DefenceTURK.com

HOBİLERİNİZ, TASARIM VE DİĞER KONULAR => Genel Konular => Konuyu başlatan: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 11:55:11

Başlık: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 11:55:11
Dolar $5.47 - Euro €6.20 - Sterlin £7.25

Cari açık 47 Milyar Dolar.

Brüt dış borç 470+ Milyar Dolar

İşsizlik %20+

Enflasyon %45+

Yoksul sayısı 17+ Milyon


Bu böyle daha nereye kadar gidecek. İthalattan vazgeçmeyen ülke ekonomisi nereye kadar dayanacak?
Bunca gereksiz israf edilen vergiler ne zaman bitecek?
İnsanımız mutsuz,umutsuz. İş bulsa çalışıyor ama hakkını alamıyor. Haftalık 50-60 saatin altında çalışan tek kişi görmedim ben. Sosyalleşme, dünyayı keşfetme sıfır.

Dövizin yüksekliği dış borcu katladıkça katlıyor. İç piyasada bu parayı ödeyebilecek kadar para varmı bilinmiyor.

OHAL yüzünden işler durdu, durmayanınki feci azaldı. İflas eden şirketler çok.
Ev kiraları, fiyatları olmasın gerekenden %400-%1000 fazla.
İnsanlar araba olarak hâlâ 1990 modellere 40+ Bin tlden fazla ödemek zorunda kalıyor.
Bu kadar işsizlik olan yere birde mülteciler dolduruluyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 06 Nisan 2018, 12:16:23
 Bu verilerin kaynağını öğrenebilir miyim ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 06 Nisan 2018, 13:24:52
Bu verilerin kaynağını öğrenebilir miyim ?

Googledan karmaşık çektim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 13:53:14
Dış borç vs ekonomik verileri resmi İnternet sitelerinden de görebilirsiniz.

Yalnız forumumuz savunma sanayi içerikli. Tabi ki ekonomiyle savunmanın alakası var. Ancak bu tür konular, siyasi fanatizmle gözleri kör edilmiş üyelerimiz arasında kısır tartışmalara neden oluyor. Bu da forumun amacından uzaklaşmasıba beden oluyor. Sıcak bakamıyorum. Henüz toplum olarak, siyasi konularda gerçekçi tartışmalara, seviye olarak hazır değiliz!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: mavi1991 - 06 Nisan 2018, 14:16:13
Siyasi konularda sanki futbol takımı tutar gibi konuşuyoruz, birde sadece konuşarak insanların oy değiştireceğini zannetmiyorum kısacası çok faydalı değil anca birbirimizin kalbini kırarırız
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 06 Nisan 2018, 15:14:47
Kabahat sizin Skywolf.

Elementer konuları sabote edenlere yaptırım uygulayacaksınız.

Bu arada dünkü müdahaleniz için size teşekkür ediyorum.



Savunma sanayi ve işletme iktisat birbirine bağlayan çok yakın konu. Bunu sevyesel düzeyde tartışa bilirsek ne ala olur.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 06 Nisan 2018, 20:30:17
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: wazz - 06 Nisan 2018, 21:42:36
evet o dediğiniz şeyi bende görmüştüm
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 22:18:17
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 06 Nisan 2018, 22:56:08
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 06 Nisan 2018, 23:31:27
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?

Hayır. Patronum Almanya'dan gelme. Orada edindiği bilgiyle ülkesinde iş yapıyor. Türkiye'nin sektöründe öncü olan bir firmanın sahibi!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: mavi1991 - 07 Nisan 2018, 00:11:23
figes'in sahibide alaman göçmeni
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 07 Nisan 2018, 00:28:59
Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.

Var.
SKYWOLFten bekliyordum zaten bir tepki... Kim var abi ? Gerçi haklısın unutmuşum Yimpaşın sahibi Almanyadakileri dolandırmış ellerinde ne varsa kapıp gelmişti onu mu kastetin ?

Hayır. Patronum Almanya'dan gelme. Orada edindiği bilgiyle ülkesinde iş yapıyor. Türkiye'nin sektöründe öncü olan bir firmanın sahibi!
Abi ben Almanın arabasının , endüstri makinasının falanının filanının teknolojisini , metalurji bilgisini alıp gelmekten bahsediyorum. Patronuna saygılar ne iş yapar bilmiyorum aslında ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsun kanımca , ben Türkiyeye gelip kaz çiftliği veya salça fabrikası kuran adamlardan bahsetmiyorum. Bunlar lazım değil mi ? İllaki lazım ama bu işleri bırakın Türkiyedeki yapsın. Almanların birçok teknoloji şirketinde Türkler var , en basitinden yahu vida yapmayı öğreninde gelin şu ülkede vida yapın vida. O basit vidayı kaliteli yapmaktan aciziz. CNC Punch hakkında bilgisi olan arkadaşlar bilirler. Onların böyle 20-30 cm uzunlugunda takımları vardır ve çok pahalılardır.Bunu yapamıyorsun Türkiyede O kıytırık metal parçasını yurt dışından getirtiyoruz ki aylarca bekliyorsun.Ben bu sanayiinin endüstrinin içindeki biriyim. Bana kimse ekonomimiz düzeliyor , Türkiyede şu üretiliyor bu üretiliyor demesin. Ben Türkiyede ne yapılabilir ne yapılamaz iyi bilirim. Devlet yerli makinaya teşvik verir ama yerli makinanın içindeki tüm teknolojik aletler ithaldir. Biz daha paslanmaz çelik yapamıyoruz. Yerli ve milli otomobil diyoruz. Okey. nesi yerli olacak ? o arabayı yapacagın fabrikadaki makinalar ithal olacak.otomobildeki tüm teknolojik ürünler ithal olacak. Otomobilin koltugu bile ithal olacak çünki biz otomobil koltugu yapabilen bir millette değiliz. Almanlar bile Japonlardan alıyor koltukları mersedesti sanırım. Herşeyi ithal olan arabayıda bize ucuza vermeyecekler. Ben burdaki herkesten cok istiyorum yerli arabayı ama içi ithal ürün dolu yerli araba istemiyorum. hele hele bana milli diye dayatılmasını hiç istemem. Bize bu bilgiler lazım. O kıytırık vidayı yapacak adam lazım bize yahu bunları alıp geleceksin Almanyadan.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 07 Nisan 2018, 00:33:56
figes'in sahibide alaman göçmeni
sen diyince baktımda e varmış neden kullanamıyoruz bu tür şirketleri o halde...Buda aynı sorunun bir parçası değil mi zaten...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 07 Nisan 2018, 09:44:04
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Dolar 3 tl değildi  2 tl altındaydı ve ihracatçı firmalar ihracatı bırakıp müteahitlige başlamıştı.Ayrica Japonya eğitime gönderdiği öğrencileri denetliyor cezalandırıyor sanayi devrimi için herşeyi yapiyor , Osmanlıdan sanayi devrimi için gidenlerse mason olup gelip ülkelerinde darbe yapıyorlar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 07 Nisan 2018, 11:18:28
Çok iyi hatırlıyorum 2017 yılıydı dolar 3.37 altına inmişti , Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu başdanışmanı  "dolar düşüyor tüccar zarar ediyor merkez bankası buna önlem almalı" dedi ve o gün bugündür dolar yükseliyor. Bana inanmayan arkadaşlar internetten araştırabilir.Kesinlikle bulacaklar.
 
Diğer konu ben bazı arkadaşları anlamıyorum. Türkiyede doların 4- 4,5 seviyelerinde olması anormal bir durum değilki , anormal olan 1 doların 1 tl , 2 tl hatta ve hatta 3 tl oldugu zamanlardı. Sizin aklınız alabiliyor mu 1 doların 1 tl olabilmesini ? Diyelimki  yolcu uçağı alacaksın.. Satacak dogru düzgün birşeyimiz olmadıgı için bugday satacaz. Yüzbinlerce insanın 1 yıl boyunca emek verdiği bugdayın hepsi amerikada 1 ay çalışan 1000 kişinin yaptıgı bir uçağa bedel. Kaldıki bugdayıda Rusyadan alıyoruz.

Aslında şans insanın eline geçiyorda biz başaramıyoruz.Kafamızı kullanmış olsaydık şuan G-20de 7-8. sıralarda olabilirdik.  2. dünya savaşından sonra Amerikalılar ülkelerinde çalıştırmak üzere Japon işci götürüyolar. Japonlar ülkedeki okumuş zeki insanları yolluyor Amerikaya veya diğer gelişmiş ülkelere... O zeki Japonlar gittikleri yerde öğrendiklerini en kısa sürede Japonyaya getiriyor. Biz Almanyaya kimleri gönderdik ve ne geldi ? Nerde okuma yazma bilmeyen , köyünden bir adım dışarı atmamış varsa yolladık. benim akrabalarımda var. Almanyadan birşeyler kapıp gelen bir Türk iş adamı var mı bizde yok.Almanyada bu kadar nüfusu olupta Almanyadan birşey getirememek salaklıktır yahu.Aklım almıyor :((
Dolar 3 tl değildi  2 tl altındaydı ve ihracatçı firmalar ihracatı bırakıp müteahitlige başlamıştı.Ayrica Japonya eğitime gönderdiği öğrencileri denetliyor cezalandırıyor sanayi devrimi için herşeyi yapiyor , Osmanlıdan sanayi devrimi için gidenlerse mason olup gelip ülkelerinde darbe yapıyorlar.

Masonu bilmemde yazar olarak döndükleri kesin :D
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: merzifonlu - 07 Nisan 2018, 14:24:14
Konudan bağımsız olarak, sığ sağ (aslında sığ islamcı) siyasetin bir ön yargısı var. Bu zevata göre batı tarzı eğitim alanlar illaki mason falan oluyor, kendi milletine düşman kesiliyor.

Yahu adama sormazlar mı: Sizin yağan yağmurda beraber ıslandığınız fetö darbe yapmadı mı? Hain işine gelen her kılığa girmeyecek mi? Madem batıda öğretilen bilim-teknoloji kötü, son dönemin moda deyimiyle "yerli ve milli" değil, o zaman alternatifi ne? Ortadoğuda bir yerlerde CERN falan var da biz mi görmedik?

Ekonomiye gelirsek, sorunun bence 2 ayağı var:

a) Türk, Türke düşman. Rekabeti karşısındakini iflas ettirmek sanıyor. Bir örnek: Çorumda çelik toptancılığı yapan bir firma vardı, ismi lazım değil. Adamlar sektör değiştirip un fabrikaları için makine üretmeye karar verdiler. Rekabet(!) edecekler ya, girdikleri ihalelerde saçma sapan şekilde fiyat kırdılar. Sonuçta iflas ettiler ve Çorum ekonomisine en az 5 yolla zarar verdiler. 1- Çorumda hacimli işlem yapabilecek çelik toptancısı kalmadı. 2-Diğer makine imalatçılarının alacakları işe de engel oldular. 3- İhalesini aldıkları işler yarım kaldığından, fabrika yatırımcısı da zarar gördü. 4- Bunlara borç veren finans kurumları da hanelerine zarar yazdı. 5- Çalışanları işini kaybetti...

b) Ekonomi en başından montaj ekonomisi olarak kurgulanmış, bu nedenle ithalat kalemleri gereğinden fazla. Bu kurgunun nedeni ise toplumun bilim üretmeyi bilmemesi. Bilim üretilemeyince teknoloji de üretilemiyor ve dışarıdan alınıyor.

Dolar, doldur boşalt misali iner çıkar, o temelde sorun değil.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 15:35:44
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 07 Nisan 2018, 15:47:25
İhracat aylık 15 milyar dolar ı aştı. Bu güne kadar 14 bile olamamıştı 11-13 arasında global krizden beri yıllardır dolaşıyordu birden bire 15 oldu 14 ü bile atlayıp. Bence durum iyi ihracat herşey dir o iyiyse kalan her şey yalandır. Birazda savaş ekonomisi var onuda atlamayalım savaşta bir ülkeyiz biz. Bankalar üzerinde ayrıca normal olarak yandaşa yağma yapma payıda her iktidarımızda var bu iktidarda aşağı kalmaz. Bakın Hürriyeti Ziraat bankasının 1 milyar dolar kredisi ile almışlar. 2 senesi geri ödemesiz 10 yıl vade ile. 1 milyar doları bu ülkeye fabrika yada rafineri kurucam desen vermezler ama gazete satın alana veriyorlar. Önceki iktidarlar bankaları kökünden veriyordu yandaşa bunlar kredi veriyor oda bir gelişme aslında. Demirel Özal Çiller filan olsa al gülüm banka senin olsun derdi içinde ne varsa al kullan. Ecevit geldi bu bankalara el koydu Kemal Derviş kanunarı ile şimdi kimse cesaret edemiyor banka imtiyazı dağıtmaya. Onun yerine kredi veriliyor. Yine yani devletin parası havuzdan kaçıyor deliklerden. Ama ihracat rakamları süper gidiyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:10:31
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.

Haklısınız. Benim şöyle bir düşüncem var bu konuda;

Türkiyede son zamanlarda artan dolar sayesinde bütçemizde yüksek artış gösterdi. Hükümet, belediyelerin, eğitim bakanlığının, diğer baknlıkların bütçelerinde ciddi artışlar yaptı. Bence bu yanlış oldu. Bu bakanlıklar bu paraları tamamen çimentoya yatırıyor. Eğitim bakanlığı bütçe artışından anladığı daha fazla okul yıkıp, yenisini yapmak. Belediyenin anladığı, sahili , parkları yıkıp, yıkıp yapmak. Ankara belediyesinin dinazor rezaletini hepimiz şahit olduk. Paraları gereksiz yerlere harcıyorlar.

2018 bütçemiz 763 milyar TL. Bütçemizin 600, 650 milyar TL olan kısmı Eğitim, sağlık gibi ihtiyaçlarımızı fazlasıyla görür. 2017 bütçemiz 645 milyar TL idi. Yıllık 100 milyar TL bütçe artışımız var.

Ben diyorum ki, bu kadar bütçe artışını betona, çimentoya yatırmadan doğrudan vatandaşın cebine yansıtsak. Şöyle, ben geçen hesap yaptım. 3000 TL altında çalışan işçi sayımız tam 12 milyon kişi. 12 milyon insanımıza her ay ilave 400 TL teşfik yapsak. Bütçeye maliyeti 55 milyar TL civarı yapıyor. Ve bu 55 milyar TL doğrudan ekonomiye giriyor. Bu para halkın en alt kesimine gidiyor. Ve zaten zor geçinen vatandaşlarımız bu parayla doğrudan alışveriş yapacak. Meselâ 2 kilo elma alacaksa 4 kilo alacak. 5 kilo portakal alacaksa 8 kilo alacak. 3 kilo süt alacaksa 5 kilo alacak vs. Bu parayı piyasada kullanacak. Ve iç piyasa canlanacak üretim artacak. Ayrıyetten vatandaşın refahıda artmış olacak yani 1 taşta birkaç kuş vurmuş olacağız.

2019 yılı için 1600 Tl askeri ücreti 400 Tl artış yaparak 2000 TL yapabiliriz ki 3 sene önce 1000 TLden 1300 TL oldu yani ne ekonomi, nede işveren batmadı. Ayrıyetten 400 TL devlet teşviği ile  düşük gelirli vatandaşımızın gelirini 2400 TL yapabiliriz. Ve bunun sadece devlete yükü 55 milyar TL çok sınırlı yükü var. Işverenlere 400 TL ek yükü olacak. Ancak zaten yıllık 200 TL artış yapılıyor ilave 200 TL daha arttıracak. Iç tüketiminde canlanması zaten işvereninde işine gelecek yani oda zararlı çıkmayacak.

Bu şekilde büyümemizide çok daha fazla artırabiliriz ve vatandaşımızın refahını da artırabiliriz. Saygılar..
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 07 Nisan 2018, 16:16:27
Mermi işte bu senin dediğin önü alınamaz enflasyon başlangıcı oluyor. Maaşa zam mala zam maaşa zam mala zam kolaycılığı Bu sorunları maaşa zama güvenmeden çözmeye çalışmak ondan sonra çalışana zararını telafi edecek maaş vermek gerek.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 16:26:04
@ Mermi

Hükumet pek konvansyonel olmayan kararlar almistir gecmiste. Sizin öneriniz tüketimci icin bir nevi rahatlayici bir tesvik.

 Görünürde.

 Nereden bileceksin 4 kilo elma yerine son model I phone 8 almayacagini? Gitti para yine disariya.

Bizim millet ayagini yorganina göre uzatmaya ilk önce ögrensinler. Temel sorunlardan biri de bu.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 07 Nisan 2018, 16:27:08
Mermi işte bu senin dediğin önü alınamaz enflasyon başlangıcı oluyor. Maaşa zam mala zam maaşa zam mala zam kolaycılığı Bu sorunları maaşa zama güvenmeden çözmeye çalışmak ondan sonra çalışana zararını telafi edecek maaş vermek gerek.

Bir sey anlayamadim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:31:20
Serkan, maaşlara zaten ilave 200 TL artış yapılıyor. 200 Tl daha artış yapacak işveren. 400 TL'si zaten devlet teşviği olarak vatandaşın cebine girecek. Bi düşün 800 TL ilave artış olacak. Marketlerimiz , pazarlarımız müşteri kaynar. Büyümemize çok ciddi katkı sağlar. Ve bu büyüme de sağlıklı büyüme olur. Neticede düşük gelirli vatandaş, gidip son model araba alacak hali yok. Doğrudan meyve, sebze, giyim gibi ihtiyaçlarını görecek. İthalatı arttırmadan ciddi büyüme ivmesine girebiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 07 Nisan 2018, 16:32:54
@ Mermi

Hükumet pek konvansyonel olmayan kararlar almistir gecmiste. Sizin öneriniz tüketimci icin bir nevi rahatlayici bir tesvik.

 Görünürde.

 Nereden bileceksin 4 kilo elma yerine son model I phone 8 almayacagini? Gitti para yine disariya.

Bizim millet ayagini yorganina göre uzatmaya ilk önce ögrensinler. Temel sorunlardan biri de bu.

Hocam, alırsada sınırlı olur. Ben genel anlamda almaz diyorum. Genele bakmak lazım. Hem zaten almak isteyen şimdi de alıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 07 Nisan 2018, 23:13:24
GSMH´nin Dollar bazinda gerileme bile var. Bu da döviz politikasinin yanlis sonuclari. Piyasalarin durulmasi ve TL sabitlenmesi icin piyasa faizi artmasi lazim yabanci yatirimciyi cekmek icin. Bunun baska cikar yolu yok. Kredi alicilar icin ardindan zor dönem baslayacak. Tüketim piyasasi bir müddet yavaslayacak ve büyüme düsecek hatta ressesyona bile girebilir.  Ileriye dönük piyasaya sabitlestirmek ve reel büyümeyi yakalamak icin bu zorlu dönemden gecmeye mecburuz. Kredi tesvikiyle felaketi ancak erteleyebilirsiniz ama önleyemessiniz.

Haklısınız. Benim şöyle bir düşüncem var bu konuda;

Türkiyede son zamanlarda artan dolar sayesinde bütçemizde yüksek artış gösterdi. Hükümet, belediyelerin, eğitim bakanlığının, diğer baknlıkların bütçelerinde ciddi artışlar yaptı. Bence bu yanlış oldu. Bu bakanlıklar bu paraları tamamen çimentoya yatırıyor. Eğitim bakanlığı bütçe artışından anladığı daha fazla okul yıkıp, yenisini yapmak. Belediyenin anladığı, sahili , parkları yıkıp, yıkıp yapmak. Ankara belediyesinin dinazor rezaletini hepimiz şahit olduk. Paraları gereksiz yerlere harcıyorlar.

2018 bütçemiz 763 milyar TL. Bütçemizin 600, 650 milyar TL olan kısmı Eğitim, sağlık gibi ihtiyaçlarımızı fazlasıyla görür. 2017 bütçemiz 645 milyar TL idi. Yıllık 100 milyar TL bütçe artışımız var.

Ben diyorum ki, bu kadar bütçe artışını betona, çimentoya yatırmadan doğrudan vatandaşın cebine yansıtsak. Şöyle, ben geçen hesap yaptım. 3000 TL altında çalışan işçi sayımız tam 12 milyon kişi. 12 milyon insanımıza her ay ilave 400 TL teşfik yapsak. Bütçeye maliyeti 55 milyar TL civarı yapıyor. Ve bu 55 milyar TL doğrudan ekonomiye giriyor. Bu para halkın en alt kesimine gidiyor. Ve zaten zor geçinen vatandaşlarımız bu parayla doğrudan alışveriş yapacak. Meselâ 2 kilo elma alacaksa 4 kilo alacak. 5 kilo portakal alacaksa 8 kilo alacak. 3 kilo süt alacaksa 5 kilo alacak vs. Bu parayı piyasada kullanacak. Ve iç piyasa canlanacak üretim artacak. Ayrıyetten vatandaşın refahıda artmış olacak yani 1 taşta birkaç kuş vurmuş olacağız.

2019 yılı için 1600 Tl askeri ücreti 400 Tl artış yaparak 2000 TL yapabiliriz ki 3 sene önce 1000 TLden 1300 TL oldu yani ne ekonomi, nede işveren batmadı. Ayrıyetten 400 TL devlet teşviği ile  düşük gelirli vatandaşımızın gelirini 2400 TL yapabiliriz. Ve bunun sadece devlete yükü 55 milyar TL çok sınırlı yükü var. Işverenlere 400 TL ek yükü olacak. Ancak zaten yıllık 200 TL artış yapılıyor ilave 200 TL daha arttıracak. Iç tüketiminde canlanması zaten işvereninde işine gelecek yani oda zararlı çıkmayacak.

Bu şekilde büyümemizide çok daha fazla artırabiliriz ve vatandaşımızın refahını da artırabiliriz. Saygılar..

