DefenceTURK.com

ULUSLARARASI SAVUNMA SANAYİ VE STRATEJİK DEĞERLENDİRMELER => Genel Askeri Konular Ve Stratejik Değerlendirmeler => Konuyu başlatan: SKYWOLF - 10 Şubat 2010, 14:59:36

Başlık: Avrupa Birliği İle İlgili Gelişmeler ve Stratejik Gelişmeler
Gönderen: SKYWOLF - 10 Şubat 2010, 14:59:36
AP raporu kabul edildi
Raporda "Türk askeri Kıbrıs'tan çekilsin" talebi var

10.02.2010 14:40
"Türk askeri Kıbrıs'tan çekilsin" talebinin bulunduğu Avrupa Parlamentosu raporu kabul edildi. Raporda Balyoz Eylem Planı'na da değinildi.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=206229&cat=180&dt=2010/02/10
Başlık: Ynt: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: SKYWOLF - 10 Şubat 2010, 15:03:46
AP'nin Kıbrıs raporu can sıktı
10 Şubat 2010 Çarşamba 14:51
Bu rapor çok konuşulacak. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu Türkiye'nin 2009 ilerleme raporunu kabul etti.


"Türk askeri Kıbrıs'tan çekilsin" diyen AP raporu kabul edildi.

Parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonu'nda kabul edilen taslakta, "Türkiye, Kıbrıs'tan asker çekmeye başlasın", "Maraş Rumlara açılsın", "KKTC'ye yerleşen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının durumu çözülsün" deniliyordu.

AP Genel Kurulu'nda bugün kabul edilen kararda, Ankara'dan Doğu Akdeniz'de Rumların petrol aramasına engel olmaması, Kıbrıs'ta 1974 sonrası yerlerinden edilmiş şahısların haklarına saygı duyması ve kayıp şahıslar konusunda gerekli önlemleri alması da istendi.

Metinde, Ankara'nın dört yıldır Katma Protokolü uygulamadığı da belirtiliyor ve bu durumun "müzakere sürecini ciddi biçimde etkileyebileceği" savunuluyor.

TASARININ ARDINDA RUM VE YUNAN VEKİLLER VAR
Kıbrıs konusunun taslak kararda bu denli önemli yer almasının arkasında büyük ölçüde Rum ve Yunan parlamenterler bulunuyor. Metinde Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rumlara yönelik tek bir çağrı dahi yer almıyor.

Taslak kararda Türkiye'den, başta İran konusunda olmak üzere, dış politikasını AB ile koordinasyonlu yürütmesi, Ermenistan'la imzaladığı normalleşme protokollerini de ön koşul olmaksızın onaylanması isteniyor.

DİN DERSLERİ ZORUNLU OLMASIN
Türkiye'nin temel hak ve özgürlükler konusunda 2009 yılında sınırlı reform gerçekleştidiğinin vurgulandığı taslak metinde, Türk toplumundaki "mecvut kutuplaşmadan" kaynaklanan "endişe" dile getiriliyor. Bu çerçevede Türk hükümeti ve parlamentoda temsil edilen siyasi partilere "siyasi rekabet ile pragmatik işbirliği arasında uygun dengeyi bulmaları" çağrısı yapılıyor.

Raporda, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, silahlı kuvvetlerin tamamen sivil denetim altına alınması, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısının değiştirilmesi, dini azınlıklara tüzel kişilik statüsü verilmesi, Cem evlerinin ibadethane olarak tanınması, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, Fener Rum Patrikhanesi'ne ekümenik sıfatını kullanma hakkı verilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun "derhal" açılması gibi talepler de yer alıyor.

ERGENEKON'U BASKI İÇİN FIRSAT BİLMEYİN
Ergenekon davası konusunda ise; dava sürecinde tüm sanıkların haklarına saygı duyulması gerektiği belirtilerek, Türk hükümetinin "bu süreci fırsat bilip, siyasi muhalifler veya hükümete eleştirel bakan gazeteci ve akademisyenler üzerinde haksız baskı uygulamaması" isteniyor.

Anayasa Mahkemesi'nin DTP'yi kapatma kararının eleştirildiği taslak kararda, PKK şiddeti kınanıyor ve örgütten, "Türk hükümetinin siyasi girişimine yanıt olarak", şiddete son vermesi ve silah bırkaması isteniyor. Metinde, Kürtçe'nin kamu ve özel sektör okullarında öğrenilebilmesi ile siyasi yaşam ve kamuda hizmet alırken kullanılabilmesi de istenmekte.

Rapor, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlandı.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=232581&interstitial=true
Başlık: Avrupa Birliği İle İlgili Gelişmeler ve Stratejik Gelişmeler
Gönderen: SKYWOLF - 10 Haziran 2010, 14:32:07
İtalya Dışişleri Bakanı'ndan Türkiye itirafı

13:54 | 10 Haziran 2010

İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, ülkesinin Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ülkelerin başında geldiğini belirterek, AB ülkelerinin bir an önce Türkiye’ye yönelik tutumlarında hangi hataları yaptığını düşünmesi gerektiğini söyledi.

Frattini, Alman "Frankfurter Allgemeine Zeitung" gazetesine verdiği demeçte, "Bir an önce Avrupa’nın Türkiye’ye karşı ne gibi hatalar yaptığını düşünmesi lazım. İtalya, herhalde Türkiye’nin AB üyeliğinin en önemli savunucularından biri. Kanımca biz Avrupalılar, Türkleri yanımıza çekmek yerine fazlasıyla Doğu’ya ittik. Eğer Türkleri Avrupa ailesi içinde istemediğimiz izlenimini yaratırsak, onlar da İran, Kafkaslar ve Suriye gibi bölgelere yönelerek farklı perspektifler arayacaktır. Bu da Avrupa’nın çıkarına değil" ifadesini kullandı.

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile birlikte pazartesi günü Lüksemburg’da Türkiye konusunun gündeme getirilmesini isteyeceklerini ifade eden Frattini, birkaç haftaya kadar, Türkiye ile sürdürülen üyelik müzakerelerinde yeni bir fasıl açılmadan bir AB dönem başkanlığının daha sona ereceğine dikkat çekti.

Frattini, "Bir AB üyesi engellediği için gıda maddeleri güvenliği gibi basit bir konuda bile konuşamadık. Bunun sonuçlarına hepimiz birlikte katlanmak zorundayız" dedi.

Türkiye’nin İsrail karşıtı tutumunun ve İran ile yakınlaşmasının Avrupa’nın bu tutumundan mı kaynaklandığı soRusu üzerine de Frattini, "Evet.

Gerçi iç politik dinamikler de var. Ancak Avrupa, Türkiye’yi daha aktif bir şekilde yanına çekmeye çalışsaydı tüm bu gelişmeleri önlemeye katkı sağlayabilirdik" diye konuştu.

