlar ac diyorsun "iphone kuyruğundan belli" diyolar. Bazı insanlar iphone aldı diye ac insanları zengin sanan zavallı beyinsizler var bu ülkede... Herşeyden önce ülkenin berbat gidişini görmeyen,  görmek istemeyen , sırf kendi ideolojisi iktidarda diye bazı şeyleri kabul etmeyen ideoloji.manyaklari var bu ülkede... Tuik'e olan güven bitmiş,  sayıştaya olan güven bitmiş,  adalete hukuka olan güven bitmiş. Yakın tarihe kadar bu ülke insanının en güvendiği kurum TSKydi. Bugün hala öyle mi ? Hiç-bir kuruma güven kalmamış. Yabancı yatırımcı parasını alan kaçıyor. Yerli iş insanına işçi çıkarmayı yasaklamışsın sonra şu kadar çalışan var diyorsun. Kaldır yasağı bal işsizlik ne boyuta geliyor
 Böyle yasaklarla,  tehditlerle ülke yönetiyoruz.  Herşey bitti birde kanal Istanbulumuz var. Ayranı yok içmeye tahtiravalliyle gider hacete... Bana özelden yazan forumdan arkadaşımızın dediği gibi sıfırdan basaksehiri yaparken para o kadar tatlı geldi ki yeni basaksehirler yapip inşaatçı yandaşlarıyla voleyi vurmaları lazım. Birileride alkışlamaya devam etsin

+1
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tong Yabgu - 07 Ağustos 2020, 20:23:03
Ekonomi kötü diyorsun "dimdik ayaktayız" diyorlar,  Ya sen ayaktasinda ekonomi yıkılıyor... işsizlik aldı başını gitti diyorsun "Bizi yildiramayacaksiniz" diyorlar... insanlar ac diyorsun "iphone kuyruğundan belli" diyolar. Bazı insanlar iphone aldı diye ac insanları zengin sanan zavallı beyinsizler var bu ülkede... Herşeyden önce ülkenin berbat gidişini görmeyen,  görmek istemeyen , sırf kendi ideolojisi iktidarda diye bazı şeyleri kabul etmeyen ideoloji.manyaklari var bu ülkede... Tuik'e olan güven bitmiş,  sayıştaya olan güven bitmiş,  adalete hukuka olan güven bitmiş. Yakın tarihe kadar bu ülke insanının en güvendiği kurum TSKydi. Bugün hala öyle mi ? Hiç-bir kuruma güven kalmamış. Yabancı yatırımcı parasını alan kaçıyor. Yerli iş insanına işçi çıkarmayı yasaklamışsın sonra şu kadar çalışan var diyorsun. Kaldır yasağı bal işsizlik ne boyuta geliyor
 Böyle yasaklarla,  tehditlerle ülke yönetiyoruz.  Herşey bitti birde kanal Istanbulumuz var. Ayranı yok içmeye tahtiravalliyle gider hacete... Bana özelden yazan forumdan arkadaşımızın dediği gibi sıfırdan basaksehiri yaparken para o kadar tatlı geldi ki yeni basaksehirler yapip inşaatçı yandaşlarıyla voleyi vurmaları lazım. Birileride alkışlamaya devam etsin

+1
hep +1 diyorsun icraat yok aynı sayıda duruyor :D

Arkadaşlar bu ülkenin ekonomi bakanı bundan 1-2 yıl önce "ekonomimiz -3 (eksi üç) büyüdü " demiş birisi gerisini siz düşünün. Ekonominin eksiye düşmesi daralmak , küçülmek anlamına gelir ama bunlar 80 milyonun gözünün içine baka baka -3 büyüdük dedi yahu.