+1
Mantıklı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 00:55:58
Bana göre şu anda en büyük sorun belediyelerdir resmen milletin malı yağmalanıyor yahu zabıta kimdir 6 bin tl maaş alır polis 4 bin tl alırken polis haftalık en az 60 saat çalışıyor zabıta 40 saat , zabıta maaşının ikm maaşıyla aynı olması yani 3.5bin tl olması gerekir ayrıca bir diğer örnek belediyede şoför 5 bin maas aliyor devletteyse 3 bin ... say say bitmez biran once belediyeler dizginlenmeli devlette neyse belediye en fazla o kadarini odeyebilecek cok buyuk bir israf ve ekonomik kriz engellenebilir bu sayede ...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 08 Nisan 2018, 00:58:51
Bana göre şu anda en büyük sorun belediyelerdir resmen milletin malı yağmalanıyor yahu zabıta kimdir 6 bin tl maaş alır polis 4 bin tl alırken polis haftalık en az 60 saat çalışıyor zabıta 40 saat , zabıta maaşının ikm maaşıyla aynı olması yani 3.5bin tl olması gerekir ayrıca bir diğer örnek belediyede şoför 5 bin maas aliyor devletteyse 3 bin ... say say bitmez biran once belediyeler dizginlenmeli devlette neyse belediye en fazla o kadarini odeyebilecek cok buyuk bir israf ve ekonomik kriz engellenebilir bu sayede ...

Ahhh keşke sadece çalışanların maaşı sorun olsa!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: sephiroturk - 08 Nisan 2018, 01:24:04
Türkiye ekonomisi, ekonomi yapmali ! mesela :
Enerjide, dogu ve güney doguda halen kaçak elektirik kullanimi artarak devam ediyor nerde ekonomi ?? Bunu çözmeden santral yapsan ne olur ...
Yerel yönetimler, saçma sapan işlerle ugraşiyorlar ...partili, bagimsiz fark etmiyor ,belediyeler ilçenin girişine "hoşgeldiniz" yazmak için milyarlarca para döküyor başkasi çikip kendi heykelini yaptiriyor birde bunlara açiliş tertipleyeni mi ararsiniz hepsi bizde var
Saglikta, yeşil kart örnegi vereyim, hastaydim eczaneye gidip ilaç aliyorum , eczaci "neden kuzeninin yeşil kartini getirmedin ona yazardik" diyor, bunu yapanlarin  sayisini siz düşünün
Suriyelilere harcanan para 30 milyar dolari geçti, 7 yila dagitsak 4 milyar dolar eder , Esad halkina yilda 4 milyar dolar harciyormuydu ? hiç sanmam .
Milletimiz kredi çekip Iphone aliyor , işte Türkiye ekonomisi paranin oldugu ama bazen yanlis harcandigi yerdir bana göre
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Destroyed - 08 Nisan 2018, 01:48:45
Ben bu tür konularda yorum yapmayı bıraktım çünkü konuşuyoruz konuşuyoruz fakat hep konuştuğumuzla kalıyoruz. Merkez bankası yıl sonu dolar tahmini 4.10 tl idi oda herşey yolunda gider ise. Dolar şimdiden 4.10 oldu nerdeyse. Bu gün tarih 8 nisan 2018. Not alın 8 nisan 2019 da dolar 5.10 euro 6 benzin 7 lira civarı olacak bu gidişle. Yani anlayacağınız ekonomi pert. Yüzde 10 büyümüş... gidip bunları cahil cühelaya anlatsın. Gelişen ekonominin para birimi sürekli değer kaybediyorsa  salatalığı elime alıp ona anlatırım ama aksini iddia edeni kale bile almam. Ekonominin geliştiği falan yok çarklar yüksek vergilerle uzatmaları oynuyor, kendimizi kandırmayalım. 20 yaşındaki araba en az 30.000 tl bu ülkede. Fizikçi,kimyacı,matematikçi başüstünde taşınması gerekirken işsiz işsiz geziyor. Arkadaşın dediği gibi zabıta memuru 6 bin lira maaş alıyor. 

Fizik öğretmeni ataması: 204 - 346  (http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html (http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html))


Kimya öğretmeni ataması: 237 - 395
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi  öğretmeni: 1386 - 2.128 (yanlış anlaşılmasın dine karşı değilim)
Şimdi soruyorum size Ekonominin kötüye gitmesi kadar normal bişey var mı bu durumda? Neden şaşırıyoruz? alkollü araba kullanırsan kaza yaparsın, 2+2=4, Perşembenin geleceği çarşambadan belli değil mi?
Bu konudaki son yorumumdur...

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 05:47:28
Asgari ücretin artması bu ülke için iyi birşey mi kötü birşey mi hiç anlamadım... kısa dönemde işci için iyi iken uzun  dönemde Türkiye ekonomisi için zarardır aslında...18 yaşındaki çocuk okuldan cıkıyor sanayide 1600 lira ile işe başlıyor. 4 yıldır çalışıp 2000 lira alan usta yarısı kalfalar var. hatta ve hatta cogu yerde 2000 lira alan usta var. Bu 18 yaşındaki arkadaş için 1600 lira mükemmel bir para. Sadece temizlik ve çaya bakarak bile bu parayı kazandıgı için çocuk usta olma hissiyatı taşımıyor. Zaten her yıl 200 lira zam gelecek asgari ücrete diyor ben usta olsamda olmasamda seneye 1800 lira alcam kafası yaşıyor. Bu sanayi için zarar. Zaten sanayilerde arkadan çırak yetişmiyor. Çocukta "sanayide yağın pisin içinde çalışacagıma giderim bir magazada çalışırım karı kızın içinde keyfime bakarım yine aynı parayı alırım" zihni var.. Sen sanayiyi teşvik etmemişsin. Dogru düzgün çırak yok. Genç arkadaşlar artık zora gelemiyor. Geliyor  çalışıyor aman yapamam diyor çekiyor gidiyor. Birçok sanayici çırak bulamadıgı için suriyeli ıraklı çalıştırıyor. hiçbirşey bilmeyen eleman için 1600 lira çok büyük bir para. Adamların usta olma yolunu kapatıyoruz resmen. Bu adamları usta olmaya teşvik edecek birşeyler lazım. Herhangi bir sanayi dalında ustalaşma yılı en az 5-6 yıldır. Buda en az... 2 ay tutamıyorsun veletleri nerde usta olacak bunlar zaten 1600 lira veriyoruz adamlara dururlar mı hiç bu ülkenin sanayisini suriyelilere ıraklılara bırakıyoruz yavaş yavaş.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 10:25:35
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 11:30:02
Ben bu tür konularda yorum yapmayı bıraktım çünkü konuşuyoruz konuşuyoruz fakat hep konuştuğumuzla kalıyoruz. Merkez bankası yıl sonu dolar tahmini 4.10 tl idi oda herşey yolunda gider ise. Dolar şimdiden 4.10 oldu nerdeyse. Bu gün tarih 8 nisan 2018. Not alın 8 nisan 2019 da dolar 5.10 euro 6 benzin 7 lira civarı olacak bu gidişle. Yani anlayacağınız ekonomi pert. Yüzde 10 büyümüş... gidip bunları cahil cühelaya anlatsın. Gelişen ekonominin para birimi sürekli değer kaybediyorsa  salatalığı elime alıp ona anlatırım ama aksini iddia edeni kale bile almam. Ekonominin geliştiği falan yok çarklar yüksek vergilerle uzatmaları oynuyor, kendimizi kandırmayalım. 20 yaşındaki araba en az 30.000 tl bu ülkede. Fizikçi,kimyacı,matematikçi başüstünde taşınması gerekirken işsiz işsiz geziyor. Arkadaşın dediği gibi zabıta memuru 6 bin lira maaş alıyor. 

Fizik öğretmeni ataması: 204 - 346  ([url]http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html[/url] ([url]http://www.mebpersonel.com/ogretmen-atamalari/fizik-ogretmenligi-kontenjan-tahminleri-meb-2018-h220267.html[/url]))


Kimya öğretmeni ataması: 237 - 395
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi  öğretmeni: 1386 - 2.128 (yanlış anlaşılmasın dine karşı değilim)
Şimdi soruyorum size Ekonominin kötüye gitmesi kadar normal bişey var mı bu durumda? Neden şaşırıyoruz? alkollü araba kullanırsan kaza yaparsın, 2+2=4, Perşembenin geleceği çarşambadan belli değil mi?
Bu konudaki son yorumumdur...

Doların yükselmesinden korkmayın dolar düştüğü zaman ihracatçı sanayici üretimi bırakıp mutahitlige başlamıştı doların yükselmesi uzun vadede daha faydalı olacaktır ben bunu petrol olmaması ve bu sayede sanayinin gelişmesi gibi yorumluyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 08 Nisan 2018, 11:33:56
Asgari ücretin artması bu ülke için iyi birşey mi kötü birşey mi hiç anlamadım... kısa dönemde işci için iyi iken uzun  dönemde Türkiye ekonomisi için zarardır aslında...18 yaşındaki çocuk okuldan cıkıyor sanayide 1600 lira ile işe başlıyor. 4 yıldır çalışıp 2000 lira alan usta yarısı kalfalar var. hatta ve hatta cogu yerde 2000 lira alan usta var. Bu 18 yaşındaki arkadaş için 1600 lira mükemmel bir para. Sadece temizlik ve çaya bakarak bile bu parayı kazandıgı için çocuk usta olma hissiyatı taşımıyor. Zaten her yıl 200 lira zam gelecek asgari ücrete diyor ben usta olsamda olmasamda seneye 1800 lira alcam kafası yaşıyor. Bu sanayi için zarar. Zaten sanayilerde arkadan çırak yetişmiyor. Çocukta "sanayide yağın pisin içinde çalışacagıma giderim bir magazada çalışırım karı kızın içinde keyfime bakarım yine aynı parayı alırım" zihni var.. Sen sanayiyi teşvik etmemişsin. Dogru düzgün çırak yok. Genç arkadaşlar artık zora gelemiyor. Geliyor  çalışıyor aman yapamam diyor çekiyor gidiyor. Birçok sanayici çırak bulamadıgı için suriyeli ıraklı çalıştırıyor. hiçbirşey bilmeyen eleman için 1600 lira çok büyük bir para. Adamların usta olma yolunu kapatıyoruz resmen. Bu adamları usta olmaya teşvik edecek birşeyler lazım. Herhangi bir sanayi dalında ustalaşma yılı en az 5-6 yıldır. Buda en az... 2 ay tutamıyorsun veletleri nerde usta olacak bunlar zaten 1600 lira veriyoruz adamlara dururlar mı hiç bu ülkenin sanayisini suriyelilere ıraklılara bırakıyoruz yavaş yavaş.
Çok doğru bir tespit... buradan su sonuc cikiyor sanayici para  kazanamiyor ya da usta çok?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 11:42:04
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Birader ne demek istediğimi ya anlamadın yada anladın kafa ütülüyorsun. Ben işciye verilen parada değilim. isterse 20.000 lira alsın. patron oglu porşe sürüyorsa bunuda patrondan vergi almayan devlete sor bana değil. Yukarda altını çize çize 18 yaşındaki veletler için 1600 lira asgari ücret fazla dedim çünki bu para ustalaşmalarını engelliyor. Adam fabrikada ne iş yaparsa yapsın seneye 200+ zam alacagını biliyor. Bu rahatlık var adamda anlatabiliyor muyum ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 11:50:33
Yabgu senin gibi adamları patronlar fabrikalara personel müdürü yapıyor hep.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 12:14:12
Yabgu senin gibi adamları patronlar fabrikalara personel müdürü yapıyor hep.
Serkancım senide DEFENCETURK sayfasında özel üye yapmışlar ama bir özelliğini göremedik. Benim yazıklarımdan ne anlam çıkardında personel müdürü olabileceğim aklına geldi. Al eksi sana
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:29:45
18 yaşında adamlara asgari ücreti çok görüyorsun ondan dedim. Sen annesi hastaneye yatana izin de vermezsin 18 yaşında dediğin meslek lisesini bitirmiş işe girmiş adam asgari ücreti niye hak etmesin iki plastiği bir birine takan ilk okul mezunları alıyor o parayı
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 12:30:48
Yabgu@

Hocam, şuan sanki çok mu para veriyoruz. 1600 TL, 400 $ yapıyor. Elin Amerikası 2000 $ vererek sanayisini geliştiriyor. Ayrıyetten IPHONE orada 1500 $. Düşün adam 1 maaşına IPHONE alıyor. Üste para kalıyor. Sen 4 maaşına anca alabiliyorsun. Sanayide çocul tabi durmaz. Sen 17, 18 yaşında ki çocuğu akşama kadar köle gibi çalıştırırsan tabi ki durmaz. Bak bende 20 yaşındayım. Yazları 3 aylığına üniversite ara verdiği için işe girerim. İhtiyaçlarınmı karşılamak için. Adamın ölüsünü çıkartıyorlar. Hani 1600 TL yi layık görmüyorsun ya. 10 bin TL alması lazım aslında sanayide çalışan işçinin. Ben fakir sanayici görmedim. 15 çalışanı olan işletme sahibinin bile oğlunun altında Porshe var. Daha ne verilecez bu adamlara. O kadar teşvik alıyorlar. Hâlâ montaj sanayiciler. Hiç birisi üretmiyor. Üreten çok az. Artık daha fazla sanayici karşısında gariban halkı ezdirmememiz lazım. Benim söylediğim gayet mantıklı. 400 + 400 Teşfivle 800 Tl doğrudan halkın cebine girecek. Toplam 12 milyon vatandaşımıza 110 milyar TL aylık teşvik. Sanayici, devlet ortaklığıyla. Bu para piyasada dönecek ve çarpan etkisi yapacak. 400, 500 milyar TL ekonomimize ilave katlı sağlar. Ayrıyetten halkın refahını da arttırır. Atalarımız ne demiş; insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Birader ne demek istediğimi ya anlamadın yada anladın kafa ütülüyorsun. Ben işciye verilen parada değilim. isterse 20.000 lira alsın. patron oglu porşe sürüyorsa bunuda patrondan vergi almayan devlete sor bana değil. Yukarda altını çize çize 18 yaşındaki veletler için 1600 lira asgari ücret fazla dedim çünki bu para ustalaşmalarını engelliyor. Adam fabrikada ne iş yaparsa yapsın seneye 200+ zam alacagını biliyor. Bu rahatlık var adamda anlatabiliyor muyum ?
Sen o 18 yaşında ki çocuğa az para vereceksen ona göre çalıştıracaksın. Sadece işi öğreteceksin. Tuvalet temizletmeyeceksin, çöp artırmayacaksın, yerleri temizletmeyeceksin, hem az verip hemde 30 yaşında ki işçi gibi çalıştırmayacaksın. Önce sanayici bu standartlara ulaşsın sonra 18 yaşındakine az mı, çok mu  vericez onu tartışırız. Ayrıyetten Abd örneğini orada niye olmuyor diye verdim. Orada bu dediğin uygulama yok. Artı paralarında değerli. Orada ki çocuk alacağı 2000 dolar maaşla kral gibi yaşar 2, 3 sene biriktirse parasınıa Ford Mustang alır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:33:35
Siz hangi devirde yaşıyorsunuz sanayide 18 yaşında iş öğretilecek çırak gibi adammı kaldı sizin 18 yaşında dediğiniz adamlar 1 senedir staj yapan CNC de program yazan bilgisayarda teknik resim çizen gençlar artık
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 12:35:35
Siz hangi devirde yaşıyorsunuz sanayide 18 yaşında iş öğretilecek çırak gibi adammı kaldı sizin 18 yaşında dediğiniz adamlar 1 senedir staj yapama CNC de progra myazan bilgisayarda teknik resim çizen gençlar artık
Yahu serkan bende biliyorum tabi ki. Yabgu bu şekilde konuşuyor bende ona cevap veriyorum. Yabgu çocuk diyor, bende çocuğu 30 yaşında ki işçi gibi çalıştırıyorlar diyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 12:49:23
18 yaşında adamlara asgari ücreti çok görüyorsun ondan dedim. Sen annesi hastaneye yatana izin de vermezsin 18 yaşında dediğin meslek lisesini bitirmiş işe girmiş adam asgari ücreti niye hak etmesin iki plastiği bir birine takan ilk okul mezunları alıyor o parayı
Serkan günlerden pazar diye algılarını mı kapadın ? yoksa ne var ne yok başkasına kiraya mı verdin ? Ben kimseye birşeyi çok görmediğimi 30 defa yazdım ama anlamamakta ısrar edene başka birşey demiycem. Benim burda asıl anlatmak istediğim nokta o rahatlama hissi yahu. O rahatlamaya engel olup cocugu yada genci her ne haltsa ustalıga götürebiliyorsan alkışlarım seni. Bunun asgari ücretle alakası yok diyebiliyorsan fikir sun. Yok personel müdürymüşüm falan filan amaan serkan ya cidden.

Mermi güzel kardeşim yoruyorsun beni :)) ne amerikasından bahsediyorsun ne guatemalasından dostum :)sanayide 5-10 kişilik yerler vardır ve burda çıraklar tuvalette temizler çayada bakar etrafıda temizler. Kimse çırağa usta işide yaptırmaz neyin kafasını yaşıyorsun. 30 yaşındaki kişinin işi demişsinde neyi kastettin anlamadım. Sen yaşın küçük oldugundan birde yaz aylarında çalıştıgından belki dolusundur ama sanayinin işleyişi budur. En basit kaportacıda çırağa ne yaptıracaklar. Zımpara yapar çaya bakar. Bu budur. Türkiye budur. Ben sana şuan o zımpara yapacakçırağı bulamıyorsun diyorum , bulduklarında ustalaşamıyor. Çünki asgari ücret zamlarından dolayı her yıl +200 alacagını biliyor. Bu rahatlık var. Bu rahatlık ilerlemelerini engelliyor diyorum sen hala amerika diyorsun cart diyorsun curt diyorsun. Güzle kardeşim sanayiyi iyi bilirim. Bu sorun varsa var oldugundandır çıraklara karşı husumetimden falan değil. Bunu anlatmaya çalışıyorum anla artık da.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 12:55:17
Bir şey bilmiyorsun konuşma fabrikalar işyerleri hakkında. Ne rahatlaması ne rehaveti herkes hayat mücadelesi veriyor kafandan uydurma bilip bilmeden yok otomatik 200 tl alırsaymış da gevşermişte. Kafandan bir dünya yaratma uydurup uydurup. Bugün sanayide yeni işe girenle emekliliği gelen arasındaki maaş farkı bir kaç yüz tl herkes asgari ücretle çalışıyor bu ülkede sen rehavetten bahsediyorsun. Sanayi dediğimde koca fabrika yani kaportacı değil. Birde çok biliyor gibi konuşuyor hayatında bir fabrika imalathane içi gördünmü acaba gözlerinle.  Çıraklar tuvalet temizlermiş. Çırak kaldımı Türkiye'de lise eğitimi mecburi oldu haberin yokmu. Türk filimlerinden aklında kalanları bize satma artık sanayide öyle minik çocuklar çalışmıyor hepsi okulda çünkü
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:11:57
Bir şey bilmiyorsun konuşma fabrikalar işyerleri hakkında. Ne rahatlaması ne rehaveti herkes hayat mücadelesi veriyor kafandan uydurma bilip bilmeden yok otomatik 200 tl alırsaymış da gevşermişte. Kafandan bir dünya yaratma uydurup uydurup. Bugün sanayide yeni işe girenle emekliliği gelen arasındaki maaş farkı bir kaç yüz tl herkes asgari ücretle çalışıyor bu ülkede sen rehavetten bahsediyorsun. Sanayi dediğimde koca fabrika yani kaportacı değil. Birde çok biliyor gibi konuşuyor hayatında bir fabrika imalathane içi gördünmü acaba gözlerinle.  Çıraklar tuvalet temizlermiş. Çırak kaldımı Türkiye'de lise eğitimi mecburi oldu haberin yokmu. Türk filimlerinden aklında kalanları bize satma artık sanayide öyle minik çocuklar çalışmıyor hepsi okulda çünkü
Sen ne tür bir oluşumsun serkan cidden. Çok biliyormuşumda la bildiğim mevzuyu konuşuyorum gevşiyoılar mı evet gevşiyolar. Fabrika görmüşmüyüm senden çok gördüğüm üstüne yemin ederim serkan. Ne iş yaptıgımı dahi bilmiyorsun boş boş konuşma. Sanayii dediğinde fabrika olurmuş kaportacı olmazmış bu bile cahilliğini ortaya cıkarıyor. Ostimde kaç tane fabrika var yada ivedikte. %90ı 5-10 kişilik küçük sanayi işletmeleridir.Daha büyük işletmelerden bahsetmiyorum burda..Büyük fabrikaların çırakla ne işi olacak. Gelmiş olmayan beyninle demogoji yapıyorsun burda. Kaç yaşındaısn ne ayaksın bilmiyorum ama gel misafirim ol Ankarada gezidiriyim san ane nedir ne değildir. Biliyorumki konuşuyorum bilmiyorsan sus boş boş laf kalabalıgı yapma adamında asabını bozma da.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 13:17:55
Çırak diye bir şey yok sen bunu bilmiyorsun daha. Lise ve orta öğrenim mecburi artık Türkiye de bir tane bile senin dediğin gibi çırak kalmadı bundan bile haberin yok bize ahkam kesiyorsun. Yazın bir iki ay eşin dostun dükkanda çalışan varsa vardır ama o bile yasak kimse yapmıyor pek. Berberde çırak görüyormusun saç kestirmeye gidince artık mesela eskiden her berberde yerleri süpüren bir çocuk olurdu varmı artık. Ağrı ya git orada da yok hiç bir yerde yok daha bunu bilmiyon bize ahkam kesiyon. İçini dolduramadığın hakaretler etme neyse diyeceğin onu de. Kim sana 90 tane beğeni attı hiç inanmıyorum benim eksilerle senin artılar kesin senin fake üyeliklerinden
Sen böyle çıraklar var zannediyon dimi hayalindeki sanayide hala.