Hala biraz zamanları bulunduğunu, ancak Türkiye’nin AB üyeliği sürecine hız kazandırmaları gerektiğini kaydeden Frattini, "(Başbakan Recep Tayyip) Erdoğan ve AK Parti’si artık acilen AB’ye girmek istiyor mu" soRusuna da Frattini, "Evet. AK Parti’yi de Avrupa Halk Partisi (EVP) toplantısına gözlemci olarak davet ettik. EVP’nin AK Parti gibi Müslüman bir partiyi davet etmesi çelişkili görünüyor, ancak bu doğru değil" yanıtını verdi.

İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırmasını haklı bulup bulmadığının sorulması üzerine de Frattini, "Bilmiyorum. Ancak Gazze Şeridi’nde ambargo yüzünden çile çeken insanların görüntüleri İsrail’e zarar veriyor. Bunu da İsrail’in Avrupa’daki en yakın dostu olan bir ülkenin dışişleri bakanı olarak söylüyorum" dedi.

AB birliklerinin Gazze Şeridi sahilini kontrol etmesi yönünde yapılan öneriler hakkında da pazartesi günü Lüksemburg’da konuşacaklarını ifade eden Frattini, "Ancak İsrail’in demokratik ve egemen bir devlet olduğu unutulmamalı.

İsrail’in karasularını bu ülkenin izni olmadan kontrol edemeyiz. Diğer yandan Hamas’ın İsrail ile anlaşabileceğine inanmak çok zor" ifadesini kullandı.

http://www.milliyet.com.tr/italya-disisleri-bakani-ndan-turkiye-itirafi/dunya/sondakika/10.06.2010/1249200/default.htm (http://www.milliyet.com.tr/italya-disisleri-bakani-ndan-turkiye-itirafi/dunya/sondakika/10.06.2010/1249200/default.htm)
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: SKYWOLF - 17 Haziran 2010, 16:05:03
AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz

Alman Die Welt'ten çok çarpıcı iddia!
16 Haziran 2010 Çarşamba, 14:56:32

Türkiye'nin radikal dinci gruplarla yakınlaştığı iddialarından tedirgin olan Avrupa Birliği, Türkiye'yi tekrar yanına çekmek amacını taşıyan çok önemli bazı adımlar atmaya hazırlanıyor. Gazetenin iddiasına göre bu adımlar arasında vize serbestisi ve önemli müzakere başlıklarını açmak gibi başlıklar da var.

Almanya'nın hükümete yakınlığıyla bilinen liberal gazetelerinden Die Welt Türkiye'nin son dönemdeki dış politikasını ele alan bir dosya hazırladı. Dosyada AB'li diplomatların Brüksel'de yeni bir Türkiye stratejisi üzerinde çok gizli bir çalışma yürüttükleri belirtildi.

SÜRPRİZ YIL SONUNDAKİ TÜRKİYE ZİRVESİ'NDE
Die Welt'in haberinde Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye tekliflerini yıl sonundaki Türkiye Zirvesi'nde yapacağı iddia edildi. Üst düzey bir AB'li diplomat, Türkiye'nin önem verdiği müzakere başlıklarını açacaklarını ve bu ülkeye vize muafiyeti getirileceğini söyledi. Türkiye'nin önemli bir uluslararası oyuncu olduğunu belirten AB'li diplomat, Türkiye'nin bu rolü Batı için de oynaması gerektiğini belirtti.

Die Welt'in hazırladığı dosyada Türkiye'nin son dönemde Batı'dan uzaklaşmasına İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırarak 9 Türk'ü öldürmesinin sebep olduğunu ama Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmasının geçmişinin 2008 yılına dayandığı belirtildi.

“AB’NİN İSTEKSİZ TUTUMU ANKARA’YI DOĞU’YA YÖNELTTİ’’
Geçtiğimiz günlerde ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in, Ankara’nın Doğu’ya yönelmesinden AB’nin tutumunu sorumlu tutan sözleri tartışma yaratmıştı.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/524133-abden-turkiyeye-buyuk-surpriz
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: AVCI - 17 Haziran 2010, 19:24:03
Yok canım daha neler,biraz daha mı kopsak batıdan acaba.O zaman ne taviz verirler ki  ::)!
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: azarax - 17 Haziran 2010, 22:11:51
bana doğruluğu mümkün göründü. ;)
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: Stryker - 17 Haziran 2010, 22:23:12
Arkadaşlar size bende bir senaryo yazıyorum.Ab nin bize bu ikiyüzlü tutumu devam etti diyelim.Ab ye girmememiz için ülkeler bize türlü bahane uydurduruyorlar.Türkiye ne yapacak tabiki başka arayışlar içine girecektir.Araplarla yakınlaşacak rusyayla yakınlaşak sizce bu ab nin işinemi gelir dersiniz.Düşünsenize şu mavi marmara gibi ses getiren birkaç olay daha oldu.Biz misal natonun askeri kanadından ciddi ciddi çekilmeyi düşünüyoruz.Ne yapacaklar sizce bizi kaybetmeyi göze alabileceklermi cevabı kesinlikle hayır.Notonun askeri kanadından çekilirsek biliyorsunuz natonun doğu kanadı çöker bunu ab istiyor diyelim.Ama abd kesinlikle izin vermeyektir.Bizi kaybetmelrinin bedeli ağır olur bunu göze alamazlar inanın.Hem ab ye girersek biz onlara yük olmicaz onlar bize yük olacaklar bunun yavaş yavaş farkına varmaya başladılar.
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: SKYWOLF - 17 Haziran 2010, 23:10:32
Senelerdir forumlarda yazıyoruz; AB'ye karşı bu kadar teslimiyetçi olmayalım diyoruz. Her istediklerini yaparak onların birliğine giremeyiz, bizim bu birliğe girme istemizi sömürüyorlar diyoruz. Bizim AB'ye olduğu kadar AB'nin de bize ihtiyacı var diyoruz. Bu sadece AB için değil, tüm batı için geçerli. Bunun için birazda yüzümüzü doğuya dönelim diyoruz.  Doğudaki komşularımızla iyi ilişkiler kuralım diyoruz. Biz doğuya yaklaşırsak peşinden koştuğumuz batı, bizim peşimizden koşmaya başlar diyoruz. Sonunda dediklerimizdeki haklılığımız ortaya çıkıyor işte.
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: QRI - 20 Haziran 2010, 16:35:15
Davutoglu isinin ustasi.
Batini her zaman dogunun krali ile iyi iliskide olmasi gerek(ve buna en laikli aday biziz) .bunu olnlar iyi bilir.Nihayet bizde anladik.
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: Castiel - 20 Haziran 2010, 16:58:50
Zamanında derdik, Türkiye terazinin hangi tarafından olursa o taraf kazanacak diye.Alın işte size kanıtı.Avrupa birliğine Türkiyenin katacaklarına bakalım;
Yeni ekonomik pazarlara açılan bir kapı(asya)
Genç üretim gücü
Orta doğu gibi bir yerde söz sahibi olabilme.
Avrupa bize ne vericek? Ben bu sorunun cevabını bulamıyorum.Eskiden refah düzeyleri yüksek filan derdik.Ulan adamlar batıyor, artık refahda veremezler.
Yanlış mıyım?
Başlık: İtalya Dışişleri Bakanı'ndan Türkiye itirafı
Gönderen: bm1993 - 28 Ağustos 2010, 00:15:01
tamam tamam t149 sececez
Başlık: İtalya Dışişleri Bakanı'ndan Türkiye itirafı
Gönderen: nightshade - 28 Ağustos 2010, 00:30:25
tamam tamam t149 sececez
;D
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: brskn - 12 Aralık 2010, 22:17:31
rusya ve orta asyaya yonelım daha fazla buhrana surukleyebılır ab yi.
Başlık: AB'den Türkiye'ye büyük sürpriz
Gönderen: EfsaneAsker - 12 Aralık 2010, 23:36:22
Benim şahsi görüşüm yaptıkları gösterip de vermemek olacak. Bizim için girmenin bu vakitten sonra bir faydası olacağını sanmıyorum, tek yapabilceğimiz demokrasi ve insan hakları standartı kriterlerini göz önünde bulundurup kendimizde uygulamamız. Bize faydayı bu sağlar ki bunu yapabilirsek girmek için yeterli yeterliliğe ulaşmış oluruz.