(http://galeri.fisek.org.tr/main.php?g2_view=core.DownloadItem&g2_itemId=763&g2_serialNumber=4)

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 13:21:16
Bu ülkenin sorunları bitmez. Birbirimizi kırmaya gerek yok. Herkez ülkesini sevdiği için ortaya kendince bir düşünce atıyor. Karşılıklı saygı çerçevesinde tartışalım. Yabguya katılmasamda söyledikleri neticede bir düşüncedir. Onunda kendine göre bir doğruları vardır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:29:19
Çırak diye bir şey yok sen bunu bilmiyorsun daha. Lise ve orta öğrenim mecburi artık Türkiye de bir tane bile senin dediğin gibi çırak kalmadı bundan bile haberin yok bize ahkam kesiyorsun. Yazın bir iki ay eşin dostun dükkanda çalışan varsa vardır ama o bile yasak kimse yapmıyor pek. Berberde çırak görüyormusun saç kestirmeye gidince artık mesela eskiden her berberde yerleri süpüren bir çocuk olurdu varmı artık. Ağrı ya git orada da yok hiç bir yerde yok daha bunu bilmiyon bize ahkam kesiyon. İçini dolduramadığın hakaretler etme neyse diyeceğin onu de. Kim sana 90 tane beğeni attı hiç inanmıyorum benim eksilerle senin artılar kesin senin fake üyeliklerinden
Güzel kardeşim gel Ankaraya misafirim ol. Sana nerde ne kadar kaç yaşında çırak var göstereyim.Aileden gelen kaç yıllık sanayiciyim la tabiki senden iyi bilcem Ankara sanayisinin durumunu adama bak. Fabrika görmüşmüymüşüm.. Şurda bi sorundan bahsediyoruz. Bilmiyorsan sus.Bilenin bir bildiği vardır de bir karışma herşeye maydanoz olma. Ben kendi vatanımdan insanlar dururken suriyeli görünce sinir oluyorum. Nedne benim vatandaşım çalışmıyor diye. Sebeplerinide sundum. Benim Türküm iş begenmiyor. Kendini geliştirmiyor. Ben nedeni asgari ücret diyorum sen baska şeye bagla. Neyin tribindesin. SKYWOLF şu artıları kimin attıgını gösteren bişrşey varsa su arkadaşa göster artık beni sinirt stres etmeye başladı. yeter da kendin boş boş konuşarak 38 tane almışsın zaten neyin kafasındasın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:31:52
İnternet nedense çok yavaş. Yorumlar kombo gelirse yaşadığım sorundan kaynaklı olabilir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 13:33:15
Ayrıca çırak diyince aklına neden ufak çocuk geliyor.30 yaşında çıraklar var yahu. Bunu bile bilmiyorsun daha
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: wazz - 08 Nisan 2018, 14:52:59
18 yaşına kadar çırak olarak çalıştım ve hala devam eden yapan sanayiler var örneğin imes sanayi sitesinde çok
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 17:10:16
Çevir kazı yanmasın 30 yaşında çırak olamazmıymış.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 17:42:59
Çevir kazı yanmasın 30 yaşında çırak olamazmıymış.
bilmem çocuk fotosu paylaşıp duyarlılık kasarken kendine sordun mu bu soruyu ? Kendi aile işletmemizde 32 yasında bir arkadaş var. Bu sene 7. yılı olacak. 7 yıl önce işe girerken düğünü olmuş pederde yeni evlendi diye normalinden fazla maaş verdi bu arkadaşa..Geldiği gibi duruyor üstüne birşey koyamadı. Birde 3 yıllık eleman var CNC kullanıyor babası trafik kazasında vefat etmiş ailesine bakıyor.. Adam sıfırdan başladı CNC operatörü oldu. Makinayı tamamen öğrendiğinde bu arkadaşa CNC operatorleri ne kadar alıyorsa o kadar vermeyi düşünüyoruz. Adam Taner dediğim kişinin önüne geçti. Benim yukarda anlatmak istediğim özetle şuydu. Biz en başta Tanere evli diye alacagı paranın bir bucuk iki katını vererek yanlış mı yaptık ? Bunun gibi bir sürü örnek var diyorum çevremde. Yaşı önemli değil. Sanayide çocuk cırak kalmadıgını bende biliyorum. Ama çıraklar sadece cocuk değilki. Ama yasları ne olursa olsun adamlarda bir rahatlık var. Ben burdan çıkarsam gittiğim yerde 1600 - 1800e yine işe girerim bir yıl sonrada 200 lira zamımı alırım kafası yaşıyolar. İş seçtikleri gibi birde en hafif zorluğa katlanamıyolar. Bu bile başlı başına bir sorundur. Arkadaş yukarda dediki. Çırak temizlik yapmaz , tuvalet temizlemez , çay demlemez birde 30 yasındaki adamın işini yapmaz. E ne yapacak bu çırak ? Ufak bir sanayi işletmesi diyelim. Adamların 3 gibi işi bitti. O çırak arkadaş ne yapacak tabiki etrafı süpürecek.Etrafı süpürmek kötü birşey mi ? Tuvalet temizlemek kötü birşey mi ? Ufak bir işletmede temizlikçi yoksa tabiki çırak temizleyecek sekreteri , muhasebeciyi veya çizimciyi mi yolluyayım temizle diye.Sanki ben kurdum bu düzeni. Bana saldırıyorsun. HAdi sizin dediğiniz gibi yapalım o halde asgari ücreti 4000 lira yapın neler olacak. Hadi asgari ücret 4000 lira oldugu takdirde sanayi senin anlayışınla nasıl olumlu yönde etkilkecek söyle bana serkan bende diyeyim evet haklılar ben düşüncemde yanlışmışım. Hadi bekliyorum
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 18:30:53
Sen barışırsan bende barışırım
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Yabgu - 08 Nisan 2018, 18:43:05
Sen barışırsan bende barışırım
ben kimseyle küsmem artılarıma laf atma yeter , ileri gittim biraz özür dilerim yalnız anlatmak istediğim şey sizin anladıgınız şey değildi bunu bilin yeter.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 18:46:37
Yok yok ben abarttım ben özür dilerim
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mermi - 08 Nisan 2018, 18:59:34
İkinizede benden birer artı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 08 Nisan 2018, 19:01:09
Bende Yabgu ya bir artı vericem artık arkadaşız 90 dı 91 olacak
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 07 Ağustos 2018, 07:45:35
Büyük bir develüasyon var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 07:37:08
Çok fena develüasyon var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:05:58
Evet resmen bir devalüasyon. Bunların başsebeplerinden biri gereğinden fazla sürdürülen expansif finanspolitikasıdır. Uzun vadede dış yatırıma zemin kalmıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 09:26:28
Evet resmen bir devalüasyon. Bunların başsebeplerinden gereğinden fazla sürdürülen expansion finanspolitikasıdır. Uzun vadede dış yatırıma zemin kalmıyor.

Az önce gözümün önünde 6.50 tl oldu dolar hocam. Vallahi elim titriyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:28:45
Bu kur kolay toparlanmaz artık. Şpekülativlerin insafına kalmış durum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 09:37:22
Geçmiş olsun. Dolar altı Lirayı geçti.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 09:48:26
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Raptor44 - 10 Ağustos 2018, 14:36:59
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Peki bunu gizliden yaptılarsa amaç ne
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 14:38:50
Bir an 6,5 TL oldu ve müdahale edilmeden 5,8'e geriledi!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 15:20:02
Çok fazla oynuyor anlam veremiyorum.
Artık dönülmez nokta falan kalmadı sanırım :(
Develüasyon oldu ve kimse dile getiremiyor sanırım.

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satınalma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir
Peki bunu gizliden yaptılarsa amaç ne

Kırılgan piyasayı daha fazla tedirgin etmemek için. Son haftalarda yaşanan kur gerilemesi resmen devalüasyonun karekterini taşıyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 15:42:14
Şuanki yapılan açıklamadan ne çıkacak yada ne kadar yararlı olacak acaba ?
Şuan 6.13 oldu :( ben sade bir vatandaşım borcum yok çok şükür maaşlı çalışanım.
Hepimiz gibi endişeleniyorum üzülüyorum tedirginim :(
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 16:24:43
$6.50 şuan.  €7.43

O kadar boş konuştular ki. Birde Trump bey twit attı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 16:40:06
6,8'e kadar çıktığı söyleniyor. İlginç!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 10 Ağustos 2018, 17:06:57
$6.50 şuan.  €7.43

O kadar boş konuştular ki. Birde Trump bey twit attı.

Asagilik herif atesin icine daha daha benzin döküyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Afşar1 - 10 Ağustos 2018, 17:12:50
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'ye yönelik skandal paylaşımlarına bir yenisini ekleyerek, çelik ve alüminyum için gümrük verilerini vergileri iki katına çıkardığını duyurdu.
Trump, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Türk lirasının ABD doları karşısında hızla düştüğünü" ifade ederek, Türkiye'den gelen çelik ve alüminyum üzerindeki gümrük vergilerinin ikiye katlanmasına onay verdiğini duyurdu.

Trump, "Alüminyumda bu oran artık yüzde 20, çelikte de yüzde 50 olacak. Türkiye ile ilişkilerimiz bu dönemde iyi değil." ifadelerini kullandı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Ağustos 2018, 17:43:07
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 10 Ağustos 2018, 18:55:37
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!

Hocam kimse söylemiyor ama biz 2015'ten beri doğrusal bir krizdeyiz. Devletin borcu 100+ Milyar Dolar olsada ödenebilir gayet rahat. Ama özel sektör 350+ Milyar Dolarlık borcunu ödeyemez. Tabii kısa dönemli değil tamamı. Sadece 100+ Milyar Doları 1 yıl içinde ödenmeli. Mümkünatı yok IMF olmadan bu paea bulunamaz. Yerel seçim sonrası IMFden para istenecek diyorum ben. Yoksa bahsedildiği gibi tümden iflas verilir. Zaten 1 yıla yakındır çoğunluk inşaat firması başta olmak üzere çoğu sektörde batmalar, konkordatolar, iflas ertlemeler verildi - veriliyor. Tabii birde kriz fırsatçıları var. Zarar etmesede zarar etmiş gibi gözüken, paralar ile kaçan ve kaçacak olanlar.

Diğer ülkelerin gündemine girdiğimizi biliyorum. Zira biz iflas edersek bunun yayılmasından korkuyorlar. Özellikle Türkiye'nin karmaşıklaştırılmış demografisi yüzünden milyonlarca karışık mültecinin AB ye akın etmesinden.

En başında şu inşaat işi cüzi kârlar ile işin ehli tarafından yapılanlarda olsaydı bugün bu hale gelinmezdi. Ne olurdu sanki bir kutu gibi evden 1'e 10 yerine 1'e 2 kazanmaya çalışsalardı... 60 bin tlye maâl et, ama 600 bin tlye satmaya kalk... Hazine garantili işler zaten felaket.

Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Türkiye borçlarını kolay çevirebilecek bir ülke, yeter ki her önüne gelenle atışmasın, yeterki alttan almasını bilsin.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 11 Ağustos 2018, 21:35:56
Şuan ortadaki iddialar;

- 15+ büyük inşaat firması battı, projeler durdu, ödenekler yapılmıyor lakin açıklanmıyor.
- IMF ile gizli şekilde görüşülüyor.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 12 Ağustos 2018, 04:37:04
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!



Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?Enflasyonun artması ithal mala gelen zamlarla ve bazı yapısal sorunlarla ilgilidir.Ayrica ihracaat artmakta ve ihracaatin ithalatı karşılama oranı yükselmektedir.Ekonomi yine rekor bir buyumeye imza atacak. 3. Havalimanı 2 ay sonra açılıyor ayrıca diğer projeler savunma dahil en ufak bir kesinti yok ilerliyor yani kurun yükselmesi için hiçbir sebep yok ortada tamamen ekonomik bir operasyonla kur yükseliyor yükseltiliyor inşallah başarısız olacaklar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 12 Ağustos 2018, 04:39:48
Bu durum yabancıları da tedirgin ediyor. Türkiye'nin büyük bir krize girmesinden korkuyorlar. Çünkü Türkiye yabancı bankalara aşırı borçlu ve kriz nedeniyle borcunu ödeyemezse yabancı bankaların da batabileceği dillendiriliyor. Domino etkisi olabilir diyorlar!



Haa bu arada çok kritik bir konu var. Devlet sürekli karşılıksız para basıyor, özellikle emekli ikramiyesi olayı için sadece 20+ Milyar TL basıldı 1.5 ayda. Her karşılıksız para devasa enflasyon getiriyor. Birde her sene verilen müthiş Cari açık.

Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?Enflasyonun artması ithal mala gelen zamlarla ve bazı yapısal sorunlarla ilgilidir.Ayrica ihracaat artmakta ve ihracaatin ithalatı karşılama oranı yükselmektedir.Ekonomi yine rekor bir buyumeye imza atacak. 3. Havalimanı 2 ay sonra açılıyor ayrıca diğer projeler savunma dahil en ufak bir kesinti yok ilerliyor yani kurun yükselmesi için hiçbir sebep yok ortada tamamen ekonomik bir operasyonla kur yükseliyor yükseltiliyor inşallah başarısız olacaklar.
Ek olarak turizmde rekor doluluk oranları yaşanıyor oteller yüzde yüz dolu havayolu şirketleri özellikle thy ilk defa yüzde 80 dolulugun üzerine çıkmış durumda.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 12 Ağustos 2018, 08:34:09



Bu paranın basıldığına dair bir kaynağın var mı yoksa kaynak bizzat sen misin?
[/quote]

http://www.haberayyildiz.com/gundem/merkez-bankasi-para-basiyor-turkiye-ekonomisi-cokuyor-18951h.html (http://www.haberayyildiz.com/gundem/merkez-bankasi-para-basiyor-turkiye-ekonomisi-cokuyor-18951h.html)

Tedavüldeki para miktarı bir anda çok hızlı arttı. Para arzı 5 yıldır hafif hafif arttırılıyordu zaten, yalnız karşılık olarak altınımız yok.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 12 Ağustos 2018, 13:21:25
Arkadaşlar ekonomist değilim ancak iktisat ve ekonomi tarihini çok okumuş bir insan olarak bizim ekonomik sıkıntımızın temelinde çok büyük bir felsefik sorunun yattığına inanıyorum. Sorunun ismi KAPİTALİST LİBERAL EKONOMİ. Akp başa geldikten sonra Türkiye az da olsa karma ekonomik sistemde olan konumunu nerdeyse tamamen Kapitalist Liberal Ekonomiye kaydırdı. Bunu nasıl yaptı devlete ait zarar eden veya ettirilen tüm şirket ve yapıların çoğunu özelleştirdi ki bu halk arasında " aaa ülkeyi satıyorlar olarak algılandı. "

Akp'nin Liberal Ekonomik sistemi şöyleydi; Devlet bir şirket ve yapı kurmaz . Ülkenin ihtiyacı olan alanlara teşvik yapar, paket açıklar, halk gelir şirket açar üretimi karşılar ihracat  yapar devlet vergi üzerinden payını alır.Aslında bir devlet için güzel bir sistem. Ama şunu atladılar, Türk insanının genlerinde TÜCCARLIK ,TİCARET, SANAYİCİLİK YOK.Bizim atalarımız askerlikle uğraşan hayvancılık yapan çiftçilerdi. İstisnalar dışında hiçbir zaman deniz kıyısında yaşayıp deniz ticareti yapan, yüzyıllardır şehirlerde yaşamış burdaki pazarlarda tüccarlığı genlerimize işletmiş, deve kervanlarıyla yüzyıllarca mal taşımış bir millet OLMADIK. Bilimsel olarak bir kaç nesil tarafından tekrarlanan davranışlar artık o insanların genlerine işliyor ve kalıcı oluyor. Bu fiziksel özelliklerde bile geçerli kutuplara gidin yaşayın kardan yansıyan güneş yüzünden 5 nesil boyunca gözleriniz çekikleşir sonra afrikaya gitseniz bile çocuklarınız çekik gözlü doğar. Veya beyaz tenli karıştırıyor olabilirim. Yani bu özellik bizim genlerimizde yok. Zaten osmanlı'da da , selçuklu da da ticaret ve zanaatkarlık genelde gayrimüslimler üzerinden ilerlemiş bir sektör.  Kurtuluş savaşından sonra gönderilmeleriylede elimizde kalan  bir avucu ülkenin tepe noktasını oluşturuyor zaten.


Tabi birde devlet eliyle desteklenen Sabancı ve Koç var. Yıllarca sabancı sabancı kayserili adamlar vs . denildi. Kayseriye gidin bakın şehirde ermenilerin ticari hayatta çok büyük izleri var. Çarşıya girin bir tane kuyumcu bulamazsınız hepsinin ismi Sarraf. Yani belliki sabancının geçmişinde de bir ilişki var. Koç'un geçmişinide bilmesemde cumhuriyet kadroları tarafından 100 yıldır itelene itelene bir yerlere gelmiş bir oluşum. O yüzden AKP'nin bu Teşvik sistemine bağlı LİBERAL EKONOMİ'nin işe yarayacağı bir toplum yapısına sahip değiliz. Çünkü ;

+ Bizim sanayicimiz hiçbir zaman riske girip ileri teknolojilere yatırım yapmaz
+ Parasını riske atmaz. Binbir garantiyle bir işe girer.
+ Koç gibi elaleme sıfırdan araç yapar ama o firmalar darılmasın diye milli araba yapılamaz intihardır der.
+ Arge nedir bilmez , Girişim ruhu yoktur , zaten ticari olarak ihracat ilişkilerinde bireysel olarak patronlar sıfırdır.
+ Bir sektörü tutturdumu ölümüne oradan devam eder yatırım yapmaz.

Halka dönelim ;

+ Elinde bir parası olursa asla ticarete girmez, direk ev alır kira yer kendini garantiye alır
+ Çiftci devletin verdiği teşvik kredisiyle yatırım yapmaz gider oğlanın kınasını düğününü yapar.
+ Tarladan biraz kar etsin üretimi arttırmak için iyi tohuma gübreye ilaca yatırım yapacağına gider ihtiyacı olmamasına rağmen traktörü büyütür yenisini alır çeker ilçe kahvehanesinn önüne birde ağzında sigara hava ata ata kağıt oynar.
+ Şehirde kobi kredisini çeken kobi biraz beli doğrulttumu işletmeyi büyütmez gider bmw 5.20 alır dik yaka gömlek kızlar seri köz getir tayfa olur.


O yüzden Türk insanı iyi Askerdir, Çalışkandır, Zekidir, Vicdanlıdır ama iyi Tüccar değildir, Sanayici hiç değildir. Koskoca Türkiye ekonomisi de devletin teşvikleriyle özel sektörün keyfine bırakılacak bir sektör asla OLMAMALIDIR. Bizler Abd değiliz orada MAKE MONEY yani para yapmak gibi bir kültür var. İnsanların en büyük amacı biraz para kazanıp bir şirket bir kuruluş kurup büyümek. Orda tabi devlet teşvik yapar özel sektör hemen doldurur.


O yüzden bizim ÇÖZÜMÜMÜZ = KARMA EKONOMİK MODEL, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK'dir .


Bu sistemde devlet bir alanda şirket veya ithalat fazlası gördüğünde teşvik yapmaz. Direk o alanda bir şirket kurar . Bu şirketi devlet büyütür bir seviyeye getirir bu şirket tam devletçi modelde devlet şirketi olarak devam eder, Karma sistemde ise devlet şirketin bir kısmını özel sektöre satar veya halka açar kademe kademe özel sektöre kaydırır.

Atatürk döneminde her ne kadar İzmir İktisat Kongresinde Liberal bir izlenim verilse de - Ki bunun sebebi Lozan'ın imzalanması içindir(ayrıntı isteyen özel mesaj atabilir)- o dönemdeki kurulan sanayi devletçilik sayesinde kurulmuştur. 1929 ekonomik krizinden bu ülke devletçilik sayesinde kurtulmuştur. Devam eden nato'ya giriş dönemi, amerikanlaşma ve Demokrat Parti dönemlerinde birazda demokrat parti Varlık vergisi ve Milli koruma kanunu'nun gazıyla başa geldiğinden ve bu vergilerin DEVLETÇİLİK ile bağdaştırılmasından Devletçilik biraz ötelendi zaten nato ve abd etkisi üstünden silindir gibi geçti. Bu sistem doğru uygulanırsa halkımız için en etkili ekonomik sistem gibi bunun en güzel modern örneğini SAVUNMA SANAYİSİ'nde görüyoruz. Devlet destekli kurulan şirketler devamlı ordu tarafından sübvanse edildi müsteşarlıkta şirketleri yapılanma ve arge konusunda kordine edince bir ana Savunma Sanayisi ve birde özel savunma sanayi şirketleri çeperi oluştu. Ben açıkcası TSKGV'yi bir özel sektör olarak görmüyorum.

(https://www.kocaelizirve.com/upload/images/27138_3.jpg)

Şimdi gel gelelim şu an içinde olduğumuz ekonomik duruma ne yazıkki kötü bir durum. Bizim bu durumdan kalıcı olarak çıkmamızın tek yolu ;

YURTİÇİNDE TL İLE YATIRIM YAPIP ÜRET, YURTDIŞINA DOLAR İLE SAT.

Kısaca üret,üret,üret.

Ve bunu en hızlı nasıl yapabiliriz = Devletçilik.

En hızlı hangi sektörlerde yapabiliriz = Tarım ve Hayvancılık, Tekstil, Yazılım, Enerji

Tarım ve Hayvancılık : Senelerdir Tarım ülkesi olarak nitelendirildik ama ne yazık ki şu an dışardan büyük oranda tarımsal ürün ve hayvan ithal ediyoruz. Ve çoğunda dolarlarda dışarıya gidiyor. Arkadaşlar ülkemiz cennet ama ne yazıkki en kötü çiftcisinin evinde tarımla ilgili en az 15 kitap varken bizim bunlarla şu anki sistemle mücadele etmemiz zor.  O yüzden bu işe devletin girmesi ŞART. Keza bizim miletimiz zaten aylık garanti kazancı sever.

O yüzden devlet belirli süre ekilmeyen arazilere veya devlet arazilerine üretimden yüzde pay karşılığı devlet tarım arazileri kapsamına alıp çiftcilerin garanti asgari ücret karşılığı ziraat mühendisleri tarafından yönlendirilerek tamamen modern tarım araçları ve tarım yöntemleriyle tarım yapacağı aynı sistemin hayvancılık konusunda da uygulanıp devlet çiftliklerinin kurulacağı ve hayvanların tam üretkenlikte hayvanların her şeyinden yararlanıldığı  bir sistemin kurulması ve halkın burda verimle çalışması daha mantıklı. Ayrıca devlet nerde ne yetişeceğini ne kadarın yeterli olacağı ve ne kadarın ihracata ayrılacağını belirleyeceğinden gayet verimli olacağı malum.

Ayrıca bu ofisler bir tsk vazifesi görür ise ve bir tarım sanayisi müsteşarlığı kurarsa ülkemizde Tarım sanayisinin gelişeceğini ve ülkeye dolar sağlayacağını düşünüyorum.


Tekstil : Senelerdir Tekstilde başa oynayan bir ülkeydik. Hatta tekstil pamuğu yetiştirmek için gap gibi büyük bir projeye giriştik. Ama ne oldu çin o müthiş üretim altyapısı ile özellike ucuz kuma ve tekstil ürünlerini sirkülase ettiler. Bizim burada yapmamız gereken daha kaliteli dokuma hammaddelerine yatırım yapıp bu türleri yetiştirip hali hazırdaki tekstil şirketlerini yurtdışına yaymak için devletin ya kendi şirketini kurması yada bu şirketlere ortak olması lazım.

Yazılım  = Getiri sağlaması en kolay alanlardan birisi. Devlet ortaklıklı bir kaç yazılım şirketi kurulup bu şirketlerin proje başvurusu tabanlı çalışması mantıklı olur. Değerli projeleri toplayıp bunlar üzerine çalışmak için Türkiyenin en iyi yazılım mühendislerini aselsan gibi toplayacak bir kuruluş ülkemize çok ciddi dolar girdisi sağlayacaktır. 

Enerji = Arkadaşlar ülkemizin cidden kanayan yarası ülkedeki doların yaklaşık 3 te 1'ini ıınmak ve üstünden elektrik üretmek için doğalgaz'a ve araçlarımız ve çeşitli alanlar için petrole veriyoruz. Ve evet ülkemizde Petrol ve doğalgaz yok kadar az . Biz bu iki bağımlılığımızı ne kadar azaltabilirsek o kadar bizim için iyi olacak. Çok büyük bir kazanç cebimizde kalacak.
Peki bunu nasıl yaparız ? İlk olarak başta temiz enerji yatırımları ve en önemliside ne yazıkki çabukcak nükleer enerjiye yatırımı arttırıp nükleer santral yapabilir seviyeye gelecek teknoloji transferini sağlayıp kendi santrallerimizi yaparak ülkedeki enerji üretim kabiliyetine çağ atlatmamız lazım .

Çünkü eğer böyle yaparsak milli otomobil projesinede destek olack şekilde ülkede elektrikli otomobili teşvik ederek petrole olan ihtiyacı aşırı düşürebiliriz, amerikadaki gibi klima bazlı elektrikle soğutma ve ısıtma sistemlerini ülkemizde yeni yapılarda şart koşarak doğalgazdan ve tabiki doğalgazla işleyen elektrik üretim tesiserini kpatarak doğalgazada iden parayı aşırı sınırlayarak bütçenin yüzde 20-30'una yakın bir dolar'ı ek kazanç gibi cebimizde muhafaza edebilir ve enerjide bağımsız olabiliriz.


Sanayi : Bu alanda da güney Kore'nin zamanında yaptığı gibi her alanda belirli devlet ortaklıklı ve destekli şirketler seçerek bunları bir thy gibi uluslararası arenaya çıkarmak ve bir savunma sanayisi müsteşarlığı modeli veya bu modelin evriltilmiş versiyonlarını uygulamamız lazım. Mesela buna Togg ile başlayabiliriz. Ama bu sektörde de Devletçiliğin olması itici güç olması şart. Çünkü riske girmeyi düşünen dünyayı takip eden bir sanayicimiz yok.


Tabi bunlardan ayrı bütün bu sektörlerde çalıştırmanız gereken bir nitelikli iş gücü kısmı var . Ve bu eğitimle ilgili kısım bambaşka bir konu. Belki onuda başka bir yazıda fikirlerimden bahsederim. Kısaca benim düşüncem ve fikirlerim budur. Doğru bulunur veya bulunamaz. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 12 Ağustos 2018, 21:26:24
B.Erdoğan bey'in bugünkü konuşması çok fenaydı. Yarın 10 tl civarını görürsek şaşırmam.

Dövizin yükselmesinin bence en kötü etkisi gıda zamlanması ve savunma sanayiiyi etkilemesi.
10 milyar dolar bütçe zaten çok azdı. 6 milyar dolara düşmüş. Arda mevlütoğlunun twitter hesabında gördüm.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: P4RS - 13 Ağustos 2018, 00:26:57
Ya bilerek böyle yapıyor yada ....

Diyecek bi şey yok.

Yağ kuyruğu vardı diye yuhlattığı insanların 10 1 kadar bile bir şey bildiği yok.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: UYVAR - 13 Ağustos 2018, 03:54:39
Arkadaşlar ekonomist değilim ancak iktisat ve ekonomi tarihini çok okumuş bir insan olarak bizim ekonomik sıkıntımızın temelinde çok büyük bir felsefik sorunun yattığına inanıyorum. Sorunun ismi KAPİTALİST LİBERAL EKONOMİ. Akp başa geldikten sonra Türkiye az da olsa karma ekonomik sistemde olan konumunu nerdeyse tamamen Kapitalist Liberal Ekonomiye kaydırdı. Bunu nasıl yaptı devlete ait zarar eden veya ettirilen tüm şirket ve yapıların çoğunu özelleştirdi ki bu halk arasında " aaa ülkeyi satıyorlar olarak algılandı. "

Akp'nin Liberal Ekonomik sistemi şöyleydi; Devlet bir şirket ve yapı kurmaz . Ülkenin ihtiyacı olan alanlara teşvik yapar, paket açıklar, halk gelir şirket açar üretimi karşılar ihracat  yapar devlet vergi üzerinden payını alır.Aslında bir devlet için güzel bir sistem. Ama şunu atladılar, Türk insanının genlerinde TÜCCARLIK ,TİCARET, SANAYİCİLİK YOK.Bizim atalarımız askerlikle uğraşan hayvancılık yapan çiftçilerdi. İstisnalar dışında hiçbir zaman deniz kıyısında yaşayıp deniz ticareti yapan, yüzyıllardır şehirlerde yaşamış burdaki pazarlarda tüccarlığı genlerimize işletmiş, deve kervanlarıyla yüzyıllarca mal taşımış bir millet OLMADIK. Bilimsel olarak bir kaç nesil tarafından tekrarlanan davranışlar artık o insanların genlerine işliyor ve kalıcı oluyor. Bu fiziksel özelliklerde bile geçerli kutuplara gidin yaşayın kardan yansıyan güneş yüzünden 5 nesil boyunca gözleriniz çekikleşir sonra afrikaya gitseniz bile çocuklarınız çekik gözlü doğar. Veya beyaz tenli karıştırıyor olabilirim. Yani bu özellik bizim genlerimizde yok. Zaten osmanlı'da da , selçuklu da da ticaret ve zanaatkarlık genelde gayrimüslimler üzerinden ilerlemiş bir sektör.  Kurtuluş savaşından sonra gönderilmeleriylede elimizde kalan  bir avucu ülkenin tepe noktasını oluşturuyor zaten.


Tabi birde devlet eliyle desteklenen Sabancı ve Koç var. Yıllarca sabancı sabancı kayserili adamlar vs . denildi. Kayseriye gidin bakın şehirde ermenilerin ticari hayatta çok büyük izleri var. Çarşıya girin bir tane kuyumcu bulamazsınız hepsinin ismi Sarraf. Yani belliki sabancının geçmişinde de bir ilişki var. Koç'un geçmişinide bilmesemde cumhuriyet kadroları tarafından 100 yıldır itelene itelene bir yerlere gelmiş bir oluşum. O yüzden AKP'nin bu Teşvik sistemine bağlı LİBERAL EKONOMİ'nin işe yarayacağı bir toplum yapısına sahip değiliz. Çünkü ;

+ Bizim sanayicimiz hiçbir zaman riske girip ileri teknolojilere yatırım yapmaz
+ Parasını riske atmaz. Binbir garantiyle bir işe girer.
+ Koç gibi elaleme sıfırdan araç yapar ama o firmalar darılmasın diye milli araba yapılamaz intihardır der.
+ Arge nedir bilmez , Girişim ruhu yoktur , zaten ticari olarak ihracat ilişkilerinde bireysel olarak patronlar sıfırdır.
+ Bir sektörü tutturdumu ölümüne oradan devam eder yatırım yapmaz.

Halka dönelim ;

+ Elinde bir parası olursa asla ticarete girmez, direk ev alır kira yer kendini garantiye alır
+ Çiftci devletin verdiği teşvik kredisiyle yatırım yapmaz gider oğlanın kınasını düğününü yapar.
+ Tarladan biraz kar etsin üretimi arttırmak için iyi tohuma gübreye ilaca yatırım yapacağına gider ihtiyacı olmamasına rağmen traktörü büyütür yenisini alır çeker ilçe kahvehanesinn önüne birde ağzında sigara hava ata ata kağıt oynar.
+ Şehirde kobi kredisini çeken kobi biraz beli doğrulttumu işletmeyi büyütmez gider bmw 5.20 alır dik yaka gömlek kızlar seri köz getir tayfa olur.


O yüzden Türk insanı iyi Askerdir, Çalışkandır, Zekidir, Vicdanlıdır ama iyi Tüccar değildir, Sanayici hiç değildir. Koskoca Türkiye ekonomisi de devletin teşvikleriyle özel sektörün keyfine bırakılacak bir sektör asla OLMAMALIDIR. Bizler Abd değiliz orada MAKE MONEY yani para yapmak gibi bir kültür var. İnsanların en büyük amacı biraz para kazanıp bir şirket bir kuruluş kurup büyümek. Orda tabi devlet teşvik yapar özel sektör hemen doldurur.


O yüzden bizim ÇÖZÜMÜMÜZ = KARMA EKONOMİK MODEL, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK, DEVLETÇİLİK'dir .


Bu sistemde devlet bir alanda şirket veya ithalat fazlası gördüğünde teşvik yapmaz. Direk o alanda bir şirket kurar . Bu şirketi devlet büyütür bir seviyeye getirir bu şirket tam devletçi modelde devlet şirketi olarak devam eder, Karma sistemde ise devlet şirketin bir kısmını özel sektöre satar veya halka açar kademe kademe özel sektöre kaydırır.

Atatürk döneminde her ne kadar İzmir İktisat Kongresinde Liberal bir izlenim verilse de - Ki bunun sebebi Lozan'ın imzalanması içindir(ayrıntı isteyen özel mesaj atabilir)- o dönemdeki kurulan sanayi devletçilik sayesinde kurulmuştur. 1929 ekonomik krizinden bu ülke devletçilik sayesinde kurtulmuştur. Devam eden nato'ya giriş dönemi, amerikanlaşma ve Demokrat Parti dönemlerinde birazda demokrat parti Varlık vergisi ve Milli koruma kanunu'nun gazıyla başa geldiğinden ve bu vergilerin DEVLETÇİLİK ile bağdaştırılmasından Devletçilik biraz ötelendi zaten nato ve abd etkisi üstünden silindir gibi geçti. Bu sistem doğru uygulanırsa halkımız için en etkili ekonomik sistem gibi bunun en güzel modern örneğini SAVUNMA SANAYİSİ'nde görüyoruz. Devlet destekli kurulan şirketler devamlı ordu tarafından sübvanse edildi müsteşarlıkta şirketleri yapılanma ve arge konusunda kordine edince bir ana Savunma Sanayisi ve birde özel savunma sanayi şirketleri çeperi oluştu. Ben açıkcası TSKGV'yi bir özel sektör olarak görmüyorum.

(https://www.kocaelizirve.com/upload/images/27138_3.jpg)

Şimdi gel gelelim şu an içinde olduğumuz ekonomik duruma ne yazıkki kötü bir durum. Bizim bu durumdan kalıcı olarak çıkmamızın tek yolu ;

YURTİÇİNDE TL İLE YATIRIM YAPIP ÜRET, YURTDIŞINA DOLAR İLE SAT.

Kısaca üret,üret,üret.

Ve bunu en hızlı nasıl yapabiliriz = Devletçilik.

En hızlı hangi sektörlerde yapabiliriz = Tarım ve Hayvancılık, Tekstil, Yazılım, Enerji

Tarım ve Hayvancılık : Senelerdir Tarım ülkesi olarak nitelendirildik ama ne yazık ki şu an dışardan büyük oranda tarımsal ürün ve hayvan ithal ediyoruz. Ve çoğunda dolarlarda dışarıya gidiyor. Arkadaşlar ülkemiz cennet ama ne yazıkki en kötü çiftcisinin evinde tarımla ilgili en az 15 kitap varken bizim bunlarla şu anki sistemle mücadele etmemiz zor.  O yüzden bu işe devletin girmesi ŞART. Keza bizim miletimiz zaten aylık garanti kazancı sever.

O yüzden devlet belirli süre ekilmeyen arazilere veya devlet arazilerine üretimden yüzde pay karşılığı devlet tarım arazileri kapsamına alıp çiftcilerin garanti asgari ücret karşılığı ziraat mühendisleri tarafından yönlendirilerek tamamen modern tarım araçları ve tarım yöntemleriyle tarım yapacağı aynı sistemin hayvancılık konusunda da uygulanıp devlet çiftliklerinin kurulacağı ve hayvanların tam üretkenlikte hayvanların her şeyinden yararlanıldığı  bir sistemin kurulması ve halkın burda verimle çalışması daha mantıklı. Ayrıca devlet nerde ne yetişeceğini ne kadarın yeterli olacağı ve ne kadarın ihracata ayrılacağını belirleyeceğinden gayet verimli olacağı malum.

Ayrıca bu ofisler bir tsk vazifesi görür ise ve bir tarım sanayisi müsteşarlığı kurarsa ülkemizde Tarım sanayisinin gelişeceğini ve ülkeye dolar sağlayacağını düşünüyorum.


Tekstil : Senelerdir Tekstilde başa oynayan bir ülkeydik. Hatta tekstil pamuğu yetiştirmek için gap gibi büyük bir projeye giriştik. Ama ne oldu çin o müthiş üretim altyapısı ile özellike ucuz kuma ve tekstil ürünlerini sirkülase ettiler. Bizim burada yapmamız gereken daha kaliteli dokuma hammaddelerine yatırım yapıp bu türleri yetiştirip hali hazırdaki tekstil şirketlerini yurtdışına yaymak için devletin ya kendi şirketini kurması yada bu şirketlere ortak olması lazım.

Yazılım  = Getiri sağlaması en kolay alanlardan birisi. Devlet ortaklıklı bir kaç yazılım şirketi kurulup bu şirketlerin proje başvurusu tabanlı çalışması mantıklı olur. Değerli projeleri toplayıp bunlar üzerine çalışmak için Türkiyenin en iyi yazılım mühendislerini aselsan gibi toplayacak bir kuruluş ülkemize çok ciddi dolar girdisi sağlayacaktır. 

Enerji = Arkadaşlar ülkemizin cidden kanayan yarası ülkedeki doların yaklaşık 3 te 1'ini ıınmak ve üstünden elektrik üretmek için doğalgaz'a ve araçlarımız ve çeşitli alanlar için petrole veriyoruz. Ve evet ülkemizde Petrol ve doğalgaz yok kadar az . Biz bu iki bağımlılığımızı ne kadar azaltabilirsek o kadar bizim için iyi olacak. Çok büyük bir kazanç cebimizde kalacak.
Peki bunu nasıl yaparız ? İlk olarak başta temiz enerji yatırımları ve en önemliside ne yazıkki çabukcak nükleer enerjiye yatırımı arttırıp nükleer santral yapabilir seviyeye gelecek teknoloji transferini sağlayıp kendi santrallerimizi yaparak ülkedeki enerji üretim kabiliyetine çağ atlatmamız lazım .

Çünkü eğer böyle yaparsak milli otomobil projesinede destek olack şekilde ülkede elektrikli otomobili teşvik ederek petrole olan ihtiyacı aşırı düşürebiliriz, amerikadaki gibi klima bazlı elektrikle soğutma ve ısıtma sistemlerini ülkemizde yeni yapılarda şart koşarak doğalgazdan ve tabiki doğalgazla işleyen elektrik üretim tesiserini kpatarak doğalgazada iden parayı aşırı sınırlayarak bütçenin yüzde 20-30'una yakın bir dolar'ı ek kazanç gibi cebimizde muhafaza edebilir ve enerjide bağımsız olabiliriz.


Sanayi : Bu alanda da güney Kore'nin zamanında yaptığı gibi her alanda belirli devlet ortaklıklı ve destekli şirketler seçerek bunları bir thy gibi uluslararası arenaya çıkarmak ve bir savunma sanayisi müsteşarlığı modeli veya bu modelin evriltilmiş versiyonlarını uygulamamız lazım. Mesela buna Togg ile başlayabiliriz. Ama bu sektörde de Devletçiliğin olması itici güç olması şart. Çünkü riske girmeyi düşünen dünyayı takip eden bir sanayicimiz yok.


Tabi bunlardan ayrı bütün bu sektörlerde çalıştırmanız gereken bir nitelikli iş gücü kısmı var . Ve bu eğitimle ilgili kısım bambaşka bir konu. Belki onuda başka bir yazıda fikirlerimden bahsederim. Kısaca benim düşüncem ve fikirlerim budur. Doğru bulunur veya bulunamaz. 

Zaten salarin Ermeni mallarina coktugu, koclarinda sabetayci oldugu soylenir bazi internet sitelerinde.
Başlık: Savunma Sanayii Başkanlığı'ndan Türk Lirası hamlesi
Gönderen: SKYWOLF - 18 Ağustos 2018, 09:54:46
Savunma Sanayii Başkanlığı'ndan Türk Lirası hamlesi

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), imzalanan sözleşmeler kapsamında dolar olarak verilen teminatların Türk Lirası’na çevrileceğini ve ilk defa imzalanacak sözleşmeler kapsamında verilecek olan teminatların Türk Lirası olarak belirleneceğini açıkladı.

Savunma Sanayii Başkanlığından yapılan açıklamada, “Başkanlığımız tarafından, imzalanmış olan sözleşmeler kapsamında dolar olarak verilmiş teminatların Türk Lirası'na çevrilmesi ve ilk defa imzalanacak sözleşmeler kapsamında verilecek olan teminatların Türk Lirası olarak belirlenmesi kararlaştırıldı” denildi.

http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-savunma-sanayii-ekonomi-2726837/ (http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-savunma-sanayii-ekonomi-2726837/)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 06 Ekim 2018, 22:04:46
Ne ise hafta içerisinde sayın cumhur başkanımızın açıklaması ile bir nebze rahatladım.

''Ekonomideki durumun,  Rahip Brunson ile alakası yok . Sorun yakında aşılacak''


Ben bu açıklamadan önce gerçekten kara kara düşünmekte idim .
 ''Rahip tutuklanınca ekonomimiz böyle olursa , Allah etmesin Piskopos veya kardinali tutuklarsak  memleket ekonomimiz ne olur'' ;D

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 13:57:56
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 15:12:04
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 15:16:31
Şu anda yapılması gereken Merkezin en az 300 baz puan faiz indirimine gitmesidir 6.8 lik kur faiziyle gidiyoruz dolar olmuş 5.23 eğer hemen indirim gelirse çok kısa sürede neticesini  enflasyonda görebileceğiz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 15:18:56
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 27 Kasım 2018, 15:30:18
Dış çeper olarak kastettiğin nedir? Atmosferin dış katmanlarından mı?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 15:36:18
Dış çeper olarak kastettiğin nedir? Atmosferin dış katmanlarından mı?

Kaynakların en sağlam olduğu yer marsla jüpiter arasındaki asteroid kuşağı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 18:02:40
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Bormatik ı duydun mu ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 27 Kasım 2018, 18:05:50
Bizler Osmanlıya kızıyoruz . Neden Amerikaya gitmedi veya coğrafi keşiflere katılmadı diyoruz. Adamlar ne güzel abd'den altınları gümüşleri getirmiş ve ekonomilerini çoşturmuşlar diyoruz.

Ancak şu an yeni bir Amerikanın keşfi gerçekleşiyor ve biz bundan bir haberiz ve büyük ihtimal gelecek nesiller bundan dolayı bize öfkelenecek.

Biz bu yeni nesil Amerikanın keşfine SPACE MİNİNG yani UZAY MADENCİLİĞİ diyoruz. Dünyanın egemen güçleri şu sıralar dünyanın dış çeperinden dünyada aşırı pahalı ve aşırı değerli madenler getirmeye çalışıyor.

İlerde bu madenlerle üretebilecekleri yeni nesil askeri ve sivil teknolojiler sanayi ürünleri ile dünya ekonomisini kuşkusuz fethedecekler.

Ha biz ha deyince buna dahil olamasakta çalışmaları hızlandırıp çeşitli bu konudaki ortaklıklara yatırım yapmalıyız. Yoksa gelişmekte olan bir ülkeden köleleşmekte olan bir ülkeye dönebiliriz.
Uzaydaki madenleri mi isleyecen!Elinin altındaki boru , toryumu islede uzaydakiler eksik kalsın!