Not=Bir de sadece şu vize için istiyorum:) Babamda ve annemde yeşil pasaportla pek sorun olmuyor ama Almanya falan çok baş ağırıtıyor. :D
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: cüzzamlı melek - 07 Mart 2011, 15:46:59
http://www.facebook.com/video/video.php?v=141267602559632
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: EfsaneAsker - 07 Mart 2011, 18:39:38
AP'nin Kıbrıs raporu can sıktı
10 Şubat 2010 Çarşamba 14:51
Bu rapor çok konuşulacak. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu Türkiye'nin 2009 ilerleme raporunu kabul etti.


"Türk askeri Kıbrıs'tan çekilsin" diyen AP raporu kabul edildi.

Parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonu'nda kabul edilen taslakta, "Türkiye, Kıbrıs'tan asker çekmeye başlasın", "Maraş Rumlara açılsın", "KKTC'ye yerleşen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının durumu çözülsün" deniliyordu.

AP Genel Kurulu'nda bugün kabul edilen kararda, Ankara'dan Doğu Akdeniz'de Rumların petrol aramasına engel olmaması, Kıbrıs'ta 1974 sonrası yerlerinden edilmiş şahısların haklarına saygı duyması ve kayıp şahıslar konusunda gerekli önlemleri alması da istendi.

Metinde, Ankara'nın dört yıldır Katma Protokolü uygulamadığı da belirtiliyor ve bu durumun "müzakere sürecini ciddi biçimde etkileyebileceği" savunuluyor.

TASARININ ARDINDA RUM VE YUNAN VEKİLLER VAR
Kıbrıs konusunun taslak kararda bu denli önemli yer almasının arkasında büyük ölçüde Rum ve Yunan parlamenterler bulunuyor. Metinde Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rumlara yönelik tek bir çağrı dahi yer almıyor.

Taslak kararda Türkiye'den, başta İran konusunda olmak üzere, dış politikasını AB ile koordinasyonlu yürütmesi, Ermenistan'la imzaladığı normalleşme protokollerini de ön koşul olmaksızın onaylanması isteniyor.

DİN DERSLERİ ZORUNLU OLMASIN
Türkiye'nin temel hak ve özgürlükler konusunda 2009 yılında sınırlı reform gerçekleştidiğinin vurgulandığı taslak metinde, Türk toplumundaki "mecvut kutuplaşmadan" kaynaklanan "endişe" dile getiriliyor. Bu çerçevede Türk hükümeti ve parlamentoda temsil edilen siyasi partilere "siyasi rekabet ile pragmatik işbirliği arasında uygun dengeyi bulmaları" çağrısı yapılıyor.

Raporda, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, silahlı kuvvetlerin tamamen sivil denetim altına alınması, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısının değiştirilmesi, dini azınlıklara tüzel kişilik statüsü verilmesi, Cem evlerinin ibadethane olarak tanınması, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, Fener Rum Patrikhanesi'ne ekümenik sıfatını kullanma hakkı verilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun "derhal" açılması gibi talepler de yer alıyor.

ERGENEKON'U BASKI İÇİN FIRSAT BİLMEYİN
Ergenekon davası konusunda ise; dava sürecinde tüm sanıkların haklarına saygı duyulması gerektiği belirtilerek, Türk hükümetinin "bu süreci fırsat bilip, siyasi muhalifler veya hükümete eleştirel bakan gazeteci ve akademisyenler üzerinde haksız baskı uygulamaması" isteniyor.

Anayasa Mahkemesi'nin DTP'yi kapatma kararının eleştirildiği taslak kararda, PKK şiddeti kınanıyor ve örgütten, "Türk hükümetinin siyasi girişimine yanıt olarak", şiddete son vermesi ve silah bırkaması isteniyor. Metinde, Kürtçe'nin kamu ve özel sektör okullarında öğrenilebilmesi ile siyasi yaşam ve kamuda hizmet alırken kullanılabilmesi de istenmekte.

Rapor, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlandı.

[url]http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=232581&interstitial=true[/url]


Şu Kuzey kesimindeki kıbrıslılar için boylarının ölçüsünü almaları için bir çekmek lazım bakalım ne yapıyor Rumlar onlara. Yerlerinden edilen kıbrıslılarmış. Önce öldürdükleri vatandaşlarımız, katlettikleri ailelerimiz için tazminat ödesinler. Petrol için hayhay zaten bizi küçücük yere sıkıştırmışlar isterlerse bizim karasularından petrol çıkarsınlar. Onlar ilk önce kıbrısı tanısınlar barış niyetlerini belli etsinler sonra icabına bakarız.