Boryumu bu kadar abrtmaya gerek yok verimli bir tuzdur sonuçta. Bazı kullanılabileceği alanlar var zırhtır, yakıttır o konuda da uğraşıyoruz. Toryum ise nükleer tercihlere bağımlı bir madde biraz.

Benim üstte bahsettiğim bu maddeleri ilk olarak getirmek veya getirecek şirketlerde ortak ve söz sahibi olmak . Keza uzay madenciliği yasalarına göre madeni bulan şirketler bunların sahibi olacak. Ciddi maden bölgelerini kaptırırsak çok pişman oluruz. İlk getirebilelim de işlemesi bir kenarda kalsın.
Bormatik ı duydun mu ?

Deterjan olanını söylüyorsaız lisansta çalıştığım internet mağzasından hr gün ucuz diye kutu kutu satardık kalitesizliğinden dolayıda yarısına yakını iadeye dönerdi.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Canik - 27 Kasım 2018, 21:40:31
Bormatik kalitesiz değil parasıyla bile bulunamıyor yok piyasada ayrıca satiliyorsa hangi markette var söyle bende alayım  mesele  bormatik değil  senin bildigin gibi kullanım alanı sınırlı değil çok geniş.Bormatik in özelliğine gelince içinde glikoz yok anlayabildiğini sanıyorum.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: fatihvskamil - 23 Ocak 2019, 19:07:17
https://www.instagram.com/p/Bs-On8WA3uc/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=oh50xj7yx7vr (https://www.instagram.com/p/Bs-On8WA3uc/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=oh50xj7yx7vr)
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 30 Ocak 2019, 15:33:57
Türkiye'de bir ilk...
Motorin fiyatı benzin fiyatını geçti!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: fırtına06 - 30 Ocak 2019, 23:45:08
Türkiye'de bir ilk...
Motorin fiyatı benzin fiyatını geçti!

Tamam vergi vermek vatandaşlık görevidir de o kadar ağır vergi yüküyle karşı karşıyayız ki yakında alıp verdiğimiz nefes sayısı kadar vergi alırlar diye korkmaya başladım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 31 Ocak 2019, 12:48:39

Tamam vergi vermek vatandaşlık görevidir de o kadar ağır vergi yüküyle karşı karşıyayız ki yakında alıp verdiğimiz nefes sayısı kadar vergi alırlar diye korkmaya başladım.

Resmi kurumların çoğu özelleşti. Para basan yollar, köprüler vs. Devletin giderleri sürekli artarken gelirleri ise neredeyse sadece halktan alınan vergiler olarak kaldı!

Ülkemizin ekonomisi genel olarak inşaat sektörü sayesinde ayakta duruyordu. Pek çok konut yapıldı. Şu meşhur faiz lobisinden alınan uzun vadeli krediler sayesinde bu çark belli bir süre döndü. Uzun vadeli, düşük faizli kredilerle vatandaşlar ev, araba vs aldılar. Tabi o uzun vade süresince gelirlerini bağlamış oldular. Alabilen aldı. Piyasa doyuma ulaştı ve sonunda tıkandı. Artık alan neredeyse yok. Çünkü herkes borçlu! Daha ne alabilecekler! Senelerini borç ödemeye adamışlar!

Ekonominin bugünkü kötü durumunun nedenlerinden biri bu sadece!

Güçlü ekonomi için  üretmek ve ürettiğini dışarıya satmak gerekir. Biz ise tam tersini yapıyoruz. Önceden ürettiklerimizi geliştirmek yerine artık üretmiyor, neredeyse her şeyi dışarıdan alıyoruz! Vahim hata!

Nefes konusunda sana katılıyorum. Diyorum bu aralar zaten, yakında hepimize birer gaz maskesi takacaklar. O maskede bir de sayaç olacak. Aldığımız nefesi metreküp olarak faturalandıracaklar! Ödemedin mi nefesini kesecekler! Gidişat onu gösteriyor!  ::)

Azla yetinen, kolay yönlendirilebilen, basit teknolojilerle uyutulabilen, düşük eğitimli kalabalık nüfus yerine; sürekli gelişmeyi, daha iyisini yapmayı hedefleyen, başarmaya çalışan, uzman seviyesinde çok iyi eğitimli, yüksek bilinçli, kalabalık olmayan nüfus ve yüksek teknoloji...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 31 Ocak 2019, 13:25:31
Sn Skywolf yapmış olduğunuz yorum malesef ve malesef gerçeğin taa kendisi olmakle birlikte bazı arkadaşlar yorumunuz hakkında pek mutabık kalmayacakları kesin .Her durumda doğruyu söyleyebilmek irade ister benden size +1

Beyler eksilernizi Skywolf değil bana verin ben kolleksiyonculuğu severim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 28 Şubat 2019, 23:22:19
https://www.youtube.com/watch?v=73mKUu38MsM&t=7s (https://www.youtube.com/watch?v=73mKUu38MsM&t=7s)

Bir çoğunuz görmüştür ancak şu videoyu bir kez daha gözlerinizi kapatıp dinleyin. Bu anın şöyle bir önemi vardır. Türkler tarihin her döneminde ilk 3-5'de olmuş bir millettir. Ancak bir kaç zaman vardır ki Türklük işte o zaman tüm dünyaya aleni olarak ALEM BUYSA KRAL BENİM  demiştir. Bu durum sadece 2 anda olmuştur . Birisi Atilla'nın avrupa seferi diğeride işte bu kanuni dönemidir. İstanbulun fethi ve 2. ve sonrası haçlı seferlerinde haçlıları ezdikten sonraki dönemler daha düşük yoğunluklu olarak söylenebilir.

Peki biz bunu defalarca nasıl başardık ?

Osmanlı bunu öyle ruhani evliyalarla felan değil bir zahati Eğitim, bilim, üretim ile başardı. Osmanlının başarısı dünyanın en iyi eğitimli ve en gelişmiş ve teknolojik silahlarını üretip kullanan ordusuna sahip olup, tımar gibi dönemin en etkili tarımsal üretim ve vergilendirme sisteminden , sefer ganimetinden, ipek yolu gelirlerinden ve tekstil üretiminde Hindistanla dünyanın en büyük üreticisi olması (dönemin en büyük sanayi kolu otomotiv, bilişim vs gibi düşünün) sayesinde dünyanın en büyük ekonomisi olması ve eğitimde ve bilimde günümüzün üniversitesini karşılayan gelişmiş bir medrese ağına sahipti ve gerçekten bilim yapılan yerlerdi. Anadoluda bir sürü tıp , uzay gözlem fizik ve matematik medreseleri vs. vardı. (Kanuni dönemine kadar ) ve burdan gelen bilgi üretimini askeri ve üretim alanlarında kullandığından dolayı buralara geldi.

Biz bunu böyle başardık.

Yani şu an Ordumuzu milli silahlarla ve dünyanın en iyi eğitim talimatnameleri vs. ile donatmak ve eğitmeliyiz. Ama onun için ülkemizin sağlam bir ekonomisi olması lazım . Tabi ki bunun içinde iyi bir eğitim sistemi lazım.

Ekonomi konusunda ;

Bu iş şu anki gibi şu sektöre teşvik bu sektöre teşvik , gıdım gıdım ihracatı her alanda arttırmaya çabalayalım. Böyle olmaz. Bunun bazı sebebleri var. Daha sonra açıklarız. Artık devletin devletçi yüzünü gösterip kollarını sıvayıp tüm imkanlarıyla bazı sektörlerde sübvanse devlet kuruluşları kurmalıdır. Tıpkı savunma sanayisi gibi .

Savunma sanayisi nasıl parlamıştır ?

Alım garantisi, Ordu isterleri ve standartları ve o standartlara çıkmak için gerekli teknolojiyi transfer, arge vs . yöntemiyle elde etme planlamasını yapan bir ssm.

Bu mekanizmayı ev elektroniği, otomotiv, elektronik vb. sektörlere uygularsak verim alırız. Tabi herşeyden önce tarım ve haycancılığı canlandırmak lazımdır ki .  Burada birazda tarım ve hayvancılık bakanlığının tekrar silbaştan yapıp , Tarımda ve Hayvancılıkta şirketleşmeyi desteklemesi gerekirse devletleştirip devlet çiftlikleri kurup toplu olarak arazileri kiralayıp çiftcileri burda sabit düşük ücretle çalıştırması ve modern ve makineleşmiş tarımı devlet eliyle uygulaması lazımdır. Yoksa bizim çiftçimizden ne bilinçli tarım yapar, nede verim alır . Buna güvenirsek işimiz yaş.


O yüzden ya devlet başa ya kuzgun leşe. Ne bizim sanayimiz avrupalı sanayici gibi eğitimli risk seven vizyoner ve edepli ki sübvanse ve teşviği kullanabilecek birileri değildir. Nede çiftçimiz Avrupa çiftçisi gibidir. O yüzden devletin kollarını sıvaması lazım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 01:37:44
Yukarıdaki alıntıya eleştiri olarak; Kanuni döneminin öyle pek de methedilecek bir dönem olduğu kanaatinde değilim -ki tarihçiler; Kanuni dönemini, gerilemenin başlangıcı olarak kabul ederler. Dönemin şa' şası, geçmişin mirasından gelmektedir. Kaldı ki Osmanlı Devletinin en parlak dönemi olarak Fatih dönemi gösterilir. Kanuni dönemiyse, bağnazlık sürecinin iyice devlete egemen olduğu dönem olarak tarihe geçmiştir. Örneğin Osmalı' da çokça meşhur olan Kadızadeliler Hareketi vardır. Bu adamlar o kadar bağnaz insanlardı ki, Padişahı kışkırtmaları sonucu; döneminin en meşhur matematikçisi olan Takiyüddin Raşid' in kurmuş olduğu rasathaneyi, denizden top atışlarıyla yıktırmayı başarmışlardır. Zaten sonraki dönemde bu bağnazlık hareketleri, Osmanlı' nın başını yiyen en büyük belalardan birisi olmuştur. Günümüzde etkileri halen devam ediyor.

Kanuni' nin bir diğer yanlışı, ilk defa kapitülasyonları uygulayan padişah olmasıdır. İlk kapitülasyonlar bilindiği üzere Fransızlara verilmişti. Diğer ülkeler, kapitülasyonlarla elde ettiği ayrıcalıklar sonucunda Osmanlı pazarına egemen olmuşlar ve Osmanlı' nın geleneksel ticaret hayatını yok etmişlerdir. Öyle ki bu beladan kalıcı olarak kurtulmak Mustafa Kemal Atatürk' e nasip olmuştur. Bakınız, etkileri kaç yüzyıl devam etmiş!

Kısacası Kanuni Sultan Süleyman; öyle engin görüşlü, çağının ilerisinde bir insan değildi. Orta çağın diğer krallarından pek bir farkı yoktu. Büyüklüğü, devletin köklü geleneklerinden gelmektedir. Yani geçmişin mirasını yemiştir. Zaten akabinde çöküş başlamıştır.


Ekonomi politikalarına gelince de...

Tarım politikalarında şirketleşmeden daha çok kooperatifleşmeyi teşvik etmek lazım. Niye diyecek olursak; ne yazık ki Türkiye' deki şirketlerin %95' i ismen şirkettir. Şirket olmak demek; tüzel kişilik hukuki yapısının ''Limited şirketi'' veya ''Anonim Şirketi'' olması demek değildir. Şirketleşmenin beraberinde ''Kurumsal Kültür'' yada ''Kurumsallaşma'' getirmesi beklenirken; bir de bakıyorsunuz ki, şirketlerin %95' i adeta mahalle bakkalı veya ''adi şirket'' gibi yönetilmektedir. Bu anlayış devlet kademesinde de aynen mevcuttur. Örneğin diyorlar ya, devleti şirket gibi yöneteceğiz diye; oysaki devleti aile şirketi gibi yönetiyorlar. Aynı anlayış, en dipten en tepeye kadar aynı şekilde devam edip gitmektedir. Kısacası anlayışta bir ''taşralık anlayışı'' söz konusudur. Böyle şirketlerin uzun süre devam etmesi zaten beklenemez. Kaldı ki Türkiye' deki şirketlerin ortalama ömrü 15-20 senedir. Sonrasında ya tasfiyeye girerler ya da iflas edip batarlar.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 01:51:19
Fakat buna benzer eleştirileri sıralamakla birlikte ekonomik hayatın canlanmasında DEVLETÇİLİK olmazsa olmaz koşuldur. Bu kısma katılıyorum yani... Bir icraatın yapılması icap ediyorsa,  falanca müteşebbisin keyfini bekleyecek lüksümüz yoktur. Bu işler;  yok efendim teşviklerle, şunla bunla olacak iş değildir. Bizzat elini taşın altına sokman icap ediyor.

Türkiye' nin kullanılamayan büyük bir potansiyeli var. şu kadar tarım arazisi, şu kadar meralar falan... Örneğin Doğu Anadolu' nun imkanlarını kullanamıyoruz. Müthiş potansiyeller var. Müteşebbise deniliyor ki, falanca bölgede yatırım yaparsan; şu kadar kredi, şu kadar arazi, şu kadar makine parkı, şu kadar teşvik paketinden yararlanabilirsin deniliyor. Gelinen noktaya bakıyorsun, büyük ümitlerle hayata geçirilen teşvik paketlerinden faydalanabilenler vaya faydalanmak isteyenlerin sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Demek ki, müteşebbisin çekindiği alanları devletin doldurması lazımdır.

Bir diğer yanlış ise devletin yapmış olduğu büyük yanlışlardır. Zamanında diğer ülkelere peşkeş çekilen alanlar nedeniyle Türk köylüsünün, Türk çiftçisinin belini kırdılar. Örneğin tohumculuk konusu! Milleti İsrail' den tohum almaya mecbur ettiler. Köylüye kendi yerli tohumunu satmayı yasakladılar. Ondan sonra da ağla dur!
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 01 Mart 2019, 09:22:34
Güzel bir analiz Sn Partikül
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 01 Mart 2019, 20:11:27
Yukarıdaki alıntıya eleştiri olarak; Kanuni döneminin öyle pek de methedilecek bir dönem olduğu kanaatinde değilim -ki tarihçiler; Kanuni dönemini, gerilemenin başlangıcı olarak kabul ederler. Dönemin şa' şası, geçmişin mirasından gelmektedir. Kaldı ki Osmanlı Devletinin en parlak dönemi olarak Fatih dönemi gösterilir. Kanuni dönemiyse, bağnazlık sürecinin iyice devlete egemen olduğu dönem olarak tarihe geçmiştir. Örneğin Osmalı' da çokça meşhur olan Kadızadeliler Hareketi vardır. Bu adamlar o kadar bağnaz insanlardı ki, Padişahı kışkırtmaları sonucu; döneminin en meşhur matematikçisi olan Takiyüddin Raşid' in kurmuş olduğu rasathaneyi, denizden top atışlarıyla yıktırmayı başarmışlardır. Zaten sonraki dönemde bu bağnazlık hareketleri, Osmanlı' nın başını yiyen en büyük belalardan birisi olmuştur. Günümüzde etkileri halen devam ediyor.

Kanuni' nin bir diğer yanlışı, ilk defa kapitülasyonları uygulayan padişah olmasıdır. İlk kapitülasyonlar bilindiği üzere Fransızlara verilmişti. Diğer ülkeler, kapitülasyonlarla elde ettiği ayrıcalıklar sonucunda Osmanlı pazarına egemen olmuşlar ve Osmanlı' nın geleneksel ticaret hayatını yok etmişlerdir. Öyle ki bu beladan kalıcı olarak kurtulmak Mustafa Kemal Atatürk' e nasip olmuştur. Bakınız, etkileri kaç yüzyıl devam etmiş!

Kısacası Kanuni Sultan Süleyman; öyle engin görüşlü, çağının ilerisinde bir insan değildi. Orta çağın diğer krallarından pek bir farkı yoktu. Büyüklüğü, devletin köklü geleneklerinden gelmektedir. Yani geçmişin mirasını yemiştir. Zaten akabinde çöküş başlamıştır.


Tarihle ilgili kısmı alıntıladım hocam. O kısma bir cevap vereyim.Partikül hocam iktisat tarihine ilgili bir Askeri Tarihçi olarak size şunu diyebilirim ki Lisansa ve yüksek lisansa gittiğinizde bilinçli bir insansanız o klasik tarih kitaplarında yazanların ve halk arasında bilinen ortak anlayışların aslında yanlış olduğunu veya yanlış anlaşıldırıldıklarını anlıyorsunuz.

1-) İlk olarak ben o iletide kanuniyi değil kanuni dönemindeki gelinmiş olan seviyeyi birazda övmüştüm. Kanuniyi değil. Bu arada bende yönetim anlamında zirveyi Fatih görürüm. Çok severim ama emin olun halkı bizim kadar sevmezdi. O ayrı bir durum. Kanuniye dönersek kesinlikle başarısız bir padişah değil . Her ne kadar babasından dünyanın en güçlü ordusunu ve en dolu hazinesini devralmışsa da öyle 100-150.000 kişilik ordularla macaristanı işgal etmek Almanların saip olduğu toprakların içlerine girmek, habsburg ordusuyla  kedi fare oyunu oynamak akdenizi bir Türk gölü haline getirmek her babayiğitin harcı değil keza eğer devlet mirasından gelen bir şey olsa oğlu ve torunu zamanında da buna yakın bazı durumlar görürdük.

2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.Ha dersen ki çöküş değil gerileme . Tamam ama o zamanda şunu atlarsın. Kanuni'den sonra gerileme başlamış olabilir. Ama şunu'da unutma gerilemeye ilk başladığın an zaten çıktığın en yüksek noktadır. Yani kanuni eğer çıkılabilen en yüksek noktaysa (sınır olarak değil kudret olarak) mantıken ondan sonraki dönemde gerilemenin başlangıcıdır.

3-) Gelelim kapitülasyon meselesine şimdi sizin yorumunuza göre burada büyük bir anakronizm var. Şimdinin açısından geçmişe baktığımızda bize kapitülasyon olayı hata gibi geliyor. Ama bunu diyen adam Osmanlı'nın iktisat anlayışını bilmiyordur. Şimdi Osmanlı ekonomisi üç ana anlayışa dayanır. İaşecilik fiskalizm ve gelenekselcilik. Bizim işimize yarayacak iaşeciliği ele alırsak ; adamdaki anlayış şu ben çok büyük bir devletim (OSMANLI) zaten her şeyimi üretiyorum, ama o sene hasatta üretimde bir sorun olursa tüm ürünlerde ihracatı değil ithalatı teşvik edeyim ki piyasada bol bol mal olsun fiyatlar düşük olsun ve halkım aç kalmasın ucuza mal alsın.

O kapitülasyonun çıktığı kafa böyle bir kafa ama asıl sebebi o değil tabi. Avrupa için romalılardan sonra papalık ve total bir roma germen imparatorluğu egemenliği ve akabinde habsburg hakimiyeti vardı. Bu hakimiyetten ilk kurtulmak isteyen Fransızlar oldu. Kanuni'de yaptığı siyasi, askeri ve ekonomik işbirliği ve teşvikleri ile fransayı bu birlikten ayırmaktı . Başarılı da oldu. Hem avrupayı karıştırdı hem habsburgların güçlü bir birlik kurmasını engelledi. Birleşik fransız osmanlı donanmaları nice'de kışlayıp italya yarım adasını topa tutup yağmaladı kaç kere. Bu büyük bir şey yani. Kaldı ki bu olmasa siz avrupayı 1683'den çok daha önce fransanında dahil olduğu çok daha büyük bir birlikle karşınızda bulurdunuz.

BONUS-) Bu gerileme geri kalma olayı hakkında da bir kaç laf etmek daha istedim. Bu işi hakkıyla yapan hocalara ve kaynaklara baktığınızda şunu anlıyorsunuz. Osmanlının gerilemesi veya varolan seviyesinden gerilemesi gibi bir durum söz konusu değil. Osmanlı en iyi zamanındaki durum gibi devam ediyor. Ama bu batılı gavurlar aşırı bir ilerleme kaydediyorlar. Bizi üstün yapan şeyleri bizden çok daha iyi şekilde yaptılar ve birden bir fırlama yaşandı. Yani adam senin talimli merkez orduna karşı çok daha büyük ve az maliyetli talimatnameye dayalı tüfekli ordu kuruyor, topu standartizeleştiriyor kurmaylık makamını buluyor, gidiyor hint deniz yolunu keşfedip senin gümrük gelirlerini yok ediyor. Manifaktürüleri kurup senden tekstilde daha üste çıkıyor. Ve sen bu trende bir çıkış yaparak cevap veremiyorsun. Bununda farklı sebepleri var . Oralara girip uzatmaya gerek yok .

Ama bu takuyiddin olayı falan sembolik olaylar böyle şeyler gırla var. öncesinde de. Ki bu olay Kanuni dönemi değil oğlu dönemi zamanında olmuştur. Kağıt üstünde geleceği görmenin günah olduğu felan ama siz bir inceleyin o dönem kimin çıkarını zedelemiş o olay.  Mesela neymiş isyan olmuş matbaa'yı kapatmışlar. Yalan. Adamlar ellemiyor matbaa kendiliğinden satış yapamadığından kapanıyor. Bununda kendinde iç nedenleri var. Neymiş namussuz yeniçeriler yeni teknoloji silahlara geçmek istemiyormuş. Lan adam karşıdan sana tüfek yağdırıyor sen enayimisinde kılıçla okla savaşmaya devam edeceksin. Osmanlı her dönem askeri teknolojiyi istisnalar dışında devamlı takip etmiş. Ama işin teknolojiyi benimsemek , sistematik ve taktiksel kullanımı ve kitlesel üretimi ve kullanımı konusunda bazı sorunları var.

Velhasıl kelam gerilemeden çok ilerleyememe vardı.Bana göre.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 01 Mart 2019, 22:02:37
2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.

Elbette tarihin her dönemi hakkında değişik değişik fikirler ileri sürülebilir. Farklı ekollere bağlı, farklı farklı bakış açıları olabilir... Diğer konuları, her zaman için tartışabileceğimizi ifade ederken; ben de şu kısım için düşüncemi paylaşmış olayım.

Osmanlı' da ekonomik hayatın çöküşü belli başlı olgulara bağlanır. Bazılarına göre evveliyatı, İstanbul' un fethine kadar dayandırılır. Akabinde dünya ticaret yollarının değişmesi, Avrupa' daki Reform ve Rönesans hareketleri, coğrafi keşifler ve buna bağlı olarak zenginleşme... akabinde aydınlanma devrimi ve sonrasında sanayi devrimi... falan.Osmanlı bunların hiçbirisine ayak uyduramamıştır. Peki niye ayak uyduramamıştır? Yaşadığı çağı çözümlemesine, genel gidişatı öngörmesine engel olan şeyler nelerdi? 

Elbette ki çöküşün sorumluluğunu tek bir kişinin sırtına yıkacak değiliz. Osmanlı doğal sınırlarına ulaşmıştı, artık ilerleyebileceği yer kalmamıştı, coğrafi kısıtlamaları vardı -diyenler de var. Yani Kanuni, ülkeyi batırmış yok etmiş bir insan değildir. Benim eleştiri noktam; Kanuni' yi zirve noktası olarak görme çabasıdır. Kendi tabiriyle '' Ben ki Allah' ın yeryüzünde ki gölgesi, üç denizin, yedi iklimin, yirmi sekiz ülkenin, seksen sekiz milletin, yüzseksekiz halkın padişahı; atası Sultan Beyazıt han oğlu, Sultan Yavuz han oğlu, Sultan Süleyman hanım. Sen ki Fransuasın...'' gibi... Bu gibi ifadeler hepimizin hoşuna gider gitmesine de... zaten bu ifade tarzı, orta çağın genel geçer ifade tarzıdır. Bu ifade tarzını Yavuzda' da görürsün, Timur' da da görürsün, Cengiz Han' da da görürsün... alayında vardır. Dönemin anlayışına göre yalan da değildir.

Osmanlı dönemi üretim araçlarını, yaşam tarzını, ekonomik hayatını analiz eden çok güzel kitaplar vardır. Gerilemeyi enine boyuna analiz eden, nedenlerini sıralayan; hatta farklı bakış açılarıyla olaya derinlik katan düşünürler var. Örneğin ''Toynbee'' diyor ki;

''Osmanlı Türkleri, tabiatın ve iklimin baskısıyla stepleri bırakıp harikulade bir cüretle başka uygarlıklara bağlı milletleri idareleri altına aldıkları zaman; çok büyük , başarılması güç ve o ölçüde tehlikeli bir işe girişmiş oluyorlardı. Onların bu hareketleri, tıpkı aşılması olanaksız sarp bir kayalığa tırmanmak isteyen cüretkar, cesur, kudretli, yetenekli fakat işinin ehli olmayan bir dağcının tecrübesine benzer. Başkalarının cesaret edemeyeceği kayalığa tırmanmak isteyen Türkler; akıllara durgunluk veren şekilde dağın bir bölümüne kadar çıkmayı başarmışlardır. Fakat dağı aşıp öteki tarafa geçmeye güçleri yetmemiştir. Geri kalan güçlerini de çıkabildikleri yerde tutunmak için harcamışlardır. Gel gör ki, diğer göçebe kavimleri bu kadarını bile başaramamıştır.''

-diyerek, sorumluluğu biraz da göçebe kültürüne yüklüyor.

Kısacası, konu çok derin bir konudur. üzerine ciltler dolusu kitap yazılmıştır. Benim vurgulamak istediğim şeyse; öyle aliyül alâ bir durum olmadığını ifade etmeye çalışmaktan ibarettir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 01 Mart 2019, 22:44:40
Sn Partikül ve Battlestar tebrikler güzel analizler.

Görüşleriniz örtüşmese de her iki taraf formda çoğu arkadaşın yaptığı gibi işin kolayına gidip  ''kafadan beğenmedim tıklamaktansa '' görüşlerinizi daha da açmak sureti ile karşı taraf ile makulu bulmaya çalışmanız güzel. ''

o kadar da olmalı birisi 2017 diğeri 2018 bir numarası ;)

Tesekkürler
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 01 Mart 2019, 23:10:47
2-) Şimdi hocam bazı yanlışlar var . Bu Osmanlı Tarihin'de çok yapılan bir hata. Nedir ? Kanuni'den sonra çöküş başladı... Çok yanlış . Noldu yani adam öldü Osmanlı birden hadi çöküyoruz dedi ve gitti mi ? Hayır . Bu tarz çöküşler çok uzun zamanlara yayılan bir kişiye bağlanmayan bir çok sebebi olan süreçlerdir.

Elbette tarihin her dönemi hakkında değişik değişik fikirler ileri sürülebilir. Farklı ekollere bağlı, farklı farklı bakış açıları olabilir... Diğer konuları, her zaman için tartışabileceğimizi ifade ederken; ben de şu kısım için düşüncemi paylaşmış olayım.

Osmanlı' da ekonomik hayatın çöküşü belli başlı olgulara bağlanır. Bazılarına göre evveliyatı, İstanbul' un fethine kadar dayandırılır. Akabinde dünya ticaret yollarının değişmesi, Avrupa' daki Reform ve Rönesans hareketleri, coğrafi keşifler ve buna bağlı olarak zenginleşme... akabinde aydınlanma devrimi ve sonrasında sanayi devrimi... falan.Osmanlı bunların hiçbirisine ayak uyduramamıştır. Peki niye ayak uyduramamıştır? Yaşadığı çağı çözümlemesine, genel gidişatı öngörmesine engel olan şeyler nelerdi? 

Elbette ki çöküşün sorumluluğunu tek bir kişinin sırtına yıkacak değiliz. Osmanlı doğal sınırlarına ulaşmıştı, artık ilerleyebileceği yer kalmamıştı, coğrafi kısıtlamaları vardı -diyenler de var. Yani Kanuni, ülkeyi batırmış yok etmiş bir insan değildir. Benim eleştiri noktam; Kanuni' yi zirve noktası olarak görme çabasıdır. Kendi tabiriyle '' Ben ki Allah' ın yeryüzünde ki gölgesi, üç denizin, yedi iklimin, yirmi sekiz ülkenin, seksen sekiz milletin, yüzseksekiz halkın padişahı; atası Sultan Beyazıt han oğlu, Sultan Yavuz han oğlu, Sultan Süleyman hanım. Sen ki Fransuasın...'' gibi... Bu gibi ifadeler hepimizin hoşuna gider gitmesine de... zaten bu ifade tarzı, orta çağın genel geçer ifade tarzıdır. Bu ifade tarzını Yavuzda' da görürsün, Timur' da da görürsün, Cengiz Han' da da görürsün... alayında vardır. Dönemin anlayışına göre yalan da değildir.

Osmanlı dönemi üretim araçlarını, yaşam tarzını, ekonomik hayatını analiz eden çok güzel kitaplar vardır. Gerilemeyi enine boyuna analiz eden, nedenlerini sıralayan; hatta farklı bakış açılarıyla olaya derinlik katan düşünürler var. Örneğin ''Toynbee'' diyor ki;

''Osmanlı Türkleri, tabiatın ve iklimin baskısıyla stepleri bırakıp harikulade bir cüretle başka uygarlıklara bağlı milletleri idareleri altına aldıkları zaman; çok büyük , başarılması güç ve o ölçüde tehlikeli bir işe girişmiş oluyorlardı. Onların bu hareketleri, tıpkı aşılması olanaksız sarp bir kayalığa tırmanmak isteyen cüretkar, cesur, kudretli, yetenekli fakat işinin ehli olmayan bir dağcının tecrübesine benzer. Başkalarının cesaret edemeyeceği kayalığa tırmanmak isteyen Türkler; akıllara durgunluk veren şekilde dağın bir bölümüne kadar çıkmayı başarmışlardır. Fakat dağı aşıp öteki tarafa geçmeye güçleri yetmemiştir. Geri kalan güçlerini de çıkabildikleri yerde tutunmak için harcamışlardır. Gel gör ki, diğer göçebe kavimleri bu kadarını bile başaramamıştır.''

-diyerek, sorumluluğu biraz da göçebe kültürüne yüklüyor.

Kısacası, konu çok derin bir konudur. üzerine ciltler dolusu kitap yazılmıştır. Benim vurgulamak istediğim şeyse; öyle aliyül alâ bir durum olmadığını ifade etmeye çalışmaktan ibarettir.

Partikül hocam biz ister isteyelim ister istemeyelim Osmanlıların avrupa tarihini en çok etkilediği korku yarattığı ve saygı kazandığı dönem bu kanuni dönemi. Ancak kanuni aşırı süper bir padişah olduğundan değil Osmanlının sınırları artık avrupanın içlerine ilerlediğinden, yavuzun hazineyi doldurduğundan ve ordunun altın dönemini yaşadığından dolayı.O yüzden bu dönem bayağı ikonik o yüzden döneme avrupalılar bile Muhteşem Yüzyıl diyor. Bunu mesela şöyle düşün. Osmanlıyı Abd, habsburguda Rusya olarak düşünün abd gelip Rus topraklarını ukraynayı vs en yakın müttefikleri işgal edip devamlı Rusya topraklarına girip devamlı savaşmaya çalıştığı ama Putin'in devamlı kaçak dövüştüğünü düşünün. Böyle bir dönem. Ama bu Trump süper bir başkan diyemidir hayır. Abd gücünün zirvesinde diyedir. Hani biz diyoruz Fatih önemli iyi felan. Fatih'in yenilgileri var. Kıl payı kurtulduğu zamanlar var. İstanbulu biz büyük bir fetih olarak görsekte o orduyla bizans muhafız alayını yense değil yenemese zaten olay olurdu.vs. vs.


Tonybee'ye gelince o biraz şarkiyatçı bakıyor . Yani sana orada demek istiyor ki bunlar zaten göçebe (alt metinde barbar) kavim medeniyet bunların işi değil, Osmanlı yine iyi yaptı diyor yani. Biz ne yapalım şimdi avrupalıları vizigotlukları, ostrogotluklarıyla mı değerlendirelim aralarında hiç bir benzerlik kalmamış. Bir insan Osmanlı'da çalışa bazen böyle fikirleri olabiliyor. Hammer'inde Osmanlı Tarihi ünlüdür ama Hammer'in söylemleri tasvib edilmez.

Şimdi gelelim ilk başta bahsettiğiniz çöküş konusuna hocam benim fikrim şu; bu adamların seni yakalaması hatta fark atmasına neden olan şeyler olan Amerika'nın keşfi, Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform, donanma teknolojisinin gelişimi , çakmaktaşlı tüfekli merkezi orduların kurulması vb. süreçler gerçekleşirken ve adamlar bunlarla uğraşırken sen zaten gücünün en tepesindeydin. Tek geliyordu yeniyordun, toplaşıp geliyorlardı yeniyordun, para akıyordu . Yani bir tanzime gerek yoktu. Tabi bu geri kalış fark edildiğinde aradaki fark çok ciddiydi. Ve bizim o farkı kapatmak için onlardan daha hızlı olmamız lazımdı.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 02 Mart 2019, 00:31:24
Türk ekonomisinin tarihsel gelişimi ve Türkiye' ye olan etkileri benim de ilgi alanıma giriyor. Bu itibarla zamanında temin ettiğim kaynaklar ve tarih okumalarımdan çıkarttığım sonuçlar vardır. Bunları yeri geldikçe paylaşmaya çalışırım. Bizim aradığımız cevap şudur;

-Bir zamanlar dünya' ya hükmeden büyük Türk milleti, ne olmuştur da batı medeniyetinin gerisinde kalmıştır?

İşte bu sorunun cevabını arıyoruz. Bizler gibi tarihte bu sorunun cevabını arayan yaklaşımlar olmuştur. Bu anlayışlar, bilimsel olabileceği gibi ideolojik anlayışları da bünyesinde barındırıyordu. Bir anlayışa göre; batının tekniği almakta geç kaldığımız vurgulanırken, diğer bir anlayışa göre; kültürel yozlaşma sonucunda özümüzden uzaklaştık- din elden gidince de geri kaldık...! Asr-ı Saadete geri dönersek tekrar dünyaya hükmedebiliriz (!) gibi...


Bilimsel yaklaşım ise; coğrafi keşifler ve ticaret yollarının değişmesiyle birlikte; dünya ticaret hayatının Akdeniz çanağından çıkarak okyanuslar bölgesine açılması olarak gösteriliyor. İlginçtir, bu gerçeği tee 16. yy da gören devlet adamları olmuştur. mesela notlarıma bakıyorum şimdi; Lütfi paşa diye bir zat, zamanında Asâfname diye bir yazı kaleme alarak padişahları uyarmıştır. Sultan Selim ve Kanuni' ye ithafen; İstanbul' un velinimetinin deniz olduğu; gemiler gelmezse İstanbul' un batacağı, kafirlerin deniz savaşlarında Osmanlıdan ileri gittiği, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini'' vurgulayarak ifade etmeye çalışmış. Başka bir Osmanlı denizcisi 1580' de 3. Murat' a ithafen hazırladığı bir raporda; Avrupalıların Amerika, Hindistan ve Basra Körfezine yerleşmelerinin sakıncaları anlatılış; tedbir olarak Süveyş kanalının açılması ve Hint Okyanusunun kafirlerden temizlenmesi zarureti olduğu'' ifade edilmiş... Düşünebiliyor musunuz, daha o tarihlerde tehlikenin farkına varanlar olmuş ve bir takım tedbirler önerilmiş. Gelin görün ki bu kapsamda yapılan mücadeleden Portekiz galip gelmiştir. Hatta ve hatta bu mağlubiyet; koca Piri Reis' in kellesine mal olmuştur.

Kısacası o kadar çok neden var ki.... bir kısmı Osmanlı' nın yetersizliğinden bir kısmı ise müdahil olamadığı dış etkenlerden kaynaklanıyordu. Akabinde tımar sistemi de bozulmuş; iç ayaklanmalar, isyanlar derken kötü gidişata Islahat çalışmaları da engel olamamıştır.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 03 Mart 2019, 17:14:26
Türk ekonomisi ile ilgili savunma forumları gibi forumlar var mı ?

Yoksa kurulması faydalı olmaz mı ?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: serkan - 03 Mart 2019, 17:22:35
O muhabbetler döner dolanır borsa forumuna dönüşür Akbank şöyle Lassa böyle Borsa şunu gördü, FED açıklaması filan anlamayız biz bir şey
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 03 Mart 2019, 20:16:01
Türk ekonomisi niye gelişemedi soruna cevap aramaya devam ediyoruz… Şöyle ki, diğer milletler peşi sıra gelişirken; ne olmuştu da Türk milleti ticaret hayatında geri kalmıştı? Bu konu niye önemli, çünkü geri kalmak demek aynı zamanda sömürülmek anlamına geliyordu.

Daha önce de bahsettiğimiz üzere bunun tarihsel veya coğrafi nedenleri olduğu gibi, yapılan büyük yanlışlar yanında engelleyemediğimiz dış etkenler bacağı da bulunuyordu.

Tarihsel nedenler olarak; Coğrafi keşifler, buna bağlı olarak ticaret yollarının değişmesi, okyanuslara açılamamak gibi nedenler sayılabilir. Buna mukabil, şayet kendi haline bırakılabilseydi gelişme imkanları olan ancak bir şekilde engellenmiş bulunan milli sanayi alt yapısı bulunuyordu.  Bakınız Büyük Atatürk bu konuyu nasıl analiz etmiş; 1 Mart 1922 tarihli Millet Meclisinin 3. Toplantı Yılı Açılış Konuşmasından;

‘’ ....Malumunuzdur ki, memleketimiz iktisadi teşkilat ve muhit itibariyle kuvvetli bir halde bulunmuyordu. Ferdi iktisat kıymetleri de serbest rekabete mukavemet edecek dereceye varmamıştı. Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri, Avrupa rekabetine karşı kendini müdafaa edemeyen iktisadiyatımızı bir de iktisadi kapitülasyon zinciriyle bağladı (1838 İngiliz Ticaret Antlaşmasından bahsediyor) Teşkilat ve ferdi kıymet bakımından iktisat sahasında bizden çok kuvvetli olanlar, memleketimizde bir de fazladan olarak imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Temettü vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman istedikleri eşyayı, istedikleri şartlar altında memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisadi şubelerimize de bu sayede hâkim olmuşlardı.
Efendiler, bize karşı yapılan rekabet hakikaten; çok gayri meşru, hakikaten çok kahrediciydi. Rakiplerimiz bu sayede müsait sanayimizi de mahvettiler. Zira atimizi de yaraladılar. İktisadi ve mali gelişme ve olgunlaşmamızın önüne geçtiler.’’

-diyerek son derece güzel bir saptama yapmıştı. Gerçekten de İktisat tarihi derslerinden öğrendiğimize göre Osmanlı’ nın idam fermanı 1838 Antlaşmasıdır. İngilizlerle yapılan bu anlaşmanın akabinde diğer milletlerle de benzer içerikli anlaşmalar yapılmıştır. Bunun sonucunda, tarihsel olarak gelişme imkanlarına/alt yapısına sahip olan Türk ticaret hayatı bitirilmiş-yok edilmiştir.  Oysa ki Almanya, Amerika, Japonya gibi ülkeler milli iktisatlarını korumak suretiyle sanayileşme imkanını elde etmişlerdi. Kısacası milli iktisatın gelişebilmesinin ön koşulu bağımsızlıktır. Saydığımız devletler ilk önce milli birliklerini kurmuşlar, bağımsızlıklarını kazanmışlar ve milli sanayileri gelişene kadar geçen sürede; korumacı iktisat politikalarıyla gelişmiş ülkelerin (O dönem için İngiltere ) yıkıcı etkisinden kendilerini korumuşlardır. Negatif örnek olarak ise bizim dışımızda İrlanda örneği de verilir. İngiltere’ den bir türlü paçayı kurtaramayan İrlanda; her türlü sanayi alt yapısı ve imkanlarına sahip olduğu halde İngiltere etkisiyle milli sanayisinin gelişmesini sağlayamamış ve hatta zaman içerisinde sanayi alt yapısını kaybetmiştir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 04 Mart 2019, 00:19:08
Sn Partikül ve Battlestar  ,

Bugünlerde her kesimden vatandaşın az çok kabul etmekte olduğu bir gerçek mevcut  '' Türkiye Ekonomik sıkıntı ile yüzyüze''
Burada amacım siyasal bir tartışma açmak değil ,,burası bir Savunma forumu olduğu için sorum savunma yatırımlarının sürdürebilirliği ve savunma harcamaları ile ilgili olacak.

Türk ekonomisinin mevcut durumu ve ekonominin olası kötüleşmesi halinde , ne derece özel şirketlerce yapılmakta olan savunma yatırımlarını diş ortaksız devam ettirebilir? 

Ekononomik kötüleşme ile devletin tüm kalemlerde de olduğu gibi Savunma bütçesi ve SSM tarfından yapıılmakta olan savunma yatırımları ne derece etkilenebilir?


Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 04 Mart 2019, 02:10:33
Savunma bütçesi genel bütçenin yüzde 4'ü felan. Ayrıca yapılan yatırımlar ihracat olarakta geri dönüyor. Proje bazında sorun olmaz ama tedarik antlaşmaları konusunda biraz gecikme olabilir.

--------------------------------------------------------------------
Bizim bu ekonomi konusunda cidden acilen bir şey yapmamız lazım. Bu iş öyle ufak ufak sektörleri teşviklerle ufak ihracat artışlarıyla bu iş olmaz.
Bence ilk iş devletin ciddi bir tasarrufa gitmesi lazım. Bunu açıktan yapamayacağı malum. Gizli kapsamlı bir kurulla kritik işler dışında ciddi bir kemer sıkma politikasına girip edilecek tasarrufu yatırım fonu isimli ayrı bir fona yatırmalı.

Bizim en hızlı kazanç sağlayacağımız sektör nedir ? TARIM. Şu an ülkemiz dünyanın en büyük tarım ambarlarından biri olma potansiyelinde. Sadece ithalatı yurt içinden karşılayıp kendi kendimize yetsek tarım ihracat geliri kadar gelir kasada kalıyor.

Bunun ana sebebleri nedir ;

+ Tarım alet/araçları, mazot, gübre,tohum, ilaç ithal ve yüksek vergili olduğundan çok pahalı.
+ Tarım toprakları bölünmüş, çiftçiler modern tarım faliyetlerini gerçekleştirecek alanlara sahip değil.
+Çiftçi bilinçsiz nasıl modern tarım yapacağını ne zaman neyi nasıl dikeceğini bilmiyor.
+ Özellikle geçmişte kendilerine verilen sübvanse paraları farklı yerlere harcamaları.
vs.

Devlet ne yapabilir ;

İlk olarak bu Yatırım Fonunu şöyle güzel amaçlar için kullanabilir. İlk olarak bizim çiftçimize nerede, neyi nasıl ne kadar yapacağını söyleyecek ve kontrol edecek biri lazım. Şu an herşey çiftçinin insiyatifinde devlet bir şeylere çabalıyor ama çiftçi ne eker gerekirse talep kadarını alıyor geri kalanını ithal ediyor. O yüzden devletin büyük bir yapılanmaya ve yan yatırımlara gitmesi lazım peki bunlar nedir ?

Ana Yapılanma : Toprak Mahsülleri ofisi mi kullanılır veya yeni bir oluşum mu olur bilmem. Biz buna Toprak Mahsulleri Kurumu diyelim.Bunun görevi üstte bahsedilen fonu aşağıdaki işler için kullanmak ;

+ Türkiye'nin tarım haritasını çıkartıp tüm illerin toprak ve iklim analizi ile nerede ne verimle yetiştirilir belirlemek. Türkiye'nin senelik ortalama tarım ihtiyacının kotalarını belirlemek. Mesela atıyorum Türkiye'nin yılık domates ihtiyacı xxx ton ve bu en verimli şuralarda gelişir ve tedariği şu şu bölgelerden sağlanacak.