Ergenekon ve din dersi konusunda katılıyorum.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: enes38 - 07 Mart 2011, 19:17:28
askari ücreti 1800 tl olan ve  yıllık giderinin 3/1 ini türkiyeden yardım parası adı altında ödenek olarak alan  savunmaya minnacık para verip   bunuda para sanan bir  ülkeden ne olur , ben söyleyim  bir cacık olmaz ve bence kıbrıs artık  yakamızdan düşmeli.  kıbrıs  batarmış  yok rumlar  alırmış  , geçin kardeşim  benim halkımın  çoğu  630 tl maaşla  çalışıyor  ve buna rağmen kıbrısa  para yardımı yapıyoruz  yetmedi  kıbrıs halkı 3 ay  gündüzleri ve hafta içlerinde  kışlaya  emir vermek için gelen bir askerlik sisteminden faydalanıyor  ama benim askerim kıbrısta 15 ay o adamlardan emir  alıyor ,  ben kendi  adıma kıbrısı  istemiyorum ,  devletimizin akdenizdeki hakimiyeti  sağlaması  açısından kıbrısı  elde tutma  isteğini anlayabiliyorum ama  kıbrısada çok yüz verdiğini  düşünüyorum
kıbrıs halkı  bizlere türkler diye  hitap ediyorlar   kendilerine ise kıbrıslılar diye  , son yaşananlardan sonra  bizde türküz diye  bağırmaya başladılar  ama artık yutmuyorum
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: kanas - 08 Mart 2011, 10:00:08
askari ücreti 1800 tl olan ve  yıllık giderinin 3/1 ini türkiyeden yardım parası adı altında ödenek olarak alan  savunmaya minnacık para verip   bunuda para sanan bir  ülkeden ne olur , ben söyleyim  bir cacık olmaz ve bence kıbrıs artık  yakamızdan düşmeli.  kıbrıs  batarmış  yok rumlar  alırmış  , geçin kardeşim  benim halkımın  çoğu  630 tl maaşla  çalışıyor  ve buna rağmen kıbrısa  para yardımı yapıyoruz  yetmedi  kıbrıs halkı 3 ay  gündüzleri ve hafta içlerinde  kışlaya  emir vermek için gelen bir askerlik sisteminden faydalanıyor  ama benim askerim kıbrısta 15 ay o adamlardan emir  alıyor ,  ben kendi  adıma kıbrısı  istemiyorum ,  devletimizin akdenizdeki hakimiyeti  sağlaması  açısından kıbrısı  elde tutma  isteğini anlayabiliyorum ama  kıbrısada çok yüz verdiğini  düşünüyorum
kıbrıs halkı  bizlere türkler diye  hitap ediyorlar   kendilerine ise kıbrıslılar diye  , son yaşananlardan sonra  bizde türküz diye  bağırmaya başladılar  ama artık yutmuyorum

Bence o kadarda bencil olmamalısın. Bizde meraklı değiliz Kıbrıs'a Kıprıs diyen insanların popolarını kollamaya ama o ada çok büyük stratejik değere sahip.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: rstr617 - 08 Mart 2011, 10:58:18
Bahsettiğiniz kesim kıbrısta azınlıktır. Azınlık olup da sesi çok çıkanlardan. Çoğu kıbrıslı rum (kıbrıs cumhuriyeti) pasaportu almış olmasına rağmen Türkiye'ye bağlıdır.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: enes38 - 08 Mart 2011, 12:00:47
Bahsettiğiniz kesim kıbrısta azınlıktır. Azınlık olup da sesi çok çıkanlardan. Çoğu kıbrıslı rum (kıbrıs cumhuriyeti) pasaportu almış olmasına rağmen Türkiye'ye bağlıdır.
kıbrıs ne istiyor?
*askeri harcamalarımız karşılanmaya devam edilsin
*yıllık ödenen  800 milyon dolar yardım parası verilmeye devam edilsin
*asker yollansın lakin kışla komutanları  türkiyeden gelmesin  bizzat kıbrıs askerinden komutanlar oluşturulsun ve  askeri yönetim tamamiyle kıbrısa verilsin , böylece  avrupa birliği kıbrısı  kabul eder diyor
ve yine bunları söyleyen kıbrıs  cumhurbaşkanı  yardım parasının kesilmesi durumunda kıbrısın  iflas edeceğini  ve halkının  maaşlarının sadece 1800 tl den başladığını söyleyerek  kendilerini acındırmaya  çalışıyor   allah aşkına  kıbrısın askari üçreti olan ücreti aramızda kaç kişi  alabiliyor?  ben mimarım  maaşla  çalışıyorum ve bu parayı zar zor kazanıyorum , halkımın büyük çoğunluğu  630 tl maaşla  hayatta kalmaya çalışırken  bu  terbiyesizce hareketleri yapanların rum yada türk  olması  ne derece  önemliki?  kıbrısta askerlik yapanlara yada kıbrısta  öğrenim gören insanlarımıza  (soralım kıbrıs halkı (türk olan halkı) size nasıl davranıyor?
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: rstr617 - 08 Mart 2011, 16:41:50
Bu hezeyanların tek sebebi Türkiye'den gelen göç. Eski rahatlarını kaybeden bir kısım bu yaygara koparanlar.

Tabi ingilterenin neler yaptığını daha bilmiyoruz.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: boxer - 08 Mart 2011, 17:33:49
Kıbrıs'a su Alaköprü'den gidecek
08 Mart 2011 Salı 01:18
KKTC'nin mevcut su ihtiyacının karşılanması amacıyla yapılan Alaköprü Barajı'nın temeli atıldı

KKTC'nin mevcut su ihtiyacının karşılanması noktasında hayata geçirilen Alaköprü Barajı'nın temeli Mersin'in Anamur ilçesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle atıldı.

Anamur Şehir Stadı'nda yağmur altında gerçekleştirilen törene yoğun ilgi gösterildi. Burada konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 7 Mart tarihinin aynı zamanda da kendisinin doğum günü olduğunu ifade ederek, böylesine önemli bir olayın kendi doğum gününe denk gelmesinin de ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu anlattı.

Eroğlu, yıllarca hep 'Barış Suyu Projesi'nin hayata geçirileceği umuduyla yaşadığını ve bugün söz konusu hayalin gerçekleştiğine tanıklık etmenin haklı gururunu yaşadığını ifade ederek, projenin hayata geçirilmesinde Başbakan Erdoğan'ın oldukça önemli katkı ve çabaları olduğunu dile getirdi.

"KKTC İLE TÜRKİYE ETLE TIRNAK GİBİDİR"
Projeyle birlikte KKTC'de suya adeta hasret olan toprakların sulanarak verimli hale getirileceğini belirten Eroğlu, "Böylece anavatan Türkiye ile aramızda yeni bir köprü kurulacaktır. Kıbrıs Türkleri, kadirşinastır yapılanları asla unutmaz. Kıbrıs Türk halkı, Anavatanına bağlıdır. Biz et ve tırnak gibiyiz. Bu lafta değil, fiiliyatta da böyledir. Yani Kıbrıs, Türk Milleti'nin çıkarlarını iyi biliyor. Milli davaların amaca ulaşabilmesi için 'milli görüş'e ihtiyaç var. Kıbrıs Türk halkı da böyle düşünüyor.