+ Toprak Mahsülleri Kurumu Sözleşmeli Üreticilik sistemine geçecek. Bu kapsamda anlaşılan her üreticiye Kurum Tarım Kart diye kredi kartı gibi bir kart sağlayacak. Anlaşmayı yapan Çiftçi devlet ondan ne yetiştirmesini hangi ilaç ve gübreyi kullanması ve ne zaman ondan isterse ekim, sürüm, biçim zamanlarına uyarak üretim sağlayacak. Kurumda kişinin tarlasına ilk başta kapasitesini belirlemek amaçlı ekspertiz yollayıp onla belirli bir hasada alım garantisi vererek anlaşacak.

+ Eğer Çiftçi beklenen şartlardan cayarsa devletin yıl içinde kontrol ve tavsiye vermek için yollayacağı ziraat mühendislerine karşı çıkarsa devletin sağlayacağı tüm imkanlardan devletin zararını ödeyecek. Peki bu sözleşmeyi ödeyip kartı alan üretici nelerden faydalanacak ;

+ Yatırım Fonundan karşılanmak üzere ; Vergisiz veya düşük vergili Mazot, Vergisiz veya düşük vergili tohum, Vergisiz veya düşük vergili gübre, Vergisiz veya düşük vergili ilaç, Vergisiz veya düşük vergili tarım alet ve araçları.

+ Buna ek devletin benzer bir formülle anlaşıp Vergisiz veya düşük vergili mazot sayesinde daha makul dekar başı ücretlerle çalışan İlaçlama, Döver-Biçer vs. hizmetleri. Devamlı gelip arsaları kontrol eden ve geçici nem, iklim ölçüm aletleriyle hasadın ne zaman en verimli olacağını söyleyen aletlerle hasad/ekim yöntem tarihi belirtme.

+ Çiftçinin üretimini bilmediği ürün tipleri için geçici yetiştirme kursları.

Yan Yatırımlar ;

+ Yeni veya herhangi bir üniversiteyi, TARIM ÜNİVERSİTESİ'ne çevirme . Buraya Türkiyenin bu alandaki en iyi hocalarını doldurma , hocalar ve öğrencilerle enstitüler'de yerli tohum, yerli ilaç, gübre tarzı yeni karışımlar, yerli tarım aletleri vb. alanlarda araştırma yapmalarını sağlama.
+ Eğer üretici istek açarsa o köydeki uzun süredir üretim yapılmamış arazileri hasadın cüzi bir kısmı karşılığı sahiplerinden kiralayıp çiftciye sunma.
+Modern tarım aletleriyle modern tarım yapan çiftçileri premium çiftçiler gibi bir klasmana alıp yüksek fiyattan alım garantisiyle halkı bu yöne teşvik etmek.
+ Üretilen ürünleri bizden alıp avrupaya daha pahalıdan satan ülkelere mani olup onlarla benzer fiyatlardan Avrupaya satmayı amaçlıyacak bir şirket yapılanma kurmak.
+ Benzer bir formulü hayvancılığa uyarlamak.



Böylece devlet her ne kadar topraklar kendine ait olmasa da kendininmiş gibi çiftçileri kontrol edilmesi sağlanacak. Devlet Tarımda yarı dışa bağımlılığı aşıp ekstradan da ciddi paralar kazanabiliriz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 02:44:39
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur. 
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 02:49:40
Biz fikirler üretmeye devam edelim ama bunun böyle olduğunu da bilelim.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 04 Mart 2019, 03:00:55
Yıllarca terörün nasıl bitirileceği konusunda düşünceler üretip yazılar yazdık durduk. Zannettik ki, devlet bilmiyormuş da biz biliyor muşuz! Yanılmışız:) Bunu farkettiğimden kendimden birazcık olsun utanmıştım. Oysaki devlet, her şeyi biliyormuş ve her şeyin farkındaymış. Şu kadar eğitim kurumu, şu kadar üniversite, şu kadar devlet kurumu var. Bu kurumlarda çalışarak pişmiş; şu kadar bürokrat, şu kadar devlet adamı, şu kadar yetişmiş insan gücü var. Bütün bu imkanlara rağmen halen devlet yönetmeyi beceremiyorlarsa, bu işin başka yönleri olması lazım dedik -ki hakikaten doğruymuş!

Bunu her alan için düşünebilirsiniz. Ekonomi diyelim... şayet ekonomi kötüye gidiyorsa, bu durum bilinçli bir tercihin sonucudur. Zannetmeyin ki onlar akılsızdır. Şu kadar iktisat fakültesi, şu kadar ekonomi profesörü, şu kadar maliyeci, efendime söyleyelim şu kadar ziraat fakültesi olduğu halde, halen ekonominin içine, tarımın içine, sanayinin içine edebiliyorlarsa; bu bilinçli bir tercihin sonucudur. Bunu böyle bilmek lazım.

Sıradan bir Partikül olarak bendeniz, gidişatın sonunu yıllar öncesinden görebiliyor ve bunu dile getirebiliyorsam; nasıl oluyor da devlet yöneten adamlar gidişatın vahametini göremiyor? Ben daha mı akıllıyım yani! Tam aksine onlar daha zeki ve daha akıllıdır. Benim gibileri suya götürüp susuz getiriler. Peki niye böyle oluyor o zaman; çünkü bunların hepsi bilinçli bir tercihin sonucudur. Bugün itibariyle ulaştığım sonuç budur.

Hocam bazende devletler cidden akıl tutulması yaşayabiliyor. Koskoca imparatorluklar içinde akıllı adamlarda olsa senelerce bize benzer taktiklere yeniliyorlar, Keza Osmanlı deli petronun tek hayatta yaptığı yenilikleri 200 sene de yapamıyor vs. vs.

Akıl tutulmasının nedeni de bazı yapısal ve genetik sorunlar. Bizim ekonomimizin en büyük sorunu biri full liberal bir ekonomi olmak istemesi ve bunun bizim genetik yapımızla uyuşmaması. Yok abi biz bir malı üretmeyi pazarlamayı,girişimciliği yatırım yapmayı bilmiyoruz, sabretmiyoruz Tüccar millet değiliz. Çiftçimiz desen liberal bir tarım için güvenilmeyecek seviyede. Onda da girişim vs. sıfır. Herkes garantici . Sen böyle bir ortamda sübvansiyonla, teşvikle iş yapamazsın.

E Atatürk İzmir iktisat Kongresin'de modelimiz liberal ekonomi dedi. Yav adam onu neden dedi. Antlaşmada yabancılar kapitülasyonları kaldırmak istemedi de söyledi.  Türkiye sizin o cumhuriyet kurumları dediğiniz çoğu yolu devletçilikle kurdu. 2. dünya savaşı ve ekonomik krizleri bu şekilde halletti. Ancak abd sevgimiz depreştiğinden beri mecburen normalsiniz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 04 Mart 2019, 03:22:38
Durumun farkında olduğumuzu bilmeleri açısından bunları yazdıktan sonra, kısaca yapılması gerekenleri arkadaşım gibi bende sıralamak isterim. Hocam, aslında tek bir sıralama var; o da FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMEK.

Benim bir usulüm vardır; başım dara düştüğü zaman ya açar NUTUK okurum, ya Mustafa Kemal' in konuya ilişkin düşüncelerini analiz ederim ya da benzer durumlarda yapılan doğruları mevcut durumla karşılaştırırım. Peki geçmişte yapılanların doğru sonuçlar doğurduğunu nereden bileceğiz? dersek; orada da doğruyla yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt edebilme yetisinden bahsetmek gerekir. Örneğin şu devirde halen adamın biri çıkıp da '' harf inkılabı yaptılar, bir gecede milleti cahil bıraktılar'' diyebiliyorsa; bu adamcağız ya doğru ile yanlışı ayırt edebilecek yeterlilikte değildir ya da dış istihbarat servislerinin bilinçli veya bilinçsiz gönüllü etki ajanlığını yapmaktadır.

Ekonomi de aynı şekilde; defalarca yaşanmış ve tecrübe edilmiş örnekler var. Bunlar zamanında mecliste konuşulmuş, özel çalışma grupları oluşturulmuş, uygulamaları yapılmış, olumlu sonuçları görülmüş... fakat ne hikmetse bir şekilde doğru yapılan işlerden vazgeçilmiştir. Mesela bir örnek verelim;

Yine Atatürk' ün 1 Mart 1922 tarihli Meclis konuşma tutanaklarından;

''Efendiler! mazinin ve düşmanın memleket ve milletimizi bütün medeniyet dünyasıyla birlikte ileriye yürümekten men etmiş olan zincirleri, bugün bizi az zamanda fevkalade teşebbüslerde ve icraatta bulunmaya mecbur ediyor. Ancak bu mecburiyetin tatmini ve zayiatın telafisi bugünkü mali kudretimizin üzerindedir. Bundan dolayı hükumetimizin her medeni devlet gibi harici borçlanmalar yapmasına lüzum vardır. Şu kadar ki, borç alınan yabancı paralarını, şimd,ye kadar Babıâli' nin yaptığı tarzda ödemeye mecbur değilmişiz gibi, maksatsız israf ve harcamayla borç yükümüzü arttırarak mali bağımsızlığımızı tehlikeye düşürmeye kat'iyen karşıyım''    

Yahu, şu kadarcık cümleden bile ne kadar güzel sonuçlar çıkartılabiliyor. kaldı ki Atatürk' ün sırf bu konuşması 15-20 sayfa! Bakınız ne kadar güzel özetlemiş. İlerleyen bölümlerde diyor ki, Osmanlı borç paraları aldı aldı gereksiz yerlere harcayarak alınan borcu mantıksızca israf etti. Üretime yatırmadı. Borç ödeme günü geldiğinde de çuvalladı diyor. Allah aşkına şimdi ki durumda da aynı şeyleri yaşamıyor muyuz? Borcu döndürmek için hemen 50 Milyar dolara, kısa vadede ise 250 milyar dolara ihtiyaç var. Şu durumda devlet yönetenlere ne diyeceksin. Bunlara akılsız denebilir mi?
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Tigerfish - 09 Mart 2019, 12:22:28
silindi
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 18 Mart 2019, 12:07:16
Bu aralar SDE think tank kuruluşu yazarlarından öğretim üyesi Erkin Ekrem hocamızla bol bol istişare şansımız oluyor. Kalkınmada ve stratejide çin modelini vs. inceliyoruz.

Ülke ekonomimizin gerçekten doğru bir yöntemde ve strateji'de tekrar planlamamız gerekiyor. https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/tur/ bu site çok güzel bir site ülkelerin bütün ticaret verilerini her alanda bulabilirsiniz. Ordaki veriler 2017 verileri ancak 2018 ithalatımız 223 milyar, ihracatımız ise 168 milyar dolar 30 milyar da turizmi eklersek 198 milyar dolarda genel ihracat diyebiliriz. Dış ticaret açığımız 25 milyar dolar. Yani biz şu an Türk turizminin tüm yıllık gelirinin 2 katı getirecek bir iştirakte bulunsak bile ve ithalatımızı ihracat oranımızdan arttırmadan yaşasak ve dış ticaret fazlasıyla borçlarımızı kapatsak dahi bizim 466 milyar dolarlık dış borcu kapatmamız kafadan 20 SENE sürüyor.

Yani buradan anlıyoruz ki bu sağı solu eşeleyim, gram teşviklerle sektörlerde milim milim ilerleyim günü kurtarayımlarla bu YANGIN sönmez. Ve müdahale edemediğimiz her an bu dahada artar.

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her kalkınmanın başı TASARRUF'dan geçer. Hükümetimizin şapkayı önüne koyup bir Tasarruf Fonu kurup Eğitim, Sağlık ve Savunma bakanlıkları dışındaki tüm bütçelerden tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Kusura bakılmasın ama o audilerden mercedeslerden inilecek. Yoksa domates, sütün, pirinç'in fiyatı DÜŞMEZ.

Oluşturulacak tasarruf fonu şu kritik alanlarda kullanılmalı ;

1-) Tarım ve Hayvancılıkta Şirketleşme ve Sanayileşme ;

Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi . Benzetmek gerekirse Venezuella kadar petrol rezervimiz var ama biz batman petrolleri kadar kazanç sağlıyoruz.Ve bütün büyük güçler tarımda iyi yerlere gelebildikten sonra sanayide ciddi bir güç olmuştur. Bunun bazı sebepleri var ;

+ Çiftçi bilinçsiz.
+ Gerekli tarım devrimi yapılamamış. Devrim dediğimiz traktörle ekim dikim ve biçerdövere batı 50 sene önce geçti.
+ Geniş havzada kazançlı tarım yapılamıyor.
+ Yapılan hasatta katma değerle değerlendirilemiyor.
+ Hatta ve hatta avrupalılar bizden aldıkları mahsulleri, mahsul halleriyle avrupaya bizden daha pahalıya satıyorlar. Örn: Hiç portakal üretmeyen Hollanda portakalı bizden alıp bizim avrupaya sattığımızdan 2.5-3 katına avrupaya satıyor.

Devletimizin şunu görmesi lazım. Artık dünyada tarım eski usul köylü üretsin , bana satsın ben alayım ülkelere satayım gibi saf duygularla ilerlemiyor. Dünyada bazı çatı gıda şirketleri var. Bunlar dev şirketler. Bunların kendi tarım alanları, yaylakları vs.leri var. Burada dünyanın en modern tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Bu mahsulü toplatıyor. Tabi bu mahsulü ekerken biçerken kendine bağlı tarım enstitüleri ve üniversitelerinde geliştirilen ve yine şirkete bağlı  tohum,ilaç şirketlerinde satılan ürünleri kullanıyor. Mahsulü yine kendine bağlı şirketlerde ürün yapıyor ve bunuda kendine bağlı reklam şirketleri ve fuar organizasyonlarıyla tanıtım satıyor.

Çözüm :

I-Bizim devletin tasarruf fonundan çatı bir kit yani kamu iktisadi teşkilatı şirketi kurması, bu şirketin hasadın maddi değerinin belirli bir kısmına belirlediğim verimli tarım bölgelerinde özellikle de uzun süre dikim ekim yapılmayan arazileri kiralamalı. Çiftçileri ise traktör ve tarım aletleriyle birlikte sözleşmeli olarak işe almalı. Devlet ülkenin tarım ihtiyacını belirleyip (örn. senelik şu kadar patates şu kadar ton narenciye vs.) ülke topraklarında en verimli nereden alınabilirse bunu belirleyip bu çiftçileri bu arazilerde devamlı ziraat mühendisleri eşliğinde modern yöntemlerle, modern ilaç ve gübrelerle , modern aletlerle , toprağın ve hava şartlarının durumunu dikkate alıp ekim dikim yapılacak ve hasat zamanını belirleyen makinelerin eşliğinde en yüksek verimle ülke ne kadar neye ihtiyacı varsa mahsul almalıyız.

II- Yine aynı şekilde bu Kit şirkete bağlı havza ve otlaklarda ihtiyaca yönelik büyükbaş ve küçükbaş üretimi yapılıp bunların doğumu, gelişimi ve verimi izlenip kaliteli aşılama yem ile fabrika tipi üretim yapılmalı.

III-Kendi ihtiyacımız ve üstünü aldıktan sonra bu yüksek standartta mahsulü bu çatı KİT şirkete bağlı kurulacak yüksek kalite gıda şirketlerinde katma değerle üretilip yine kit şirkete bağlı reklam şirketleriyle tüm dünyaya tanıtılıp satılmalı.

IV- Tabi bu şirkete bağlı bir üniversite ki bu alanda ülkenin tüm parlak öğretim üyelerinin toplandığı bir yer olmalı. Bu üniversite tarım yöntemleri , hayvan ırk ıslahı, tarım ve hayvancılık ilaçları ve gübre üzerine ar-ge yapmalı. Yine bu kit şirketinin kendi bünyesinde yerli ilaç ve gübre,tohum şirketleri olmalı.

V- Bu kit hisseleri hakim hisse devlette kalacak şekilde borsaya da açılabilir. Böylece hem yeni yatırım çıkar hemde şirketin ekstra devletleşmesi önlenir. Onun dışında tabi bu iştiraki yönetecek kişilerin alanında ekstra yetenekli kişiler olması çalışan profilinin liyakatli ve kadrosuz , sözleşmeli olması verimliliği arttıracaktır.


Kısaca toparlarsak devlet tasarruf fonunun kuracağı çatı şirket ülkede kiralayacağı üretim arazilerinde o arazide en verimli ne yetişiyorsa ülke genel ihtiyacına ve ihracata yönelik sözleşmeli işe alacağı bölge ahalisine modern ve milli tarım ilaç, gübre, tohumlar ve tarım ölçüm ve teşhis aletleriyle ve ziraat mühendisleri gözetiminde havza tipi tarım yaparak elde edeceği mahsulü kendine bağlı veya işbirlikli gıda şirketlerinde ürettirip bunu tüm dünyaya kendine bağlı reklam ve pazarlama organizasyonlarıyla tüm dünya pazarlarında (örneğin çin mesela dünyanın 5 te 1'i) düşük karla satarak piyasa sağlamak ve buralarda kalıcı olmak . İşte bu size kazandırır.


NOT: Şu an sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili yazabildim. Diğer sektörleri devamında yazacağım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 18 Mart 2019, 16:34:10
Sayın BATTLESTAR,

Devlet sürekli seçim ekonomisi uyguladığı için hayatta tasarruf edemez. Tasarruftan anladığıda anca vergi arttırımı olur. Bu yıl vergi gelirleri bütçeye hiç tutmayacak. 2013 te hatta daha öncesinde bir sürü önlem alınmalıydı. Sıcak paranın biteceği biliniyordu. Bizse akılsız gibi dövizle borçlana borçlana aşırı verimsiz ekonomide bizi aşan borç yaptık. Şuan bu borç paraların çoğu inşaat şirketlerinin kasasında, çakal patronların yurtdışı bankalarında, karadeniz kurnazının cebinde...

Bu para onlardan zorla geri alınmadan borç ödeyemez ülke.

Cari açık ile gelinecek son noktaya gelindi. 10 yılda 10 milyon mülteci eklendi ülkeye. Bunlarda kaldırılamıyor. İşsizliği %20+ olan ülkede işler düzelmez.

Demem o ki. Bu ülkeyi isterse fed yönetsin düzeltemez. Boşuna çabalamayalım. Bırakın batsın.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Mugen - 18 Mart 2019, 21:25:46
9 milyon nüfuslu Hollanda tarımda harikalar yaratıp yıllık 100+ milyar avro tarım ürünü ihracatı yapıyor ,  8 milyonluk İsrailin tarım tohumları tüm dünyada dolaşırken artık biraz kendimize gelmemiz gerekiyor. Geçen günlerde internette geziyordu. 2018 yılında Fransaya gelen yabancı turist sayısı 88 milyon. Onu 86 milyonla İspanya izliyor. Allah aşkına Eiffel kulesinden başka neyi var Fransanın ? İspanyanın bazı sahilleri güzel desekte en büyük turisti Barcelona şehri çekiyor. Ne var Barcelonada ? Futbol takımından başka bir haltı yok. Ama bizim ülkemize gelen turistin toplamından daha cok turist çekiyor. Bizde herşey var , deniz isteyene deniz , tarih isteyene tarih , doğa isteyene doğa. Yalnız halk olarak sakin değiliz. Az biraz sakin olabilsek bu ülke yıllık 100 milyon turisti gözü kapalı çeker. Yemin ediyorum. Hong Kong'da ne var ? Singapurun çatısında havuz bulunan otelinden başka neyi var ? Hiçbirşeyleri yok. Bizde ne var ? Kapadokyaya gelen Japona tecavüz edip öldürürsen Japonlar gelmez. Tüm Almanlara pkklı damgası vurursan Alman gelmez. 100 yıl öncesinin kafasını yaşayıp her İngilize Osmanlıyı bunlar yıktı kafası yaşarsan ingiliz gelmez. Allahu ekber tekbirleriyle 8 kişi 3 Koreli kızı kovalarsanız Koreliler gelmez. İtalyan kadın bisikletle tüm avrupayı geçti Türkiyede tecavüze ugradı öldürüldü. Şort giyene tekme at , alkol içeni döv gelir mi turist ? gelmez. Sahillere bakıyorum nerde kıro keko var dolmuş. Kadın görünce gözleri yerinden dönüyor bu kitlenin. Biz bu turiste muhtacız. Muhtac olmak istemiyorsan farklı sektörlerde gelişeceksin. Kıytırık Yunanistan deniz ticaret filosu bakımından dünyada ilk sırada. yıllık 90-95 milyar avro gelirleri var ve sadece gemilerden geliyor bu rakam.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 19 Mart 2019, 00:56:54
Bu aralar SDE think tank kuruluşu yazarlarından öğretim üyesi Erkin Ekrem hocamızla bol bol istişare şansımız oluyor. Kalkınmada ve stratejide çin modelini vs. inceliyoruz.

Ülke ekonomimizin gerçekten doğru bir yöntemde ve strateji'de tekrar planlamamız gerekiyor. https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/tur/ bu site çok güzel bir site ülkelerin bütün ticaret verilerini her alanda bulabilirsiniz. Ordaki veriler 2017 verileri ancak 2018 ithalatımız 223 milyar, ihracatımız ise 168 milyar dolar 30 milyar da turizmi eklersek 198 milyar dolarda genel ihracat diyebiliriz. Dış ticaret açığımız 25 milyar dolar. Yani biz şu an Türk turizminin tüm yıllık gelirinin 2 katı getirecek bir iştirakte bulunsak bile ve ithalatımızı ihracat oranımızdan arttırmadan yaşasak ve dış ticaret fazlasıyla borçlarımızı kapatsak dahi bizim 466 milyar dolarlık dış borcu kapatmamız kafadan 20 SENE sürüyor.