Bizim için Türkiye anavatandır. 1571-1974 arasında Kıbrıs'a gelip gidenle 1974'ten sonra Kıbrıs'a gelenler arasında hiçbir fark yok. KKTC'nin yaşayıp yücelmesinde, ekonomik olarak güçlenmesi için Türkiye'nin gereken tüm çabayı gösterdiğinden eminiz. KKTC'den bakıldığında Türkiye'nin son zamanlarda ekonomide kaydettiği başarılardan mutluyuz. Bir Türk olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.

"PROJE 'KIBRIS SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜNDE ELİMİZİ GÜÇLENDİRDİ"
KKTC'nin ekonomik açıdan oldukça zor günler geçirdiğini hatırlatan Eroğlu, bu noktada da birtakım tedbirlerin alınmasının kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, "Ancak burada şunu unutmamak lazım; KKTC'nin durumu başka hiçbir devlete benzemez. Güneydeki Rum komşularımızın başlıca hedefi; bizim ekonomimizi çökertmek, bu olmasa bile en azından gelişmesini engellemektir" ifadesini kullandı. Bütçedeki açığın çok ciddi boyuta ulaştığını, turizmdeyse istenilen noktaya gelinemediği gibi eğitim alandaki hedeflerin
de tutturulamadığını belirten Eroğlu, 30 bin yatak kapasitesine ulaşılmasının yanında 60 bin öğrencinin ülkede eğitim-öğretim görmesinin en büyük hedefleri olduğunu, bu konuda da Türkiye ile ortak hareket ettiklerini vurgulayarak, 'Barış Suyu Projesi'nin de söz konusu hedeflere ulaşılmasında önemli bir misyon üstleneceğini savundu. Projenin, 'Kıbrıs Sorunu'nun çözümü noktasında masada kendi elini güçlendireceğini iddia eden Eroğlu, herhangi bir anlaşmaya varılması noktasında Türkiye'den gelen suyun, Güney
Kıbrıs'a da verilmesi için gerekli ortamı oluşturacağını vurguladı.

"TÜRKİYE'NİN ETKİN VE FİİLİ VARLIĞINDAN ASLA VAZGEÇMEYİZ"
Derviş Eroğlu, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Ada'da çözüme ulaşılması için biz üzerimize düşeni yapıyoruz. En kısa sürede çözüme ulaşmak istiyoruz. Eğer Ada'daki gerçekler hazmedilirse bu çokta zor olmaz. Bu gerçekler ne mi? Kıbrıs'ta iki halk, iki dil ve iki din var. Yeni devlet kurulurken, eşitlik temel ilke olmalıdır. Türkiye'nin etkin ve fiili varlığı bizim için önemlidir. Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir şeyi kabul etmeyiz, böyle bir talepte de bize asla bulunamazlar. Eğer siz bir anlaşma
arayışı içindeyseniz çeşitli çevrelerin de Ada'yı karıştırma hevesi olacaktır. Kıbrıs Türk halkı, nereden nereye geldiğini ve kiminle geldiğini çok iyi biliyor. Biz geçmişte yaşananları unutmadık. Kıbrıs Türk halkı, Türkiye'nin heyecanını, sevgisini ve bağımlılığını biliyor. Zaman zaman değişik sesler çıkabilir, buna itibar edip de Kıbrıs Türklerinin, Türkiye'ye olan sevgisi azaldığı yönünde bir şeyi asla düşünmeyin. Kıbrıs Türk halkı, kiminle bugünlere geldiğini çok iyi biliyor çünkü. Türkiye ile aramızda
var olan sevgi bağlarını koparıp, kardeşliğimizi bozmak isteyenlerin zaman zaman ortaya koydukları ve yazdıkları doğru değil. Ben halkımı biliyorum ve siz de onları çok iyi biliyorsunuz."

"BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEYENLER ASLA BAŞARILI OLAMAZ"
Türkiye ile KKTC arasındaki birlikteliği kıskanıp, iki ülkeyi birbirinden ayırıp, kin ve nefret tohumları ekmek isteyenlerin dün olduğu gibi bugün de olacağını anlatan Küçük, "Zaman zaman aramıza sızıp, tehditlerle bir takım kişileri kullananlar olabilir ama bunlar asla başarılı olamaz. Biz kardeşiz, biz bütünüz, et ve tırnak gibiyiz. Hangi tehdit olursa olsun ve nereden gelirse gelsin bunlar bir anneyi evladından asla ama asla ayıramaz. Kıbrıs Türkleri olarak biz bugünlere her yastığın altında bir Kur'an-ı Kerim ve Türk bayrağı bırakarak geldik. İstiklal Marşı'nı dinlerken göğsümüz kabardı. 20 Temmuz şehitlerimizi anarken, Yemen'deki şehitlerimizi de saygıyla andık, 'Yemen Türküsü'nü dinlerken gözlerimiz doldu" ifadesini kullandı.

"BİZİM KKTC OLAN İLİŞKİMİZ BİR MENFAAT VE AL-VER İLİŞKİSİ DEĞİL"
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek de, 'Alaköprü Barajı'nın yıllardır KKTC'nin hayali ve özlemi olduğunun altını çizerek, hükümet olarak 40 yıllık sloganı gerçekleştirmenin haklı gururu ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Çiçek, "Bu proje, KKTC ve Ada'daki kardeşlerimize güç katıp bolluk bereket getirecektir. Mutluluk ve refahını arttıracaktır. Bu proje, uzun zamandır konuşuldu, özlem oldu, hayal oldu, rüya oldu ama gerçekleştirmek birçok konuda olduğu gibi bizim dönemimize ve
iktidarımıza nasip oldu.

Bu baraj, KKTC için bolluğun, bereketin, Cumhuriyet'in yeni bir atar damarı olacağı gibi iki ülke arasındaki kardeşliği de kuvvetlendirecektir. Bizim KKTC ile Ada'da yaşayan kardeşlerimizle olan ilişkimiz bir al-ver, bir menfaat ya da çıkar ilişkisi değil. Bir emperyal ilişkiyse hiç değil. Bu ilişkinin özü; kardeşlik temeline dayanıyor. kardeşlik ilişkisidir. Bu proje kardeşin kardeşe verdiği anlamlı bir destektir. Bunlar oradaki kardeşlerimizin mutluluğu, refahı için. Ada'da daha güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürmesi içindir. Gönülden gönüle kurduğumuz dostluk köprüleri bu baraj daha da kuvvetlenecektir" diye konuştu.
İHA