Yani buradan anlıyoruz ki bu sağı solu eşeleyim, gram teşviklerle sektörlerde milim milim ilerleyim günü kurtarayımlarla bu YANGIN sönmez. Ve müdahale edemediğimiz her an bu dahada artar.

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her kalkınmanın başı TASARRUF'dan geçer. Hükümetimizin şapkayı önüne koyup bir Tasarruf Fonu kurup Eğitim, Sağlık ve Savunma bakanlıkları dışındaki tüm bütçelerden tasarrufa gidilmesi gerekmektedir. Kusura bakılmasın ama o audilerden mercedeslerden inilecek. Yoksa domates, sütün, pirinç'in fiyatı DÜŞMEZ.

Oluşturulacak tasarruf fonu şu kritik alanlarda kullanılmalı ;

1-) Tarım ve Hayvancılıkta Şirketleşme ve Sanayileşme ;

Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi . Benzetmek gerekirse Venezuella kadar petrol rezervimiz var ama biz batman petrolleri kadar kazanç sağlıyoruz.Ve bütün büyük güçler tarımda iyi yerlere gelebildikten sonra sanayide ciddi bir güç olmuştur. Bunun bazı sebepleri var ;

+ Çiftçi bilinçsiz.
+ Gerekli tarım devrimi yapılamamış. Devrim dediğimiz traktörle ekim dikim ve biçerdövere batı 50 sene önce geçti.
+ Geniş havzada kazançlı tarım yapılamıyor.
+ Yapılan hasatta katma değerle değerlendirilemiyor.
+ Hatta ve hatta avrupalılar bizden aldıkları mahsulleri, mahsul halleriyle avrupaya bizden daha pahalıya satıyorlar. Örn: Hiç portakal üretmeyen Hollanda portakalı bizden alıp bizim avrupaya sattığımızdan 2.5-3 katına avrupaya satıyor.

Devletimizin şunu görmesi lazım. Artık dünyada tarım eski usul köylü üretsin , bana satsın ben alayım ülkelere satayım gibi saf duygularla ilerlemiyor. Dünyada bazı çatı gıda şirketleri var. Bunlar dev şirketler. Bunların kendi tarım alanları, yaylakları vs.leri var. Burada dünyanın en modern tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Bu mahsulü toplatıyor. Tabi bu mahsulü ekerken biçerken kendine bağlı tarım enstitüleri ve üniversitelerinde geliştirilen ve yine şirkete bağlı  tohum,ilaç şirketlerinde satılan ürünleri kullanıyor. Mahsulü yine kendine bağlı şirketlerde ürün yapıyor ve bunuda kendine bağlı reklam şirketleri ve fuar organizasyonlarıyla tanıtım satıyor.

Çözüm :

I-Bizim devletin tasarruf fonundan çatı bir kit yani kamu iktisadi teşkilatı şirketi kurması, bu şirketin hasadın maddi değerinin belirli bir kısmına belirlediğim verimli tarım bölgelerinde özellikle de uzun süre dikim ekim yapılmayan arazileri kiralamalı. Çiftçileri ise traktör ve tarım aletleriyle birlikte sözleşmeli olarak işe almalı. Devlet ülkenin tarım ihtiyacını belirleyip (örn. senelik şu kadar patates şu kadar ton narenciye vs.) ülke topraklarında en verimli nereden alınabilirse bunu belirleyip bu çiftçileri bu arazilerde devamlı ziraat mühendisleri eşliğinde modern yöntemlerle, modern ilaç ve gübrelerle , modern aletlerle , toprağın ve hava şartlarının durumunu dikkate alıp ekim dikim yapılacak ve hasat zamanını belirleyen makinelerin eşliğinde en yüksek verimle ülke ne kadar neye ihtiyacı varsa mahsul almalıyız.

II- Yine aynı şekilde bu Kit şirkete bağlı havza ve otlaklarda ihtiyaca yönelik büyükbaş ve küçükbaş üretimi yapılıp bunların doğumu, gelişimi ve verimi izlenip kaliteli aşılama yem ile fabrika tipi üretim yapılmalı.

III-Kendi ihtiyacımız ve üstünü aldıktan sonra bu yüksek standartta mahsulü bu çatı KİT şirkete bağlı kurulacak yüksek kalite gıda şirketlerinde katma değerle üretilip yine kit şirkete bağlı reklam şirketleriyle tüm dünyaya tanıtılıp satılmalı.

IV- Tabi bu şirkete bağlı bir üniversite ki bu alanda ülkenin tüm parlak öğretim üyelerinin toplandığı bir yer olmalı. Bu üniversite tarım yöntemleri , hayvan ırk ıslahı, tarım ve hayvancılık ilaçları ve gübre üzerine ar-ge yapmalı. Yine bu kit şirketinin kendi bünyesinde yerli ilaç ve gübre,tohum şirketleri olmalı.

V- Bu kit hisseleri hakim hisse devlette kalacak şekilde borsaya da açılabilir. Böylece hem yeni yatırım çıkar hemde şirketin ekstra devletleşmesi önlenir. Onun dışında tabi bu iştiraki yönetecek kişilerin alanında ekstra yetenekli kişiler olması çalışan profilinin liyakatli ve kadrosuz , sözleşmeli olması verimliliği arttıracaktır.


Kısaca toparlarsak devlet tasarruf fonunun kuracağı çatı şirket ülkede kiralayacağı üretim arazilerinde o arazide en verimli ne yetişiyorsa ülke genel ihtiyacına ve ihracata yönelik sözleşmeli işe alacağı bölge ahalisine modern ve milli tarım ilaç, gübre, tohumlar ve tarım ölçüm ve teşhis aletleriyle ve ziraat mühendisleri gözetiminde havza tipi tarım yaparak elde edeceği mahsulü kendine bağlı veya işbirlikli gıda şirketlerinde ürettirip bunu tüm dünyaya kendine bağlı reklam ve pazarlama organizasyonlarıyla tüm dünya pazarlarında (örneğin çin mesela dünyanın 5 te 1'i) düşük karla satarak piyasa sağlamak ve buralarda kalıcı olmak . İşte bu size kazandırır.


NOT: Şu an sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili yazabildim. Diğer sektörleri devamında yazacağım.

ENERJİ POLİTİKASI ;

Türkiye senelik 40+ milyar dolar parasını enerji ithalatına veriyor. Bunun büyük bölümü doğalgaz ve petrole gidiyor. Petrol malum , doğalgazın bu kadar geniş yer tutmasının nedeni ise elektrik üretim altyapımızın ciddi bir kısmının doğalgazla çalışan elektrik üretim santrallerinden karşılanıyor olması. Akıllı hamleler ile bu ithalata bağımlı altyapımızı yarı yarıya düşürebiliriz. Eğer akdeniz'den de gaz çıkarsa daha da rahatlarız. Peki bu hamleler nedir ;

+ Ülkede çok hızlı bir şekilde elektrik dolum altyapısını yaygınlaştırarak kurmak ve bunda arge yapmak . Ülkede elektrikli araç alımını desteklemek vergi muafiyeti sağlamak ve evre evre senelere yayarak benzin,dizel ve tüplü arabaları yasaklamak. Çünkü biz bir şekilde üretim altyapımızı güncelleyerek elektrik üretiriz ama olmayan petrol veya gazı çıkartamayız. Bu petrol ithalatını minimize edebilir.

+Milli otomobil markasını elektrikli/hybrid modeller üzerine inşa edip avantajlı fiyatlardan vermek.

+ Ev ısınma sistemlerinde doğalgazdan çok yeni yapılacak yapılarda Amerika'daki gibi ısınma, soğuma ve pişirmede elektrik temelli klima sistemini kullandırmak standart kılmak.(Eğer verimliyse). Yine üstteki sebepten dolayı.

+ Yerli rüzgar tribünü , güneş enerjisi, dalga enerjisi vb. alanlardaki teknolojileri yerlileştirmek ve bu enerjileri had safhada kullanmak .

+ Tabi bu yetmeyeceğinden Nükleer santral programına tam gaz devam edip, yerli olarak bu tesisleri kurma altyapısına uğraşmak . Reaktör tasarımı inşasıvb. konularda uzmanlaşmak .


Bence böylece bütçedeki gediği yamarız. Kesinlikle yapmak gerekir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: ACE - 19 Mart 2019, 00:57:40
Üretimden anladığımız sadece konut inşaatı olunca sonu bu olacağı ortadaydı. Ülke ne yazık ki Belediye Başkanı kafasıyla yönetiliyor. Devlet-Müteahhit sarmalı kırılmalı. Dış politikamıza bile kötü şekilde sirayet etmiş.

Suriye ile ilgili politikamız ve beklentilerimize dair yurtdışında demeç verilirken yetkililerimiz şunu diyordu “Suriyenin yeniden inşaasında rol almak istiyoruz”

Ben bunu duyduğumda Suriyenin demografik yapısı, kültürü, yasama,yürütme,yargı veya demokratik diğer konular ele alınıyor sanmıştım. Meğerse bizimkiler cidden orada gidip bina yapmaktan bahsediyormuş. “Toki ev yapsın hastane yapsın vs” Detayları görünce şok oldum utandım.

Dünya ortadoğuda enerji ve tabi kaynaklar üzerine çatışıyor. Demografik yapı üzerine oynuyor; kendi dil ve kültürünü hakim kılmaya çalışıyor. biz hala ev yapalım derdindeyiz.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 19 Mart 2019, 02:04:09
Ben bunu duyduğumda Suriyenin demografik yapısı, kültürü, yasama,yürütme,yargı veya demokratik diğer konular ele alınıyor sanmıştım. Meğerse bizimkiler cidden orada gidip bina yapmaktan bahsediyormuş. “Toki ev yapsın hastane yapsın vs” Detayları görünce şok oldum utandım.

Suriye' ye ev yapabilmek için, tabii olarak ilk önce istikrarın sağlanması gerekiyor. O açıdan henüz resmi kanaldan Suriye devletiyle müzakerelere başlamış değiller. Ne diyorlar; şayet öyle yaparsak Esad Rejimini meşrulaştırır mışız (!)  Yahu, adam zaten Suriye' nin hem meşru lideri hem de meşru lideriydi. BM' de Suriye devletini El Kaide mi temsil ediyor zannediyorlar?

Bütün bunlar olurken -iki hafta önce olması lazım- Çin devlet ikici başkanı Suriye' ye resmi ziyarette bulundu. Esad' la da görüştü. Bunlar basına yansıdı yani... Özetle diyorlar ki: Suriye' yle ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek ve Suriye' nin yeniden inşasında görev almak istiyoruz -diyorlar. Bir de bizim yaptığımıza bakın! Üstüne 3-5 milyon Suriyeliyi besliyoruz. Maliyeti 45-50 Milyar dolar olmuştur herhalde...!

Şu memleketin aklı başında birkaç düzine devlet adamı olmuş olsaydı, memleket iş bu hale gelmezdi! Mevcutlarında üstüne çullanarak, gerçek devlet adamlarını görev yapamaz hale getirdiler. Bir kısmını Ergenekon-Balyoz gibi operasyonlarla etkisiz hale getirirken; bir kısmı da lanet olsun diyerek, devlet işlerinden deyip elini eteğini çekmiştir.

Şimdi bu işin iki yolu var

1- Ya gelirlerinizi arttıracaksınız
2- Ya da giderlerinizi azaltacaksınız.

Gelirleri artırmak bugünden yarına olacak iş değildir. O halde ilk iş olarak giderleri azaltacaksınız. O nedenle ekonominin başı tasarruftur derler. Yemden, içmeden, eğitimden, sağlıktan tasarruf olmayacağına göre; ilk başta israfı önleyerek işe başlamak lazım. Fakat mevcut hükumetin bunları yapacağından hiç ümidim yok. Bunca yılın tecrübesine dayanarak söyleyebilirim ki, mevcut kaynakları da tüketeceklerdir. Allah vermesin belki de dereleri, gölleri, dağları, tepeleri sayacaklar! Zaten 4 yıl daha seçim yok... bindirecekler dolaylı vergiyi, milletin yastık altındakini de elinden alacaklar. Vergi müfettişleri seçim sonunu iple gözlüyormuş. Aldığımız duyumlara göre, aynen sahaya girmek için sabırsızlıkla bekleyen forvet oyuncusu gibiler miş. Bakalım kimlere gol artacaklar? Milletin a' sına küfreden Cengiz İnşaata gol atabileceklerini hiç zannetmiyorum! Güçleri anca bize yeter.   
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 19 Mart 2019, 08:31:43
Bir ülkenin ekonomisi sadece halktan alınan vergilerle sağlanıyorsa ve o ülkenin ithalatı ihracatından çok fazlaysa fazla bir şey konuşmaya gerek yok aslında...
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 10:42:53
+80 Milyonluk ülkemizde elbette aklıbaşında beş on adam bulunur. Ama öncelikle o insanları dinleyip anlamaya çalışan  olurmu ondan şüpheliyim. Çünkü gözlerimiz ve kulaklarımız  ve hali ile beyinizimizi uzunca bir zamandan beri pek kullandığımız pek söylenemez . Millet olarak bu durumda ilken aklı başında olan insanlar ne derece ülkemizdeki düzeysiz siyasetin parçası olmasını ister o başka konu.

Ölüm hariç herşeyin bir çözümü olduğuna göre Türk ekonomisinin nasıl sağlığına kavuşturulabileceği konusununda bir çözümü elbette vardır. Ama öncelikle her hastalıkta olduğu gibi hastanın önce hasta olduğunu idrak etmesi gerekir  bizler daha hasta olduğumuzu dahi kabullenmekte zorlanıyoruz. Daha sonrası  sizlerinde bahsetmiş olduğunuz gibi gelirleri artırmak, gereksiz harcamlara son vermek yani tassarufa  ve benzeri uygulamakle tedavi yapılabilir. Sadece ekonomik uygulamalar ile de mevcut durumun altından kalkmak kanımca imkansız bu nedenle yapısal değişikliklerin de uygulanması gerekecek.

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: Partikül - 19 Mart 2019, 16:13:49
Bir ülkenin ekonomisi sadece halktan alınan vergilerle sağlanıyorsa ve o ülkenin ithalatı ihracatından çok fazlaysa fazla bir şey konuşmaya gerek yok aslında...

Hocam zaten bütçenin %85' i vergi gelirlerinden oluşuyor. Diğer gelirler ise; para cezaları, faiz gelirleri, sermaye gelirleri, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri, alınan bağış ve yardımlar, özel bütçe gelirleri gibi adlar altında toplanıyor. Bu diğer gelirler kaleminin %45' i sadece para cezası ve faiz gelirlerinden oluşmaktadır. Bu rakamlar 2017 rakamlarıdır. Henüz 2018 resmi rakamları netleşmedi.

Tabii olarak, önemli olan asıl kısım; bu toplanan gelirlerin nasıl ve nerelere harcandığı konusudur. Verimli şekilde kullanılabiliyor mu? Kısa vadede toplanan gelirleri arttırmanın pek bir imkanı yok gibi görünüyor. Vergi dilimlerini arttırmaya çalışmak, milletin cebine göz dikmek gibi olacağından; asıl yapılması gereken iş devletin kemer sıkmasıdır. Hırsızlık, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, devlet malını yağmalama ... gibi hususların var olmadığını, hiç bir şekilde yaşanmadığını varsayarak, işbu kısımları es geçiyorum! 

Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 19 Mart 2019, 16:46:11
Bütçenin büyük oranda vergiden oluşması normal. Ancak o vergiye bakmak gerek! Ekonomisi üretime dayalı bir ülkeye mükemmel derim. Ama ekonominiz ranta dayalıysa vay halinize!

Çalışma, üretme, üreteni de kapat, hep dışarıdan al, sürekli tüket, gelirleri savur vs...
Peki sonra....

Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 17:06:14

Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.

İyi organize olunabidiği taktirde kendi kendine yeterli tarımı olan ,ekonomik olarak gelişmiş ,turizim alanında doğal güzelliğinin ve mevcut tarihi potansiyelini etkin şekilde kulanabilen bir ülke olabilme şansımız her zaman mevcut yeterki bizler isteyelim ,inanalım ve bunu yapmak için elbirliğince çalışalım.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BATTLESTAR - 19 Mart 2019, 17:26:14
Bütçenin büyük oranda vergiden oluşması normal. Ancak o vergiye bakmak gerek! Ekonomisi üretime dayalı bir ülkeye mükemmel derim. Ama ekonominiz ranta dayalıysa vay halinize!


Vergi liberal kapitalizm'in hüküm sürdüğü yerlerde devletlerin maaşıdır hocam. Amerika gibi iyi çalışan yerlerde var. Bizim gibi zıvanadan çıkmış örnekleri de var. Eğer senin ülken sanayileşmiş bir ülkeyse ülkende yerli mallar ağırlıkta kullanılıyorsan kendi şirketinden ihracat vergisi alırsın, hammaddeden ithalat vergisi alırsın, gelirinden gelir vergisi alırsın, işçilerine verdikleri maaştan vergi alırsın , işçilerin alıp kullandıkları herşeyden vergi alırsın. Alırsında alırsın yani.  Ama senin ülkende genelde ithal mallar egemense yabancı firmadan bir gümrük vergisi alırsın ki oda oranı çok düştü, bir kaç ufak vergi alırsın onun dışında dayarsın vergiyi kdv'ye dayarsın vergiyi lüks tüketime , dayarsın vergiyi gelire halkın maaş 10 ken 5 olur aldığı ürün 1 ken 3 paraya olur. Sonuç günümüz.


Kendimi bildim bileli komik bir tartışma var ülkemizde. Türkiye tarım ülkesi mi olmalı, sanayi mi? Yahu Türkiye'nin sahip olduğu özellikler o kadar mükemmel ki, hem mükemmel bir tarım ülkesi de olabilir, aynı anda mükemmel bir sanayi ülkesi de olabilir, yanına mükemmel bir turizm ülkesi de olabilir. Bizim her şeyi yapabilecek kadar insanımız ve toprağımız var.

Şu an tarım'da ve turizm'de avrupa seviyesinde olsak bütçe açığını çok rahat kapatır ve borçları ödeyecek parayı kenara koymaya başlardık. Bir kaç ana sanayi sektöründe bir kaç şirketi sübvanse etsek şu an gümbür gümbür bölgesel güçlüğe aday oluruz. Ancak şu anki klasik tarım anlayışıyla tarım ve hayvancılığı, insanlardaki şu anki bilinç ve suça yatkınlıkla ile hukuk sistemi ve komşularla olan ilişkiler (özellikle yunanistan) bu seviyede olursa bu coğrafya turizm ve tarıma uygun bir yer olmaz.

Tabi böyle şeyler durduk yere değişmez. Bizim Stratejik teşhis ve tenkid, Stratejik Planlama ve Stratejik Uygulama dediğimiz üç aşamalı bir plan vardır.  Bu 3 aşamalı planın en az 2 aşamasının yapılacağı yer yıllardır DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI idi. Bu kurum 2004'te Kalkınma bakanlığına lagvedildi. Kalkınma bakanlığıda geçen sene Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na lagvedildi. Bu kadar önemli bir kurum lagvedile lagvedile bir  hal oldu. Duyduguma göre öncedende çeşitli tarikatların ilk ve en çok yapılandığı yermiş DPT ve Kalkınma bakanlığı , e yani çoğu yurtdışı işbirlikli olan bu yapıların ilk böyle en kritik yerlere yuvalanması normaldir.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: metin62 - 19 Mart 2019, 17:57:11
Ekonomik planlama basit ifade ile neticede bir planlama ve projeksiyon dayalı bir iş. Her hükümet de kendi planını veya bir daha önceki plan üzerinde modifikasyonlar yapmak sureti ile kendi planını uygular. İyi veya kötü neticede ülkemizde tüm demokratik hükümetler seçim ile iktidara gelmekte. Yani kendi planlarını uygulamaktalar. O zama sorun bizler seçmenlerde diye düşünüyorum . Neticede icraat yapan kimlerse ve başarısız olduğuna kanaat getirmişsek o zaman yaptığından veya yapamadığından sorumlu .  Bizler de demokrasinin bir parçası denetleyicisi  seçmen olarak şayet yapılan içraatlardan hoşnut değilsek o zaman iktidarda bulunan her kimlerse onalardan hesap sorabilmeliyiz .
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: BlackHawk89 - 20 Mart 2019, 20:16:48
10 milyon mülteci abi. Ve kalıcı konut yapımı başlıyormuş. Adamlar gitmeyecek. Yanlarında beş kuruş getirmedi çoğu. Tr deki ekmeği 10 milyon kişiyle daha bölüşmek demek. Daha önce yetmiyordu şimdi hiç yetmeyecek.
Başlık: Ynt: Türkiye Ekonomisi
Gönderen: SKYWOLF - 21 Mart 2019, 13:54:12
10 milyon mülteci abi. Ve kalıcı konut yapımı başlıyormuş. Adamlar gitmeyecek. Yanlarında beş kuruş getirmedi çoğu. Tr deki ekmeği 10 milyon kişiyle daha bölüşmek demek. Daha önce yetmiyordu şimdi hiç yetmeyecek.

+1

Bizim kırılgan ekonomimizi sağlam bir ekonomiye dönüştürebilmek için üretimi ve ihracatı artırmamız lazım diyoruz. Yani kısa ve uzun vadede ülkeye kar sağlayacak şeylere yatırım yapmamız gerekiyor. Ama biz nelere yatırım yapıyoruz basit bir örnek! >> https://www.yeniasir.com.tr/galeri/sayfalama/denizlide-dunyanin-en-buyuk-horoz-heykeli-icin-guinnesse-basvuru-yapilacak/4 (https://www.yeniasir.com.tr/galeri/sayfalama/denizlide-dunyanin-en-buyuk-horoz-heykeli-icin-guinnesse-basvuru-yapilacak/4)