Para bizden su bizden bence milletvekilleri gelsinler TBMM de çalışsınlar.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: enes38 - 08 Mart 2011, 17:55:35
şuna bak  sonuna kadar okudum tek bir çözüm önerisi göremedim , isteklerinden vazgeçmek bir yana birde  barajın masrafını  bize ödetiyorlar  bununla birlikte boş boş konuşmadan daha fazlasını yapmamışlar   eee sonuç ne ??? bir  çözüm yokmu? 
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: ist_eternal - 08 Mart 2011, 18:23:20
şimdi kıbrıs giderse ne olur onu düşünmek lazım aynen kumar ve vergi cenneti olur türkler anında asimile olur zamanında gidenler geri döner,israilin ve mısırın eli rahatlamış olur birileri darağacına gider,gaza gelip parası bizden çıkıyor falan deniyorda senin günde ödediğin faiz ne kadar,altı üstü 200 in nüfusu var.
biz zamanında mısırın önde gelenlerini falakaya yatırırken ingilizler limuzin tahsis ediyordu adamlara ondan sonrada elimizden çıkıncada bizi sattılar satmazsa salak derler adama.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: enes38 - 08 Mart 2011, 18:44:09
şimdi kıbrıs giderse ne olur onu düşünmek lazım aynen kumar ve vergi cenneti olur türkler anında asimile olur zamanında gidenler geri döner,israilin ve mısırın eli rahatlamış olur birileri darağacına gider,gaza gelip parası bizden çıkıyor falan deniyorda senin günde ödediğin faiz ne kadar,altı üstü 200 in nüfusu var.
biz zamanında mısırın önde gelenlerini falakaya yatırırken ingilizler limuzin tahsis ediyordu adamlara ondan sonrada elimizden çıkıncada bizi sattılar satmazsa salak derler adama.
Kıbrısı kıbrıs  yapan  biziz  o yüzden kıbrısı  teslim etmekte  aptallık olur  ama  200 bin nufuslu bir  nufusada bu kadar yüz vermek  yalnış olur   o  200 bin kişiyi  onbinlerce asker  koruyor  o  200 bin kişi  , kişibaşına türkiye  ortalamasından çok daha fazla  ödenek alıyor    yani kıbrısta yine  askerimiz olsun  yine askerimizin masrafını biz karşılayalım ama kıbrıslının maaşını artık biz ödemeyelim   nasılki benim askerim kıbrısı korumak için nöbet bekliyorsa kıbrıs halkıda beklesin ,  iyi  kıbrıs her ne derse  yapayoruz  bizmi onlara muhtacız  yoksa onlarmı bize muhtaç , benim paramla rahat yaşam sürüpte sonra  beni küçük gören bir kıbrıs  istemiyorum  daha öncede sordum  kıbrıs madem başka bir ülke  neden barajını biz  yapıyoruz?  ben buna karşıyım.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: EfsaneAsker - 08 Mart 2011, 23:38:00
Kibrisa aslinda yardimlarimiz sayin enesin dediginden cok fazla. Yillik 3 milyar dolar para hibesi ve 60 bin Turk Askeri bulunuyor ama ne olursa olsun KKTC kendi haline birakilamaz, birakilmamali. Ve ne kadar laga luga etselerde kimsenin ordan biz istemedikce askeri cikarmaya gucu yetmez.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: atmaca1 - 12 Mart 2011, 21:37:15
arkadaşlar bu laf belki size klişe gelicek ama şunu söylemem gerek ki; bizim askerimizin kanı döküldü o toprağa, şimdi bizim orayı bırakmamız hata olur belki çok para harcıyoruz doğrudur hatta yeni bir projeyle Kıbrıs'ın en büyük sorunuda çözülecek, su boru hatlarıyla su taşınacak ama gerçekten Kıbrıs bizim için çok önemli oranın değeri artık kanla biçilmiş paranın lafı olmaz bence ki ortalıkta Türkiye defol diye bağıran kişilerin Türk olduğuna inanmıyorum. Kıbrıs'ın başka bir devlet olması yerine Türkiye'nin olmasını isterdim.
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: shielt - 12 Mart 2011, 21:41:19
Lafı geçmişken şunu ekleyeyim, Kıbrısa gitmedim ama kıbrıslı arkadaşlarımın dediklerine göre kıbrısta neredeyse bütün evlerin havuzları varmış. Ama kıbrıs su sıkıntısı çeken hemde önemli ölçüde çeken bir ülke...

Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: UYVAR - 12 Mart 2011, 21:47:43
ve 60 bin Turk Askeri bulunuyor

 :o :o

öhöm. hocam biraz abartı değil mi? biraz araştırsan...
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: ist_eternal - 12 Mart 2011, 21:48:25
Lafı geçmişken şunu ekleyeyim, Kıbrısa gitmedim ama kıbrıslı arkadaşlarımın dediklerine göre kıbrısta neredeyse bütün evlerin havuzları varmış. Ama kıbrıs su sıkıntısı çeken hemde önemli ölçüde çeken bir ülke...


ne çıkartmamız gerekior bu hikayeden
Başlık: AP Raporu Kabul Edildi
Gönderen: ist_eternal - 13 Mart 2011, 03:31:28
Kendimi çok küçük yaşlardan itibaren Kıbrıs davamızın içinde buldum. 1956 yılıydı, Ankara Ticaret Lisesi ikinci sınıf öğrencisi kafa dengi beş arkadaş, kendimizce “Volkan” ismiyle bir teşkilat kurmuştuk. Değerli dostum rahmetli Halil Özyıldız, Varlık Özkoçak, İdris ve ismini hatırlayamadığım bir arkadaşla Kıbrıs’a kaçak giderek, Rumlarla mücadele edecektik. Bu tarihten itibaren Kıbrıs benim için millî bir mesele oldu. Bugüne kadar muhtelif gazete ve dergilerde makalelerim neşredildi, kitaplarım yayımlandı.

Malum 1960’da, Türkiye-Yunanistan-İngiltere arasında aktedilen Londra-Zürih Antlaşmasıyla Türkiye’nin de garantör olduğu “Kıbrıs Cumhuriyeti” ortak devleti kuruldu. Cumhurbaşkanı Papaz Makarios, devleti Rumlaştırmak için 1963’te, Yunanistan silahlı kuvvetleri Adayı Yunanistan’a bağlamak için Makariyos’a karşı, 15.07.1964’te darbe yaptı.Türk Silahlı Kuvvetleri, Garantörlük yetkisine dayanarak 20.07 1974’te Kıbrıs’a çıktı. Adil bir çözüm bulununcaya kadar güvenliği sağlayacağını ilan etti. Önce Türk Federe devleti, sonra da 1983’te bağımsız KKTC kuruldu.

1974’de rahmetli Galip Erdem ağabeyin başkanlığında bir heyetle adaya gitmiştik. Önce memurların grevde olduğunu gördük, şaşırdık. Çünkü Türkiye’de memurlara grev hakkı yoktu. Sonra neredeyse bütün kitapçıların Kıbrıs Öğretmenler ve Memurlar Sendikası’na ait olduğunu öğrendik. Vitrinlere bakınca Marksist-Leninist ve Maoist kitaplarla doldurulduğunu gördük. Adeta normal bir kitap yoktu.

Küçük olsalar da, CTP. TKP gibi komünist partiler gündeme hakimdi. Meclisinde dehşetli tartışmalar yaşanıyor, Denktaş’a, Türkiye’ye ve milletimizin değerlerine akıl almaz ağır suçlamalar yapılıyordu. Planlı olduğu anlaşılan bu sistemli kampanyalar gazetelerin sayfalarına da taşıyor, bir bardak suda kıyamet koparılıyordu. Mecliste, sokakta, evde çoğunluğu teşkil eden normal Kıbrıs Türk’ü bunlara bir anlam veremiyordu. Kafalar son derece karışıktı.

Doğrusu benzer durum Türkiye’de de yaşanıyordu, ama buradaki azgınlık bambaşkaydı. Bir ara “Bozkurt” unvanını taşıyan Kıbrıs’ın en yetkili komutanı Çetin Paşanın bizimle görüşmek istediğini öğrendik ve Mücahitler’den Kürşat beyin evinde buluştuk. Ben kendisine “Paşam burada gördüklerimize inanamadık. Sosyalist ve komünist azgınlık almış başını gidiyor. Bunun önüne geçilmezse, Kıbrıs’ı Rumlardan önce bunlar çökertecek” dedim. Paşa da, “Meclisin en azgın bir milletvekili ile bugün 6 saat konuştum. Biz durmuyor, çalışıyoruz...” faslından cevap verince öfkeyle, “Eyvah, sivrisineklerle teker teker uğraşarak bu saldırganlığın önlenebileceğini mi düşünüyorsunuz? Bir plan, bir yol, bir siyasetiniz yok mu?” deyince ortalık elektriklendi. Rahmetli Galip ağabey araya girerek bizi yatıştırdı.

Bu ortamın oluşmasını araştırınca gördük ki, 1974 müdahalesinde Başbakan olan Ecevit, Kıbrıs işini Maliye Bakanı Ziya Müezzinoğlu’na vermişti. Bakan’ın önündeki proje şöyleydi: Kuzey Kıbrıs, Devlet Üretme Çiftliği gibi işletilecek, “hakça üretim, hakça bölüşüm” olacak, kimseye mülkiyet hakkı verilmeyecekti. Sanki kolhoz gibi işletilecekti. Bunun için neredeyse her bakanlıktan seçilmiş aşırı solcu memurlar gönderilmişti.

Yine bu gezide gördük ki Güzelyurt narenciye bahçeleri susuz kaldığı ve mahsul toplanamadığı için ağaçların altına düşen asitli narenciye kabukları yüzünden ağaçlar kuruyordu. Oradakilere sorduğumuzda, “Buraların sahipleri yok. Müdahale edemiyoruz. Çünkü suç oluyor” dediler.

Bu tablodan sonra 1977’ye gelelim. Rahmetli Başbakan Yardımcısı Türkeş’in başkan olduğu, Dışişleri Bakanı Çağlayangil, diğer bazı Bakanlar, Devlet Bakanı olarak benim ve bazı bürokratların üyesi olduğum KKTC Koordinasyon Kurulu toplanmıştı. Magosa derin su limanı. Lefkoşa-Magosa yolu ve memur maaşları gibi ödenek konuları tamamlanınca söz alarak; 1975’te gördüğümüz manzarayı anlattım. “Tedbir alınmazsa, Kıbrıs’ı kendi elimizle kaybedeceğiz” dedim. Rahmetli Çağlayangil, yüksek bir ses tonuyla, “Ne yani, bağımsız Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin iç işlerine mi karışacağız?” şeklinde konuştu. Söz alarak, “Biraz önce ödenek tahsis ederek ne yapmış olduk?” dedim. Tekrar Çağlayangil, “Komünistler burada da var. Ne yapabiliriz” dedi. Ben “Evet burada da var ama mücadele ediyoruz. Hiç olmazsa Kıbrıs’a gönderdiğimiz aşırı solcu memurları çekerek, yerlerine devletine milletine bağlı memurlar gönderemez miyiz” cevabını vermiştim.
Sadi SOMUNCUOĞLU
Başlık: Ynt: Avrupa Birliği İle İlgili Gelişmeler ve Stratejik Gelişmeler
Gönderen: カメせ - 22 Temmuz 2019, 18:49:17
Çavuşoğlu AB ile mültecilerin geri kabul anlaşmasının askıya alındığını açıkladı.
Başlık: Ynt: Avrupa Birliği İle İlgili Gelişmeler ve Stratejik Gelişmeler
Gönderen: カメせ - 14 Kasım 2019, 15:25:41
Alıntı
Trump-Erdoğan görüşmesi.
▪️Bild: Ortak düşmanları AB
Başlık: Ynt: AH-64 Apache
Gönderen: Mermi - 02 Mayıs 2020, 04:22:54
İskandinav ülkeleri, Almanya , Kanada bu ülkeler ile hiç bir savunma sanayi anlaşması yapılmamalı. Örnek italya bütün olaylara rağmen ilişkiler tam gaz. İngiltere oda stratejik ortak görüyor en azından şimdilik. İspanya da iyi bu konuda hata BPH harekâtında Macaristan ile ılımlı mesajlar bile verdi. Artık kim ortak kim değil ortaya çıktı. Dost zor günlerde belli olur.
Başlık: Ynt: Ynt: AH-64 Apache
Gönderen: serkan1976 - 02 Mayıs 2020, 04:33:55
İtalya ve İspanya AB konusunda da bize karşı ılımlı.  Asıl tüm ağırlığı İngilizlere kaydırmak gerekli. Abiden koptular ve ara kazanacakları işler peşindeler...
Asıl çıbanbaşları Fransa-Almanya ekürisi
Başlık: Ynt: Ynt: AH-64 Apache
Gönderen: ACE - 02 Mayıs 2020, 11:17:06
İtalya ve İspanya AB konusunda da bize karşı ılımlı.  Asıl tüm ağırlığı İngilizlere kaydırmak gerekli. Abiden koptular ve ara kazanacakları işler peşindeler...
Asıl çıbanbaşları Fransa-Almanya ekürisi

Ve biz bu fırsatı Rolls Royce firmasını dışlayarak çok güzel değerlendirdik (!)
Şu an türbin motor muhabbetini aşmıştık belki.

İngiltere Amerikanın en önde gelen müttefiki olmasına rağmen ona biat etmeyen diğerlerinden biraz daha farklı bir hali var. Almanya Fransa vs hepsi ikinci dünya savaşında işgale uğradığı için dik duruşlarından taviz verdi belki de ondan. (İngiltere ada ülkesi olmanın avantajına dua etsin) Almanya İkinci Dünya savaşından sonra başarının silah zoruyla değil ekonomi yoluyla olacağını gördü.  Artık büyük Almanya gibi tepki çeken bir fikri saklayıp Avrupa Birliği adıyla yürür oldu. Ama tabi birlikteki en büyük ekonomik güç otomatikman söz sahibi olacaktı. İngiltere bu şekilde savaşsız bir işgali öngördüğü için birlikten çıkıyor.

Avrupa birliği ile Brexıt dolayısıyla yumuşakça kırgınlar düşman değil. Düşmanlığa sert bir geçiş yapamazlar ilişkileri buna biraz engel. Ama yavaş yavaş uzaklaşmak gerekiyor. Bu sebeple kendine yeni ortaklar arıyor İngiltere; Üretim, pazar ve siyasi ortamda. Fransa ve İtalyada yer yer çatlak sesler çıksa da şu an birlik sürdürülebilir görünüyor ama ilk sağlam krizde İngiltere o ülkeye şefkatli kollarını açacaktır.

Biz bu aradaki süreçte İngilizlerle güzel işlere girebiliriz. Ucuz güvenilir iş gücü ve karşılığında teknoloji edinimli ortak işler.

Ama yok ya biz 2 milyon nüfuslu ve üretim kültürü olmayan petrol zengini Katarlılara sarılalım.
Başlık: Ynt: Ynt: AH-64 Apache
Gönderen: Mermi - 02 Mayıs 2020, 12:40:54
Ben arkadaşların ingiltere noktasında çekimser olmalarına rağmen iyimserim. Neredeyse çoğu konuda çıkarlarımız örtüşüyor. Işte en son buna libya'da eklendi. İngilizler şuan da ciddi ciddi bizimle işbirliği yapmak istiyorlar. Bu çok belli. En azından kısa vade de bu mümkün. 5 Yıl bu süreç devam etsin zaten MMU uçar Motor konusunda ciddi mesafe alırız. İlişkilerin güçlü olması ilerde olabilecek krizlerle de başa çıkma olanakları sağlıyor. Rusya ile olan suni ve ABD ile olan derin ilişkilerin etkisini görüyoruz işte. Rusya en ufak krizde dahi tetiğe basmaktan çekinmezken. Doğrudan Türk askerini hedef alacak noktada iken. ABD bütün PR kaybına rağmen sınırdan çekildi. Bunu biriyle geçici diğeriyle derin ilişkilere bağlıyorum. Aynı ABD iran ile nükleer anlaşmayı çekinmeden yırtıp attı. İlişkilerinizin güçlü olması sadece sizi ona bağımlı kılmıyor biryerde onuda size bağımlı kılıyor. İspanya, İtaly, Ingiltere benim için 3 önemli ülke. Katar ve Azerbaycan finansman sağlamalı.
Başlık: Ynt: Avrupa Birliği İle İlgili Gelişmeler ve Stratejik Gelişmeler
Gönderen: metin62 - 09 Mayıs 2020, 12:43:47
Rum basını: “Yangın söndürme uçakları Türkiye’nin baskısıyla Ağrotur’a konuşlanacak”

Rum basınında yer alan bir haberde yangın söndürme uçaklarının Türkiye’nin baskısı sonucunda Ağrotur Üssüne konuşlanacağı iddiası yer aldı.



Güney Kıbrıs’ın yüzde 25’lik bütçe katkısı koyduğu ve “RescEU” programı çerçevesinde alacağını duyurduğu iki yangın söndürme uçağının, Türkiye’nin baskı ve talepleri sonrasında Baf Havaalanı yerine İngiliz Ağrotur Üssü’ne konuşlandırılacakları iddia edildi.

Fileleftheros gazetesi, “Yangın Söndürme Uçaklarıyla AB Bombası – AB Uçakları Ağrotur’da” başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından yer verdiği haberinde, Rum hükümetinin, AB’yle ortak finanse ederek “RescEU” programı çerçevesinde Güney Kıbrıs’a getirmeyi planladığı yangın söndürme uçaklarının, Türkiye’nin baskısı sonrasında Güney Kıbrıs toprakları yerine İngiliz Üslerinde konuşlandırılacağını iddia etti.

Gazete, AB’nin, 15 Haziran-31 Ekim tarihleri arasında Güney Kıbrıs, KKTC ve bazı bölge ülkelerindeki yangınlara müdahale etmesi planlanan iki uçağın adaya gelişlerinde Baf Havaalanı yerine Ağrotur Üssünde konuşlanması şartını koştuğunu, bunun sebebinin ise, Türkiye’nin, yangın uçaklarının sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” topraklarına konuşlanmaması yönünde baskı uygulaması olduğunu öne sürdü.

Habere göre Türkiye, AB’ye, uçakların sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” topraklarındaki bir havaalanında konuşlanması durumunda uçakların KKTC’deki bir yangına müdahale etmesine izin vermeyeceğini bildirdi.

Bunun üzerine, maliyetin yüzde 75’ini karşılayacak olan AB’nin Güney Kıbrıs’a “ya kabul et ya da uçaklar gelmeyecek” şartı koştuğunu, Rum hükümetinin de bunu kabul etmek zorunda kaldığını öne süren gazete, uçakların İngiliz Üslerine yerleşmesiyle birlikte, Kuruluş Anlaşması’nda yer alan, İngiliz Üslerinin dört yangın söndürme aracı bulundurma yükümlülüğünün de yerine getirilecek olmasına dikkat çekti.

Habere göre “Canadair” yangın söndürme uçaklarının önümüzdeki hafta adaya gelmesi bekleniyor.

https://www.kibrispostasi.com/c58-GUNEY_KIBRIS/n324930-rum-basini-yangin-sondurme-ucaklari-turkiyenin-baskisiyla-agrotura-konuslanacak (https://www.kibrispostasi.com/c58-GUNEY_KIBRIS/n324930-rum-basini-yangin-sondurme-ucaklari-turkiyenin-baskisiyla-agrotura-konuslanacak)

** KKTC deki orman yanginlarina mudahale sekli , orman yangini halinde  TC  den gonderilen helikopter veya ucaklar tarafindan mudahale yapilmakta. Bu durumun sakincasi ise TC nin Akdeniz kiyilarinda surekli orman yangini ciktigi icin mudahale edecek ucak ,helikopter oncelikle TC orman  yanginlarina  mudahale etmekle yukumlu. Halbuki son 10 yildir ,yaz aylarinda orman yanginlarinin baslamasi ile KKTC de gundemine getirilmesine ragmen bir turlu konuya cozum getirilmemistir. "Onerilen cozumlar arasinda KKTC GKK bunyesinde konuslu bulunan AS532 lere aparat takimi .... bir turlu sonlandirilamamistir. Uzun lafin kisasi yine RAF helikopter veya AB nin insiyatifine muhtac birakildik bu sene de ;) Halbuki pek rahatlikla TC  orman bakanliginin kulnmamaya karar vermis oldugu ve bosta kalan Turk Hava Kurumu filosunun bir kismindan faydalanabilir.